Arama Sonuçları..

Toplam 3628 kayıt bulundu.
Kansere Neden Olan Tümörler

Kansere Neden Olan Tümörler

Genel olarak dokulardaki hücre veya hücre guruplarının kontrol mekanizmasından çıkıp normal olmayan şekilde çoğalmasıyla oluşan herhangi bir şişliğe, daha sıklıkla kullanılan ifadeyle, iyi (selim) ya da kötü huylu (habis) neoplazi dokusuna denir. TDK’daki tanımı ise; hücrenin aşırı çoğalmasıyla dokularda oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru. Neoplaziye tümör denmesinin nedeni, bulunduğu dokuda kendisini şişkinlik veya ur olarak gösteriyor olmasıdır.Normal bir organizmada hücre çoğalması belirli bir doku veya organın meydana getirilmesine ve onarılmasına kadar devam eder. Ancak tümörlü dokularda hücreler, kontrol mekanizması dışına çıkarak, hızlı mitoz bölünmeyle, sınırsız ve düzensiz bir şekilde, ihtiyaç dışında çoğalırlar. Tümörlü hücreler arasında hiçbir benzerlik olmayıp, hücreler arasında herhangi bir bağ bulunmamaktadır. Bu şekilde gelişen hücreler belirli bir anlam ifade etmeyerek geliştikleri dokunun görevini yerine getirememektedir. 17. yüzyıldan itibaren hücrelerin mikroskopla incelenmesiyle, tümörler hakkında daha kapsamlı bilgiler edinilmeye başlanmıştır. Değişik doku ve organlarda görülen tümörlerin, büyüme hızları, yayılma şekilleri farklılık gösterdiğinden, uygulanan tedavi yöntemlerinde de farklılık olmaktadır.Tümör bütün doku ve organlarda meydana gelebilir. İyi ve kötü huylu olarak ayrılmakta olup, kötü huylu olanlara kanser denilmektedir. Tümör, bulunduğu bölgeden dolaşıma katılarak başka doku ve organlara odaklanıyorsa, buna kötü huylu tümör denir. Vücutta belirli doku ve/veya organda görülen tümör ileri aşamada vücudun diğer doku ve/veya organlarına yayılma ihtimali bulunmaktadır. Bu olaya metastaz denilmektedir. Yayılma, kan dolaşımı ve lenf yoluyla olmaktadır. Metastazlar, akciğer, karaciğer ve lenf bezlerinde daha çok görülmektedir. Kötü huylu tümörler bulunduğu bölgeden, kapsülleriyle birlikte tamamen çıkarılsa da tekrar nüksederek yeniden aynı yerde gelişirler.İyi huylu tümörler, kötü huyluya dönüşme ihtimali de söz konusudur. İyi huylu tümörlerin, ne zaman kötü huyluya dönüşeceği konusunda bir şey söylenemese de, iyi huylu tümörlerin hangi çeşitlerinin kötü huyluya dönüşme meyillerinin yüksek olduğu belirtilebilmektedir.İnsan vücudunda tümörün ortaya çıkmasında genetik yapı ve çevresel etkenler küçük paya sahiptir. Bunların dışında yaşam tarzı önemli bir paya sahiptir. Çünkü; sigara, alkol kullanmak, aşırı kilolu olmak gibi değiştirme olanağı insanın kendi elinde olan etkenler, insanın yapısında pasif halde bulunan tümör hücrelerini aktif hale getirmektedir. Bu nedenle, aşağıda maddeler halinde sıralanan konularda dikkatli olunursa tümörün ortaya çıkma riski bir nebze olsun azaltılabilir;brain-tumor-symptoms-headache* Sigara kullanmamak,* Sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak,* Alkol kullanmamak,* Sağlıklı ve dengeli bir diyet,* Aktif olmak,* HPV gibi belirli bazı enfeksiyonlardan korunmak,* Güneşten korunmak,* Tüketilen gıda maddelerinin içeriği hakkında bilinçli ve dikkatli olmak,* İş yerinde kimyasallar ile çalışılıyorsa, daha dikkatli ve titiz davranmak.Kaynakça: www.wikipedia.orgYazar: Çiğdem Aydınhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/kansere-neden-olan-tumorler

Ağaçların Yaşı Nasıl Hesaplanır ?

Ağaçların Yaşı Nasıl Hesaplanır ?

Ağaçların yaşı ve yaşamları boyunca ne gibi badirelerden geçtiği, otopsi yöntemiyle belirlenebilmektedir. Bu otopsi işlemi, insanlara yapılan otopsi gibi düşünülebilir. Tek farkı, ağaçların hayatı gövdelerinde yer alan halkalara kaydedilir. Bu halkalar okunarak, ağaçlar hakkındaki bilgiler elde edilir. Bu olayla uğraşan bilim dalına ise, Dendroknoloji adı verilmektedir.  Ağaçların kök, gövde vedalarında çeşitli halkalar meydana gelmektedir. Bu halkalar ağacın var olduğundan beri ağaçta yer alır ve daire şeklindedir. Ağaçta yer alan bu halkalar sayesinde ağacın yangına, çığa, şiddetli rüzgara ya da böcek istilasına uğrayıp uğramadığı anlaşılabilmektedir. Daha da ilginci ise bu tür olaylar yaşandıysa, bu olayların hangi yıllarda gerçekleştiği bile bu halkalar sayesinde öğrenilebilir. Daire biçimindeki halkalar, ağacın sürekli kaydını tutan bir bellek gibi düşünülebilir. Ağaçların enine kesitinde yer alan halkalar sayesinde, ağaçların büyüme miktarları, yaş, odun tipi, budanıp budanmadığı, yara alıp almadığı, çatlaklar, hayvanların vermiş olduğu zararlar, zararların kapatılma biçimleri, reçine kanalları gibi bilgiler çok kesin bir biçimde elde edilebilmektedir.Ağaçların Yaşını Belirleyen Yıllık HalkalarAğaçlarda oluşan halkalar, bağlı bulundukları mevsim şartlarıyla doğrudan alakalıdır. Mevsimsel farklılıkların yer aldığı bölgelerde, büyüme sürekli değildir. Bu bölgelerdeki büyüme eylemi, ilkbaharda hızlı bir şekilde olurken, yaz mevsiminde bu hız azalır. Böylece büyüme hızı farkı meydana gelir. Hızlı büyümede odun halkaları açık renkli oluşurken, yaz mevsiminde bu halkalar koyu renkli oluşmaktadır. Yani ağaçta bir açık, bir koyu renkli halka bulunur. Bu halkalara yıllık halkalar adı verilir ve bir yıllık büyümeyi ifade ederler. Yıllık halkaların sayısı ise, ağacın yaşını verir.Yıllık Halkalar Sayesinde Belirlenen Diğer ÖzelliklerYıllık halkalar, öncelikle ağaçların yaşını belirlemek için kullanılır. Fakat bu yıllık halkalardan, daha birçok bilgi elde edilebilmektedir. Yıllık halkalardan;*Geçmişte meydana gelmiş olan erozyon hızının belirlenmesi*Geçmişte yaşanmış iklim değişiklikleri*Arkeolojik kalıntıları tarihleme*Önemli orman yangınlarının tarihini belirleme Bu tür bilgilerin elde edilebilmesi, doğa olayların ağaçlara bir şekilde etki etmesi yoluyla olmaktadır.Doğa olaylarının ağaçlara etkileri, yıllık halkaların şekil değiştirmesine yol açar. Her olay, bu halkalara değişik şekillerde etki eder ve bu etkiler bu bilgilerin elde edilmesini sağlar.İklim Olaylarının Tarihlendirilmesi: Ağaçlar, yıllara göre değişen sıcaklık ve yağış değerlerinden oldukça etkilenmektedir. Bu değişimler, yıllık halkalardaki aralıkları değiştirir.Çığ Olayların Tarihlendirilmesi: Çığ gibi doğa olaylarında yuvarlanan kayalar, ağaçlara çarparak yara meydana getirir. Çığ nedeniyle oluşan yaralar, daha sonradan yıllık halkalarda izler bırakır. Ağaçta meydana gelen yara kapatılmaya çalışılır ve odun üretilir. Sonra yaradan alınan kama şeklindeki bir kesitten alınan halkalar sayılarak, çığın meydana geldiği tarih belirlenmiş olur.Volkanik Olayların Tarihlendirilmesi İşlemi: Volkanik patlamalar sonucunda akan lavlar ağaçların kömürleşmesine neden olmaktadır. Bu olayda, ağaç gövdelerindeki yıllık halkalarda dar kesitler meydana gelir. Bu dar halkalar, volkan patlamalarının kanıtı olarak değerlendirilir.Depremlerin Tarihlendirilmesi:  Ağaç halkalarından deprem ve tarihlerinin belirlenmesi, oldukça güç ve zordur. Bunu uygulamak için, deprem bölgesinde yer alan ağaçların incelenmesi gerekir. Depremler, yıllık halkalarında çok ani daralmalar meydana getirmektedir. Bu daralmanın nedeni ise, deprem sırasında oluşan hidrolojik olaylardır.Arkeolojik Tarihlendirme İşlemi: Bu işlem, bazı arkeolojik yapıların tarihlendirilmesinde kullanılan bir işlemdir. Anadolu’da antik ve tarihi kentlerde oldukça kullanılmaktadır. Bu tür belirlemeler genellikle kesilmiş ağaçlar aracılığıyla olmaktadır. Fakat, ağaçlar kesilmeden de ağaç halkalarından bilgiler elde edilebilmektedir.Yaşayan Ağacın Yaşının BelirlenmesiYaşayan canlı haldeki ağacın yaşı da, artık belirlenebilmektedir. Bu belirleme işlemi, Artım Burgusu adı verilen bir alet aracılığıyla gerçekleşir. Bu alet daha çok, orman mühendislerinin işine yaramaktadır. Artım Burgusu adı verilen alet, ağacın 1.30 metre yüksekliğindeki gövdeye sokulmaktadır. Bu işlemin ardından, bir yaş halkası çubuğu alet yardımıyla dışarı çıkarılır. Bu çubuk, ağacın yıllık halkalarının çok kolay ve rahat bir şekilde sayılmasına olanak sağlamaktadır. Bu işlem kısaca böyle gerçekleşmektedir. İşlemde daha birçok teknik ayrıntı bulunmaktadır. Dünya üzerinde yaşı sayılan en yaşlı ağaç, Kaliforniya bölgesinde yetişmiş olan bir çam ağacıdır. Ve bu ağaç, tam 4900 yaşındadır. Fakat bu ağaç,  şu anda yaşamamaktadır.Yazar: Erdoğan GÜLKaynak: http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/agaclarin-yasi-nasil-hesaplanir

Telefonunuz İçin Popüler Müzik Uygulamaları

Telefonunuz İçin Popüler Müzik Uygulamaları

Müzikseverler her zaman yeni ve trend müziklerin takipçisi olurlar. Birçoğumuz en sevdiğimiz müzikleri akıllı telefonlarımızda taşırız. Ama eğer her zaman dinlediğiniz eski müziklerden sıkıldıysanız, bu yeni akıllı telefon uygulamaları tam size göre! *Soundrop : Soundrop programı sayesinde, belirli bir türün en popüler şarkılarından oluşan bir liste ve odalara ulaşmanız mümkündür. Aynı müzik listelerinden ve çeşitlerinden oluşan bu odalara arkadaşlarınızı davet edebilir, sizinle aynı müzik zevkine sahip insanlarla tanışabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.soundrop.android iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundrop.fm/id490113863?mt=8   *Pandora : En popüler müzik keşif uygulamalarından biri olan Pandora, size kendi hesabınıza giriş yaparak kişiselleştirilmiş radyo istasyonları oluşturmanıza izin verir. Bu istasyonları web, TV, ya da yolda dinleyebilirsiniz. Pandora’da çok nadir bulunan müzik kayıtlarını da bulabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.pandora.android iOS için : https://itunes.apple.com/en/app/pandora-radio/id284035177?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/872/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/pandora/de2df279-485d-49bb-b53e-3f6a2a9401c1 *Songza : Songza uygulaması kendi moduna, yaşına, belirli bir etkinliğe veya ruh haline göre dinlenicek şarkı listelerine ulaşmanızı sağlar. Sadece hoşunuza giden başlığı bulunan listeyi seçin ve dinlemeye başlayın. “The Music Concierge” özelliği ile anınıza uygun müziği bulur. Bu listeleri Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden paylaşmanıza olanak verir. Ücretsizdir. iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/songza/id453111583?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/21872020/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/songza/94fcd6ff-dd5a-4978-832b-f35a3a1c0914 *Soundwave : Bu müzik keşif uygulaması, sevdiğiniz müzik listelerini anında paylaşmanıza olanak sağlar. Sevdiğiniz şarkıları elle yüklemenize gerek yoktur. Soundwave otomatik olarak en sevdiğiniz müzikleri eşitler(syncs) ve dünya genelinde arkadaşlarınızla paylaşmanızı sağlar. “Müzik Map” özelliği ile, sadece belirli bir bölgedeki popüler şarkıları bulabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=me.soundwave.soundwave iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundwave-music-discovery/id623353909?mt=8 *Spotify : Spotify uygulamasını kullanmanız için, herhangi bir üyelik girişi yapmanız gerekmez. Size anında dinleyebileceğiniz milyonlarca şarkıya erişim yapmanızı sağlar. Eğer radyoda sevdiğiniz bir müzik çalıyorsa, tek bir tık ile bunu kaydetmenize olanak sağlar. Premium Üyelik ise size çevrimdışı olarak müziklerinizi dinlemenize olanak tanır. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.spotify.mobile.android.ui&hl=en iOS için : https://itunes.apple.com/en/app/spotify/id324684580?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/118611/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/spotify/10f2995d-1f82-4203-b7fa-46ddbd07a6e6 *Shazam : Günümüzün en popüler müzik uygulamalarından biri olan Shazam, dinlediğiniz müziği tanır ve ona benzer türdeki şarkıları önerir. iTunes üzerinden bu şarkıları satın almanıza, Youtube üzerinden dinlemenize olanak sağlar. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.shazam.android iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/shazam/id284993459?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/933/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/shazam/2f8d5271-2b81-e011-986b-78e7d1fa76f8 *Deezer : Deezer müzik uygulaması size tema tabanlı yada sanatçı bazlı radyo kanallarına ulaşabilirsiniz. Eğer bilgisayarınızda muhteşem bir müzik koleksiyonunuz varsa, bunu hesabınıza yükleyebilirsiniz. Premium üyelik ile çevrimdışıyken de müzikerinizi dinlemenize olanak sağlar. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=deezer.android.app iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/deezer/id292738169?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/4624/?countrycode=US&countrycode=FR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/deezer/abf78126-7301-e011-9264-00237de2db9e *Twitter #Music : Bu uygulama sadece iTunes için mevcuttur. Çeşitli tweetler ile önerilen şarkıları dinleyebilirsiniz. Yeni sanatçılar tarafından oluşturulan müzik parçalarını da bu uygulamayı kullanarak dinleyebilirsiniz. Eğer iTunes yoksa, siz de Spotify üzerinden bu parçaları dinleyebilirsiniz. Ücretsizdir. iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/twitter-music/id625541612?mt=8 *SoundHound : Dinlediğiniz müziği tanır ve sizin için kategorize eder. Bu şarkıları çevrimiçi satın alabilir, şarkı sözlerini okuyabilirsiniz. Eğer şarkıyı mırıldansanız bile, uygulama otomatik olarak hangi şarkı olduğunu algılayacaktır. Android için ücretsiz, iOS için 6.99 dolardır. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.melodis.midomiMusicIdentifier.freemium iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundhound/id284972998?mt=8 Yeni müzikleri keşfetmek için size birçok uygulama yardımcı olabilir. Sosyal ağ sitelerinde en sevdiğiniz parçaları paylaşabilir ve arkadaşlarınıza da bu şarkıları dinletebilirsiniz. Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/best-apps-to-discover-new-music.html Yazar: Tülay Arsoy http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/telefonunuz-icin-populer-muzik-uygulamalari

Prof.Dr. Bahtiye MURSALOĞLU

Prof.Dr. Bahtiye MURSALOĞLU

1918'de Bolu'da doğan Bahtiye Hoca Hanımefendi (o zamanki adıyla Bahtiye KOLLU), ilk ve orta öğrenimi burada tamamladıktan sonra 1935'te Ankara’daki Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne başladı. Hem ruhu, hem de bedeni spora çok yatkındı ama teniste Türkiye Şampiyonlukları alacağını, Türk sporunun en başarılı kadın sporcularından biri olacağını o yıllarda aklının ucundan bile geçiremiyordu.Ankara’da spor yapma olanakları kısıtlıydı. Ancak, Yüksek Ziraat Enstitüsü farklı bir okuldu. Eğitim sırasında, spor kültürüne, sporun bir yaşam tarzı olmasına büyük önem veriliyordu. 1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldığında, öğretim üyelerinin tümünü Alman profesörler oluşturuyordu. Okulda son derece disiplinli bir eğitim uygulanıyordu. Spor etkinlikleri, doğrudan doğruya rektörlüğe bağlı bir “Beden Terbiyesi Enstitüsü” tarafından yönetilmekteydi. Sporla ilgili derslerin çoğu, Alman Rektör Herbert Riedel tarafından veriliyordu. 4 yıl boyunca, haftada en az iki saat spor derslerine ve uygulamalarına katılmak gerekiyordu. Bu derslerden geçer not alamayanlara diploma verilmiyordu.Bahtiye hanım, hem derslerinde, hem de spor etkinliklerinde okul standartlarının üzerinde başarılar gösteriyordu. İlkbaharla birlikte tenis oynuyor, ata biniyor, kış aylarında ise kapalı kort olmadığı için kış sporları yapıyordu. Bahtiye hanım, okuldaki Alman hocalarla tenis oynayarak vuruşlarını geliştiriyor ve Almanya’dan getirttiği kitaplardan da teorik bilgiler ediniyordu. İstanbul Erenköy Kız Lisesi’nde Fransızca öğrenen Bahtiye hanım, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde de Almanca ve İngilizce öğreniyordu.Bahtiye hanıma, ablalarının ve kardeşinin de yardımıyla tenis kıyafetleri dikildi. Bu arada, okuldan arkadaşı Rauf bey ile evlenen Bahtiye hanım, Musluoğlu soyadını aldı. Bu soyadı ile ünlenecek Bahtiye Musluoğlu ve eşinin en büyük zevkleri, boş zamanlarında birlikte spor yapmaktı. Musluoğlu, tenis oynadığı yıllarda, Ankara’da rakipsizdi. Çoğu kez, antrenmanlarını bile erkek tenisçiler ile yapıyordu. 1939 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü’nden mezun olan Bahtiye hanım, tenis turnuvalarına daha çok zaman ayırmaya başladı. İlk başarısını da 1941 yılında Ankara Bölge birincisi olarak aldı. Bahtiye Musluoğlu, 12 yılda 10 kez Ankara birincisi oldu. Karışık çiftlerde ise , Fehmi Kızıl, Celasin Lüy, Vedat Abut, Şefik Fenmen, Suat Baykurt, Engin Balaş ve Erol Bolel ile 9 yılda toplam 8 kez birincilik kupası aldı. Türkiye şampiyonalarında ise durum farklıydı.1940’lı yılların başından itibaren, kadınlarda tenisin yenilmez ismi Mualla Gorodetzky idi. Bahtiye Musluoğlu, Türkiye Birinciliğinde yıllarca Mualla Gorodetsky ile final mücadelesi yaptı. 1947 yılına kadar, Türkiye Birincisi Gorodetzky idi.Musluoğlu, ilk Türkiye Birinciliği’ni, 1948 yılında kazandı. Erkeklerde, Türkiye Birinciliği’nin Fehmi Kızıl, Şefik Fenmen, Enes Talay, Suzan Gürel ve Nazmi Bari arasında el değiştirdiği yıllarda, kadınlar şampiyonluğunda Bahtiye Musluoğlu rakipsizdi. Musluoğlu, 5 Türkiye Birinciliğinden ikisini, finalde Gorodetzky’i, diğerlerinde Gönül Erk, İfakat Mergen ve G. Gönenç’i yenerek elde etti. Bahtiye Musluoğlu, Türkiye Birinciliğinde karışık çiftlerde de 4 şampiyonluk kazandı. 1948 ve 1950 yıllarında Enes Talay ile, 1951’de Suat Baykurt ile, 1952’de de Engin Balaş ile şampiyon oldular. Turnuvalara, 1947 yılından itibaren, doktor unvanını alan bir akademisyen olarak katılan Musluoğlu, İstanbul Enternasyonal Tenis Turnuvası’nda şampiyon olan ilk Türk tenisçi olma başarısını gösterdi. Bahtiye Musluoğlu, 1947 yılında, teklerde şampiyon olurken, karışık çiftlerde de Mısır’lı Coen ile birinci oldu. Musluoğlu’nun, İstanbul’da tanınmış İngiliz oyuncular Curry ve Scott’u, İtalyan Manfred’i yenişi, popülaritesini arttırdı.Bahtiye hanım, yalnız teniste değil, kayakta da Türkiye Birinciliklerine imza attı. Binicilik, atıcılık, buz pateni, hokey, yaptığı sporlardandı. Musluoğlu, 13 yıl süren ilk evliliğinden sonra, 1953 yılında ikinci evliliğini yaptı ve sonra da tenise veda etti. Rıfat Mursaloğlu ile yaptığı ikinci evliliğinden bir kız çocuğu olan Bahtiye hanım, 1965 yılında Fen Fakültesi’nde profesör oldu. 1953 yılından sonra akademik çalışmalarına ağırlık veren Mursaloğlu, çeşitli idari görevlerde bulundu, çeşitli projelerde çalıştı. Bahtiye Mursaloğlu, akademik çalışmalarının yanı sıra, Musluoğlu soyadıyla Türk Spor Tarihi’nin unutulmazları arasında yer alarak 1999 yılında hayata veda etti. İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen Bahtiye Mursaloğlu, bir çocuk (Prof.Dr. Burçin Erol-Hacettepe Üniv.) annesidir. Merhum Prof.Dr. Salih DOĞRAMACI (Ondokuz Mayıs Üniv.), merhum Prof.Dr. Metin AKTAŞ (Gazi Üniv.), merhum Doç.Dr. Neşet ŞİMŞEK (Selçuk Üniv.) ve emekli Prof.Dr. Erkut KIVANÇ (Ankara Üniv.), yetiştirdiği öğrencilerinden bazılarıdır. İdari Görevler 1967-69 Ankara Üniversitesi Senato üyeliği 1972-85 Türkiye Tabiatý Koruma Derneği Bilim Kurulu Üyeliği 1976-82 Fırat Üniversitesi,Fen Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği ve Biyoloji Bölümü Başkanlığı 1978-85 International Theriological Congress Yürütme Kurulu Danışman Üyeliği 1982-85 Ankara Üniversitesi,Fen Fakültesi Fakülte Kurul Üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği, Biyoloji Bölüm Baþkanlığı Biyoloji Redaksiyon Komitesi Başkanlığı Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği Üye Olduğu Dernekler Ankara Dağcılık, Kayak ve Kış sporları İhtisas Kulübü ve Derneği 1944 Kurucu üyelerinden idi. Mammalogical Society of USA Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Türk Biyoloji Derneği Yayınlar/Publications 1947 “Körfare ile Köstebek nasıl ayırt edilir” Çiftçi Mecuması 27:86-88. 1948 “Körfare ile savaş” Çiftçi Mecuması 30: 174-76. 1955 “Ankara çevresindeki körfarelerin biyolojisi ve bunlarla savaþ usulleri” I-III 116 Ankara Üniv Basımevi. 1957 “Untersuchungen über Biologie von Messer semirufus Andr. var. concolar Em. Aus Könersammelnden Ameisen. “Comm. Fac. Sci. Univ. Ankara Ser. C, 8: 8-94. 1958 “Küçük karaciğer [kelebeği] Dicrocoeloum dendrtiom’unun hayati devresindeki son ara konakçı karıncalar” Türk Biol Derg 8:77-79. 1961 “A Syntype of Peromyscus Maniculatus Nebrascensis (Coues). The Biological Society of Washington, . 74:101-104 May 19. ABD 1961 “Geoeraphic variation in the Harvest Mouse, Reithrodontomys megalotis on the Central Great Plains and in adjacent Regions” Univ of Kansas Publ. 14;9-27 ABD. 1963 “Tavşan derilerinin hazırlanmasında yeni bir metod” Sydney Anderson J. Mamm 42:409-10 B. Mursaloğlu (Çeviri) Bit. Kor. Bült 3:68-70. 1964 “Occurance of the Monk Seal on the Turkish Coasts” J Mammal 45: 316-18. May 20. 1964 “Türkiye’nin azalan memeli hayvanları” Türk Biol Derg 14:65-70. 1964 “Körfare Spalax kapanları” Bit Kor Bült 4: 7-17. 1964 “Statistical significance of secondary sexual variation in Citellus citellus (Mammalia:Rodentia) and a new subspecies of Citellus fron Turkey”, Comm Fac Sci Univ Ankara Ser. C. 9:252-273. 1964 “Memeli hayvanlar baş iskeletlerinin temizleme metodlarında karşılaştırmalı denemeler” Bit Kor Bült 4:116-19. 1965 “Bilimsel araştırmalar için omurgalı numunelerinin toplanması ve hazırlanması” Ankara Üniv Basımevi Hall, E.R. Collecting and preparing study specimens,1962 Mayýs 21 Çeviri. 1965 “Geographic variation in Citellus citellus (Mammalia Rodentia) in Turkey Comm Fac Sci Univ Ankara ser C 10: 78-109 Ağustos 15. 1968 “Türkiye Araptavşanları, Allactaga’nın sistematik revizyonu” TUBITAK II. Bilim Kongresi Tebliğ Özetleri s:54. 1970 “Türkiye’de Yaban Hayatı” Türk Tabiat Korum Cem Yay No. 16:1-16. 1971 “Türkiye memeli faunasında yeni kayıtlar” TUBITAK III. Bilim Kongresi Tebliğ Özetleri S 1. 1973 “Türkiye’de Yaban Hayatı ve Sorunları” Türk Tabiat Kor Dern Yay 13: 33-37. 1973 “Türkiye’nin Yabani Memelileri” TUBITAK IV. Bilim Kongresi Tebliğ Özetleri s:1-10. 1973 “New Records for Turkish Rodents (Mammalia) Comm Fac Sci Univ Ankara Ser C. 17:213-19. 1975 “Türkiye Susıçanları (Arvicola) Coğrafik variasyonları” TUBİTAK V. Bilim Kongresi Tebliğleri s.353-68. Ankara. 1977 “Türkiye Spalax’larýnda (Mammalia: Rodentia) Sistematik Problemler” TUBİTAK VI. Bilim Kongresi Tebliğleri s: 83-92. 1978 “The Taxanomic status and distribution of Spalax (Rodentia) in Turkey” II. International Theriological Congress Abstract. Bruno, Çekoslovakya. 1980 “Kıyılarımızdaki fokların Monachus monachus bugünkü durumları” TUBITAK VII. Kongre Tebliğleri 1981 “The recent status and distribution of Turkish Furbeares” Worldwide Furbearer Conference Proc. I:86-94 ABD. 1981 “Türkiye’de Sumaymunu Myocastor coypus kürkü işletmeciliği” Biyol. Kong. Tebliğ Özetl Atatürk Üniv Fen Fak Yay s:1. 1981 “Ayı balığında, Monachus monachus, yavru-ana ve çevre ilişkileri” I. Ulusal Deniz ve Tatlısu Araştırmaları Kong Bildiri Özetleri s:40. 1982 “Türkiye Deniz Memelileri” TUBITAK Bilim Kongresi VII: 241-44. 1984 “The Mediterranean seals” Newspot Turkish Digest p.8 Ankara 20 April. 1984 “Monk Seal Conservation in Turkey”WWF Monthly Report 97-100, May. 1984 “The Survival of Mediterranean Monk Seal, Monachus monachus, pup on the Turkish coast” Proc of the II. International Conference 5-6 October. La Rochelle, France Suppl. pp. 41-47 1984 “Ege kıyılarındaki son Akdeniz Foklarının Monachus monachus, yaşama şansları "Ege Denizi ve civarı kıyılarını koruma Simpozyumu 28-29 Kasım İzmir. 1986 “Pup-mother environmental relations in the Mediterranean Monk Seal, Monachus monachus (Herman 1779) on Turkish coasts” 3rd International Congress, Helsinki, Abstr. 267. 1988. How to Save the Monk Seal, Commun. Fac. Sci. Univ. Ankara, Series C. Vol.6, pp.227-233. 1992. Biology and Distribution of the Mediterranean Monk Seal Monachus monachus on Turkish Coasts, Council of Europe Conservation of the Mediterranean Monk Seal, Technical and Scientific Aspects. Antalya, Turkey. May 1991, pp. 54-57. KAYNAK: bahtiye-mursaloglu.blogspot.com/2010/03/...er-fahra-akaler.html Fotoğraf: Cem Orkun KIRAÇ Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

http://www.ulkemiz.com/prof-dr-bahtiye-mursaloglu

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

Adres: Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörlüğü PK:67100 İncivez/ZONGULDAK Telefon: 0372 257 40 10 Web: www.karaelmas.edu.tr/ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi(ZKÜ),11 Temmuz 1992 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3837 sayılı Kanunla Zonguldak'ta "Zonguldak Karaelmas Üniversitesi" adı ile kurularak 1 Ocak 1993 tarihinde tüzel kişilik kazanmıştır. Batı Karadeniz havzasındaki maden kömürünün yeterli teknik bilgiye sahip elemanlarca işletilebilmesi amacıyla Zonguldak'ta 1924 yılında bir Maden Mühendisi Mektebi kurulmuş ancak bir süre sonra kapatılarak yerine Maden Meslek ve Başçavuşları Okulu açılmıştır. 1949 yılında Maden Teknik Okulu haline dönüştürülen bu kuruluş 1961 yılında İstanbul'a taşınmıştır. Daha sonra 1962 yılında çıkarılan 165 sayılı "Zonguldak'ta yeni bir teknik okul açılması hakkındaki yasa" ile çalışmalar yeniden başlamış, bina inşaatları devam ederken bu teknik okul 1184 Sayılı Yasa ile Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi haline dönüştürülmüştür. 1184 Sayılı Yasaya göre Maden, Makina, Elektrik ve İnşaat Bölümlerini kapsayan akademi, 1981 yılında çıkarılan 41 sayılı kanun hakkında kararname ile Maden ve Makina Mühendisliği Bölümlerinden oluşan Mühendislik Fakültesi haline getirilmiş ve Zonguldak Mühendislik Fakültesi adı ile 20.07.1982 tarihinde Hacettepe Üniversitesi'ne bağlanmıştır. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nin 3837 sayılı yasa ile kurulması üzerine yeni fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulları açılmıştır. Batı Karadeniz Bölgesinde etkin bir yörede kurulmuş olan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Zonguldak ili ve çevre ilçelerinde halen işlerlik kazandırılmış 7 fakülte, 3 enstitü, 3 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu, 1 devlet konservatuvarından oluşan yapısıyla eğitim ve öğretimini sürdürmektedir. Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu Denizcilik İşletmeleri Yönetimi (Yüksekokul) Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hekimliği Ereğli Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği İlköğretim Matematik Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sınıf Öğretmenliği Sınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Zihin Engelliler Öğretmenliği Zihin Engelliler Öğretmenliği(İkinci Öğretim) İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji(İkinci Öğretim) Biyoloji Kimya(İkinci Öğretim) Kimya Matematik(İkinci Öğretim) Matematik İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri İktisat(İkinci Öğretim) İktisat İşletme(İkinci Öğretim) İşletme Maliye(İkinci Öğretim) Maliye Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik (Fakülte) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Elektrik-Elektronik Mühendisliği İnşaat Mühendisliği Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Maden Mühendisliği Makine Mühendisliği Makine Mühendisliği(İkinci Öğretim) Çevre Mühendisliği(İkinci Öğretim) Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İkinci Öğretim) İnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim) Jeoloji Mühendisliği Tıp Fakültesi Tıp Zonguldak Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik (Yüksekokul) Fen-Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Türk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim) Türk Dili ve Edebiyatı

http://www.ulkemiz.com/zonguldak-karaelmas-universitesi

Yunus Dalış Okulu ve Sualtı Hizmetleri ANTALYA

Yunus Dalış Okulu ve Sualtı Hizmetleri ANTALYA

Dalış okulumuz A grubu seyahat acentesi olup Turizm Bakanlığı onaylı yeterlilik belgesine sahiptir.    Malzeme ve donanım kalitesi Türkiye'de 4–5 dalış okulunda bulunabilecek türden yapılandırılmıştır. Kaliteli donanım insan hayatı için bir güvence olup yatırım maliyetini %200 arttıran önemli bir unsurdur. Ekipman olarak dünyanın tanınmış markalarıyla, konusunda deneyimli sanayi dalgıçları ve bu konularda faaliyet göstermek için gerekli, yetki, donanım ve tecrübemiz ile gerek sualtındaki çözüm arayışlarınızda gerekse dalış sporunun güzelliğini keşfetmenizde,23 yıldır Konyaaltı Beachpark'ta sizlere hizmet vermekteyiz.Yunus Diving'in amacı küresel ölçülerde çağdas ve bilimsel metotlar ile modern teknolojiyi kullanarak sualtındaki gereksinimlerinizde, altyapı, bilgi ve yılların deneyimi ile müsteri memnuniyeti odaklı çözümler sunmaktır.Bu amacı gerçeklestirmek için; kurulusun bugün gelmis olduğu seviyeyi daha da asarak bilimsel mükemmelliği ölçü olarak alıp "KÜRESEL GÜÇ, BÖLGESEL ÖZEN" ilkesini siar edinmis bir eğitim kurumu olmayı amaç edinmistir. Yunus Diving, eğitimde, araştırma ve geliştirme modelini benimsemektedir. Bu itibarla Gerek sualtı işlerinizin en uygun ve akılcı maliyetlerle  çözüme ulaşması ve dalış okulu  eğitim bölümünde kursiyerlerini bir yıldız balıkadamdan başlayarak üç yıldız eğitmen ve rehber balıkadam olmaya kadar varan süreçte, daima çağdaş ve modern teknolojinin nimetleri ile destekleyip teşvik etmektedir.Yunus Diving faaliyet hayatı boyunca, insan sevgisi ile dolu uzman eğitmenleri ve onların yetiştirdiği en iyi öğrencileri bünyesinde istihdam ederek, bugüne kadar olduğu gibi, Ülkemizde en mükemmel ve güvenilir dalış okulları sıralamasında ilk olmak ve Sualtı sanayi çalışmalarında en iyi sualtı hizmeti veren kurumlardan biri  olarak anılmayı amaçlamaktadır. Tel: 0 242 238 44 86 Fax: 0 242 237 61 08 Gsm: 0 541 608 58 63 - 0 554 589 03 62 Adres: Konyaaltı Beachpark Üst Geçit No:5-6 Antalya Mail: info@yunusdiving.com   http://www.yunusdiving.com

http://www.ulkemiz.com/yunus-dalis-okulu-ve-sualti-hizmetleri-antalya

İSOFF – İstanbul Off-Road Kulübü

İSOFF – İstanbul Off-Road Kulübü

İstanbul Off-Road Kulübü 1993 yılında kuruldu. Amacımızı hem motorsporlarını hem de doğayı seven insanları yani off-road’cuları bir araya toplamak, 4x4 yarışlar, geziler, eğitimler düzenlemek, Türkiye’de off-road sporunun gelişimi ve tanınması için yeni projeler üretmek olarak belirledik.   İlk aktivitemiz Bolu Ekspedisyonu oldu. Uzun bir 4x4 konvoy halinde 1 hafta hiç şehir görmeden dağlarda ve yaylalarda dolaştık. Sonra da 4x4 yarışlarına el attık.   1988 yılından bu yana 4x4 yarışları düzensiz olarak ve uzun aralarla yapılıyordu. 1994 yılında İSOFF olarak ilk kez 6 ayaklık bir 4x4 yarış takvimi ortaya koyduk. Kurallar ve etap tiplerini belirledik. Sonraki senelerde de off-road yarışları düzenli bir takvim halinde organize edilmeye devam etti.   Yarışlar dışında her sene Türkiye’nin farklı yerlerine ekspedisyonlar düzenledik. Kaçkarlar, Toroslar, Batı Ege, İç Anadolu’da o zaman dek gidilmemiş parkurlar üzerinde konvoy halinde ilerledik. Tuzgölünde, Konya çölünde, Toroslar arasında daha tekerlek izi olmayan kanyonlarda yol aldık. Hafta sonları İstanbul çevresinde kamplara kaçtık. Günübirlik off-road gezileri yaptık.   Farklı yerlerde ağaç diktik, adımıza ormanlar oluşturduk. 4x4 bilgimizi ve ekip halinde hareket edebilme yeteneğimizi zor zamanlarda yardım için kullandık.   Yeni başlayan 4x4 kulüplerini cesaretlendirdik, birlikte yarışlar, geziler, eğitimler organize ettik.   Off-road adına yeni ve cesur projeler yarattık. 2000 yılında Türkiye Off-Road Oyunları’na başladık. Annelere yasak olan Ba-Ço kamplarını düzenleyip, babaları çocukları ile beraber ilk kamp deneyimine hazırlaması için cesaretlendirdik. 2003 yılında Goodyear Wrangler Cup olarak ilk ikili kalkış off-road yarışlarını organize ettik. 2011 yılında ise İSOFF Challenge adıyla tamamen yeni bir off-road yarış türüne start verdik, F1 sistemi ile off-road parkurlarını melezledik. İlk kez ortaya çıkardığımız, kuralları ve detayları için aylarca uğraştığımız bu yeni organizasyonları, başka kulüplerin de devam ettirmesini destekledik.   İlk başladığımızda etrafımızda kimse yoktu. Şimdi tüm Türkiye’de 20 off-road kulübü var ve bu sayı giderek artıyor. Off-road kulüplerindeki, yarışlarındaki, seyircisindeki artış, ilk kuruluş amacımız doğrultusunda doğru işler yaptığımızı gösteriyor.   Daha hala başındayız –henüz 18 yaşındayız- ve yeni projelerle yola devam ediyoruz.

http://www.ulkemiz.com/isoff-istanbul-off-road-kulubu

YILDIZ SARAYI

YILDIZ SARAYI

Beşiktaş, Ortaköy ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda 500.000 m2lik bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir koruluktur. İstanbul’un fethinden sonra “Kazancıoğlu Bahçesi” adıyla anılan bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed (1603-1617) döneminde, Padişah’ın “Hasbahçe”leri arasına katılmıştır. Sultan IV. Murad (1623-1640) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi gören bu çevre; III. Selim’in, annesi Mihrişah Valide Sultan için “Yıldız” adıyla yaptırdığı bir köşkten dolayı bu ad ile anılmaya başlanmıştır. Sultan II. Mahmud (1808-1839), Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerinde eklenen köşk ve kasırlarla gelişen buradaki yapılar topluluğu; Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde yapılan binalarla Yıldız Sarayı adını alarak, İmparatorluğun Eski Saray, Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’ndan sonra dördüncü yönetim merkezi olmuştur. Yıldız Sarayı’nın bir parçası olan ve adını Fransızca “dağ evi” anlamına gelen “chalet” sözcüğünden alan Şale Köşkü, 19. yüzyıl Osmanlı mimarlığının en ilgi çekici yapılarından biridir. Köşk yüksek duvarlarla çevrili bir bahçe içinde ve farklı tarihlerde birbirine bitişik olarak yapılan üç yapıdan oluşmaktadır. Köşkün birinci bölümü 1880’de yapılmıştır. 1889 yılında Sarkis Balyan’a yaptırılan ek bina ile köşk genişletilerek oda ve salonlar eklenmiştir. Merasim Köşkü adıyla tanınan ve İtalyan Mimar D’Aranco’nun yaptığı üçüncü bölümün ise, 1898 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir. Son iki bölüm, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’a gelişlerinde konaklaması için yapılmıştır ve bu özelliğiyle Şale, Yıldız Sarayı yapılar grubu içinde bir “devlet konukevi” niteliği taşımaktadır. Köşk, bodrumuyla birlikte üç katlı, ahşap ve kâgir olarak yapılmıştır. Osmanlı konut geleneğinin, yapıları Harem ve Selamlık olarak düzenleyen bölümlemesi bu yapıda görülmemektedir. Dış dünyaya yedi kapıyla ve ahşap panjurlu pencerelerle açılan Şale’nin katları arasındaki bağlantıyı biri mermer, ikisi ahşap zarif merdivenler sağlamaktadır. Yapının en dikkat çekici mekânı, zemini duvardan duvara yaklaşık 406 m2lik tek parça Hereke halısıyla kaplı, tavanı altın yaldızlı panolarla süslenmiş, görkemli Tören Salonu’dur. Bu salonda, Sultan II. Abdülhamid döneminde muayede törenlerinin de yapıldığı bilinmektedir. Çırağan Sarayı’ndan getirilmiş sedef kakmalı kapılarından ötürü “Sedefli Salon” olarak da bilinen yemek salonunun mobilyaları, Sultan II. Abdülhamid tarafından Yıldız Sarayı bünyesindeki Tamirhâne-i Hümâyûn’da yapılmıştır. Osmanlı beğenisini yansıtan yemek salonu dışında, köşkün tefrişinde Avrupa beğenisi egemendir. Şale’nin dekorasyonunda dikkat çeken unsurlardan biri de, büyük boyutlu İsveç yapımı Rörstrand çini sobalarıdır. Yıldız Sarayı’nı oluşturan yapılar grubu içinde Istabl-ı Âmire-i Ferhân olarak anılan has ahırların bir bölümünde ve manej binaları restorasyonları tamamlanarak yeniden işlevlendirilmiştir. Yapılardan birinde Klasik Türk Sanatları Merkezi yer almaktadır. Manej binası ise yapılan başvurular ve verilen izinler çerçevesinde kongre ve seminerlere tahsis edilebilen bir konferans salonu haline getirilmiştir. İLETİŞİM BİLGİLERİAdres :Yıldız Parkı İçi Beşiktaş 34349Tel: (0212) 259 45 70

http://www.ulkemiz.com/yildiz-sarayi

Alaçatı Neresidir?

Alaçatı Neresidir?

Ülkemizin en güzel illerden biri olan İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı olarak bilinen bir mahalle olan Alaçatı, Ege Denizi’ne kıyısı olması ile birlikte en çok turist çeken bölgelerden de bir tanesidir. Bölgede bulunan tarihi taş evleri ve rüzgar sörfüne göre elverişli olarak plajları bulunan Alaçatı’nın yaklaşık olarak nüfusu 8.401 kişi olarak belirlenmiştir. Özellikle son yıllarda taş evleri ile dikkat çeken Alaçatı bölgesi, 704 kilometrekarelik alanı ile bünyesinde pek çok eğlence mekanlarını ve otelleri barındırmaktadır. Yine özellikle Ege bölgesinin en önemli tatil beldelerinden biri olarak bilinen Alaçatı, yaz mevsimde en çok yabancı turistleri ağırlayan belde olarak da adını yazdırmıştır.Alaçatı’nın Ünlü Mekanları ve Bölgeleri Eski Rumlar zamanından bu yana bağcılık ve şarapçılık yapımı ile adını dünyaya duyuran İzmir’in gözde beldelerinden Alaçatı, günümüzde ise turizmi ve farklı özellikteki butik otelleri ile göz doldurmaktadır. Turistlerin en çok merak sardığı rüzgar sörfü ile de dikkat çeken Alaçatı, popülerliğini de buradan kazanmaktadır.Adeta bir simge haline gelmiş olan Alaçatı evleri, farklı mimari yapıları ile Alaçatı beldesinde en çok tercih edilen yapılardan birisidir. Rumlar zamanından bu yana da gelmiş olan Alaçatı evlerinin büyük bir çoğunluğu son dönemde yapılmıştır.Çeşme’nin gözde mekanı olan Alaçatı’nın bir simgesi haline gelen Yel Değirmenlerinin büyük bir kısmı turizme katkı sağlamak adına sürekli olarak restore edilmekte ve farklı mekanlar haline getirilerek hizmete sunulmaktadır.Alaçatı beldesinin adeta kalbi olarak sayılan yerlerden biri olan Alaçatı meydanı, turistlerin gezip görmek için uğradıkları mekanlardan bir tanesidir. Alaçatı Meydanı’nın yanı sıra belde de bulunan Hacı Memiş Ağa Cami, Dutlu Kahve ve çok sayıda plajları her yıl binlerce turistin ilgi odağı olmaktadır.Kaynakça:Kaynakça; http://alacati.neredekal.com/gezilecek-yerler-tarihi-mekanlar/Yazar: Ensar Türkoğluhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/alacati-neresidir-1

Aşık Fotonları Uzay-Zaman Ayıramıyor

Aşık Fotonları Uzay-Zaman Ayıramıyor

İşte size hayal edilebilecek en küçük ölçekte bir aşk hikayesi: Dolaşıklık. Bu durumda bulunan parçacıklar birbirleriyle içsel olarak öyle bir bağlantı içindedirler ki, aralarındaki uzaklık ne olursa olsun, birini etkileyen herhangi bir değişiklik diğeri üzerinde de eşzamanlı bir etki yaratır. Dolaşıklık da dahil olmak üzere, pek çok doğaüstü gibi görünen olayın sürekli olarak gerçekleşmekte olduğu parçacıklar düzeyindeki evrenin incelenmesi kuantum mekaniğinin alanındadır. Bu en küçük ölçekte, parçacıkların bazı özellikleri bütünüyle olasılıksaldır. Diğer bir deyişle, gerçekleşene dek hiçbir şeyin kesinliği yoktur. Bell Teoremi’nin Sınanması Albert Einstein kuantum mekaniği yasalarının gerçekliği tanımladığına pek inanmıyordu. O ve kendisi gibi düşünen diğer bilimciler işin içinde kuantum sistemlerin öngörülemez olmasını sağlayan gizli değişkenler olduğunu ileri sürdüler. Ancak 1964 yılında yayımladığı makalesinde John Bell şu düşünceyi ortaya koydu: Söz konusu gizli değişkenleri içeren herhangi bir fiziksel gerçeklik modeli, bir parçacığın diğeri üzerinde anlık etki yaratmasını da izinli kılmak zorundadır. Einstein enformasyonun ışıktan daha hızlı ilerleyemeyeceğini kanıtlamış olsa da, Bell’e göre parçacıklar çok uzak mesafelerdeyken bile birbirlerini etkileyebilirlerdi. Bilimciler Bell’in teoremini modern fiziğin önemli dayanaklarından biri kabul ediyor. Teoremi kanıtlamak amacıyla çok sayıda deney yapılmış olmasına rağmen, yakın zamana kadar Bell’e gereken eksiksiz ve uygun bir sınama yapılamamıştı. 2015 yılında bu konuya ilişkin üç ayrı çalışma yayımlandı ve hepsi de kuantum mekaniğinin öngörüleri ile uyumluydu. Yayımlanan makalelerden birinin baş yazarı olan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nden (NIST) Krister Shalm şöyle anlatıyor: “En heyecan verici yanı, bir anlamda deneysel felsefe yapıyor oluşumuz. İnsanlar hep dünyanın nasıl işlediği hakkında belli beklentiler içinde oldu. Sonra kuantum mekaniği çıkageldiğinde, işlerin bekledikleri gibi yürümediğini gördüler.” ‘Alis ile Bob’ Kuantum Mekaniğini Nasıl Sınadı? “Bizim makalemiz ve geçen yıl yayımlanan diğer iki makale Bell’in haklı olduğunu gösterdi: Gizli değişkenler içeren bir evren modeli, dolaşık parçacıkların herhangi bir uzaklıktan birbirlerini etkilemesine izin vermek zorunda,” diyor Francesco Marsili. Kendisi NASA’da çalışıyor ve Shalm ile aynı araştırma ekibinde yer alıyor. Makaleleri geçtiğimiz yıl Physical Review Letters dergisinde şu akıl karıştırıcı başlıkla yayımlanmıştı: “Yerel Gerçekçiliğin Güçlü Kaçamaksız Sınaması.” NIST laboratuvarında gerçekleştirilen deneyi anlamamıza yardımcı olacak bir benzeşim kuralım: A ve B dolaşık iki foton olsun. A fotonu Alis’e, B fotonu da Bob’a gönderilsin. Alis ile Bob arasındaki uzaklık da 185 metre olsun. Alis ve Bob fotonlarını dürtüp kurcalayarak her türlü yolla özelliklerini öğrenmeye çalışıyorlar. İkisi de fotonlarını nasıl ölçeceklerine birbirleriyle konuşmadan ve rastgele sayı üretecinden çıkan sayılar doğrultusunda rastgele karar veriyor. Alis ile Bob notlarını karşılaştırdıklarında, yaptıkları bağımsız deneylerin sonuçlarının bağlaşık olduğunu görüp şaşırıyorlar. Çok uzaklardayken bile, dolaşık foton çiftinden birini ölçmenin, diğer fotonun özelliklerini etkilediğini anlıyorlar. “Sanki Alis ile Bob fotonları birbirinden ayırmaya çalışmış, ama fotonların aşkı sürmüş gibi,” diyor Shalm. Dolaşık fotonlar uzayda ayrı düşseler bile tek bir sistem gibi davranmaya devam eder. Alis ve Bob, yapılan deneydeki foton dedektörlerini temsil ediyor. Deneyi çok sayıda başka aşık yani dolaşık fotonla yineliyorlar ve her seferinde aynı görüngü ile karşılaşıyorlar. Tabi gerçekte bu dedektörler insan değil, süperiletken nano kablolu tekil foton dedektörleri (SNSPD [İng. superconducting nanowire single photon detector]). SNSPD dedektörler süperiletken duruma gelene dek, yani elektriksel dirençlerini kaybedinceye kadar soğutulmuş metal şeritlerdir. Şerite çarpan bir foton, şeritin bir anlığına normal metale dönüşmesine neden olur. Dolayısıyla şeritin direnci sıfırdan sonlu bir değere fırlar. Dirençteki bu değişim sayesinde araştırmacılar olayı kaydeder. Deneyi laboratuvarda gerçekleştirirken en büyük güçlük, fotonları dedektörlere gönderirken optik fiberlerde kaybolmalarının önüne geçmektir. NASA’nın JPL laboratuvarı ve NIST bu amaçla SNSPD dedektörlerini dünya rekoru kıran bir performansta üretti ve %90’dan yüksek bir verim elde etti. Fotonun varış zamanındaki belirsizlik düşürüldü. SNPSD olmadan böyle bir deney gerçekleştirilemezdi. Bu Neden Yararlı? Deney tasarımının kriptografide kullanılma olanağı bulunuyor. Rastgele sayı üreteci kullandığı için bu yöntem bilgiyi ve iletişimi güvenli kılacaktır. “Evren hakkında bize çok derin bilgiler veren deney düzeneğimiz, aynı zamanda bilgiyi güvenli tutmanın gerektiği uygulamalarda da kullanılabilir,” diyor Shalm. Kriptografi bu araştırmanın tek potansiyeli uygulaması değil. Kullanılanlara benzer dedektörler, uzayın derinliklerinde optik haberleşme için de işe yarayabilir. Sinyal varış zamanı hususunda verimi yüksek, belirsizliği düşük olduğu için bu dedektörler optik izgedeki (spektrumdaki) ışık atımları ile bilgi iletimi için çok uygun. “Güneş sisteminde gezinen uzay araçları ile iletişim için şu anda Derin Uzay Ağı (İng. Deep Space Network) kullanılıyor. Bu ağ enformasyonu radyo sinyali olarak kodluyor. Optik iletişim kullanabilirsek ağin veri hızını 10 ila 100 kat arttırabiliriz,” diye ekliyor Marsili. Einstein’ın dediği gibi enformasyonun ışıktan hızlı ilerleyemeyeceğini, ancak optik iletişim araştırmaları ile gönderilen veri miktarının yükseltilebileceğini belirten Marsili, deneylerinde kullandıkları dedektörlerin bu açıdan önemini vurguluyor.   Kaynak: NASA, “Particles in Love: Quantum Mechanics Explored in New Study”< http://www.nasa.gov/feature/jpl/particles-in-love-quantum-mechanics-explored-in-new-study > Sevkan Uzel http://bilimfili.com/asik-fotonlari-uzay-zaman-ayiramiyor/

http://www.ulkemiz.com/asik-fotonlari-uzay-zaman-ayiramiyor

7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri

7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri

27 Nisan 2016 - 30 Nisan 2016 Sheraton Otel ve Kongre Merkezi Acente:  Valör Web valor@valor.com.trman   Değerli Meslektaşlarım, Kongre Düzenleme Kurulu olarak sizleri, Türk Pediatrik Dermatoloji Derneği ve Hacettepe Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı'nın birlikte 27-30 Nisan 2016 tarihleri arasında başkentimiz Ankara'da düzenleyeceği "7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri”ne davet etmekten mutluluk duyuyoruz. Amacımız, daha önceki benzer etkinliklerin her birinde ükseltilen başarı çıtasını daha da yukarı taşımaktır. Bu amaçla, alanlarında uzman olan çok değerli ulusal ve uluslararası bilim insanlarının konferans ve sunumları ile bilimsel düzeyi yüksek bir toplantı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. En büyük dileğimiz pediatrik dermatoloji alanındaki son gelişmelerin konuşulup tartışılacağı bu platformda hem dermatoloji hem de pediatri uzman ve uzmanlık öğrencilerinin bilgilerinin güncellenmesi ve bu toplantıdan edindikleri bilgilerin günlük pratiklerinde yer bulmasıdır. Siz değerli meslektaşlarımız için özenle ve titizlikle hazırlandığımız toplantımız sizlerin katılımı ve desteği ile çok daha ileri düzeyde bir etkinlik olacaktır. “7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri” ne sizleri davet etmekten onur duyuyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz. Düzenleme Kurulu adına, Prof. Dr. Ayşen Karaduman Kongre Başkanı

http://www.ulkemiz.com/7-ulusal-pediatrik-dermatoloji-gunleri-1

Ülkemiz ve Dünya - NÜFUS Konusu (Sosyal <b class=red>Bilgi</b>ler Konu Anlatımı)

Ülkemiz ve Dünya - NÜFUS Konusu (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

6. sınıf sosyal bilgiler konularından bugün "Nüfus"u derinlemesine işleyeceğiz. Nüfusun dağılışını etkileyen faktörler, seyrek nüfuslu yerler, yoğun nüfuslu yerler bu videoda öğreneceğiniz konulardır. Ülkemiz ve Dünya ünitesini bu videoyla pekiştireceksiniz. İyi seyirler.

http://www.ulkemiz.com/ulkemiz-ve-dunya-nufus-konusu-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Beslenme insanların en temel gereksinimidir. Bu gereksinimin karşılanması ile hayati fonksiyonları yerine getirebilmek mümkün olur.

http://www.ulkemiz.com/karbonhidrat-nedir-hangi-gidalarda-bulunur

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016, Ankara

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016, Ankara

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016 tarihleri arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Amfisinde  gerçekleştirilecektir. Kongre programına buradan ulaşabilirsiniz. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi, yapı sektörü ile çevre, tasarım, üretim, kullanım, koruma, denetim yönetim, güvenlik ve yıkım süreçleri arasındaki ilişkilerin tartışıldığı; sorun ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı bir ortam sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Ülkemizde ulusal ölçekte bir yapı kongresi ilk defa 3-7 Mayıs 1948 tarihleri arasında “Birinci Türk Yapı Kongresi” adı ile Bayındırlık Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Meslek topluluğumuzun o tarihteki örgütü “Türk Yüksek Mimarlar Birliği” kongreye geniş destek ve katılım sağlamıştır. Beş gün süren bu kongre, Cumhuriyet sonrası mimarlığın kuruluşu ve kurumsallaşması sürecinde birçok mesleki konunun çok yönlü ele alındığı ve paylaşıldığı önemli bir etkinlik olmuştur. Bu tür etkinliklerin sürekliliğini sağlamak amacıyla Mimarlar Odası Ankara Şubesi “yapı kongre”lerini bir gelenek haline getirme kararı almıştır. Bu kararı takiben 2. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi’ni 3-5 Haziran 2015 tarihleri arasında Ankara’da düzenlemiştir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin evsahipliğini yaptığı ikinci kongreye toplam 18 farklı şehirden 37 bildiri ile katılım sağlanmıştır. Ülkemizde yapı sektörüyle ilişkili birçok konuda çok hızlı değişim ve gelişim söz konusudur. Tüm bu gelişmeler de dikkate alınarak, yapı sektörünün güncel sorunlarının gündeme getirilmesi ve çözümler üzerinde ortak tartışmaların yapılabilmesi önemlidir. Bu kongrenin, yapı ve çevre bilimleri, yapım ve malzeme teknolojileri, mimarlık, mühendislik ve bilişim sahalarıyla ilgili birçok disiplinden meslek insanlarını, araştırmacıları, uzmanları, uygulayıcıları, üreticileri, öğrencileri ve kullanıcıları bir araya getirmesi hedeflenmiştir. Bu alanlarda edinilen birikimin ve deneyimin ortak bir platformda paylaşılması ve tartışmaların yapılması, bu platforma katılan herkes için yararlı olmaktadır. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, mesleki eğitimi ön plana alarak mimarlık mesleği ile ilgili meslek gruplarının hızla gelişen bu ortamı takip edebilmeleri ve ortama katkıda bulunabilmeleri için “3. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi”ni düzenlemektedir. Ankara’da 24-25-26 Kasım 2016 tarihleri arasında yapılacak olan üçüncü kongrenin ana teması, Türkiye’de ve dünyada güncel birçok sorunu ve gelişmeleri içeren “Teknik Tasarım, Güvenlik ve Erişilebilirlik” olarak belirlenmiştir. Yapı sektörüyle ilişkili tüm yapı üretimi, kullanımı ve koruması gibi süreçleri tartışma ortamına dâhil edebilmek ve ilerleyebilmek amacıyla aşağıdaki alanlar altında belirlenmiş konu başlıkları üzerinde durulacaktır: - Yapı ve Yapım Teknolojileri, Yapı Malzemeleri - Yapı ve Çevre İlişkisi, Yapı ve Çevre Güvenliği - Herkes için Erişilebilirlik - Tarihi Yapı ve Çevre, Restorasyon ve Koruma - Yapı Denetimi, Proje ve Yapım Yönetimi Bu alanlar doğrultusunda; Yapı malzemeleri: teknik ve çevresel performansları Yapım teknikleri ve uygulama detaylar Alternatif yapı malzemeleri ve sistemleri Yapı denetimi ve güvenlik: sorun analizi ve takibi, yapısal analizler ve yapılarda deprem güvenliği, yangın güvenliği, risk analizi vb. Çevresel kontrol: yapılarda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, mimari akustik, mekansal aydınlatma, işlevsel sistemler vb. Kültürel mirasın korunması Yapı yönetimi:  tasarımı, proje üretimi, yapımı ve kullanımı, maliyet analizleri, kullanıcı güvenliği ve sağlığı Yapım-bilgi teknoloji ilişkileri Yapılı çevre ve erişilebilirlik, mekânsal sorunlar, çözüm önerileri, teknik standartlar konularını içeren çalışmaların aktarıldığı ve tartışıldığı bir paylaşım, etkileşim ve eğitim ortamı hazırlanmaktadır. Bu kapsamda, farklı disiplinlerden görüşlerin ve çalışmaların bu kongreye katılımları önemsenmektedir.

http://www.ulkemiz.com/3-ulusal-yapi-kongresi-25-26-kasim-2016-ankara

Elektrikli Araçlar Zirvesi İTÜ’de

Elektrikli Araçlar Zirvesi İTÜ’de

İTÜ Elektrik Mühendisliği Kulübü olarak bu yıl 1 ARALIK 2016 tarihinde ilkini düzenleyeceğimiz ELEKTRİKLİ ARAÇLAR ZİRVESİ İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde. İTÜ Elektrik Mühendisliği Kulübü olarak etkinliğimiz ulusal çapta olup ve etkinliğimizin başlıca amaçlarını şu şekilde sıralayabiliriz: ● Elektrikli ve hibrit araç teknolojileri konusunda farkındalık yaratmak, ● Elektrikli araçlar konusunda ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki durumu karşılaştırma fırsatı yaratmak, ● Sektördeki son durumu akademik ve sektörel açıdan incelemek, ● Akademisyen, yatırımcı, öğrenci, bürokrat ve şirket yetkililerini bir etkinlikte buluşturmak, ● Sektör içerisindeki iletişimi güçlendirmek, ● Enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması konusuna dikkat çekmek. Etkinliğimiz herkese açıktır. Sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız. Kayıt ve detaylı bilgi için tıklayın.

http://www.ulkemiz.com/elektrikli-araclar-zirvesi-itude

Coca-Cola Şirketini Kim Kurdu

Coca-Cola Şirketini Kim Kurdu

1892 yılında Asa Candler The Coca-Cola Company şirketini kurdu ve ürünü geliştirmek için çaba sarf etmeye başladı. 12 Mart 1894 tarihinde Coca-Cola ilk kez şişede satılmaya başlandı.

http://www.ulkemiz.com/coca-cola-sirketini-kim-kurdu

Afrika Menekşesi Nedir ve Özellikleri Nelerdir?

Afrika Menekşesi Nedir ve Özellikleri Nelerdir?

Afrika Menekşesi gerek bakım kolaylığı gerekse görünüşü ve özellikleri bakımından çokça kişi tarafından tercih edilen, yetiştirilen popüler bir süs çiçeğidir.

http://www.ulkemiz.com/afrika-meneksesi-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir

Frajil X Sendromu Nedir? Belirtileri Nelerdir? Teşhis Ve Tedavi Yöntemi Nedir?

Frajil X Sendromu Nedir? Belirtileri Nelerdir? Teşhis Ve Tedavi Yöntemi Nedir?

Nörogelişimsel bir bozukluk olan Frajil X Sendromu, zeka geriliğinin bilinen en önemli nedenlerinden biridir. X kromozomuyla ilişkili olan bu sendrom, X kromozomunun uzun kolundaki FMR1 geninde C-G-G tekrarı ve DNA polimeraz enziminin kaymasından kaynaklanmaktadır.6-50 CGG CCG GCC tekrarları taşıyan bireyler normaldir ancak 200-1000 tekrar taşıyan bireylerde Frajil X sendromu gözlenir. Bu sendroma bağlı olarak gelişen zeka geriliği, erkeklerde 3600 de 1, kadınlarda 6000 de 1 görülmektedir. 2000 kişide 1 ise daha hafif problemler görülür. (Bu oranlar yaklaşık olarak hesaplanmıştır.)Her iki cinsiyette de görülmektedir. Frajil X sendromu yaklaşık olarak erkeklerde 1/4000, kızlarda ortalama 1/7000 görülür. Farkında olmadan birçok insan bu geni taşıyor.Hastalık ancak ortaya çıktıktan sonra anlaşılabilmektedir. FMR1 genindeki bozukluklar nedeniyle oluşan bu hastalık babada herhangi bir sorun yapmazken çocukta bu sendrom görülebilmektedir. Erkeklerde ortalama 3 yaşında, kızlarda ise 8 yaş civarında hissedilmektedir. Frajil X Sendromlu kişilerde zihinsel davranışsal ve fiziksel farklılıklar gözlenmektedir.Frajil X Sendromlu Kişilerde (Özellikle Erkeklerde) Fiziksel Farklılıklar :Erkek çocuklarda büyük testisler (macroorchidism), kaslarda hipotoni (anormal derecede düşük kas direnci) ve otizm görülmektedir. Yüz şekilleri farklı olan bu bireylerde büyük kulaklar, uzun yüz yapısı,geniş alın, yüksek kemerli damak gözlenebilir. Ayrıca lordosis (Omurganın konveksliği öne bacak şekilde arkaya bükülmesi, kamburluk, bel kemiğinin eğriliği ) kalp defektleri (mitral prolapsus, kalpte üfürme) düz tabanlılık, el kemiklerinin kısalığı ve şaşılık gözlenebilir. Erkekler bilişsel olarak geniş bir yelpazede etkilenirler. Zeka geriliği orta düzeydedir. Bu özellikler erkeklere oranla daha hafif olarak kadınlarda da görülebilmektedir.Frajil X sendromu olan erkeklerde psikiyatrik etkilenme gözlerini kaçırma ve sosyal anksiyete şeklinde olabilmektedir.Frajil X Sendromlu Kişilerde Mental Ve Bilişsel (Kognitif) Farklılıklar:Kognitif (Bilişsel): IQ seviyesinde önemli ölçüde düşüklüğe sebep olan sendrom, öğrenme güçlüğü,ağır bilişsel bozukluk ve otizme sebep olmaktadır. Daha çok yürüme, konuşma,tuvalet eğitimi gibi temel işlevlerde bozukluk görülebildiği gibi bu çocuklarda dikkat eksikliği,matematiksel konularda zorlanma ve hiperaktivite görülmektedir. Ayrıca konuşmada gecikme,hızlı konuşma, kelimeleri tekrarlama ve heceleyerek söyleme gibi dilsel problemler de görülmektedir. Frajil sendromlu kişiler duygusal bilgileri algılamakta ve uygun yanıt vermekte zorluk çekerler. Kendilerine dokunulmasına tepki verirler. Göz teması kurmakta zorlanırlar. Sinirli ve hırçın oldukları gözlenirken el sallama,el ısırma gibi davranışlar gösterirler. Frajil Sendromlu kişilerde otistik davranış bulguları hakimdir.Kız Çocukları Ve Yetişkin Kadınlarda Frajil X Sendromu Özelikleri :Kızlarda 8’li yaşlarda farklılıklarını hissettiren Frajil X sendromu, kız çocuklarının hemen hemen yarısında (tam mutasyon taşıyanlarda) zeka geriliği ve entelektüel bozulmaya sebep oluyor. Kalan yarısında ise normal zeka ya da öğrenme problemi olmaktadır. Özellikle matematik ile ilgili ders ve konularda düşük başar performansı gözlenmektedir. Erkeklerdeki görülme oranından daha az olmakla birlikte motor öğrenme ve konuşma bozuklukları görülmektedir.Frajil X Sendromlu kızların bazıları otistiktir bazılarında ise normal IQ ile birlikte sosyal anksiyete, depresif duygu durumu, sosyal çekilme, dikkat sorunları, kronik depresyona eğilim yaratan duygu durum bozuklukları görülebilmektedir.Frajil X Sendromu Kimlerde Görülebilir? Nasıl Tanı Konur?– Nedeni açıklanamayan zeka geriliği veya otizmi olan kişiler– Hiperaktivite, öğrenme güçlüğü, hafif bilişsel geriliği olan kişiler– Yukarıda bahsetmiş olduğumuz Frajil X sendromuna ait fiziksel yada davranışsal özellikleri taşıyan herkes– Ailesinde Frajil X tanısı konmuş ya da ailesinde zeka geriliği öyküsü olan herkesEğer yukarıda bahsettiğimiz belirtilere siz ya da çocuğunuz sahipse Frajil X sendromu için kan testi yaptırmanız gerekmektedir. Bu test Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Genetik Bölümünde yapılabilmektedir. Alınan kandan DNA analizi PCR ve Southern Blot metotlarıyla tespit edilmektedir. Bu yöntemle ailesinde Frajil X Sendromu olan kişilere doğum öncesinde erken tanı olanağı sağlanabilmektedir.Frajil X Sendromu Tedavi Yöntemi Nasıldır?Frajil X Sendromunun etkin ve rahatsızlığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavisi maalesef bulunmamaktadır. Ama tedaviye yönelik özel eğitim, konuşma ve dil terapisi, fizik tedavi ve farklı beceriler kazandırma amaçlı terapiler uygulanabilmektedir. İlaç tedavisi sendromun belirtileri olan hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı üzerinde ayrıca anksiyete bozukluğu ve depresyon tedavisinde kullanılmaktadır.Farajil X Sendromlu çocuklar belli konularda potansiyel sahibi,sevilen,birlikte zaman geçirmekten hoşlanabileceğiniz, hassas ve zarif kişilikleri olması gibi yönleriyle dikkat çekerler.Sevimli,duyarlı,cana yakın, sosyal ilişkilerinde pozitif, taklit yetenekleri çok kuvvetli ve esprili kişiliğe sahiptirler. Hayal güçleri çok zengindir. Sözel ve okumaya dayalı çalışmaları severler. Müzik, sanat ve spordan çok hoşlanırlar. Bu aktiviteler gelişimlerini hızlandırır ve potansiyellerini en üst düzeyde kullanmalarına yardımcı olur.En iyi tedavi iyi bir terapi ve Frajil X Sendromunda gelişim gösteren fiziksel,davranışsal ve bilişsel durumların yakın takibi ile mümkün olabilmektedir. Bu tür rahatsızlıklarda ailenin çok iyi bilgilendirilmesi ve aile bireylerinin de araştırıcı, bilinçli, donanımlı olması çocuğun hayatını kolaylaştıracak faktörlerden en önemlisidir.Unutmamak gerekir ki, çocuğunuzun hayatını kolaylaştırmanız, onu nasıl mutlu edeceğinizi ve mutsuz olduğu anlarda ona nasıl destek olacağınızı bilmeniz sizi de endişelerinizden uzaklaştıracak ve yüzünüzün gülmesini sağlayacaktır.Sağlıklı,mutlu,umut dolu yarınlar için bilinçli bir birey olabilmek adına yapacağımız ilk şey; hastalıklar konusunda bilinçlenmeyi o hastalık başımıza gelmeden önce gerçekleştirmemiz diye düşünüyorum.Kaynakça:www.rehabilitasyon.com/ct/Frajil_X_Sendromutr.wikipedia.orgwww.turkpsikiyatri.org/blog/2012/03/…/frajil-x-sendromuYazar: Eda Şahanhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/frajil-x-sendromu-nedir-belirtileri-nelerdir-teshis-ve-tedavi-yontemi-nedir

Android Cep Telefonu “Huawei G301″ İnceleyelim

Android Cep Telefonu “Huawei G301″ İnceleyelim

Piyasada Android tabanlı cep telefonu oranı yüzde doksanlara vardı. Haliyle bir çok teknoloji markası, android işletim sistemli cep telefonlarını farklı donanım ve fiyatlarla müşterilerine sunmaya başladılar.Ürün çeşitliliği ve neredeyse hergün piyasaya yeni telefonların sunulması biz tüketicilerin aklını karıştırmaya başladı..Bu konuda sizlere  en uygun fiyat performans (verdiğiniz paraya değer) cep telefonu olanı Huawei g301 ‘in özelliklerinden , artı ve eksilerinden bahsetmek istiyorum. Huwaei markası, Türkiye’de çok tanınmış bir marka değil.. Zamanında TTNET, yeni abonelerine huawei marka modemi hediye olarak verdiğini hatırlıyorum..Bu cihazı incelerken giriş seviyesi bir cihaz olduğunu unutmamalıyız..Çeşitli internet sitelerinde fiyatı 299 tl dir. Bu fiyat bu özellikteki bir cihaz için gerçekten uygundur..Cihazın genel özelliklerinden bahsedecek olursak :* 4 inch ips kapasitif dokunmatik ekran : En iyi özelliği diyebilirim..İps ekranlı telefonların en büyük özelliği farklı açılardan baktığınızda görüntü kaybı yaşanmamakta ve çok daha net görüntüler elde edilmektedir.* 1 ghz Cortex a5 qualcom snapdragon işlemci : İşlemcinin tek çekirdek olması, bu fiyata gayet normal. Daha önce 600 mhz işlemcili bir telefon kullanan birisi olarak işlemci hızının yeterli olacağını düşünüyorum..* 512 mb ram : Üzerindeki işletim sistemi için yeterli.* 5 mp kamera amatör fotoğraf çekimleri için oldukça yeterli . Gün ışığında güzel fotoğraflar çekilebilir.* 4 gb dahili hafıza ilk bakışta yetersiz gibi gözükse de, piyasadan 25 tl civarı 8gb lık micro sd kartla hafıza sorununu kolaylıkla halledebilirsiniz.* Gorilla Corning glass çizilmez ekranı telefon için güzel bir özellik . Böylelikle ufak darbelerde ekranda bir çizilme yaşanmaz.* KVK garantili olması : KVK bilindiği üzere Türkiye’de en geniş servis ağı olan bir firmadır..Cihazınızın arızalanması durumunda kolaylıkla muhatap bulup tamir ettirebilirsiniz.* 1500 mah pil: Telefonun pili 2 günden fazla gider.* Android 2.3.6 gingerbread işletim sistemi : Eski bir işletim sistemi olsa da, bence telefonun donanımıyla oldukça uyumlu. Böylece telefonda kasma ve donma gibi sorunlar yaşanmaz.* Dahili wifi – bluetooth ve gps özelliği sayesinde dünya ile kesintisiz iletişim sağlayabilirsiniz.Yeni dokunmatik ekranlı akıllı bir cep telefonu almayı düşünüp; ancak bütçemde kısıtlı diyorsanız bu cihazı kesinlikle kaçırmamalısınız..Kaynakça:http://www.chip.com.tr/haber/huawei-ascend-g301-a-ilgi-buyuk_35639.htmlhttp://www.kvkmarket.com/huawei-ascend-g301#.UreQVtJdWJcYazar: Adem Meteoğluhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/android-cep-telefonu-huawei-g301-inceleyelim

Kuş Gözleminde Kullanılan Malzemeler

Dürbün ve Teleskop Dürbün kuş gözlemcisinin ayrılmaz parçasıdır. Kullandığımız dürbün ne kadar kaliteli olursa yapacağımız gözlemde o kadar zevkli olur. Gözlemci, dürbününü seçerken bazı noktaları göz önünde bulundurmalıdır. Sonuçta her dürbün ile kuş gözlemi yapılmaz. Eğer bir dürbünümüz yoksa, yapacağımız ilk iş bir dürbün almak olacaktır. Dürbünümüzü, konusunda uzman ve daha sonra bize teknik destek sağlayabilecek yerlerden almalıyız. Aksi takdirde, bir arıza durumda sorun yaşayabiliriz. Satın alacağımız ya da gözleme götüreceğimiz dürbünü seçmeden önce gözlem için en ideal dürbün nasıldır bunu belirleyelim. Gözlem yapacağımız dürbünde arayacağımız ilk özellik görüntü kalitesidir. Peki bir dürbünün kaliteli görüntü verdiğini nasıl anlarız? Bütün dürbünlerin üzerinde bazı sayılar vardır. Örneğin:6x42, 10x50 gibi. Buradaki sayılardan ilki (örneğin 6x42 büyütmedeki 6 rakamı) dürbünün Okülerinin, diğer sayı ise (42) dürbünün Objektif lensinin mm değerinden çapını ifade eder. Bu sayılar kuş gözlem için iyi bir dürbün almamızda bize yardımcı olurlar. Bir dürbünün kuş gözlem için uygun olup olmadığını anlamak için o dürbünün “Büyütme Değeri”ne bakarı. Dürbünün büyütme değerini, Objektif lens çapını Oküler Çapına bölerek bulabiliriz. Büyütme değeri 5-7 arasında olan dürbünler kuş gözlem için idealdir. Yukarıda ki örnek için Büyütme değeri 42/6=7’dir. Objektif lens çapı ne kadar büyük olursa dürbün o kadar çok ışık toplar. Büyük lense sahip dürbünler iyi ışık topladığından güzel görüntü verir. Bu tip dürbünler ışık şiddetinin düşük olduğunu, sabaha karşı, akşama doğru gibi kapalı havalarda gözlem yapmak için idealdir. Büyük mercekli dürbünlerin dezavantajı ise, büyük merceğe sahip oldukları için boyutları büyük ve ağırlıkları fazladır. Bu dürbünler uzun süreli yapılan gözlemlerde, gözlemciyi yorabilir. Eğer ışık şiddetinin düşük olduğu zamanlarda ve yerlerde gözlem yapmayacaksak mercek çapı küçük olan dürbünleri tercih etmeliyiz. Dürbünümüzde arayacağımız diğer özellikler ise şöyle olmalıdır; -Dürbünümüz demir ya da benzeri malzemelerden değil, plastik gibi hafif ve herhangi bir darbe anında merceğe zarar vermeyecek malzemeden yapılmış olmalıdır. Bu tür dürbünler ayrıca hafif oldukları için fazla ağırlık yapmazlar. -Dürbünümüz, elimizin büyüklüğüne uygun olmalı ve parmaklarımız ayar vidalarına rahatlıkla yetişebilmelidir. -Dürbünle baktığımızda nesneleri normal şekillerinde görmeliyiz. Ayrıca dürbünün ışığı halkalar biçiminde gösterip göstermediğine de dikkat etmeliyiz. Teleskoplar dürbünlere göre daha büyük, ağır ve kullanması deneyim isteyen aletlerdir. Teleskopların büyütme gücü x20 ve üzeridir. Bu büyütmeye sahip aletlerin gözlem esnasında titremesi görüntüyü bozar, bunun için teleskoplar, üçayakla (tripod) birlikte kullanılırlar. Bilimsel bir çalışma yapmıyor ve sürekli yerimizi değiştiriyorsak, gözlemimize teleskop götürmeye gerek yoktur. Çünkü bir teleskopu arazide saatlerce taşımak oldukça zordur ve gözlem açısından pratik değildir. Eğer teleskop alacaksak dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz: -Teleskopumuz plastik malzemeden yapılmış olmalıdır. -Gözü yoran düz teleskoplar yerine üstten bakmalı teleskopları tercih etmeliyiz.   Arazi Rehberi Arazi Rehberi, dürbün ve not defteri ile birlikte kuş gözlemcisinin ayrılmaz parçasıdır. Eğer uzman bir ornitolog değilseniz yanınızda mutlaka iyi bir Arazi Rehberi bulundurmanız gerekir. İyi bir Arazi Rehberi nasıl olmalıdır? Arazi Rehberi içinde, kendisine konu edindiği bölgenin kuş türlerine ait resim, fotoğraf, dağılım haritası, boy, kilo gibi özellikleri anlatır. Türkiye, Batı Palearktik Bölge olarak adlandırdığımız Kuzey Afrika’yı, Avrupa’nın tamamını, Asya’nın Batısını ve Ortadoğu’yu içine alan bölgede yer alır. Bir Arazi Rehberi alırken önce bu özelliğe dikkat etmeliyiz. Arazi rehberlerinde kuşların isimleri, Latince ve kitabın yayınlandığı dilde olarak yazılı olmalıdır. Kitap kaliteli fotoğraf ve resimlerle her kuş türünün çeşitlenmesini, yavru, erişkin birey, dişi ve erkekteki tüy dimorfizmini, kuşun uçuş şeklini varsa albino bireyleri ve kuşun doğal ortamını göstermelidir. Bunların dışında kuş türünün çok karakteristik bir özelliği varsa bunu fotoğraf ya da resimle göstermelidir. İyi bir Arazi Rehberi kuşun bulunduğu tehlike statüsünü, türü tehdit eden unsurları da içine alan kısa bir açıklama yapmalıdır. Arazi Rehberleri kuşları familyalar halinde (ya da fiziksel büyüklük sırasına göre) gösterir, çok iyi bir Arazi Rehberi alıp hangi familyanın hangi sayfalarda bulunduğu ve kuş familyalarının özelliklerini iyi biliyorsak yeni gördüğümüz bir kuşu teşhis etmemiz kolaylaşır. Arazi rehberlerinde ayrıca her türün dağılımını gösteren haritalar bulunur. Bu haritalar kuş türünün; -Göç Yolunu -Yerli Olduğu Bölgeyi -Kışı Geçirdiği Bölgeyi -Yazı Geçirdiği Bölgeyi -Populasyonun Tehlikede Olduğu Bölgeyi -Çok Seyrek Uğradı Bölgeyi gösterir. Bu bilgiler harita üzerinde genelde her bilgi bir renk veya şekille ifade edilmiş biçimde gösterir. Bu harita “Dağılım Haritası” olarak adlandırılır ve haritalarla ilgili bilgi kitabın en başında aşağıdaki şekilde olduğu gibi verilir. Arazi rehber kitabımızı çok iyi bir şekilde ciltlemeli ve dış etkilerden korumak için özel bir çanta içerisinde saklamalıyız. Arazide Arazi Rehberimıza çok dikkat etmeliyiz. Yeni gördüğümüz bir türü hemen Arazi Rehberindan bulmaya kalkışmamalı ilk önce türün özelliklerini not defterimize not etmeli gözlem bitince ya da bir boşluk anında Arazi Rehberindan gördüğümüz kuşun hangi tür olduğuna bakmalıyız. Batı Palearktik bölgenin ve Türkiye’nin kuşlarını konu edinen en iyi birkaç Arazi Rehberi şunlardır: -Collins Bird Guide -Parey Vogelbuch -The Raptor of Europe and The Middle East -Türkiye Kuşları -İ.Kiziroğlu III.Elbise Gözlem alanına gitmeden önce, gözlem alanının bulunduğu bölge ile ilgili bilgiler edinmeliyiz. Bu bilgiler gözlememiz öncesinde ve sonrasında çok işe yarayacaktır. Gözlem bölgesi ile ilgili edindiğimiz arazi yapısı ve hava durumu bilgileri elbise seçimimizde bize yardımcı olacaktır. Hava durumu ve arazi yapısı ne olursa olsun, elbiselerimizle ilgili unutmayacağımız temel kurallar şunlardır; -Elbiselerimiz koyu renk tonlarında olmalıdır. Örneğin; koyu yeşil, kahverengi, gri gibi. Çünkü doğadaki birçok hayvan açık ve canlı renklerden ürker. Birçok kuş türünün de gözlerinin çok iyi gördüğünü düşünürsek, açık renkli kıyafetlerimizle kuşlar tarafından hemen fark ediliriz ve biz çok uzakta olsak bile ürküp kaçarlar. Bu durum bizim sağlıklı gözlem yapmamızı engelleyecektir. Ayrıca kuşların bizi fark etmemesi için doğada kamufle olmamız gerekmektedir. Bu sebeplerden dolayı koyu renkli kıyafetler giymeye özen göstermeliyiz. -Elbiselerimizle ilgili ikinci temel ilke ise ayakkabımızdır, seçtiğimiz ayakkabı mutlaka ayağımızı bileklerimizden sarmalı ve tabanı kalın olmalıdır. Terlik, sandalet ve bileğimizi sarmayan ayakkabılar arazi koşullarına ve gözlemin hareketliliğine göre her an ayağımızdan çıkabilir ve yaralanmalara sebep olabilirler. Bu iki temel kural dışında seçim yaparken gözlem alanımızın arazi ve hava şartlarını göz önünde bulundurmalıyız. Hava şartlarını önceden öğrendiğimiz için elbisemizi ona göre ayarlamalıyız. Hava şartları ne olursa olsun seçtiğimiz elbisenin kollarımızı ve bacaklarımızı tamamen örtmesine özen göstermeliyiz. Aksi taktirde gözlem alanında ki böceklerden hastalık kapabiliriz, otlardan ve ağaçlardan kollarımız ve bacaklarımız yaralanabilir. Seçtiğimiz kıyafetlerin bol cepli olması, not defteri ve kalemimizi koyacağımız yerlerin olması arazide bize fayda sağlar. Kayalık alanlarda ve dik yamaçlarda gözlem yapacaksak ayakkabımızın ayağımızı bileğimizden sarması, tabanının kalın ve dişli olmasına özen göstermeliyiz. Gözlemimizi sulak ve çamurlu alanlar da yapacaksak ayakkabımız bir bot olmalıdır ve ayağımızı sıkıca sarmalıdır. Yanımıza bizi yormayacak ve eşyalarımızı koyabileceğimiz küçük bir sırt çantası ile birlikte susuz kalma ihtimaline karşı su ihtiyacımızı karşılayabilecek birde matara almalıyız. Çantamız sağlam ve sırtımızı terletemeyecek şekilde olmalıdır. Sıcak ve yağmurlu havalara karşı şapka olmayı da ihmal etmemeliyiz. IV.Not Defteri Arazide gözlem yaparken elde ettiğimiz verileri kaydetmemiz gerekir, bunun için iyi ve kaplı bir not defteri kullanmalıyız. Not defterimizi yeni gördüğümüz kuş türlerinin çizimini, gözlemlediğimiz türlerin kaydını yapmak ve gözlem raporlarımızı yazmak için kullanırız. V.Ölçüm ve Araştırma Malzemeleri Gözlem yaptığımız bölgede materyal toplamak ve basit ölçümler yapmak için bazı aletlere ihtiyacımız olabilir. Gerekli gördüğümüz bu malzemeleri de almalıyız. Bu malzemelerden pens ve saklama kutuları arazide çok işimize yarayabilir. VI.İlk Yardım Malzemesi Gözlem yapmak için gittiğimiz yerler çoğunlukla doğal hayatın bozulmadan korunduğu yerler olduğu için, çok küçükte olsa bazı tehlikeleri içinde barındırmaktadır. Bu tehlikeler günlük hayatta karşılaşabileceğimiz tehlikeler gibide olabilir ya da ilk defa karşılaşacağımız durumlarda olabilir. Bütün bunlar için önlemimizi önceden almalıyız. Arazide en sık karşılaşılan olaylar; -Hafif yaralanmalar, sıyrıklar -Böcek sokmaları -Eklem incinmeleri -Sıcak havalarda burun kanaması ve tansiyon düşmesi Olarak sıralayabiliriz. Önceliği bu durumlara vererek, gözleme çıkmadan bir ilk yardım çantası hazırlamalıyız. Böcek sokmalarına karşı hassasiyeti fazla olan kişiler gözleme çıkmadan önce mutlaka yanlarına gerekli ilaçlarını da almalılar.

http://www.ulkemiz.com/kus-gozleminde-kullanilan-malzemeler

Hera Evlilik Tanrısı

Hera Evlilik Tanrısı

Hera, Yunan mitolojisinde Zeus'un eşi ve ablası olan tanrıçadır. Roma'da Juno olarak bilinir. Babası Titanlardan Kronos, annesi Rhea'dır. Olympos tanrıları arasında kraliçe vasfına sahiptir ve Evlilik Kraliçesi olarak anılır. Eski inanca göre doğum sırasında kadınların ve evliliklerin koruyucusudur. Mitolojide en güçlü, en cesur ve Aphrodite'den sonra en güzel tanrıça olarak nitelendirilir. İnek gözlü, ak kollu Hera da denilir. Hatta Hera, Aphrodite'den sonra en güzel ikinci tanrıça olduğunu bildiği halde kendisine aşık olan erkekleri hep reddetmiş, kendisini hep Zeus'a sunmuştur. Simgeleri nar, zambak, inek, akrep ve en önemlisi tavus kuşudur. Çok kıskanç ve kinci bir tanrıçadır, işlerini bir düzen içinde yürütür. Zeus'la ilişkisi olduğunu bildiği Maia'yı çileden çıkarmış, Lamia'yı canavara çevirmiş, Semele'yi tuzağa düşürmüş, Alkmene'nin doğum yapmasını geciktirmiş, Leto'yu takip edip süründürmüş, Callisto'yu ayıya çevirmiş, İo'ya at sineği musallat etmiştir. Troyalılar kendisini en güzel tanrıça seçmedikleri için kini büyüktür. Zeus Hera'yı aldattığı için Hera tarafından defalarca cezalandırılır. Zeus'tan daha iktidar sahibidir ve Zeus'un önemli kararlarında çok büyük etkisi vardır. Ayrıca Zeus'tan daha zengindir. Zeus baştanrı, Hera da baştanrıça olarak bilinir. Hera çok yönlü bir tanrıçadır. Baharla ilişkilendirilir. Aynı zamanda kendisine guguk kuşu kılığına girerek gelen Zeus'u kutsal evliliğe ikna etmiştir. Bu yüzden çetin ceviz olarak da bahsedilir. Bazı kaynaklara göre de Hera, Zeus'la evlenmiş ve tüm koşullara karşın Zeus'la iyi geçinerek ve zorluklarla baş ederek dünyaya evliliğin kutsallığını göstermiştir. Bu nedenle Zeus ile Hera'nın evliliğine Hieros Gamos(Kutsal Evlilik) adı verilmiştir. Ayrıca önemli bir bilgiye göre Heusha adında bir çocukları vardır. Zeus Hera'yı aldatınca (Hera çok kıskanç olduğu için) Zeus'un aşıklarını ve onların çocuklarını cezalandırır ve onlara belalar yollar. Ayrıca Hephaistos, Ares, Hebe, Angelos ve Eileithyia Hera'nın çocuklarıdır. Mitoloji Zeus'la evlenmeden önce tanrıça Tethys ve Okeanos'un yanında gençliğini geçirmiştir. Bu yüzden zaman zaman onları ziyarete gider. Hera kendi ağzından İlyada'da şu sözleri aktarır; "Gidiyorum bol besi veren toprağın bir ucuna, Tanrıların atası Okeanos'la, ana Tethys'i görmeye. Onlar almışlardı beni Rhea'nın elinden, saraylarında iyice beslemişler, büyütmüşlerdi." Herkül     Zeus'un insan sevgilisi Miken kralının kızı Alkmene'nin oğlu olan Herkül, Hera tarafından hiç sevilmez. Doğumu bile tanrıçanın, doğum tanrıçası Eileithyia'yı engellemesiyle geciktirilir ve kral olamasın diye kuzeni Eurystheus'in 7 aylıkken, Herkül'den önce dünyaya gelmesini sağlar ve taht sırası Eurystheus'e geçer. Doğduğundan sonra ise, bebek Herkül'e onu boğması için yılanlar gönderir.     Zeus, habercisi Hermes'in yardımıyla Herkül'ü  Alkmene'den bir gece kaçırarak farkettirmeden uykuya dalmış olan Hera'nın göğsüne koyar. Bebek Herkül, Hera'nın memelerinden akan sütü içecek ve böylece ölümsüz olacaktır. Fakat Hera, gece uyanıp tanımadığı bir bebeği emzirdiğini fark edince onu fırlatıp atar ve boşalan memesinden çıkan süt de gece gökyüzüne fışkırıp akar. Böylece Samanyolu ''Süt Yolu” gök adası oluşur.     Herkül'ün delirmesini ve karısı ile çocuklarını öldürmesinde rol oynar.     Herkül, 9. görevinde kemerini almak için kraliçe Hippolyta ile anlaşmış, ancak Hera'nın kışkırtmasıyla Amazonlar, Herkül'e saldırmış, Herkül de kraliçeyi öldürmek zorunda kalmıştır.     Herkül'ün 10. görevi olan Geryoneus'un ait olan kırmızı sığırları Atina'ya geri getirirken olan yolculuğu esnasında Hera'nın gönderdiği dev bir at sineği, sığır sürüsünü dağıtır. Tanrıça ayrıca yol üzerindeki bir nehrin sularını da yükseltir.     Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir. Bu elma ağacı, tanrıça Hera'ya, tanrıça Gaia'nın düğün hediyesidir.     Herkül, Olimpos'a gelip Hera ile barıştıktan sonra Hera'nın kızı Hebe ile evlenir.     Çoban Paris ve en güzel tanrıçaya verilecek altın elma mitosunda, altın elmayı kendisine vermesi karşılığında Paris'e tüm Asya kıtasını önerir.     Zeus tanrı ve tanrıçalara savaşa katılma izni verince, Hera da Akalar yanında savaşa katılır. Troyalılara yardım eden tanrıça Artemis'i döver. Oğlu Hephaistos'un savaşması için onu yüreklendirir.     Ayrıca savaşta Akhaları tutan Tanrıça, Zeus'u baştan çıkarmayı bile göze alır: vücuduna Ambrosia sürer, saçlarını tarar, buklelerini örer, yüzlerce püskülün sarktığı bir kemer kuşanır, inci küpelerini takar ve muhteşem bir peçe örter. Ardından işi sağlama almak için, Aphrodite'nin güçlü bir büyü ile aşk arzusu uyandıran sütyenini inandırıcı bir bahane ile ödünç alır. Ayrıca uyku tanrısına Kharitlerden birini eş olarak vaat ederek, onun yardım etmesini de sağlar. Bundan Sonra Zeus'un yanına İda Dağı'na gider, kendisine anında aşık olan tanrıyı baştan çıkarır ve ardından uykuya dalmasını sağlar. İda Dağı'nda savaşı seyreden Zeus'un yanına gelerek onunla sevişip, oyalayarak diğer tanrılarla birlikte Akhalara yardım eder. Sık sık da savaşçıların düşüncelerine etki etmeye çalışır.     Troya düştükten sonra Aeneas, İtalya kıyılarına varana kadar onu engellemeye çalışır. Tek bir şartla Aeneas'ı ve soyunu rahat bırakmaya söz verir, o da Zeus'un bu sürgün Troyalıların dillerini değiştirmesi ve eski soyları ile bağlarını koparmasıdır. Hephaistos     Athena'nın doğuma sinirlenen Hera, kendi kendine bir çocuk doğurmaya karar verir. Hephaistos'u doğuran tanrıça, çocuğun çirkinliğini görüp onu Olimpos'dan aşağı atar.     Büyüyen Hephaistos, intikam için Hera'ya altın bir taht yapar. Tahtta oturan Hera, aniden kelepçelerle tahtta kilitlenir.     Hephaistos, Zeus'tan Afrodit ile evlenme ve Olympos'ta yaşama sözü alana kadar, tanrıça kilitli kalır. İo Hera, dev Argos'un gözlerini tavuskuşuna yerleştiriyor     Zeus'un sevgilisi olan İo, Zeus tarafından Hera'dan korunması için inek şekline çevrilir.     Bunu anlayan Hera, İo'yu yakalar ve hapseder. Başına da çok gözlü dev Argos'u nöbetçi olarak diker.     Hermes tarafından sarhoş edilerek dev öldürülür. Hera'da devin gözlerini tavus kuşunun tüylerine yerleştirir.     İo'ya bir at sineği musallat ederek. İo'yu Mısır'a kadar kovalar. İstanbul Boğazından da geçen İo, "Bosphorus (İnek Geçiti)" ismini boğaza verir. Semele     Zeus'un Kral Kadmos'un kızı Semele ile gizli bir aşk yaşadığını duyan Hera, intikam almaya karar verir. Yaşlı bir kadın kılığında Semele’ye gözükür ve Hera'ya nasıl göründüğü gibi kendisine de bütün haşmetiyle görünmesini istemesini söyler. Ve Zeus daha önce Semele’nin ne isteyeceğini bilmediği halde Styx Nehri üzerine söz verdiği için Tanrı olarak sözü tutmak zorunda kalır. Gerçek görünümüyle görününce Semele Zeus'u görür görmez ölümcül bir yıldırımın ateşiyle kül olup gider.     Hera'nın emri üzerine Titanlar Semele'nin oğlu Dionysos'u kaçırıp küçük parçalara böler ve bir kazanda pişirirler. Ancak çocuğun büyükannesi Rhea onu kurtarır ve parçalarını birleştirir. Dionysos( İki kere doğan) Hera'dan saklamak için çocuk önce kız gibi giydirilir, sonra Teyzei İno'ya yollanır. Ama bunu fark eden Hera ise İno'yu delirtir ve İno da oğlunu bir kaynar su kazanına atıp öldürürken kocasını da bir geyik zannedip vurur. Zeus ise Dionysos'u kıskanç Tanrıça'nın elinden zor kurtarır ve onu bir keçiye dönüştürerek Nysa dağındaki nymphalar arasına yollar.     Leto ve Hera     Tanrı Poseidon ile Argos şehrinin baş tanrısı olmak için yarışır ve yarışı kazanır     Evliliklerini için Zeus ve Hera'dan daha mutlu diyen bir çift arasına rekabet sokarak, onları cezalandırır.     Zeus'un yasak aşkı Maia'dan olan tanrı Hermes, zekiliği ile bilinir. Bebek Hermes, bebek Ares'in yerine geçerek, tanrıça Hera'nın kendisini emzirmesini sağlar. Bunu anlayan Hera önce kızsa da, hemen Hermes'i de artık oğlu gibi görür ve Zeus'un diğer çocuklarına yaptıklarını yapmaz.     Leto, Zeus'tan olan çocukları Artemis ve Apollon'u doğuramasın diye doğuma izin verecek her toprağı lanetler. Sadece Poseidon'un üç uçlu tridentini denize vurarak yükselttiği ve dalgalar sıvı bir kubbe oluşturarak kapattığı Delos Adası buna uymaz. Doğduklarında ise Hera onlara ejder Python'u gönderir ve bin bir türlü zorluğa maruz bırakır. Ama Leto'nun oğlu Apollon büyüdüğünde tanrısal oku ile ejderhayı öldürür.     Zeus'un Callisto ile ilişkisini duyan Hera, Callisto'yu ayıya çevirir on beş yaşındaki oğlu Arkas da annesiyle karşılaşır ve yayını gerer; o anda Zeus her ikisini de göğe yerleştirir. Hera buna da öfkelenir ve deniz tanrılarıOkeanos ile Tethys'ten, yıldıza dönüşmüş olan ayının bir daha asla deniz sularında yıkanamamasını ister. Bu yüzden Büyük Ayı asla batmaz.     Zeus un ilişkilerine sinirlenen Hera, yanına Athena, Poseidon ve Apollon'nun desteğini de alarak Zeus'u devirir. Ama Thetis yardımı ile kurtulan Zeus, ceza olarak da Hera'yı yüksek bir yere asarak, ayaklarına ağırlık bağlar.     Lapithler Kralı İksion'a acıyan Zeus, onu Olimpos'taki tanrılar sofrasına davet eder ama İksion nankörlük edip bu sofrada Hera'ya kur yapmaya başlar. Bunu farkeden Zeus, bulutlardan Hera'ya benzeyen bir görüntü yapar ve İksion bununla birleşir. Bu birleşmeden at adamlar soyu meydana gelmiştir. Ayrıca Zeus, bu nankörlüğün cezasını İksion'u yer altın ülkesinde sonsuza kadar durmadan dönen alevli bir tekerleğe bağlanmış olarak yaşamını sürdürmeye mecbur eder.     Ekho'nun Zeus'un nymphelerle ilişkisi sırasında kendisini oyalamakla görevlendirildiğini anlayan tanrıça, Ekho'nun sesini lanetler. Artık Ekho, sadece son kelimeleri söyleyebilen bir peridir. Kültü Hera bir ana tanrıça figürüdür ve Argos kenti bu tanrıçanın erken dönem kültünün merkezidir. Sisam adasındaki tapınağı ise bir diğer önemli merkezdir. Tapınaklarına "Heraion" denir. Ayrıca Hera kültünün günümüzde de görülebilinecek etkileri vardır. Örneğin, olimpiyatların simgesi halindeki olimpiyat ateşi, her yıl Olympia'daki Hera Tapınağında güneş ışığı yardımı ile yakılır. https://tr.wikipedia.org/wiki/Hera

http://www.ulkemiz.com/hera-evlilik-tanrisi

Aya Vukla (Aziz Vukolos) Kilisesi

1886 da inşa edilen kendi adıyla anılan mahallede yani günümüzde Kapılar Semti, Etiler Mahallesi, 1257,1274 ve 1281 arasındaki alanda yer alan bulunan Ortodoks Rum Kilisesidir. 1922 yılındaki büyük İzmir yangını sırasında şehirde bulunan diğer Rum Kiliseleri yanmasına rağmen Ayavukla Kilisesi bu yangından etkilenmedi. Daha sonra mübadele ile Rumların İzmir’den ayrılmasından sonra işlevini kaybedip boş durumda kaldı. Bina 1927 yılı Şubat ayında İzmir Arkeoloji Müzesi olarak düzenlenir ve bu durum 1951 yılında Kültürpark’taki müze binası açılıncaya kadar sürmüştür. ‘Gözlü Kilise’ olarak ta anılan yapı, daha sonraları depo olarak kullanılmış ve bir dönemde İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’ne tahsis edilmiştir. Son yıllarda bakımsız ve harap durumda olan kilisede uygulanan son teknoloji restorasyon çalışmaları ile boya tabakalarının ardında gizli kalmış olan Hz. İsa figürü, Altın Ağızlı Aziz Yuhanna ile melekler Mikail ve Cebrail’i sembolize eden duvar resimleri de yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Kilisenin müştemilat binası ‘İzmir Basın Müzesi’ olarak düzenlenerek hizmete sunulmuştur.İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) ve Ege Üniversitesi (EÜ) işbirliğiyle şehre kazandırılan Basın Müzesi’nde basın tarihi açısından önem taşıyan olay ve isimlere ilişkin anıları da canlandıracak olan sergilenenler arasında gazeteci Metin Göktepe'nin kazağı, Uğur Mumcu'nun ilk bilgisayarı ve Abdi İpekçi'nin daktilosu da yer almaktadır. Kilise kültür ve sanat etkinliklerinde kullanılmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/aya-vukla-aziz-vukolos-kilisesi

Amasya’da Gezilecek Yerler

Amasya’da Gezilecek Yerler

Amasya, sahip olduğu tarihi yerleri ve muhteşem doğası ile birçok insanı kendine çekmektedir. Hem yurt içi hem de yurt dışından birçok turisti yıl boyunca ağırlamaktadır. Ayrıca hem eski konumu hem de şimdiki konumu itibari ile önemli yolların geçiş noktasında bulunmaktadır. Amasya’ da gezilmesi ve görülmesi gereken belli başlı yerler aşağıda sıralanmıştır.Amasya Kalesi: Konumu itibariyle Yeşilırmak’ ın çevresinde yer alan ve Hititler zamanında yapılmış, zamanla genişletilmiş Amasya’ nın ünlü kalesidir. İçinde birçok tarihi olayı ve eseri barındırmaktadır.Amasya Müzesi: Müzede Osmanlı, Bizans, Roma, Selçuklu ve Hitit dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. İçinde adeta tarihin kokusu yer almaktadır. Birçok yerde yapılan kazılarda çıkan eserler, Tunç seramikleri, Hitit Tanrı heykeli de bu müzede sergilenmektedir. Amasya Şehzadeler Müzesi: Amasya Harşena Kalesi’ ne yakın bir konumda, Yeşilırmak Nehri kıyısında, sur duvarları üzerine kurulmuş tarihi bir müze olmaktadır. İki katlı olan bu müze, 2008 yılında ziyarete açılmıştır. Selçuklu dönemine ait birçok desen ve motif Şehzadeler Müzesi’ nde sergiye açılmıştır.Amasya Köprüleri: Amasya’ nın 6 adet köprüye sahip olduğu bilinmektedir. Ancak sadece Kuş Köprüsü eski hali ile günümüze gelmiş olmakta ve eski hali ile kullanılmaktadır. Sultan Gıyaseddin tarafından yaptırılmıştır. Eski halini koruması ile ülkemizin de en önemli köprülerinden biri olmaktadır. Amasya’ da bulunan diğer köprüler sonradan eskilere benzetilerek yeniden yapılmaya çalışılmıştır.Amasya Hazeranlar Konağı (Etnoğrafya Müzesi): Türkiye’nin en önemli müzelerinden olan Etnoğrafya Müzesi, Hasan Talat Efendi tarafından yaptırılmıştır.Yukarıda sayılan önemli yerler dışında da birçok tarihi ve görsel mekanları bulunan Amasya, gelecek yıllarda önemli turizm merkezlerinden biri olacaktır. Yatırımcılar ve çeşitli devlet organları Amasya’ ya yatırım yaptığı ve tesislerini geliştirdiği taktirde tüm bu güzellikler daha da ön plana çıkarak Amasya’ nın ekonomisine büyük bir katkı sağlayacaktır.Türkiye’yi gezmeye karar verdiyseniz; duraklarınızdan biri de Amasya olmalı.http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/amasyada-gezilecek-yerler

Kütleçekimsel Dalgalar Astrofizikte Yeni Bir Çağı Haber Veriyor

Kütleçekimsel Dalgalar Astrofizikte Yeni Bir Çağı Haber Veriyor

Albert Einstein’ın 100 yıl kadar önce kuramsal olarak öngördüğü, varolmaları gerektiğini belirttiği kütleçekimsel dalgalar ilk kez deneysel olarak gözlemlendi. Aşırı şiddetli kozmik olayların neden olduğu bu uzay-zaman dokusu dalgalanmalarının 14 Eylül 2015 tarihinde Louisiana ve Washington eyaletlerinde bulunan iki interferometre tarafından algılandığı dün yapılan basın açıklamasında dünyaya duyuruldu. LIGO (Lazer Interferometre Kütleçekimsel Dalga Gözlemevi) bilimcilerinin yaptığı bu doğrudan gözlemle birlikte Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı bir kez daha çarpıcı biçimde doğrulanmış oldu. Ama dahası var: Algılanan kütleçekimsel dalga sinyali çözümlenerek, kaynağı belirlendi. Hesaplamalara göre söz konusu dalga, 1.3 milyar ışık yılı uzakta bulunan iki kara deliğin çarpışması sonucunda oluşmuş. Bu şimdiye dek gözlemlenen tüm olaylardan çok daha şiddetli bir kozmik olay. Araştırmacılar dalga sinyalini, geçebilecek herhangi bir kütleçekimsel dalganın ufacık titreşimini hissedebilecek duyarlılıkta yapılandırılmış ikiz dedektörlerle algılamayı başardı. Kütleçekimsel dalga sinyali elde edilir edilmez ses dalgalarına dönüştürüldü ve birlikte sarmallaşarak birleşip devasa bir karadelik oluşturan iki kara deliğin dans müziği dinlendi. Sinyali derinlemesine çözümleyen ekip, kara deliklerin çarpışmasına milisaniyeler kala neler olduğunun izini sürdü. Güneş’imizden 30 kat daha büyük kütleli olan bu kara deliklerin, birbirlerinin etrafında ışık hızına yakın bir hızda döndüklerini ve ardından çarpışıp birleşerek, Einstein’ın E=mc2 denklemi uyarınca kütleçekimsel dalga formunda üç güneş kütlesine eşdeğer miktarda enerji salınımı yaptıklarını belirlediler. “Bu enerjinin büyük bölümü saniyenin onda biri kadar bir sürede salındı. Bu kısa süre boyuca kütleçekimsel dalgaların gücü, görünür evrendeki tüm ışıktan yüksekti,” diyor LIGO bilimcilerinden Peter Fritschel. Bu dalgalar uzay-zaman dokusunu eğip bükerek, evreni dalgalandırarak ilerledi ve bir milyar yılı aşkın bir sürenin sonunda Dünya’nın bulunduğu yere ince bir titreşim olarak ulaştılar.   Bu bilgisayar simülasyonunda, çarpışan iki kara deliğin çevresinde uzay-zamanın nasıl büküldüğü görülüyor. Renklendirilmiş yüzey, iki boyutlu bir yaprak olarak temsil edilen uzay olup, üçüncü boyutu hayalimizde canlandırmamız gerekiyor. Huniye benzeyen bükülme kara deliğin devasa kütlesinden kaynaklanıyor. Kara deliğin yakınındaki renkler zamanın akış hızını belirtiyor: yeşil: normal, sarı: %20-30 yavaş, kırmızı: aşırı yavaş. En altta yayınlanan kütleçekimsel dalganın dalga biçimi görülüyor. Bu kütleçekimsel dalga enerjiyi alıp götürerek, kara deliklerin içeri sarmallaşmasına ve çarpışmasına neden oluyor. Görsel: Simulating eXtreme Spacetimes Gözlem ile Kuramın Görkemli Uyumu Astrofizik profesörü Nergis Malvalvala kütleçekimsel dalgaları şöyle açıklıyor: “Göle atılan bir taşın çevresinde oluşan halkalar gibi canlandırabilirsiniz gözünüzde. Bir olay çevresindeki uzay-zamanın biçimini bozar ve bu bozulma dalga dalga yayılarak, yüzlerce milyon yıl sonra Dünya’ya varır.”  Kütleçekimsel dalgalara ilk kanıt 1974 yılında Russell Hulse ve Joseph Taylor’ın keşfettiği bir çift nötron yıldızı ile geldi. Dünya’dan 21.000 ışık yılı uzaktaki bu cisimler, görünüşe göre tuhaf bir biçimde davranıyorlardı. Araştırmacılar nötron yıldızlarının kütleçekimsel dalgalar biçiminde enerji kaybederek birbirleri etrafında döndükleri sonucunu çıkardı. Bu çalışma 1993 yılında onlara Nobel Fizik Ödülü’nü kazandırmıştı. Şimdiyse LIGO ilk kez olarak, Dünya yüzeyinde bulunan bir aygıt kullanarak kütleçekimsel dalgaların doğrudan gözlemini yaptı. LIGO’nun interferometreleri geçtiğimiz Mart ayında yenilenip, duyarlılıkları arttırılmıştı. Öyle ki, dedektörler bir protonun çapının onbinde birinden daha küçük değişimleri algılayabilecekti. Eylül ayı itibariyle hazırlık çalışmaları tamamlanmış ve LIGO gözlem yapmaya başlamıştı. Kısa süre sonra da beklenen sinyal yakalandı. Yapılan ölçümün, Alpha Centauri yıldızının uzaklığını mikron mertebesinde bir duyarlılıkla ölçmeye eşdeğer olduğu söylenebilir. Einstein bunun başarılabileceğini hiçbir zaman beklemiyordu. “Yakalayacağımız ilk sinyallerin rastlantısal olmadığını, rastgele gürültüden ibaret olmadığını kendimize ve camiaya kanıtlamanın bizim için çok zor olacağını düşünüyorduk. Fakat doğa bize inanılmaz bir nezaketle, son derece büyük ve anlaması kolay bir sinyal yolladı. Ve elbette Einstein’ın kuramı ile görkemli bir uyum içindeydi,” diye anlatıyor LIGO’dan David Shoemaker. Tüm dünyada heyecan yaratan çalışmanın sonuçları Physical Review Letters  dergisinde yayımlandı. Ekip, çalışmalarının önemini vurgulayarak, kütleçekimsel dalgaların astrofizikte yeni bir çağın başlangıcına işaret ettiğini belirtiyor. Şimdiye dek uzaya hep teleskoplarla bakıp ışık, radyo dalgası ya da x-ışını gibi elektromanyetik dalgaları yakalamaya çalıştıklarını, fakat artık kütleçekimsel dalgalarla evreni bambaşka bir şekilde araştırabileceğimizi ekliyorlar. Kaynak: Massachusetts Teknoloji Enstitüsü, “Scientists make first direct detection of gravitational waves”< http://news.mit.edu/2016/ligo-first-detection-gravitational-waves-0211 > İlgili Makale: Physical Review Letters, “Observation of Gravitational Waves from a Binary Black Hole Merger”< https://journals.aps.org/prl/abstract/10.1103/PhysRevLett.116.061102 > Sevkan Uzel http://bilimfili.com/kutlecekimsel-dalgalar-astrofizikte-yeni-bir-cagi-haber-veriyor/

http://www.ulkemiz.com/kutlecekimsel-dalgalar-astrofizikte-yeni-bir-cagi-haber-veriyor

Fotoğraf ve Fotoğrafçılık Tarihi

Fotoğraf ve Fotoğrafçılık Tarihi

Bir güvercin yuvasının görüntüsüyle başladı fotoğrafçılık tarihi. Dünyada bilinen ilk fotoğraf emekli bir subay olan Joseph Nicephore Niepce tarafından bir yaz günü 1827 tarihinde çekilmiştir.

http://www.ulkemiz.com/fotograf-ve-fotografcilik-tarihi

YÖNETİM BİÇİMLERİ (Sosyal <b class=red>Bilgi</b>ler Konu Anlatımı)

YÖNETİM BİÇİMLERİ (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

Bugün 6. sınıf sosyal bilgiler dersinin 6. ünitesi olan "Yaşayan Demokrasi"den Yönetim Biçimlerini anlatıyoruz. Bu videoda Monarşi, Oligarşi, Teokrasi ve Cumhuriyet yönetim şekillerini işleyeceğiz.

http://www.ulkemiz.com/yonetim-bicimleri-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

Sosyal medya ve İnterneti engelleyen ülkeler!

Sosyal medya ve İnterneti engelleyen ülkeler!

Türkiye'de yaşanan farklı gelişmelerle sık sık sosyal medya sitelerine ve genel olarak internete erişim engelleri getirilmekte. Peki Türkiye'den başka hangi ülkelerde bu gibi durumlar görülüyor?

http://www.ulkemiz.com/sosyal-medya-ve-interneti-engelleyen-ulkeler

MESMAP-3 Sempozyumu

MESMAP-3 Sempozyumu

Düzenleyen :    (Akdeniz Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Derneği (ATABDER), Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Derneği (AMAPSEEC), Hindistan Eczacılık Öğreticileri Birliği (APTI), Resmi Ulaşım Sponsoru Türk Hava Yolları (THY), Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı) nın destekleri ile Gazimagosa, Kıbrıs’ta düzenlemecektir. Yer : K.K.T.C Tarih : 13 – 16 Nisan 2017 Kongre Merkezi :  Merit Park Otel Organizatör : Puzzle Travel Agency Web Sitesi : http://www.mesmap.org/ Değerli Meslektaşım, Bildiğiniz üzere; Bilimsel Toplantı Organizasyonları bilgi paylaşımlarının ötesinde ülkelerin üst düzeyde tanıtımında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bizler akademisyenler olarak yıl boyunca dünyanın farklı iklimlerinde birçok ülkedeki bilimsel toplantılara katılarak hem ülkemizi tanıtıyor hem de farklı kültürel zenginliklerini yerinde görerek çevremize aktarıyoruz. Yurtdışındaki bilimsel toplantılarda ülkemizin tanıtımı konusunda üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışmanın yanında, zaman zaman farklı ülkelerdeki meslektaşlarımızın da ülkemizi ve kültürümüzü yerinde görmesi ve tanıması konusunda aktiviteler yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Bu kapsamda, MESMAP-1 (Mediterranean Symposium on Medicinal and Aromatic Plants – Akdeniz Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sempozyumu) Sempozyum serilerine, Doğu Akdeniz Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin ev sahipliğinde Kaya Artemis Otel’de, 35 farklı ülkeden yaklaşık 300 bilim insanının katılımı ile 17-20 Nisan 2013 tarihlerinde Gazimagosa (K.K.T.C.)’da başlangıç yapmıştık. MESMAP-2013 Sempozyumu, uluslararası bilim çevrelerince olumlu karşılanmış, toplantı bildirilerinin telif hakları İngiltere merkezli “CABI Abstracts” tarafından yayınlanmak üzere talepte bulunulmuştur. Ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan toplantıların başarı ile en güzel şekilde sonuçlanmasında; şüphesiz ki, toplantılara katılarak birikimlerini paylaşan değerli bilim insanlarının büyük rolü bulunmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/mesmap-3-sempozyumu


Geleneksel Türk Mezar Taşları 1. Ulusal Sempozyumu

Geleneksel Türk Mezar Taşları 1. Ulusal Sempozyumu

Erciyes Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi, Kuşadası Kültürel ve Tarihi Mirası Koruma Derneği ortaklaşa 24-26 Mart 2017 Tarihleri arasında, Aydın-Kuşadası İlçesinde ‘Geleneksel Türk Mezar Taşları 1. Ulusal Sempozyumu’ düzenleyecekler.

http://www.ulkemiz.com/geleneksel-turk-mezar-taslari-1-ulusal-sempozyumu

2.       ULUSLARARASI MÜHENDİSLİK MİMARLIK VE TASARIM KONGRESİ

2. ULUSLARARASI MÜHENDİSLİK MİMARLIK VE TASARIM KONGRESİ

Kongre bilim kurulunun bilgisi dahilinde tam metin olarak gönderilen ve kongre bilim kurulu hakem onayından geçen yazar(lar)'a ait çalışmalar yayının dergi yayın kabul şartlarına uygun olan aşağıdaki bilgileri yer alan hakemli dergilerimizde dergi editörlerinin onayı ve kabulu ile yayınlanması sağlanacaktır.

http://www.ulkemiz.com/2-uluslararasi-muhendislik-mimarlik-ve-tasarim-kongresi

Başbakan Yıldırım &quot;SİZLER BİZİM GELECEĞİMİZSİNİZ, AYDINLIK YARINLARIMIZSINIZ&quot;

Başbakan Yıldırım "SİZLER BİZİM GELECEĞİMİZSİNİZ, AYDINLIK YARINLARIMIZSINIZ"

Başbakan Binali Yıldırım, Gülhane Külliyesi'nde düzenlenen Sağlık Bilimleri Üniversitesi Akademik Yılı Açılışı ve Fahri Doktora Tevdi Töreni'nde konuştu.

http://www.ulkemiz.com/basbakan-yildirim-sizler-bizim-gelecegimizsiniz-aydinlik-yarinlarimizsiniz

General Mobile Discovery

General Mobile Discovery

General Mobile’in en son çıkan akıllı telefonu “Discovery” şu anda akıllı cep telefonu piyasasında, fiyatıyla rakiplerini zorlamakta…Bu telefonu kullanan birisi olarak sizlere deneyimlerimi aktarmak istiyorum…Özellikleri:* 4 çekirdek 1.2 ghz işlemcisiyle inanılmaz hız sergilemekte herhangi bir donma ve kasma yaşanmamaktadır..(Daha önce dual core işlemcili bir telefon kullanan birisi olarak aradaki farkı rahatlıkla farkettim.)* 1 gb ddr3 ram* 4.7 inch ips lcd kapasitif dokunmatik ekranı ile 1280*720 hd ekranı ile mükemmel bir görüntü izleme keyfi vermekte..En çok beğendiğim özelliği diyebilirim..Bir kaç hd video klip yükledim ve görüntü netliği harika hatta amoled ekranlardan daha iyi diyebilirim.* 8 mp arka(flaşlı) 3 mp ön kamera ile gayet başarılı resimler ve hd video çekilebilmekte.* Aynı sınıftaki telefonlara oranla, daha hafif (125 gr) ve ergonomik. * Android 4.2.1 jelly bean işletim sistemi telefonla gayet uyumlu ..Zaten en son sürüm diyebiliriz.* Çift hatlı olması.Telefonun eksi yönleri çok fazla olmamasına rağmen dile getirmekte fayda var.* Bataryası 1800 miliamper bana biraz yetersiz gibi geldi..2200 ma olsaydı daha iyi olurdu.. Ama çok fazla telefonla oynanmazsa 2 gün rahatlıkla gidiyor.* Bir diğer eksiği ise sesi biraz az çıkıyor gibi..Sesin kalitesi çok iyi ancak bazen gürültülü ortamlarda telefon sesini duyamayabilirsiniz.* Dahili hafızasının 4 gb olması bu özellikteki bir telefon için yetersiz; ancak çok büyük bir sorun değil..Çünkü piyasadan 20 tl ye 8 gb lık micro sd kart alıp takabilirsiniz.. Zaten bu sorunu da çözmüşler fiyatını biraz artırarak dahili hafızayı 16 gb a yükseltmişler..Yani yeni ürünlerde dahili hafıza 16 gb.* 8 megapixel kamera flaşlı olmasına rağmen gece çekimlerinde yetersiz..Sonuçta profesyonel bir fotoğraf makinesi değil.Kısacası son 2 ay içerisinde verilen parayı hakeden tam bir fiyat performans telefonu…Yazar: Adem Meteoğluhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/general-mobile-discovery

Kuş Gözlemciliği Genel Eğitim Konuları

Temel eğitim programı Fotoğraf makinası, Dürbün, Işık kullanımı, Filtreler ve yardımcı araçlar (Fotoğraf makinası), Filtreler ve yardımcı araçlar (Dürbün), Çekim teknikleri, Komposizyon, Karanlık oda ve karanlık oda uygulaması, Fotoğrafçılığın evrimi ve geleceği. Doğa fotoğrafına, kuş gözlemciliğine giriş ve Türkiye doğası Doğa fotoğrafı ve fotoğrafçısı, Kuş gözlemciliği, Fotoğrafik eğilimin belirlenmesi ve hazırlıklar, Bilgi kaynakları, kuş gözlemciliği ve doğa fotoğrafında etik, Türkiye`nin kuş gözlemciliği ve doğa fotoğrafı açısından değerlendirilmesi. Çekim teknikleri Donanımlar, doğada ışık, pozlandırma. Doğa manzarası Doğa manzarası, fotoğrafının anlamı, Fotoğraf çekim planı ve hazırlıkları, Doğal alanın kimliği, Türkiye`nin doğal kuş gözlemciliği yerleri. Yakın çekim (Makro) Yakın çekim fotoğrafın anlamı ve hazırlıklar, Alan derinliği, Büyüklük, Donanımlar, Alan teknikleri, Türkiye`nin makro fotoğrafik açıdan değerlendirilmesi (35mm`den daha büyük değerler: 70mm-200mm). Geniş açı Kullanılan objektif ile 28mm ‘den daha küçük diyafram değerlerine (15mm, 12mm) sahip lensler ile yapılan fotoğraf çekimleri. Kuş gözlemciliği Kullanılan ekip ve malzemeler, korunması, bakımı. Etik Kuş gözlemciliğinde, belgelenen türlere ve doğaya karşı davranış etiği.

http://www.ulkemiz.com/kus-gozlemciligi-genel-egitim-konulari

Yüzüncü Yıl Üniversitesi

Yüzüncü Yıl Üniversitesi

Adres: Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü 65080 Kampüs / VAN Telefon: 0432 225 10 24 Web: www.yyu.edu.tr/ FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 20 Temmuz 1982 tarih ve 41 sayılı kanun hükmünde kararname ile kurulmuştur. Üniversite Van Gölü'nün kuzey kıyısında ve Erciş yolu 15. km'de yerleşmiştir. Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hekimliği Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Biyoloji Öğretmenliği Fen Bilgisi Öğretmenliği Fen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Fizik Öğretmenliği İlköğretim Matematik Öğretmenliği Kimya Öğretmenliği Matematik Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği Sınıf Öğretmenliği Sınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Tarih Öğretmenliği Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği Erciş İşletme Fakültesi İşletme(Erciş) Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Antropoloji Arkeoloji Coğrafya İngiliz Dili ve Edebiyatı Sanat Tarihi(İkinci Öğretim) Sanat Tarihi Sosyoloji Tarih Türk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim) Türk Dili ve Edebiyatı Fen Fakültesi Biyoloji(İkinci Öğretim) Biyoloji Fizik Kimya Matematik(İkinci Öğretim) Matematik Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat(İkinci Öğretim) İktisat İşletme(İkinci Öğretim) İşletme Kamu Yönetimi Kamu Yönetimi(İkinci Öğretim) İlahiyat Fakültesi İlahiyat İlahiyat(İkinci Öğretim) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Gıda Mühendisliği İnşaat Mühendisliği Jeoloji Mühendisliği Kimya Mühendisliği Mimarlık Tıp Fakültesi Tıp Van Sağlık Yüksekokulu Ebelik (Yüksekokul) Hemşirelik (Yüksekokul) Veteriner Fakültesi Veterinerlik(İkinci Öğretim) Veterinerlik Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bitki Koruma Tarla Bitkileri Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Zootekni Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Mühendisliği

http://www.ulkemiz.com/yuzuncu-yil-universitesi

KOZAN (SİS) KALESİ

KOZAN (SİS) KALESİ

Çukurova'nın en önemli kalelerinden biri olan Kozan (Sis) Kalesi, "Amfi tiyatro" şeklinde inşa edilmiş olup, Kalenin alçak surları, Tarsus Kalesi örnek alınarak yapılmıştır.  Kale, kalkerden meydana gelen oldukça dik bir tepe üzerinde bulunmaktadır. 400 m. rakımlı olan bu tepe ilçeye hâkim bir konumdadır. Kozan Kalesi tamirattan geçmiştir. Günümüzde ise oldukça sağlam bir durumdadır. Sis Kalesi'nin, çeşitli kaynaklarda, Asurlular tarafından yapıldığı ve sonradan da birçok el değiştirdiği belirtilmektedir. Fakat Asurluların, Çukurova bölgesine 50-60 yıl gibi kısa bir süre egemen oldukları ve bölgeyi sömürge olarak kullandıkları göz önünde tutulur ise, bu yukarda belirtilen bilgiye şüphe ile bakmak gerekmektedir. 700 yıla yakın bir süre bölgeye hâkim olan Hititlerin de bu kaleyi yapmış olabileceği düşünülebilir. Yörede bulunulan birçok antik şehir ve kale kalıntıları ile ilgili tarihi ve arkeolojik araştırmaların yetersizliği, araştırmacıları farklı düşüncelere sevk etmiştir. Dileğimiz, ilçe ve yakın çevresindeki bilimsel araştırmaların bir an önce başlatılması yönün dedir. Yörenin en eski kalelerinden biri olan Kozan Kalesi, "Dağ kaleleri" zincirinin dördüncü halkasını teşkil etmektedir. Kalenin, iki grup halinde inşa edilmiş 44 kule ve burcu bulunmaktadır. Güney kesimindeki tepede bir iç kale (Ahmedek) vardır. Kalede 20-30 basamak merdivenle inilen mahzenler ve gizli yollar mevcut tur. İç kale de dahil altı bölümden oluşmaktadır. Bütün bölümleri birbirine bağlayan kapılar vardır. Kalenin su ihtiyacı ise, büyük su sarnıçları sayesinde karşılanmakta idi. Sis kalesi, kuzey ve güney olmak üze re iki ayrı kale grubundan oluşur. Bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Daha dışarıda olan ikinci sur ile, Kalede Asur, Roma ve Ermeni dillerinde yazılmış bir kaç yazıt bulunmuştur. Bu yazıtlar kalenin, tarih çağlarından günümüze kadar çok sayıda el değiştirdiğini ortaya koyar. Kozan Kalesinden Anavarza, Karasis ve Andıl Kalelerinin görüldüğü bilinmektedir. Ayrıca berrak bir havada Akdeniz'in bile görülebileceği kaleye farklı bir önem kazandırır. Kozan Belediyesi tarafından kale eteklerinden yapılan çevre düzenleme çalışmaları ile kale şimdi vatandaşların yoğun olarak gittiği sosyal mekânlardan biri oldu.

http://www.ulkemiz.com/kozan-sis-kalesi

TROFF Trabzon Off Road Kulübü

TROFF Trabzon Off Road Kulübü

Kulübümüz 2007 yılından itibaren faaliyetlerine amatör olarak başlamış, yapılan sporun etraftan ilgi toplaması, üye sayısının artması ve profesyonelleşmenin bir gereği olarak 2011 yılında faaliyet alanını da genişleterek Trabzon Otomobil ve Motor Sporları Kulübü’nü kurarak resmileşmiştir. Ana faaliyet alanımız OFF ROAD olmakla birlikte ilerleyen yıllarda diğer otomobil sporlarını da kulübümüz çatısı altında toplamaya devam edeceğiz. Yaptığımız sporun temel esası dostluğa, yardımlaşmaya, dayanışmaya doğa sevgisi ve yeni yerler görme heyecanı, arzusuna dayanmaktadır. Göstermiş olduğunuz hoşgörü ve anlayışınız için şimdiden teşekkür ederiz. TRABZON OTOMOBİL VE MOTOR SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ FAALİYET MANİFESTOSU 1. TROFF, bir gurup doğa faaliyetleri gönüllüsünün bir araya gelmesiyle oluşmuş bir platformdur. 2. Üyelerin, yapılacak olan gezilerde, vahşi ortamlarda ki tüm çevresel risklere, bu gezi güzergahlarına ulaşmak için kullanılan otoyollarda oluşabilecek risklere karşı duyarlı olması beklenir. 3. TROFF, başta Karadeniz bölgesinin az bilinen veya bilinmeyen doğal güzelliklerini keşfederek, yerel ve ulusal bazda paylaşmayı amaçlar. 4.TROFF, off-road sporu başta olmak üzere, doğa fotoğrafçılığı dahil her türlü doğa sporlarının ve diğer motor sporlarının yürütülmesi ve geliştirilmesine, gönülden destek veren kişilerden oluşur. 5.TROFF’un doğa faaliyetlerinin asgari sınırı, 4×4 arazi araçlarını gerektirir. 6.Faaliyetler, belirli bir program, teknik kurallar, donanım ve ahlaki kurallar çerçevesinde yürütülür. 7.Faaliyetlerde, ideoloji, siyaset, din, dil, ırk, mezhep, ticari ve kültürel farklılıkları içeren konular konuşulmaz, konuşturulmaz ve ayrımcılık yapılamaz. 8.Faaliyetlerde, ileri sürüş teknikleri, trafik kuralları ve konvoy kurallarına, azami derecede uyulması zorunludur. 9.Faaliyetler sırasında, alkol başta olmak üzere, 5326 sayılı kabahatler kanununun getirdiği hükümlere uyulması zorunludur. 10.Faaliyetler sırasında, tüm üyeler, araçları ve araçlarında taşıdıkları yolcuları ile ilgili her türlü güvenlik tedbirlerini (ilkyardım ekipmanları, güvenli sürüş ekipmanları, beşeri ihtiyaç malzemeleri vs) almakla zorunludur. 11.Üyeler, faaliyetlere katılmak üzere yanlarında getirdikleri misafirlerin (çocuklar dahil), her türlü konuşma, davranış, güvenlik ve ihtiyaçlarından birinci derecede sorumludur. 12.Faaliyetlere katılan herkes, mala ve cana gelebilecek her türlü riski kabul ederek katılır. 13.Faaliyetlerde, bitkilere ve doğal ortama zarar verilmesi, gürültü kirliliği ve çevre kirliliğine neden olacak hal ve davranışlarda bulunulamaz. 14.Faaliyetler sırasında, herkes fikir ve bilgi alışverişine dayanan sohbet ortamları yaratarak, kendini ve çevresini bilgilendirmeyi amaçlar. 15.Faaliyetlere katılan herkes, güzergahı belirleyen ve planlayan liderin ve rehberin, her türlü talimatlarına uymak zorundadır. 16.Faaliyetler sırasında, kimse planlanan programın dışına çıkamaz, grubun ahengini bozamaz, kişisel menfaatleri doğrultusunda grubu yönlendiremez. 17.Faaliyetlere katılan herkes, faaliyetler sırasında her türlü malzeme, ekipman ve işgücü konusunda paylaşımdan kaçınamaz. 18.Faaliyetlerde, güvenlik bakımından en az 2 araç bulunması prensip kararıdır. Tek araçla yapılan geziler onaylanmaz ve grubu temsil etmez. 19.Bu manifestoda yazan kurallara uymayan üyeler ilk seferde uyarılır, ikinci tekrarda asli üyelerin kararı ile faaliyetlerden belirli bir süre uzak tutulur. Üçüncü tekrarda ise asla TROFF faaliyetlerine katılmaması kararı alınır. 20.Faaliyetlere katılabilmek için tüm araçlarda TRABZON OTOMOBİL VE MOTOR SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ ARAÇLAR İÇİN GEREKLİ MALZEME EKİPMAN LİSTESİ’inde bulunan zorunlu malzeme/ekipman listesindeki özellikleri barındırması gerekir. 21.Yönetim kurulu düzenlenecek olan gezinin zorluk derecesine göre asgari araç sınıflandırması yapabilir, bu sınıflandırma TRABZON OTOMOBİL VE MOTOR SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ ARAÇ SINIFLANDIRMASI listesinde belirlenen kriterlere göre yapılır.Belirlenen asgari sınıflandırma kriterlerine sahip olmayan araçların o geziye katılma hakları olmayacaktır. 22.TROFF yılda en az bir kere kulüpte bulunan tüm araç sınıflarına uygun nitelikte gezi düzenlemek ile yükümlüdür. İşbu manifesto, asli üyeleri tarafından güncellenmeye açık olup, mevcut son hali, tüm üyeler için bağlayıcı kabul edilir.Kulüp üyelik formunu dolduran ve imzalayarak kulüp üyesi olan herkes bu manifestoyu okumuş ve getirdiği yükümlülükleri kabul etmiş sayılır. http://www.trabzonoffroadkulubu.com/

http://www.ulkemiz.com/troff-trabzon-off-road-kulubu

DOLMABAHÇE SARAYI

DOLMABAHÇE SARAYI

Dolmabahçe Sarayı, otuz birinci Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından yaptırılmıştır. İnşasına 13 Haziran 1843 tarihinde başlanan Saray, çevre duvarlarının tamamlanması ile birlikte 7 Haziran 1856 tarihinde kullanıma açılmıştır. Saray'ın ana yapısı; Mâbeyn-i Hümâyûn (Selâmlık), Muâyede Salonu (Tören Salonu) ve Harem-i Hümâyûn adlarını taşıyan üç bölümden oluşur. Mâbeyn-i Hümâyûn; devletin yönetim işleri, Harem-i Hümâyûn; Padişah ve ailesinin özel yaşamı, bu iki bölümün arasında yer alan Muâyede Salonu ise; Padişah'ın devlet ileri gelenleriyle bayramlaşması ve kimi önemli devlet törenleri için ayrılmıştır. Ana yapı; denize paralel bölüm boyunca bodrumla birlikte üç katlıdır. Harem dairelerinin bulunduğu kara tarafına uzanan bölümde ise musandıra (tavan arası) katlarıyla birlikte dört katlı bir yapı özelliği kazanmaktadır. Biçimde, ayrıntılarda ve süslemelerde gözlenen belirgin Batı etkileri, İmparatorluğun son döneminde değişen estetik değerlerin bir yansımasıdır. Öte yandan mekân örgütlenmesi, oda ve salon ilişkileri açısından, geleneksel Türk Evi plan tipinin çok büyük boyutlarda uygulandığı bir yapı bütünüdür. Beden duvarları taştan, iç duvarları tuğladan, döşemeleri ahşaptan yapılmıştır. Çağın teknolojisine açık olan Saray’a, 1910-1912 yıllarında elektrik ve kalorifer sistemi eklenmiştir. 45.000 m²lik kullanılır döşeme alanı, 285 odası, 44 salonu ve 6 hamamı vardır. Padişah'ın devlet işlerini yürüttüğü Mâbeyn; işlevi ve görkemiyle Dolmabahçe Sarayı'nın en önemli bölümüdür. Girişte karşılaşılan Medhal Salon, üst kat ile bağlantıyı sağlayan ve protokol özelliği taşıyan Kristal Merdiven, elçilerin ağırlandığı Süferâ Salonu ve Padişah'ın huzuruna çıktıkları Kırmızı Oda; İmparatorluğun tarihsel görkemini vurgulayacak biçimde süslenmiş ve döşenmiştir. Üst katta yer alan Zülvecheyn Salonu; Padişah'ın Mâbeyn'de kendine özel olarak ayrılmış dairesine bir tür geçiş mekânı oluşturmaktadır. Bu özel dairede, Padişah için, mermerleri Mısır'dan getirilmiş görkemli bir hamam, çalışma odaları ve Sultan’ın günlük yaşantısını sürdürdüğü yemek ve dinlenme odaları yer almaktadır. Aynı bölümde bulunan ve Halife Abdülmecid'in kitaplarından oluşan kütüphane dikkat çekici mekânlardandır. Harem ve Mâbeyn bölümleri arasında yer alan Muâyede Salonu; Dolmabahçe Sarayı'nın en yüksek ve en görkemli salonudur. 2000 m²yi aşan alanı, 56 sütunu, yüksekliği 36 m.yi bulan kubbesi ve bu kubbeye bağlı yaklaşık 4,5 tonluk İngiliz yapımı avizesiyle bu salon, Saray’ın diğer bölümlerinden belirgin bir biçimde ayrılmaktadır. Salonun avizesi, Sultan Abdülmecid tarafından İngiltere’den sipariş verilerek satın alınmıştır. Dolmabahçe Sarayı'nın Batı etkileri altında, Avrupa saraylarından örnek alınarak yapılmış bir saray olmasına karşılık, işlevsel kuruluşu ve iç mekân yapısında, "Harem"in -eskisi kadar kesin çizgilerle olmasa da- ayrı bir bölüm olarak kurulmasına özen gösterilmiştir. Ancak Topkapı Sarayı'nın tersine, Harem, artık Saray’dan ayrı tutulmuş bir yapı ya da yapılar topluluğu değildir; aynı çatı altında, aynı yapı bütünlüğü içinde yerleştirilmiş özel bir yaşama birimidir. Dolmabahçe Sarayı, hizmete açıldığı 1856 yılından, halifeliğin kaldırıldığı 1924’e kadar aralıklarla 6 padişaha ve son Osmanlı Halifesi Abdülmecid Efendi’ye ev sahipliği yapmıştır. 1927- 1949 yılları arasında Saray, Cumhurbaşkanlığı makamı olarak kullanılmıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında İstanbul’daki çalışmalarında Dolmabahçe Sarayı’nı kullanmış ve burada vefat etmiştir. 1926-1984 yılları arasında protokol ve ziyarete kısmen açık olan Saray, 1984 yılından itibaren “müze- saray” olarak geziye açılmıştır. İLETİŞİM BİLGİLERİAdres : Dolmabahçe Cad. Beşiktaş 34357Tel : (0212) 236 90 00

http://www.ulkemiz.com/dolmabahce-sarayi

Çok Yaşa Einstein, Yine Haklı Çıktın! – Kütleçekim Dalgaları İlk Kez Gözlendi

Çok Yaşa Einstein, Yine Haklı Çıktın! – Kütleçekim Dalgaları İlk Kez Gözlendi

LIGO (Laser Interferometer Gravitational-Wave Observatory) 1992 yılında Caltech (California Institute of Technology – Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü) ve MIT (Massachusetts Institute of Technology-Massachusetts Teknoloji Enstitüsü) ortaklığı ile, adına uygun bir şekilde kütleçekim dalgalarını gözlemleyebilmek ve dolayısıyla varlıklarını araştırmak için kuruldu. Zamanla birçok uluslararası bilimsel kuruluş fonlama ve araştırmalarda LIGO’ya destek vermeye başladı.

http://www.ulkemiz.com/cok-yasa-einstein-yine-hakli-ciktin-kutlecekim-dalgalari-ilk-kez-gozlendi

Rodos Adası

Rodos Adası

Rodos, Ege Denizi’nde bulunan Oniki Adalar’ın en büyüğüdür. Nüfusu 130.000 den fazla olan adanın, aynı adlı merkezinin nüfusu ise, 60 bine yakındır. Rodos şehri, Oniki Adalar’ın da idari merkezidir. Bu adanın ülkemize en yakın noktası, adanın Bozburun Yarımadası adı ile anılan ucudur ve Türkiye’ye uzaklığı 18 kilometredir. Rodos adasında, Rodos şehri dışındaki en önemli diğer yerleşim merkezi, Lindos’’tur.Rodos adasının alanı 1.398 kilometrekare civarındadır. Deniz kıyısının uzunluğu 200 kilometreden fazladır. Ada, önemli bir sahil şeridine sahiptir. Rodos şehri, adanın kuzeyindedir. Rodos şehrinde, ticaretin aktif olarak sürdürüldüğü meşhur limanı ve antik yerleşim bölgesi bulunmaktadır. Adada bulunan Rodos Heykeli, dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmiş ve koruma altına alınmıştır. Milattan önce 280 yılında Dorlar tarafından Rodos Limanı’’nın girişine inşa edilmiştir. Rodos şehrinde bir de Tapınak Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş kale bulunur. Bu kale ve Rodos’un tarihi Orta Çağ’a kadar uzanan tarihi sokakları, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne eklenmiş ve koruma altına alınmıştır.Adanın iç kısımları ormanlık bir arazidir ve Kızılçam olarak adlandırılan ağaç türü ile kaplıdır. Rodos’’un bitki örtüsü ve hava şartları, Yunanistan’ın geri kalan kısımlarına benzemesinden çok, ülkemizin batı kesimlerine benzemektedir. Zaten bu ada, ülkemize 18 kilometre gibi çok yakın bir mesafededir bu nedenledir ki, hem bitki örtüsü yapısı, hem de hava koşulları açısından Ege Bölgemizi andırır. Rodos adasında tarım önemli bir geçim kaynağıdır. Turunçgiller, sebzeler ve şarap üretimi için üzüm çeşitleri bolca bulunmaktadır. Ayrıca tahmin edilebileceği gibi, zeytin ağacı dikimi ve zeytin toplayıcılığı da adanın tarım faaliyetleri arasındadır. Rodos adasının toprakları tarıma açık ve ekime elverişlidir. Fakat sahil şeridi, taş ve küçük kayaçlardan oluşmuştur. Özellikle yaz aylarında, Rodos adasının ziyaretçi sayısı oldukça artar. Özellikle yabancı turistlerin yoğun ilgisi, turizmi adanın önemli bir geçim kaynağı haline getirmiştir.UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girmeye hak kazanan ve Dünyanın 7 Harikası arasında sayılan bir merkeze sahip olan Rodos, pek çok ülkeden turist akınına uğramaktadır. Buraya gelen turistler geniş deniz kıyısının ve sıcak Ege Denizi’’nin keyfini çıkarır, yerel şaraplardan tadar ve Rodos’un tarihi mahallesinde gezer. Rodos Kulesi, meşhur kale ve koruma altına alınan, tarihi ve kültürel havası ile herkesi mest eden sokaklar, Rodos’u hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin vazgeçilmez tatil beldesi haline getirmiştir. Pelatus olarak adlandırılan Kelebekler Vadisi, yaz aylarında çok sayıda kelebeğin rengarenk danslarına sahne olmaktadır.Şövalyeler Adası olarak da bilinen Rodos’da, Osmanlı izlerini de görmek mümkündür. Şehirde rastlayabileceğiniz cami minareleri, Osmanlı’’nın Rodos adasına bıraktığı küçük armağanlardır. Kanuni Sultan Süleyman, Rodos’u ele geçirdikten sonra, 390 seneye yakın bir süre boyunca bu topraklarda Osmanlı Devleti hüküm sürmüştür. Bu nedenle adada bir çok çeşme, cami ve şadırvan bulunmaktadır.Kaynakça:www.rodosadasi.netwww.dunyayigezmek.comYazar: Ayşegül Karuç http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/rodos-adasi

XIII. Ulusal Histoloji ve Embriyoloji Kongresi

XIII. Ulusal Histoloji ve Embriyoloji Kongresi

XIII. Ulusal Histoloji ve Embriyoloji Kongresi yaklaşırken, bizler 30 Nisan-3 Mayıs 2016 tarihlerinde, güzel İzmir’imizin Çeşme ilçesinde yer alan Ilıca Hotel’de sizlerle buluşacak olmanın sevinç ve heyecanını yaşamaktayız.

http://www.ulkemiz.com/xiii-ulusal-histoloji-ve-embriyoloji-kongresi

TÜRKİYE'DE YETİŞEN TARIM ÜRÜNLERİ (Sosyal <b class=red>Bilgi</b>ler Konu Anlatımı)

TÜRKİYE'DE YETİŞEN TARIM ÜRÜNLERİ (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

  6. sınıf konu anlatımı videolarımıza devam ediyoruz. Bugünkü konumuz "Ülkemizde Yetişen Tarım Ürünleri". Türkiye'de tarım ürünleri neler, nerelerde hangi tarım ürünleri yetişir bunları öğreneceğiz.  

http://www.ulkemiz.com/turkiyede-yetisen-tarim-urunleri-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

2. ULUSLARARASI EKONOMİ YÖNETİMİ VE PAZAR ARAŞTIRMALARI KONGRESİ

2. ULUSLARARASI EKONOMİ YÖNETİMİ VE PAZAR ARAŞTIRMALARI KONGRESİ

Birçok dünya ülkesinde olduğu gibi Türkiye açısından da önemli bir sorun haline dönüşmüş olan ekonomi sorunlarını ele alıp farklı açılardan değerlendirme imkân ve olanağına kavuşacağız.

http://www.ulkemiz.com/2-uluslararasi-ekonomi-yonetimi-ve-pazar-arastirmalari-kongresi

Android İçin En Kullanışlı 5 Fotoğraf Uygulaması

Android İçin En Kullanışlı 5 Fotoğraf Uygulaması

Android telefonlarınız için, en kullanışlı 5 fotoğraf uygulaması ile karşınızdayız. 1- Pixlr Express Autodesk firmasının fotoğraf düzenleme yazılımı. İçerisinde bir çok seçenek mevcut. Hatta bu uygulamayı listenin 1. sırasına koymamın nedeni budur. Uygulamadaki önemli özellikler şöyle;– İstediğiniz yere blur efekti uygulama– Fotoğrafın siyah beyaz olup istediğiniz renkteki kısımların renkli gözükmesi– Nois yani kumlanma giderme özelliği. Fotoğraflarınız daha temiz– Kırmızı göz giderme– Yüzlerce hazır efekt.Öncesi ve sonrası yaptığım bir çalışma:2- Snapseed İçerisinde bir çok hazır efekt barındıran ücretsiz bir uygulama olarak listemizin ikinci sırasında yer alıyor. Snapseed ile çektiğiniz fotoğraflarda yaptığınız değişikliklere inanamayacaksınız. Snapseed ile yapabileceğiniz bazı efektler: – Keskinlik verme ve detayları arttırma– Tek tıklama ile siyah beyaz yapma ve– Fotoğrafın istediğiniz yerini kırpma– Özel efektler – Drama– Tilt-Shift efekti– Çerçeve ekleme– Köşeleri karartma– İstediğiniz noktayı aydınlatma 3- PicsArtBu uygulama sayesinde kendi fotoğraflarınıza hazır efektler uygulayabilir veya hazır efektler üzerinde değişiklik yapabilirsiniz. Ayrıca program Instagram’a benzerliğiyle dikkat çekiyor. Üye olup kendi fotoğraflarınızı diğer kullanıcılarla paylaşabilmenize imkan sağlıyor. Uygulamanın diğer bir özelliği kolaj yapmanıza imkan sağlaması. Yani 4-5 tane fotoğrafı tek bir karede toplayıp kolaj yapabilmenizi sağlıyor. 4- PhotoGrid Fotoğraflarınızı kolaj yapmanızı sağlayan diğer bir uygulama. Bu uygulama sayesinde ızgara görünümlü, serbest, yüksek, tek, yada geniş olarak kolajlama yapabiliyorsunuz. Kolaj yaparken uygulayabileceğiniz bir çok efekt mevcut. Bunlara örnek olarak; fotoğrafların büyüklüğünü ayarlayabilirsiniz yada grid renklerini özelleştirebilirsiniz.5- Photo Studio Fotoğraflarınıza basit ve hızlı efektler verebileceğiniz aynı zamanda kolaj yapabileceğiniz ücretsiz bir uygulama.Yazar: Süleyman Aydınhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/android-icin-en-kullanisli-5-fotograf-uygulamasi

Kuş Gözlem Prensipleri

Kuş gözlemci her şeyden önce kuşların hakkına saygı göstermeyi kendine ilke edinir, Önemli kuş alanlarının ve habitatlarının korunmasını destekler, Kuşları strese sokacak ve tehlikeye atacak tüm etkinliklerden kaçınır, Kuşları kendine çekecek yöntemleri kullanmaz (ses, kaset vs), Üreme kolonilerinden, toplu geceleme alanları gibi hassas alanlardan uzak durur ve diğerlerinin de girmemesi için uyarıda bulunur, Fotoğrafçılıkla uğraşıyorsa kuşların göremeyeceği bir yere saklanır ya da kamuflajlı saklanma çadırları kullanır, Nadir ve nesli tehlike altındaki kuşların üreme yerlerini bulduğunda herkese duyurmaz, bu konundaki tedbirleri aldıktan sonra kısıtlı kitlelere raporlama yapar, Doğal yaşam örtüsüne zarar vermemek için olabildiğince yollardan ve patikalardan ayrılmaz, Diğer canlılara saygı göstermeyi ilke edinir (çiçek ya da böcek toplamamak gibi), Grupça yapılan gözlemlerde diğerlerinin haklarını çiğnemez, Grupça yapılan gözlemlerde sessizlik ilkesini bozmaz ve doğayı olabildiğince az rahatsız eder. Rahatsızlık veren diğer gözlemcileri uyarır ve kuş gözlem etik değerleri hakkında bilgi verir. Gurup liderleri geziler öncesi tüm gruba etik değerler hakkında bilgi verir, Yeni kuş gözlemcilerle bilgilerini paylaşır, önce arkadaşlık ilkesini unutmaz, Kuş gözlem kayıtlarını not eder ve gelecekte kullanılmak üzere ilgili gruplara iletir. Kuş gözlemci sadece emin olduğu kuşları kayda geçirir ve güvenirliliği temel unsur olarak kabul eder.

http://www.ulkemiz.com/kus-gozlem-prensipleri

Yıldız Teknik Üniversitesi

Yıldız Teknik Üniversitesi

Adres: 34349 Beşiktaş - İstanbul Telefon: 0212 383 70 70 Web: www.yildiz.edu.tr/ FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Yıldız Teknik Üniversitesi (en:Yıldız Technical University)(kısaca YTÜ), İstanbul'da bulunan yedi devlet üniversitesinden biridir ayrıca 1911'e uzanan tarihi ile Türkiye'nin en eski 3. üniversitesi ve en eski 2. teknik üniversitesidir. Türkiyenin en iyi ve en köklü üniversitelerinden biri olarak kabul edilir. Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği İngilizce Öğretmenliği Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Elektrik-Elektronik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Elektrik Mühendisliği Elektrik Mühendisliği(İkinci Öğretim) Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik İstatistik Kimya Matematik Mütercim-Tercümanlık(Fransızca) Türk Dili ve Edebiyatı Gemi İnşaatı ve Denizcilik Fakültesi Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği(İkinci Öğretim) Gemi Makineleri İşletme Mühendisliği İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat İktisat(İkinci Öğretim) İşletme Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Çevre Mühendisliği(İkinci Öğretim) Harita Mühendisliği(İkinci Öğretim) Harita Mühendisliği İnşaat Mühendisliği İnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim) Kimya-Metalurji Fakültesi Biyomühendislik Kimya Mühendisliği Matematik Mühendisliği Matematik Mühendisliği(İkinci Öğretim) Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Metalurji ve Malzeme Mühendisliği(İkinci Öğretim) Makine Fakültesi Endüstri Mühendisliği Endüstri Mühendisliği(İkinci Öğretim) Makine Mühendisliği Makine Mühendisliği(İkinci Öğretim) Mekatronik Mühendisliği Mekatronik Mühendisliği(İkinci Öğretim) Mimarlık Fakültesi Mimarlık Şehir ve Bölge Planlama

http://www.ulkemiz.com/yildiz-teknik-universitesi

Ekonomik Faaliyetler ve Ülkemizin Doğal Kaynakları (Sosyal <b class=red>Bilgi</b>ler Konu Anlatımı)

Ekonomik Faaliyetler ve Ülkemizin Doğal Kaynakları (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

Bugünkü videomuzda Sosyal Bilgiler dersi 6. sınıf konusu olan "Ekonomik Faaliyetler ve Ülkemizin Doğal Kaynakları"nı anlattık. İyi seyirler.

http://www.ulkemiz.com/ekonomik-faaliyetler-ve-ulkemizin-dogal-kaynaklari-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

Danone Kim kurdu? Sektördeki yeri nedir ?

Danone Kim kurdu? Sektördeki yeri nedir ?

Danone taze sütlü ürünleri ve içecekleri ile tanınan, Fransa merkezli çok uluslu bir şirkettir.

http://www.ulkemiz.com/danone-kim-kurdu-sektordeki-yeri-nedir-

Apple Iphone 5 ve özellikleri

Apple Iphone 5 ve özellikleri

Bugüne kadar hakkında birçok teori öne sürülmüş ve bir çok konsept modeli  hazırlanmış olan ve en çok merak edilen telefon modellerinden biri olan Apple Iphone 5, artık ülkemizde de satışa sunulmuş bulunuyor.Yepyeni özellik ve donanımlarıyla beraber gelen yeni Iphone 5’in buna rağmen  dezavantajları da bulunmuyor değil. Bundan dolayı yeni Iphone 5 çoğu teknoloji çevrelerinden beklentiyi karşılayamadığı yönünde eleştiriler de almış bulunuyor. Yeni Iphone 5 çoğu teknoloji yazarı ve tüketicileri tarafından, “Yeni Ama Heyecan Verici Değil” diye tanımlanmakta. Ancak Apple yazılım açısından dersine iyi çalışmış.Yeni Iphone 5 de donanım özelliklerinin yanında yazılım özelliklerine de yoğunlaşılmış. İsterseniz şimdi Apple markasının bu yeni fenomeni, Iphone 5’te  donanım ve yazılım olarak ne gibi yenilikler ve değişiklikler yapıldığına yakından bakalım. Tasarım “Klasik ve Radikalliğin Buluştuğu Kasa”Yeni Iphone 5 tasarımı itibariyle tam bir ‘evrim’ geçirmiş değil. Bu bakımdan Apple Iphone ailesinin tasarım anlayışıyla, en yakın rakiplerinden Samsung Galaxy S ailesinin tasarım anlayışının birbirinden oldukça farklı olduğu rahatlıkla görülebilir. Zira Samsung markasının Galaxy S ailesinde uygulamakta olduğu  tasarım anlayışı oldukça faklı. Samsung akıllı telefonlarında ‘evrim’ den yana bir tavır takınırken Apple markası ise klasik tasarım şeklini yeni modellerinde de sürdürmeye devam ediyor. Nitekim yeni Iphone 5′ te uygulanan kasa şekli bir önceki Iphone modellerinin bir kopyası niteliğinde. Yeni Iphone 5′ e bakınca önceki model olan Iphone 4S’ in basınç altında kalıp pestili çıkarılmış bir formu gibi olduğu benzetmesini yapmak elde değil açıkçası.Yeni Iphone 5 hepsi değilse bile çoğu kullanıcı tarafından “hayal kırıklığı” olarak nitelendirildi. Zira çok uzun süredir deyim yerindeyse “Propagandası” yapılmış olan Iphone 5′ in farklı bir tasarım formu ile geleceği bekleniyordu. Hatta bazı kişiler tarafından bazı konsept Iphone 5 tasarımları da yapıldı.Ancak buna rağmen Apple klasikten yana bir tavır takındı ve diğer Iphone modelleriyle hemen hemen aynı bir tasarımla kullanıcı karşısına çıktı. Böylelikle Apple birçok teknoloji tutkununu hüsrana uğratmış oldu. Yepyeni bir Iphone deneyimi yaşamak beklentisinde olan kullanıcılar maalesef bu deneyimi pek yaşayamadılar.Tasarım olarak pek bir değişikliğe gidilmeyip klasik Iphone tasarımı uygulanmış olsa da, Yeni Iphone 5 aslında modern bir klasik. Zira yeni Iphone 5′ te, dediğimiz gibi evrimsel olmasa da bazı değişikliklere gidilmiş. Bunlardan şüphesiz ki en bariz olanı yeni Iphone 5’in daha uzun olarak tasarlanmış olması gösterilebilir. Yeni Iphone 5’in uzunluğu 123.8 mm ve selefi olan Iphone modellerine göre oldukça uzun. Ancak yeni Iphone 5’in en yakın rakibi -hatta tek rakibi de diyebiliriz- Samsung Galaxy SIII(http://www.bilgiustam.com/samsung-galaxy-siii-ve-ozellikleri/)’den daha küçük kaldığını da hatırlatalım. Bundan dolayıdır ki Iphone 5’i tek elle kullanmak çokta zorlayıcı değil. Yeni Iphone 5’e boy attırılmış olsa da genişlik konusunda bir değişikliğe gidilmemiş. Tek elle ve sadece sağ veya sol elin başparmağıyla telefonun bütün ekranın kullanabilmesi sayesinde Iphone 5 için ergonomik demek yanlış olmaz. 58,6 mm olarak belirlenen eniyle birlikte Iphone 5, önceki Iphone 4 modellerinden farksız.Yeni Iphone 5’in kasasında da önceki versiyonlarda olduğu gibi yine  alüminyum tercih edilmiş. Alüminyum akıllı telefonda metalik bir his uyandırmasının yanı sıra sağlamlık konusunda da oldukça başarılı bir madde. Çeşitli sektörlerde de kullanılan alüminyum özellikle otomotiv sektöründe oldukça yoğun kullanılmakta. Çok sağlam ve de oldukça da hafif olması sayesinde alüminyum, hem çok hafif hem de güvenli araçlar tasarlamayı mümkün hale getiriyor. İşte bundan dolayıdır ki Apple da Iphone modellerinde alüminyumu etkin bir şekilde kullanıyor. Yeni Iphone 5′ te ultra hafif olmayı aslında bu maddeyle sağlamış bulunuyor. Alüminyumun hem güçlü hem de hafif olması sayesinde hem darbelere karşı iyi bir savunma sağlanmış oluyor hem de ultra hafif bir telefon kasası elde edilebiliyor.Yeni Iphone 5′ in ağırlık ve kalınlık oranları da oldukça ilgi çekici. Bu yönden Iphone 5 için ultra hafif ve ince tanımını yapmak haksızlık olmaz. Güçlü rakiplerine nazaran daha küçük bir boyuta sahip olmasına rağmen ağırlık ve kalınlık oranlarıyla Iphone 5 rakiplerine oldukça büyük bir fark atıyor. Yeni Iphone 5’in ağırlığı sadece 112 gram(3,95 ons). Piyasada bu ağırlık değerine sahip akıllı cihaz bulmak oldukça zor. Bu değere yakın olanlar ise çoğunlukla giriş seviyesi akıllı telefonlar oluyor. Ayrıca bu değerle birlikte Iphone 5, en hafif Iphone modeli olma özelliğine de sahip.Diğer yandan Iphone 5 kalınlık değeriyle de oldukça iyi bir performans sergiliyor. Cihaz sadece 7,6 mm’ lik bir kalınlığa sahip ve bu kalınlık değeriyle birlikte Iphone 5, rakipleriyle arasına oldukça büyük bir fark açıyor.Bu çok iyi değerlerle birlikte Iphone 5 radikal düzenlemelere sahip bir klasik konumunda bulunuyor. Fakat yeni Iphone 5 için her şey olumlu değil. Yeni cihazın bazı özellikleri bazen sadece teori de kalıyor. Evet; Iphone 5′ in birçok iyi değerlerine rağmen yine de pürüzleri bulunuyor. Aslında buna sorunlar yerine sorun diyebilirdik ama yeni Iphone 5′ in yamulma soruna beraberinde birçok sorunu da getirebiliyor. Evet! yanlış okumadınız yeni Iphone 5 yamuluyor. Yapılan çeşitli testler sonucu yeni Iphone 5′ in diğer akıllı cihazlara göre daha çabuk yamulduğu belirlendi.  Böylelikle bu yen cihazında da görünmeyen bir pürüz yapmış oldu. ”Madalyonun İki Yüzü”Yeni Iphone 5 yeni bir çehreye bürünmüş olarak gelmedi fakat yine de Iphone hayranları bu yeni cihazı bağırlarına basmakta bir tereddüt görmediler. Tüm dezavantajlarına rağmen yeni cihaz her şeye rağmen piyasada çok iyi tutunabildi. Vaat ettiği donanımsal yapısıyla birlikte Iphone 5, çoğu telefonun önüne geçebiliyor. Hatta tozunu yutturuyor demek yanlış olmaz. Fakat yeni Iphone 5′ in ortaya çıkarılmış olan yamulma sorunu yine de kullanıcıları oldukça tedirgin edebilmekte.Apple markası iyi satış rakamlarına rağmen vaat ettiklerini gerçekleştirememesinden dolayı popülerliğinin her geçen yitiriyor. Buna yeni Iphone 5′ in yamulma sorunu da eklenince iş oldukça ciddiye binmekte. Apple markasının alüminyum kasa kullanması ve böylece hem güvenlik hemde hafiflik sağlama vaadi maalesef yeni model Iphone 5′ te tutmamış gözüküyor. Bunun sebebi ise yanlış ‘maya’ nın kullanılmış olması. Zira önceki Iphone modellerinde de alüminyum kasa kullanılmış ve oldukça iyi sonuçlar alınmıştı. Fakat yeni Iphone 5’in kasası alüminyumdan değil alüminyum alaşımdan üretilmiş ve bu da yeni cihazın kolayca yamulmasına neden oluyor. Daha hafif, daha ince, daha küçük yapıda bir Iphone olmasına rağmen Iphone 5 kasa donanımı olarak bariz şekilde kötü.  Aşağıdaki videodan da izleyebileceğiniz gibi yeni Iphone 5′ te de maalesef Apple  vaat ettiklerini pek yerine getirememiş.Yeni Iphone 5 iddialı bir  kasa şekline ve oldukça iyi değerlerine rağmen kasa donanımı konusunda çok başarılı değil. Eğer 10 üzerinden bir değerlendirme yaparsak, yeni Iphone 5 ancak 7 puan alabilir. Iphone gibi bir cihaza böyle düşük bir puanlamayı yapmamızı en çok etkileyen neden, Apple markasının yeni materyalleri kullanırken -alüminyum alaşım gibi- dikkatsiz davranmış olmasıdır.Yeni Iphone 5 maalesef kasa donanımı konusunda çok iyi bir performans gösteremiyor. Ancak buna rağmen ağırlık ve kalınlık değerleri konusunda Iphone 5′ in eline su dökülemez.Evet, yeni Iphone 5’in kasa durumu genel olarak böyle; isterseniz şimdi Apple markasının alamet-i farikalarından biri olan ve yeni Iphone 5’te de sunulan ekranın özelliklerine bir bakalım.“Muhteşem Bir Görüntü Kalitesi: Retina Ekran”Retina ekran teknolojisi Apple markasının Iphone modelleri dışında Ipad, İpod Touch ve diğer bazı ürünlerinde kullandığı mükemmel bir özelliktir. Mükemmellik cümlesi nesnel olmaktan uzak olsa da retina ekranın özellikleri bilimsel olarak da kanıtlanmış. Nasıl mı dersiniz, yazımızı okumaya devam edin.Apple markasının geliştirmiş olduğu retina teknolojisi sayesinde akıllı cihazların görüntü kalitesi çok net ve 1080 piksel yani başka bir deyişle HD (High Definition) seviyesine ulaşıyor. Peki bu nasıl oluyor? Retina ekran bulunan bir cihazın ekranı diğer ekranlardan ayıran özellik nedir? peki diğer akıllı cihaz üreticilerinin de böyle teknolojileri bulunuyor mu? Dilerseniz hepsini tek tek cevaplayalım.Öncelikle Retina Ekran teknolojisini kısaca anlatalım: Retina Ekranın kalitesini bir örnekle anlatmaya çalışalım. 2000’li yıllara damgasını vuran bir telefon vardır; Nokia 3310. Nokia 3310 bir zamanlar çok fenomendi ancak şimdi ki telefonlarla karşılaştırıldığında basit bir hesap makinesi gibi muamele görüyor. Şimdi Nokia 3310′ un ekranını gözünüzün önüne getirin. Ekrana gözünüzü fazla yaklaştırmaya gerek bile kalmadan ekranın piksellerini görebilirsiniz. Şimdi de gözünüzün önüne öyle bir şey getirin ki çıplak gözle göremeyeceğiniz sadece mikroskopla piksellerini görebileceğiniz bir ekran getirin. İşte o ekran Retina ekran’dır. Retina ekranın ‘dillere destan’ özelliği işte burada yatmakta. Retina ekran insan gözünün algılayamayacağı kadar yoğun bir piksel sayısına sahip.Yapılan araştırmalar sonucunda çıplak insan gözünün 300 piksel yoğunluktan fazlasını algılayamadığı ortaya çıkmış. Apple Retina ekran teknolojisi ise 326 piksel sayısına sahip. Yani insan gözünün görebileceğinden daha fazla bir yoğunluk söz konusu. Hal böyle olunca Apple markalı ürünlerin kıskanılacak ölçüde yüksek çözünürlükte olması ve yüksek satış rakamları elde etmesi de kaçınılmaz oluyor. İkinci sorumuzun cevabı ise evet.Diğer akıllı cihaz üreticileri de kendilerine has ekran teknolojileri üzerinde çalışmaktalar. Bunlardan ikisini örnek vermek gerekirse; Samsung ve HTC. Samsung markası çoğu akıllı cihazında Super AMOLED adı verilen özel bir ekran kullanıyor. Bu ekran da tıpkı Retina ekran gibi yüksek çözünürlük sunmakta. Diğer üretici HTC markasını örnek vermemizin sebebi dünyanın ilk 1280-1024 piksel kalitesinde görüntü verebilen ilk cihazı üretmiş olması. Bu akıllı cihazın adı ise HTC Butterfly.Retina ekran konusunda yeterli bilgiyi verdiğimizi umar ve son bir uyarı da bulunmak isteriz. Bilindiği üzere yüksek standartlar yüksek bedeller gerektirir. Retina ekran veya diğer örneklerini verdiğimiz ekran teknolojileri gibi yüksek çözünürlük sunan ekranlar daha fazla enerji tüketmekteler. Eğer bir film veya video izlemiyorsanız cihazınızın gerekli ayarlar bölümünden ekran aydınlatmasını düşük seviyeye indirmenizi tavsiye ederiz. Böylelikle cihazınızın batarya ömrünü arttırmış olursunuz.Ayrıca yeni Iphone 5’te kullanılan özel bir kaplama sayesinde ekran yağ tutmuyor. Bazı durumlarda can sıkıcı olabilen bu durum da parmağınızı ekran üzerinde uzun süre tuttuğunuz zaman gerçekleşiyor ve bir bezle silmeniz gerekebiliyor. Bu sorunu yaşatmaması yeni Iphone 5 için artı bir değer oluyor.İsterseniz artık cihazımızın yazılım konusunda ne tür artı veya eksileri bulunduğuna da bir bakalım. Ayrıca cihazın kamerası ile ilgili bilgileri de bu kısımda vereceğiz.“İki Kat Hız: A6 Çip”Apple Iphone 5’te kullanılan A6 adı verilen çip çok tatminkar gözükmeyen fakat yine de yapılan testler sonucu birçok rakibini geride bırakan 1Ghz hızında çalışıyor. Çoğu rakibi 1,2Ghz hızın üzerinde çipler kullanmayı uygun görse de Apple, A6 çip ile iddialı bir duruşa sahip. Fakat yapılan çip testleri sonucu Apple mühendislerinin iyi iş çıkardıkları ve yeni çipin görece düşük hızına rağmen zeki mimarisinden dolayı hızlı olduğu keşfedilmiş. Yeni A6 çipi A5 çipine göre de iki kat daha hızlı işlem yapabilme yeteneğine sahip. Apple markası hem kendisini geliştirmeyi hem de rakiplerine karşı fire vermemeyi iyi şekilde becerebiliyor. Yeni A6 çipi hızlı olmasının yanında düşük güç tüketimiyle geliyor. iOS işletim sistemiyle entegre olarak çalışması sağlanan çipin böylece daha az enerjiye gereksinim duyması sağlanmış. Yeni Iphone 5’in RAM kapasitesi de oldukça yeterli. Iphone 5, 1 GB 1066 Mhz oranına sahip bir RAM kapasitesiyle beraber gelmekte. Bu da daha hızlı bir şekilde uygulama ve oyunlar oynanabilmesine olanak sağlayan bir diğer unsur. Yeni Iphone 5’te de iOS 6 işletim sistemi kullanılmakta.Genel olarak tatminkar olan değerlerine rağmen dozajı aşmanız halinde işletim sistemi batarya konusunda sürpriz yaşatabilir. Bu yüzden fazla hız meraklısı olmamaya dikkat etmekte fayda bulunuyor.  Öte yandan çok daha fonksiyonel hale getirilmiş olan iOS 6 sayesinde Iphone 5’te işlem yapmak daha zevkli ve de daha verimli hale geliyor.Gelişmiş Bluetooth 4.0 gibi teknolojilerle de gelen yeni Iphone 5 bağlantı konusunda oldukça zengin. HSPA, HSPA+ ve DC-HSDPA, 802.11n kablosuz iletişim gibi bağlantılara olanak sağlayan yeni Iphone 5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri de 150 Mbps hıza ulaşabilen Wi-Fi bağlantısı. Wi-Fi bağlantısının oldukça hızlı olmasının yanında şunu da unutmamak gerekir ki, altyapı gereği ülkemizde böyle bir hıza ulaşmak pekte kolay olmayacaktır. Bunun yanında ülkemizde henüz tam olarak gelişmemiş bir teknoloji olan 4G bağlantısı da yeni Iphone 5’te standart olarak sunulmakta.“8 MP iSight Kamera”Yeni Iphone 5’te önceki modellerde olduğu 8 Mp görüntü kalitesinde bir iSight kamera kullanılmış. Yüz tanıma, panorama ve kızılötesi filtre gibi iddialı özellikleri bulunan iSight kamera her ne kadar özellik bakımından aynı kalmış olsa da selefine oranla daha hızlı çekim yapabilme kabiliyetine sahip. Bu bakımdan Iphone 5’in iSight kamerası önceki Iphone kameralarına binaen bir adım önde bulunuyor. Ancak, Iphone 4’te ƒ/2.8 diyafram oranı sunulmuş olmasına rağmen Iphone 5’in diyafram oranı 2,4 olarak belirlenmiş. Bunun nedeni de batarya ömrünü uzatmak veya bellek kapasitesini tasarruflu kullanmak da olabilir. Zira diyafram oranı ne kadar artarsa o kadar fazla alan derin olarak çekilebilmekte. Ayrı olarak Iphone 5’in ön tarafında 720 piksel HD video çekebilme özelliğine sahip bir kamera da bulunuyor. 1,2 MP görüntü özelliğine sahip bu kamera sayesinde FaceTime (Görüntülü Arama) daha net olarak gerçekleştirilebiliyor.iSight kamera konusunda değineceğimiz son nokta ise gelişmiş video stabilizasyonu. Bazı akıllı cihazlarda da kullanılan bu özellik sayesinde video çekimi esnasında olaşabilecek herhangi bir sarsıntı engelleniyor. Bu sayede herhangi bir fotoğraf veya bir video çekildiğinde el titremesi ve çevre unsurlarının etkisi de en aza indirgenmiş oluyor.“3 Boyutlu Harita”Yeni Iphone 5’te kullanılan harita sadece klasik yol görüntüsü sunan haritalardan oldukça faklı. Yol göstergeleri de oldukça net kolayca okunabilen harita 3 Boyutlu gezinim imkanı  sunmakta. Bu 3 Boyut imkanı sayesinde o bölgede bulunan bina ve çeşitli benzer unsurlara bakabilmek mümkün. Yani bu da demek oluyor ki Apple haritası sayesinde kaybolmak neredeyse imkansız. Zira harita yollarını nasıl okuması gerektiğini bilmeyenler bile bu 3 Boyutlu harita sayesinde sadece görsel olarak bile yollarını bulabilecekler.BataryaAkıllı cihazlarda en önemli noktalardan biri olan batarya şüphesiz günümüz mobil cihazları için en zorlu kulvar. Hafiflik sunup az kullanım süresi sunmaması, uzun süre kullanmaya imkan verip ağır olmaması için akıllı cihaz üreticileri çok titiz bir terazi dengesi sağlamaktalar. Yeni Iphone 5’te bu dengede çok iyi olamasa bile fena sayılmayacak kullanım süresi sunmakta. Iphone 5’in bekleme süresi 225 saat (bu da yaklaşık 9 gün ediyor). Buna binaen Iphone 5, 10 saate kadar video oynatabilme süresine sahip. Yani ikişer saatlik olmak üzere 5 film izlenebilir. İnternet kullanımında ise cihaz 8 saatlik bir 3G, Wi-Fi üzerinden ise gayet tatmin edici bir rakam olan 10 saatlik kullanım sunuyor. Gayet tatmin edici kullanım süreleri sunan yeni Iphone 5’le ayrıca 40 saate kadar da müzik dinleyebilme imkanı bulunmakta.Yeni Iphone 5’in kutu açılışı ve yamulma sorunu ile ilgili videolar ve  Iphone Türkçe Siri tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.Bugüne kadar hakkında birçok teori öne sürülmüş ve bir çok konsept modeli  hazırlanmış olan ve en çok merak edilen telefon modellerinden biri olan Apple Iphone 5, artık ülkemizde de satışa sunulmuş bulunuyor.Yepyeni özellik ve donanımlarıyla beraber gelen yeni Iphone 5’in buna rağmen  dezavantajları da bulunmuyor değil. Bundan dolayı yeni Iphone 5 çoğu teknoloji çevrelerinden beklentiyi karşılayamadığı yönünde eleştiriler de almış bulunuyor. Yeni Iphone 5 çoğu teknoloji yazarı ve tüketicileri tarafından, “Yeni Ama Heyecan Verici Değil” diye tanımlanmakta. Ancak Apple yazılım açısından dersine iyi çalışmış.Yeni Iphone 5 de donanım özelliklerinin yanında yazılım özelliklerine de yoğunlaşılmış. İsterseniz şimdi Apple markasının bu yeni fenomeni, Iphone 5’te  donanım ve yazılım olarak ne gibi yenilikler ve değişiklikler yapıldığına yakından bakalım.Tasarım “Klasik ve Radikalliğin Buluştuğu Kasa”Yeni Iphone 5 tasarımı itibariyle tam bir ‘evrim’ geçirmiş değil. Bu bakımdan Apple Iphone ailesinin tasarım anlayışıyla, en yakın rakiplerinden Samsung Galaxy S ailesinin tasarım anlayışının birbirinden oldukça farklı olduğu rahatlıkla görülebilir. Zira Samsung markasının Galaxy S ailesinde uygulamakta olduğu  tasarım anlayışı oldukça faklı. Samsung akıllı telefonlarında ‘evrim’ den yana bir tavır takınırken Apple markası ise klasik tasarım şeklini yeni modellerinde de sürdürmeye devam ediyor. Nitekim yeni Iphone 5′ te uygulanan kasa şekli bir önceki Iphone modellerinin bir kopyası niteliğinde. Yeni Iphone 5′ e bakınca önceki model olan Iphone 4S’ in basınç altında kalıp pestili çıkarılmış bir formu gibi olduğu benzetmesini yapmak elde değil açıkçası.Yeni Iphone 5 hepsi değilse bile çoğu kullanıcı tarafından “hayal kırıklığı” olarak nitelendirildi. Zira çok uzun süredir deyim yerindeyse “Propagandası” yapılmış olan Iphone 5′ in farklı bir tasarım formu ile geleceği bekleniyordu. Hatta bazı kişiler tarafından bazı konsept Iphone 5 tasarımları da yapıldı.Ancak buna rağmen Apple klasikten yana bir tavır takındı ve diğer Iphone modelleriyle hemen hemen aynı bir tasarımla kullanıcı karşısına çıktı. Böylelikle Apple birçok teknoloji tutkununu hüsrana uğratmış oldu. Yepyeni bir Iphone deneyimi yaşamak beklentisinde olan kullanıcılar maalesef bu deneyimi pek yaşayamadılar.Tasarım olarak pek bir değişikliğe gidilmeyip klasik Iphone tasarımı uygulanmış olsa da, Yeni Iphone 5 aslında modern bir klasik. Zira yeni Iphone 5′ te, dediğimiz gibi evrimsel olmasa da bazı değişikliklere gidilmiş. Bunlardan şüphesiz ki en bariz olanı yeni Iphone 5’in daha uzun olarak tasarlanmış olması gösterilebilir. Yeni Iphone 5’in uzunluğu 123.8 mm ve selefi olan Iphone modellerine göre oldukça uzun. Ancak yeni Iphone 5’in en yakın rakibi -hatta tek rakibi de diyebiliriz- Samsung Galaxy SIII(http://www.bilgiustam.com/samsung-galaxy-siii-ve-ozellikleri/)’den daha küçük kaldığını da hatırlatalım. Bundan dolayıdır ki Iphone 5’i tek elle kullanmak çokta zorlayıcı değil. Yeni Iphone 5’e boy attırılmış olsa da genişlik konusunda bir değişikliğe gidilmemiş. Tek elle ve sadece sağ veya sol elin başparmağıyla telefonun bütün ekranın kullanabilmesi sayesinde Iphone 5 için ergonomik demek yanlış olmaz. 58,6 mm olarak belirlenen eniyle birlikte Iphone 5, önceki Iphone 4 modellerinden farksız.Yeni Iphone 5’in kasasında da önceki versiyonlarda olduğu gibi yine  alüminyum tercih edilmiş. Alüminyum akıllı telefonda metalik bir his uyandırmasının yanı sıra sağlamlık konusunda da oldukça başarılı bir madde. Çeşitli sektörlerde de kullanılan alüminyum özellikle otomotiv sektöründe oldukça yoğun kullanılmakta. Çok sağlam ve de oldukça da hafif olması sayesinde alüminyum, hem çok hafif hem de güvenli araçlar tasarlamayı mümkün hale getiriyor. İşte bundan dolayıdır ki Apple da Iphone modellerinde alüminyumu etkin bir şekilde kullanıyor. Yeni Iphone 5′ te ultra hafif olmayı aslında bu maddeyle sağlamış bulunuyor. Alüminyumun hem güçlü hem de hafif olması sayesinde hem darbelere karşı iyi bir savunma sağlanmış oluyor hem de ultra hafif bir telefon kasası elde edilebiliyor.Yeni Iphone 5′ in ağırlık ve kalınlık oranları da oldukça ilgi çekici. Bu yönden Iphone 5 için ultra hafif ve ince tanımını yapmak haksızlık olmaz. Güçlü rakiplerine nazaran daha küçük bir boyuta sahip olmasına rağmen ağırlık ve kalınlık oranlarıyla Iphone 5 rakiplerine oldukça büyük bir fark atıyor. Yeni Iphone 5’in ağırlığı sadece 112 gram(3,95 ons). Piyasada bu ağırlık değerine sahip akıllı cihaz bulmak oldukça zor. Bu değere yakın olanlar ise çoğunlukla giriş seviyesi akıllı telefonlar oluyor. Ayrıca bu değerle birlikte Iphone 5, en hafif Iphone modeli olma özelliğine de sahip.Diğer yandan Iphone 5 kalınlık değeriyle de oldukça iyi bir performans sergiliyor. Cihaz sadece 7,6 mm’ lik bir kalınlığa sahip ve bu kalınlık değeriyle birlikte Iphone 5, rakipleriyle arasına oldukça büyük bir fark açıyor.Bu çok iyi değerlerle birlikte Iphone 5 radikal düzenlemelere sahip bir klasik konumunda bulunuyor. Fakat yeni Iphone 5 için her şey olumlu değil. Yeni cihazın bazı özellikleri bazen sadece teori de kalıyor. Evet; Iphone 5′ in birçok iyi değerlerine rağmen yine de pürüzleri bulunuyor. Aslında buna sorunlar yerine sorun diyebilirdik ama yeni Iphone 5′ in yamulma soruna beraberinde birçok sorunu da getirebiliyor. Evet! yanlış okumadınız yeni Iphone 5 yamuluyor. Yapılan çeşitli testler sonucu yeni Iphone 5′ in diğer akıllı cihazlara göre daha çabuk yamulduğu belirlendi.  Böylelikle bu yen cihazında da görünmeyen bir pürüz yapmış oldu. ”Madalyonun İki Yüzü”Yeni Iphone 5 yeni bir çehreye bürünmüş olarak gelmedi fakat yine de Iphone hayranları bu yeni cihazı bağırlarına basmakta bir tereddüt görmediler. Tüm dezavantajlarına rağmen yeni cihaz her şeye rağmen piyasada çok iyi tutunabildi. Vaat ettiği donanımsal yapısıyla birlikte Iphone 5, çoğu telefonun önüne geçebiliyor. Hatta tozunu yutturuyor demek yanlış olmaz. Fakat yeni Iphone 5′ in ortaya çıkarılmış olan yamulma sorunu yine de kullanıcıları oldukça tedirgin edebilmekte.Apple markası iyi satış rakamlarına rağmen vaat ettiklerini gerçekleştirememesinden dolayı popülerliğinin her geçen yitiriyor. Buna yeni Iphone 5′ in yamulma sorunu da eklenince iş oldukça ciddiye binmekte. Apple markasının alüminyum kasa kullanması ve böylece hem güvenlik hemde hafiflik sağlama vaadi maalesef yeni model Iphone 5′ te tutmamış gözüküyor. Bunun sebebi ise yanlış ‘maya’ nın kullanılmış olması. Zira önceki Iphone modellerinde de alüminyum kasa kullanılmış ve oldukça iyi sonuçlar alınmıştı. Fakat yeni Iphone 5’in kasası alüminyumdan değil alüminyum alaşımdan üretilmiş ve bu da yeni cihazın kolayca yamulmasına neden oluyor. Daha hafif, daha ince, daha küçük yapıda bir Iphone olmasına rağmen Iphone 5 kasa donanımı olarak bariz şekilde kötü.  Aşağıdaki videodan da izleyebileceğiniz gibi yeni Iphone 5′ te de maalesef Apple  vaat ettiklerini pek yerine getirememiş.Yeni Iphone 5 iddialı bir  kasa şekline ve oldukça iyi değerlerine rağmen kasa donanımı konusunda çok başarılı değil. Eğer 10 üzerinden bir değerlendirme yaparsak, yeni Iphone 5 ancak 7 puan alabilir. Iphone gibi bir cihaza böyle düşük bir puanlamayı yapmamızı en çok etkileyen neden, Apple markasının yeni materyalleri kullanırken -alüminyum alaşım gibi- dikkatsiz davranmış olmasıdır.Yeni Iphone 5 maalesef kasa donanımı konusunda çok iyi bir performans gösteremiyor. Ancak buna rağmen ağırlık ve kalınlık değerleri konusunda Iphone 5′ in eline su dökülemez.Evet, yeni Iphone 5’in kasa durumu genel olarak böyle; isterseniz şimdi Apple markasının alamet-i farikalarından biri olan ve yeni Iphone 5’te de sunulan ekranın özelliklerine bir bakalım.“Muhteşem Bir Görüntü Kalitesi: Retina Ekran”Retina ekran teknolojisi Apple markasının Iphone modelleri dışında Ipad, İpod Touch ve diğer bazı ürünlerinde kullandığı mükemmel bir özelliktir. Mükemmellik cümlesi nesnel olmaktan uzak olsa da retina ekranın özellikleri bilimsel olarak da kanıtlanmış. Nasıl mı dersiniz, yazımızı okumaya devam edin.Apple markasının geliştirmiş olduğu retina teknolojisi sayesinde akıllı cihazların görüntü kalitesi çok net ve 1080 piksel yani başka bir deyişle HD (High Definition) seviyesine ulaşıyor. Peki bu nasıl oluyor? Retina ekran bulunan bir cihazın ekranı diğer ekranlardan ayıran özellik nedir? peki diğer akıllı cihaz üreticilerinin de böyle teknolojileri bulunuyor mu? Dilerseniz hepsini tek tek cevaplayalım.Öncelikle Retina Ekran teknolojisini kısaca anlatalım: Retina Ekranın kalitesini bir örnekle anlatmaya çalışalım. 2000’li yıllara damgasını vuran bir telefon vardır; Nokia 3310. Nokia 3310 bir zamanlar çok fenomendi ancak şimdi ki telefonlarla karşılaştırıldığında basit bir hesap makinesi gibi muamele görüyor. Şimdi Nokia 3310′ un ekranını gözünüzün önüne getirin. Ekrana gözünüzü fazla yaklaştırmaya gerek bile kalmadan ekranın piksellerini görebilirsiniz. Şimdi de gözünüzün önüne öyle bir şey getirin ki çıplak gözle göremeyeceğiniz sadece mikroskopla piksellerini görebileceğiniz bir ekran getirin. İşte o ekran Retina ekran’dır. Retina ekranın ‘dillere destan’ özelliği işte burada yatmakta. Retina ekran insan gözünün algılayamayacağı kadar yoğun bir piksel sayısına sahip.Yapılan araştırmalar sonucunda çıplak insan gözünün 300 piksel yoğunluktan fazlasını algılayamadığı ortaya çıkmış. Apple Retina ekran teknolojisi ise 326 piksel sayısına sahip. Yani insan gözünün görebileceğinden daha fazla bir yoğunluk söz konusu. Hal böyle olunca Apple markalı ürünlerin kıskanılacak ölçüde yüksek çözünürlükte olması ve yüksek satış rakamları elde etmesi de kaçınılmaz oluyor. İkinci sorumuzun cevabı ise evet.Diğer akıllı cihaz üreticileri de kendilerine has ekran teknolojileri üzerinde çalışmaktalar. Bunlardan ikisini örnek vermek gerekirse; Samsung ve HTC. Samsung markası çoğu akıllı cihazında Super AMOLED adı verilen özel bir ekran kullanıyor. Bu ekran da tıpkı Retina ekran gibi yüksek çözünürlük sunmakta. Diğer üretici HTC markasını örnek vermemizin sebebi dünyanın ilk 1280-1024 piksel kalitesinde görüntü verebilen ilk cihazı üretmiş olması. Bu akıllı cihazın adı ise HTC Butterfly.Retina ekran konusunda yeterli bilgiyi verdiğimizi umar ve son bir uyarı da bulunmak isteriz. Bilindiği üzere yüksek standartlar yüksek bedeller gerektirir. Retina ekran veya diğer örneklerini verdiğimiz ekran teknolojileri gibi yüksek çözünürlük sunan ekranlar daha fazla enerji tüketmekteler. Eğer bir film veya video izlemiyorsanız cihazınızın gerekli ayarlar bölümünden ekran aydınlatmasını düşük seviyeye indirmenizi tavsiye ederiz. Böylelikle cihazınızın batarya ömrünü arttırmış olursunuz.Ayrıca yeni Iphone 5’te kullanılan özel bir kaplama sayesinde ekran yağ tutmuyor. Bazı durumlarda can sıkıcı olabilen bu durum da parmağınızı ekran üzerinde uzun süre tuttuğunuz zaman gerçekleşiyor ve bir bezle silmeniz gerekebiliyor. Bu sorunu yaşatmaması yeni Iphone 5 için artı bir değer oluyor.İsterseniz artık cihazımızın yazılım konusunda ne tür artı veya eksileri bulunduğuna da bir bakalım. Ayrıca cihazın kamerası ile ilgili bilgileri de bu kısımda vereceğiz.“İki Kat Hız: A6 Çip”Apple Iphone 5’te kullanılan A6 adı verilen çip çok tatminkar gözükmeyen fakat yine de yapılan testler sonucu birçok rakibini geride bırakan 1Ghz hızında çalışıyor. Çoğu rakibi 1,2Ghz hızın üzerinde çipler kullanmayı uygun görse de Apple, A6 çip ile iddialı bir duruşa sahip. Fakat yapılan çip testleri sonucu Apple mühendislerinin iyi iş çıkardıkları ve yeni çipin görece düşük hızına rağmen zeki mimarisinden dolayı hızlı olduğu keşfedilmiş. Yeni A6 çipi A5 çipine göre de iki kat daha hızlı işlem yapabilme yeteneğine sahip. Apple markası hem kendisini geliştirmeyi hem de rakiplerine karşı fire vermemeyi iyi şekilde becerebiliyor. Yeni A6 çipi hızlı olmasının yanında düşük güç tüketimiyle geliyor. iOS işletim sistemiyle entegre olarak çalışması sağlanan çipin böylece daha az enerjiye gereksinim duyması sağlanmış. Yeni Iphone 5’in RAM kapasitesi de oldukça yeterli. Iphone 5, 1 GB 1066 Mhz oranına sahip bir RAM kapasitesiyle beraber gelmekte. Bu da daha hızlı bir şekilde uygulama ve oyunlar oynanabilmesine olanak sağlayan bir diğer unsur. Yeni Iphone 5’te de iOS 6 işletim sistemi kullanılmakta.Genel olarak tatminkar olan değerlerine rağmen dozajı aşmanız halinde işletim sistemi batarya konusunda sürpriz yaşatabilir. Bu yüzden fazla hız meraklısı olmamaya dikkat etmekte fayda bulunuyor.  Öte yandan çok daha fonksiyonel hale getirilmiş olan iOS 6 sayesinde Iphone 5’te işlem yapmak daha zevkli ve de daha verimli hale geliyor.Gelişmiş Bluetooth 4.0 gibi teknolojilerle de gelen yeni Iphone 5 bağlantı konusunda oldukça zengin. HSPA, HSPA+ ve DC-HSDPA, 802.11n kablosuz iletişim gibi bağlantılara olanak sağlayan yeni Iphone 5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri de 150 Mbps hıza ulaşabilen Wi-Fi bağlantısı. Wi-Fi bağlantısının oldukça hızlı olmasının yanında şunu da unutmamak gerekir ki, altyapı gereği ülkemizde böyle bir hıza ulaşmak pekte kolay olmayacaktır. Bunun yanında ülkemizde henüz tam olarak gelişmemiş bir teknoloji olan 4G bağlantısı da yeni Iphone 5’te standart olarak sunulmakta.“8 MP iSight Kamera”Yeni Iphone 5’te önceki modellerde olduğu 8 Mp görüntü kalitesinde bir iSight kamera kullanılmış. Yüz tanıma, panorama ve kızılötesi filtre gibi iddialı özellikleri bulunan iSight kamera her ne kadar özellik bakımından aynı kalmış olsa da selefine oranla daha hızlı çekim yapabilme kabiliyetine sahip. Bu bakımdan Iphone 5’in iSight kamerası önceki Iphone kameralarına binaen bir adım önde bulunuyor. Ancak, Iphone 4’te ƒ/2.8 diyafram oranı sunulmuş olmasına rağmen Iphone 5’in diyafram oranı 2,4 olarak belirlenmiş. Bunun nedeni de batarya ömrünü uzatmak veya bellek kapasitesini tasarruflu kullanmak da olabilir. Zira diyafram oranı ne kadar artarsa o kadar fazla alan derin olarak çekilebilmekte. Ayrı olarak Iphone 5’in ön tarafında 720 piksel HD video çekebilme özelliğine sahip bir kamera da bulunuyor. 1,2 MP görüntü özelliğine sahip bu kamera sayesinde FaceTime (Görüntülü Arama) daha net olarak gerçekleştirilebiliyor.iSight kamera konusunda değineceğimiz son nokta ise gelişmiş video stabilizasyonu. Bazı akıllı cihazlarda da kullanılan bu özellik sayesinde video çekimi esnasında olaşabilecek herhangi bir sarsıntı engelleniyor. Bu sayede herhangi bir fotoğraf veya bir video çekildiğinde el titremesi ve çevre unsurlarının etkisi de en aza indirgenmiş oluyor.“3 Boyutlu Harita”Yeni Iphone 5’te kullanılan harita sadece klasik yol görüntüsü sunan haritalardan oldukça faklı. Yol göstergeleri de oldukça net kolayca okunabilen harita 3 Boyutlu gezinim imkanı  sunmakta. Bu 3 Boyut imkanı sayesinde o bölgede bulunan bina ve çeşitli benzer unsurlara bakabilmek mümkün. Yani bu da demek oluyor ki Apple haritası sayesinde kaybolmak neredeyse imkansız. Zira harita yollarını nasıl okuması gerektiğini bilmeyenler bile bu 3 Boyutlu harita sayesinde sadece görsel olarak bile yollarını bulabilecekler.BataryaAkıllı cihazlarda en önemli noktalardan biri olan batarya şüphesiz günümüz mobil cihazları için en zorlu kulvar. Hafiflik sunup az kullanım süresi sunmaması, uzun süre kullanmaya imkan verip ağır olmaması için akıllı cihaz üreticileri çok titiz bir terazi dengesi sağlamaktalar. Yeni Iphone 5’te bu dengede çok iyi olamasa bile fena sayılmayacak kullanım süresi sunmakta. Iphone 5’in bekleme süresi 225 saat (bu da yaklaşık 9 gün ediyor). Buna binaen Iphone 5, 10 saate kadar video oynatabilme süresine sahip. Yani ikişer saatlik olmak üzere 5 film izlenebilir. İnternet kullanımında ise cihaz 8 saatlik bir 3G, Wi-Fi üzerinden ise gayet tatmin edici bir rakam olan 10 saatlik kullanım sunuyor. Gayet tatmin edici kullanım süreleri sunan yeni Iphone 5’le ayrıca 40 saate kadar da müzik dinleyebilme imkanı bulunmakta.Yeni Iphone 5’in kutu açılışı ve yamulma sorunu ile ilgili videolar ve  Iphone Türkçe Siri tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.Kaynakça:http://www.apple.com/tr/iphone/features/http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0Phone_5http://shiftdelete.net/iphone-5in-yamuldugu-ortaya-cikti-42022.htmlYazar: İsa Gürbüzhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/apple-iphone-5-ve-ozellikleri

Thomas Alva Edison Kimdir? Ampulün İcadı

Thomas Alva Edison Kimdir? Ampulün İcadı

Thomas Alva Edison, yedi yaşındayken ailesiyle birlikte Michigan’daki Port Huron’a yerleşti. İlköğrenimine burada başladıysa da yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı bir kişiliğe sahip olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi. Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu. Özellikle kimya deneylerine ve Volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalara ilgi duydu; bir süre sonra kendi başına bir telgraf aleti yaptı ve Mors alfabesini öğrendi. O günlerde geçirdiği ağır bir hastalık sonucu kulakları ağır işitmeye başladı. Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki Laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison, Michael Faraday’ın Experimental Research in Electricity adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi. Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı. 1868′de kendine atölye kurdu. Aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison Borç içinde Boston’dan ayrılarak New York’a yerleşti. Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü. Borsa yetkililerinin isteği üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Sattığı patentlerle kısa sürede önemli miktarda para kazandı. Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park‘ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı. 1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf(telefon) üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877′de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslar arası düzeyde yayılmasına neden oldu. 1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu. Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda(vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktı. 1887′de Menlo Park’tan New Jersey’deki West Orange’a taşınan Edison burada önceki laboratuvarlarının on katı büyüklüğünde Edison Laboratuvarını açtı. 1890′lara doğru uzun erimli iletime daha uygun olan alternatif akım geliştirildi. Doğru akımın üstünlüğüne inanan Edison, bir kampanya başlatarak kamuoyunu, yüksek gerilimli alternatif akım sistemlerinin son derece tehlikeli olduğu yolunda uyarmaya çalıştı. 1892′de ise Edison General Electric Company’nin denetimini yitirdi.Ve şirketi General Electric Company ile birleşti. İki kez evlenen Edison’un altı çocuğu oldu. Yaşamının sonuna değin yeni buluşlar yapmak için uğraş verdi. Ampulün İcadı Edison bir dinleme gezisi sırasında metal fabrikatörü ve Amerika dinamo makinesinin imalatçısı Willam Wallace’ın yaptığı yeni elektrik lambasını gözden geçirmeye davet edildi. Edison tahta çerçeveyle hareket eden iki koldan ibaret basit cihazın karşısına grafit plaka iliştirilmişti. Her iki plakayı birleştiren elektrik akımı ve mavi ışık yayı gibi görünüyordu. Gözleri kamaştıran bu alev, grafit plakaları çabucak eritiveriyordu. Edison’un 40-50 iş arkadaşıyla işe koyulma tarzı, bilim araştırmaları tarihinde eşsizdir. Ara vermeden çalışıyorlardı. Atölyede yapılan ufak cam ampullerin içerisindeki hava, elektrik akımının kızgın hale getireceği maddenin yanmasına engel olmak için boşaltıyordu. Fakat esas mesele bu maddenin ne olacağı konusundaydı. Kimi maddeler çok az dayanabiliyor, kimileri çok pahalıya mal oluyordu. Halbuki Edison öylesine ucuz bir lamba yapmak istiyordu ki, herkes alıp evine takabilsin.Kömürleştirme işleminden geçmiş mukavva, hindistan cevizi kabuğu, mantar, hatta laboratuarı gezmeye gelen bir misafirin kızıl sakalından bir iki tel bile denendi. Durmadan çalışmak yüzünden Edison’un gözleri yanıyor, dayanılmaz sancılar veriyordu. Ama o bunları kimseye söylemiyor, sadece hatıra defterine kaydediyordu. Peşpeşe deneylerin sürdüğü bir gün asistanı “Artık bu işten vazgeçsek, çünkü şu ana kadar bine yakın deney yaptık ve hiçbirinden sonuç alamadık!” dedi. Edison hemen itiraz etti ve: “Bu doğru değil! Evet, amacımıza ulaşamadık ama hiçbir netice elde edemediğimiz doğru değildir. Çünkü aradığımız şeyin bin farklı yapılamama şeklini öğrenmiş olduk.” dedi. Bu Edison’un tarihe geçmiş en önemli sözüdür. 1879 Kasım’ında Edison bir gece yazı masasının başına oturmuş, sönük bir puroyu emerek ne yapacağını düşünüyordu. Dalgın dalgın ceketinin düğmelerinden birini çevirirken düğme koptu. Üstünden bir iplik parçası sarkıyordu. Birden yerinden fırladı, laboratuvara geçti ve teknisyenlerine iplik parçasını gösterdi. Bir yumak ip alıp, ufak parçalar halinde bölmelerini ve kömürleştirip lambaya takmalarını söyledi. Asistanları sonuç ummamakla beraber hemen söylenileni yaptılar. Edison’un bu fikri, çalışmalarından vazgeçmeden önce başvurulacak son çare gibi görülüyordu. Kömürleştirilen iplikler her seferinde kırılmasına rağmen bir tanesi kırılmadan lambaya takılabildi. Lambanın havası hemen boşaltıldı. Lambaya elektrik verildiğinde iplik kızdı ve tatlı sarı bir ışık meydana geldi. Edison ve arkadaşları ışığa büyülenmiş gibi bakıp, acaba ne kadar sürecek diye kara kara düşünüyorlardı. Ampul saatlerce sönmedi. Süren çalışmalar sonunda elektrik santrali yapmak, 900 binada elektrik şebekesi kurmak, binlerce sayaç yerleştirmek,duylarıyla beraber 14.000 ampul yapmak gerekti. 4 eylül 1882’de meşhur mucidin bir işareti üzerine akım verildiği zaman, bütün mahallenin yüzlerce binasında binlerce elektrik hallenin yüzlerce binasında binlerce elektrik ampulü yandı ve etrafa parlak, tatlı ışıklar saçılmaya başladı. Edison devrinin en büyük meraklısı ilan edildi. Herkes sadece lambaları değil, onu da görebilmek için akın etti. Edison’u tanımayan kimse kalmadı. Edison’un en önemli yeri Menlo Park, New Jersey’deki ilk endüstriyel araştırma laboratuarıydı. Sürekli olarak teknolojik keşifler ve geliştirmeler-iyileştirmeler yapmak gibi özel bir amaç için kurulmuş ilk kurumdu. Edison birçok icadını resmi olarak bu laboratuarda üretmiş, birçok çalışanı onun direktifleri doğrultusunda icatların araştırma ve geliştirmesinde görev almıştır. Elektrik mühendisi William Joseph Hammer, 1879 Aralık’ında Edison’un laboratuar asistanı olarak görevine başlamıştır. Telefon, fonograf, elektrikli tren, demir madeni ayıracı, elektrikli aydınlatma ve diğer birçok icatta büyük katkılarda bulunmuştur. Hammer’ı özel kılansa elektrik ampulünün icadındaki ve bu aletin geliştirme ve testleri sırasındaki çalışmalarıdır. Hammer 1880’de Edison’un lamba çalışmalarının şef mühendisi olmuş, bu mevkiideki ilk yılında Francis Robbins Upton’ın genel müdürlüğünü yaptığı fabrika 50.000 ampul üretmiştir. Edison’a göre Hammer elektrik ampulünün bir öncüsüdür. http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/thomas-alva-edison-kimdir-ampulun-icadi

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0