Arama Sonuçları..

Toplam 17 kayıt bulundu.
Tuz Banyosu ve Faydaları Nelerdir ?

Tuz Banyosu ve Faydaları Nelerdir ?

Çok eskiden beri doğal kaynak suları tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Dünyanın her yerinde yaygın olan kaynak suları insanlara şifa veriyor. Mineral tuzlar vücuttarafından nufüz edilerek yaşam birimi hücre fonksiyonlarını besler ve hücrelerin görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olur. New Beauty Dergisi tuz banyoları hakkında tüm bilinmesi gerekenleri açıkladı.Tuz Banyosu Faydaları;Tuzlar çok çeşitli mineral ve elementler içerir. İçeriğinde barındırdığı minerallerin oldukça faydası bulunmaktadır. Bunlar;Sodyum: Sodyum güçlü bir detokstur. Hücrenin beslenmesini sağlar ve fazlalıkları vücuttan atar. Belirli dokulardaki suyu düzenleyerek hidrasyonu dengeler. Potasyum: Cildin ve vücudun su tutma özelliğini azaltarak nemini dengeler.Çinko: Cildi güneş ve rüzgar yanıklarından korur, dahili kullanımlarda bağışıklık sistemini güçlendirir.Magnezyum: Stresi önler kişiyi sakinleştirir. Ölü deniz tuzu ya da Himalaya tuzunda daha çok bulunur.Kalsiyum: Ciltteki gözenekleri azaltır.Tuz Banyosu Nasıl Yapılır?    Tuz banyosunun etkilerinden yararlanmak için en az 20 dakika suyun içerisinde kalmanız gerekir.    Detoks özelliği olan bir banyo istiyorsanız sıcak su, cildinizi rahatlatmak istiyorsanız ılık su kullanın. Böylece vücut neminiz azalmayacaktır.    Tuz miktarını yaklaşık bir bardak kullanmalısınız.    Banyonuzda aromatik tedaviler istiyorsanız uçucu yağlar içeren tuzları tercih edin.    Gece yatmadan önce pembe Himalaya tuzu ile yapacağınız banyonuza birkaç damla lavanta yağı eklemek size huzurlu bir uyku sağlayacaktır.

http://www.ulkemiz.com/tuz-banyosu-ve-faydalari-nelerdir-

Alkol Yoksunluğu Tedavisinde Alternatif Bir Tedavi Modeli

Alkol Yoksunluğu Tedavisinde Alternatif Bir Tedavi Modeli

Nature-Neuropsychopharmacology Dergisi’nde yeni yayımlanan bir makaleye göre aralarında Psikiyatrist Dr. Ulaş M. Çamsarı’nın bulunduğu Mayo Clinic Bağımlılık Psikiyatrisi’nden bir ekip Alkol Yoksunluğu Sendromu tedavisinde yeni bir model öneriyor.    Alkol bağımlılığı ile ilgili yeni bir model için araştırma yapan Mayo Clinic Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi, Mayo Clinic Sağlık Sistemi Waycross-Georgia Kampüsü Psikiyatri Bölüm Başkanı, Bağımlılık ve Konsültasyon-Liyezon Psikiyatristi Dr. Ulaş M. Çamsarı, çalışma hakkında Esra Öz’ün sorularını yanıtladı.      Alkol Kullanım Bozuklukları (Alcohol Use Disorders) nelerdir, bağımlılık psikiyatrisinde nasıl ele alınır, bu konular hakkında bilgi verebilir misiniz? Alkol kullanım bozuklukları, dünyada en sık görülen sağlık problemlerindendir. Günümüzde alkol kullanım bozuklukları, dört ana temel çerçevede incelenmekte ve tedavi edilmektedir. Alkol dışında, insanlar tarafından kötüye kullanılan (misuse) diğer maddeler için de geçerli olan bu dört temel kavram şu şekildedir. Alkol İntoksikasyonu (zehirlenme), Alkol Yoksunluğu, Alkol İstismarı ve Alkol Bağımlılığı olarak ele alıyoruz.     Alkol intoksikasyonu, alkolün aşırı tüketimi sonrası ortaya çıkan beyin işlevlerinin bozulmasına yol açan bir zehirlenme tablosudur. Özetle karaciğerin temizleyebilme (detoksifikasyon) kapasitesinin çok üstündeki bir miktarda alkolü çok kısa süre içinde tüketen bireylerde ortaya çıkar. Halk arasında “sarhoşluk” olarak tarif edilen durumdur. Toksikasyonun derecesine göre koma nedeniyle gerçekleşecek solunum yetmezliğine bağlı olarak ölüme yol açabileceği gibi, geçici hafıza kaybı, karaciğer hasarı gibi başka komplikasyonlara da yol açabilmektedir.    Alkol genellikle iki şekilde kötüye kullanılır. Bireylerin bir kısmı alkolü sık sık yüksek miktarlarda alarak, her defasında tıbbi, sosyal ve yasal bir takım sorunlara yol açıyorlarsa bu kullanım tarzına daha çok “alkol istismarı” (abuse) denilir. Bireyler alkolü günlük olarak yüksek miktarlarda alıyorlarsa, alkole olan dayanıklılıkları giderek artan bir davranış gösteriyorsa, alkolü aniden kestiklerinde çekilme/yoksunluk (withdrawal) belirtileri gösteriyorlarsa, alkol tüketimi günlerinin büyük bir kısmını oluşturuyorsa ve olumsuz sonuçlara rağmen tüketimi kontrol edemiyorlarsa, bu  kişilerin kullanım şekilleri daha çok “alkol bağımlılığı” (dependence) tarifine uyar. Bu iki farklı kullanım şekli, istismar ve bağımlılık, sıklıkla beraber seyreder. Şimdi gelelim alkol yoksunluğu (çekilme) sendromuna...   Düzenli Alkol Alan Beyinde Yeni Bir Nörobiyolojik Denge Alkolü sürekli alan kişiler, beyinde bir takım nörobiyolojik değişiklerin olmasına yol açarlar. Öncelikle beyindeki aktivasyon ve inhibisyona yol açan iki temel nörotransmitter sisteminde bahsetmek gerekir. İnsan beyninde glutamat sistemi ve GABA sistemi birbirini dengeleyen tarzda beynin genelinde gerçekleşen faaliyetleri artıran ve azaltan şekilde işlev gösterirler. Özetle, glutamat maddesi beyinde aktivite artışına (eksitasyon), GABA maddesi beyinde bir aktivite azalmasına (inhibisyon) yol açar. Sürekli alkol tüketimi beyinde GABA maddesinin kullandığı almaçları (reseptör) sürekli uyararak beyinde sürekli bir yavaşlamaya neden olmaya çalıştığı için, beyin bunu dengelemek için sürekli olarak glutamat maddesini hücre aralıklarında tutmaya çalışır. Diğer deyişle, her gün alkol alan beyinde yeni bir nörobiyolojik denge oluşur.    Dengeyi Sağlayan Kuvvetlerden Bir Taraf Güç Kaybederse, Denge Diğer Tarafa Doğru Bozulur Alkol yoksunluğu, sürekli alkole maruz kalan ve seviyesi çok artmış bulunan bir beyinde aniden alkol maruziyetinin kesilmesine bağlı olarak gelişir, Alkolün temel yavaşlatıcı olan GABA’yı uyarmasına alışmış ve dengeyi o şekilde kurmuş olan beyin nörokimyası, yavaşlatıcının ani kesilmesi ile oluşan, glutamat yönüne doğru gelişen dengesizliğini kontrol edemeyecektir. Bu durum biyokimyasal olarak hiperglutamaterjik bir durumdur ve GABA eksikliğine bağlı gelişen kontrolsüz aktivasyon nedeniyle, beyinde epileptik krizler, kalp hızının aniden artması, kan basıncının ani yükselmesi (sempatomimetik hiperaktivite) , kas seyirmeleri, bilinç kaybı, konfüzyon, deliryum (akut beyin yetmezliği/ensefalopati) ve ölüm gibi çok çeşitli problemlere yol açabilen tehlikeli bir tablo ortaya çıkabilir.    Peki alkol vererek bu tabloyu düzeltebilir miyiz? Evet. Bu tehlikeli durumu alkol vermeye devam ederek, düzeltebiliriz. Ama bu tıbben önerilen bir tedavi değildir. Çünkü yüksek derecede alkol vermenin çok başka sakıncaları vardır, ayrıca tıbben bu işi çok daha güvenli yapabilecek ilaç tedavilerimiz vardır.   Nedir o ilaç tedavileri? Günümüzde alkol yoksunluğunun temel patofizyolojik açıklaması, az önce açıkladığımız üzere, ani GABA eksikliğinin ve ani Glutamat fazlalığının aynı anda ortaya çıkmasına bağlı olduğuna inanılmaktadır. Bir diğer deyişle, alkol nedeniyle yükselen glutamatı, dengelemek için alkolün yaptığı işi yapacak GABA uyarıcıları olan benzodiyazepin denilen GABA agonistleri (reseptör uyarıcıları) alkol tedavisinde yaygınlıkla kullanılmaktadır. Bu tedavi ajanları, alkolün, onu sürekli alan kişinin beyninde yol açtığı aşırı GABA uyarısının (yavaşlatma) devamını sağlamaktadır.   O zaman da kişi alkol değil de, bu ajanlara bağımlı hale gelmeyecek mi? Bu ajanlar da GABA uyarıcıları olduğundan, benzer mekanizmalarla alkol gibi bağımlılığa yol açabilen ajanlardır ve yoksunluk anında biz bu ilaçları vererek o akut durumu düzeltiriz, ama birkaç gün içerisinde verdiğimiz bu ajanları da yavaş yavaş azaltarak beynin yeni duruma yavaş yavaş adapte olmasını bekleyerek ve bunu bazı ölçeklerimiz yardımıyla ölçerek (CIWA ölçeği) , sonunda bu ilaçları tamamen keseriz. Kişi yaklaşık bir hafta içinde, yeni duruma adapte olur ve ne alkole ne de o ajanlara fiziksel olarak bir ihtiyacı kalmaz.   Sizin üzerinde çalıştığınız yeni ilaçlar bahsettiğinizden farklı mı? Evet. Şimdi önce halen uygulanan bu tedavilerin eksik tarafını ve sakıncasını açıklayalım. Halen dünyada yaygın olarak kabul edilen alkol yoksunluğu tedavi modeli benzodiyazepin tedavisidir. Bu tedavi, kişide zaten alkolün yol açtığı durumu düzeltmeye yeltenen bir tedavidir. Öyle ki, kişi alkol nedeniyle aşırı GABA uyarısına adapte olmuş ve bunun kesilmesi durumunda ortaya çıkan sorunu biz yine alkol nedeniyle oluşmuş GABA uyarısını devam ettirerek tedavi etmekteyiz. Bu tedavi çok işe yarayan bir tedavidir. Yalnız, bu tedavi sorunun kökenine tedavi etmeye yeltenen bir tedavi değil gibi görünmektedir. Çünkü alkol yoksunluğu esas nedeni, glutamaterjik uyarının dengesiz olarak artmasından kaynaklanır. Bizim hayvan deneyinde kanıtladığımız tedavi modeli, mevcut dengesiz durumu devam ettirerek tedavi etmeye çalışmak yerine bu durumu azaltmaya yönelik bir yaklaşım modelini önermekte ve daha önce denenmemiş  yeni bir potansiyel ilaç grubu üzerinde durmaktadır.   Nedir o ilaç grubu? Alkol yoksunluğu sendromunun nörobiyolojisini açıkladığımıza göre, sorunun esasını düzeltmek için, hücre dışında meydana gelen hiperglutamaterjik durumu düzeltmeye çalışan  ajanlara ihtiyacımız var aslında. Biz de bu yönde etki eden ajanları aramaya koyulduk. Bu arayışımızın sonunda gördük ki, ne yazık ki daha öncesinde literatür ile desteklenen çok seçeneğimiz yok. Bu seçeneklerden biri olarak “seftriakson” denilen bir ilaçta karar kıldık. Seftriakson, özellikle menejit tedavisinde kullanılan beta laktam grubundan geniş spektrumlu bir antibiyotiktir. Bu antibiyotik bir kaç sene evvel yapılan hayvan çalışmalarında görüldü ki, sadece bir antibiyotik değil aynı zamanda beyinde yaygınca bulunan Astrosit denilen destek hücrelerinin çeperinde bulunan glutamat taşıyıcısını (EAAT2) uyararak hücre içinde glutamat girişini sağlamakta ve hücre dışında bulunan glutamat fazlasını temizlemektedir. Bu, tam olarak bizim alkol yoksunluğunda istediğimiz yaklaşımdır.    Nasıl bir deney tasarladınız? Mayo Klinik Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Osama Abulseoud, zaten seftriaksonun bahsettiğim etkisini daha önceden kanıtlayan bilim adamlarından biriydi, bu konuda çalışan tanınmış bir bilim insanıdır. Bu deneyin laboratuvar sıçanları kullanarak nasıl yapılabileceğini beraber tasarladık. Sıçanlar alkolü seviyorlar, insanlar gibi...     Önlerine iki su ve alkol koyduğunuz zaman alkol tercih ediyorlar. Bazıları daha çok içiyor. Onlara alkolik sıçan anlamına gelen A-P (alcohol preferring rat) sıçan adı veriliyor. Biz bu deneyi hem alkolik olanlarda hem alkolik olmayanlar için tasarladık. Öncelikle bir grup sıçanı, kafeste hem alkol hem su olacak şekilde bir iki hafta bıraktık, sonra, aynı alkol bağımlısı insanların yaptığı gibi, uzun süre alkol düzenli alımı sonrası örneğin bir haftasonu aşırı miktarda alkol almak paternini taklit etme niyetiyle, 2 hafta sonrasında yaklaşık 3 gün bu sıçanların midesine 6 saatte bir alkol enjekte ettik. Bu yönteme “gavaj” yöntemi deniyor. Bir fikir vermesi açısından insanla karşılaştırarak söyleyelim, 2 hafta her gün bir şişe rakı içen insanların aldığı alkolün eşdeğerini sıçanlara bu peryot sonrası 3 gün boyunca 6 saatte bir enjekte ettik. Bu işlem biter bitmez, aniden kafeslerinden alkolü aldık ve onları yoksunluğa bıraktık. Bu yoksunluk sürecinde  bir gruba Seftriyakson, diğer gruba su (salin)  enjekte ettik.    Onları 2 gün boyunca videoya kaydettik. Gördük ki, aynı insan gibi, kas seyirmeleri, epileptik nöbetler, titremeler meydana geliyor. 48 saat boyunca  ortaya çıkan tüm belirtileri saydık, her titreme, her seyirme, her nöbet her kuyruk hareketi birer birer sayıldı. Alkol Yoksunluğu Sendromu’nda bu şekilde kesintisiz bir ölçüm metodu literatürde ilk defa yapıldı. Yaptığımız analizin sonucunda gördük ki, Seftriyakson alan sıçanlar almayanlara göre çok daha az belirti gösterdiler, bu sıçanların beyinleri çıkarıldığında ve glutamat transporter (EAAT2) analizi yapıldığında bunun artmış olduğu görüldü.    Peki bu ilaç şimdi insanlarda kullanılabilecek mi? Henüz hayır. Öncelikle şu konuyu açıklayalım. Bu bir hayvan çalışmasıdır (preklinik)  ve henüz insanlarda geçerliliği yoktur. Ama halen günümüzde insanların kullandığı hemen hemen tüm ilaçlar bu yoldan geçmek zorundadır. İlaçlar insanlardan denenmeden önce hayvan çalışmalarında “proof-of-concept”  aşamasını başarıyla geçmesi gerekiyor, bu aşama tamamlanmış oldu.     Mayo Klinik’deki ilgili komite insan çalışması için de yeşil ışık yaktı yalnız bilinmeli ki seftriyakson, bir antibiyotiktir, ve insanlarda ağır menenjit (beyin zarı enfeksiyonu) tedavisinde hayat kurtacısı olarak kullanılmaktadır. Bu ilacın sık kullanılması toplumda dirence neden olabilir ve menenjit ile savaşta dahiliyecileri zor durumda bırakabilir, o nedenle, bu durumun dikkate alınması gerekiyor. Burada biz, alkol yoksunluğu için başka bir tedavi modalitesi önerdik, tedavi için kurduğumuz hipotez yeni bir hipotezdi. Bu hipotezi de deneyle kanıtladık. Buradan sonra gidilecek yol, seftriyaksonda ısrar etmek değil de, bahsettiğimiz EATT2 glutamat taşıyıcısını uyaran ve bizim önerdiğimiz modeli kullanarak alkol yoksunluğunu tedavi eden başka ilaçlar keşfetmeye ya da sentezlemeye çalışmak olabilir. Bu şekilde Alkol Yoksunluğu daha doğru görünen bir tedavi modeli ile benzodiyazepin kullanılmadan tedavi edilebilecektir.   Çalışmanız bilimsel bir dergide yayınlandı mı? Çalışma, Nature-Neuropsychopharmacology Dergisi tarafından Ocak 2014’de yayınlandı.  Özetine aşağıdaki bağlantılardan ulaşılabilir.  http://www.nature.com/npp/index.html http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/24452391 http://fesraoz.blogspot.com.tr Hazırlayan : Esra ÖZ

http://www.ulkemiz.com/alkol-yoksunlugu-tedavisinde-alternatif-bir-tedavi-modeli

Çocukları Hastalıktan Koruyan Besinler

Çocukları Hastalıktan Koruyan Besinler

Soğuk havalarla birlikte çocukların hastalıklara yakalanma riski artıyor.Uzmanlar çocukların hastalanmasını soğuklara bağlayıp geçiştirmenin yanlış olduğunu ,ayrıca çocukların kış dönemindeki beslenmelerinin önemli olduğu konusunda uyarıyorlar.Çocuklarınızın hastalanmasını istemiyorsanız yazımızı dikkatlice okumanızı tavsiye ederizÇocuklar İçin Sağlıklı BesinlerÇocukların hastalıklarla mücadelesinde besinlerin koruyucu kalkan rolü oynadığını belirten Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, kış dönemlerinde çocukların beslenmesinde dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında şu bilgileri verdi: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN YUMURTA “Vücudun savunma sistemini güçlendirmede en önemli rolü A vitamini üstlenmektedir. Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerde bulunan A vitamini güçlü bir antioksidandır. Bu besinlerin belirli ölçülerde tüketilmesi hastalıklardan korunmada önemli rol oynamaktadır.   BİSKÜVİ VE ŞEKER YERİNE MEYVE  Sebze ve meyveler C vitamini açısından zengin besinlerdir. Bu nedenle taze sebze meyve tüketiminin artırılması gerekir. Ara öğünlerde çocuklara; şekerleme, pasta, bisküvi yerine taze meyveler, ana öğünlerde de salatalar verilmelidir. GÜNE İYİ BAŞLANGIÇ İÇİN İYİ BİR KAHVALTI  Kahvaltı güne iyi bir başlangıç yapmak ve bağışıklık sisteminin korunması için atlanmaması gereken en önemli öğündür. Sabah kahvaltı yapan çocuk yediklerinden aldığı enerji ile günü daha dirençli, kuvvetli ve konsantre şekilde geçirecektir. Süt, peynir, yumurta çocukların büyüme ve gelişmesinde en iyi kalitede proteinleri içeren besinlerdir. Aynı zamanda içeriğindeki kalsiyum ile çocukların boy gelişimini sağlar. Yağlı tohumlardan olan ceviz, kahvaltılarda olması gereken içeriğindeki yağ asitleri ile beyin gelişimine yardımcı bir besindir. Çocukların kahvaltılarında 2-3 tam ceviz tüketmesini alışkanlık haline getirmek gerekir. Pekmez, bal, fındık ezmesi veya reçel de çocukların günlük enerjilerine katkıda bulunabilecek karbonhidratlı besinlerdir. Bu gıdalar, anemi oluşumunu önler ve konsantrasyonu artırır. 6 ÖĞÜNE TAZE SEBZE VE MEYVE  Mevsimine uygun taze sebze ve meyveler günün 6 öğününe dağıtılmalıdır. Çocuklara mutlaka ekmek yeme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Tahıllı, cevizli ve zeytinli ekmekler de çocukların büyümesine katkı sağlayan lif içeriğine sahip olup sağlıklı seçimler olarak tercih edilebilir. Çocukların ana öğünlerinde et yemesi sağlanmalıdır. Köfte, balık, etli sebze yemekleri ve kurubaklagiller protein ihtiyacı açısından beslenmede olmazsa olmazlardır. ŞİŞMAN ÇOCUK SAĞLIKLI ÇOCUK DEĞİLDİR  Çoğu zaman ebeveynler çocuklarını okula gönderdikleri zaman beslenme konusunda daha rahatladıklarını düşünürler. Oysaki okula başlayan çocuğun dersleri kadar beslenmesi de ailenin denetimi altında olmalıdır. Öğün atlayıp atlamadığı, çıkan yemeklerden ne seçtiği, kantin tüketiminin olup olmadığı, arkadaşlarından etkilenip etkilenmediği, su içip içmediği gibi beslenme ile ilgili tüm ayrıntıların konuşulması gerekmektedir. Özellikle öğle yemeğini okulda alan çocuk, yemek veya çorba dışında makarna, patates veya pilav ile karın doyurmak ister ya da ara öğünlerde meyve, süt veya yoğurt alması gereken çocuklar çoğu zaman hamur işi besinler alır. Dolayısı ile kimi zaman okul beslenmesi çocuklarda gereksiz kilo artışı olarak döner. Unutmamak gerekir ki; şişman çocuk sağlıklı anlamına gelmemektedir. GEÇ VAKİTTE YENEN PİLAV VE MAKARNA TEMBELLEŞTİRİR  Çocuğunuzun geceleri ağır ve yağlı yemek yememesine özen gösterilmelidir. Daha hafif besinler tüketilmelidir. Özellikle fazla yağlı karbonhidratlar (Pilav, makarna, pasta, börek vb.) uyuşukluk halini artırır. Bu durum da çocuğunuzu giderek tembelleştirebilir. Bu yemeklerden mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışılmalıdır. Tüketiliyorsa da akşam saatlerine bırakılmamalıdır. KIŞ HASTALIKLARININ EN ÖNEMLİ DOĞAL İLACI “SU” Havaların soğuması ile vücut yüzey ısımızın artması için sıvı ihtiyacımız da daha çok artmaktadır. Bu nedenle çocuklarda en az 2 litre su tüketmeleri gerekir. Enfeksiyon hastalıklarında ve ateşli hastalıklarda su doğal ilaçtır. Vücudun detoksifikasyonu; yani arındırılması için ihmal edilmemelidir. Ayran, süt, taze sıkılmış meyve suyu tercih edilmesi gereken sıvılardır. Gazlı, şekerli içecekler, hazır yoğunlaştırılmış şekerli meyve suları, gazozlar mümkün olduğunca az sıklıkta tüketilmelidir. ARA ÖĞÜNLERDE CEVİZ FINDIK VE BADEM  E vitaminin vücut çalışmasındaki en önemli görevi antioksidan özelliğidir. En zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerdir. Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan “Omega-3″ yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. ÇİNKO EKSİKLİĞİNE BAĞLI HASTALIKLARA KARŞI ET  Vücuda yapılacak çinko desteği fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeyi iyileştirir, yaşamı tehdit eden enfeksiyonların sıklığını da azaltır. En iyi kaynakları; kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinlerdir. Diğer kaynaklar; fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagiller olarak sayılabilir. DOĞAL ŞİFA KAYNAĞI BAL  Bal, enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Kahvaltıda veya çocuğunuzun okuldan eve geldiği saatte 1 dilim ekmeğe süreceğiniz 2 tatlı kaşığı bal hastalıksavar etki yapacaktır.”

http://www.ulkemiz.com/cocuklari-hastaliktan-koruyan-besinler

Doğal Bir İksir: Sirke

Doğal Bir İksir: Sirke

Özellikle salatalarda sos olarak kullanılan sirke; genel olarak meyve suyundan oluşan ekşi tattaki asidik sıvıdır. Sirke ayrıca turşu yapımında da kullanılmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/dogal-bir-iksir-sirke

Karaciğeri yıkamak mümkün mü? İşte bitkilerle tek bilimsel <b class=red>detoks</b> yöntemi

Karaciğeri yıkamak mümkün mü? İşte bitkilerle tek bilimsel detoks yöntemi

Günümüzde çok sık gündeme gelen bitkisel tedavilerin önemli bir bölümü başta karaciğer olmak üzere pek çok organa zarar veriyor.

http://www.ulkemiz.com/karacigeri-yikamak-mumkun-mu-iste-bitkilerle-tek-bilimsel-detoks-yontemi

Karaciğer yağlanmasına karşı 7 süper besin

Karaciğer yağlanmasına karşı 7 süper besin

Toplumdaki her 4-5 kişiden birinde karaciğer yağlanması görüldüğünü belirten Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger karaciğer yağlanmasına karşı 7 besin öneriyor. Bu besinlerin doğru yoğunlukta ve şekilde tüketilmesi karaciğer yağlanmasına karşı önemli faydalar sağlıyor.

http://www.ulkemiz.com/karaciger-yaglanmasina-karsi-7-super-besin

Kedi Bıyığı Otunun Faydaları Nelerdir?

Kedi Bıyığı Otunun Faydaları Nelerdir?

“Java çayı” ya da “Hint böbrek çayı” olarak da bilinen, kedi bıyığı otu yüzyıllardır tedavi edici özellikleri ile bilinmektedir. Bu makalede kedi bıyığı otunun sağlık yararları hakkında bilgi vereceğiz. Daha fazlası için okumaya devam edin.

http://www.ulkemiz.com/kedi-biyigi-otunun-faydalari-nelerdir

Biyolojik Silah Olarak Kullanilan Toksik Bileşenler

Biyolojik Silah Olarak Kullanilan Toksik Bileşenler

Son zamanlarda yapılan araştırmalarla toksinlerin insan sağlığını tehditleri, geniş alanlara yayılmaları gibi pek çok sebeplerle toksinler biyolojik savaşlarda ön plana çıkmaya başlamışlardır.

http://www.ulkemiz.com/biyolojik-silah-olarak-kullanilan-toksik-bilesenler

PEYNİR SİRMOSU-FRENK SOĞANI- Allium schoenoprasum L.

PEYNİR SİRMOSU-FRENK SOĞANI- Allium schoenoprasum L.

Latince adı: Allium schoenoprasum Aile: Alliaceae (Soğan Aile) Şubatta ekilen tohumlar Ağustos Temmuz'da olgunlaşır ve çiçek açar. Çiçekler hermafrodit'dir (hem erkek ve dişi organları var) ve Arılar tarafından tozlaşma sağlar, sinekler, pulkanatlılar. Uygun: ışık (kumlu), orta (killi) ve ağır (killi) topraklarda, iyi drene toprak tercih eder ve ağır killi topraktada yetişebilir. Uygun pH: asit, nötr ve bazik (alkali) topraklar ve çok alkali topraklar büyüyebilir. Yarı gölge (hafif ormanlık) ya da herhangi bir gölgede büyüyebilir. Nemli toprak tercih eder. Yenilebilir Kullanımları Yenilebilir Parçalar: Çiçekler ; Yapraklar ; Kök . Yenilebilir Kullanım Alanları: Yapraklar - çiğ pişmiş ya da daha sonra kullanılmak üzere kurutulur. Yapraklarında hafif bir soğan lezzeti vardır ve karışık salata için mükemmel bir bitkidir, yemek ve çorbalarda vb bir tatlandırıcı aroma olarak kullanılabilir. İyi bir Kükürt ve demir kaynağıdır. Çiçekleri salata vb için bir garnitür olarak kullanılabilir. ALLIUM schoenoprasum (Chives) aktif bileşenleri Frenk soğanı, antioksidan enzimler içerir: • süperoksit dismutaz, • katalaz, • peroksidaz, • glutatyon peroksidaz malonildialdehid, • a ve b klorofil, • karotenoidler , • C vitamini, • flavonoidler , • glutatiyon • alliin TIBBİ KULLANIMI Sindirim Hipotenzif Tonik Fungisit Savar Frenk soğanın en önemli yeteneği ve sağlık faydalarından bazıları kalp sağlığını geniş bir yelpazede koruma, kemiklerin gücünü artırmak, kanser , sindirim sürecini kolaylaştırmak, bağışıklık sistemini artırmak, hamilelikte doğum kusurlarına karşı korumak ve direnci arttırmaktır. Bütün bitki sindirim sistemi ve kan dolaşımı üzerinde yararlı bir etkiye sahiptir.İştah artırır, sindirim, hipotansif ve tonik 'dır. Anti-mantar viral ve özellikleri bulunan frenksoğanı Etken madde (flavonoidler, karotenoidler, fenolik bileşikler) yüksek miktarı nedeniyle, ağırlıklı olarak alisin (alliin) üretilen Allium schoenoprasum özellikleri ve karakteristikleri,anti-kanser, antioksidan, anti-bakteriyeldir.Bazı çalışmalar yüksek kolesterol düşürücü etkinliğini veya allicin için kötü kolesterol LDL seviyelerini düşürmek için yeteneğini göstermektedir.Laboratuar çalışmaları alisinin karaciğer hücrelerinde HMG-CoA redüktaz enzimini inhibe kolesterol üretimini azalttığını göstermektedir. Allium schoenoprasum antimikrobiyal ve antifungal özelliklere sahiptir ve güneş yanığı ve boğaz ağrısını rahatlatmak için kullanılır. Frenk soğanı temel tansiyon, kolesterol tedavisi için ve kanser semptomlarını önlemek için kullanılmaktadır. Sindirim sistemini destekler ve iştahı uyarır.Frenk soğanının kalorisi çok düşüktür; Taze yaprakları 100 g sadece 30 kalori sağlar. Yine de, sağlık yararları kanıtlanmış birçok kayda değer flavonoid antioksidanlar, bitki lif, mineral ve vitaminler içerir. Ayrıca, alisinin deki vazodilatör bileşik, nitrik oksiti (NO) serbest bırakarak kan damarı sertliği azaltır; ve böylece, toplam kan basıncı azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca, bloklar kan damarlarında fibrinolitik (pıhtı-kaldırma) etkiye sahip yanı sıra trombosit pıhtı oluşumunu azaltır.Sonuçta, alisinin koroner arter hastalığı (KAH), periferik damar hastalıkları (PVD) ve inme riskinde azalma olur. Frenk soğanı şaşırtıcı şekilde başka allium aile üyesi sebzelere göre daha çok A vitamini içerir. Taze yaprakları 100 gr vitamin A 4353 IU veya günlük tavsiye edilen seviyelerin 145% içerirler. Buna ek olarak, yeşil yaprakları karoten, zea-Xanthin ve lutein gibi diğer flavonoid-fenolik antioksidanlar içerirler. Birlikte, bu bileşikler insanları akciğer ve ağız boşluğu kanserlerinden korur. Taze yeşillikleri 100 gr 212.7 ug, bu vitaminin önerilen günlük alımının yaklaşık 177% sağlarlar. Bilimsel çalışmalar K vitamini aktivitesini osteotrophic (kemik oluşumunu ve güçlendirmesini) teşvik ederek, kemik sağlığında bir potansiyel role sahip olduğunu düşündürmektedir. Beyindeki nöronal hasarı sınırlamada K vitamini düzeyleri için diyet yardımı yeterlidir. Bu şekilde, Alzheimer hastalığının tedavisinde yerini almıştır. Ayrıca, C vitamini ve K gibi diğer temel vitaminlere sahiptir,K vitamini zengin kaynaklardan bir tanesidir. Kanser Önleme:  Allium cinsi tüm üyeleri için yapılan geniş araştırmaların en heyecan verici tarafıda quercetin'in kanserleri önlemesindeki rolüdür. Araştırmalar halen devam etmektedir, ancak, ilk sonuçlar quercetin etkilerinin meme, prostat, kolon, akciğer ve yumurtalık da dahil olmak üzere kanserleri, önleyebileceğini göstermektedir. C vitamini ve K vitamini antioksidan aktivitelerin kanserli hücrelerin yayılmasını veya görünümünü azaltıp ,önlenmesine katkıda bulunur. Zeaksantin ve lütein, frenksoğanında bulunan bu iki antioksidan bileşikler oral kanser şansını azaltmaktadır. (Quercetin'in en önemli özelliklerinden biri, kanseri önlemesi ve habis hücrelerin büyümesini engellemesidir.) Vücut detoksu Frenk hafif idrar söktürücü özellikleri ve diğer serbest radikal süpürücü ve antibakteriyel özellikleri ile kombine, vücudu detoks için harika bir yoldur. Dikkat-Eğer soğan veya Allium cinsinin diğer üyelerinin karşı alerjiniz varsa, düzenli diyetlerinize frenk soğanı eklemeden önce tıbbi bir uzmana danışın. Diğer kullanımları Bitki suyu, bir böcek kovucu olarak kullanılır, aynı zamanda, fungisidal özelliklere sahiptir ve kabuk küflerine karşı etkilidir. Bitki böceklerine karşı püskürtmeyle kullanılır. Kaynaklar REFERANSLAR [1] Allium schoenoprasum L., doğal bir antioksidan olarak. Stajner D, Canadanovic-Brunet J, Ziraat Pavloviç A. Fakültesi, Novi Sad Üniversitesi, Trg Dositeja Obradovica 8, Sad 21000 Novi, Yugoslavya. Allium schoenoprasum, Tragopogon pratensis ve Rumexacetosa ve antiproliferatif etkilerden [2] Fenolik bileşikler. Kucekova Z Mlcek J, Humpolicek P, Rop O, Valasek P, Saha P. Polimer Merkezi, Teknoloji Fakültesi, Zlin at Tomas Bata Üniversitesi, 76272 Zlin, Çek Cumhuriyeti. [3] Julia Child, Fransız Yemek vol Sanatı Mastering. Ben s.18. [4] Allisin kaspaz-3 ve -12 ifade aktivasyonu ve yukarı regülasyonu Bax / Bcl-2 oranının in vitro olarak EL-4 hücrelerinde apoptoza yol açar. Wang Z, Liu Z, Cao Z, Li L. Yaşam Bilimleri Okul, Lanzhou Üniversitesi, Lanzhou 730000, Çin Halk Cumhuriyeti [5] Onions- University of Illinois extension

http://www.ulkemiz.com/peynir-sirmosu-frenk-sogani-allium-schoenoprasum-l-

Marketlerden Aldığınız Gıda Etiketlerinde  Neler Yazmalıdır ?

Marketlerden Aldığınız Gıda Etiketlerinde Neler Yazmalıdır ?

Bilinçsizce tüketilen her şey doğanın talan edilmesine, insanın sömürülmesine yardım ederken, doğayı ve toplumu sömürenleri daha çok zengin eder ve besin kaynaklarının azalmasına ve yok olmasına sebep olur.

http://www.ulkemiz.com/marketlerden-aldiginiz-gida-etiketlerinde-neler-yazmalidir-

Hint Felsefesinin 4 Altın Kuralı

Hint Felsefesinin 4 Altın Kuralı

O kadar stres yüklüyüz ki bazen nefes almayı dahi unutuyoruz. Kafamızda dolaşan bin bir türlü tilki yüzünden, bırakın gülmeyi, gülümseyemiyoruz bile!

http://www.ulkemiz.com/hint-felsefesinin-4-altin-kurali

Yaza Hazırlık Maratonu Başladı

Yaza Hazırlık Maratonu Başladı

Baharın gelmesiyle birlikte tıpkı doğanın üzerindeki kış örtüsünü atması gibi, kalın giysilerden kurtulmak, kışlık botları, bere ve atkıları kaldırmak adettendir.

http://www.ulkemiz.com/yaza-hazirlik-maratonu-basladi

Kırmızı Pancarın Faydaları Nelerdir?

Kırmızı Pancarın Faydaları Nelerdir?

Sağlık açısından oldukça zengin olan bu gıda, ıspanakgiller ailesinden gelir. Toprak altında yetişen bir kök sebzesidir. Kırmızı renkli olmasının en büyük özelliği ise, kanser hücreleri ile savaşacak güce sahip olmasıdır.

http://www.ulkemiz.com/kirmizi-pancarin-faydalari-nelerdir

Su İçmenin Sağladığı Faydalar

Su İçmenin Sağladığı Faydalar

Temel yaşantımızın bir parçası olan suyun vücut için ne kadar gerekli olduğunu biliyor muydunuz? Vücudun en çok ihtiyaç duyduğu ve insanın asıl yaşama sebebi olduğu suyun faydasını ve önemini saymakla bitiremeyiz. Her gün yenilenen hücre, her gün temizlenen bedenin tek kaynağıdır.

http://www.ulkemiz.com/su-icmenin-sagladigi-faydalar

Aloe Vera'nın Şaşırtıcı Faydaları

Aloe Vera'nın Şaşırtıcı Faydaları

Aloe veranın sağlığa olan faydaları; sindirim sisteminin iyileştirilmesiyle başlar ve uzun vadede optimal bir sağlık ile sonuçlanabilir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, yaşlanmayı geciktirir, dermatiti tedavi eder, menstrüel sorunları hafifletir, artrit ağrısını azaltır ve yaraları iyileştirir. Aynı zamanda mide bulantısına iyigelir, ülseri ortadan kaldırır, kan şekeri seviyelerini düşürür, şeker hastalığını önler, oksidatif stresini azaltır, kanserli büyümeyi inhibe eder, radyoterapi tedavilerinin yan etkilerini iyileştirir, saç büyümesini destekler ve asit reflü belirtilerini yatıştırır.Bu yaygın olarak yararlı bitki aynı zamanda kolesterol ve trigliseridleri düşürür, kardiyovasküler işlevleri geliştirir, eklem ve kas ağrısını hafifletir, ömrünü uzatır ve sakız hastalıklarını iyileştirir. Mükemmel anti-inflamatuar özelliklere sahiptir.Aloe bitkisinin tüm dünyadaki tıbbi uygulamalarda şüphesiz daha önemli hale gelecek daha fazla faydayı keşfetmek için çalışmalar devam etmektedir.Aloe Vera nedir?Asphodelaceae familyasından tıbbi amaçlarla kullanılan bir sarısabır türü. Yaprak, iki bölümden, meydana gelmiştir. Müshil olarak kullanılan ve antrakinonlar adı verilen maddeleri içeren yeşil kabuk bölümü ve Aloe jeli olarak adlandırılan müsilaj bölümü. Bu bitkinin büyük erdemleri Mısırlılar, İspanyollar, Persler, Rumlar, İtalyanlar, Afrikalılar, Japonlar ve Hintliler de dahil olmak üzere pek çok medeniyet tarafından kabul edilmiştir. Sıcak ve kuru iklimlerde en iyi yetişir ve Hindistan, Afrika ve diğer kurak bölgelerde yoğun bulunur. Bu bitki, bitkisel ilaçlarda geniş bir kullanım alanına sahiptir. Aloe vera bitkisi, insan sağlığı için son derece yararlı olan mannanlar, polisakkaritler, lektinler ve antrakinonlar gibi bileşiklere sahiptir.Aloe vera bitkisi, genellikle 60-100 cm (24-39 inç) yükseklikte yetişen ve genişliği yayılmış olan sapsız veya bazen çok kısa boylu sulu bir bitkidir. Bu bitkinin yaprakları kalın ve etli olup rengi yeşilden gri-yeşil renktedir. Bu bitkinin bazı çeşitleri gövde yüzeyinin üst ve alt kısımlarında beyaz lekelere sahiptir. Yaprakların marjı testere dişidir ve yaz boyunca çiçek açar. Bu bitki hem içeride (kapalı ortam) hem de dışarıda kolayca yetiştirilebilir. Jel kısmında, 18 amino asid, 20 mineral, 12 vitamin ile çeşitli bilimsel araştımalarda immunostimülan olduğu gösterilmiş olan asemannan, glukomannan, mannoz-6 fosfat, aloerid gibi polisakkaridler; çeşitli enzimler, deneysel olarak antihistaminik olduğu gösterilmiş olan alprogen; yine çeşitli çalışmalarda kan kolesterol düzeylerine ve selim prostat hipertrofisine etkili olduğu bildirilen lupeol, beta-sitosterol ve kampesterol gibi steroller ile lignin, salisilat gibi maddeler bulunmaktadır. Antrakinonları içeren kabuk bölümü suyunun uçurulması ile elde edilen ve laksatif olarak kullanılan kısma Aloe denir. Yaprağın iç kısmında bulunan ve parankim hücreler tarafından imal edilen müsilaj görünümlü renksiz kısma ise Aloe vera Jel adı verilir. Bu iki kısım devamlı şekilde kavram karışıklığına neden olduğu için, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nün Seçilmiş Tıbbi Bitkiler monografında ayrı bölümler halinde incelenmiştir. Aloe vera jel inin gerek yüzeysel kullanım, gerekse besin tamamlayıcısı olarak içecek şeklinde hazırlanması, özel yöntemler gerektirmektedir ve ürünler, günümüzün son derece gelişmiş analiz yöntemleri ile kontrol edilmektedir. Bundan amaç, jelde varolduğu bilinen maddelerin ürünün içinde de korunmuş olarak bulunmasıdır.Aloe Vera nasıl yardımcı oluyor?Yıllardır, aloe veranın yatıştırıcı doğası doğal felsefeye inananlar tarafından bilinir ve saygı görür. Aleo veranın18 amino asidi vardır. En iyi özelliği cild yaraların ve diğer cilt sorunlarının iyileşmesi için kullanılmasıdır. Bununla birlikte, kalp rahatsızlıkları, şeker hastalığı, astım ve artrit tedavisi gibi diğer yararlar da vardır. Aloe Vera'nın Sağlık İçin FaydalarıAloe vera ürünlerini normal beslenme planınıza dahil etmek, otomatik olarak rejenere bir vücuda ve çekici, genç bir görünüm kazandıracaktır. Sindirimi GeliştirirAloe veranın adaptogenik özellikleri, doğru sindirim için faydalıdır. Daha iyi besin emilimini sağlar ve ayrıca pürüzsüz boşaltım yoluyla zararlı elementleri ortadan kaldırır. Sağlıklı bir sindirim süreci, düşüncelerinizi ve eylemleri olumlu şekilde etkiler ve böylece genel bir sağlık teşvik eder. Aloe vera, bir dizi sindirim sistemi ve ülseri tedavi edebilen polisakkaritler olarak adlandırılan bileşikler içerir. Ülserler, bu bitki özütü ile etkili bir şekilde iyileştirilen sindirim problemlerinin en önemli sonuçlarından biridir. Birçok çalışma, Crohn hastalığı, peptik ülserler ve diğer sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi sorunları iyileştirdiğini kanıtladı. Ülserlerden muzdarip ve aloe vera özünü en az 3 - 4 hafta tüketiyorsanız mutlaka olumlu sonuçlar alırsınız. Bağışıklığı ArttırıyorAloe vera suyu ile yapılan içecekler, sindirim sistemini ve dolaşım sistemini etkili bir şekilde temizleyen doğal detoksifikasyon özelliklerine sahiptir. Besin maddelerinin emilme seviyesi hızlandıkça, daha iyi kan dolaşımı sağlar ve aynı zamanda sağlığa katkıda bulunur. Kan oksijen bakımından zengindir, otomatik olarak hücrelerdeki besin maddelerini daha verimli bir şekilde sağlar. Bu sağlıklı hücreler vücudunuzun enfeksiyonları önlemeyi, böylece bağışıklık sisteminizi güçlendirmesini sağlar. Zararlı bakterileri nötralize edebilme özelliği vardır ve gençleştirici özellikleri vücudunuzda çalışır ve gün boyunca taze ve aktif kalmasını sağlar. Birçok çalışma, bu antitümör ve immünomodülatör özelliklerin aloe vera polisakaritlerinden kaynaklandığını göstermiştir. Kanserli Büyümeyi EngelliyorÖnceki bölümlerde tartışıldığı gibi aloe vera, bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı olur; aloe jelin kullanılması da kanserli tümörleri tahrip eder. Uluslararası İmmünofarmakoloji (1995) 'te yayınlanan araştırmalara göre, aloe vera polisakaritleri, antitümör potansiyeline sahip çok miktarda nitrik oksit üreten bazı etkili makrofajları içerir. Natüropatide sayısız kanser önleme yöntemi vardır ve aloe vera bazlı en başarılı yöntemlerden biri olduğu kanıtlanmıştır. Bununla birlikte, bazı uzmanlar, tek başına kullanıldığında, ileri durumlarda çok etkili olmayabileceğini söylüyor; bu nedenle spirulina, kedi pençesi ve intravenöz C vitamini gibi tedavilerin bir kombinasyonu da dahil edilmelidir. Her zaman bir doktora danıştıktan sonra her türlü kanser tedavisine başlanması önerilir. Radyoterapi Yan Etkilerini DüzeltirBir kanser tedavisi sırasında çoğu durumda radyoterapi kaçınılmazdır. Kanser hastalarında genellikle radyoterapi nedeniyle rahatsız edici yan etkiler görülür. Aloe vera jelinin radyasyon alanına topik olarak uygulanması, hastanın yatıştırıcı etkisini hemen hissettirir ve iyileşmeyi hızlandırır. Bu gibi durumlarda aloe suyu içerseniz, radyasyon yanıklarının iyileşmesinde size yardımcı olacaktır. Cilt bakımıAloe vera antik zamanlardan beri cilt hastalıkları için kullanılmıştır. Aloe yapraklarından alınan saf iç jel, cilt aşınmalarına karşı en iyi doğal ilaçtır ve yaşlanma cilt koşullarının belirtilerini azaltmaya yardımcı olur. Birçok cilt bakımı ve kişisel bakım ürünleri, tuvalet malzemeleri ve kozmetiklerde aloe özleri bulunur.  Pazardaki birçok pahalı cilt kreminden çok daha iyi ve daha etkili olacağını ispat edecektir. Çoğu kişi su içmeyi tercih eder, bu da cildin sağlığını geliştirir, çünkü bitkinin özellikleri dahili olarak çalışır. Ayrıca burun, kızarıklık, sivilce ve sedef hastalığının tedavisinde yardımcı olur. Saç BakımıAloe vera'nın saç büyümesini doğal olarak teşvik etmek için mükemmel bir seçenek olduğu kanıtlanmıştır. İçerdiği saç ürünleri, hacimli ve sağlıklı saçları korumak için gereklidir. Saç büyümesini teşvik etmek için faydalı bir enzim olduğu için, saç dökülmesini tedavi etmek için saç derisini ve saçlarını tümüne uygulayabilirsiniz. Aloe vera şampuanı kan dolaşımını geliştirir ve sizi stres ve zihinsel zorlamadan uzak tutar. Aslında, androjenetik alopesi ya da erkek tipi kellik tedavisinde etkili olan anti-inflamatuar özelliklere sahiptir. Eğer düzenli olarak bir şampuan ve saç kremi olarak kullanırsanız, erken saç dökülmesini önleyebilirsiniz. Eklem ve Kas Ağrısını DindirirAloe veranın anti-inflamatuar özellikleri, eklem ve kas ağrılarında etkili bir şekilde çalışmasına yardımcı olur. Aloe jel uygulamak topikal olarak eklem iltihaplanmayı azaltır. Aloe suyu vücudun her tarafındaki iltihaplanmayı azaltmak için de tüketilebilir, böylece canlandırıcı olur. Bazı çalışmalarda, aloe vera suyunu düzenli olarak en az iki hafta tüketen kişilerin iltihaplanma konularında belirgin bir iyileşme sağladığı bildirilmiştir. Bununla birlikte, beslenmenizde kırmızı et, şeker, süt, kızarmış yiyecekler ve beyaz unu daha az tüketirseniz verimli çalışır. Yaraları İyileştirirAloe vera, binlerce yıl önce keşfedildiğinden beri doğal şifacı olarak düşünülmüştür. Harici olarak kullanıldığında, yaraların sarılması için en iyi seçenektir. Birçok çalışmada, aloe'nin 3. derece yanık vakalrını etkili bir şekilde tedavi ettiği ve yanmış cildi daha hızlı bir şekilde iyileştirdiği kanıtlanmıştır. Aloe vera jelinin büyük bir kısmının silahlı yaralanmaları ve doku yaralarını iyileştirebileceği de bilinmektedir. Adet Sorunlarını Tedavi EdiyorAloe vera özütü uterusun mükemmel bir uyarıcısı ve suyunun alınması, ağrılı menstruasyon sırasında çok yararlıdır. Mide bulantısını hafifletirMide bulantısı, kirlenmiş yiyeceklerin tüketilmesi, virüs veya grip olması ve hatta kemoterapi tedavileri gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Mide bulantısı için insan yapımı birçok ilaç var, ancak bugünlerde doktorlar tedavi için doğal seçenekler önermektedir. Çoğu zaman, mide bulantısı, midede veya sindirim sistemindeki bozukluklardan kaynaklanır. Aloe vera suyu hasta mide için mükemmel ve vücuda sakin bir his getirerek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlıyor. Bu dolaylı olarak bulantı duygularını hafifletmeye yardımcı olur. Kan Şekeri Seviyesini DüşürürAloe vera aynı zamanda kan şekeri seviyelerini düşürmek için kullanılır. Tüketilmesi, kan şekeri seviyelerini düşürmek için faydalı etkilere sahiptir. Aloe veranın diyabetik sıçan modelleri üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmanın bir sonucu, şeker hastalığının tedavisinde de yararlı olduğunu düşündürür. Oksidatif Stresi ÖnlerAloe vera jel, vitamin B12, B1, B2, B6 ve vitamin A, E ve C, ve niasin ve folik asitlerce zengindir. Bu vitaminler insan vücudunun düzgün işleyişi için gereklidir. Vücudun savunma sistemi, suyun düzenli olarak tüketilmesi ile korunur ve böylece oksidatif stresin tehlikeli etkisinden uzak durursunuz. Asit Reflü Belirtilerini SöndürürAsit reflü çoğunlukla yanlış bir hastalık olarak bilinir; aslında sadece mide yanması ve rahatsızlığı içeren bir semptomdur. Başlangıçta, çoğunlukla etkili bir şekilde çalışan ve düzgün şekilde çalışmaya başlayan yatıştırıcı aloe vera suyunun doğal yollarını deneyebilirsiniz. Bununla birlikte, sorunu tamamen ortadan kaldırmak için kızartılmış ve işlenmiş gıdaları yemeyi bırakmalısınız. Kolesterol ve Trigliseridleri DüşürürAloe vera jel, içten kullanıldığında, otomatik olarak kan kalitesini artırır ve böylece kolesterol ve glikoz gibi diğer bileşenleri dengelemeye yardımcı olur. Etkili olarak kolesterol ve toplam trigliserid içeriğini düşürür.  Kardiyovasküler Fonksiyonu İyileştirirAloe vera özütü, kan tedarikini hızlandırır ve aynı anda arındırır. Bu kan vücuttaki organlara oksijen verilmesini hızlandırır, böylece işlevsellikleri en üst düzeye çıkarılır. Beyin ve kalp gibi organlar bu saf kan tarafından desteklenen oksijene ihtiyaç duyar. Bu nedenle, aloe vera dolaylı olarak kanı taze ve oksijen bakımından zengin tutar ve bu amaçlara mükemmel bir şekilde hizmet eder. Dişeti Hastalıkları TedavisiDiş ve diş eti hastalıkları da aloe vera ile tedavi edilebilir. Bu doğal çareyi evde deneyebilirsiniz; diş fırçanıza biraz aloe vera tozu koyduktan sonra normal şekilde fırçalayın. Aloe vera tozu dişetinizi yatıştırır ve her türlü enfeksiyon veya çürüğü iyileştirir.  Yiyeceklerin KorunmasıAlicante, İspanya'daki Miguel Hernández Üniversitesi'nden Profesör Daniel Valero, ince bir tabaka aloe vera jelinin doğal bir gıda koruyucusu olarak kullanılabileceğini kanıtladı. Birçok bilim adamı, aloe veranın bu yararının dünyadaki gıda güvenliği düzenlemelerine yeni bir boyut getirdiğini söylüyor. Diğer deneyler, aloe vera jelinde meyve ve sebzelerin daldırılmasının E.coli'yi elimine ettiğini, tazeliğini koruduğunu ve raf ömrünü uzattığını gösterdi. FDA, doğal bir gıda tatlandırıcı ajan olarak da onayladı. Kan Oksijenasyonunu ArtırıyorBazı çalışmalarda, aloe veranın kan oksijenasyonuna yardımcı olduğu bildirilmiştir. Bununla birlikte, bu potansiyel faydayı desteklemek için daha fazla kanıt gerekmektedir. Yaşlanmanın GecikmesiAloe vera, sağlıklı bir cilt ile gençlik tutmada yardımcı olan birçok cilt ürününün ana bileşenidir. Herhangi bir cilt kremi içindeki aloe desteğinin katkısı, kırışıklık azaltma ve cilt canlandırıcı olarak işlevini arttırır. Yaşlanma karşıtı özellikler cildi üzerinde çalışır ve taze, esnek, kırışmasız ve parlak olmasını sağlar. Aloe veranın özellikleri cildin çeşitli katmanları içinde, hatta vücudun kaslarına hızla nüfuz etmesini sağlar. Kaynak ve İleri okuma:   https://www.organicfacts.net/health-benefits/herbs-and-spices/health-benefits-of-aloe-vera.html Doktor tavsiyesi olmadan hiç bir bitkiyi tedavi amaçlı olarak kullamayınız.

http://www.ulkemiz.com/aloe-veranin-sasirtici-faydalari

Havuç Suyunun Cilt ve Genel Sağlık İçin Faydaları Nelerdir?

Havuç Suyunun Cilt ve Genel Sağlık İçin Faydaları Nelerdir?

Turuncu renkli bu güzel besin maddesini bir çoğunuz yakından tanımaktadır. Havuç bilindiği gibi insan sağlığına oldukça faydalı bir bir bitkidir. Bu yazının içeriğinde sizlere havuç suyunun insan cildi ve insan sağlığına olan faydalarından bahsetmeye çalışacağız.

http://www.ulkemiz.com/havuc-suyunun-cilt-ve-genel-saglik-icin-faydalari-nelerdir

<b class=red>Detoks</b> Sahtekârlığı: Nasıl Saptayabilir ve Nasıl Uzak Durabiliriz?

Detoks Sahtekârlığı: Nasıl Saptayabilir ve Nasıl Uzak Durabiliriz?

"Detoks", onaylı bir tıbbi terimin pazarlama stratejisine dönüştürülmüş halidir ve hepsi de varolmayan bir durumu tedavi etmek için tasarlanmıştır. Görsel Telif: Pixelbliss / Shutterstock

http://www.ulkemiz.com/detoks-sahtekrligi-nasil-saptayabilir-ve-nasil-uzak-durabiliriz

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0