Arama Sonuçları..

Toplam 1196 kayıt bulundu.

Kuş Gözlemciliği

Kuş gözlemciliği doğayı kuşların dünyasından tanımayı sağlayan bir gözlem sporudur. Türkiye'deki toplam kuş türlerinin sayısı Avrupa'nın tamamında bulunan kuş türleri kadardır.Ülkemizin kuşlar açısından zengin olmasının en önemli nedenleri, zengin sulak alanlara sahip olması ve kuş göç yolları üzerinde bulunmasıdır. Türkiye'de kuş gözlemciliği son yıllarda dünyadaki gelişmelere paralel olarak hızla yayılmaktadır.Nasıl YapılırKuşlara yeterince yaklaşmak mümkün olmadığı için dürbün, yakın gözlem yapmayı sağlayan en temel araçtır. Açık alanlarda, uzak mesafelerde bu amaca yönelik olarak yapılmış olan teleskoplar da çok yararlı olurlar. Gözlem süresince kayıt tutmaya yarayan bir not defteri unutulmamalıdır. Ayrıca kuş türlerinin bulunduğu bir rehber kitap almak yararlı olacaktır.Gözlem sırasında uyulması gereken bir takım kurallar vardır. Bunların başında kuşları rahatsız etmemek gelir. Yuvalama alanlarına girmemek, yumurta veya yuva malzemesi almamak gerekir. Gözlem sonunda bölgede herhangi bir eşya bırakılmamalıdır.Önemli Kuş Alanları (öka) ProjesiKuşların yaşamları boyunca bulundukları alanların sayısı sonsuzdur. Dolayısıyla tüm bu alanların etkili bir şekilde korunabilmesi imkansızdır. Önemli Kuş Alanları (ÖKA) yaklaşımında, korunmaları ve iyi yönetilmeleri durumunda, kuşların ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına en verimli katkıyı sağlayacak öncelikli alanlar belirlenir. ÖKA, 1989 yılında Uluslararası Kuşları Koruma Konseyi tarafından başlatılan ve dünyanın birçok ülkesinde yürütülen bir projedir. Doğal Hayatı Koruma Derneği başlangıcından itibaren projenin Türkiye bölümü için gerekli çalışmaları başlatmış, 1997 yılında ÖKA kitabını yayınlamıştır. Halen yeni değerlendirme çalışmaları yapan dernek bir taraftan da izleme çalışmalarını sürdürmektedir.1990 yılında başlayan Türkiye'nin Önemli Kuş Alanları Projesi, Türkiye'deki kuşlar açısından önem taşıyan alanların, -kamuoyu bilinci oluşturma, lobi etkinlikleri ve kampanyalarla- korunmasını, alanlardaki gelişmelerin sürekli izlenmesini ve yeni ÖKA'ların belirlenmesini amaçlamaktadır.Ülkemizde bu proje ve bu projeye yönelik envanter çalışması Doğal Hayatı Koruma Derneği koordinatörlüğünde yürütülmüştürKUŞ GÖZLEM HAVZALARI# Meriç Havzası# Marmara Havzası# Susurluk Havzası# Kuzey Ege Havzası# Gediz Havzası# Küçük Menderes Havzası# Büyük Menderes Havzası# Batı Akdeniz Havzası# Burdur Kapalı Havzası# Antalya Havzası# Akarçay Kapalı Havzası# Sakarya Havzası# Batı Karadeniz Havzası# Kızılırmak Havzası# Yeşilırmak Havzası# Doğu Karadeniz ve Çoruh Havzaları# Konya Kapalı Havzası# Doğu Akdeniz Havzası# Seyhan ve Ceyhan Havzaları# Asi Havzaları# Fırat Havzası# Aras Havzası# Van Kapalı Havzası# Dicle Havzası

http://www.ulkemiz.com/kus-gozlemciligi

Kapuzbaşı Şelaleleri

Kapuzbaşı Şelaleleri

Adana'nın Aladağ İlçesi'ne 45 km. uzaklıkta bulunan Kapuzbaşı Şelalesi dünyada dağ ortasından patlayan en yüksek ve debisi fazla olan bu şelaleler arasındadır. Kapuz arasında sıralı halde 12 tane olup sadece 5-6 tanesi kendini gösteren bu şelalelerin diğerleri kayalardan dökülen molozlar arasında sıkıştığından yüzeysel olarak patlar. 1955 yılından önce Karsantı Nahiye iken Karaisalı ilçesine bağlı 3 köyümüzün sınırları içerisinde yer alır.(Büyükçakır, Kapuzbaşı ve Barazama) O zamanlar bu köylere yol olmadığı için şimdiki Aladağ İlçemizden ayrılarak Kayseri'nin Yahyalı İlçesine bağlanmıştır. Bu ilçeye uzaklığı ise 75 km'dir. Şimdi ise Aladağ İlçesine daha önce orman yolu yapılmış olup ulaşım sağlanmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaşayan insanlarımızın bu doğa harikalarını görmesi için önce Aladağ ilçesine, sonra Kapuzbaşı şelalelerine gitmeleri için ise en kısa yol olarak bu güzergâhı takip etmelerinde yarar vardır. Ayrıca Adana'mızın en yüksek rakımına sahip olan (2000 m.) Acıman Yaylası ve yeşilin her tonunun bulunduğu Pos Ormanlarını gezmek, görmek, bitkiler üzerinde araştırma yapmak, şifalı sulardan yararlanmak mümkündür. Tarih severler için Acıman'da bulunan Roma Mezarları ve kalıntıları görmeye değer tarihi yapılardır. Dağ ve doğa yürüyüşü yapmak için en doğal ortamlar mevcuttur. Rafting severler için Zamantı Suyu biçilmiş bir kaftandır.

http://www.ulkemiz.com/kapuzbasi-selaleleri

Adım Adım Fotoğraf Makinesi Satın Alma Rehberi

Adım Adım Fotoğraf Makinesi Satın Alma Rehberi

Fotoğraf makinesi almak aslında otomobil almaya benzer biraz. Bir fotoğraf makinesi almaya karar verdiğinizde önünüze yüzlerce seçenek çıkıyor. Hele bir de Dslr bir makine almaya karar verdiyseniz işiniz daha da zorlaşıyor.

http://www.ulkemiz.com/adim-adim-fotograf-makinesi-satin-alma-rehberi

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Beslenme insanların en temel gereksinimidir. Bu gereksinimin karşılanması ile hayati fonksiyonları yerine getirebilmek mümkün olur.

http://www.ulkemiz.com/karbonhidrat-nedir-hangi-gidalarda-bulunur

Leylandi Özellikleri ve Yetiştiriciliği ( Cupressocyparis x leylandii )

Leylandi Özellikleri ve Yetiştiriciliği ( Cupressocyparis x leylandii )

Leyland selvi, sadece leylandii olarak adlandırılan Cupressus x leylandii, başta hedge ve taraklar olmak üzere bahçecilikte çokça kullanılan, hızla büyüyen, kozalaklı, yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Nispeten zayıf kültür bölgelerinde bile, bitkilerin 16 yılda 15 metreye (49 fit) yükseldiği bilinmektedir.

http://www.ulkemiz.com/leylandi-ozellikleri-ve-yetistiriciligi-cupressocyparis-x-leylandii-

Türem Yumurtanın Sektördeki Yeri Nedir?

Türem Yumurtanın Sektördeki Yeri Nedir?

Yumurta üretim serüvenine 1969 yılında başlayan Türem Yumurta; Ankara’da faaliyetlerine başlamış, uzun zaman alan ar-ge çalışmaları sonucunda Ankara’nın Çubuk kasabasında konumlandırmış olduğu iki farklı yumurta üretim tesisi ile yatırımlarına hız kazandırmıştır.

http://www.ulkemiz.com/turem-yumurtanin-sektordeki-yeri-nedir

Kuş Gözleminde Kullanılan Malzemeler

Dürbün ve Teleskop Dürbün kuş gözlemcisinin ayrılmaz parçasıdır. Kullandığımız dürbün ne kadar kaliteli olursa yapacağımız gözlemde o kadar zevkli olur. Gözlemci, dürbününü seçerken bazı noktaları göz önünde bulundurmalıdır. Sonuçta her dürbün ile kuş gözlemi yapılmaz. Eğer bir dürbünümüz yoksa, yapacağımız ilk iş bir dürbün almak olacaktır. Dürbünümüzü, konusunda uzman ve daha sonra bize teknik destek sağlayabilecek yerlerden almalıyız. Aksi takdirde, bir arıza durumda sorun yaşayabiliriz. Satın alacağımız ya da gözleme götüreceğimiz dürbünü seçmeden önce gözlem için en ideal dürbün nasıldır bunu belirleyelim. Gözlem yapacağımız dürbünde arayacağımız ilk özellik görüntü kalitesidir. Peki bir dürbünün kaliteli görüntü verdiğini nasıl anlarız? Bütün dürbünlerin üzerinde bazı sayılar vardır. Örneğin:6x42, 10x50 gibi. Buradaki sayılardan ilki (örneğin 6x42 büyütmedeki 6 rakamı) dürbünün Okülerinin, diğer sayı ise (42) dürbünün Objektif lensinin mm değerinden çapını ifade eder. Bu sayılar kuş gözlem için iyi bir dürbün almamızda bize yardımcı olurlar. Bir dürbünün kuş gözlem için uygun olup olmadığını anlamak için o dürbünün “Büyütme Değeri”ne bakarı. Dürbünün büyütme değerini, Objektif lens çapını Oküler Çapına bölerek bulabiliriz. Büyütme değeri 5-7 arasında olan dürbünler kuş gözlem için idealdir. Yukarıda ki örnek için Büyütme değeri 42/6=7’dir. Objektif lens çapı ne kadar büyük olursa dürbün o kadar çok ışık toplar. Büyük lense sahip dürbünler iyi ışık topladığından güzel görüntü verir. Bu tip dürbünler ışık şiddetinin düşük olduğunu, sabaha karşı, akşama doğru gibi kapalı havalarda gözlem yapmak için idealdir. Büyük mercekli dürbünlerin dezavantajı ise, büyük merceğe sahip oldukları için boyutları büyük ve ağırlıkları fazladır. Bu dürbünler uzun süreli yapılan gözlemlerde, gözlemciyi yorabilir. Eğer ışık şiddetinin düşük olduğu zamanlarda ve yerlerde gözlem yapmayacaksak mercek çapı küçük olan dürbünleri tercih etmeliyiz. Dürbünümüzde arayacağımız diğer özellikler ise şöyle olmalıdır; -Dürbünümüz demir ya da benzeri malzemelerden değil, plastik gibi hafif ve herhangi bir darbe anında merceğe zarar vermeyecek malzemeden yapılmış olmalıdır. Bu tür dürbünler ayrıca hafif oldukları için fazla ağırlık yapmazlar. -Dürbünümüz, elimizin büyüklüğüne uygun olmalı ve parmaklarımız ayar vidalarına rahatlıkla yetişebilmelidir. -Dürbünle baktığımızda nesneleri normal şekillerinde görmeliyiz. Ayrıca dürbünün ışığı halkalar biçiminde gösterip göstermediğine de dikkat etmeliyiz. Teleskoplar dürbünlere göre daha büyük, ağır ve kullanması deneyim isteyen aletlerdir. Teleskopların büyütme gücü x20 ve üzeridir. Bu büyütmeye sahip aletlerin gözlem esnasında titremesi görüntüyü bozar, bunun için teleskoplar, üçayakla (tripod) birlikte kullanılırlar. Bilimsel bir çalışma yapmıyor ve sürekli yerimizi değiştiriyorsak, gözlemimize teleskop götürmeye gerek yoktur. Çünkü bir teleskopu arazide saatlerce taşımak oldukça zordur ve gözlem açısından pratik değildir. Eğer teleskop alacaksak dikkat etmemiz gereken bazı noktalar vardır. Bunları kısaca şöyle özetleyebiliriz: -Teleskopumuz plastik malzemeden yapılmış olmalıdır. -Gözü yoran düz teleskoplar yerine üstten bakmalı teleskopları tercih etmeliyiz.   Arazi Rehberi Arazi Rehberi, dürbün ve not defteri ile birlikte kuş gözlemcisinin ayrılmaz parçasıdır. Eğer uzman bir ornitolog değilseniz yanınızda mutlaka iyi bir Arazi Rehberi bulundurmanız gerekir. İyi bir Arazi Rehberi nasıl olmalıdır? Arazi Rehberi içinde, kendisine konu edindiği bölgenin kuş türlerine ait resim, fotoğraf, dağılım haritası, boy, kilo gibi özellikleri anlatır. Türkiye, Batı Palearktik Bölge olarak adlandırdığımız Kuzey Afrika’yı, Avrupa’nın tamamını, Asya’nın Batısını ve Ortadoğu’yu içine alan bölgede yer alır. Bir Arazi Rehberi alırken önce bu özelliğe dikkat etmeliyiz. Arazi rehberlerinde kuşların isimleri, Latince ve kitabın yayınlandığı dilde olarak yazılı olmalıdır. Kitap kaliteli fotoğraf ve resimlerle her kuş türünün çeşitlenmesini, yavru, erişkin birey, dişi ve erkekteki tüy dimorfizmini, kuşun uçuş şeklini varsa albino bireyleri ve kuşun doğal ortamını göstermelidir. Bunların dışında kuş türünün çok karakteristik bir özelliği varsa bunu fotoğraf ya da resimle göstermelidir. İyi bir Arazi Rehberi kuşun bulunduğu tehlike statüsünü, türü tehdit eden unsurları da içine alan kısa bir açıklama yapmalıdır. Arazi Rehberleri kuşları familyalar halinde (ya da fiziksel büyüklük sırasına göre) gösterir, çok iyi bir Arazi Rehberi alıp hangi familyanın hangi sayfalarda bulunduğu ve kuş familyalarının özelliklerini iyi biliyorsak yeni gördüğümüz bir kuşu teşhis etmemiz kolaylaşır. Arazi rehberlerinde ayrıca her türün dağılımını gösteren haritalar bulunur. Bu haritalar kuş türünün; -Göç Yolunu -Yerli Olduğu Bölgeyi -Kışı Geçirdiği Bölgeyi -Yazı Geçirdiği Bölgeyi -Populasyonun Tehlikede Olduğu Bölgeyi -Çok Seyrek Uğradı Bölgeyi gösterir. Bu bilgiler harita üzerinde genelde her bilgi bir renk veya şekille ifade edilmiş biçimde gösterir. Bu harita “Dağılım Haritası” olarak adlandırılır ve haritalarla ilgili bilgi kitabın en başında aşağıdaki şekilde olduğu gibi verilir. Arazi rehber kitabımızı çok iyi bir şekilde ciltlemeli ve dış etkilerden korumak için özel bir çanta içerisinde saklamalıyız. Arazide Arazi Rehberimıza çok dikkat etmeliyiz. Yeni gördüğümüz bir türü hemen Arazi Rehberindan bulmaya kalkışmamalı ilk önce türün özelliklerini not defterimize not etmeli gözlem bitince ya da bir boşluk anında Arazi Rehberindan gördüğümüz kuşun hangi tür olduğuna bakmalıyız. Batı Palearktik bölgenin ve Türkiye’nin kuşlarını konu edinen en iyi birkaç Arazi Rehberi şunlardır: -Collins Bird Guide -Parey Vogelbuch -The Raptor of Europe and The Middle East -Türkiye Kuşları -İ.Kiziroğlu III.Elbise Gözlem alanına gitmeden önce, gözlem alanının bulunduğu bölge ile ilgili bilgiler edinmeliyiz. Bu bilgiler gözlememiz öncesinde ve sonrasında çok işe yarayacaktır. Gözlem bölgesi ile ilgili edindiğimiz arazi yapısı ve hava durumu bilgileri elbise seçimimizde bize yardımcı olacaktır. Hava durumu ve arazi yapısı ne olursa olsun, elbiselerimizle ilgili unutmayacağımız temel kurallar şunlardır; -Elbiselerimiz koyu renk tonlarında olmalıdır. Örneğin; koyu yeşil, kahverengi, gri gibi. Çünkü doğadaki birçok hayvan açık ve canlı renklerden ürker. Birçok kuş türünün de gözlerinin çok iyi gördüğünü düşünürsek, açık renkli kıyafetlerimizle kuşlar tarafından hemen fark ediliriz ve biz çok uzakta olsak bile ürküp kaçarlar. Bu durum bizim sağlıklı gözlem yapmamızı engelleyecektir. Ayrıca kuşların bizi fark etmemesi için doğada kamufle olmamız gerekmektedir. Bu sebeplerden dolayı koyu renkli kıyafetler giymeye özen göstermeliyiz. -Elbiselerimizle ilgili ikinci temel ilke ise ayakkabımızdır, seçtiğimiz ayakkabı mutlaka ayağımızı bileklerimizden sarmalı ve tabanı kalın olmalıdır. Terlik, sandalet ve bileğimizi sarmayan ayakkabılar arazi koşullarına ve gözlemin hareketliliğine göre her an ayağımızdan çıkabilir ve yaralanmalara sebep olabilirler. Bu iki temel kural dışında seçim yaparken gözlem alanımızın arazi ve hava şartlarını göz önünde bulundurmalıyız. Hava şartlarını önceden öğrendiğimiz için elbisemizi ona göre ayarlamalıyız. Hava şartları ne olursa olsun seçtiğimiz elbisenin kollarımızı ve bacaklarımızı tamamen örtmesine özen göstermeliyiz. Aksi taktirde gözlem alanında ki böceklerden hastalık kapabiliriz, otlardan ve ağaçlardan kollarımız ve bacaklarımız yaralanabilir. Seçtiğimiz kıyafetlerin bol cepli olması, not defteri ve kalemimizi koyacağımız yerlerin olması arazide bize fayda sağlar. Kayalık alanlarda ve dik yamaçlarda gözlem yapacaksak ayakkabımızın ayağımızı bileğimizden sarması, tabanının kalın ve dişli olmasına özen göstermeliyiz. Gözlemimizi sulak ve çamurlu alanlar da yapacaksak ayakkabımız bir bot olmalıdır ve ayağımızı sıkıca sarmalıdır. Yanımıza bizi yormayacak ve eşyalarımızı koyabileceğimiz küçük bir sırt çantası ile birlikte susuz kalma ihtimaline karşı su ihtiyacımızı karşılayabilecek birde matara almalıyız. Çantamız sağlam ve sırtımızı terletemeyecek şekilde olmalıdır. Sıcak ve yağmurlu havalara karşı şapka olmayı da ihmal etmemeliyiz. IV.Not Defteri Arazide gözlem yaparken elde ettiğimiz verileri kaydetmemiz gerekir, bunun için iyi ve kaplı bir not defteri kullanmalıyız. Not defterimizi yeni gördüğümüz kuş türlerinin çizimini, gözlemlediğimiz türlerin kaydını yapmak ve gözlem raporlarımızı yazmak için kullanırız. V.Ölçüm ve Araştırma Malzemeleri Gözlem yaptığımız bölgede materyal toplamak ve basit ölçümler yapmak için bazı aletlere ihtiyacımız olabilir. Gerekli gördüğümüz bu malzemeleri de almalıyız. Bu malzemelerden pens ve saklama kutuları arazide çok işimize yarayabilir. VI.İlk Yardım Malzemesi Gözlem yapmak için gittiğimiz yerler çoğunlukla doğal hayatın bozulmadan korunduğu yerler olduğu için, çok küçükte olsa bazı tehlikeleri içinde barındırmaktadır. Bu tehlikeler günlük hayatta karşılaşabileceğimiz tehlikeler gibide olabilir ya da ilk defa karşılaşacağımız durumlarda olabilir. Bütün bunlar için önlemimizi önceden almalıyız. Arazide en sık karşılaşılan olaylar; -Hafif yaralanmalar, sıyrıklar -Böcek sokmaları -Eklem incinmeleri -Sıcak havalarda burun kanaması ve tansiyon düşmesi Olarak sıralayabiliriz. Önceliği bu durumlara vererek, gözleme çıkmadan bir ilk yardım çantası hazırlamalıyız. Böcek sokmalarına karşı hassasiyeti fazla olan kişiler gözleme çıkmadan önce mutlaka yanlarına gerekli ilaçlarını da almalılar.

http://www.ulkemiz.com/kus-gozleminde-kullanilan-malzemeler

Kocaeli Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü

Kocaeli Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü

Kocaeli Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü 2004 yılının Ağustos ayında Mehmet DEMİR’in kurucu başkanlığında izmit merkezde kuruldu. Yedi arkadaşın bir araya gelerek oluşturduğu, Kocaeli Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü Kocaeli'nin ilk dağcılık kulübüdür. Türkiye Dağcılık Federasyonunun üyesidir. Kulübümüz Kocaeli’nde dağcılık sporunun ve dağ kültürünün doğru ve bilinçli bir biçimde kitlelere, geniş halk topluklarına, gençlere yaymayı hedeflemektedir. Dört tarafı doğal güzelliklerle çevrili olan Kocaeli'nin Dağ ve Doğa Turizm’inin merkezi olması yolunda çalışmalar yapan kulübümüz; Dağcılık, kayak, kano, kaya tırmanışı, kanyon geçişleri, doğa yürüyüşleri, kamplar, aletli dalış, spor tırmanış, trekking, doğa fotoğrafçılığı, izcilik, mağaracılık dallarında Kocaeli ve izmit merkez olmak üzere Türkiyenin her noktasında sportif faaliyetler, etkinlikler, dağcılık ve doğa sporları eğitimleri düzenlemektedir.Kulübümüz şu anda Dağcılık, Spor Tırmanış ve Yüzme dallarında faaliyet göstermektedir.Dernek Kuruluş Tarihi: 03.08.2004Kütük No: 41-019-121Spor Kulübü Tescil Tarihi:  10.08.2005  tarih   192/32/2005 Sayılı Karar. E-Mail :kocaelidagcilik@gmail.com    Cep Telefonu Numarası:      0 537 623 81 63  http://www.kocaelidagcilik.com

http://www.ulkemiz.com/kocaeli-dagcilik-ve-doga-sporlari-ihtisas-kulubu

ANDOF Ankara Doğa Sporları ve Off-road Kulübü

ANDOF Ankara Doğa Sporları ve Off-road Kulübü

Off-road ve kamp yapmak ayrılmaz bir bütündür,özgürlüğü seven 4x4 sahipleri herkesin ulaşamayacağı, normal araçlarla gidilmesi zor olan , daha önce kimsenin gitmediği, ulaşılamayacak yerlere gitmek ister.Ankara civarında 100-150 Km uzaklıktaki bölgelerde kamp yapılacak yerlerle ilgili dökümanlara sahip olan kulübümüz 15 günde bir off-road gezileri ayda bir ise kamplı geziler yapar. Yeni yerler keşfetmek oralara gitmek bütün üyelerimizin hedefidir.Kulüp olarak kamp yapılacak olan bölge önceden belirlenir.Hafta başı kamp bölgesine iki jeep çıkar yol notlarını çıkartır,kamp kurulacak alanı ve bölge güvenliğini tespit eder , yörenin kaymakamı ve jandarması ile görüşme yapar, telefonların çekip çekmediğini tespit eder su noktalarını not alır ve kulübe rapor eder. Çarşamba günü yapılan toplantıda karar alınır, ertesi günden itibaren hazırlıklar başlatılır . Yol notları hazırlanır ve çoğaltılır.Katılacak üye sayısı aşağı yukarı tespit edilir. İlçe jandarmaya gezi tarihi ve araç sayısı bildirilir.Kamplı gezilerde hareket gününden önce alışverişler yapılır, araçların eksiklikleri tamamlanır Akşamdan araçlar yüklenir çünkü sabah hareket saatinde kimsenin beklemeye tahammülü yoktur.Hareket sabahı kulüp önünde toplanan araçlar öncü ve artçı tarafından sıraya konur,gezi sorumluları yol notlarını, kamp ve konvoy kuralları bütün araçlara dağıtılır yeni katılanların cep telefonları alınır, öncü ve artçının telefonları’da onlara verilir . Konvoy kuralları ve ormanlık bölgede yol alınırken uyulması gereken kurallar gezi sorumlusu tarafından sesli olarak bir kez daha hatırlatılır ve hareket saatinde konvoy yola çıkar .İşi gereği konvoyla gelemeyen arkadaşlar ise kulüpten yol notlarını temin eder onlarda ikişer, üçer kişilik gruplar halinde hareket edip akşam geç saatte olsa kamp yerine ulaşır. Kamp bittikten sonra hareket öncesi mıntıka temizliği ve ateşin söndürülmesi her kampçının yapması gereken ilk aktivitelerden birisidir.Konvoy geri dönüşte geldiği sıraya girer ve şehir giriş tabelasına kadar konvoyu bozmadan yoluna devam eder. Kampla ilgili düşünceler ve görüşler değerlendirilir ve arşive kaldırılır. ANDOFF için üyelerimizin memnuniyeti ve güvenliği herşeyin başında gelir. Bu ilke ile devam eden kulübümüz geçen sene içerisinde hiçbir tatsız olay yaşamamış ve doğru yolda olduğunu kanıtlamıştır. ANDOFF Sadece geziler düzenleyip kamp yapmakla sınırlı bir kulüp değildir , bir otomobil sporu olan off-road'du Ankara'da yaygın hale getirmek ve bu spora gönül veren arkadaşlarımızı aynı çatı altında toplayıp yarışlar düzenleyip yarıştırmak, yarışçılar yetiştirmek motor sporlarına katkıda bulunmak kulübümüzün hedefleri arasındadır . Off-road 4x4 arazi araçları ile kendi kategorilerine ayrılarak yapılan bir motor sporudur, yolun bittiği yer anlamına gelen bu sözcük adından da anlaşılacağı gibi arazi şartlarında çamur engebeli olan yerler, dik tepelerden iniş çıkışları olan yerler ,su ve dere geçişlerinin olduğu parkur adı verilen yerlerde yapılan , kendine özgü kuralları olan yarışlardır .Suni şekilde hazırlanmış ve doğal ortamın oluşturduğu zorluklarda yapılan bu sporu pilot ve co-pilottan oluşan iki kişilik bir ekip sporudur .Zamana karşı yapılan bu yarışlar seyirci açısından seyri en keyifli motor sporlarındandır.Önünüzden geçen araç geçip kaybolmaz. Pilot ve co-pilotun konuşmalarına ve tartışmalarına bile şahit olursunuz. Fazla çok sürati olmayan daha çok mukavemet yarışı olan bu yarışlar artık Ankara'da ANDOFF tarafından yapılan organizasyonlar sayesinde seyirciler seyir imkanı sağlamıştır.Andoff bu motor sporuna gönül veren arkadaşlarımızı ayni çatı altında toplayıp yarışlar düzenleyip yarıştırmak yeni yarışçılar yetiştirmek amacı ile kuruldu, bunlar ilk zamanda hayal gibi görünmüş olsa da bu gün itibari ile bir çok  ekipten oluşan yarışmacıya sahip olan kulübümüz 6 ekip'i Türkiye off-road şampiyonasında yarıştırmaktadır.Tamamen amatörlükten gelen bu arkadaşlarımız kısa zamanda tecrübelenip önümüzdeki yıllarda daha ' da basarili olacaklarını kanıtlamışlardır . http://www.andoff.net/

http://www.ulkemiz.com/andof-ankara-doga-sporlari-ve-off-road-kulubu

Seher Vakti

Seher Vakti

Yusuf yavaşça sarkan dalları kaldırdı ve genç bir kızla göz göze geldi. Genç adam, yakalanmanın sıkıntısıyla irileşmiş, rengini kestiremediği iki kristal bilyenin ışıltısıyla kilitlenmişti. Karanlığın örtemediği, salkım söğüdün gizleyemediği, gören gözleri lal eden bir güzelliğin karşısındaydı. Korkup kaçmasın diye gözlerini kırpmadı. Hayal olursa kaybolmasın diye nefes almadı. Zamanın "tıp" deyip durduğu, resmin donduğu, karanlığın içinde parıldayan bir an yaşıyordu. İnce, sedef bir yüzün üzerinde iki billur bilye, küçücük bir burun ve titreyen dudaklar heyecanın ateşinde üşümüştü. Saçındaki bukle sağ yanağına düşmüştü. Gözlerinde ışıldayan çiğ taneleri akmamak için mücadele veriyordu. Bu yaşına kadar gördüğü hiçbir şeye böylesine dokunmak istememişti.Saat gece yarısını çoktan geçmiş, gecenin gün ile kavuşmasına az bir zaman kalmıştı. Oturduğu koltuktan kalktı. Pencerenin önüne geldi. Dışarıda sessizlik çığlık atıyordu. İçinde oluşan boşluk sokaklara akmıştı. Derin bir solukla doldurdu ciğerlerini. Bir daha bir daha çekti içine. Ne yapıyordu böyle? Bu neyin kederiydi? Neyin kaybını yaşıyordu? Hiç sahip olmadığı bir şeyi kaybetmek insanı böyle çöktürür müydü? Düğünleri neden sevmediğini şimdi anlıyordu. Şimdiye kadar düğünlerde başlayan beraberlikleri çok duymuştu. Davetliler birbirlerine veya birilerine alıcı gözüyle bakarlardı. Beğenenler, aşık olanlar doğaldı. Ama bir düğünde geline aşık olunduğu nereden duyulmuştu?(Tanıtım Bülteninden)

http://www.ulkemiz.com/seher-vakti

Kuş Gözlemciliği Genel Eğitim Konuları

Temel eğitim programı Fotoğraf makinası, Dürbün, Işık kullanımı, Filtreler ve yardımcı araçlar (Fotoğraf makinası), Filtreler ve yardımcı araçlar (Dürbün), Çekim teknikleri, Komposizyon, Karanlık oda ve karanlık oda uygulaması, Fotoğrafçılığın evrimi ve geleceği. Doğa fotoğrafına, kuş gözlemciliğine giriş ve Türkiye doğası Doğa fotoğrafı ve fotoğrafçısı, Kuş gözlemciliği, Fotoğrafik eğilimin belirlenmesi ve hazırlıklar, Bilgi kaynakları, kuş gözlemciliği ve doğa fotoğrafında etik, Türkiye`nin kuş gözlemciliği ve doğa fotoğrafı açısından değerlendirilmesi. Çekim teknikleri Donanımlar, doğada ışık, pozlandırma. Doğa manzarası Doğa manzarası, fotoğrafının anlamı, Fotoğraf çekim planı ve hazırlıkları, Doğal alanın kimliği, Türkiye`nin doğal kuş gözlemciliği yerleri. Yakın çekim (Makro) Yakın çekim fotoğrafın anlamı ve hazırlıklar, Alan derinliği, Büyüklük, Donanımlar, Alan teknikleri, Türkiye`nin makro fotoğrafik açıdan değerlendirilmesi (35mm`den daha büyük değerler: 70mm-200mm). Geniş açı Kullanılan objektif ile 28mm ‘den daha küçük diyafram değerlerine (15mm, 12mm) sahip lensler ile yapılan fotoğraf çekimleri. Kuş gözlemciliği Kullanılan ekip ve malzemeler, korunması, bakımı. Etik Kuş gözlemciliğinde, belgelenen türlere ve doğaya karşı davranış etiği.

http://www.ulkemiz.com/kus-gozlemciligi-genel-egitim-konulari

ALTINBEŞİK MAĞARASI MİLLİ PARKI

ALTINBEŞİK MAĞARASI MİLLİ PARKI

İli : ANTALYA Adı : ALTINBEŞİK MAĞARASI MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1994 Alanı : 1.156 ha. Konumu : Antalya ili, İbradi (Aydınkent) ilçesine 7 km. uzaklıktaki Ürünlü köyünün yaklaşık 5 km. güneydoğusunda, derin ve sarp Manavgat Vadisi’nin batı yamacında yer almaktadır. Ulaşım : Antalya-İbradi-Ürünlü köyü yolu ile gidilip, Ürünlü köyünden Altınbeşik Mağarası’na yaya olarak 1 saatlik yürüyüş ile ulaşılabilmektedir. Kaynak Değerleri :           Yatay ve kısmen aktif bir mağara sistemi olan Altınbeşik Mağarası adını üst kısımda yer alan Altınbeşik Tepesi’nden almaktadır. Torosların bu bölgesi hem jeolojik hem de jeomorfolojik yönden çok karışık bir yapıya sahiptir. Tersiyer ortalarında meydana gelen şiddetli kıvrımları, bu dönemin sonunda şiddetli dikey yükselmeler izlemiştir. Jeolojik bindirmeler, büyük kırıklar ve derin kazılmış vadiler bu hareketli jeolojik geçmişin sonucudur.           Altınbeşik Mağarası Üst Kretase yaşlı kireçtaşları içinde kırıklar üzerinde oluşmuştur. Mağara üst üste 3 seviyede gelişmiştir. En alt ve orta seviye yağışlı mevsimlerde aktif, en üst seviye ise devamlı kurudur.         Altınbeşik Mağarası daha kuzeyde bulunan Eynif Polyesi’nin ve civarındaki bir dizi daha küçük polyelerin yer altına intikal eden sularının toplanarak tahliye edildiği bir ana yeraltı deresi görevini görmektedir. Güz aylarında mağara içinde çok miktarda durgun göletler vardır. Mağara içindeki kum ve çakıl birikintilerinden, kayalar üzerindeki akıntı oyuklarından bahar aylarında orta ve alt seviyeden debisi kuvvetli yeraltı derelerinin aktığı anlaşılmaktadır.           Altınbeşik Mağarası’nın aktivitesini tamamen yitirmiş olan üst seviyesinde, tabanda kaya blokları dikkati çeker, bunların yanında dikit ve sarkıt oluşumları da vardır. Orta seviyenin tabanı daha çok dere yatakları özelliğini taşır. Burada kaya blokları geniş yerler kaplar, yer yer kum ve çakıl depoları ile traverten oluşumları görülür. Mağaranın girişinden itibaren ilk 200 m mağaranın alt seviyesini oluşturur ve burası devamlı su altındadır.           Alt seviyenin bitiminde 40 m’lik dik bir çıkış vardır. Bu çıkış ve bitişik duvarlar beyaz renkli kalın travertenlerle kaplıdır. Mağaranın en güzel bölümünü burası oluşturmaktadır.        Ayrıca, Altınbeşik Mağarası’nın çevresindeki zengin flora ile karst topoğrafyasının vahşi güzelliği milli parkın peyzaj değerlerini oluşturmaktadır.  Görünecek Yerler : Milli parkın başta görülmesi gerekli yeri, Altınbeşik Mağarası’dır. Ancak bu saha; belirli düzenlemeler ve önlemler alındıktan sonra ziyaretçilerini kabul edebilecektir. Bunun yanında Manavgat Vadisi’nin sunmuş olduğu doğal güzellikler ziyaretçilerin hafızasında iz bırakacak niteliktedir. Ayrıca; milli parka ulaşırken uğrak noktası olan Ürünlü köyü yöresel mimarisi ile ziyaretçileri etkilemektedir. Mevcut Hizmetler :  Konaklama : Aydınkent ilçe merkezi ile Ürünlü köyünde konaklama sağlanabilir. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Antalya Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 242 3217961          Antalya DKMP Şube Müdürlüğü : 0 242 3432652

http://www.ulkemiz.com/altinbesik-magarasi-milli-parki

Kurşunlu Şelalesi

Kurşunlu Şelalesi

Kurşunlu Şelalesi, Antalya-Isparta karayolunun 24. km'nden sola dönülerek 7 km devam edildiğinde ulaşılan bir şelaledir. Kurşunlu Şelalesi'ne su 18 metre yükseklikten dökülmekte ve küçük şelaleciklerle 7 adet küçük gölet birbirine bağlanmaktadır. Kurşunlu Şelalesi 2 kilometrelik bir kanyonun içinde kalmaktadır. Bu alan 1986 yılında park haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Piknik alanı içinde; manzara seyir teraslan, çocuk parkı, restoran, otopark, gezinti patikaları, içme suyu, tuvalet vardır. Ulaşım, belediye otobüsleri ve minibüslerle sağlanabilmektedir. Kurşunlu şelalesine ulaşmak için 230 ve 231 numaralı minibüsl ver 79 numaraları otobuüs kullanılabilir. Bu araçlar saat başlarına Antalya merkezden kalkar Yeri: Akdeniz Bölgesinde Antalya ili merkez ilçesi sınırları içerisindedir.Ulaşım: Tabiat Parkı Antalya'dan 22 km. uzaklıktadır. Parka Antalya-Aksu karayolunun Soğucaksu köprüsünden kuzey istikametine ayrılan 7 km'lik bir yol ile ulaşılır. Özelliği: Sağlıklı orman dokusu ve zengin bitki topluluğu örneklerinin ilgi çekici su ve kaya formlarıyla bütünleştiği eşsiz bir doğal peyzaj özelliğine ve önemli özelliğini meydana getiren Kurşunlu Şelalesi'ne sahip olması nedeniyle 394 hektarlık bölümü 1991 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır. Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, sögüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklan alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış(su içi) su avizeleri, iplikli yeşilalgler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür. Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, köpek, yılan ve kertenkele Tabiat Parkının faunasını oluşturur. Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Nisan-Aralık ayları arası parkı ziyaret için en uygun dönemdir. Günübirlik piknik, doğada yürüyüşler ziyaretçilerin yapabileceği uğraşılar arasındadır. Tabiat Parkı içerisinde ziyaretçilerin yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacakları tesis mevcuttur. Artık eski halinden eser kalmamış, aşırı kirli ve suları büyük oranda kurumuştur. Kaynak: Kültür Bakanlığı/İl Kültür Müdürlüğü İnternet Sitesi

http://www.ulkemiz.com/kursunlu-selalesi

TROFF Trabzon Off Road Kulübü

TROFF Trabzon Off Road Kulübü

Kulübümüz 2007 yılından itibaren faaliyetlerine amatör olarak başlamış, yapılan sporun etraftan ilgi toplaması, üye sayısının artması ve profesyonelleşmenin bir gereği olarak 2011 yılında faaliyet alanını da genişleterek Trabzon Otomobil ve Motor Sporları Kulübü’nü kurarak resmileşmiştir. Ana faaliyet alanımız OFF ROAD olmakla birlikte ilerleyen yıllarda diğer otomobil sporlarını da kulübümüz çatısı altında toplamaya devam edeceğiz. Yaptığımız sporun temel esası dostluğa, yardımlaşmaya, dayanışmaya doğa sevgisi ve yeni yerler görme heyecanı, arzusuna dayanmaktadır. Göstermiş olduğunuz hoşgörü ve anlayışınız için şimdiden teşekkür ederiz. TRABZON OTOMOBİL VE MOTOR SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ FAALİYET MANİFESTOSU 1. TROFF, bir gurup doğa faaliyetleri gönüllüsünün bir araya gelmesiyle oluşmuş bir platformdur. 2. Üyelerin, yapılacak olan gezilerde, vahşi ortamlarda ki tüm çevresel risklere, bu gezi güzergahlarına ulaşmak için kullanılan otoyollarda oluşabilecek risklere karşı duyarlı olması beklenir. 3. TROFF, başta Karadeniz bölgesinin az bilinen veya bilinmeyen doğal güzelliklerini keşfederek, yerel ve ulusal bazda paylaşmayı amaçlar. 4.TROFF, off-road sporu başta olmak üzere, doğa fotoğrafçılığı dahil her türlü doğa sporlarının ve diğer motor sporlarının yürütülmesi ve geliştirilmesine, gönülden destek veren kişilerden oluşur. 5.TROFF’un doğa faaliyetlerinin asgari sınırı, 4×4 arazi araçlarını gerektirir. 6.Faaliyetler, belirli bir program, teknik kurallar, donanım ve ahlaki kurallar çerçevesinde yürütülür. 7.Faaliyetlerde, ideoloji, siyaset, din, dil, ırk, mezhep, ticari ve kültürel farklılıkları içeren konular konuşulmaz, konuşturulmaz ve ayrımcılık yapılamaz. 8.Faaliyetlerde, ileri sürüş teknikleri, trafik kuralları ve konvoy kurallarına, azami derecede uyulması zorunludur. 9.Faaliyetler sırasında, alkol başta olmak üzere, 5326 sayılı kabahatler kanununun getirdiği hükümlere uyulması zorunludur. 10.Faaliyetler sırasında, tüm üyeler, araçları ve araçlarında taşıdıkları yolcuları ile ilgili her türlü güvenlik tedbirlerini (ilkyardım ekipmanları, güvenli sürüş ekipmanları, beşeri ihtiyaç malzemeleri vs) almakla zorunludur. 11.Üyeler, faaliyetlere katılmak üzere yanlarında getirdikleri misafirlerin (çocuklar dahil), her türlü konuşma, davranış, güvenlik ve ihtiyaçlarından birinci derecede sorumludur. 12.Faaliyetlere katılan herkes, mala ve cana gelebilecek her türlü riski kabul ederek katılır. 13.Faaliyetlerde, bitkilere ve doğal ortama zarar verilmesi, gürültü kirliliği ve çevre kirliliğine neden olacak hal ve davranışlarda bulunulamaz. 14.Faaliyetler sırasında, herkes fikir ve bilgi alışverişine dayanan sohbet ortamları yaratarak, kendini ve çevresini bilgilendirmeyi amaçlar. 15.Faaliyetlere katılan herkes, güzergahı belirleyen ve planlayan liderin ve rehberin, her türlü talimatlarına uymak zorundadır. 16.Faaliyetler sırasında, kimse planlanan programın dışına çıkamaz, grubun ahengini bozamaz, kişisel menfaatleri doğrultusunda grubu yönlendiremez. 17.Faaliyetlere katılan herkes, faaliyetler sırasında her türlü malzeme, ekipman ve işgücü konusunda paylaşımdan kaçınamaz. 18.Faaliyetlerde, güvenlik bakımından en az 2 araç bulunması prensip kararıdır. Tek araçla yapılan geziler onaylanmaz ve grubu temsil etmez. 19.Bu manifestoda yazan kurallara uymayan üyeler ilk seferde uyarılır, ikinci tekrarda asli üyelerin kararı ile faaliyetlerden belirli bir süre uzak tutulur. Üçüncü tekrarda ise asla TROFF faaliyetlerine katılmaması kararı alınır. 20.Faaliyetlere katılabilmek için tüm araçlarda TRABZON OTOMOBİL VE MOTOR SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ ARAÇLAR İÇİN GEREKLİ MALZEME EKİPMAN LİSTESİ’inde bulunan zorunlu malzeme/ekipman listesindeki özellikleri barındırması gerekir. 21.Yönetim kurulu düzenlenecek olan gezinin zorluk derecesine göre asgari araç sınıflandırması yapabilir, bu sınıflandırma TRABZON OTOMOBİL VE MOTOR SPORLARI KULÜBÜ DERNEĞİ ARAÇ SINIFLANDIRMASI listesinde belirlenen kriterlere göre yapılır.Belirlenen asgari sınıflandırma kriterlerine sahip olmayan araçların o geziye katılma hakları olmayacaktır. 22.TROFF yılda en az bir kere kulüpte bulunan tüm araç sınıflarına uygun nitelikte gezi düzenlemek ile yükümlüdür. İşbu manifesto, asli üyeleri tarafından güncellenmeye açık olup, mevcut son hali, tüm üyeler için bağlayıcı kabul edilir.Kulüp üyelik formunu dolduran ve imzalayarak kulüp üyesi olan herkes bu manifestoyu okumuş ve getirdiği yükümlülükleri kabul etmiş sayılır. http://www.trabzonoffroadkulubu.com/

http://www.ulkemiz.com/troff-trabzon-off-road-kulubu

Kuş Gözlem Prensipleri

Kuş gözlemci her şeyden önce kuşların hakkına saygı göstermeyi kendine ilke edinir, Önemli kuş alanlarının ve habitatlarının korunmasını destekler, Kuşları strese sokacak ve tehlikeye atacak tüm etkinliklerden kaçınır, Kuşları kendine çekecek yöntemleri kullanmaz (ses, kaset vs), Üreme kolonilerinden, toplu geceleme alanları gibi hassas alanlardan uzak durur ve diğerlerinin de girmemesi için uyarıda bulunur, Fotoğrafçılıkla uğraşıyorsa kuşların göremeyeceği bir yere saklanır ya da kamuflajlı saklanma çadırları kullanır, Nadir ve nesli tehlike altındaki kuşların üreme yerlerini bulduğunda herkese duyurmaz, bu konundaki tedbirleri aldıktan sonra kısıtlı kitlelere raporlama yapar, Doğal yaşam örtüsüne zarar vermemek için olabildiğince yollardan ve patikalardan ayrılmaz, Diğer canlılara saygı göstermeyi ilke edinir (çiçek ya da böcek toplamamak gibi), Grupça yapılan gözlemlerde diğerlerinin haklarını çiğnemez, Grupça yapılan gözlemlerde sessizlik ilkesini bozmaz ve doğayı olabildiğince az rahatsız eder. Rahatsızlık veren diğer gözlemcileri uyarır ve kuş gözlem etik değerleri hakkında bilgi verir. Gurup liderleri geziler öncesi tüm gruba etik değerler hakkında bilgi verir, Yeni kuş gözlemcilerle bilgilerini paylaşır, önce arkadaşlık ilkesini unutmaz, Kuş gözlem kayıtlarını not eder ve gelecekte kullanılmak üzere ilgili gruplara iletir. Kuş gözlemci sadece emin olduğu kuşları kayda geçirir ve güvenirliliği temel unsur olarak kabul eder.

http://www.ulkemiz.com/kus-gozlem-prensipleri

ALTINDERE VADİSİ MİLLİ PARKI

ALTINDERE VADİSİ MİLLİ PARKI

Adı : ALTINDERE VADİSİ MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1987 Alanı : 4.800 ha. Konumu : Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Trabzon ili, Maçka ilçesindedir. Ulaşım : Milli parka, Trabzon’dan Maçka’ya bağlantı sağlayan 48 km’lik karayolu ile ulaşılır. Kaynak Değerleri :           Milli parkın ana kaynak değerlerini Sümela Manastırı ile Altındere Vadisi’nin bitki zenginliği ve jeomorfolojik yapısı teşkil etmektedir.           Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı, Altındere’nin batı yamacında 1300 m yükseltide kurulmuştur. Hristiyanlığın çevrede yayılmasının başlangıç yeri olan manastır; şapel, kilise ve diğer kompleksleriyle sanat tarihinde önemli bir yer tutar.           Efsanelere göre M.S. 4.yüzyılda kurulduğu iddia edilen manastırın 13. yüzyıldan itibaren tarihini takip etmek mümkündür. Trabzon Komnenosları’ndan 3. Alexios (1349-1390) asıl kurucusu sayılabilir. 1860’a doğru ilavelerle muazzam tesis halini alan Meryemana Manastırı en parlak dönemini 19. yüzyılda yaşamıştır.         Dar ve uzun merdivenle girilen manastır; su kemeri, kütüphane, mutfak, misafir odaları, sonradan kiliseye çevrilen tabii oyuk, kutsal suyun toplandığı havuz ve birçok küçük şapellerden oluşur. Asıl manastır yapısı, keşişlerin barındığı doğrudan doğruya yamaca yaslanmış olan binadır. Yapıların üzerindeki kemerli galerilerin çok etkileyici görünüşleri vardır.           Altındere Vadisi bir boğaz karakteri göstermekte olup, arazi doğu ve batıdan dik bir meyille vadiye inmektedir.          Milli park, flora açısından da çok zengindir. Yörenin hakim bitki örtüsünü doğu ladini oluşturur. Sahada ayrıca yapraklı ve ibreli ağaçlardan göknar, sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaağaç, ormangülü ve Kafkas hanımelinden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü görülmektedir. Doğal ortamın yaban hayatı için sunduğu yaşam şartları geyik, karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türlerin yaşamasına ve çoğalmasına olanak sağlamıştır. Görünecek Yerler : Meryemana adına kurulan Sümelâ Manastırı ile Altındere Vadisi’nin bitki zenginliği ve peyzaj özellikleri görülebilir. Mevcut Hizmetler : Milli parkta doğa yürüyüşleri, piknik imkanı el sanatlarını tanıtıcı antikacı dükkanı, yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacak büfeler yer almaktadır. Konaklama : Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne ait Altındere günübirlik kullanım alanındaki bungalowlarda konaklanabilir. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Trabzon İl Çevre ve Orman Müdürlüğü : 0 462 2308950          Trabzon DKMP Şube Müdürlüğü : 0 462 2308952          Altındere Vadisi Milli Park Mühendisliği- Maçka : 0462-531 10 61, 0462-512 10 22

http://www.ulkemiz.com/altindere-vadisi-milli-parki

Uludağ Kayak Merkezi

Uludağ Kayak Merkezi

Uludağ Türkiye’nin ilk kayak merkezlerindendir. Uludağ Kayak Merkezi Bursa'nın 36 km. güneyinde yer almaktadır.Kış sporları merkezi olmanın yanı sıra doğal güzelliği ile de Uludağ Ülkemizin en önemli dağlarından biridir ve Milli Park olarak ilan edilmiştir. Uludağ’da kış aylarında kayak ve diğer kış sporları, yaz aylarında ise günübirlik aktiviteler, kampçılık, trekking gibi sportif faaliyetler de yapılabilmektedir. Uludağ’ın zirvesi 2543 metre yükseklikteki Kara Tepe dir. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, tanrıların Troya Savaşını izlediği yer olarak mitolojideki yerini almıştır. Uludağ Kayak Pistleri Uludağ kayak merkezinde pist uzunlukları 20 km civarındadır. Uludağ kayak merkezinde Kuzey disiplini ve Alp disiplini kayak, Tur kayağı ve snowboard yapılabildiği gibi Heliskiing için de uygun alanlar mevcuttur.Uludağ kayak merkezinde Kış aylarında kar yüksekliği 3 metreye kadar ulaşır. Uludağ kayak merkezinde 8 telesiyej ve 7 teleski hizmet vermektedir. Uludağ’da kayak için uygun zamanlar 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındaki dönemdir. Normal kış koşullarında üç metre dolayında kar yağışı alan Uludağ kayak merkezi, mevsim başında toz kar, sonunda ise ıslak kar niteliği gösterir. Uludağ kayak merkezinde oteller bölgesinde 8 telesiyej, 7 telesiki olmak üzere 15 mekanik tesiste 11.000 kişi/saat kapasite mevcuttur. Kayak merkezinde 13 farklı pist vardır.

http://www.ulkemiz.com/uludag-kayak-merkezi

Samsun Dağcılık Kulübü

Samsun Dağcılık Kulübü

Derneğimizin amaçları; – Doğa Sporları Yapmak: Üyelerine, gönüllülere ya da isteklilere başta dağcılık sporu olmak üzere her türlü doğa sporlarını yapma olanağı sağlamak, eğitim vermek, sporcu ve eğitmen yetiştirmek, ders ve kurslar vermek, yarışmalar düzenlemek, doğa sporlarının yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmak, ilimizde doğa sporu yapılabilir alanların çoğaltılarak ilimiz gelişimine katkı sağlamak, – Arama Kurtarma Faaliyetlerinde Bulunmak : Doğa ortamında gezi ve sportif amaçlı faaliyetler sırasında meydana gelecek kaybolma, mahsur kalma ve kazalara müdahale ederek arama ve kurtarma çalışmaları yürütmek ve ilkyardım faaliyetlerinde bulunmak, bu amaçla üyelerini eğitmek. – Doğal ve Kültürel Çevrenin Korunması İçin Çalışmak : Ülkemizin doğal güzelliklerini ve kültürel değerlerini gezip görmek (sponsorlar ve kendi aracılığıyla), toplu turlar düzenlemek vb… araştırmak, korumak ve yaygınlaştırmak amacıyla faaliyetler ve eğitimler düzenlemektir. Web sitesi : www.samdak.org

http://www.ulkemiz.com/samsun-dagcilik-kulubu

Ekonomik Faaliyetler ve Ülkemizin <b class=red>Doğal</b> Kaynakları (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

Ekonomik Faaliyetler ve Ülkemizin Doğal Kaynakları (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

Bugünkü videomuzda Sosyal Bilgiler dersi 6. sınıf konusu olan "Ekonomik Faaliyetler ve Ülkemizin Doğal Kaynakları"nı anlattık. İyi seyirler.

http://www.ulkemiz.com/ekonomik-faaliyetler-ve-ulkemizin-dogal-kaynaklari-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

Çatı katı, tavan arası ve villalarınız için ahşap merdiven imalatı

Çatı katı, tavan arası ve villalarınız için ahşap merdiven imalatı

Sevgili arkadaşlar bu sayfamızda sizlere çatı katına veya tavan arasına çıkış için ahşap merdiven nasıl yapılır? Gerekli malzemeler nelerdir? kısaca anlatmaya çalışalım.

http://www.ulkemiz.com/cati-kati-tavan-arasi-ve-villalariniz-icin-ahsap-merdiven-imalati

3. ULUSAL ÇEVRE KONGRESİ

3. ULUSAL ÇEVRE KONGRESİ

Çok Kıymetli Katılımcılar,Yerelden bölgesele, bölgeselden evrensele canlı ve cansızlar açısından çok büyük tehdit unsuru oluşturan çevre sorunlarının dünya ölçeğinde tartışılmasını hedefleyen Ulusal Çevre Kongresi“Turizm ve Çevre” ana teması ile Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Marmaris Turizm Meslek Yüksekokulu işbirliğiyle 30 Temmuz – 2 Ağustos 2016 tarihleri arasında Marmaris’te düzenlenecektir.Kirleticilerin ekosistemler üzerindeki tahribatı ve canlılar üzerindeki potansiyel risklerine, sınırsızca tahrip edilen geriye dönüşsüz bir biçimde yok olan çevrenin vazgeçilmez öğelerinin tespitine ve çevrenin korunmasına yönelik farklı ve alternatif çözüm odaklı analiz ve çalışmaların kongre kapsamında değerlendirilmesinin toplam çevre kalitesine ve sağlıklı ortamlara katkısı kaçınılmaz olacaktır.Yaşanılabilir ve sürdürülebilir bir dünya hedefi, bilgi üretme ve paylaşma konusunun en önemli aktörleri olan bilim adamları, kamu ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşlarının bir arada olması ile gerçekleşebilir.Doğal, kültürel ve tarihi mirası ile yeşilin ve mavinin tüm tonlarını içerisinde saklayan Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan Marmaris’te, üretilen bilgilerin dünya ekosisteminin hizmetine ikram etmek üzere buluşmak dileğiyle, saygılarımızı sunarız.Prof. Dr. Arzu ÇİÇEKKongre Başkanıwww.cevrekongresi.gen.tr

http://www.ulkemiz.com/3-ulusal-cevre-kongresi

Torku nun kuruluş hikayesi ve sektördeki yeri

Torku nun kuruluş hikayesi ve sektördeki yeri

Torku, Konya Şeker tarafından üretimi yapılan ürünlerin tek çatı altında toplandığı markadır.

http://www.ulkemiz.com/torku-nun-kurulus-hikayesi-ve-sektordeki-yeri

Kuş ve Doğa Fotoğrafçılığı

Fotoğrafik Donanım Fotoğrafa yeni başlayanlar için piyasadaki seçeneklerin fazlalığı büyük bir kaybolmuşluk ve şaşkınlık yaratabilir. Bu psikoloji içinde ve arkadaşlardan alınan duyumlarla bilinçsiz seçimler yapabiliriz. Ancak fotoğraf malzemelerinin pahalı olması yanlışlardan dönmeyi zorlaştırır. Bu yüzden seçimimizi bilinçli yapmak büyük önem taşır. Teknoloji süratle gelişmekte olduğundan, son yenilikleri içeren modelleri seçmekte yarar vardır. İyi fotoğraf çekmek için iyi bir fotoğrafçı oluncaya dek yüksek teknolojili malzemelerin sağladığı avantajlardan yararlanmak hayatı kolaylaştıracaktır. Analog Fotoğraf Makineleri Özellikle küçük boyutları, taşıma kolaylığı ve değiştirilebilir lens (objektif) sistemi yüzünden 35mm SLR kameralar (fotoğraf makineleri) doğa fotoğrafçılarının tercih sebebidir. Büyük format (6x6 cm gibi) kameralara oranla daha küçük ve hafif olan 35mm SLR kameralar kayalık alanlarda tırmanırken veya sulak alanlarda ilerlerken hareket yeteneğinizi sınırlamayacak ve sizi yormayacaktır. Diğer taraftan, çoğu zaman bu kameraların içinde bulunan sarma motorları, saniyede 4-5 kare film sararak örneğin bir kuşun kanat çırpma aşamalarını film üzerine ard arda kaydetmenize olanak sağlayacaktır. Gene bu özellik sayesinde uzaktan kumanda aygıtları kullanarak veya sehpa üzerinde (makineye el sürmeden) deklanşör kablosu ile çekim yapmak mümkün olacaktır. Fotoğrafta görülen EOS5 in sarma motoru ve ayna refleksi olağanüstü sessizdir. Kuşlar ve diğer hayvanlar sese karşı aşırı duyarlı olduklarından ilk kare çekimden sonra korkup kaçabilirler, bu açıdan kullanacağınız makinenin sessiz olması önem taşımaktadır. Otomatik netleme yapan (AF) makinalar, netleme hatalarınızı en aza indireceğinden bu tip kameraları seçmenizde fayda vardır. Dijital Fotograf Makineleri Dijital sistemleri tercih edenler için yukarıda tavsiye edilen 35 mm SLR analog kameraların eşdeğeri dijital SLR kameralardır. Dijital kameralar sizleri film ve banyo (tab) masraflarından kurtaracak, çektiğiniz fotografı anında görmenizi sağlayacak, beğenmediğiniz kareleri tekrar çekmenize olanak verecek, daha sonra bilgisayarınız başında çektiğiniz kareleri üzerinde bazı manipülasyonlar yapmanızı sağlayacaktır. Bu kameraların dezavantajı analog SLR lere oranla pahalı olmalarıdır. Ayrıca hafıza kartları da oldukça fiyatlıdır. Öte yandan mevcut AF lenslerinizi bu makinelerle de kullanabilirsiniz. Objektifler Kuş fotoğrafları için gerekli en gerekli lens uzun bir tele-objektifdir. Bu uzunluk en az 400mm olmalıdır. Bunun yanında 2x gücünde bir teleconverter (TC) lensinizin gücünü 800mm ye çıkaracaktır (400x2=800). Ancak unutulmaması gerekir ki TC ler görüntüyü yaklaştırma çarpanları oranında filme ulaşan ışığı azaltırlar. Örneğin 400mm f/2.8 bir lense 2x TC taktığınızda ışık iki durak azalır; yani artık 800 mm f/5.6 değerinde bir lensiniz var demektir. Fotoğrafta hem daha ucuz, hem de daha hafif olması nedeniyle tercih edilebilecek EF 400mm f/5.6 Canon lens görülmektedir. Bu lensler içinde bulunan yassı ultrasonik motorlar (USM) sessiz ve hızlı otomatik netleme için vazgeçilmez özelliklerdir. Canon serisi bazı lenslerde uygulanmaya başlayan titreşim engelleme sistemi (IS: Image Stabilizer) ışığın yeterli olmadığı ortamlarda iki durak değerinde avantaj sağlamakta; makinenin sallamasından doğan istenmeyen efektleri en aza indirmektedirler. IS teknolojisinin başarısına bakılırsa yakın gelecekte bu teknolojinin yaygınlaşacağını söyleyebiliriz. ***Aynı lensi dijital SLR kamerada kullanmanız halinde dijital makine içindeki çipin, 35mm film alanından küçük olması nedeniyle lensiniz 640mm (400x1.6) ye eşdeğer olacaktır. Önemli Not: Lenslerin "f" (diyafram) değeri yükseldikçe ışığın filme ulaşma süresi uzar, kuşlar genellikle sürekli olarak hareket halinde bulunduklarından, "f" değerinin yükselmesi kuş çekimleri için bir dezavantajdır. Bunun yanında böcek, kelebek ve çiçek çekimleri için 1:1 (doğal büyüklükte) çekim yapma imkanı veren 100mm makro bir lens ile manzara çekimleri için geniş açısı 24mm veya 28mm olan bir zoom lensin de çantanızda bulunması gerekmektedir. Alternatif Objektifler Konvansiyonel tele-objektiflerin ağır ve pahalı olması nedeniyle saha teleskoplarını bunlara alternatif olarak kullanmak mümkündür. Bir adaptör aracılığıyla kameranıza bağlayabileceğınız teleskop ile 800mm f/10.4 eşdeğerinde bir tele-objektif sağlamış olursunuz. Bunun yanı sıra, SLR kameralar için bağımsız objektif üreticilerinin sağladığı aynalı lensler, ucuz ve hafif olmaları nedeniyle tercih edilebilir. Bu tür lenslerde, bunların içinde bulunan toplayıcı ve yansıtıcı aynalardan kaynaklanan görüntü kayıpları ile özellikle su kenarlarında istenmeyen halkacıklar sorunu yaşanabilir, her şeye rağmen, bol ışıklı ortamlarda aynalı lenslerle iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Önemli Not: alternatif objektiflerin "f" değerleri yüksek ve sabittir. Filtreler Objektiflerinizi çizilmekten, tozdan, rezinden, yağdan korumak ve güneşin ultraviole ışınlarını kesmek için lenslerin çaplarına uygun UV veya skylight filtreleri devamlı üzerlerinde takılı bulundurmak gerekir. Ayrıca özellikle manzara fotoğrafı çekerken istenmeyen yansımaları ortadan kaldırmak ve arzu edilen renk ısısını elde etmek için polarize filtre vazgeçilmez bir eklentidir. Modern kameralarda ışık ölçüm (TTL) sistemlerin yanılmasını önlemek için dairesel (Circular-CPL) polarizerlerin seçilmesi lazımdır. Alternatif Dijital Fotoğraf Makineleri Fiyatları çok yüksek olan Dijital SLR makineleri yerine daha ucuz alternatif arayanlar için bu alanda kullanılabilecek en uygun dijital fotograf makinesi döner başlıklı Nikon Coolpix serisidir. Nikon Coolpix ler digiscoping olarak adlandırılan kuş fotograflama yöntemi için çok uygundur. Digiscoping yöntemi dijital bir fotograf makinesiyle bir saha teleskobunun kombinasyonundan oluşmaktadır. Bu yöntem kullanılarak örneğin 20x yakınlaştırma değeri olan bir saha teleskobuna 3x yakınlaştırma değerli bir dijital makine eklendiğinde 35 mm formatında 2800mm ye eşdeğer bir sistem kurulabilmektedir. Kamerayı sağ üstte görüldüğü gibi bir destek ünitesi yardımıyla veya bir adaptör kullanarak teleskopla birleştirmek veya kamerayı elle tutarak, okülere yaklaştırıp çekim yapmak mümkündür. Benzer şekilde dürbün-coolpix kombinasyonu da kullanılabilir. Netleme konusunda bolca egzersiz yapıldıktan sonra bu yöntemle çok başarılı fotograflar çekilebilir: Sehpa , döner başlık ve diğer sabitleyiciler Tele-objektif, teleskop veya makro lens kullanırken titreşimi önlemek ve net görüntü yakalayabilmek için sehpa kullanmak şarttır. Profesyoneller, manzara fotoğrafı çekerken dahi sehpa kullanırlar. Taşınma kolaylığı açısından hafif sehpa almayı düşünenler bunu hemen unutsunlar, zira hafif sehpalar arazide sıkça görülen rüzgarlardan hemen etkilenir, titreşimi kameraya yansıtır hatta rüzgar veya arazi eğiminden dolayı üzerindeki kıymetli teçhizatla birlikte devrilebilirler. Burada tavsiye edeceğim sehpa hafif olmayan, ayakları birbirinden bağlantısız, su ve özellikle çamurun ayak kanallarına dolmasına olanak vermeyen tiplerdir. Sehpa ayaklarının ve merkez dikitinin birbirlerinden bağımsız olarak hareket ettirilebilmesi sehpayı alçak seviyelerde kullanmaya (çiçek, böcek çekimlerinde gerekli) veya düz olmayan kayalık alanlarda, değişik açılarda farklı yükseltilere yerleştirmeye imkan verir. Öte yandan özellikle araba içinden kuşları çekmek için pencereye kelepçelenen aparatlar da büyük kolaylık sağlarlar, ancak bunlar kullanılırken titreşimi kesmek için arabanın motoru kapatılmalıdır. Bu aparatın takıldığı pencerenin üzerine bir perde geçirildiği takdirde arabalar kolaylıkla bir gözlem evine dönüştürülebilir. Diğer taraftan kullanılan sehpalar üzerinde yön değiştirmeye, ince ayar yapmaya, fotoğrafı çekilecek kuşu izlemeye yarayan bir döner başlık yerleştirmek gerekir. Bu konuda en başarılı modeller top kafalı döner başlıklardır. Flaş ve Aksesuarları Kuşları ve doğal yaşamı fotoğraflarken flaş genellikle güneş ışığına ek olarak ve yaprak-dal gölgelerini gidermek, gölgede duran objeyi aydınlatmak üzere yardımcı olarak kullanılır. Kullandığınız filmin ISO değeri yükseldikçe veya objektifte daha düşük "f" değeri kullanıldıkça flaşın etki alanı da artar. Seçeceğiniz flaş ünitelerinin, kameranız ile uyumlu olmasını öneririm, bunlar çoğu kez ön parlama ile çekim öncesi ölçüm yapma özelliğine sahip TTL flaş tipleridir. Flaş seçerken serinin en büyük GN* değerine sahip olan döner başlıklı modelleri tercih etmek yararlı olur. Kullandığınız kamera için üretilen orijinal flaşlara yardımcı olarak daha ucuz olan ve bağımsız firmalar tarafından üretilen flaşları ek olarak kullanabilirsiniz. Bu tip ek flaş üniteleri fotoselli algılayıcılar sayesinde kablo kullanmaya gerek kalmadan ana flaş ünitesi ile eşzamanlı olarak tetiklenebilirler. Diğer taraftan, tele-objektiflerle çalışırken flaş ışığının dağılmasını önleyerek huzmeyi daha uzağa iletmek için, yanda resmi görülene benzer yardımcı aparatlar kullanılabilir. Yakın çekimlerde ise makro lenslerin ağzına yerleştirilen daire şeklinde özel makro flaşların kullanımı fotoğraf kalitesini yükseltecektir. Not: GN=Guide Number= Rehber Numara flaşın gücünü belirler (ISO100 film için) örneğin 28GN bir flaş, f5.6 da 5 metreye kadar etkili olabilir 28/5=5.6 Uzaktan Kumanda ve Kızılötesi Tetikleme Aygıtları, Kablolu deklanşör Kuşlara veya diğer hayvanlara yaklaşmak kimi zaman olanaksız, kimi zaman ise sakıncalı olabilir (üreme dönemleri). Bu durumda gözden uzak uygun bir yerde konuşlanarak uzaktan kumanda ile veya kızıl ötesi tetikleme yöntemiyle çekim yapmak gereklidir. Uzaktan kumanda aygıtlarını elektronik ve mekanik olarak iki gurupta ele alabiliriz. Elektronik aygıt seçerken kamera üreticileri tarafından söz konusu makine için özel olarak üretilen modelleri kullanmak yerinde olur. Mekanik aparatlar ise uzun kablolu deklanşörler niteliğindedir ve hava basıncı ile çalışır.Bu tür aparatların etki alanları 5-15 metre arasındadır. Kimi profesyoneller, radyo frekansları çalışan ile daha uzun mesafelerde (50-100m) etkili alıcı-verici sistemleri de kullanmaktadır. Diğer taraftan fotoğraf çekerken hassas ayarların bozulmasını ve titreşimi engellemek için kablolu deklanşör kullanmak gereklidir. Aygıtları yerleştirirken kuşların etrafta bulunmadığı zamanlar tercih edilmelidir. Film Çektiğiniz fotoğrafların ticari değer ifade etmesi, bozulmadan uzun süre saklanması ve kolaylıkla arşivlenmesi açılarından pozitif (slayt-dia) film kullanmanızda yarar vardır. Filmin ISO (ışık hassasiyet) değeri yükseldikçe ışığa duyarlığı artar ancak gren seviyesi yükselip , renk tonları solgunlaşabilir (ISO 200-400) . Bu dezavantajlar yüzünden düşük grenli ve düşük ISO değerli filmler (50-100) kullanmakta fayda vardır. Ancak "f" değeri yüksek, ışığı geç geçiren (yavaş) lensler kullanırken yüksek ISO değerli filmler kullanmak kaçınılmaz gibidir. Diğer Yardımcı Malzemeler Fotoğraf Makinelerinizi boynunuzda taşımanız gerektiğinde boyuna ağırlık yüklemeyecek, geniş yüzeyli, ağırlığı yayan özel kamera kayışları kullanılmalıdır dar kayışlar, efor gerektiren etaplarda boyundaki damarlar ve ense omurları üzerindeki bası nedeniyle baş ağrısına yol açabilirler. Fotoğraf malzemelerini taşımak için konvansiyonel çantalar yerine mevcut sırt çantalarınızı kullanmanızı öneririm, objektif, kamera, vd.nin birbirine çarpmasını önlemek için yedek iç çamaşırı, t-shirt , polar şapka kullanabilir veya mevcut çantalarınız içindeki muflonlu seperatörleri bunların arasına yerleştirebilirsiniz. Piyasada sırt çantası şeklinde tasarlanmış kamera çantaları da vardır. Ancak ben içinde matara (su), güneşten koruyucu krem (kokusuz), su kenarına gidiliyorsa sivriler için sinek-kov spreyi, çakı, çakmak ve rehber kitap, not defteri ve kalem bulundurduğum çok fonksiyonlu sırt çantamı tercih ediyorum. Arıların ve diğer hayvanların dikkatini çekmemek için parfüm kullanmamanızı tavsiye ederim. Bakım Ürünleri Toz ve nem, makine ve objektiflerin düşmanıdır. Her yolculuktan sonra araç ve gereçlerinizin tozunu almak için yumuşak temizleme fırçası ve lekeleri gidermek için lens temizleme kağıtları bulundurmak gereklidir. Toz almak amacıyla satılan basınçlı hava spreylerini dikkatli kullanmak ve fotoğraf makinelerinin içine kesinlikle tutmamak gerekir, bu işlem makinenin elektronik perdesine zarar verebilir. Lens temizlemek için satılan solüsyonları mercek üzerinde yapışkan-inatçı lekeler oluşmadıkça önermiyorum, bu tip kimyasallar imalat sırasında mercekler üzerine uygulanmış bulunan kaplamalara zarar verebilir.

http://www.ulkemiz.com/kus-ve-doga-fotografciligi

Troya - Truva Antik kenti

Troya - Truva Antik kenti

Çanakkale il sınırları içinde yer alan tarihî kent. Homeros tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada'da bahsi geçen Truva Savaşı'nın gerçekleştiği antik kenttir. 1870'lerde Alman amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından Tevfikiye köyü civarında keşfedilen antik kentte çıkan eserlerin çoğu günümüzde Türkiye, Almanya ve Rusya'dadır. Antik kent, 1998 yılından beri Dünya Miras Listesinde, 1996 yılından beri de Milli Park statüsündedir.İlk olarak Efes ve Milet antik kentleri gibi denize yakın olan kent, Çanakkale Boğazının güneyinde bir liman kenti olarak kurulmuştur. Zamanla Karamenderes nehrinin kent kıyılarına taşıdığı alüvyonlar nedeniyle denizden uzaklaşmış ve önemini yitirmişitir. Bu yüzden yaşanan doğal felaketler ve saldırılar sonrasında yeniden iskan edilmeyip, terk edilmiştir.Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu'yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (MÖ 735-718) dönemine dek yönetmişlerdir. İyonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu'da yayılmış, ardından MÖ 546 yılında Pers istilası gelmiştir.Troya antik kenti, Athena tapınağı ile özdeşleşmiştir. Pers egemenliği sırasında imparator I. Serhas çıktığı Yunanistan seferinde, Çanakkale Boğazını geçmeden önce kentte gelerek bu tapınağa kurban sunduğu, aynı şekilde Büyük İskenderinde Perslere karşı giriştiği mücadele sırasında kenti ziyaret ettiği ve zırhını Athena tapınağına bağışladığı tahrihsel kaynaklarda belirtilir.1871'de amatör arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarında, ilerleyen zamanlarda gerçekleştirilen kazılar sonucu, aynı yerde yedi kez -farklı dönemlerde- kent kurulduğu ve farklı dönemlere ait 33 katman olduğu saptanmıştır. Şehrin bu karmaşık tarihsel ve arkeolojik yapısı, daha kolay inceleyebilmek için kent tarihsel dönemlere göre sırayla roma rakamlarıyla ifade edilen 9 ana bölüme ayrılmıştır. Bu ana dönemler ve bazı alt dönemler şu şekildedir;Troya-Hisarlık planı ve dönemlerine göre eserlerTroya I 3000-2600 (Batı Anadolu EB 1)Troya II 2600-2250 (Batı Anadolu EB 2)Troya III 2250-2100 (Batı Anadolu EB 3)Troya IV 2100-1950 (Batı Anadolu EB 3)Troya V (Batı Anadolu EB 3)Troya VI: MÖ 17. yüzyıl – MÖ 15. yüzyılTroya VIh: Geç Tunç Çağı MÖ 14. yüzyılTroya VIIa: ca. MÖ 1300 – MÖ 1190 Homerik Troya dönemiTroya VIIb1: MÖ 12. yüzyılTroya VIIb2: MÖ 11. yüzyılTroya VIIb3: yaklaşık MÖ 950Troya VIII: MÖ 700 Helenistik TroyaTroya IX: Ilium, M.S. 1. yüzyıl Roma TroyasıTroya antik kentinin Hisarlıkta olabiliceğine ilişkin ilk yorumlar, 1822 İskoç Charles Maclaren tarafından yapılmıştır. İlk arkeolojik araştırma, bölgede bir höyüğün olabileceğini tespit eden İngiliz Frank Calvert tarafında 1863-1865 yıllarında yapılmıştır. Fakat bu kentin Troya olduğu görüşünün kesinlik kazanması ve yaygın şekilde tanınması Alman Heinrich Schliemann tarafından yapılan kazılar sonucunda olmuştur.Mitolojide şehrin kurulduğu tepe, Zeus'u kandırdığı için Zeus tarafından Olympus'tan aşağı atılan tanrıça Ate'nin ilk düştüğü yerdir. Kentin kurucusu Tros'un oğlu İlios'tur. Çanakkale yakınlarındaki Dardanos kenti kralı Dardanos (mitoloji)'un soyundandır.Frigya Kralının düzenlediği bir yarışmayı kazanır ve ödül olarak verilen siyah boğayı takip ederek, boğanın durduğu yere bir kent kurmaya karar verir. Boğa, tanrıça Ate'nin düştüğü yerde yere çöker ve İlios kentini bu tepeye kurar. Kente kurucusundan dolayı İllion, İlios'un babası Tros'dan dolayı da Troya denir. Kentin Akalar tarafından yıkılmasıyla ise bu tanrıçanın getirdiği kötü şansa bağlanır.

http://www.ulkemiz.com/troya-truva-antik-kenti

BOĞAZKÖY-ALACAHÖYÜK MİLLİ PARKI

BOĞAZKÖY-ALACAHÖYÜK MİLLİ PARKI

İli : ÇANKIRI Adı : ILGAZ DAĞI MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1976 Alanı : 1.088 ha. Konumu : Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Çankırı ve Kastamonu il sınırları içerisinde yer almaktadır. Ulaşım : Milli parka, park içerisinden geçen Çankırı-Kastamonu devlet karayolu ile ulaşılır. Milli park Kastamonu’ya 45 km, Çankırı\'ya 80 km, Ankara’ya ise 200 km uzaklıktadır. Kaynak Değerleri :           Orta Anadolu’dan Kuzey Anadolu’ya geçiş kuşağında yükselen Ilgaz dağlık yöresinin arazi yapısı genellikle serpantinler, şistler ve volkanik kayaçlardan meydana gelir. Sahada yer yapısı kadar, dağ oluşum hareketleri yönünden de ilgi çekici örnekler bulunmaktadır. Ülkemizin en uzun ve en hareketli kırık hattı olan Kuzey Anadolu Fayı, Ilgaz Dağı’nın güney eteklerinden geçer. Saha değişik karakterde vadiler, sırtlar ve doruklardan meydana gelir. Ayrıca üstün değerde peyzaj güzellikleri sunan jeomorfolojik bir yapıya sahiptir.             Ilgaz Dağı’nın eteklerinden doruklarına doğru gelişen karaçam, sarıçam, göknar hakim ağaç türlerinden meydana gelen bitki örtüsü, zengin orman altı topluluğu ile desteklenmektedir. Özellikle park alanında yer alan göknar ormanı, Türkiye\'deki yayılış alanında optimal özellik göstermektedir. Bol ve bütün yıl akışlı akarsuları ile zengin bitki örtüsünün oluşturduğu şartlar, karaca, geyik, yaban domuzu, kurt, ayı, tilki gibi yaban hayatı türlerine uygun yaşama ortamı sağlamaktadır.             Milli parkın diğer önemli bir kaynağı da kış sporları imkanıdır. Ilgaz Dağı’nın bu doğal ve rekreasyonel kaynakları milli parkın ana kaynak değerlerini oluşturur.    Görünecek Yerler : Jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar ve heybetli orman dokusunun oluşturduğu peyzajın çeşitlerini görmek mümkündür. Kayak sporu yapmayı ve izlemeyi sevenler için de Ankara Konağı olarak adlandırılan saha cazibe noktasıdır. Mevcut Hizmetler : Sahada ziyaretçilerin doğa yürüyüşü, çadırla ve karavanla kamp yapma olanağı ile günübirlik aktiviteler için uygun olanaklar mevcuttur.          Milli park sınırları içindeki Baldıran Vadisi’nde alabalık üretme istasyonu ve avlanma göletleri hizmete açıktır. Ziyaretçiler 15 Haziran- 15 Eylül tarihleri arasında sahada sportif olta balıkçılığı yapabilecekleri gibi, üretim istasyonundan balık alma imkanına da sahiptirler. Konaklama : Milli parka gelen ziyaretçilerin yeme-içme ve konaklama ihtiyaçlarını karşılamak üzere park içinde üç adet otel, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne ait tesis bulunmaktadır. Ayrıca milli parkta kış sporları için özel sektörce işletilen 2 adet kayak pisti ve tele-syej hattı mevcuttur. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Çankırı Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 376 2130404          Çankırı DKMP Şube Müdürlüğü : 0 376 2138855

http://www.ulkemiz.com/bogazkoy-alacahoyuk-milli-parki

Ilgaz Kayak Merkezi

Ilgaz Kayak Merkezi

Kış turizminin yanı sıra sahip olduğu doğal güzellikleri ile dört mevsim turizme elverişlidir. Kayak mevsimi Aralık ayında başlayıp Nisan ayına kadar sürer. Kar kalınlığı 50- 200 santimetredir. Kayak pistleri 1800-2000 metre yükseklikleri arasındadır. Kayak Merkezinde 5 adet devlet konukevi, 2 adet otel bulunmaktadır. Tesise 3 kilometre uzaklıkta bir otel daha bulunmaktadır. Kayak merkezinde bir adet çift iskemleli telesiyej tesisi ile 1 adet teleski tesisi mevcut.

http://www.ulkemiz.com/ilgaz-kayak-merkezi

Yeditepe Üniversitesi

Yeditepe Üniversitesi

Adres: İnönü Mah. Kayışdağı Cad. 26 Ağustos Yerleşimi 34755 Kadıköy - İstanbul Telefon: 0216 578 02 90 Web: www.yeditepe.edu.tr/ FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Yeditepe Üniversitesi İstanbul'da eğitim veren, İstanbul Eğitim ve Kültür Vakfı (İSTEK Vakfı) tarafından 4142 sayılı Yasa ile 1996 yılında kurulan Yüksek Öğretim Yasası çerçevesinde kamu tüzel kişiliği, mali ve idari özerkliği olan bir vakıf üniversitesidir. Kurucusu Bedrettin Dalan'dır. Türkiye'nin birçok alanda öncüleri olan seçkin, başarılı, uzman akademik ve yönetsel kadroları ile Atatürkçü düşüncelerin ışığında, onun ilke ve inkılaplarına tam bağlı laik, çağdaş, araştırmacı ve yenilikçi, temel kültür konularına ve teknolojiye hakim, dünya kültürüne erişmiş, kendi özbenliğini güçlendirmiş gençler yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Yeditepe Üniversitesi, çağdaş eğitim program ve uygulamalarıyla bilgi çağına dönük bir eğitim yapmaktadır. Üniversitenin ana yerleşimi "26 Ağustos Yerleşimi" adını taşımaktadır. Diş Hekimliği Fakültesi dışındaki tüm lisans ve yüksek lisans eğitimi2000/2001 Akademik yılından beri 26 Ağustos Yerleşimi'nde yapılmaktadır. Diş Hekimliği Fakültesi ve Uygulamalı Hastahanesi Göztepe'de,Bağdat Caddesi üzerinde bulunan binasında eğitim vermektedir. Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ise E-5 Karayolu'nun üzerindeBostancı'da 2005-2006 akademik yılında hizmete girmiştir. Üniversitenin 26 Ağustos Yerleşimi, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda Kayışdağı'nın eteklerinde kendine özgü mimarisi ile 125 bin metrekarelik bir alana yerleşmiştir. Ziyarete gelenleri adeta büyüleyen 26 Ağustos Yerleşimi'nin mimari konsepti, üniversitenin kurucusu Bedrettin Dalan'a aittir. Selçuklu mimarisinden esinlenerek yapılan 26 Ağustos Yerleşimi'nde her biri 5-8 katlı bina ve bu binaları çevreleyen üç ayrı öğrenci oteli bulunmaktadır. Binaların içine, yüksekliği 22 metreye ulaşan büyük kapılardan girilmekte; bol ışıklı avluları ile tipik Selçuklu mimarisinden günümüze aktarılan modern yapı özelliğini taşımaktadır. Binaların dış yüzü, Anadolu'dan getirilen doğal taşlarla kaplıdır. Üniversitenin sembolü, Selçuklu mimarisine özgü, kadın ve erkeği temsil eden çift başlı kartaldır. Bu sembolü, yerleşimin ana giriş kapısında ve binaların çeşitli yerlerinde görebilirsiniz.16400 öğrenci sayısı ile en çok öğrenciye sahip vakıf üniversitesidir.Ayrıca 60 bölüme sahiptir.Bu özelliği ile Türkiye 'de vakıf üniversiteleri arasında en çok bölümü olan okuldur. 26 Ağustos adı ise Türk tarihinin önemli olaylarının olduğu tarihtir. Yüksek lisans düzeyinde ise sosyal bilimler, fen bilimleri, eğitim bilimleri,Atatürk İlkeleri ve inkılap tarihi ve sağlık bilimleri alanlarında eğitim vermektedir. Lisans ve önlisans eğitimleri, Kayışdağı?nda 26 Ağustos Yerleşimi'nde, Göztepe?de Diş Hekimliği Fakültesi ve Uygulamalı Hastanesi'nde, lisansüstü eğitimi ise Kayışdağı 26 Ağustos Yerleşimi ve Göztepe Yerleşimi?nde yapılmaktadır.   Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hekimliği Diş Hekimliği(Tam Burslu) Eczacılık Fakültesi Eczacılık Eczacılık (%50 Burslu) Eczacılık(Tam Burslu) Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği(%50 Burslu) Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği(Tam Burslu) İngilizce Öğretmenliği İngilizce Öğretmenliği(%50 Burslu) İngilizce Öğretmenliği(Tam Burslu) Matematik Öğretmenliği(%50 Burslu) Matematik Öğretmenliği(Tam Burslu) Matematik Öğretmenliği Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık(%50 Burslu) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık(Tam Burslu) Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği(%50 Burslu) Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği(Tam Burslu) Fen-Edebiyat Fakültesi Antropoloji Antropoloji(%50 Burslu) Antropoloji(Tam Burslu) Çeviribilim Çeviribilim(%50 Burslu) Çeviribilim(Tam Burslu) Felsefe Felsefe(%50 Burslu) Felsefe(Tam Burslu) Fizik(%50 Burslu) Fizik(Tam Burslu) İngiliz Dili ve Edebiyatı İngiliz Dili ve Edebiyatı(%50 Burslu) İngiliz Dili ve Edebiyatı(Tam Burslu) Matematik Matematik(%50 Burslu) Matematik(Tam Burslu) Psikoloji Psikoloji(%50 Burslu) Psikoloji(Tam Burslu) Sosyoloji(%50 Burslu) Sosyoloji(Tam Burslu) Tarih Tarih(%50 Burslu) Tarih(Tam Burslu) Türk Dili ve Edebiyatı Türk Dili ve Edebiyatı(%50 Burslu) Türk Dili ve Edebiyatı(Tam Burslu) Güzel Sanatlar Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Peyzaj Mimarlığı(%50 Burslu) Peyzaj Mimarlığı(Tam Burslu) Hukuk Fakültesi Hukuk Hukuk(%50 Burslu) Hukuk(Tam Burslu) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat İktisat(%50 Burslu) İktisat(Tam Burslu) İşletme İşletme(%50 Burslu) İşletme(Tam Burslu) Kamu Yönetimi Kamu Yönetimi(%50 Burslu) Kamu Yönetimi(Tam Burslu) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Fransızca) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Fransızca)(%50 Burslu) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(%50 Burslu) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Fransızca)(Tam Burslu) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler(Tam Burslu) Uluslararası İşletme Yönetimi(Almanca) Uluslararası İşletme Yönetimi(Almanca)(%50 Burslu) Uluslararası İşletme Yönetimi(Almanca)(Tam Burslu) İletişim Fakültesi Gazetecilik Gazetecilik(%50 Burslu) Gazetecilik(Tam Burslu) Halkla İlişkiler ve Tanıtım Halkla İlişkiler ve Tanıtım(%50 Burslu) Halkla İlişkiler ve Tanıtım(Tam Burslu) Radyo, Televizyon ve Sinema Radyo, Televizyon ve Sinema(%50 Burslu) Radyo, Televizyon ve Sinema(Tam Burslu) Reklam Tasarımı ve İletişimi Reklam Tasarımı ve İletişimi(%50 Burslu) Reklam Tasarımı ve İletişimi(Tam Burslu) Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bilgisayar Mühendisliği(%50 Burslu) Bilgisayar Mühendisliği(Tam Burslu) Biyomedikal Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği(%50 Burslu) Biyomedikal Mühendisliği(Tam Burslu) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Elektrik-Elektronik Mühendisliği(%50 Burslu) Elektrik-Elektronik Mühendisliği(Tam Burslu) Genetik ve Biyomühendislik Genetik ve Biyomühendislik(%50 Burslu) Genetik ve Biyomühendislik(Tam Burslu) Gıda Mühendisliği Gıda Mühendisliği(%50 Burslu) Gıda Mühendisliği(Tam Burslu) İnşaat Mühendisliği İnşaat Mühendisliği(%50 Burslu) İnşaat Mühendisliği(Tam Burslu) Kimya Mühendisliği Kimya Mühendisliği(%50 Burslu) Kimya Mühendisliği(Tam Burslu) Makine Mühendisliği Makine Mühendisliği(%50 Burslu) Makine Mühendisliği(Tam Burslu) Mimarlık Mimarlık(%50 Burslu) Mimarlık(Tam Burslu) Sistem Mühendisliği Sistem Mühendisliği(%50 Burslu) Sistem Mühendisliği(Tam Burslu) Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik (Fakülte) Beslenme ve Diyetetik (Fakülte)(%50 Burslu) Beslenme ve Diyetetik (Fakülte)(Tam Burslu) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Fakülte) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Fakülte)(%50 Burslu) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Fakülte)(Tam Burslu) Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri(%50 Burslu) Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri(Tam Burslu) Tıp Fakültesi Tıp Tıp(%50 Burslu) Tıp(Tam Burslu) Ticari Bilimler Fakültesi Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri (Fakülte) Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri (Fakülte)(%50 Burslu) Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri (Fakülte)(Tam Burslu) Turizm ve Otel İşletmeciliği (Fakülte) Turizm ve Otel İşletmeciliği (Fakülte)(%50 Burslu) Turizm ve Otel İşletmeciliği (Fakülte)(Tam Burslu) Uluslararası Finans (Fakülte) Uluslararası Finans (Fakülte)(%50 Burslu) Uluslararası Finans (Fakülte)(Tam Burslu) Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık (Fakülte) Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık (Fakülte)(%50 Burslu) Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık (Fakülte)(Tam Burslu) Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik (Fakülte) Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik (Fakülte)(%50 Burslu) Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik (Fakülte)(Tam Burslu) Yönetim Bilişim Sistemleri (Fakülte) Yönetim Bilişim Sistemleri (Fakülte)(%50 Burslu) Yönetim Bilişim Sistemleri (Fakülte)(Tam Burslu)

http://www.ulkemiz.com/yeditepe-universitesi

Sultan Ahmet Camii Özellikleri

Sultan Ahmet Camii Özellikleri

Sultan Ahmet Camii, 1609-1616 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami Mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ve büyük kubbesinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleri ile süslendiği için Avrupalılarca "Mavi camii (Blue Mosque)" olarak adlandırılır. Ayasofya'nın 1934 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna ulaşmıştır.Aslında Sultan Ahmet Camii külliyesiyle birlikte, İstanbul’daki en büyük yapı komplekslerinden biridir. Bu külliye bir cami, medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkânlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşmaktadır. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşamamıştır. Yapının mimari ve sanatsal açıdan dikkate sayan en önemli yanı, 20.000'i aşkın İznik çinisiyle bezenmesidir. Bu çinilerin süslemelerinde sarı ve mavi tonlardaki geleneksel bitki motifleri kullanılmış, yapıyı sadece bir ibadethane olmaktan öteye taşımıştır. Caminin ibadethane bölümü 64 x 72 metre boyutlarındadır. 43 metre yüksekliğindeki merkezi kubbesinin çapı 23,5 metredir. Caminin içi 200'den fazla renkli cam ile aydınlatılmıştır. Yazıları Diyarbakırlı Seyyid Kasım Gubarî tarafından yazılmıştır. Çevresindeki yapılarla birlikte bir külliye oluşturur ve Sultanahmet, Türkiye'nin altı minareli ilk camiidir.MimariSultanahmet camiinin tasarımı Osmanlı cami mimarisi ile Bizans kilise mimarisinin 200 yıllık sentezinin zirvesini oluşturur. Komşusu olan Ayasofya'dan bazı Bizans esintileri içermesinin yanı sıra geleneksel İslami mimari de ağır basar ve klasik dönemin son büyük camisi olarak görülür. Caminin mimarı, büyük usta Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'nın "boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam" fikirlerini yansıtmada başarılı olmuştur.Dış yapıKöşe kubbelerin üstündeki küçük kulelerin eklenmesi dışında, geniş ön avlunun cephesi Süleymaniye Camii'nin cephesiyle aynı tarzda yapılmıştır. Avlu neredeyse caminin kendisi kadar geniştir ve kesintisiz bir kemeraltıyla çevrilmiştir. Her iki tarafında abdesthaneler vardır. Ortadaki büyük altıgen fıskiye avlunun boyutları göz önüne alındığında küçük kalır. Avluya doğru açılan dar anıtsal geçit kemeraltından mimari olarak farklı durur. Yarı kubbesi kendinden daha küçük çıkıntılı bir kubbe ile taçlandırılmış ve ince sarkıt bir yapıya sahiptir. İç yapıHer katında alçak düzeyde olmak üzere, caminin içi İznik'te 50 farklı lale deseninden üretilmiş 20 binden fazla çini ile bezenmiştir. Alt seviyelerdeki çiniler gelenekselken, galerideki çinilerin desenleri çiçekler, meyveler ve servilerle gösterişli ve ihtişamlıdır. 20 binden fazla çini İznik'te çini ustası Kasap Hacı ve Kapadokyalı Barış Efendi'nin yönetiminde üretilmiştir. Her çini başına ödenecek tutar sultanın emriyle düzenlense de çini fiyatı zamanla artmış, bunun sonucunda kullanılan çinilerin kalitesi zamanla azalmıştır. Renkleri solmuş ve cilaları sönükleşmiştir. Arka balkon duvarındaki çiniler 1574'teki yangında zarar gören Topkapı Sarayı'nın hareminden geri dönüştürülen çinilerdir.Sultan Ahmet Camii'nin kubbe ve tavan işlemeleri. Sultan Ahmet Camii, 1985 yılında İstanbul Tarihî Alanları (Zones historiques d'Istanbul) adıyla UNESCO Dünya Mirasları listesine eklenen alanın bir parçasıdır.Sultan Ahmet Camii ve çevresinin havadan görünümü (Ekim 2014)İç kısmın daha yükseklerine mavi boya hakimdir, fakat düşük kalitelidir. 200'den fazla karışık leke desenli cam doğal ışığı geçirir, bugün avizelerle desteklenmişlerdir. Avizelerde devekuşu yumurtası kullanımının örümcekleri uzak tuttuğunun keşfedilmesi örümcek ağlarının oluşumunu engellemiştir. Kuran'dan sözler içeren hat dekorasyonlarının çoğu zamanın en büyük hat sanatçısı Seyid Kasım Gubari tarafından yapılmıştır. Yerler yardımsever insanlarca eskidikçe yenilenen halılarla kaplıdır. Pek çok büyük pencere geniş ve ferah bir ortam hissi vermektedir. Zemin kattaki açılır pencereler "opus sectile" adı verilen bir döşeme şekliyle dekore edilmiştir. Her kavisli bölüm bazıları ışık geçirmeyen 5 pencereye sahiptir. Her yarı kubbe 14 pencereye ve merkez kubbe 4'ü kör olmak üzere 28 pencereye sahiptir. Pencereler için renkli camlar Venedik sinyorundan sultana hediyedir. Bu renkli camların çoğu bugun sanatsal değeri olmayan modern versiyonlarıyla değiştirilmiştir.Caminin içindeki en önemli unsur ince işçilikle oyulmuş ve yontulmuş mermerden yapılma mihraptır. Bitişik duvarlar seramik çinilerle kaplanmıştır. Fakat çevresindeki çok sayıda pencere onu daha az ihtişamlı gösterir. Mihrabın sağında zengin dekore edilmiş minber bulunur. Cami en kalabalık halinde dahi olsa herkesin imamı duyabileceği şekilde tasarlanmıştır Sultan mahfili güneydoğu köşesindedir. Bir platform, iki küçük dinlenme odası ve sundurmadan oluşur ve padişahın güneydoğu üst galerideki locasına geçişi bulunur. Bu dinlenme odaları 1826'da yeniçerilerin ayaklanması sırasında veziriazamın yönetim merkezi oldu. Hünkar Mahfili 10 adet mermer sütunla desteklenmiştir. Zümrüt, gül ve yaldızlarla süslenmiş ve yaldızlarla 100 adet Kuran işlenmiş kendi mihrabı vardır.Caminin içindeki birçok lamba zamanında altın ve diğer değerli taşlarla ve de içinde devekuşu yumurtası ya da kristal toplar bulunabilecek cam kaselerle kaplıydı. Bu dekorların tümü ya kaldırıldı ya da yağmalandı.Duvarlardaki büyük tabletlerde halifelerin isimleri ve Kur'an'dan parçalar yazılıdır. Bunları orijinal haliyle 17. yüzyılın büyük hat sanatçısı Diyarbakırlı Kasım Gubari yapmıştır, fakat yakın zamanda restore edilmek için kaldırılmışlardır.MinarelerSultanahmet camii Türkiye'de 6 minaresi olan 4 camiden biridir. Diğer 3 tanesi ise İstanbul Arnavutköy'de Taşoluk Yeni Camii, Adana'daki Sabancı Camii ve Mersin'deki Muğdat Camii'dir.[kaynak belirtilmeli] Minarelerin sayısı ortaya çıkınca sultan küstahlıkla suçlanmıştır çünkü o zamanlarda, Mekke'deki Kâbe'de de 6 minare bulunmaktadır. Sultan bu problemi Mekkede olan (Mescidi Haram) camiye yedinci minareyi yaptırarak çözer. 4 minare caminin köşelerindedir. Kalem şeklindeki bu minarelerin her birinin 3 şerefesi vardır. Ön avludaki diğer iki minare ise ikişer şerefelidir.Yakın zamana kadar müezzin günde 5 kere dar sarmal merdivenleri çıkmak zorunda kalıyordu, bugün ise toplu dağıtım sistemi uygulanıyor ve diğer camilerce de yankılanan ezan şehrin eski bölümlerinde de duyuluyor. Türklerin ve turistlerin oluşturduğu kalabalık günbatımı vaktinde, güneş batarken ve cami renkli projektörlerle parlak bir şekilde aydınlatılmaya başlarken parkta toplanıp yüzünü camiye vererek akşam ezanını dinliyorlar.Cami inşa edildiği dönemlerde uzunca bir süre cuma günleri Topkapı Sarayı'ndakilerin ibadetlerini gerçekleştirdiği mekân olmuştur. https://tr.wikipedia.org/wiki/Sultan_Ahmet_Camii

http://www.ulkemiz.com/sultan-ahmet-camii-ozellikleri

Nef’i Kimdir ?

Nef’i Kimdir ?

Gerçek adı Ömer olan ve iyi bir eğitim gördüğü eserlerinden anlaşılan Nef’i, 17. yüzyıl Osmanlı şairlerindendir. Çok genç yaşlarda şiir yazmaya başlayan Nef’i gelmiş geçmiş en yetkin kaside üstadı olarak kabul edilir. Ayrıca bir kaside türü olan hiciv konusunda oldukça önemli bir isim olup, en güzel ve önemli hicivleri yazan da yine Nef’i’dir. Nef’i tahmini olarak 1570 yılı civarında Erzurum’da doğmuştur. Bu yüzden ona Erzenur’ Rumi de denir. Arapça ve Farsça’ya çok hakim olan Nef’i, Hafız divanı, Şadi’nin Gülistanı gibi pek çok önemli eseri okudu. Nef’i’nin ilk mahlası “zarri”dir. Bu mahlas “zararlı” manasına gelir. Daha sonra Erzurum defterdarı olan Müverrih Ali bey Zarri’nin şiirlerini görmüş, çok beğenmiş ve “sen zarri(zararlı) değil, ancak nefi(yararlı) olursun” demiş ve şairin adı Nef’i olarak kalmıştır. Nef’inin eserleri: Türkçe Divan, Arapça Divan, Siham-ı Kaza (hicivlerini topladığı eser) dır.Nef’i, I. Ahmet döneminde İstanbul’a gelmiş ve kısa sürede tanınmıştır. Maden mukataacılığı, maden katipliği, çeşitli katiplikler gibi çeşitli devlet memurluklarında çalışmıştır. Nef’i, I. Ahmet’in yanı sıra, II. Osman ve IV. Murat’ın padişahlıkları dönemlerini de görmüştür. Özellikle IV. Murat’ın zamanında yazdığı kaside ve hicivlerle bu padişahın gözüne girdi ve ününün doruğuna ulaştı. Özellikle dönemin müftüsünün kendisi için kafir demesinin üzerine yazdığı şu kaside oldukça ünlüdür;Müftü efendi bize kâfir demişTutalım ben O’na diyem müselman(müslüman) Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşereİkimiz de çıkarız orda yalan.Yine bir başka hiciv örneğine bakacak olursak; kendisine köpek diyen biri için söylediği hiciv örneği;Tahir Efendi bana kelp demiş İltifadı bu sözde zahirdir Maliki mezhebim benim ziraİtikadımca kelp tahirdir.Yazdığı hicivler yüzünden Nef’i’nin başı dertten kurtulmamıştır. IV. Murat genellikle onu korusa da pek çok kez zindana atılmaktan kurtulamamıştır. Öyle ki Yaşadığı dönemde Sadrazamlara bile ağır küfürler içeren hicivler yazıp zindanlara atılıp yine dönemin padişahı tarafından affedilmiştir.Nef’i’nin ölümü de hicivleri yüzünden olmuştur; IV. Murat artık en sonunda Nef’i’ye hiciv yazmayı yasaklamıştır. Nef’i bu durumda, aklına gelen yeni hicivler olsa da bu hicivleri dillendirmemiştir. Fakat bir gün IV. Murat “var mı yeni hiciv?” diye sorduğunda “var padişahım” deyip IV.Murat’ın sadrazamı Bayram Paşa için yazdığı bir hicvi okur. Aslında padişah bu hicvi çok beğendiyse de Bayram Paşa doğal olarak memnun kalmamıştır ve padişah da Bayram Paşa’nın baskılarına dayanamayıp 1635 yılında Nef’iyi boğdurtarak öldürtmüştür.Nef’i’nin idamıyla ilgili, bir de çok bilinen bir efsane vardır; efsaneye göre, aslında Nef’i’nin idamı son anda iptal edilip Nef’i affedilmiştir. Zenci olan infaz memurunun idamla ilgili kağıdı yazarken kağıda siyah mürekkep damlatması üzerine Nef’i, kendini tutamamış ve “kağıda terinizi damlattınız” demiştir. Artık bu olaydan sonra affedilme şansını kaybeden Nef’i’nin idamı kaçınılmaz olmuştur.Nef’i, oldukça yetkin ve mükemmel kasideler yazmasının, mükemmel bir şair olmasının yanı sıra, kendinin mükemmelliğinin farkndadır ve kendisini oldukça fazla metheder. Kasideler bilindiği gibi birini övmek için yazılırlar. İşte Nef’i kasidelerinde kendisini övdüğü de olmuştur. En azından bir dizede kendisinin mükemmel sanatından bahseder. mesela aşağıdaki şiire baktığımızda bunun bir örneğini görürüz;Ağyâre nigâh etmediğin nâz sanırdım Çok lutf imiş ol âşıka ben az sanırdımGamzen dili rüsvâ-yı cihân eyledi ahır Billâh ben ol âfeti hem-râz sanırdımSeyr eylemesem âyînede aks-i cemâlin Hüsn ile seni meh gibi mümtâz sanırdımMa’mûr idügin bilmez idim böyle harâbât Mestâneleri hâne-ber-endâz sanırdımSihr etdiğini senden işitdim yine Nef’î Yoksa sözünü hep senin i’câz sanırdımKasidenin açıklamasına bir bakalım;Düşmana yüz vermediğinden naz sanırdım (Meğer) çok lütuf imiş ben az sanırdımGülümsenle cihana beni rezil eyledin Oysa ben seni en yakın arkadaşım sanırdımYüzünün aynadaki yansımsını görmesem Güzellikde seni ay gibi seçkin sanırdımYapıcı olduğunu bilmezdim böyle harabat Sarhoşları seni ev yıkıcı sanırdımSihir yaptığı yeni senden işittim Nef’i yoksa sözünü hep icaz sanardım.Özellikle son dizede Nef’i kendini övmüştür. İcaz sözü en mükemmel şeklinde kullanmaktır. Nef’i kendi kendine diyor ki; “şiirlerini icazlı sanırdım ama bunlar meğer sihirmiş” Yani icaz muhteşem ve zor bir sanat olduğu halde Nef’i kendisinin icazı da aştığını, şiirlerinin mükemmeliğinin ancak sihirle açıklanabileceğini söylemiştir.Nef’i ile ilgili bir rivayet daha vardır; IV. Murat, Siham-ı Kaza’yı okurken ayağının dibine yıldırım düşmüş, bu durumu olumsuz yorumlayan padişah, Nef’i’ye bir daha bu kadar kuvvetli hicivler yazmayı yasaklamıştır.Siham-ı Kaza’dan:Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek Kande sen kande nigehbani-i alem a köpekVay ol devlete kim ola mürebbisi anun Bir senin gibideni cehl-i mücessem a köpekNe gune kaldi meded devlet-i Al-i Osman Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem aköpekNe ihanetdür o sadra bu zamanda ki anun Olmaya sahibi bir Asaf-ı kerem a köpekHidmet-i devlete sair vüzeradan göreler Bir fürumaye koca ayuyı akdem a köpekBu mahlallerde ki Bagdadı ala şah-ı Acem Arz-ı rumu ede teshir Abaza hem a köpekSattınız iki soysuz bir olup hanlığıKimseyietmedünüz bu işe mahrem a köpekPaymal eylediniz saltanatın ırzını hem Yok yereoldı telef ol kadar adem a köpekHiç hanlık satılır mı hey edebsiz hain Tutalım olmamış ol fitne muazzam a köpekSen kadar düşmen-i devlet mi olur a hınzır Ne turur saltanatun sahibi bilsem a köpekEhl-i dil düşmeni din yoksulu bir melunsun Öldürürlerse eğer can-be-cehennem a köpekBöyle kalur mu soysuzlar elinde devlet noldu ya gayret-i şahenşeh-i azam a köpekHak götürdü arabı gitti hele dünyadan Kim götürse akabince seni bilmem a köpekFile nacar meger yükledeler tabutunu Çekemez cife-i murdarunu adem a köpekFiller de çekemezse ne acep laşeni kim Var mı bir sencileyin div-i mülahhem a köpekSen soysuz eşek ol Kirliorospu yaraşur Bindürüp sırtına teşhir edersem a köpekKaynak: http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/nefi-kimdir-

DİLEK YARIMADASI-BÜYÜK MENDERES DELTASI MİLLİ PARKI

DİLEK YARIMADASI-BÜYÜK MENDERES DELTASI MİLLİ PARKI

İli : AYDIN Adı : DİLEK YARIMADASI-BÜYÜK MENDERES DELTASI MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1966 Alanı : 27.675 ha. Konumu : Ege Bölgesi’nde, Aydın ili, Kuşadası ve Söke ilçeleri içerisinde yer alır. Ulaşım : Kuşadası-Söke karayolu ile ulaşılır. Kuşadası’na 28 km, Söke’ye 34 km uzaklıktadır. Kaynak Değerleri :           Samsun Dağı’nın Ege Denizi’ne doğru uzantısıyla şekillenen Dilek Yarımadası’nın jeolojik yapısı, Palezoik şistler, Mezozoik kalkerler ve mermerler ile Neojen tortul kütlelerden meydana gelmiştir.Yarımada kumlu, killi, yatık ve yüksek kıyı şekillerini içeren plajlarıyla ilgi çekici kıyı özelliklerine sahiptir.           Yarımadanın hemen güneyinde bulunan Büyük Menderes Deltası, morfolojik gelişimin hızlı olduğu ağız kısmında, bu gelişim sürecinin ürünü olan birçok lagün ve bataklıkları bünyesinde barındıran uluslararası niteliklere haiz bir sulak alan karakterindedir. Tatlı ve tuzlu suyun birbirine karıştığı bu lagüner sistem, bünyesinde zengin bir biyolojik çeşitliliği barındırmaktadır. Bu zengin ekosistemde 209 kuş türü görülmektedir. Bölge aynı zamanda nesli tehlike altında olan Tepeli Pelikan\'ın en önemli kuluçkalama alanlarından biridir. Bunun yanı sıra yine dünya çapında nesli tehlike altında olan Cüce Karabatak da burada barınmaktadır.           Milli parkın özellikle kuzey kesimi, Akdeniz Bölgesi’nde ender görülen potansiyelde bitki örtüsüne sahiptir. Özellikle defne ve kestane bitki kuşakları ile Akdeniz maki florasının hemen bütün bitki türleri yarımadada en canlı ve sağlıklı örnekleriyle yer almaktadır. Milli park, Kuzey Anadolu ormanlık yörelerine has kestanenin en güneye indiği, ülkemizde birkaç yerde bulunan kartopunun ve Finike ardıcının küçük bir topluluk meydana getirdiği, pırnal meşesi ve dallı servilerin yetiştiği tek yerdir.           Milli park, nesli tükenmeye yüz tutmuş bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı son noktadır. Ayrıca Akdeniz ülkelerinde korunan türler arasında bulunan Akdeniz Foku ve deniz kaplumbağaları milli parkın kıyılarında yaşama ve üreme olanağı bulmuştur.           Milli parkın hemen kuzeydoğu sınırında Dilek Tepesi eteğinde Güzelçamlı köyü yöresinde M.Ö. 9-8. yüzyıllarda İyonya’nın politik amaçlı birliği olan Panionion, konfederasyonun toplantı yeri olarak kullanılmıştır. Görünecek Yerler : Bünyesinde çeşitli doğal ve kültürel güzellikleri barındıran milli parkta, deniz ve ormanın iç içe bulunduğu koylar ile Menderes Deltası görülmeye değer ender güzelliklerden sadece birkaçıdır. Mevcut Hizmetler : Parkın sahip olduğu koylarda günübirlik kullanım alanları mevcut olup, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Ayrıca kır gazinosu ve büfeler de mevcuttur. Konaklama : Milli parkta kamp ve günübirlik kullanım alanları mevcut olup, çadır ve karavanla konaklamak mümkündür. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Aydın Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 256 2149993          Aydın DKMP Şube Müdürlüğü : 0 256 213 01 03

http://www.ulkemiz.com/dilek-yarimadasi-buyuk-menderes-deltasi-milli-parki

4. Çocuk Dostları Kongresini

4. Çocuk Dostları Kongresini

4. Çocuk Dostları KongresiniÇocuk Dostları Kongresi 2016Yer : İstanbulTarih : 24 – 26 Mart 2016Düzenleyen : Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi – Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi – İstanbul Çocuk Dostları GrubuKongre Merkezi :  Harbiye Askeri Müze ve Kongre MerkeziOrganizatör :  FİGÜR KONGRE VE ORGANİZASYON SERVİSLERİ A.ŞWeb Sitesi : http://www.cocukdostlari.orgDAVET.Değerli Meslektaşlarımız,Türkiye’nin ilk Çocuk Hastanesi ve 117 yıldır tüm ülkemize hizmet veren köklü çınarımız, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanemiz ve Türkiye’nin önemli miraslarından olan, geçmişi 1550’li yıllara uzanan Haseki Hürrem Sultan’ın talimatı ile yaptırılmış Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanemiz adına siz değerli meslektaşlarımız ile birlikte gelenekselleşen “ 4. Çocuk Dostları Kongresini ” duyurmaktan büyük bir gurur, mutluluk ve heyecan duymaktayız.Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde düzenlenen ilk 3 kongre Pediatri camiasının yoğun katılım ve desteği ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş, bu durum İstanbul ili Kamu Hastaneleri bünyesindeki Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Çocuk Kliniklerinin bütünselliğini sağlama fikrini doğurmuştur.Kongrenin ülkemizin yalnızca sağlık alanına odaklı ilk devlet üniversitesi olma özelliğini taşıyan Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin çatısı altında toplanması kongrenin akademik kurulunda yer alan hocalarımız için ayrı bir heyecan ve gurur vesilesi olacaktır. Bu hususiyetin sağlanmasında büyük desteğini gördüğümüz Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü değerli hocamız Prof. Dr. Cevdet Erdöl’e şükranlarımızı sunarız.Oluşturulan bilimsel birlikteliğin yaygınlaştırılması ile hem Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin kurumsal kimliklerinin geliştirilmesi hem de Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniklerinin akademisyen ve sağlık çalışanlarının birbiri ile olan ilişkilerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefin başka bir önemli yanı ise Sağlık Bakanlığımız ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi arasında imzalanan “Afiliasyon protokolü”nün misyonuna uygun bir projeksiyon getirecek olmasıdır.2016 yılında sizlerin desteği ile gerçekleştirilecek olan 4. Çocuk Dostları Kongresini, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin birlikte düzenlemesi bu düşüncenin ilk adımı ve ilk meyvesi olarak görmekteyiz.Kongremizde ağırlıklı olarak güncel genel pediatri konuları ile aile hekimlerine yönelik çocuk sağlığı konuları işlenecektir. Bu yıl kongremizde, çocuk sağlığını çağdaş koşullarda ileriye taşıma yolunda birlikte çalıştığımız hemşirelerimize yönelik olarak Pediatri Hemşirelik esasları ve uygulamalarına önemli oranda yer ayırmayı düşünmekteyiz.Kongremiz bünyesinde düzenlenecek kurslar ile pediatri alanında bilinmesi gereken önemli temel taşları gözden geçirilecek ve konusunda tecrübeli hocalarımızca bilgilerimizi yeniden toparlama ve yeniliklere hakim olma imkanı sağlanacaktır. Kültür, tarih ve doğal güzellikleri açısından Türkiye’nin ve dünyanın tartışmasız en güzel şehri olan İstanbul’da bilimsellik konusunda tatmin olacağınız başarılı kongremizi katılımlarınızla onurlandırmanızı temenni ederiz.Geleceğimiz çocuklarımız için “ Hep Destek Tam Destek ” felsefesini bizlerle paylaşacak tüm çocuk dostlarımızı kongremize bekliyoruz.Kongre Düzenleme Komitesi

http://www.ulkemiz.com/4-cocuk-dostlari-kongresini

Etkili Flaş Nasıl Kullanılır?

Etkili Flaş Nasıl Kullanılır?

Kompakt veya DSLR olsun flaş kullanımı birçok güzel karenin ortaya çıkmasını sağlar. Flaş kullanımı çok fazla tavsiye edilmese de gerekli olduğu durumlarda flaş kullanımından kaçınılmamalıdır

http://www.ulkemiz.com/etkili-flas-nasil-kullanilir

Göçmen Kuşların Korunması Nasıl Yapılmalı

Binlerce kilometreyi aşan zorlu göç yolculukları boyunca kuşlar zor hava koşulları, avcı türlerin baskısı gibi doğal zorlukların yanı sıra yüksek gerilim hatları, ışık kaynakları, çevre kirliliği, avcılık ve konaklama alanlarının kaybolması gibi insan kaynaklı tehditlerle baş etmek zorundadır. Doğal engellere karşı evrim sürecinde değişik adaptasyonlar geliştirmiş olmalarına rağmen göç sırasında kuşlar büyük kayıplar veriyorlar. Göç etmenin bu dezavantajını geliştirdikleri yüksek üreme başarısı ile telafi edebilmelerine rağmen ne yazık ki teknolojinin hızlı gelişimi ile artan insan kaynaklı tehditler karşısında kuşlar tamamen çaresiz kalıyorlar. Açık denizlerdeki petrol platformlarının üzerinde yanan dev alevlerin etrafında dönerek uçmaktan yorgun düşen, puslu havalarda elektrik tellerini göremeyerek çarpan, konaklama alanında besin bulamayan veya bir avcıya hedef olan göçmen kuşların ortak kaderi insan kaynaklı ölüm olmakta. İnsanoğlu, yarattığı bu tehlikelere karşı uluslararası düzeydeki sözleşmeler ile koruma çabalarına küresel ölçekte yasal zemin kazandırmıştır. Göçmen kuşların korunması amacıyla doğrudan ilgili Bonn Sözleşmesi dışındaki, Ramsar Sözleşmesi`ne (özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme) ve Bern Sözleşmesi`ne (Avrupa`nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi) ülkemiz taraf olmuş. Taraf olunan uluslararası sözleşmeler milli yasa hükmünde geçerliliğe sahip. Uluslararası sözleşmelerin yanısıra 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu`nun 4. ve 5. maddelerine göre de göç dönemlerinde türlerin rahatsız edilemeyeceği ve göçmen türlerin korunması için tedbirlerin alınmasından Çevre ve Orman Bakanlığı`nın yetkili olduğu belirtiliyor. Göçmen kuşların koruması için mevcut yasal dayanaklara rağmen koruma çalışmaları insan kaynaklı mevcut tehditleri ortadan kaldırmakta yetersiz kalıyor. Uçuş Güvenliği Kuşlar için tehlike oluşturan kuş-uçak çarpışmalarında zarar gören taraf bu sefer sadece kanatlı dostlarımızla sınırlı kalmıyor. Bu çarpışmalar yüksek maliyetlerinin yanısıra uçakların düşmesine kadar varan ölümcül kazalara sebep olmakta. 1912¬1995 yılları arasında dünyada en az 30 ölümcül kaza, harap olan 52 sivil uçak ve 190 ölüm kaydedilmiş. 1983-1998 yılları arasında kuş-uçak çarpışması nedeniyle Türkiye`de 11 askeri uçak düşmüş ve 4 pilotumuz şehit olmuş. Askeri havacılık kadar sivil havacılık için de kuş-uçak çarpışmaları büyük sorun oluşturmakta. Sivil havacılıkta yapılan bir araştırmada 1990-1995 yılları arasında Türkiye`de meydana gelen çarpışmaların dünya ortalamasının iki katı olduğu belirtilmiş. Bu çarpışmalar özellikle göç dönemlerinde ve kuşların binlerce yıllık tecrübeleriyle oluşturdukları kuş göç rotaları üzerinde yoğunlaşmakta. İnsan etkisi ile göç rotalarını değiştirmenin hem imkansızlığı hem de etik açıdan yanlış olması nedeniyle ilk bakışta kuş-uçak çarpışmaları kaçınılmaz bir tehlike olarak düşünülebilir. Bu tehlike karşısında uçuş güvenliği uzmanları gürültü, kuşlara ateş etmek gibi değişik önlemler denemişler. Bu yöntemlerin çoğunun ancak geçici süreler için başarı sağlaması nedeniyle uçuş güvenliğindeki yeni yöntemler kuş göçünü ve ekolojisini anlamaya yönelik, kuşlarla uyumlu tedbirler oluşturacak şekilde gelişmiş. Modern uçuş güvenliği uygulamaları yerden gözlemler ve aynı zamanla radarla eşgüdümlü göç izleme çalışmalarına dayanmakta.  Radarların ilk kullanılmaya başladığı yıllarda ekranda görülen ve radar operatörleri tarafından "melekler" olarak tanımlanan parıltılar, gökyüzünün gerçek sahipleri olan kanatlı dostlarımızın ekrandaki izlerinden başka bir şey değildi. Askeri amaçlı radarların İkinci Dünya Savaşı`ndan sonra bilimsel çalışmalar için kullanılmaya başlaması ile her canlı gibi vücudunun büyük bir kısmı sudan oluşan ve bu sayede radar dalgaları tarafından algılanabilen kuşları izlemek için ornitologların çok fazla beklemesi gerekmedi. Yerden yapılan kuş gözlemleri ve sayımlarının radar görüntüleri ile eşleştirilmesi ile gerçekleştirilen göç izleme çalışmaları kuş göçünün hangi saatte, hangi rota üzerinde ne kadar yoğunlukta olacağını havacılık uzmanlarına uçuş öncesi bildirilmesini sağlamakta. Böyle bir erken uyarı sistemini kullanan ABD, Hollanda ve İsrail`de kuş-uçak çarpışmalarında %70`e varan azalma sağlanmış.  

http://www.ulkemiz.com/gocmen-kuslarin-korunmasi-nasil-yapilmali

Samandere Şelalesi

Samandere Şelalesi

Düzce'nin güneydoğusunda, İl merkezine 26 km. uzaklıkta yer alan Samandere Şelalesi, Samandere Köyü sınırları içinde bulunmaktadır. Bulunduğu köye adını veren, tabiat olaylarının meydana getirdiği özellikler ile oluşan Samandere Şelalesi, doğal oluşum özellikleri ile Milli Parklar Kanunu gereğince ve Orman Bakanlığınca “Tabiat Anıtı” olarak tescil edilmiştir. Ayrıca buradaki 500m. Yükseklikteki ağaçlar ve iki küçük şelale ile Cadı Kazanı denilen bölümde tescillidir. Samandere Şelalesinde, ağaçların arasından şiddetle akan sular, beyaz köpükler halinde dökülerek cadı kazanı içinde derin kayalıkların arasında adeta kaynamaktadır. Şelalenin arkasındaki kayanın içinde, doğal olarak oluşan mağara ile bir ara kaybolan sular biraz ilerden tekrar ortaya çıkarak akışını sürdürmektedir. Tabiat Anıtı olarak ilen edilen Samandere Şelalesi, koruma altına alınmış doğal bir varlığımızdır. Zengin bitki örtüsünün su sesi ile bütünleştiği şelalede, mesire ve piknik alanları, doğa yürüyüş parkurları, kamp alanları, orman içi dinlenme yerleriyle muhteşem bir doğagüzelliğine sahiptir. Tem Otoyoluna 20km. D-100 Karayoluna 26km.mesafededir. KAYNAK: http://www.duzcekulturturizm.gov.tr

http://www.ulkemiz.com/samandere-selalesi

KÜÇÜKSU KASRI

KÜÇÜKSU KASRI

  Küçüksu Kasrı veya Göksu Kasrı, İstanbul'un Küçüksu semtinde, Göksu Deresi ile Küçüksu Deresi arasında, Boğaziçi'nde Üsküdar-Beykoz sahilyolu üzerinde yer alan kasır. Sultan Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan'a yaptırılmış, inşaatı 1856 yılında tamamlanmıştır. Eski adı "Göksu Kasrı" olan bu yapı, padişahların, Boğaziçi kıyılarındaki biniş kasırlarından biridir. Kasırlar sadece hünkârların malı sayılan ve sarayların haricinde inşa edilen, köşkten büyük binalardır. Devamlı ikamet için kullanılmayan kasırlar, padişahların dinlenmeleri için vakit geçirdikleri yerdir   Osmanlı tarihinde Lale Devri adıyla geçen dönem, yeniçeri ayaklanmasıyla kanlı bir şekilde sona erdikten sonra, Kâğıthane'de bulunan saray, köşk, yalı vb. binalar yağmalanıp yıkılmıştır. Bu hareket bir halk ayaklanması niteliğinde olmadığından kısa bir süre sonra her şey eski haline dönmüştür. İşte, böyle bir ortamda tahta çıkan I. Mahmud, Kâğıthane ve civarını imar etme yerine, Boğaziçi kıyılarında dinlenmeyi ve eğlenmeyi tercih etmiştir. Küçüksu, padişahın Boğaz'da en fazla sevdiği semtlerden biri olmuştur. Sadrazam Divitdâr Mehmed Emin Paşa, padişahın bu yöreyi çok sevdiğini farkedince, kendisine bu yörede bir kasır yapılmasını teklif etmiş ve olumlu cevap alınca da, kasrın yapılması için gerekli emirleri vermiştir.   Mühendis ve şehremini Yusuf Efendi, bir plan hazırlayarak, Küçüksu'da ahşap bir bina inşa etmeye başlamıştır. Kasır, 1751 yılında büyük törenlerle açılmıştır. Kandilli yamaçlarında kuyular kazılmış, terazilerle kasra su getirilmiştir. Getirilen su, kasrın ihtiyacını karşılamakla birlikte, havuz ve sebiller için de kullanılmıştır.   Sadrazam, kasrın döşeme masraflarını, Kedhüda Bey, Defterdar Efendi, Reis Efendi, Çavuş Başı, Yeniçeri Ağası, Cebeci Başı, Darphâne Nazırı, Gümrükçü ile Buğdan Voyvodası arasında paylaştırmıştır. III. Selim döneminde Küçüksu Kasrı tamamen tamir ettirilmiş, kasrın önüne büyük bir çeşme yapılmıştır. Kasrın diğer bir onarımı da II. Mahmut devrinde olmuştur.   Küçüksu Kasrı, 17. yüzyıl'dan başlayarak çeşitli kaynaklarda Bağçe-i Göksu adıyla anılan hasbahçenin (bugün Küçüksu Çayırı'nın bulunduğu alan) eşsiz doğal güzellikleriyle ilk olarak Sultan IV. Murat'ın (1623-1640) ilgisini çektiği ve 18. yüzyıl başlarında bu çevrede ilk yapılaşmaların görüldüğü bilinmektedir. Sultan I. Mahmut (1730-1754) döneminde Divittar Mehmed Paşa, bu hasbahçenin deniz kıyısına iki katlı ve ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmut dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır. Sultan Abdülmecit dönemindeyse (1839-1861) padişahın emriyle yıktırılmış ve yerine bugünkü kargir yapı inşa edilmiştir.   1857 yılında hizmete giren yeni Küçüksu Kasrı'nın mimarı Nikoğos Balyan Kalfa'dır. Kâgir, iki katlı ve yığma tekniğiyle inşa edilmiştir. Tuğla ve taş kullanılarak yükseltilen bina, ortalama 15 m x 27 m'lik bir alanda yer alır. Bodrumu ile birlikte üç katlı olan yapının bodrum katı mutfak, kiler ve hizmetçi odalarına ayrılmış, öbür katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Her oda, hem hole, hem de arkasındaki diğer bir odaya açılır. Denize bakan odalarda iki, kara tarafındakilerde ise bir bulunur. Bu özelliğiyle geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, dinlenme ve av için kullanılan, bir "biniş kasrı" niteliğindeki yapı devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876) cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir.   Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda, merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan görevlendirilmiştir.   Uzun kenarı denize paralel, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Yerden 3m kadar yüksekteki bir alt bölüme oturan iki kattan oluşur. Deniz cephesi üç düşey parçaya ayrılmıştır.; bunlardan ortadaki düz, yanlardaki dışbükeydir. Orta bölümde bulunan kapıya, at nalı biçimli, iki kollu görkemli bir mermer merdivenle ulaşılır. At nalının iki kolu arasında fıskiyeli mermer bir havuz yer alır. Giriş bölümü dört sütunun taşıdığı kemerli bir sahanlığın gerisine doğru çekilmiştir. Zemin katta boydan boya ikişer balkon vardır. Üst kattaki konsollara taşıtılmış, zemin kattaki ayaklara oturtulmuştur. Yapının bütün cepheleri, en tepede konsollar üstünde ileri taşan ve çatıyı gizleyen bir parapet duvarıyla sona erer.   Alçı kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir Şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır.   1994 yılında kapsamlı ve çağdaş bir restorasyon gören Küçüksu Kasrı, halkın ziyaretine açık tutulmakta, hemen yanıbaşındaki iskeleyi, çeşme meydanını ve özgün bahçesini tarihsel ve eskiden olduğu gibi halkın eğlenip dinlenebildiği bir mesire kimliğine kavuşturma çalışmaları sürmektedir. Bu çalışmalar sona erdiğinde, yapının bahçesi diğer saray, köşk ve kasırlarımızda olduğu gibi ulusal ya da uluslararası nitelikteki resepsiyonlara ayrılacaktır.   https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%BC%C3%A7%C3%BCksu_Kasr%C4%B1  

http://www.ulkemiz.com/kucuksu-kasri

Abant Gölü Nerededir

Abant Gölü Nerededir

Abant Gölü, Bolu'nun 34 kilometre güney batısında bulunan, yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan ve alanı 125 hektarı bulan bir heyelan set gölüdür. Suları tatlı olan gölün, en derin yeri 18 m'dir.Temel ÖzelliklerAbant Gölü, Batı Karadeniz bölümü dağlarının ikici sırasını oluşturan, Abant ve Keremali dağları üzerinde yer alır. Abant Deresinin, vadisinde oluşan bir heyelan gölü oluşturmuştur. Göl çevresinde 1400-1700 metrelere varan tepeler yer alır. Gölden çıkan fazla sular Abant Deresi ile Bolu Çayına dökülür. Göl birkaç kaynak suyu, iki-üç kısmen devamlı olan akarsu ve özellikle de kar ve yağmur suları ile beslenmektedir. Göl ve çevredeki 1196 hektarlık alan Tabiat Parkı olarak işletilmektedir. Göl derinliklerinin görülebileceği kadar durudur. Doğal YaşamÇevrede şu hayvanlar yaşamaktadır: Yabandomuzu, tavşan, karaca, ayı, tilki, yaban ördeği, keklik ve yaban güvercini. Gölden çıkan ve Abant Alabalığı olarak bilinen endemik balık, literatüre Salmo trutta abanticus olarak girmiştir.Göl çevresinde yayla olarak kullanılan açık alanlarda olsa da, gür ormanlarda yer alır. Köknar, çam, meşe, kayın, gürgen, kestane, yabani meyve ağaçları zengin bir bitki örtüsü oluşturur. Göl kıyılarda sarı ve beyaz nilüferler su yüzeyini kaplarlar. Alan KullanımıAbant gölü İstanbul-Ankara karayoluna oldukça yakın olması nedeniyle yoğun olarak kullanılmaktadır. Gölün etrafında oteller ve restoranlar mevcuttur. Göl çevresi eğlence, dinlenme, spor, avcılık ve piknik yapmaya uygundur. Kamp alanları mevcuttur. Gölü çevreleyen asfalt yol gezinti amacıyla kullanılır. Dört adet günübirlik pinkik alanı yer alır. Samat yaylası yakınlarında günde 330 çadırın kullanabileceği kamp alanı bulunur.Çevredeki alıç, böğürtlen, kuşburnu, çilek, mantar ve dağ çilekleri gibi bitkilerden yararlanılır. Göl çevresinde alabalık ve geyik üretim istasyonları yer alır. Alabalık yavruları göle bırakılır. Geyikler yetiştikten sonra doğaya bırakılır.Bolu girişi kontrollüdür ve ücret alınır. Bu alanda otopark bulunur, ziyaretçi tanıtım merkezi yapılması planlanmaktadır. Taşkesti ve Mudurnu girişlerine de kontrol noktası yapılması planlanmaktadır. Ulaşımİstanbul-Ankara arasındaki D-100 karayolunun 203. km'sinden ayrılan Ömerler köyü sapağından, 22 km'lik asfalt yolla ulaşılmaktadır. Taşkesti beldesi içinden ayrılan yolla, Abant'a ulaşmak mümkündür. Bu yol yeni asfaltlanmış olup, güneybatı yönünden alana ulaşım sağlar. Nallıhan, Mudurnu üzerinden güneyden göl alanına ulaşılır. Gölün bazı merkezlere uzaklığı şu şekildedir;, İstanbul 258 km, Ankara 225 km, Düzce 60 km, Bolu 33 km, Mudurnu 20 km. Abant gölünün Ankara'ya yaklaşık uzaklığı 2 saat kadardır. https://tr.wikipedia.org/wiki/Abant_Gölü

http://www.ulkemiz.com/abant-golu-nerededir

Tortum Şelalesi

Tortum Şelalesi

Tortum Şelalesi, Erzurum/Tortum Tortum Çayı'nın üzerinde oluşan Tortum Gölü'nün sonunda bulunan bir şelaledir.Tortum Gölü, 1700'lü yılların ortalarında bugünkü Balıklı Köyü batısında bulunan bir dağın heyelan sonucu Tortum Çayı'nın önünü kapatmasıyla oluşmuş bir göldür. Tortum Şelalesi, Tortum gölü'nün Tev Vadisi ile gölün kuzey ucu arasındaki heyelan kütlesini aşarak dökülmesiyle oluşmaktadır. Tortum Gölü'nün döküldüğü akar yatağa yakın dirençli kireç taşı katmanları üzerinden geçmektedir. 22 metrelik genişlikten ve 48 metre yükseklikten düşmektedir. Düşen sular, üstte gökkuşağı, altta koca bir dev kazanı meydana getirmektedir. Ayrıca bu göl bir doğal anıttır. Erzurum'un Uzundere ilçesindedir.Çevre halkı şelaleye öz Türkçe karşılığı olarak "sudökülen" demektedir. Bölgenin en önde gelen ziyaretçi kitlesini Atatürk Üniversitesi'nin Diğer bölgelerden gelen öğrencileri oluşturmaktadır. Bunun yanında Tortum Şelalesi Uluslararası Turizm'e de açık bir alandır ve yabancı turistleride ağırlamaktadır.Şelalenin bulunduğu bölgede ziyaretçiler için piknik alanı ve hemen şelalenin altına inen merdivenlerin ücerinde Demir korkuluklu İzleme Balkonu bulunmaktadır. Merdivenleri takip ederek Şelalenin altına inilebilir ve diğer taraftaki merdivenleri takip ederek yukarıya çıkılabilmektedir. Şelale bahar aylarında balkon izleyicilerini ıslatmaktadır. İzleyenlere doğa ile iç içe bir ortam yaşatan şelale özellikle doğa tutkunları için hayranlık uyandıracak görüntüler barındırmaktadır. Tortum Şelalesi bir rivayete göre izleme merdivenlerini şelale tarafından inip, elektrik santrali tarafından çıkanlarda nefes darlığı ve kalp rahatsızlıklarını önlüyormuş.

http://www.ulkemiz.com/tortum-selalesi-1

Tabiyat Tarihi Müzesi

Tabiyat Tarihi Müzesi

Türkiye Cumhuriyeti'nin yaratıcısı Atatürk'ün emriyle 1935 yılında kurulan MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki Tabiat Tarihi Müzesi, 7 Şubat 1968 tarihinde bilim dünyası ve halkın hizmetine açılmıştır.

http://www.ulkemiz.com/tabiyat-tarihi-muzesi

1. Bölgesel Turizm Kongresi

1. Bölgesel Turizm KongresiYer : İzmir / SeferihisarTarih : 24-27.MART.2016Düzenleyen : Dokuz Eylül Üniv. Seferihisar Fevziye Hepkon Uygulamalı Bilimler YüksekokuluKongre Merkezi : Dokuz Eylül Üniv. Seferihisar Fevziye Hepkon Uygulamalı Bilimler YüksekokuluOrganizatör :Web Sitesi : http://btk.deu.edu.tr/DAVET.Turizmdeki gelişme ile birlikte ülkeler ,bölgeler ve destinasyonlar arasında giderek artan rekabet, seyahat anlayışındaki değişmeler, turistlerin beklentilerindeki farklılaşma, turistik mal ve hizmetlerdeki çeşitlilik farklı ölçeklerde turizm ile ilgili değerlendirmeler yapma ihtiyacını ön plana çıkarmaktadır. Turistik bölge ve destinasyonların sahip oldukları karşılaştırmalı üstünlükler, doğal ekonomik varlıklar ile sosyo – kültürel varlık, değer ve olayları bağlı çekim güçleri uyguladıkları turizm politikalarını şekillendirmektedir.Söz konusu değerlendirmelerden hareketle Dokuz Eylül Üniversitesi Seferihisar Fevziye Hepkon Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu olarak Seferihisar’da süreklilik gösterecek bir Turizm Kongresi’nin düzenlenmesi ve isminin “Bölgesel Turizm Kongresi” olması kararlaştırılmıştır.Birincisi düzenlenen ”Bölgesel Turizm Kongresi” nin süreklilik kazanarak ülke turizmimizin gelişmesine katkı sağlaması, turistik işletmeler ve turizm akademisyenlerine yararı olmasını dilerim.Prof.Dr.Alp TİMURDüzenleme Kurulu Başkanı

http://www.ulkemiz.com/1-bolgesel-turizm-kongresi

Nâilî Kimdir? Hayatı, Sanatı, Eserleri Nelerdir ?

Nâilî Kimdir? Hayatı, Sanatı, Eserleri Nelerdir ?

Nâilî’nin hayatı hakkında pek fazla ayrıntı yoktur. Bunun sebebi olarak büyük ve önemli bir devlet memurluğu yapmadığı, devletin ve dönemin ileri gelen kişileriyle bir yakınlığı bulunmaması ve devrin herhangi bir önemli olayı içinde görülmemesidir. Nâilî, şiirden başka bir alanda söz sahibi olmamış, Dîvan’ından başka eser vermemiştir. İşte bu sebeplerden tezkirelerde adı çok nadir ve genellikle kısa olarak anılır ve dönemin tarihçileri onun hakkında ayrıntılı bilgi vermemişlerdir. Bu durumda Nâilî’nin hayatı araştırılırken tezkirelerdeki kısa bilgilere bakmamız gerekir. Tezkirelerin verdiği kısıtlı bilgiye göre Nâilî’nin asıl adı Mustafa’dır. İstanbul’un orta halli memur ailelerinden birinden olduğu anlaşılıyor. Babası maden katiplerinden Piri Halife adında bir kişidir. Bu yüzden bazı kaynaklarda Nâilî, Pirizade olarak geçer. Nâilî’nin doğum yılı belli değildir. Bununla birlikte divanının bazı parçalarından onun 1600 lü yıllarda yaşamış olduğu sonucu çıkartılabilir. Nâilî bir kasidesinde 55 yaşına geldiğini söylüyor. Bu kasideden de en az 55 yaşına kadar yaşamış olduğu çıkartılmıştır. Safayi’nin tezkiresinde Nâilî için geçen “evail i halinde tahsil-i maarif-i bi-hisabdab sonra….” cümlesinden, Nâilî’nin iyi bir eğitim aldığını görüyoruz. Aslında şiirlerine baktığımızda bu eğitimin izlerini rahatlıkla görürüz. Gençliğinde Nâilî, babasının katiplik yaptığı maden kalemine girmiş, burada derece derece yükselerek baş halifeliğe kadar çıkmıştır. Nâilî’nin ömrü boyunca kalemdeki gelirinden başka geliri olmadığı anlaşılıyor. Yani bu demektir ki Nâilî, dönemin şairleri arasında popüler olan devlet büyüklerine kasideler, gazeller yazıp gelir kapısı elde etmeye çalışması gibi bir çabaya girmemiştir veya bu çabalarında başarılı olamamıştır. Bu durumda Nâilî kendisinin de deyimiyle “fakr-u zaruret” bir hayat yaşamıştır. Bu yüzden de hemen tüm kasidelerinde hayatından memnun olmadığını dile getirmiştir.Nâilî’nin, hayatı boyunca çektiği sıkıntılar, onun yaşlılık döneminde doruğa çıkmıştır. Yine Safayi’nin tezkiresine göre, Nâilî’yi çekemeyenlerin attığı iftiralar yüzünden şair, dönemin sadrazamı Köprülüzade Fazıl Ahmed Paşa’nın gazabına uğramış, memurluktan atılarak sürgün edilmiştir. Bu konuyla ilgili başka bilgi olmasa da, Nâilî’nin Köprülüzade’ye yazdığı, affını istediği şiirlerine dayanarak bu olayın doğruluğunu teyit edebiliriz. İstanbul’dan uzaklaştırıldığında Nâilî’nin sürgün hayatını diğre bir çok sürgün şair gibi Edirne’de geçirdiğini Nâilî’nin kasidelerinden anlıyoruz. Örneğin şair bir şitaiyesinde (şitaiye: kış mevsimini anlatan şiirler) Edirne’de kış mevsimini anlatmıştır.Ömrünün son yıllarını gurbette acı içinde geçiren Nâilî, bağışlanması için çok uğraşmış, çeşitli devlet büyüklerine, bil hassa Köprülüzade’ye pek çok şiirler, mektuplar yazmıştır. Nâilî’nin bu kadar çabasına karşın sonunda muradına erdiğini, İstanbul’a döndüğünü yine şiirlerinden anlıyoruz.Nâilî, 55-60 yaşları civarlarında, İStanbul’da ölmüştür. Bu konuda daha fazla bilgi yoktur.Sanatı:Nâilî’nin XVII. yüzyıl Türk Edebiyatı ve hatta bütün Türk Edebiyatının büyük şairlerinden biri olduğu aşikardır. Nâilî’nin yaşadığı dönemden itibaren tüm kaynaklar onun şiirini övmüş, şiire yenilik getirdiğinden bahsetmişlerdir. GErçekten Nâilî’nin şiirlerinde, daha önce görülmeyen yeni bir üslup görüldüğü, şiirde yeni bir çığır açtığı hemen sezilir. HEr kelimeyi yerli yerinde ve etkili kullanır.Nâilî, Sebk-i Hindi üslubunun tüm özelliklerini yansıtır. Buna bağlı olarak, anlama sözden çok önem verir. Nâilî’nin beyitlerinin anlamı son derece girift ve ince işnemiştir. Bu yüzden beyitin anlam derinliğine varmak oldukça güçtür. Sebk_, Hindi’nin bir başka özelliği, aklın yerine hayalin ön plana geçmesi Nâilî’de de görülür. Nâilî’nin beyitlerinde hayale geniş yer vardır ve hayaller genişledikçe beyiti anlamak zorlaşır.Izdırap, Nâilî’nin şiirlerinde geniş yer tutar. Nâilî, yapı olarak zayıf, çelimsiz, hastalıklı, narin bir yapıdadır. Tüm bunların üstüne yaşadığı fakir hayat, çektiği zorluklar, sürügün hayatı.. vs eklenince, şairin şiirlerinde acı doğal olarak ön plana çıkmıştır.Hin Üslubunun bir başka özelliği olan mübalağayı Nâilî sık sık kullanmıştır. Fakat Nâilî’nin mübalağası hemen hemen her zaman soyut kavramlar üzerine kurulmuştur.Bunlar dışında Nâilî’nin şiirlerinde tasavvuf, umutsuzluk, soyut bir kavram olan “hayret” üzerine kurulmuş bir hayal derinliği, uzun tamlamalar, tezatlar iç dünya tasviri… da görülür.Yalnız burada bir parantez açmak gerekirse Nâilî’de tasavvuf, tıpkı Fuzuli’deki gibi geri plandadır. Yani Nâilî tasavvufu bir amaç değil, bir araç olarak görür. şiirlerinde ilk önceliği tasavvufi düşünceyi vermek değil, sanattır. Ancak tasavvuf bu sanat potasında eritilip öyle verilmiştir.Nâilî’nin şiirlerindeki dil genellikle süslü ve ağdalı bir dildir. Uzun tamlamalar dikkat çeker. Bu yüzden de şiirlerini anlamak ekstra zorlaşır. Bununla birlikte Nâilî’nin dili ince ve zariftir. Ahenge önem verilir ve ahenge uygun olmayan kelimeler genellikle kullanılmaz.Yabancı kelimelerin sıkça kullanılması Nâilî’nin dilinin bir başka özelliğidir. Zaten bu durum Nâilî’nin dilini ağır ve anlaşılmaz yapar.Bunlar dışında Nâilî’nin dili için söylenebilecekler; soyut tamlamalara çokça yer vermesi, soyut kelimelerin somut kelimelerle birleştirilerek tamlamalar yapılması… vs.dir.Eserleri: Nâilî’nin tek eseri Divan’ıdır. Eser alışılmış bir Divan tertibindedir. Başta dini şiirler, (münacaat vs), kıt’alar, rubai ve müfredler, şarkılar ve tarihler sıralanmıştır. Divan’da 4413 beyitlik 2 münacaat, biri Hz. Ali, diğeri Hz. Hüseyin, sekizi de Hz Muhammed’le ilgili 10 na’at, 29 medhiye, terci-i bend şeklinde bir mersiye, 4 müseddes, 1 terkib-bend, 1 tahmis, 390 gazel, 1 müstezad, 18 kıt’a, 8 rubai, 5 beyit, 11 şarkı ve 6 tarih vardır.Son olarak Nâilî’nin şiirlerinden bir kaç örnek verelim:Hevâ-yi aşka uyub kûy-i yara dek giderüz Nesîm-i subha refikiz bahâra dek giderüzPelâs-pâre-i rindî be-dûş u kâse be-kef Zekât-ı mey verilür bir diyâra dek giderüzTarîk- fâkada hem-kefş olub Senaî’ye Cenâb-ı Külhani-i Lây-hâra dek giderüzVerüb tezelzül-i Mansur’u sâk-ı arşa tamam Hudâ Hudâ diyerek pâ-yı dâra dek giderüzEderse kand-ı lebün hâtır-ı mezâka hutûr Diyâr-ı Mısr’a değil Kandehâr’a dek giderüzFelek girerse kef-i Nâiliye dâmânun Senünle mahkeme-i Kirdigâr’a dek giderüz******Yakar mı nâme-berin yoksa yâra değmez mi Niyâz-nâmemiz ol gam-güsâra değmez miBizi unuttu mu yoksa peyâm-ı sıhhat-ı yâr Bu memlekette garîb-üd-diyâra değmez miBir âşinâlığı ol mâh-ı çâr-ebrûnunİki cihanda da ömr-i dû-bâra değmez miBahârı n’eyleriz ol gül-izâr-ı gonce-femin Gülüp açılması bin nevbahâra değmez miNe denli saklasan ey köhne pîr-i nâ-bâliğTecemmülün yine mîrâs-hâra değmez miKadem kadem gece teşrîfi Nailî o mehin Cihân cihân elem-i intizâra değmez mi?******Yemm-i âteş-hurûş-ı dilde oldukça sükûn peydâ Eder her dağ-ı hasret tende bir girdâb-ı hûn peydâBu âlem pây-tâ-ser kûh kûh-ı mihnet ü gamdır Eder her tîşekâr-ı ârzû bir Bîsütûn peydâGirân etsin ko diller târ târ-ı zülfün olsun tek Ruhun bâğında nice müşk-bîd-i ser-nigûn peydâLeb-i şûh-ı nigâh-ı çeşmin oldukça terennüm-sâz Eder her cünbiş-i müjgânı bir nakş-ı füsûn peydâBu lu’betgâhda ey Nâilî bilmektür hikmet Ne zîr-i hırkadandur heft-tâs-ı nilgûn peydâYazar: Gazanfer TUFAN Kaynak: http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/nil-kimdir-hayati-sanati-eserleri-nelerdir-

Termessos Antik Kenti

Termessos Antik Kenti

Termessos, Türkiye’nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir. Antalya’nın 30 kilometre kuzeybatısında, Korkuteli yolu üzerinde yer alır. Deniz seviyesinden ortalama 1.150 metre yükseklikte, Güllük Dağı’nın güneybatısında doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Birçok vahşi bitkinin arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos’un, huzur veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farklı ve etkileyici bir havası vardır. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir adını taşıyan Milli Park kapsamına alınmıştır.Termessos ismindeki çift “s”, şehrin Anadolu insanların tarafında kurulduğuna dair dilbilimsel bir kanıt sağlar.Strabo’ya göre, Pisidia halkı olan Termessos sakinleri kendilerini Slymi olarak çağırırlardı. Yaşadıkları dağa da verilen bu isim, sonraki yıllarda Zeus’la özdeşleştirilen ve burada da Zeus Solymes kültünün yükselmesine sebep olan Anadolu tanrılarından Solymes’den gelmektedir. Termessos sikkelerinde genelde bu tanrı vardır ve sikkelere adını verilmiştir.MÖ 333'de Büyük İskender bu şehri isitla etmeye çalışmış, ancak zor olacağını anlayınca çekilip seferine devam etmiştir.

http://www.ulkemiz.com/termessos-antik-kenti

GÖREME TARİHİ MİLLİ PARKI

GÖREME TARİHİ MİLLİ PARKI

İli : NEVŞEHİR Adı : GÖREME TARİHİ MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1986 Alanı : 9.572 ha. Konumu : İç Anadolu Bölgesi’nde, Nevşehir ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Ulaşım : Milli parka; Ankara-Adana karayolu ile Aksaray’dan doğuya gidilerek ulaşılır. Kayseri’den ise Avanos ve Ürgüp yolu ile gidilir. Kaynak Değerleri :           Milli park, Orta Anadolu’nun Aksaray’daki Hasan Dağı ile Kayseri’deki Erciyes Dağı volkanik bölgesinde yer almaktadır. Miosen devrindeki bazalt lavları ile Pliosen devrindeki lavlar ve etrafı kaplayan volkanik küller Erciyes yanardağı tarafından meydana getirilmiştir. Pliosen devri sonları ile Pleistosen devri başlarında bazaltlı lavlar, kül yataklarının bazı bölgelerine doğru akmışlardır. Koruyucu bazalt örtüsüne sahip volkanik kül formasyonları, üstlerindeki birikintilerin ağırlığı ile katılaşmışlar, meydana gelen bu formasyonlar su ve rüzgar gibi dış kuvvetlerle kolaylıkla aşınmışlardır ve bunun sonucunda da peribacaları oluşmuştur. Saha; su ve rüzgar erozyonu ile oluşan bu yer şekillerinin meydana getirdiği ilginç manzara yapısına ve birçok endemik bitki türüne sahiptir.             Alan; volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısı içerisinde Bizans kilise mimarisi ve dinsel sanat tarihinden önemli bir devri sergilemektedir. Bölgenin özelliklerinden dolayı burada yaşayanlar savaşların etkilerinden, merkezi idarenin otoritesinden uzak kalmayı başarabilmişlerdir. Ana ulaşım yollarına uzaklığı ve engebeli bir alan olması, gizlenmek isteyen veya dini inzivaya çekilenler için uygun korunma yeri olmuştur. Manastır hayatı 3. yüzyıl sonları ile 4. yüzyıl başlarında başlamış ve hızla yayılmıştır. Manastırlar, kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve keşiş hücreleri, depo ve şarap yapım yerleri bulunan mekanlar oyulmuş, duvar resimleri ile süslenmiştir.             Ayrıca saha içerisinde Ürgüp, Göreme, Çavuşini, Uçhisar, Ortahisar yerleşimleri; Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy hayatını yansıtan tarihi ve doğal bütünlüğü sağlayan sahaları oluşturmaktadır.             Göreme’nin eşsiz jeomorfolojik oluşumu, estetik manzara yapısının görsel değeri ile tarihi ve etnografik yapısı milli parkın kaynak zenginliğini meydana getirmektedir.    Görünecek Yerler : Göreme Ören Yeri, Zelve Ören Yeri, Çavuşini Kilisesi, Ürgüp Müzesi, volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısını oluşturan peribacaları ve peribacalarını oyarak yapılan kilise, şapel ve benzeri mekanlar başta görülmesi gereken yerlerdir.          Ayrıca Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Çavuşini ve Ortahisar yerleşimleri, yerel şarap yapım yerleri, güvercinlikler, ilginç kaya oyma mekanları, depoları ve vadiler Göreme yöresinin geçmişteki kültürüne uygun tarım ve köy (kırsal) hayatını yansıtan yerleşimler olması nedeniyle ziyaretçilerin ilgisini çekecek niteliktedir. Mevcut Hizmetler : Milli park içerisinde, doğal ve kültürel kaynak değerlerinin farklı bir yaklaşımla gezilebilmesi amacıyla belli yaya yürüyüş patikaları mevcuttur. Sahada içerisinde yöre insanının peri bacaları içerisinde oluşturduğu büfelerde yeme-içme, sergilerde de ziyaretçilere el sanatlarını görme imkanı sunulmaktadır. Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne ait idare ve ziyaretçi binası olarak “ Göreme evi” adlı bir tesis de mevcuttur.          Milli park için en uygun ziyaret dönemi 15 Mart-15 Kasım arasıdır. Konaklama : Ziyaretçiler milli park içerisinde ve yakınındaki yerleşim yerlerindeki (Ürgüp, Göreme, Ortahisar, Uçhisar, Avanos’ta) çok sayıdaki otel ve pansiyonlarda konaklayabilir. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Nevşehir DKMP Şube Müdürlüğü : 0 384 2129919, 0384-2129471

http://www.ulkemiz.com/goreme-tarihi-milli-parki

Ilısu Şelalesi

Ilısu Şelalesi

Gülnar ilçesinin Ilısu köyünde bulunan ılısu şelalesi Doğal Güzelliği ile Ziyaretçilerine inanılmaz bir göz ziyafeti sunuyor.  Ilısu Şelalesi, oldukça yüksek debili bir suyun yaklaşık 70 metre yüksekten uçarak oluşturduğu muhteşem güzellikte bir şelaledir. Daha önceleri çok daha yüksekten uçan su, akarsuyun aşındırma gücünden dolayı uzun yıllar boyu giderek alçalmıştır ve alçalmaya devam etmektedir. Suyun şelaleyi ilk oluşturduğunda uçtuğu yükseklik yaklaşık 200 metredir.  Şelale, bu muhteşem görüntüsünün yanı sıra, özellikle yaz aylarında serinlemek isteyenler için ideal bir ortamdır. Yaklaşık 70 metre yüksekten uçan su, indiği yerde taşlara çarparak, adeta doğal bir fıskiye gibi ileriye doğru fışkırmakta ve yaklaşık 15-20 metre uzaklığa kadar sürekli yağmur misali yağmaktadır.  Ayrıca şelalenin en büyük su kaynağı olan Ilısu kaynağı da, şelalenin 2-3 km yukarısında bulunmaktadır. Kayaların içinden derya gibi suyun çıktığı bu kaynağın bir kısmı çevre köy ve kasabaların içme ve sulama suyu ihtiyacının bir kısmını karşılamaktadır.Diğer kolu olan ve Erik deresinden gelen suyun önüne gövde yapılarak yaklaşık 4, 5 km tünel açılarak, yeni yapılmakta olan Görmeli Barajı'na aktarılmış.  Ilısu Şelalesi, Gülnar'a 65, Mut'a 90, Ermenek'e ise 30 km(diğer yol 70 km civarında) dolaylarında bir mesafededir.Şelale'ye kadar özel araçla inme imkanı mevcuttur

http://www.ulkemiz.com/ilisu-selalesi

GÜLLÜK DAĞI (TERMESSOS) MİLLİ PARKI

GÜLLÜK DAĞI (TERMESSOS) MİLLİ PARKI

İli : ANTALYA Adı : GÜLLÜK DAĞI (TERMESSOS) MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1970 Alanı : 6.702 ha. Konumu : Akdeniz Bölgesi’nde Antalya ili, Korkuteli ilçesi sınırları içerisinde ve Toros Dağları üzerinde yer almaktadır. Ulaşım : Antalya’ya 34 km uzaklıkta olup, Antalya-Korkuteli karayolu ile ulaşılır. Kaynak Değerleri :           Antalya’nın kuzeyinde geniş düzlükler meydana getiren travertn basamaklarından sonra yükselen Torosların Güllük Dağı yamaçlarında yer alan antik Termessos şehrini, Anadolu’nun yerli ırkı olan Solimler kurmuştur. Termessos ve Solimler hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte Bellerofontes efsanesine bağlı olarak Homeros’un İlyada’sında Solimler’den Termessos halkı olarak bahsedilmektedir. Termessos’un tarih sahnesine çıkışı M.Ö. 334’de İskender’in bölgeden geçtiği tarihle başlar. Aşağı şehir, şehir merkezi ve mezarlık olarak 3 bölümde gelişen şehir, Roma döneminde en parlak çağlarını yaşamıştır.             Şehrin surları, kuleler, kral yolu, Hadrian Kapısı, gymnasium, agora, tiyatro, odeon, zengin süslemeli mezarlar, şehrin suyunu sağlayan sarnıçlar ve drenaj sistemi Termessos’un en görkemli yapılarının kalıntılarıdır.             Milli parkta; Güllük Dağı’nın sarp kayalıkları, duvarları 600 m’ye kadar yükselen Mecine Kanyonu gibi jeomorfolojik özellikler yanında, Akdeniz iklim tipinin bitki topluluklarını sergileyen orman ve maki örtüsü, bu doğal ortamda barınan dağ keçisi, alageyik, şah kartal gibi nadir yaban hayvanı türleri bulunmaktadır.    Görünecek Yerler : Milli park; antik Termessos şehri kalıntıları, Güllük Dağı’nın değişik jeolojik ve jeomorfolojik oluşumları, Akdeniz bitki topluluklarının sergilendiği orman ve maki toplulukları, zengin fauna gibi doğal ve kültürel pek çok özellikleri ile görülmeye değer bir sahadır.          Antik Termessos şehri kalıntıları günümüze kadar en iyi şekilde korunarak ulaşabilmiş eserlerdendir.             Milli parkta tabiatın sunduğu bütün zenginlikler, güzellikler ve Termessos şehri, surları, kuleleri, kral yolu, Hadrian Kapısı, gymnasium, tiyatro, odeon, zengin süslemeli mezarlar, sarnıçlar gezilebilir. Milli parkı ziyaret için en uygun zaman Nisan-Aralık aylarıdır. Mevcut Hizmetler : Milli park içerisindeki idare merkezi, her türlü donanımıyla ziyaretçilere park hakkındaki bilgileri verebilecek şekilde hizmet vermektedir. “Doğa Okulu” olarak, Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü, üniversiteler ve TÜBİTAK ile işbirliği içerisinde doğa derslerinin uygulamalı olarak gerçekleştirildiği bir sahadır. Burada rekreasyonel faaliyetlerden doğa yürüyüşleri tercih edilirken, piknik imkanı da söz konusudur. Kırgazinosu günübirlik aktivitelere hizmet vermektedir. Konaklama : Milli parkta düzenlenmiş piknik ve kamp alanlarından faydalanılabilir. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Antalya Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 242 3217961          Antalya DKMP Şube Müdürlüğü : 0 242 3432652

http://www.ulkemiz.com/gulluk-dagi-termessos-milli-parki

Sapanca Gölü Kuş Gözlem Alanı

Sapanca Gölü: Türkiye’nin önemli kuş alanları arasında yer alan Sapanca Gölü, bütünüyle tarım alanları, meyve bahçeleri ve büyük kavaklıklarla çevrilmiştir. Kıyılarda küçük sazlık alanlar mevcuttur. 1995 ve 1996 sayımlarında önemli sayıda su kuşu tespit edilmiştir. Burada önemli türler arasında Macar ördeği, elmabaş patka, sakarmeke bulunmaktadır. Sapanca Gölü dışında kuş türleri açısından önemli bir park haline gelmiş olan Darıca-Bayramoğlu Kuş Cenneti ve Temalı Parkı’nda da kuş gözetleme olanağı vardır. İstanbul’a 38 km. mesafede bulunan Darıca Kuş Cenneti ve Temalı Parkı, kuş türleri açısından dünyada benzeri olmayan bir park haline gelmiştir. Hayvanat bahçesinde 350 çeşit hayvan ve 250 nin üzerinde bitki çeşidi, tropik merkez akvaryum, botanik bahçeleri ile çocuk oyun alanları restuarantlar ile bir bütün oluşturmaktadır. Kuş Cenneti eğitim, gezi ve günübirlik dinlenme amaçlı bir tesistir. Göl çevresinde yıl boyunca yapılan gözlemlerde 12 takımdan 28 familyaya 69 kuş türü belirlenmiştir. Bu türlerden 29'u tüm mevsimlerde görülen yerli tür, 232ü yazın görülen yaz göçmeni, 12'si kış göçmeni, 5'i bir defa rastlanan transit göçmendir. En çok tür 42 ile Nisan ayında, en az tür 26 ile Mart ayında sayılmıştır. Alanda görülen Pasbaş patka NT (neredeyse tehdit altında) koruma statüsünde, Dikkuyruk EN (doğal hayatta soyu tükenme tehlikesi çok büyük) statüsündedir. Kalan türler asgari endişe içerir (LC) gurubuna dahildir. Gölde bulunan türler incelendiğinde alanın önemli bir sucul ekosistem olduğu kabul edilmektedir. En yüksek tür sayısı yazın, kışın ise en yüksek birey sayısı gözlenmiştir. Göç yolunda olması, çok fazla tür ve bireyin burada barınması ve üremesi Uluslar Arası Öneme Sahip Sulak Alanlar listesine alınmasını gerektirmektedir. Göl kıyılarında gözlemlenen türler Sakarmeke Dikkuyruk Pasbaş patka Bahri Gümüş martı Bayağı serçe Küçük batağan Karabatak, Küçük karabatak Elmabaş patka Tepeli patka Kızıl tuygun Saztavuğu Kumru Küçük kumru Kır kırlangıcı Kızıl kırlangıç Saz kamışçını Büyük kamışçın Leş kargası Saksağan Bayağı serçe Ağaç serçesi, Sessiz kuğu, Bayağı uzunbacak, Yeşil ağaçkakan, Erguvani balıkçıl, Kılkuyruk Bayağı aynak Yeşilbaş Orman çıvgını Bayağı çıvgın

http://www.ulkemiz.com/sapanca-golu-kus-gozlem-alani

Telmessos Antik Kenti

Telmessos Antik Kenti

Fethiye’nin antik dönemlerdeki ismi; Telmessos'tur. Bu kentin Likya ve Karya uygarlıklarının sınırında İ.Ö. 5. yy. da kurulduğu bilinmektedir. Günümüze ulaşan kalıntılardan, Helenistik ve Roma dönemlerinde, kentin zengin ve yüksek bir kültüre sahip olduğu, Tanrı Apollon’a adanmış ünlü bir kehanet merkezi olduğu biliniyor.  Antik Telmessos’un Likya’ya özgü kaya mezarları, lahitleri, kale ve tiyatrosu bütün görkemiyle Fethiye’yi süslüyor. Telmessos antik tiyatrosu ticari iskelenin hemen arkasında, Fethiye kent merkezinde bulunuyor. Tipik bir Roma özelliği gösteren tiyatronun 2. yy'da daha önce Yunan tarzında yapılmış başka bir tiyatronun üzerine inşa edildiği biliniyor.  1993 yılında Fethiye Arkeoloji Müzesi tarafından yapılar kazılarla ortaya çıkartılan yapının, oturma ve sahne bölümlerinin restore edilmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Fethiye Belediyesi ve Müze Müdürlüğünce yürütülen bir proje kapsamında, restore edilecek antik tiyatronun çevresinde açık bir hava müzesinin oluşturulması için çalışmalar sürdürülüyor. Projenin tamamlanmasından sonra, yeniden biçimlenecek olan kent merkezinin, doğal ve kültürel çevrenin korunarak yaşatıldığı örnek bir alana dönüşmesi amaçlanıyor. Akdeniz kıyı bandında kurulduğundan günümüze kadar yerleşimin kesintisiz sürdürüldüğü tek merkez konumundaki Fethiye veya antik ismi ile Telmossos kentinin geçmişi filolojik bazı tespitlere göre MÖ 3. binlere kadar gitmesine karşın o dönemleri teyid edecek eserlere henüz rastlanmış değildir. Antik dönemden itibaren karşılaşılan pek çok deprem ve yeni yerleşim anlayışı antik dönem yapılarının zaman içerisinde kaybolmasına neden olmuştur. Ancak modern kentin güneyindeki kayalıklara oyulmuş mezarlar ile şehrin çeşitli noktalarında yer alan lahit mezarlar antik çağdan günümüze ulaşan en eski kalıntılar olarak değerlendirilmektedir. Kaya mezarlarından en ünlüsü ve en görkemlisi hiç şüphesiz sol ante duvarı üzerindeki yazıta göre Amyntas mezarıdır. Son yıllarda müzenin yaptığı kazılarda ortaya çıkarılan tiyatro kalıntısı, kentin Antik Dönemdeki yerleşimi ve teşkilatı hakkında bazı bilgiler vermektedir.

http://www.ulkemiz.com/telmessos-antik-kenti

HATİLA VADİSİ MİLLİ PARKI

HATİLA VADİSİ MİLLİ PARKI

İli : ARTVİN Adı : HATİLA VADİSİ MİLLİ PARKI Kuruluşu : 1994 Alanı : 17.138 ha. Konumu : Artvin ili, Merkez ilçe sınırları içerisinde, Çoruh Nehri’nin ana kollarından biri üzerinde bulunmaktadır. Vadi yaklaşık 25 km. uzunluğunda olup, birçok yan dereyle beslenmektedir. Ulaşım : Artvin il merkezinden 10 km’lik stabilize bir yol ile ulaşılır. Kaynak Değerleri :           Vadi boyunca değişik kayaç türleri görülmekle birlikte, bu kayaçların hemen hepsi derinlik volkanizmasının ürünüdür. Hatila Vadisi’nin genel karakteri; V tipi, dar tabanlı, genç vadi özelliğindedir.           Vadi boyunca litolojik farklılıklardan kaynaklanan eğim kırıkları ortaya çıkmıştır. Bu eğim kırıkları, akarsuda şelalelerin oluşumunu sağlamıştır.           Vadi yatağının derine doğru aşınmasının daha kuvvetli olması sebebiyle vadi yamaçlarının eğimi %80, hatta bazı kesimlerde %100’ e ulaşmıştır. Yamaçların gerek fiziksel parçalanma ve kütle hareketleri, gerekse yan dere ve seyelanlarla işlenmesi sonucu vadide çok haşin bir topoğrafya ortaya çıkmıştır. Bu topoğrafya, vadinin orta kesimlerinde kanyon ve boğaz tipi vadi oluşumunu sağlamıştır.           Vadinin orta ve yukarı ağzında çok zengin ve yoğun olan vejetatif örtü, bünyesinde çok çeşitli bitki türlerini barındırmaktadır. Bu türler içerisinde dikkati çeken belirgin özellik bitki örtüsünün genel olarak Akdeniz iklim karakterini yansıtmasıdır. Dolayısıyla buradaki bitki örtüsü relikt bir özellik gösterir. Ayrıca bitki türleri içerisinde endemik karakterde olanlar da vardır. Bu türlerin sayısı 500’ ü geçmektedir.           Hatila Vadisi zengin bir fauna da içermektedir. Bu fauna içerisinde en çok rastlanan yaban türleri; ayı, domuz, tilki, porsuk, yaban keçisi, sansar, çakal, atmaca, kartal, dağ horozu, Hopa engereği ile akarsularda alabalıktır.           Hatila Vadisi’nin gerek ilginç jeolojik ve jeomorfolojik yapısı ve gerekse özgün bitki toplulukları yöreye ülkemizde nadir rastlanan bir alan özelliğini vermektedir. Ayrıca bu doğal öğelerin birleşimi sonucu eşsiz peyzaj güzellikleri ortaya çıkmakta ve bu durum da zengin rekreasyonel potansiyel arz etmektedir. Görünecek Yerler : Milli parka ismini veren Hatila Vadisi ile yan kollarındaki küçük vadiler, zengin bitki çeşitliliği ve yaban hayatı ile ziyaretçileri etkileyecek niteliktedir. Mevcut Hizmetler : Milli park sahası içerisinde ziyaretçilerin günübirlik ve kamp kullanımı için belirlenmiş yerler bulunmaktadır. Konaklama : Milli park, Artvin il merkezine 10 km. uzaklıkta olup, Artvin’de konaklamak mümkündür. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Artvin Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 466 2126048          Artvin DKMP Şube Müdürlüğü : 0 466 212 73 65

http://www.ulkemiz.com/hatila-vadisi-milli-parki

Rize Off-Road Kulübü

Rize Off-Road Kulübü

Rize Off Road & Kurtarma Kulübü Derneği 22.08.2011 tarihinde altı kişi ile kurulmuş bir dernektedir. Şu an itibari ile 40 üyesi bulunmaktadır. 01.02.2012 tarihi itibari ile Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü tarafından, 01.01.2013 tarihinde de TOSFED (Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu) tarafından tescil edilmiştir. Federasyon tarafından 2013 yılı için federasyon faaliyetilerine katılmaya ve organizasyon yapmaya yetkilendirilmiştir. Araç sayısını ve teknik ekipmanlarını yenileyen Rizoff Rescue, üyelerine dernek içi eğitimler vermeye başlayarak üyelerinin beceri ve yeteneklerini ön plana çıkartarak profesyonel bir spor kulübü olma yolunda ilerlemektedir.    İlkesi "Doğaya Saygı Yaşayana Saygı" olan Rizoff Rescue sadece bir gezi kulübü anlayşında değildir. Üzerine düşen toplumsal görevlerini de yerine getirmeye çalışmaktadır. Topluma, bireye yönelik kurumlarla ve derneklerle dirsek teması kuran Rizoff Rescue kendine verilen vazifeyi en iyi şekilde yerie getirmeye çalışmaktadır.Profesyonel bir eğitim almak için AFAD Sivil Savunma İl Müdürlüğü UMKE Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi, Rize İl Sağlık Müdürlüğü ve 5 Sivil toplum kurumları ile 01.07.2012 yılında kurulan RİKE Rize Arama Kurtarma Ekibinin kurulmasına öncülük yapmış olup yakın zamanda kulübümüzle bir protokol imzalanacaktır. Doğal afetlerde gönüllülük esasına dayalı olarak her an hazırda bekleyen Arama Kurtarma timimiz ile bölgemizde bir çok vatandaşımızın yardımına koşmuştur. Rizoff Rescue kulüp üyelerimiz ayrıca Amatör Teslzici Ünvanına sahiptir.Profesyonel Doğa Sporları ve Offroad kulübü olarak, iki kulübümüz ilimiz Rize'nin tanıtılmasına katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Kulüp olarak başlattığımız bu tanıtım çalışmalarının ilk meyvesi, Aralık 2011 tarihinde TRT1 de yayınlanan Zor Yollar, Ayder, Zilkale ve Verçenik'de çekimleri yapılmış ve TRT1'de 3 hafta yayınlanmıştır. http://www.rizoff.com/

http://www.ulkemiz.com/rize-off-road-kulubu

Tabea Antik Kenti

Tabea Antik Kenti

Denizli-Muğla karayolunun 78.km'sinde bulunan Tabae, doğal bir kalegörünümündedir. Şimdiki Kale İlçesinin 1 km.kadar güney batısında yeralır.30 yıl öncesine kadar eski kale üzerinde iskan sürmekteydi.Tabae, Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan kent devletlerindendir. Tabae, Hellenistik dönemden günümüze kadar kesintisiz bir yerleşime sahne olmuştur. Antik dönemde kendi adına sikke bastırmıştır. Sikkeler önceleri gümüş daha sonra bronz olarak basılmıştır.Akropoldeki belli başlı yapılar şunlardır.Akropolün kuzey doğusundadır.Bina kuzey güney doğrultusunda yapılmış olup,Plan bakımından dikdörtgen şeklindedir.Duvarın doğu kanadının iç kısmında kayaya oyularak yapılan dört niş bulunmaktadır.Duvarın batı tarafında nişlere rastlanmaz.Binanın çevresinde ve içinde arşitrav parçası,sunak ve sütun bulunmaktadır.Yapı tarzına bakılarak tarihlendirme yaparsak Roma dönemine vermemiz gerekir. Ama bina Selçuklu ve Osmanlı dönemindede kullanılmıştır. Doğal kayalar oyularak tek odalar halinde yapılmıştır.Ev olarak kullanılmış olmalılardır.Evlerde bulunan kapı nişleri ve sıvanalardan kapılarının ahşaptan olduğu anlaşılmaktadır.Odaların iç kısımlarındada nişler yeralmaktadır.Bu evler genellikle kayalık platonun uçurum ve sarp kısmında yeralır. http://www.pamukkale.gov.tr

http://www.ulkemiz.com/tabea-antik-kenti

Pamukkale Hierapolis Antik Kenti

Pamukkale Hierapolis Antik Kenti

Denizli’ye 22 km. uzaklıkta bulunan Hierapolis (Pamukkale), yeraltından yükselen sıcak su kaynaklarının meydana getirdiği görsel şölene davet eden travertenlerinin ve şelalelerinin yanı sıra, Roma ve Bizans döneminden kalma arkeolojik kalıntıları ile de önemli bir bölge konumundadır.

http://www.ulkemiz.com/pamukkale-hierapolis-antik-kenti

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0