Arama Sonuçları..

Toplam 1633 kayıt bulundu.
Kansere Neden Olan Tümörler

Kansere Neden Olan Tümörler

Genel olarak dokulardaki hücre veya hücre guruplarının kontrol mekanizmasından çıkıp normal olmayan şekilde çoğalmasıyla oluşan herhangi bir şişliğe, daha sıklıkla kullanılan ifadeyle, iyi (selim) ya da kötü huylu (habis) neoplazi dokusuna denir. TDK’daki tanımı ise; hücrenin aşırı çoğalmasıyla dokularda oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru. Neoplaziye tümör denmesinin nedeni, bulunduğu dokuda kendisini şişkinlik veya ur olarak gösteriyor olmasıdır.Normal bir organizmada hücre çoğalması belirli bir doku veya organın meydana getirilmesine ve onarılmasına kadar devam eder. Ancak tümörlü dokularda hücreler, kontrol mekanizması dışına çıkarak, hızlı mitoz bölünmeyle, sınırsız ve düzensiz bir şekilde, ihtiyaç dışında çoğalırlar. Tümörlü hücreler arasında hiçbir benzerlik olmayıp, hücreler arasında herhangi bir bağ bulunmamaktadır. Bu şekilde gelişen hücreler belirli bir anlam ifade etmeyerek geliştikleri dokunun görevini yerine getirememektedir. 17. yüzyıldan itibaren hücrelerin mikroskopla incelenmesiyle, tümörler hakkında daha kapsamlı bilgiler edinilmeye başlanmıştır. Değişik doku ve organlarda görülen tümörlerin, büyüme hızları, yayılma şekilleri farklılık gösterdiğinden, uygulanan tedavi yöntemlerinde de farklılık olmaktadır.Tümör bütün doku ve organlarda meydana gelebilir. İyi ve kötü huylu olarak ayrılmakta olup, kötü huylu olanlara kanser denilmektedir. Tümör, bulunduğu bölgeden dolaşıma katılarak başka doku ve organlara odaklanıyorsa, buna kötü huylu tümör denir. Vücutta belirli doku ve/veya organda görülen tümör ileri aşamada vücudun diğer doku ve/veya organlarına yayılma ihtimali bulunmaktadır. Bu olaya metastaz denilmektedir. Yayılma, kan dolaşımı ve lenf yoluyla olmaktadır. Metastazlar, akciğer, karaciğer ve lenf bezlerinde daha çok görülmektedir. Kötü huylu tümörler bulunduğu bölgeden, kapsülleriyle birlikte tamamen çıkarılsa da tekrar nüksederek yeniden aynı yerde gelişirler.İyi huylu tümörler, kötü huyluya dönüşme ihtimali de söz konusudur. İyi huylu tümörlerin, ne zaman kötü huyluya dönüşeceği konusunda bir şey söylenemese de, iyi huylu tümörlerin hangi çeşitlerinin kötü huyluya dönüşme meyillerinin yüksek olduğu belirtilebilmektedir.İnsan vücudunda tümörün ortaya çıkmasında genetik yapı ve çevresel etkenler küçük paya sahiptir. Bunların dışında yaşam tarzı önemli bir paya sahiptir. Çünkü; sigara, alkol kullanmak, aşırı kilolu olmak gibi değiştirme olanağı insanın kendi elinde olan etkenler, insanın yapısında pasif halde bulunan tümör hücrelerini aktif hale getirmektedir. Bu nedenle, aşağıda maddeler halinde sıralanan konularda dikkatli olunursa tümörün ortaya çıkma riski bir nebze olsun azaltılabilir;brain-tumor-symptoms-headache* Sigara kullanmamak,* Sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak,* Alkol kullanmamak,* Sağlıklı ve dengeli bir diyet,* Aktif olmak,* HPV gibi belirli bazı enfeksiyonlardan korunmak,* Güneşten korunmak,* Tüketilen gıda maddelerinin içeriği hakkında bilinçli ve dikkatli olmak,* İş yerinde kimyasallar ile çalışılıyorsa, daha dikkatli ve titiz davranmak.Kaynakça: www.wikipedia.orgYazar: Çiğdem Aydınhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/kansere-neden-olan-tumorler

Telefonunuz İçin Popüler Müzik Uygulamaları

Telefonunuz İçin Popüler Müzik Uygulamaları

Müzikseverler her zaman yeni ve trend müziklerin takipçisi olurlar. Birçoğumuz en sevdiğimiz müzikleri akıllı telefonlarımızda taşırız. Ama eğer her zaman dinlediğiniz eski müziklerden sıkıldıysanız, bu yeni akıllı telefon uygulamaları tam size göre! *Soundrop : Soundrop programı sayesinde, belirli bir türün en popüler şarkılarından oluşan bir liste ve odalara ulaşmanız mümkündür. Aynı müzik listelerinden ve çeşitlerinden oluşan bu odalara arkadaşlarınızı davet edebilir, sizinle aynı müzik zevkine sahip insanlarla tanışabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.soundrop.android iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundrop.fm/id490113863?mt=8   *Pandora : En popüler müzik keşif uygulamalarından biri olan Pandora, size kendi hesabınıza giriş yaparak kişiselleştirilmiş radyo istasyonları oluşturmanıza izin verir. Bu istasyonları web, TV, ya da yolda dinleyebilirsiniz. Pandora’da çok nadir bulunan müzik kayıtlarını da bulabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.pandora.android iOS için : https://itunes.apple.com/en/app/pandora-radio/id284035177?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/872/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/pandora/de2df279-485d-49bb-b53e-3f6a2a9401c1 *Songza : Songza uygulaması kendi moduna, yaşına, belirli bir etkinliğe veya ruh haline göre dinlenicek şarkı listelerine ulaşmanızı sağlar. Sadece hoşunuza giden başlığı bulunan listeyi seçin ve dinlemeye başlayın. “The Music Concierge” özelliği ile anınıza uygun müziği bulur. Bu listeleri Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden paylaşmanıza olanak verir. Ücretsizdir. iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/songza/id453111583?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/21872020/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/songza/94fcd6ff-dd5a-4978-832b-f35a3a1c0914 *Soundwave : Bu müzik keşif uygulaması, sevdiğiniz müzik listelerini anında paylaşmanıza olanak sağlar. Sevdiğiniz şarkıları elle yüklemenize gerek yoktur. Soundwave otomatik olarak en sevdiğiniz müzikleri eşitler(syncs) ve dünya genelinde arkadaşlarınızla paylaşmanızı sağlar. “Müzik Map” özelliği ile, sadece belirli bir bölgedeki popüler şarkıları bulabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=me.soundwave.soundwave iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundwave-music-discovery/id623353909?mt=8 *Spotify : Spotify uygulamasını kullanmanız için, herhangi bir üyelik girişi yapmanız gerekmez. Size anında dinleyebileceğiniz milyonlarca şarkıya erişim yapmanızı sağlar. Eğer radyoda sevdiğiniz bir müzik çalıyorsa, tek bir tık ile bunu kaydetmenize olanak sağlar. Premium Üyelik ise size çevrimdışı olarak müziklerinizi dinlemenize olanak tanır. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.spotify.mobile.android.ui&hl=en iOS için : https://itunes.apple.com/en/app/spotify/id324684580?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/118611/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/spotify/10f2995d-1f82-4203-b7fa-46ddbd07a6e6 *Shazam : Günümüzün en popüler müzik uygulamalarından biri olan Shazam, dinlediğiniz müziği tanır ve ona benzer türdeki şarkıları önerir. iTunes üzerinden bu şarkıları satın almanıza, Youtube üzerinden dinlemenize olanak sağlar. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.shazam.android iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/shazam/id284993459?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/933/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/shazam/2f8d5271-2b81-e011-986b-78e7d1fa76f8 *Deezer : Deezer müzik uygulaması size tema tabanlı yada sanatçı bazlı radyo kanallarına ulaşabilirsiniz. Eğer bilgisayarınızda muhteşem bir müzik koleksiyonunuz varsa, bunu hesabınıza yükleyebilirsiniz. Premium üyelik ile çevrimdışıyken de müzikerinizi dinlemenize olanak sağlar. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=deezer.android.app iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/deezer/id292738169?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/4624/?countrycode=US&countrycode=FR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/deezer/abf78126-7301-e011-9264-00237de2db9e *Twitter #Music : Bu uygulama sadece iTunes için mevcuttur. Çeşitli tweetler ile önerilen şarkıları dinleyebilirsiniz. Yeni sanatçılar tarafından oluşturulan müzik parçalarını da bu uygulamayı kullanarak dinleyebilirsiniz. Eğer iTunes yoksa, siz de Spotify üzerinden bu parçaları dinleyebilirsiniz. Ücretsizdir. iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/twitter-music/id625541612?mt=8 *SoundHound : Dinlediğiniz müziği tanır ve sizin için kategorize eder. Bu şarkıları çevrimiçi satın alabilir, şarkı sözlerini okuyabilirsiniz. Eğer şarkıyı mırıldansanız bile, uygulama otomatik olarak hangi şarkı olduğunu algılayacaktır. Android için ücretsiz, iOS için 6.99 dolardır. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.melodis.midomiMusicIdentifier.freemium iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundhound/id284972998?mt=8 Yeni müzikleri keşfetmek için size birçok uygulama yardımcı olabilir. Sosyal ağ sitelerinde en sevdiğiniz parçaları paylaşabilir ve arkadaşlarınıza da bu şarkıları dinletebilirsiniz. Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/best-apps-to-discover-new-music.html Yazar: Tülay Arsoy http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/telefonunuz-icin-populer-muzik-uygulamalari

Barış Manço Kimdir

Barış Manço Kimdir

Mehmet Barış Manço (2 Ocak 1943; Üsküdar, İstanbul - 1 Şubat 1999; Kadıköy, İstanbul), Türk şarkıcı, besteci, söz yazarı ve TV programı yapımcısı. Türkiye'de rock müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucuları arasında sayılır. Müziğe başlangıcı Galatasaray Lisesi'nde oldu. Yüksek öğrenimini Belçika Kraliyet Akademisi'nde tamamladı. Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Flemenkçe, Almanca , Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca ve Yunanca olarak yorumlandı. Hazırladığı televizyon programıyla Dünya'nın pek çok ülkesine gitmiş, bu nedenle "Barış Çelebi" olarak adlandırılmıştır. Barış Manço 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı Unvanı'na layık görüldü.Devlet konservatuarı klasik Türk sanat müziği hocası, sanatçısı ve yazar Rikkat Uyanık ve Hakkı Manço çiftinin ikinci çocuğu olan Mehmet Barış Manço 2 Ocak 1943 tarihinde Üsküdar Zeynep Kâmil Hastanesi'nde doğdu. II. Dünya Savaşı yıllarında doğduğu için ailesi Mehmet Barış adını verdi. Oğlu Doğukan Manço katıldığı bir söyleşi de "Babam 1943'te İstanbul'da doğdu ve Türkiye'de ilk Barış ismini aldı, esasında isim babası. Barış ismi, 1941'de dünya savaşlarının ardından barışa duyulan özlemden doğdu. Amcam da 41 doğumludur, savaşın başlangıç tarihi. Ancak 1941 yılında babamın hiç görmediği amcası Yusuf vefat etmiş, lakabı Tosun Yusuf imiş. Bunun verdiği hüzünle Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço koymuşlar adını. Babam ilkokula başladığı zaman da Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço'yu nüfus kaydından sildiriyorlar sadece Mehmet Barış Manço ismi kalıyor" açıklamasıyla babasının Türkiye'de ilk Barış isimli kişi olduğunu ve adının Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço olduğunu söylemiştir. Dört çocuklu ailede Savaş, İnci ve Oktay adlarında üç kardeşi vardı. Konservatuardaki çalışması sırasında Zeki Müren'in de hocalığını yapan Rikkat Uyanık daha sonraları Barış Manço'yla beraber televizyon programlarına da katıldı, şarkı söyledi. Aile kökenleri İstanbul'un fethinden sonra Konya'dan Selanik'e göç etmiş ve savaş yıllarındaki zorluklar nedeniyle I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul'a göç etmişti. Üç yaşındayken anne babasının ayrılığından sonra Barış Manço, babası ile yaşamaya başladı. Babasıyla birlikte sık ev değiştirdi ve Cihangir'de, Üsküdar'da, Kadıköy'de ve kısa bir süre için Ankara'da yaşadı. İlkokula abisi Savaş ve ailenin en küçük ferdi olan kız kardeşi İnci'nin de okuduğu Kadıköy Gazi Mustafa Kemâl İlkokulu'nda başladı. 4. sınıfı Ankara Maarif Koleji'nde okudu ve ilkokulu Kadıköy'deki başladığı okulda tamamladı. Yatılı olarak Galatasaray Lisesi'nin orta bölümüne devam etti. 1957'de amatör olarak müzikle ilgilenmeye başladı. 4 Mayıs 1959'da babasının ölümü üzerine Galatasaray Lisesi'nden ayrılarak, eğitimini Şişli Terakki Lisesi'nde tamamladı.1957'de amatör olarak müzikle ilgilenmeye başlayan Manço, 1958 yılında ilk grubu Kafadarlar grubunu kurdu. Ortaokul yıllarında kurulan bu grup rock'n roll coverları yaparken, Barış Manço'da ilk bestesi Dream Girl'ü bu dönemlerde yaptı ve Ankara'da küçük bir müzik ödülünün de sahibi oldu. İkinci grubu Harmoniler'de yine Galatasaray Lisesi'ndeki arkadaşları vardı. 1959'da Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk konserini verdi.Barış Manço ve Harmonilerin ilk 45'likleri Grafson şirketinden 1962 yılında yayınlandı. Barış Manço, Harmoniler ile 3 tane 45'lik yaptı. Bu 45'likler 1962 yılında yayınlanan Twistin Usa / The Jet ile Do The The Twist / Let's Twist Again ve 1963 yılında yayınlanan Çıt Çıt Twist / Dream Girl idi. Manço, liseyi bitirdikten sonra Türkiye'den ayrılıp Belçika'da öğrenim hayatını sürdürmek isteyince Harmoniler dağıldı.Barış Manço, 1963 yılının Eylül ayında Belçika Kraliyet Akademisi'nde yüksek öğrenim görmek için Türkiye'den ayrıldı ve Belçika'ya gitmeden önce karayoluyla bir kamyonla Fransa'nın başkenti Paris'e giderek daha önce konuştuğu ünlü Fransız şarkıcı Henri Salvador'la buluştu. Henri Salvador Barış Manço'nun Fransızcasını ve fazla kilosu nedeniyle dış görünüşünü yetersiz buldu ve anlaşma yapamayan Manço, Belçika'daki abisi Savaş Manço'nun yanına gitti. Belçika Kraliyet Akademisi'nde resim, grafik ve iç mimarlık eğitimi görürken bir yandan da garsonluk, otomobil bakıcılığı işlerinde çalıştı. Bu sırada Belçikalı şair André Soulac ile tanıştı. Soulac sayesinde Fransızcasını ilerletti ve yaptığı besteleri değerlendirme imkânı buldu. Soulac, Manço'nun bestelerine söz yazdı.1964'te müzik hayatına devam etmek isteyen Barış Manço Rigolo plak şirketiyle anlaşarak "Jacques Danjean Orkestrası" ile beraber çalışmaya başladı. Twist'ten Rock and Roll'a dönen Barış Manço'nun kayıt şartları da iyileşmiş oldu. 1964'ün Eylül ayında dört şarkılık Fransızca iki EP çıkardı. ilk EP'de Baby Sitter ve Quelle Peste, diğer EP'de Jenny Jenny ve Un auire amour que toi şarkıları yer aldı. Plakların başarısı sonucu Fransız radyosunda yayınlanan "Salut les copins" adlı pop müzik içerikli bir programa konuk oldu. Bu EP Türkiye'ye geldiğinde radyocular Manço'yu Fransız bir sanatçı olarak düşünüp sundular.12 Ocak 1965'te Fransa'da, Paris'in dünyaca ünlü en eski konser salonu Olympia'da Salvatore Adamo ve France Gall'den önce sahne alarak kendi bestesi olan Babysitter'ı daha sonra Jenny Jenny, Quelle Peste, Un autre Amour que toi ve Je veux savior adlı Fransızca ve ingilizce şarkılarını söyledi. Manço'nun sahne performansı Henri Salvador tarafından tebrik edildi. Aynı yıl Liège'de "Golden Rollers" adlı bir grupla konser verdi. 1966'da ise bir festivalde "The Folk 4" grubu ile Türk müziğinden örnekler sergileyerek dikkat çekti. Ancak Fransız bir müzisyenin Barış Manço'nun aksanını beğenmediği için onun plağının çalınmasını yasaklaması Barış Manço'yu derinden etkiledi ve Avrupa kariyerini sona erdiren nedenlerden biri oldu. Aynı yıl "L'Alba" adlı bir grup Barış Manço ve André Soulac tarafından yazılan ilk parçayı seslendirdi.1966'da Olympia'daki konser sırasında vahşi kedi anlamına gelen "Les Mistigris" adlı Belçikalı grupla tanıştı ve onlarla çalmaya başladı. Grupla beraber Fransa, Belçika, Çekoslovakya, Belçika, Almanya ve İsveç'te konser verdi. Sahibinin Sesi şirketiyle anlaşan Barış Manço, Les Mistigris ile birlikte 1966 yılında II Arrivera / Une Fille ve Aman Avcı Vurma Beni / Bien Fait Pour Toi 45'liklerini çıkardı. 1967'de Hollanda'da geçirdiği bir kaza yüzünden dudağında bir yarık oldu ve bıyık bırakmaya başladı.1967 yılının yaz aylarında yine Les Mistigris ile Türkiye'ye gelen Manço As Klüpte de bir konser verdi. Manço'nun Les Mistigris ile yaptığı son kayıtlar, 1967 sonlarına doğru bir EP'de toplanarak piyasaya sürüldü. Bu EP'de sonradan Kol Düğmeleri olarak bilinecek olan ve Manço'nun ilk Türkçe bestesi Bizim Gibi'nin yanı sıra Big Boss Man, Seher Vakti, Good Golly Miss Molly adlı şarkılar yer alıyordu. Ancak vize problemleri, yasal sorunlar ile uğraştıkları için Barış Manço ve Les Mistigris'in yolları ayrıldı. Türkiye'deki ilk psychedelic rock şarkıları Manço ve Les Mistigris grubuna aittir.Barış Manço Les Mistigris ile ayrıldıktan sonra 1968 başında Kaygısızlar grubu ile çalışmaya başladı. Genç gitaristler Mazhar Alanson, Fuat Güner, baterist Ali Serdar ve bas gitarist Mithat Danışan'dan oluşan grup daha önceden kendi konserlerini veren genç bir gruptu. Barış Manço'nun Kaygısızlar ile birleşmesi üzerine İngilizce olan parçalar eski haliyle bırakılmak üzere Türkçe eserler Kaygısızlar eşliğinde yeniden kaydedilerek yayınlanacaktı. Barış Manço'nun Sayan'dan çıkardığı bu ilk plakta Bizim Gibi adlı şarkı Kol Düğmeleri olarak yeniden kaydedilecekti.Barış Manço ve Kaygısızlar'ın Sayan'dan çıkardığı, Kol Düğmeleri / Big Boss Man / Seher Vakti / Good Golly Miss Molly parçalarını içeren bu ilk plak 1968'de yayınlayıp oldukça geniş bir popülarite elde etti. Manço'nun Liege kentinde eğitimine devam etmesi nedeniyle yaz aylarında bir araya gelebilen topluluk üçüncü 45'likleri Bebek / Keep Lookin'le birlikte psychedelic öğeleri Anadolu'nun mistizmiyle birleştirerek vermeye başladılar. Günümüzde yaygın algılanışı manevi değerlere zarar vermeyen bir popülist olan Manço, 68 yılında şarlatan, ukala bir beatnik olarak lanse ediliyordu. Barış Manço ise Kaygısızlar'la "Trip / Karanlıklar İçinde", "Kirpiklerin Ok Ok Eyle / Ağlama Değmez Hayat", "Kağızman / Anadolu", ve Paris'te doldurulan "Flower of Love / Boğaziçi" plaklarını yaptı. Psychedelic tınıların içerisine serpiştirdiği doğu müziğiyle kendine özgü bir east & west soundu oluşturdu. Aralıklarla plak çıkaran grup hem Anadolu temalarına, hem de doğu motiflerine yakınlığı ile bilinen yavaş yavaş yükselmekte olan psychedelic müzik akımından etkilendi. Barış Manço'nun Kaygısızlar ile yaptığı 45'liklerden Ağlama Değmez Hayat 1969 yılında 50.000'in üstünde satış yaparak Manço'ya ilk altın plağını kazandırdı. Manço, 1969 Haziran'ında Belçika Kraliyet Akademisi'ni birincilikle bitirdi ve İstanbul'a nişanlısı ile döndü.1969 yılı sonunda Kaygısızlar ile yollarını ayıran Manço. 1970 yılı itibariyle psychedelic rock'tan tipik anadolu pop sularına açıldığı bir yıl oldu. Kaygısızlar olmadan girdiği bu yeni yılda Barış Manço, Türkiye'de "...Ve" diye bilinen yurtdışında ise"Etc" adıyla lanse ettiği yeni bir grupla çalışmaya başlamıştı. Bu grup ile "Derule / Küçük Bir Gece Müziği" adlı plağı kaydeden Manço, bu grupla Türkiye'de Akdeniz ve Karadeniz bölgesini kapsayan bir turneye çıkmıştır.1970 yılının Kasım ayında, o güne kadar Batı enstrümanlarını kullanan Manço, Dağlar Dağları yayınladı. Barış Manço'nun gitarı ve Kemençe sanatçısı Cüneyd Orhon'un kemençesi ile kaydedilen şarkı, Barış Manço'nun sadece rock ile sınırlı kalmayan kendi müzik tarzının başlangıcıdır. 700.000'den fazla satan Dağlar Dağlar plağı Manço'ya kariyerindeki tek Platin Plak Ödülü'nü kazandırdı. Sayan Plak tarafından verilen ödülü sinema oyuncusu Öztürk Serengil, İstanbul Fitaş sinemasında Manço'nun bir konseri sırasında takdim etti.Dağlar Dağlar'ın başarısı ile Türk müziği piyasasında büyük ses getiren Barış Manço, 1970'te Türkiye'de ender görülen bir işe imza atıp zaten ünlü olan Moğollar ile güçlerini birleştirme kararı aldı. Çünkü iki grubun da hedefi, Türk müziği ile Avrupa'da ün kazanmaktı. Manço, o zamana kadar Batı etkisinde, Moğollar ise Anadolu pop tarzında müzik yapıyordu. Manço, bu konuyla ilgili bir röportajında şunları söylemiştir: "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum. Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün Dünya'ya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık." Manchomongol adlı grubun ilk Türkiye konseri ise 1971 Nisan'ında Manço'nun Platin Plak ödül töreninde gerçekleşti. Mayıs ayına kadar olan süreçte Barış Manço Moğollar ile "İşte Hendek İşte Deve", "Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle" ve "Binboğanın Kızı"'nı kaydettiler. "İşte Hendek İşte Deve", de tıpkı Dağlar Dağlar gibi büyük beğeni topladı ve adını Barış Manço klasikleri arasına yazdırdı. Çıktıkları Anadolu turnesinin Kütahya ayağında Manço'ya göre uzun saçları yüzünden tehdit edildikten sonra tur otobüslerine dinamitle saldırı düzenlendi. Konserin hemen sonrasında meydana gelen patlamada kimse yara almadı. 1971'de kabakulak olan Barış Manço'nun hastalığının da etkisiyle Fransa'da çalışan bu grup, dört ay değişik yerlerde konserler verdikten sonra oradan ayrıldı. Manchomongol 1971'in Haziran ayında gruptaki anlaşmazlıklar ve Barış Manço'nun sağlık sorunları nedeniyle dağıldı.1971 ve 1972 yılları Barış Manço'nun birçok sanatçı ile çalışarak Kurtalan Ekspres'i kurma çalışmalarıyla geçti. 1971 yılında, 1969 Türkiye Güzellik Kraliçesi Azra Balkan ile nişanlandı. Nişan 1972'nin Mayıs ayında ayrılmalarıyla sonuçlandı. 1972'de Kıbrıs'a giderken asker kaçağı olarak yakalandı ve Belçika Kraliyet Akademisi diploması sayesinde yedek subaylık hakkı kazandı. Askerlik öncesi, 1972 yılı Şubat ayında, adını İstanbul'dan Güneydoğu'ya giden trenden alan Kurtalan Ekspres'i kuran Manço, 1972 Mayıs'ında grupla stüdyoya girerek "Ölüm Allah'ın Emri" ve "Gamzedeyim Deva Bulmam" adlı şarkıları kaydetti. Manço, Engin Yörükoğlu, Celal Güven, Özkan Uğur, Nur Moray ve Ohannes Kemer'in oluşturduğu orkestra ile Anadolu'da konserler verdi. Bu grupla kaydettiği Ölüm Allah'ın Emri ve Gamzedeyim Deva Bulmam şarkılarının yer aldığı ilk plağı 1972 yılının başında yayımladıktan sonra Barış Manço askere gitti. Türküola tarafından yayımlanan Barış Manço ve Kurtalan Ekspresin ilk plağı "Ölüm Allah'ın Emri-Gamzedeyim Deva Bulmam" adlı plakta Kurtalan Ekspres kadrosu şu şekildeydi; Ohannes Kemer (yaylı tambur, gitar), Nur Moray(davul), Engin Yörükoğlu(davul), Celal Güven(perküsyon), Özkan Uğur(bass), Nezih Cihanoğlu(gitar). 1972 yılının Mayıs ayı sonunda ise grup, veda konserini vererek Manço'yu askere uğurladı. Kurtalan Ekspres ise dağılmayacağını ve Manço'nun askerden dönmesini bekleyeceğini açıkladı.1972 yılının Nisan ayında altı ay süren Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığı’nda yedek subay öğrenciliğine başladı. Daha sonra topçu batarya takım komutanı asteğmen olarak bir yıl Edremit'te askerliğini yaptı. Bıyıklarını ve saçlarını kesen Manço, bundan sonra hep bıyıklı ve uzun saçlı olacaktı. Askerliği sırasında rahatsızlanması üzerine getirildiği Ankara Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi'nde fistül ameliyatı oldu. Polatlı'da ve Edremit'te orduevlerinde konserler verdi. Terhisine az bir süre kala Harbiye Orduevi'ne atandı. 19 ay 26 gün askerlik yapan Manço, bu sürede orduevi dışında sahne almadı.Barış Manço, eğitim dönemi biter bitmez konser ortamından uzak kalsa da plak ile dinleyiciye ulaşma yollarını denedi. Kurtalan Ekspres ile "Küheylan" ve "Lambaya Püf De" adlı şarkıları kaydederek uzaktan çekilmiş peruklu fotoğrafının bulunduğu bir zarfla piyasaya sürdü. Şubat 1973'te yayınlanmış olan Küheylan, Manço'nun isminin sağcıya çıkmasına neden olan ilk eserdi. Parçada geçen Aslıhan, Neslihan, özümüze dönelim gibi sözler Orta Asya özlemi olarak algılanmıştır. Bu plağı 1973 yılının Ağustos ayında yayınlanan, Manço'nun askerliğinin sonlarında tamamlamış olduğu Hey Koca Topçu/Genç Osman plağı takip etti. Genç Osman'ın da bir serhat türküsü olması Manço'nun ülkücü olarak eleştirilmesine neden olacaktı.Askerlik sonrası ilk konserini Ankara Dedeman Sineması'nda verdi. Askerlik sonrasında ilk defa bir gazinoda sahne almaya başladı. Ancak Ankara'daki Lunapark Gazinosu'nda sadece dört gün sahne aldı ve işi bıraktı. İşi bırakmasıyla ilgili "Programlarımızı çeşitli şekillerde kısıtlamak istediler, kabul etmeyip çıktık" açıklamasını yaptı. İlk video klibini yine bu dönemde Hey Koca Topçu parçası için çekti. Bu klipte Kurtalan Ekspres üyeleri Yeniçeri ve Mehter kıyafetleriyle, Barış Manço ise Mülâzim-i Evvel Barış Efendi olarak asker kıyafetiyle göründü. 70'lerin ortalarına doğru Cem Karaca solun Barış Manço ise sağın sembolü olarak görülüyordu. Ancak konserlerinde kendisine bozkurt işareti yapanlara biz sadece sizin için gelmedik buradaki herkes için geldik diyerek Hey Koca topçuyu istek yapanları sol yumruğunu havaya kaldırarak protesto edecekti.Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1974 yılı içerisinde "Nazar Eyle-Gülme Ha Gülme" adlı 45'liklerini kaydetti. Bu iki çalışma, hikayesi, sözü ve müziği Barış Manço tarafından yazılan Baykoca Destanı adlı bir konsept çalışmadan alınma şarkılar olmakla birlikte ilk etapta 45'lik olarak yayınlanmak zorunda kalındı. Daha sonra Nazar Eyle adlı çalışma, Baykoca Destanı'ndan çıkartıldı. Öte yandan Destan, Manço'nun etc. grubuyla yıllar önce kaydettiği "Gelinlik Kızların Dansı" gibi temalarla zenginleştirilerek 1975 sonlarına doğru bambaşka bir şekil alacaktı. Manço, o sene Hey Dergisi tarafından yılın erkek şarkıcısı seçildi. 1974 yılında Avusturalya turnesine çıkan Barış Manço ve Kurtalan Ekspres'in orada verdiği konserlerin kaydedilerek kaset olarak yayınlanması tasarısı hiçbir zaman gerçekleşmedi. Aynı yıl 27 Haziran'da İnönü Stadı'nda düzenlenen "Hey Müzik Festivali-74" kapsamında sahne aldı.1975 yılında Barış Manço'nun Kurtalan Ekspres ile birlikte hazırlamakta olduğu ilk uzunçalarına lokomotif olarak çıkarılan, bir yüzü askerde yazdığı "Ben Bilirim Ben Bilirim" bir yüzü ise gelmekte olan uzunçaların isim parçası olan enstrümantal "2023"’ten oluşan 45'lik yayınlandı. Aynı yıl bir yıllık bir çalışmanın ardından kariyerinin ilk uzunçaları olan 2023ü yayımladı. Manço'nun daha önceki psyhedelic rock ya da yakın dönemdeki Anadolu kökenli şarkılarından çok farklı olarak progressive rock denecek bir tarza sahip beş parçadan oluşan 13 dakikalık Baykoca Destanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılına yazılmış senfonik bir eser olan 10 dakikalık "Kayaların Oğlu" ile "2023" ikilisi gibi epik eserlere sahip sıra dışı bir albüm olarak sanatçının diskografisinde yer aldı. Bu dönemde Barış Manço, kariyerinin tek sinema filmi Baba Bizi Eversene'de oynadı.1975 yılında Kurtalan Ekspreste Özkan Uğur'un gruptan ayrılması üzerine 1976'da eski Bunalımlar ve Erkin Koray elemanı Ahmet Güvenç gruba katıldı. Kurtalan'ın yeni klavyecisi ise Dadaşlar'dan gruba geçen Kılıç Danışman idi. O sene Barış Manço ve Kurtalan Ekspres, "Barış Manço'nun Yeni Plağı" adıyla bir 45'lik yayımladı. 45'liğin bir yüzünde "Rezil Dede", diğer yüzünde ise "Vur Ha Vur" yer almaktaydı. Rezil Dede" adlı parça, "Çay Elinden Öteye" adlı bildik Karadeniz türküsünün Barış Manço'nun esprili sözleriyle bir rock-komediye çevrilmiş haliydi. Vur Ha Vur ise "2023" uzunçalarının epik parçası Baykoca Destanı'ndan bir bölüm olan şarkının funk ve jazz-rock tınılı yeni bir düzenlemeyle elden geçirilmiş haliydi.1976'nın Mart ayında dünya çapında bir firma olan CBS ile anlaşan Manço, Baris Mancho ismiyle lanse edileceği ve Avrupa pazarına yönelik olarak tamamen İngilizce şarkılardan oluşacak olan proje için 1976 yılının sonuna kadar Kurtalan Ekspres ve 30 kadar Belçikalı müzisyen ile 4 bayan vokalistten oluşan Georges Hayes Orchestra'nın eşliğinde dönem teknolojisinin tüm olanaklarını kullanan bir stüdyoda Belçika'da çalıştı. 2 milyon tl'ye mal olan ve 1976 yılının sonlarına doğru Baris Mancho adıyla Avrupa'nın birçok yerinde satışa sunulan uzunçalar, Romanya ve Fas gibi doğu ülkelerinde liste başı olsa bile genel olarak beklediği başarıyı yakalayamadı. Albüm Türkiye'de ise 1977 yılının başında Nick the Chopper olarak yayınlandı ve büyük başarı elde etti.1977 yılında Barış Manço ve Kurtalan Ekspres'in 1972-1975 arasında 45'lik olarak yayınlanmış plaklarındaki şarkılardan oluşan Sakla Samanı Gelir Zamanı yayımlandı. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1977'de 45 günlük bir Anadolu turnesine çıktı. Turnenin Balıkesir ayağında konser ekibi saldırıya uğradı ve grup üyelerinden Oktay Aldoğan ve Caner Bora yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Bu olaya rağmen turne devam etti ve tamamlandı. Aynı yıl CBS firmasının desteğiyle Londra'da Rainbow Tiyatrosu'nda Kurtalan Ekspres ile birlikte konser vererek İngilizce ve Türkçe şarkılarını seslendirdi. Konserden sonra karaciğer enfeksiyonu geçirdi ve karın boşluğunda bağırsağına yapışık bir tümör nedeniyle Belçika'da ameliyat oldu.Bir süredir sağlık problemleri nedeniyle müzikten uzak kalmış olan Manço, 1978 yılının Haziran ayında Türkiye'ye dönerek yeni plağını hazırlamaya başladı. 1975'te tanıştığı Lâle Çağlar ile 18 Temmuz 1978 tarihinde evlendi. Ohannes Kemer'in gruptan ayrılmasından sonra Kurtalan Ekspres'e Bahadır Akkuzu gitarist olarak girdi. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1978 sonuna doğru yayınlanan Yeni Bir Gün adındaki yeni uzunçalarlarının tanıtım konserini 1978 yılının Aralık ayında Şan Sineması'nda verdikleri konser ile gerçekleştirdi. Barış Manço, albümde yer alan şarkılardan "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" ve "Aynalı Kemer İnce Bele"'yi 31 Aralık 1978 yılbaşı günü TRT'de seslendirdi. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1979 yılı içerisinde TRT'de İzzet Öz'ün hazırladığı "Sihirli Lamba" adlı müzik programına da iki kez konuk olup albüm parçalarını tanıtmışlardır. Programda gösterilmek üzere bazı parçalara klip de çekilmiştir. "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa", "Bir Selam Sana", "Ne Ola Yar Ola", "Yeni Bir Gün" parçaları bunlardan bazılarıdır.Yeni Bir Gün, Barış Manço'nun uluslararası kariyer anlamındaki savaşı sırasında ihmal ettiği Türkiye cephesine dönüşünü ve yerini sağlamlaştırmasını sağlamıştır. Manço, pek çok röportajında bu dönemi yeniden doğuş ve ustalığa geçiş olarak nitelendirmiştir. 1979 yılnda Cem Karaca'nın Türkiye'de etkinliğini yitirmeye başlaması da Manço'nun yeniden doğuşunu hızlandıran önemli bir faktördü. Barış Manço, bu albümle progresif rock'ın Türkiye'deki en iyi örneklerinden birini verdi. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Aynalı Kemer gibi parçalar Barış Manço'nun halk deyişlerini kullanıp Türk müziğini, progressive müzikle başarıyla harmanlayarak bestelediği ve bu dönemde hit olan şarkılarındandır. Barış Manço, 1979 yılında Yeni Bir Gün adlı şarkısı ile Altın Kelebek Ödüllerinde yılın erkek sanatçısı unvanını kazandı. Bu şarkı ile ayrıca yılın bestecisi, yılın albümü ve yılın düzenlemesi ödüllerini de alırken Kurtalan Ekspres de yılın grubu ödülünü kazandı. 1979'da çıktığı Anadolu turnesinin tüm gelirini sağır ve dilsiz çocukların eğitimi ve tedavisi için bağışladı. Aynı yıl Hollanda, Belçika, İngiltere, Almanya'da ve Kıbrıs'ta Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin 5. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsamında Lefkoşa ve Magosa'da konserler verdi. Belçika'daki konserden dönerken 24 Ağustos 1979 tarihinde Edirne'de aracının lastiği patladı ve bir otomobille çarpıştı. Kazada bel kemiği çatlayan Manço, boynunda boyunluk belinde çelik korse ile dolaşmak zorunda kaldığından uzun süre sahnelerden uzak kaldı.1980 yılında Manço ilk kez başka bir sanatçıya beste verdi. Barış Manço’nun sipariş üzerine bizzat Nazan Şoray için yaptığı ve kaydında yine Kurtalan Ekspresin çaldığı ve 45lik olarak yayınlanan "Hal Hal" yılın şarkısı ödülünü kazanırken Nazan Şoray'a da altın plak kazandırdı. Manço o sene Bulgaristan Altın Orfe Müzik Festivali'ne katıldı ve Nick The Chopper ve Ben Bir Şarkıyım şarkılarıyla festivalde Bulgar şarkılarını en iyi yorumlayan şarkıcı dalında birinci seçildi.1980 yılının Eylül ayında Barış Manço sanat yaşamındaki 20. yılını "20. Sanat Yılı Disco Manço"yu yaparak taçlandırdı. Kasetin Almanya'daki Türk işçileri eliyle Türkiye'de korsanının çıkarılması ise Türkiye'de bu albümün plaklaştırılmaması için bahane oldu. Bu albüm kaset formatında Yeni Bir Gün uzunçalarından şarkılarla desteklenmiş, yeni kayıt olarak Eğri Büğrü ve Barış Manço'nun eski şarkılarının potbori olarak stüdyo ortamında Kurtalan Ekspres ile birlikte yeniden kaydedilmiş ve seslendirilmiş hali yer almaktadır. Manço, Kurtalan Ekspres'le beraber 8 Ekim'de Emek Sineması'nda ve 9 Ekim'da Suadiye Atlantik Sineması'nda olmak üzere "Özlenen Randevu" adıyla İstanbul'da iki konser verdi. 1980 Ekim'inde ise daha önce Nazan Şoray tarafından plak yapılmış olan Hal Hal arka yüzünde önce Disko Manço'da yer alan Eğri Büğrü ile birlikte 45 lik olarak yayınlandı. Bu plak 45lik olarak yayımlanan son Barış Manço & Kurtalan Ekspres plağıydı. Gerek Nazan Şoray yorumu gerek Barış Manço yorumu ile büyük ilgi gören şarkı 80lerin en popüler şarkıları arasında yer almasının yanı sıra bu takının Barış Manço ile özdeşleşmesini sağlayacaktı. 19 Mayıs 1981'de Barış ve Lâle Manço çiftinin ilk çocukları Doğukan Hazar Manço, Belçika'nın Liège şehrinde doğdu.Barış Manço 1981 yılının sonunda "Sözüm Meclisten Dışarı" albümünü yayınladı. Albümde yer alan "Arkadaşım Eşek" bir anda küçük büyük herkesin beğenisini kazandı. Fakat albümdeki 9 şarkıdan 6 tanesi TRT denetleme kuruluna takıldı. O tarihe kadar hemen hemen her şarkısı denetleme kurulundan geçen Barış Manço bu sefer TRT denetleme kurulundan sadece "Arkadaşım Eşek", "Şehrazat" ve "Dönence"'nin geçmesi üzerine 4 Kasım 1981 tarihinde albümdeki diğer şarkıların da radyoda ve tv de yayınlanabilmesi için TRT genel müdürü Macit Akman'ı ziyaret ederek albümün denetim kurlu tarafından tekrar değerlendirilmesini rica etti.Manço 1982 yılında iki kez TRT'de İzzet Öz'ün hazırladığı Teleskop programına katılarak, "Arkadaşım Eşek", "Şehrazat", "Dönence", "Ali Yazar Veli Bozar" ve "Hal Hal" şarkılarını seslendirdi. Arkadaşım Eşek ile birlikte "Ali Yazar Veli Bozar" gibi halk deyişlerine yer veren alışılagelmiş Barış Manço hitlerinin yanı sıra en başarılı Türk progressive rock şarkılarından biri olarak kabul gören "Dönence" ve Manço'nun günümüzde Dağlar Dağlar'dan sonra en popüler şarkısı olarak kabul edilen "Gülpembe"'nin yer aldığı Sözüm Meclisten Dışarı albümü ile birlikte Barış Manço 80'li yıllar boyunca devam edecek olan popülerliğinin doruk noktasına ulaştı. 1982 yılında önce Anadolu turnesi, daha sonra da Amerika konserleri ile büyük başarı elde etti. Manço, bu dönemde yurt dışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede konserler verdi. 28-29 Ekim 1982 tarihlerinde Almanya, Avusturya, İsviçre, Belçika ve Hollanda'da televizyon programlarına katıldı. Altın Kelebek ödüllerinde Türk pop müziği dalında 1982 yılının en iyi erkek sanatçısı seçilen Barış Manço 1983 Eurovision Şarkı Yarışması'nın TRT tarafından yapılan Türkiye elemelerine Kazma adlı şarkısıyla katıldı. Barış Manço favori olarak gösterilse de jüri tarafından ön elemede elendi ve "Aslında benim jürim elli milyondur. Esas kararı onlar verecektir. Döneceğim ve parçayı plak yapacağım. O zaman her şey ortaya çıkacak" açıklamasını yaptı.Barış Manço, 1983 yılının Temmuz ayında Estağfurullah... Ne Haddimize! albümünü yayınladı. Manço, bu albümle "Halil İbrahim Sofrası" ve "Kazma" gibi ahlaki sözler içeren şarkılarla zorlu bir dönem yaşayan Türk halkının sözcüsü oldu. Sanatçının 60'lı yıllarda önce Les Mistigris ile "Bizim Gibi" adıyla, daha sonrada Kaygısızlar ile kaydetmiş olduğu "Kol Düğmeleri", bu albümde Kurtalan Ekspres ile birlikte kaydedilen yeni düzenlemesiyle yer alıp büyük beğeni toplamıştır. 1984 Altın Kelebek ödüllerinde altıncı kez yılın erkek sanatçısı seçilen Manço, 1984 yılının Temmuz ayında ikinci oğlu Batıkan Zorbey Manço'nun doğumu ile ikinci kez baba olma sevincini yaşadı. 1985 tarihinde yayınlanan 24 Ayar albümü ile birlikte Barış Manço'nun soundu değişmeye başlamıştır. Synthesiser ve elektronik ritm ağırlıklı bir tarza sahip albüm, dönemin dünyada oldukça rağbet gören tarzları elekronik pop, synht pop ve new wave etkileşimiyle dikkat çekse de Türkiye'de o yılların en rağbet gören müziği taverna ve arabesk'ten de bir o kadar uzak durmaktaydı. Kurtalan Ekspres, o sırada askerde olan Bahadır Akkuzu dışında, Manço'nun 60'lı yıllardan arkadaşı ve Belçika'lı eski bir progresif rock grubu olan Recreation'ın lideri Jean Jacques Falaise ile birlikte bu albümde de Mançoya eşlik etmiştir. Jacques Falaise'in Kurtalan Ekspres'e farklı ve uyumlu bir sound anlayışı getirdiği bu albüm ustaca yazılmış sözler itibarıyla mutasavvıf bir üslubun benimsendiği "Dört Kapı" çocukların favorisi "Bugün Bayram", "Söyle Zalim Sultan" ve "Gibi Gibi" şarkılarıyla dikkat çekmeyi başardı. Manço'nun diğer albümlerinde de rastladığımız epik eserlerden biri de bu albümde bulunmaktadır. "Lahburger" adı altındaki parça batılılık ve doğululuk konusuna damga vurur. Manço, aynı yıl bir ameliyat geçirdi. Karın boşluğunda bulunan üç tane tümör başarılı bir ameliyat ile alınır.Barış Manço, 1986 yılı sonunda Değmesin Yağlı Boya albümünü yayınladı. 24 Ayar albümü ile başlayan müzikal değişim bu albüm ile kendini daha da belli etmekteydi ve Manço'nun grup müziğinden uzaklaştığı görülmekteydi. Şarkıların düzenlemeleri Garo Mafyan tarafından yapılan albüm, 80'lerin ruhuna uygun olarak elektronik pop efektleriyle süslenmiş bir albümdü. Manço bu dönemden itibaren şarkılarına çektiği video klipler ile bu alanda birçok sanatçıya öncü olmuştu. Manço, Değmesin Yağlı Boya albümünden birçok şarkısını kliplendirdi. Video klibi ile büyük ilgi gören "Süper Babaanne" ve adını Barış Manço klasikleri arasına yazdıran "Unutamadım" büyük ilgi gördü. Barış Manço, gelişen kayıt teknolojileri nedeniyle Kurtalan Ekspres'i albüm kayıtlarından çekmeyi düşünse de Kurtalan Ekspres ismini sahnede yaşatmaya devam etti. Ancak Caner Bora, Celal Güven ve Ahmet Güvenç'in(1991 yılında geri döndü) Kurtalan Ekspres'ten ayrılmaları ile grup klasik yapısını büyük ölçüde kaybetti. 1988 yılında, bir önceki albümde Barış Manço'nun müziğine giren Garo Mafyan'ı, Hüseyin Cebeci'nin yanı sıra klavyede Ufuk Yıldırım ve vokalistler Özlem Yüksek ve Yeşim Vatan takip etti. Kurtalan Ekspres'ten Bahadır Akkuzu'nun süpervisorlüğünü üstlendiği ve bu kadronun ürünü olan 1988 tarihli Sahibinden İhtiyaçtan ve 1989 tarihli Darısı Başınıza albümleri ile bu albümlerde yer alan "Domates Biber Patlıcan", "Kara Sevda", "Can Bedenden Çıkmayınca ve "Nane Limon Kabuğu" gibi hitler döneme damgasını vurdu. Barış Manço daha önceden ülkemizde öncüsü olduğu video klip çalışmalarına bu dönemde hız vermiştir. Sahibinden İhtiyaçtan ve Darısı Başınıza albümlerindeki bütün şarkılara klip çeken Manço eski hitlerinide kliplendirmeyi ihmal etmemiştir. Barış Manço, 1989 yılında Sezen Aksu ile birlikte yılın en başarılı pop müzik sanatçısı seçildi.1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan "7'den 77'ye" adlı televizyon programı, 1998 yılının Haziran ayında 378. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekoru kırdı. “Ekvatordan Kutuplara” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti. Ayrıca “4 × 21 Doludizgin” adında bir talk-show programının yapımcılığını yaptı.2 Ocak 1975 tarihli Baba Bizi Eversene, sanatçının tek sinema filmidir. Barış Manço bu filmde başrol oynamış ve filmin müziklerini Kurtalan Ekspres ile beraber yapmışlardır. Sinan Çetin'in yönettiği 1985 yılı yapımı 14 Numara adlı filmin müziklerini yine Kurtalan Ekspres'le, 1982 yılı yapımı Çiçek Abbas filminin müziklerini de Cahit Berkay'la beraber yaptı. 1963 yılında Yeni Sabah Gazetesi'nde Sami Sibemol takma adıyla müzik içerikli yazılar yazdı. 1993 yılında Milliyet Gazetesi'nde Oku Bakiim başlığıyla konularını günlük hayattan alan köşe yazısı yazmaya başladı ve 1995 yılına kadar yazmaya devam etti. Ölümünden önce müzik hayatının 40 yılını kitap haline getirmeyi planlıyordu.1998 yılında turizm sektörüne girerek Muğla'nın Bodrum ilçesi Akyarlar köyünde Club Manço adında devre tatil ve otelden oluşan 600 kişi kapasiteli bir tatil köyü açtı. Tesisin açılışını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapmıştır.31 Ocak 1999 gece saat 23:30 civarında İstanbul'un Moda semtindeki evinde kalp krizi geçirdi ve kaldırıldığı Siyami Ersek Göğüs-Kalp-Damar Cerrahisi Hastanesi'nde aynı gece saat 01:30'da hayatını kaybetti. Daha önce 1983 yılında bir kalp spazmı geçirmişti. 1991 yılında Devlet sanatçısı ünvanı aldığından dolayı  cenazesi için devlet töreni düzenlendi. Bu töreni, TRT, KANAL D, KANAL 6 canlı olarak kesintisiz yayınladı.  STV ve STAR televizyonları Manço Köşk'ten sevenlerinin düşüncelerini gün boyunca aralıksız paylaştı. Ayrıca STAR TV vefatın hemen öncesinde çekilen bir roportaj yayınladı. 3 Şubat 1999 tarihinde üzerinde Galatasaray bayrağı da bulunan Türk bayrağına sarılı naaşı Atatürk Kültür Merkezi'ne getirilerek tören düzenlendi, akabinde Levent Camisi'nde cenaze namazı kılındı ve Kanlıca'daki Mihrimah Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Mezarına "Gesi Bağları" yorumundan ötürü Kayseri'nin Gesi beldesinden getirilen toprak da kondu. Ölümünün duyulmasının ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve bazı siyasetçiler başsağlığı mesajı yayınladılar.     « Ayrıca sanatçı olduğumu da iddia etmiyorum. Ben öldükten sonra torunlarım ansiklopedilerde Barış Manço'yu "sanatçı" diye okurlarsa, galiba sanatçı olduğum da tescil edilmiş olacak. Geleceğe ne bıraktığınız önemli. Yoksa insan yaşarken kendi kendine "Ben sanatçıyım" dememeli. »    (Bir röportajı sırasındaki sözü)Barış Manço ölmeden önce müzik hayatının 40 yılını anlatan 40. yıl şarkısını bestelemişti. Ancak sözlerini yazamadan hayatını kaybetti. Bu şarkının da bulunduğu Mançoloji 1999 yılında yayımlandı ve 2,6 milyon satarak o yılın en çok satan albümü oldu. Daha sonra 2002 yılında Yüreğimdeki Barış Şarkıları adında bir anma albümü yayınlandı. 2006 yılında Barış Manço'nun anısını sürdürmek için "Barış Manço Rock Derneği" kuruldu.Manço'nun ölümüyle Kurtalan Ekspres yeni albüm çalışması yapmayarak yaklaşık iki yıl boyunca Barış Manço için düzenlenen birçok anma konserine katıldı. Önemli bir solisti kaybeden grup, 2003'ün Ekim ayında ilk solo albümü olan 3552'yi çıkardı.

http://www.ulkemiz.com/baris-manco-kimdir

Yörük Ali Efe Müzesi

Yörük Ali Efe Müzesi

Milli Kahraman Yörük Ali Efe’nin İzmir’den dönüşünden ölümüne kadar yaşadığı Yenipazar ilçe merkezindeki evi 1980’li yıllarda çıkan yangında tamamen yanmıştır. 1995 yılında Aydın Valiliğince Kültür Bakanlığına yapılan öneri kabul görmüş, Yörük Ali Efe’nin mirasçıları evin müze yapılması koşulu ile evi Kültür Bakanlığına bağışlamışlardır. Tahsis işlemleri 1999 yılında tamamlanmıştır. Evin aslına uygun restorasyonu ve bahçe tanzim çalışmaları sonucu teşhire hazır hale getirilmiştir. Bunun üzerine teşhir çalışmalarına başlanmıştır. Yörük Ali Efe’nin kullandığı şahsi eşyaları varisleri tarafından müzeye bağışlanmıştır. Aydın Müzesi Etnografya seksiyonundan devredilen eserlerin yanı sıra, Aydın Müzesi Kıymet Takdir Komisyonu’nca piyasadan alınan ve vatandaşların bağışladığı malzemelerle yapılan teşhir çalışmaları kısa sürede tamamlanmıştır. Yörük Ali Efe’nin Muslukuyu Mezarlığı’ndaki mezarı Bakanlar Kurulu’nun 29.08.2000 tarih ve 2000/1252 sayılı kararı ile müze bahçesindeki yerine taşınmıştır. Yörük Ali Evi Müzesi Aydın Müzesi Müdürlüğü bağlı bir birim olarak, 8 Haziran 2001 tarihinde Kültür Bakanı Sayın M.İstemihan TALAY tarafından ziyarete açılmıştır.

http://www.ulkemiz.com/yoruk-ali-efe-muzesi

Yunus Dalış Okulu ve Sualtı Hizmetleri ANTALYA

Yunus Dalış Okulu ve Sualtı Hizmetleri ANTALYA

Dalış okulumuz A grubu seyahat acentesi olup Turizm Bakanlığı onaylı yeterlilik belgesine sahiptir.    Malzeme ve donanım kalitesi Türkiye'de 4–5 dalış okulunda bulunabilecek türden yapılandırılmıştır. Kaliteli donanım insan hayatı için bir güvence olup yatırım maliyetini %200 arttıran önemli bir unsurdur. Ekipman olarak dünyanın tanınmış markalarıyla, konusunda deneyimli sanayi dalgıçları ve bu konularda faaliyet göstermek için gerekli, yetki, donanım ve tecrübemiz ile gerek sualtındaki çözüm arayışlarınızda gerekse dalış sporunun güzelliğini keşfetmenizde,23 yıldır Konyaaltı Beachpark'ta sizlere hizmet vermekteyiz.Yunus Diving'in amacı küresel ölçülerde çağdas ve bilimsel metotlar ile modern teknolojiyi kullanarak sualtındaki gereksinimlerinizde, altyapı, bilgi ve yılların deneyimi ile müsteri memnuniyeti odaklı çözümler sunmaktır.Bu amacı gerçeklestirmek için; kurulusun bugün gelmis olduğu seviyeyi daha da asarak bilimsel mükemmelliği ölçü olarak alıp "KÜRESEL GÜÇ, BÖLGESEL ÖZEN" ilkesini siar edinmis bir eğitim kurumu olmayı amaç edinmistir. Yunus Diving, eğitimde, araştırma ve geliştirme modelini benimsemektedir. Bu itibarla Gerek sualtı işlerinizin en uygun ve akılcı maliyetlerle  çözüme ulaşması ve dalış okulu  eğitim bölümünde kursiyerlerini bir yıldız balıkadamdan başlayarak üç yıldız eğitmen ve rehber balıkadam olmaya kadar varan süreçte, daima çağdaş ve modern teknolojinin nimetleri ile destekleyip teşvik etmektedir.Yunus Diving faaliyet hayatı boyunca, insan sevgisi ile dolu uzman eğitmenleri ve onların yetiştirdiği en iyi öğrencileri bünyesinde istihdam ederek, bugüne kadar olduğu gibi, Ülkemizde en mükemmel ve güvenilir dalış okulları sıralamasında ilk olmak ve Sualtı sanayi çalışmalarında en iyi sualtı hizmeti veren kurumlardan biri  olarak anılmayı amaçlamaktadır. Tel: 0 242 238 44 86 Fax: 0 242 237 61 08 Gsm: 0 541 608 58 63 - 0 554 589 03 62 Adres: Konyaaltı Beachpark Üst Geçit No:5-6 Antalya Mail: info@yunusdiving.com   http://www.yunusdiving.com

http://www.ulkemiz.com/yunus-dalis-okulu-ve-sualti-hizmetleri-antalya

Aşık Fotonları Uzay-Zaman Ayıramıyor

Aşık Fotonları Uzay-Zaman Ayıramıyor

İşte size hayal edilebilecek en küçük ölçekte bir aşk hikayesi: Dolaşıklık. Bu durumda bulunan parçacıklar birbirleriyle içsel olarak öyle bir bağlantı içindedirler ki, aralarındaki uzaklık ne olursa olsun, birini etkileyen herhangi bir değişiklik diğeri üzerinde de eşzamanlı bir etki yaratır. Dolaşıklık da dahil olmak üzere, pek çok doğaüstü gibi görünen olayın sürekli olarak gerçekleşmekte olduğu parçacıklar düzeyindeki evrenin incelenmesi kuantum mekaniğinin alanındadır. Bu en küçük ölçekte, parçacıkların bazı özellikleri bütünüyle olasılıksaldır. Diğer bir deyişle, gerçekleşene dek hiçbir şeyin kesinliği yoktur. Bell Teoremi’nin Sınanması Albert Einstein kuantum mekaniği yasalarının gerçekliği tanımladığına pek inanmıyordu. O ve kendisi gibi düşünen diğer bilimciler işin içinde kuantum sistemlerin öngörülemez olmasını sağlayan gizli değişkenler olduğunu ileri sürdüler. Ancak 1964 yılında yayımladığı makalesinde John Bell şu düşünceyi ortaya koydu: Söz konusu gizli değişkenleri içeren herhangi bir fiziksel gerçeklik modeli, bir parçacığın diğeri üzerinde anlık etki yaratmasını da izinli kılmak zorundadır. Einstein enformasyonun ışıktan daha hızlı ilerleyemeyeceğini kanıtlamış olsa da, Bell’e göre parçacıklar çok uzak mesafelerdeyken bile birbirlerini etkileyebilirlerdi. Bilimciler Bell’in teoremini modern fiziğin önemli dayanaklarından biri kabul ediyor. Teoremi kanıtlamak amacıyla çok sayıda deney yapılmış olmasına rağmen, yakın zamana kadar Bell’e gereken eksiksiz ve uygun bir sınama yapılamamıştı. 2015 yılında bu konuya ilişkin üç ayrı çalışma yayımlandı ve hepsi de kuantum mekaniğinin öngörüleri ile uyumluydu. Yayımlanan makalelerden birinin baş yazarı olan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nden (NIST) Krister Shalm şöyle anlatıyor: “En heyecan verici yanı, bir anlamda deneysel felsefe yapıyor oluşumuz. İnsanlar hep dünyanın nasıl işlediği hakkında belli beklentiler içinde oldu. Sonra kuantum mekaniği çıkageldiğinde, işlerin bekledikleri gibi yürümediğini gördüler.” ‘Alis ile Bob’ Kuantum Mekaniğini Nasıl Sınadı? “Bizim makalemiz ve geçen yıl yayımlanan diğer iki makale Bell’in haklı olduğunu gösterdi: Gizli değişkenler içeren bir evren modeli, dolaşık parçacıkların herhangi bir uzaklıktan birbirlerini etkilemesine izin vermek zorunda,” diyor Francesco Marsili. Kendisi NASA’da çalışıyor ve Shalm ile aynı araştırma ekibinde yer alıyor. Makaleleri geçtiğimiz yıl Physical Review Letters dergisinde şu akıl karıştırıcı başlıkla yayımlanmıştı: “Yerel Gerçekçiliğin Güçlü Kaçamaksız Sınaması.” NIST laboratuvarında gerçekleştirilen deneyi anlamamıza yardımcı olacak bir benzeşim kuralım: A ve B dolaşık iki foton olsun. A fotonu Alis’e, B fotonu da Bob’a gönderilsin. Alis ile Bob arasındaki uzaklık da 185 metre olsun. Alis ve Bob fotonlarını dürtüp kurcalayarak her türlü yolla özelliklerini öğrenmeye çalışıyorlar. İkisi de fotonlarını nasıl ölçeceklerine birbirleriyle konuşmadan ve rastgele sayı üretecinden çıkan sayılar doğrultusunda rastgele karar veriyor. Alis ile Bob notlarını karşılaştırdıklarında, yaptıkları bağımsız deneylerin sonuçlarının bağlaşık olduğunu görüp şaşırıyorlar. Çok uzaklardayken bile, dolaşık foton çiftinden birini ölçmenin, diğer fotonun özelliklerini etkilediğini anlıyorlar. “Sanki Alis ile Bob fotonları birbirinden ayırmaya çalışmış, ama fotonların aşkı sürmüş gibi,” diyor Shalm. Dolaşık fotonlar uzayda ayrı düşseler bile tek bir sistem gibi davranmaya devam eder. Alis ve Bob, yapılan deneydeki foton dedektörlerini temsil ediyor. Deneyi çok sayıda başka aşık yani dolaşık fotonla yineliyorlar ve her seferinde aynı görüngü ile karşılaşıyorlar. Tabi gerçekte bu dedektörler insan değil, süperiletken nano kablolu tekil foton dedektörleri (SNSPD [İng. superconducting nanowire single photon detector]). SNSPD dedektörler süperiletken duruma gelene dek, yani elektriksel dirençlerini kaybedinceye kadar soğutulmuş metal şeritlerdir. Şerite çarpan bir foton, şeritin bir anlığına normal metale dönüşmesine neden olur. Dolayısıyla şeritin direnci sıfırdan sonlu bir değere fırlar. Dirençteki bu değişim sayesinde araştırmacılar olayı kaydeder. Deneyi laboratuvarda gerçekleştirirken en büyük güçlük, fotonları dedektörlere gönderirken optik fiberlerde kaybolmalarının önüne geçmektir. NASA’nın JPL laboratuvarı ve NIST bu amaçla SNSPD dedektörlerini dünya rekoru kıran bir performansta üretti ve %90’dan yüksek bir verim elde etti. Fotonun varış zamanındaki belirsizlik düşürüldü. SNPSD olmadan böyle bir deney gerçekleştirilemezdi. Bu Neden Yararlı? Deney tasarımının kriptografide kullanılma olanağı bulunuyor. Rastgele sayı üreteci kullandığı için bu yöntem bilgiyi ve iletişimi güvenli kılacaktır. “Evren hakkında bize çok derin bilgiler veren deney düzeneğimiz, aynı zamanda bilgiyi güvenli tutmanın gerektiği uygulamalarda da kullanılabilir,” diyor Shalm. Kriptografi bu araştırmanın tek potansiyeli uygulaması değil. Kullanılanlara benzer dedektörler, uzayın derinliklerinde optik haberleşme için de işe yarayabilir. Sinyal varış zamanı hususunda verimi yüksek, belirsizliği düşük olduğu için bu dedektörler optik izgedeki (spektrumdaki) ışık atımları ile bilgi iletimi için çok uygun. “Güneş sisteminde gezinen uzay araçları ile iletişim için şu anda Derin Uzay Ağı (İng. Deep Space Network) kullanılıyor. Bu ağ enformasyonu radyo sinyali olarak kodluyor. Optik iletişim kullanabilirsek ağin veri hızını 10 ila 100 kat arttırabiliriz,” diye ekliyor Marsili. Einstein’ın dediği gibi enformasyonun ışıktan hızlı ilerleyemeyeceğini, ancak optik iletişim araştırmaları ile gönderilen veri miktarının yükseltilebileceğini belirten Marsili, deneylerinde kullandıkları dedektörlerin bu açıdan önemini vurguluyor.   Kaynak: NASA, “Particles in Love: Quantum Mechanics Explored in New Study”< http://www.nasa.gov/feature/jpl/particles-in-love-quantum-mechanics-explored-in-new-study > Sevkan Uzel http://bilimfili.com/asik-fotonlari-uzay-zaman-ayiramiyor/

http://www.ulkemiz.com/asik-fotonlari-uzay-zaman-ayiramiyor

Adım Adım Fotoğraf Makinesi Satın Alma Rehberi

Adım Adım Fotoğraf Makinesi Satın Alma Rehberi

Fotoğraf makinesi almak aslında otomobil almaya benzer biraz. Bir fotoğraf makinesi almaya karar verdiğinizde önünüze yüzlerce seçenek çıkıyor. Hele bir de Dslr bir makine almaya karar verdiyseniz işiniz daha da zorlaşıyor.

http://www.ulkemiz.com/adim-adim-fotograf-makinesi-satin-alma-rehberi

Ülkemiz ve Dünya - NÜFUS Konusu (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

Ülkemiz ve Dünya - NÜFUS Konusu (Sosyal Bilgiler Konu Anlatımı)

6. sınıf sosyal bilgiler konularından bugün "Nüfus"u derinlemesine işleyeceğiz. Nüfusun dağılışını etkileyen faktörler, seyrek nüfuslu yerler, yoğun nüfuslu yerler bu videoda öğreneceğiniz konulardır. Ülkemiz ve Dünya ünitesini bu videoyla pekiştireceksiniz. İyi seyirler.

http://www.ulkemiz.com/ulkemiz-ve-dunya-nufus-konusu-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Beslenme insanların en temel gereksinimidir. Bu gereksinimin karşılanması ile hayati fonksiyonları yerine getirebilmek mümkün olur.

http://www.ulkemiz.com/karbonhidrat-nedir-hangi-gidalarda-bulunur

Antibiyotik Direnci Daha Karmaşık Hale Geldi

Antibiyotik Direnci Daha Karmaşık Hale Geldi

Video kayıtlarının zaman bazlı fotoğrafları. Yeşil floresan proteini ile etiketlenmiş olan Staphylococcus bakterileri, kloramfenikol antibiyotiği için bir direnç geni ifade eder.

http://www.ulkemiz.com/antibiyotik-direnci-daha-karmasik-hale-geldi

Leylandi Özellikleri ve Yetiştiriciliği ( Cupressocyparis x leylandii )

Leylandi Özellikleri ve Yetiştiriciliği ( Cupressocyparis x leylandii )

Leyland selvi, sadece leylandii olarak adlandırılan Cupressus x leylandii, başta hedge ve taraklar olmak üzere bahçecilikte çokça kullanılan, hızla büyüyen, kozalaklı, yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Nispeten zayıf kültür bölgelerinde bile, bitkilerin 16 yılda 15 metreye (49 fit) yükseldiği bilinmektedir.

http://www.ulkemiz.com/leylandi-ozellikleri-ve-yetistiriciligi-cupressocyparis-x-leylandii-

Frajil X Sendromu Nedir? Belirtileri Nelerdir? Teşhis Ve Tedavi Yöntemi Nedir?

Frajil X Sendromu Nedir? Belirtileri Nelerdir? Teşhis Ve Tedavi Yöntemi Nedir?

Nörogelişimsel bir bozukluk olan Frajil X Sendromu, zeka geriliğinin bilinen en önemli nedenlerinden biridir. X kromozomuyla ilişkili olan bu sendrom, X kromozomunun uzun kolundaki FMR1 geninde C-G-G tekrarı ve DNA polimeraz enziminin kaymasından kaynaklanmaktadır.6-50 CGG CCG GCC tekrarları taşıyan bireyler normaldir ancak 200-1000 tekrar taşıyan bireylerde Frajil X sendromu gözlenir. Bu sendroma bağlı olarak gelişen zeka geriliği, erkeklerde 3600 de 1, kadınlarda 6000 de 1 görülmektedir. 2000 kişide 1 ise daha hafif problemler görülür. (Bu oranlar yaklaşık olarak hesaplanmıştır.)Her iki cinsiyette de görülmektedir. Frajil X sendromu yaklaşık olarak erkeklerde 1/4000, kızlarda ortalama 1/7000 görülür. Farkında olmadan birçok insan bu geni taşıyor.Hastalık ancak ortaya çıktıktan sonra anlaşılabilmektedir. FMR1 genindeki bozukluklar nedeniyle oluşan bu hastalık babada herhangi bir sorun yapmazken çocukta bu sendrom görülebilmektedir. Erkeklerde ortalama 3 yaşında, kızlarda ise 8 yaş civarında hissedilmektedir. Frajil X Sendromlu kişilerde zihinsel davranışsal ve fiziksel farklılıklar gözlenmektedir.Frajil X Sendromlu Kişilerde (Özellikle Erkeklerde) Fiziksel Farklılıklar :Erkek çocuklarda büyük testisler (macroorchidism), kaslarda hipotoni (anormal derecede düşük kas direnci) ve otizm görülmektedir. Yüz şekilleri farklı olan bu bireylerde büyük kulaklar, uzun yüz yapısı,geniş alın, yüksek kemerli damak gözlenebilir. Ayrıca lordosis (Omurganın konveksliği öne bacak şekilde arkaya bükülmesi, kamburluk, bel kemiğinin eğriliği ) kalp defektleri (mitral prolapsus, kalpte üfürme) düz tabanlılık, el kemiklerinin kısalığı ve şaşılık gözlenebilir. Erkekler bilişsel olarak geniş bir yelpazede etkilenirler. Zeka geriliği orta düzeydedir. Bu özellikler erkeklere oranla daha hafif olarak kadınlarda da görülebilmektedir.Frajil X sendromu olan erkeklerde psikiyatrik etkilenme gözlerini kaçırma ve sosyal anksiyete şeklinde olabilmektedir.Frajil X Sendromlu Kişilerde Mental Ve Bilişsel (Kognitif) Farklılıklar:Kognitif (Bilişsel): IQ seviyesinde önemli ölçüde düşüklüğe sebep olan sendrom, öğrenme güçlüğü,ağır bilişsel bozukluk ve otizme sebep olmaktadır. Daha çok yürüme, konuşma,tuvalet eğitimi gibi temel işlevlerde bozukluk görülebildiği gibi bu çocuklarda dikkat eksikliği,matematiksel konularda zorlanma ve hiperaktivite görülmektedir. Ayrıca konuşmada gecikme,hızlı konuşma, kelimeleri tekrarlama ve heceleyerek söyleme gibi dilsel problemler de görülmektedir. Frajil sendromlu kişiler duygusal bilgileri algılamakta ve uygun yanıt vermekte zorluk çekerler. Kendilerine dokunulmasına tepki verirler. Göz teması kurmakta zorlanırlar. Sinirli ve hırçın oldukları gözlenirken el sallama,el ısırma gibi davranışlar gösterirler. Frajil Sendromlu kişilerde otistik davranış bulguları hakimdir.Kız Çocukları Ve Yetişkin Kadınlarda Frajil X Sendromu Özelikleri :Kızlarda 8’li yaşlarda farklılıklarını hissettiren Frajil X sendromu, kız çocuklarının hemen hemen yarısında (tam mutasyon taşıyanlarda) zeka geriliği ve entelektüel bozulmaya sebep oluyor. Kalan yarısında ise normal zeka ya da öğrenme problemi olmaktadır. Özellikle matematik ile ilgili ders ve konularda düşük başar performansı gözlenmektedir. Erkeklerdeki görülme oranından daha az olmakla birlikte motor öğrenme ve konuşma bozuklukları görülmektedir.Frajil X Sendromlu kızların bazıları otistiktir bazılarında ise normal IQ ile birlikte sosyal anksiyete, depresif duygu durumu, sosyal çekilme, dikkat sorunları, kronik depresyona eğilim yaratan duygu durum bozuklukları görülebilmektedir.Frajil X Sendromu Kimlerde Görülebilir? Nasıl Tanı Konur?– Nedeni açıklanamayan zeka geriliği veya otizmi olan kişiler– Hiperaktivite, öğrenme güçlüğü, hafif bilişsel geriliği olan kişiler– Yukarıda bahsetmiş olduğumuz Frajil X sendromuna ait fiziksel yada davranışsal özellikleri taşıyan herkes– Ailesinde Frajil X tanısı konmuş ya da ailesinde zeka geriliği öyküsü olan herkesEğer yukarıda bahsettiğimiz belirtilere siz ya da çocuğunuz sahipse Frajil X sendromu için kan testi yaptırmanız gerekmektedir. Bu test Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda Genetik Bölümünde yapılabilmektedir. Alınan kandan DNA analizi PCR ve Southern Blot metotlarıyla tespit edilmektedir. Bu yöntemle ailesinde Frajil X Sendromu olan kişilere doğum öncesinde erken tanı olanağı sağlanabilmektedir.Frajil X Sendromu Tedavi Yöntemi Nasıldır?Frajil X Sendromunun etkin ve rahatsızlığı tamamen ortadan kaldıracak bir tedavisi maalesef bulunmamaktadır. Ama tedaviye yönelik özel eğitim, konuşma ve dil terapisi, fizik tedavi ve farklı beceriler kazandırma amaçlı terapiler uygulanabilmektedir. İlaç tedavisi sendromun belirtileri olan hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı üzerinde ayrıca anksiyete bozukluğu ve depresyon tedavisinde kullanılmaktadır.Farajil X Sendromlu çocuklar belli konularda potansiyel sahibi,sevilen,birlikte zaman geçirmekten hoşlanabileceğiniz, hassas ve zarif kişilikleri olması gibi yönleriyle dikkat çekerler.Sevimli,duyarlı,cana yakın, sosyal ilişkilerinde pozitif, taklit yetenekleri çok kuvvetli ve esprili kişiliğe sahiptirler. Hayal güçleri çok zengindir. Sözel ve okumaya dayalı çalışmaları severler. Müzik, sanat ve spordan çok hoşlanırlar. Bu aktiviteler gelişimlerini hızlandırır ve potansiyellerini en üst düzeyde kullanmalarına yardımcı olur.En iyi tedavi iyi bir terapi ve Frajil X Sendromunda gelişim gösteren fiziksel,davranışsal ve bilişsel durumların yakın takibi ile mümkün olabilmektedir. Bu tür rahatsızlıklarda ailenin çok iyi bilgilendirilmesi ve aile bireylerinin de araştırıcı, bilinçli, donanımlı olması çocuğun hayatını kolaylaştıracak faktörlerden en önemlisidir.Unutmamak gerekir ki, çocuğunuzun hayatını kolaylaştırmanız, onu nasıl mutlu edeceğinizi ve mutsuz olduğu anlarda ona nasıl destek olacağınızı bilmeniz sizi de endişelerinizden uzaklaştıracak ve yüzünüzün gülmesini sağlayacaktır.Sağlıklı,mutlu,umut dolu yarınlar için bilinçli bir birey olabilmek adına yapacağımız ilk şey; hastalıklar konusunda bilinçlenmeyi o hastalık başımıza gelmeden önce gerçekleştirmemiz diye düşünüyorum.Kaynakça:www.rehabilitasyon.com/ct/Frajil_X_Sendromutr.wikipedia.orgwww.turkpsikiyatri.org/blog/2012/03/…/frajil-x-sendromuYazar: Eda Şahanhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/frajil-x-sendromu-nedir-belirtileri-nelerdir-teshis-ve-tedavi-yontemi-nedir

Android Cep Telefonu “Huawei G301″ İnceleyelim

Android Cep Telefonu “Huawei G301″ İnceleyelim

Piyasada Android tabanlı cep telefonu oranı yüzde doksanlara vardı. Haliyle bir çok teknoloji markası, android işletim sistemli cep telefonlarını farklı donanım ve fiyatlarla müşterilerine sunmaya başladılar.Ürün çeşitliliği ve neredeyse hergün piyasaya yeni telefonların sunulması biz tüketicilerin aklını karıştırmaya başladı..Bu konuda sizlere  en uygun fiyat performans (verdiğiniz paraya değer) cep telefonu olanı Huawei g301 ‘in özelliklerinden , artı ve eksilerinden bahsetmek istiyorum. Huwaei markası, Türkiye’de çok tanınmış bir marka değil.. Zamanında TTNET, yeni abonelerine huawei marka modemi hediye olarak verdiğini hatırlıyorum..Bu cihazı incelerken giriş seviyesi bir cihaz olduğunu unutmamalıyız..Çeşitli internet sitelerinde fiyatı 299 tl dir. Bu fiyat bu özellikteki bir cihaz için gerçekten uygundur..Cihazın genel özelliklerinden bahsedecek olursak :* 4 inch ips kapasitif dokunmatik ekran : En iyi özelliği diyebilirim..İps ekranlı telefonların en büyük özelliği farklı açılardan baktığınızda görüntü kaybı yaşanmamakta ve çok daha net görüntüler elde edilmektedir.* 1 ghz Cortex a5 qualcom snapdragon işlemci : İşlemcinin tek çekirdek olması, bu fiyata gayet normal. Daha önce 600 mhz işlemcili bir telefon kullanan birisi olarak işlemci hızının yeterli olacağını düşünüyorum..* 512 mb ram : Üzerindeki işletim sistemi için yeterli.* 5 mp kamera amatör fotoğraf çekimleri için oldukça yeterli . Gün ışığında güzel fotoğraflar çekilebilir.* 4 gb dahili hafıza ilk bakışta yetersiz gibi gözükse de, piyasadan 25 tl civarı 8gb lık micro sd kartla hafıza sorununu kolaylıkla halledebilirsiniz.* Gorilla Corning glass çizilmez ekranı telefon için güzel bir özellik . Böylelikle ufak darbelerde ekranda bir çizilme yaşanmaz.* KVK garantili olması : KVK bilindiği üzere Türkiye’de en geniş servis ağı olan bir firmadır..Cihazınızın arızalanması durumunda kolaylıkla muhatap bulup tamir ettirebilirsiniz.* 1500 mah pil: Telefonun pili 2 günden fazla gider.* Android 2.3.6 gingerbread işletim sistemi : Eski bir işletim sistemi olsa da, bence telefonun donanımıyla oldukça uyumlu. Böylece telefonda kasma ve donma gibi sorunlar yaşanmaz.* Dahili wifi – bluetooth ve gps özelliği sayesinde dünya ile kesintisiz iletişim sağlayabilirsiniz.Yeni dokunmatik ekranlı akıllı bir cep telefonu almayı düşünüp; ancak bütçemde kısıtlı diyorsanız bu cihazı kesinlikle kaçırmamalısınız..Kaynakça:http://www.chip.com.tr/haber/huawei-ascend-g301-a-ilgi-buyuk_35639.htmlhttp://www.kvkmarket.com/huawei-ascend-g301#.UreQVtJdWJcYazar: Adem Meteoğluhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/android-cep-telefonu-huawei-g301-inceleyelim

ANDOF Ankara Doğa Sporları ve Off-road Kulübü

ANDOF Ankara Doğa Sporları ve Off-road Kulübü

Off-road ve kamp yapmak ayrılmaz bir bütündür,özgürlüğü seven 4x4 sahipleri herkesin ulaşamayacağı, normal araçlarla gidilmesi zor olan , daha önce kimsenin gitmediği, ulaşılamayacak yerlere gitmek ister.Ankara civarında 100-150 Km uzaklıktaki bölgelerde kamp yapılacak yerlerle ilgili dökümanlara sahip olan kulübümüz 15 günde bir off-road gezileri ayda bir ise kamplı geziler yapar. Yeni yerler keşfetmek oralara gitmek bütün üyelerimizin hedefidir.Kulüp olarak kamp yapılacak olan bölge önceden belirlenir.Hafta başı kamp bölgesine iki jeep çıkar yol notlarını çıkartır,kamp kurulacak alanı ve bölge güvenliğini tespit eder , yörenin kaymakamı ve jandarması ile görüşme yapar, telefonların çekip çekmediğini tespit eder su noktalarını not alır ve kulübe rapor eder. Çarşamba günü yapılan toplantıda karar alınır, ertesi günden itibaren hazırlıklar başlatılır . Yol notları hazırlanır ve çoğaltılır.Katılacak üye sayısı aşağı yukarı tespit edilir. İlçe jandarmaya gezi tarihi ve araç sayısı bildirilir.Kamplı gezilerde hareket gününden önce alışverişler yapılır, araçların eksiklikleri tamamlanır Akşamdan araçlar yüklenir çünkü sabah hareket saatinde kimsenin beklemeye tahammülü yoktur.Hareket sabahı kulüp önünde toplanan araçlar öncü ve artçı tarafından sıraya konur,gezi sorumluları yol notlarını, kamp ve konvoy kuralları bütün araçlara dağıtılır yeni katılanların cep telefonları alınır, öncü ve artçının telefonları’da onlara verilir . Konvoy kuralları ve ormanlık bölgede yol alınırken uyulması gereken kurallar gezi sorumlusu tarafından sesli olarak bir kez daha hatırlatılır ve hareket saatinde konvoy yola çıkar .İşi gereği konvoyla gelemeyen arkadaşlar ise kulüpten yol notlarını temin eder onlarda ikişer, üçer kişilik gruplar halinde hareket edip akşam geç saatte olsa kamp yerine ulaşır. Kamp bittikten sonra hareket öncesi mıntıka temizliği ve ateşin söndürülmesi her kampçının yapması gereken ilk aktivitelerden birisidir.Konvoy geri dönüşte geldiği sıraya girer ve şehir giriş tabelasına kadar konvoyu bozmadan yoluna devam eder. Kampla ilgili düşünceler ve görüşler değerlendirilir ve arşive kaldırılır. ANDOFF için üyelerimizin memnuniyeti ve güvenliği herşeyin başında gelir. Bu ilke ile devam eden kulübümüz geçen sene içerisinde hiçbir tatsız olay yaşamamış ve doğru yolda olduğunu kanıtlamıştır. ANDOFF Sadece geziler düzenleyip kamp yapmakla sınırlı bir kulüp değildir , bir otomobil sporu olan off-road'du Ankara'da yaygın hale getirmek ve bu spora gönül veren arkadaşlarımızı aynı çatı altında toplayıp yarışlar düzenleyip yarıştırmak, yarışçılar yetiştirmek motor sporlarına katkıda bulunmak kulübümüzün hedefleri arasındadır . Off-road 4x4 arazi araçları ile kendi kategorilerine ayrılarak yapılan bir motor sporudur, yolun bittiği yer anlamına gelen bu sözcük adından da anlaşılacağı gibi arazi şartlarında çamur engebeli olan yerler, dik tepelerden iniş çıkışları olan yerler ,su ve dere geçişlerinin olduğu parkur adı verilen yerlerde yapılan , kendine özgü kuralları olan yarışlardır .Suni şekilde hazırlanmış ve doğal ortamın oluşturduğu zorluklarda yapılan bu sporu pilot ve co-pilottan oluşan iki kişilik bir ekip sporudur .Zamana karşı yapılan bu yarışlar seyirci açısından seyri en keyifli motor sporlarındandır.Önünüzden geçen araç geçip kaybolmaz. Pilot ve co-pilotun konuşmalarına ve tartışmalarına bile şahit olursunuz. Fazla çok sürati olmayan daha çok mukavemet yarışı olan bu yarışlar artık Ankara'da ANDOFF tarafından yapılan organizasyonlar sayesinde seyirciler seyir imkanı sağlamıştır.Andoff bu motor sporuna gönül veren arkadaşlarımızı ayni çatı altında toplayıp yarışlar düzenleyip yarıştırmak yeni yarışçılar yetiştirmek amacı ile kuruldu, bunlar ilk zamanda hayal gibi görünmüş olsa da bu gün itibari ile bir çok  ekipten oluşan yarışmacıya sahip olan kulübümüz 6 ekip'i Türkiye off-road şampiyonasında yarıştırmaktadır.Tamamen amatörlükten gelen bu arkadaşlarımız kısa zamanda tecrübelenip önümüzdeki yıllarda daha ' da basarili olacaklarını kanıtlamışlardır . http://www.andoff.net/

http://www.ulkemiz.com/andof-ankara-doga-sporlari-ve-off-road-kulubu

TOPKAPI SARAYI

TOPKAPI SARAYI

Fatih Sultan Mehmed’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden sonra 1460 yıllarında yapımına başlanan ve 1478 yılında tamamlanan Saray; Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Haliç arasındaki tarihi İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda bulunan Doğu Roma akropolü üzerindeki 700.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmed’den itibaren otuzbirinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar yaklaşık dört yüz yıl süreyle imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılmıştır. 19.yüzyılın ortalarında hanedanın Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile terkedilmiş olmasına rağmen önemini her zaman korumuştur.Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra, 3 Nisan 1924 yılında müze haline getirilen ve Cumhuriyet’in ilk müzesi olan Topkapı Sarayı Müzesi, günümüzde yaklaşık 400.000 metrekarelik bir alan kaplamaktadır. Kara tarafından Fatih’in yaptırdığı Sur-i Sultani, deniz tarafından ise Doğu Roma surları ile şehirden ayrılan Topkapı Sarayı, mimari yapıları, koleksiyonları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi ile dünyanın en büyük saray-müzelerinden biridir.Ayasofya tarafındaki saltanat kapısından girilen ve birbirinden geçilen dört avlu çevresindeki mimari yapılardan oluşan Saray’ın etrafı bahçeler ve meydanlarla çevrilidir. Sarayın ilk avlusu olan ve halkın başvuru için girebildiği birinci avluda (Alay Meydanı) Cebehane olarak kullanılan Aya İrini Kilisesi, Darphane, Fırın, Hastane gibi sarayın dış hizmet yapıları bulunurdu.Sarayın ikinci avlusu, devlet yönetiminin gerçekleştiği mekanların yer aldığı Divan Meydanı (Adalet Meydanı)’dır. Tarih boyunca pek çok törene sahne olan bu avluda divan toplantılarının yapıldığı Divan-ı Hümayun(Kubbealtı)  binası ve yanında Divan-ı Hümayun Hazinesi yer alır. Divan yapısının arkasında ise Sultanın  Adaletini temsil eden Adalet Kulesi vardır. Kubbealtı'nın yanında Harem Dairesi girişi ile Zülüflü Baltacılar Koğuşu bulunur. Zülüflü Baltacılar Koğuşu ile aynı yönde bulunanHas Ahır yapıları ise aynı yönde, bir avlu etrafında yer alır. Adalet meydanının Marmara yönündeki revakların arkasında ise saray mutfakları ile ek hizmet binaları bulunmaktadır. Adalet meydanının kuzey yönünde cülus, arife, bayram ve cenaze törenlerinin yapıldığı, Sancak-ı Şerif’in Serdar-ı Ekrem olarak savaşa giden Sadrazam'a teslim edildiği yer olan Babüssaade yer alır.Üçüncü Avlu, Enderun (iç saray) padişaha ait mekanların yanında, Sultan II. Murad döneminde kurulan Saray Okuluna ait koğuş ve yapıları da barındırır.Padişahın devlet adamlarını ve yabancı elçileri kabul ettiği Arz Odası, Fatih Köşkü / Enderun Hazinesi ve Has Oda padişaha ait mekanlar olarak önce çıkarken, Küçük Oda, Büyük Oda, Seferli, Kilerli, Hazineli, Has Oda isimleriyle anılan Enderun Saray okuluna ait koğuşlar, Babüssaade girişinden itibaren avlunun etrafına sıralanmıştır.Avluya diagonel olrak yerleştirilmiş 15. Yüzyıl yapısı Hükâr Mescidi / Ağalar Camii ile, III. Ahmed döneminde havuzlu köşkün yıkılmasıyla yaptırılan III. Ahmed Kütüphanesi, Enderun eğitimine verilen önemi vurgular.Enderun Avlusu'ndan sonra, padişaha ait köşklerin ve asma bahçelerin bulunduğu IV. Avlu'ya geçilir. Has Oda'nın Mermer Sofa'ya açılan kapılarıyla da ulaşılan bu mekanda Osmanlı sanatının klasik köşk mimarisinin en seçkin örnekleri olan, Sünnet Odası, Bağdat ve Revan Köşkleri ile İftariye Kameriyesi yer alır. IV. Avlu'nun bir alt kotunda asma çiçek bahçesi, ahşap Kara Mustafa Paşa Köşkü, Hekim Başı Kulesi ve Sofa Camii yer alır. Sultan Abdülmecid döneminde inşa edilen Mecidiye Köşkü ve Esvab Odası Saray'da inşa edilen son yapılardır.Topkapı Sarayının etrafını kuşatan Hasbahçeler içinde günümüze ulaşmayan çok sayıda köşk ve kasır olduğu bilinmektedir.

http://www.ulkemiz.com/topkapi-sarayi

2.       ULUSLARARASI MÜHENDİSLİK MİMARLIK VE TASARIM KONGRESİ

2. ULUSLARARASI MÜHENDİSLİK MİMARLIK VE TASARIM KONGRESİ

Kongre bilim kurulunun bilgisi dahilinde tam metin olarak gönderilen ve kongre bilim kurulu hakem onayından geçen yazar(lar)'a ait çalışmalar yayının dergi yayın kabul şartlarına uygun olan aşağıdaki bilgileri yer alan hakemli dergilerimizde dergi editörlerinin onayı ve kabulu ile yayınlanması sağlanacaktır.

http://www.ulkemiz.com/2-uluslararasi-muhendislik-mimarlik-ve-tasarim-kongresi

General Mobile Discovery

General Mobile Discovery

General Mobile’in en son çıkan akıllı telefonu “Discovery” şu anda akıllı cep telefonu piyasasında, fiyatıyla rakiplerini zorlamakta…Bu telefonu kullanan birisi olarak sizlere deneyimlerimi aktarmak istiyorum…Özellikleri:* 4 çekirdek 1.2 ghz işlemcisiyle inanılmaz hız sergilemekte herhangi bir donma ve kasma yaşanmamaktadır..(Daha önce dual core işlemcili bir telefon kullanan birisi olarak aradaki farkı rahatlıkla farkettim.)* 1 gb ddr3 ram* 4.7 inch ips lcd kapasitif dokunmatik ekranı ile 1280*720 hd ekranı ile mükemmel bir görüntü izleme keyfi vermekte..En çok beğendiğim özelliği diyebilirim..Bir kaç hd video klip yükledim ve görüntü netliği harika hatta amoled ekranlardan daha iyi diyebilirim.* 8 mp arka(flaşlı) 3 mp ön kamera ile gayet başarılı resimler ve hd video çekilebilmekte.* Aynı sınıftaki telefonlara oranla, daha hafif (125 gr) ve ergonomik. * Android 4.2.1 jelly bean işletim sistemi telefonla gayet uyumlu ..Zaten en son sürüm diyebiliriz.* Çift hatlı olması.Telefonun eksi yönleri çok fazla olmamasına rağmen dile getirmekte fayda var.* Bataryası 1800 miliamper bana biraz yetersiz gibi geldi..2200 ma olsaydı daha iyi olurdu.. Ama çok fazla telefonla oynanmazsa 2 gün rahatlıkla gidiyor.* Bir diğer eksiği ise sesi biraz az çıkıyor gibi..Sesin kalitesi çok iyi ancak bazen gürültülü ortamlarda telefon sesini duyamayabilirsiniz.* Dahili hafızasının 4 gb olması bu özellikteki bir telefon için yetersiz; ancak çok büyük bir sorun değil..Çünkü piyasadan 20 tl ye 8 gb lık micro sd kart alıp takabilirsiniz.. Zaten bu sorunu da çözmüşler fiyatını biraz artırarak dahili hafızayı 16 gb a yükseltmişler..Yani yeni ürünlerde dahili hafıza 16 gb.* 8 megapixel kamera flaşlı olmasına rağmen gece çekimlerinde yetersiz..Sonuçta profesyonel bir fotoğraf makinesi değil.Kısacası son 2 ay içerisinde verilen parayı hakeden tam bir fiyat performans telefonu…Yazar: Adem Meteoğluhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/general-mobile-discovery

Yazılıkaya Tapınağı

Yazılıkaya Tapınağı

Yazılıkaya, Çorum ilinde, Hattuşaş, Boğazköy antik yerleşkesinin 2 km kuzeydoğusunda MÖ 13. yüzyılda yapılmış Hitit açık hava tapınağı. Kayalar arasındaki, galeri adı verilen iki girintiden oluşur. Yazılıkaya Kaya Tapınağı, Aşağı Şehir'deki Büyük Tapınağın yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda kayalık bir yamaçta yer alır. Şehirdeki tapınak yapılarından farklı olarak burası, her iki kült odası (A ve B Odası) da üstü açık olan ve yüksekliği 12 metreye varan kayalıklarla çevrili bir açık hava tapınağıdır. En geç MÖ. 15. yüzyıldan itibaren kullanılan Yazılıkaya'da Hitit sanatçıları ancak MÖ. 13. yüzyılda kayaya uzun sıralar halinde tanrı ve tanrıça kabartmaları işlemişlerdir. Burası olasılıkla "Yeniyıl şenliği evi" dir. Hava tanrısına ait bu evde yeniyıl ve ilkbahar kutlamalarında tüm tanrılar bir araya geliyorlardı. Asıl kaya tapınağı, dışarıdan büyükçe bir yapı kompleksi ile ayrılır. Sadece duvarlarının temel ve kaideleri günümüze ulaşan yapının rekonstrüksyon çizimi burada da ahşap iskeletler ile desteklenen kerpiç duvarlı ve düz damlı yapıların bulunduğunu gösterir. Bu yapı kompleksinden geçip büyük A Odasına giriliyordu. Odanın her iki tarafında sürekli şeritler halinde, kireçtaşı kayaların oluşturduğu duvarlara işlenmiş kabartmalar görülür. Sol tarafta tanrılar, sağ tarafta ise tanrıçalar betimlenmişti. Hepsi bir yöne bakan figürler odanın arka duvarına doğru gidiyor gibi görünürler. Arka duvarda ana sahne işlenmiştir:Tanrılar ve tanrıçalar geçidinin önderleri olan en yüksek iki tanrı Hava Tanrısı ve Güneş Tanrıçası burada karşılaşmaktadırlar. Odanın sol tarafındaki tanrılar genellikle kısa etekli ve sivri başlıklıdır. Hepsi ucu yukarı dönük ayakkabı giyerler; yine tanrıların çoğu silah olarak orak biçimli ucu kıvrık kılıç ve omuzlarında bir topuz taşırlar. Odanın sağ tarafındaki tanrıçalar ise uzun pilili etek, ucu yukarı dönük ayakkabı giyip küpe takarlar. Tanrıçaların başlarında yüksek başlıklar vardır. Bireysel atribüler hemen hemen hiç yoktur. Bu tapınaktaki en büyük kabartma figür, ana sahnenin karşısındaki duvarda tanrıçalar geçidinin sonuna işlenmiştir. Burada bir tanrı değil, Büyük Kral IV. Tuhaliya'nın tasvir edilmesi önemlidir. Ana sahneye belirli bir uzaklıkta, ancak tam karşısında, adeta en yüksek tanrılara saygısını sunmak istercesine tasvir edilmiştir. Yazılıkaya Tapınağı'nın MÖ.13. yüzyılın ortalarında son şeklini almasından bu büyük kralın sorumlu olduğu görüşünü destekleyen etkenlerden biri, bu figürdür. Küçük B odası toprakla dolu olduğundan ve ancak 19. yüzyıl ortalarından sonra kazıldığından buradaki kabartmalar çok iyi korunagelmiştir. Girişin sağındaki duvarda bir dizi Yeraltı Tanrısı kabartması bulunmaktadır: Gömlek, kemer, kısa etek ve ucu yukarı dönük ayakkabılı, birbirinin aynısı on iki tanrı figürü. Omuzlarında orak biçimli kılıç taşıyan figürlerin boynuzlu sivri başlıkları onların tanrı olduğunu gösterir. Karşıdaki duvarda bir kabartmada Tanrı Şarrumma Büyük Kral Tudhaliya'ya sarılarak ona kılavuzluk ediyor. Ikinci bir tasvirde dikey duran bir kılıç görülür. Kılıcın kabzasını boynuzlu sivri tanrı başlığı takmış bir erkek başı oluşturur. Bu Yeraltı Tanrısı Nergal olmalıdır. Ayrıca, B odasında Büyük Kral IV. Tudhaliya'nın adını ve ünvanını içeren bir kartuş kabartma olarak bulunur. Bu odayı Büyük Kral II. Şupiluliuma'nın ölen babası IV. Tudhaliya anısına yaptırdığı ve buraya bir de heykelini diktirdiği düşünülüyor.

http://www.ulkemiz.com/yazilikaya-tapinagi

Ahmet Kaya - Unutamam Seni

Ahmet Kaya - Unutamam Seni

Gün gelir de beni unutursun demi?timKalbimdeki bu derdi uyutursun demi?timNe ben seni unutabildimNe bu gönlümü avutabildimNe bu derdimi uyutabildimUnutamam seni, unutamam seniUnutamam seni, unutamamAşkını çekerim geleceksin diyerekBelki gözya??mı sileceksin diyerekNe ben seni unutabildimNe bu gönlümü avutabildimNe bu derdimi uyutabildim

http://www.ulkemiz.com/ahmet-kaya-unutamam-seni

Rett sendromu

Rett sendromu

Rett sendromu, yaygın gelişimsel bozukluklardan birisi olarak sınıflandırılan beyinsel gelişim bozukluğudur. Ancak bunun yanlış bir sınıflandırma olduğunu ve benzer şekilde otistik belirtiler gösteren frajil X sendromu, tüberoz skleroz ya da Down sendromunun yaygın gelişimsel bozukluklar olarak sınıflandırılabileceğini önesüren görüşler bulunmaktadır. Bu sendromun belirtileri kolaylıkla otizm ve Angelman sendromunun belirtileriyle karışır. Klinik belirtiler arasında baş büyüme hızının azalması ve bazen mikrosefali, küçük el ve ayaklar bulunur. Stereotipik ve yineleyici el hareketleri de gözlenir. Bilişsel bozukluk ve gerileme döneminde de sosyalleşme sorunları da belirtiler arasında görülür. Okula girdikleri dönemde sosyalleşme genellikle düzelir. Rett sendromu olan kız çocuklar gastrointestinal bozukluklara yakalanmaya yatkındır ve %80’i nöbet geçirir.  Hemen hemen hiç sözel becerileri yoktur ve kadınların %50’si yürüyemez. Skolyoz, büyüme eksikliği ve kabızlık çok yaygındır ve sorunlu olabilir. Rett sendromu X kromozumunda yer alan MECP2 (metil-CpG bağlayıcı protein 2) geninin ara sıra görülen mutasyonu nedeniyle oluşur. Hemen hemen her zaman kız çocuklarda görülür, bozukluk olan erkek fetüsler nadiren doğar. Doğduktan sonra altı ile on sekiz aylığa kadar gelişim genellikle normaldir, dil ve motor beceri gelişmesi geriler, amaçlı el kullanımı kaybolur ve bazen mikroensefaliye kadar giden baş büyüme hızında azalma görülür. El stereotipileri tipiktir ve hiperpne, nefes tutma ya da iç çekme gibi soluma düzensizlikleri çoğunda görülür. Başlangıçtan itibaren otistik benzeri davranışlar görülebilir. Rett sendromu genellikle çocuktaki bir mutasyon nedeniyle oluşur. İnfantil spazmlar ve erken epilepsi başlangıcı gibi özellikler taşıyan Rett sendromunun atipik bir türü, sikline ba¤l› kinaz benzeri protein 5 (CDKL5) geninde bir mutasyon sonucu oluşur. Rett sendromu, her 12.500 kız çocuğundan birinde on iki yaşına gelene kadar görülür.Rett sendromu olan bireylerin hemen hemen çoğu dişidir çünkü hastalığa neden olan gen X kromozumu üzerinde yer alır. X kromozunda MECP2 mutasyonu ile doğan bir kadının diğer X kromozumunda aynı genin normal bir kopyası bulunur. Hâlbuki X kromozumunda mutasyon olan bir erkeğin başka bir X kromozomu değil ama Y kromozumu olduğu için normal bir geni yoktur. Bu nedenle normal proteinler sağlayabilen bir geni olmaması ve MECP2 geni mutasyonu nedeniyle oluşan anormal proteinler nedeniyle XY karyotip erkek fetus hastalığı atlatıp gelişimini tamamlayıp doğamaz. Dişilerin ise en azından doğmalarına kadar yeterli protein sağlayan normal bir genleri vardır. Araştırmalar, Rett sendromu olan erkeklerin hemen hemen hepsinin XXY karyotipine sahip olduğunu yani Klinefelter sendromu da olduklarını göstermektedir.  Dolayısyla Rett sendromundan etkilenen embriyonun yaşayabilmesi için, erkek ya da dişi, MECP2 gen mutasyonundan etkilenmemiş bir X kromozumuna ihtiyacı vardır.Ancak MECP2 mutasyonu olan 46,XY karyotipinde bazı erkeklere de rastlanmıştır. Bunlar doğduktan sonra yenidoğan ensefalopatisinden etkilenmiş ve iki yaşından önce ölmüştür.  Rett sendromunun erkeklerde olan insidansı bilinmemektedir. Bunun nedeni kısmen MSCP2 mutasyonu ile bağlantılı Rett sendromu olan erkek fetuslerin düşük hayatta kalma oranı ve kısmen de MECP2 mutasyonlarının ve Rett sendromunun belirtileri arasındaki farklardır.Rett sendromu olan bebekler, görece normal görünüşleri ve bazı gelişimsel ilerlemeleri nedeniyle altı ile on sekiz aylığa kadar genellikle farkedilemeyebilirler. Ancak yakından bir inceleme, beyin sapı tarafından düzenlendiği düşünülen, normal anlık uzuv ve vücut hareketlerinde bozuklukları ortaya çıkarabilir. Kısa süren gelişimsel ilerleme döneminin ardından duraklama ve önceden edinilmiş becerilerde gerileme görülür. Gerileme döneminde otizme benzer durumlar görülür. Dolayısıyla Rett sendromu yerine yanlışlıkla otizm tanısı konabilir.Rett sendromunun otizme benzer belirtileri şunlardır:çığlık nöbetleripanik atakdurmadan ağlamagöz temasından kaçınmasosyal/duygusal karşılıklığın yokluğugenel ilgi noksanlığısosyal etkileşimi düzenleyen sözel olmayan davranışlarda hatalı kullanımkonuşma kaybıdenge ve koordinasyon sorunları, bazen yürüme becerisini yitirmeSerebral palside de görülen Rett sendromu belirtileri:olası kısa boy ve/veya yürüme zorluğu ya da yutma zorluğu nedeniyle oluşan kötü beslenme kaynaklı sıradışı vücut orantısızlığıhipotoniyürüme becerisi gecikmesi ya da noksanlığıadımlama/hareket etme zorluğuataksibazılarında mikrosefali olmak üzere anormal küçük baş ve baş büyümesinde zayıflıkspastik türlerinden bazılarıkore –el ya da yüz kaslarının kasılmasıdistonibruksizm – dişleri gıcırdatmaBazı belirtiler, özellikle seçim yapma gibi bilişsel ve etkileşim on yıllarca dengeli olabilir. Anti-sosyal davranış çok sosyal davranışlara dönüşebilir. Katılık ve distoni ortaya çıkınca motor işlevler yavaşlayabilir. Değişik şiddette nöbetler sorun çıkarabilir. Çoğunda skolyoz oluşur ve yaklaşık %10’unda düzeltici cerrahi müdahale gerekir. Yürümeye devam edenlerde skolyoz ilerlemesi daha azdır.Patojenik MECP2 mutasyonu olan erkek çocuklar, Klinefelter sendromunda olduğu gibi fazladan bir X kromozomları yoksa ya da somatik mozaiklikleri yoksa, genellikle ciddi ensefalopati nedeniyle iki yaşına kadar yaşayamazlar.Kadınlar 40 yaşın üstüne kadar yaşayabilirler. Rett sendromu üzerine yapılan laboratuar çalışmaları aşağıdaki anomalileri gösterebilir:iki yaşından itibaren EEG anomalileriatipik beyin glikolipidleriyüksek beta endorfin ve glutamat CSF düzeyleriP maddesi azalmasıCSF sinir büyüme faktörlerinin düşük düzeyleriÖlümlerin büyük bir oranı anidir ve çoğunun nedeni belirlenememiştir; bazı durumlarda aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:anlık beyin sapı işlev bozukluğukalbin durmasınöbetlerkardiyak kodüksiyon anomalilerimide delinmesiKaynak:^ Tsai, L.Y.. ""Is Rett Syndrome a Subtype of Pervasive Developmental Disorders"". Journal of Autism and Developmental Disorders. (İngilizce)2.^ Le Jian et al.. [[1] "Predictors of Seizure Onset in Rett Syndrome"]. (İngilizce)3.^ Schwartzman, J.S., et al. (2001). "Rett Syndrome in a Boy with 47,XXY Karyotype Confirmed by a Rare Mutation on the MECP2 Gene.". Neuropediatrics 32: 162-164. (İngilizce)4.^ Hardwick, S.A. et.al. (2007). "Delineation of large deletions of the MECP2 gene in Rett syndrome patients, including a familial case with a male proband.". European Journal of Human Genetics 15 (12): 1218-29.(İngilizce)5.^ [[3] ""New Study Reveals Rett Syndrome Can Strike Males""]. ScienceDaily. Erişim tarihi: 12 Ağustos 2006. (İngilizce)6.^ Moog, U., et al (2003). "Neurodevelopmental disorders in males related to the gene causing Rett syndrome in females (MECP2)". European Journal of Paediatric Neurology 07: 5-12.(İngilizce)7.^ [[5] ""Autism-like disorder 'reversible'""]. Erişim tarihi: 8 Şubat 2007.. 7 (İngilizce)

http://www.ulkemiz.com/rett-sendromu

V. Murad (30 Mayıs 1876 - 31 Ağustos 1876)

V. Murad (30 Mayıs 1876 - 31 Ağustos 1876)

Sultan Beşinci Murad 21 Eylül 1840 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir. Sultan Beşinci Murad, çocukluğunda ve gençliğinde iyi bir eğitim gördü ve Fransızca öğrendi. Okumaya çok meraklı olduğundan dolayı, Fransa'dan kitaplar getirtir ve sürekli olarak okurdu. Edebiyata karşı çok ilgiliydi. Aralarında Ziya Paşa ve Namık Kemal'in de olduğu devrin bir çok şairi ile yakın dostluk kurmuştu. Yabancı kültürlerin etkisi altında kalan Sultan Beşinci Murad, piyano çalardı. Batı müziği stilinde besteler bile yapmıştır. Avrupalı prenslerle dost olmuş, onlarla mektuplaşmış olan Sultan Beşinci Murad, yerli ve yabancı gazeteleri yanından eksik etmezdi. Sultan Abdülaziz ile beraber çıktığı Avrupa seyahati sırasında Avrupa'yı yakından görüp hayran kalmış olan Sultan Beşinci Murad, bu gezi sırasında İngiltere'de tanıştığı Gal Prensi (sonradan İngiltere Kralı olan VII.Edward) ile yakın bir dostluk kurdu. Gal Prensinin tesiri altında kalıp mason olan Sultan Beşinci Murad, çok müsrif ve ihtiras sahibi bir insandı. Padişah olmak için amcasının ölümünü beklediğini açıkça söylerdi. Sultan Beşinci Murad, tahttan indirilen Sultan Abdülaziz'in yerine 30 Mayıs 1876'da padişah oldu. Ancak, Osmanlı Devleti'ni kurtarmak için meşrutiyetin kurulmasını isteyen, bu düşünce ile tahta güvendikleri bir hükümdar getiren aydınların umudu yine kırılmıştı. 93 gün kaldığı Osmanlı tahtından 31 Ağustos 1876 günü indirildi. 28 yıl daha sarayda yaşayan Sultan Beşinci Murad, 29 Ağustos 1904 tarihinde vefat etti ve annesi Şevk-Efza Kadın Efendi'nin Yeni Cami'deki türbesine defnedildi.

http://www.ulkemiz.com/v-murad

Ahmet Kaya - Yakamoz

Ahmet Kaya - Yakamoz

Yağmur yağar ıslanırsın vay aman Güneş doğar kaybolursun vay aman Ay ışığı der durursun vay aman Yakamozsun sen Sessiz sessiz ağlar gibisin vay aman Zaman geldi gideceksin vay aman Bırak ay gitsin sen kal bu gece Umudumsun sen.Yıldızlar ve Yakamoz (1996) - GAM MÜZİKSöz - Müzik: Ahmet Kaya

http://www.ulkemiz.com/ahmet-kaya-yakamoz

Enstantane nedir?

Enstantane nedir?

Fotoğraf makinesi üzerinde yer alan perdenin (obtüratör de denir) açılıp kapanma süresine enstantane adı verilir. Enstantane, obtüratör hızı ya da perde hızı olarak da adlandırılır.

http://www.ulkemiz.com/enstantane-nedir

Danone Kim kurdu? Sektördeki yeri nedir ?

Danone Kim kurdu? Sektördeki yeri nedir ?

Danone taze sütlü ürünleri ve içecekleri ile tanınan, Fransa merkezli çok uluslu bir şirkettir.

http://www.ulkemiz.com/danone-kim-kurdu-sektordeki-yeri-nedir-

Çatı katı, tavan arası ve villalarınız için ahşap merdiven imalatı

Çatı katı, tavan arası ve villalarınız için ahşap merdiven imalatı

Sevgili arkadaşlar bu sayfamızda sizlere çatı katına veya tavan arasına çıkış için ahşap merdiven nasıl yapılır? Gerekli malzemeler nelerdir? kısaca anlatmaya çalışalım.

http://www.ulkemiz.com/cati-kati-tavan-arasi-ve-villalariniz-icin-ahsap-merdiven-imalati

Apple Iphone 5 ve özellikleri

Apple Iphone 5 ve özellikleri

Bugüne kadar hakkında birçok teori öne sürülmüş ve bir çok konsept modeli  hazırlanmış olan ve en çok merak edilen telefon modellerinden biri olan Apple Iphone 5, artık ülkemizde de satışa sunulmuş bulunuyor.Yepyeni özellik ve donanımlarıyla beraber gelen yeni Iphone 5’in buna rağmen  dezavantajları da bulunmuyor değil. Bundan dolayı yeni Iphone 5 çoğu teknoloji çevrelerinden beklentiyi karşılayamadığı yönünde eleştiriler de almış bulunuyor. Yeni Iphone 5 çoğu teknoloji yazarı ve tüketicileri tarafından, “Yeni Ama Heyecan Verici Değil” diye tanımlanmakta. Ancak Apple yazılım açısından dersine iyi çalışmış.Yeni Iphone 5 de donanım özelliklerinin yanında yazılım özelliklerine de yoğunlaşılmış. İsterseniz şimdi Apple markasının bu yeni fenomeni, Iphone 5’te  donanım ve yazılım olarak ne gibi yenilikler ve değişiklikler yapıldığına yakından bakalım. Tasarım “Klasik ve Radikalliğin Buluştuğu Kasa”Yeni Iphone 5 tasarımı itibariyle tam bir ‘evrim’ geçirmiş değil. Bu bakımdan Apple Iphone ailesinin tasarım anlayışıyla, en yakın rakiplerinden Samsung Galaxy S ailesinin tasarım anlayışının birbirinden oldukça farklı olduğu rahatlıkla görülebilir. Zira Samsung markasının Galaxy S ailesinde uygulamakta olduğu  tasarım anlayışı oldukça faklı. Samsung akıllı telefonlarında ‘evrim’ den yana bir tavır takınırken Apple markası ise klasik tasarım şeklini yeni modellerinde de sürdürmeye devam ediyor. Nitekim yeni Iphone 5′ te uygulanan kasa şekli bir önceki Iphone modellerinin bir kopyası niteliğinde. Yeni Iphone 5′ e bakınca önceki model olan Iphone 4S’ in basınç altında kalıp pestili çıkarılmış bir formu gibi olduğu benzetmesini yapmak elde değil açıkçası.Yeni Iphone 5 hepsi değilse bile çoğu kullanıcı tarafından “hayal kırıklığı” olarak nitelendirildi. Zira çok uzun süredir deyim yerindeyse “Propagandası” yapılmış olan Iphone 5′ in farklı bir tasarım formu ile geleceği bekleniyordu. Hatta bazı kişiler tarafından bazı konsept Iphone 5 tasarımları da yapıldı.Ancak buna rağmen Apple klasikten yana bir tavır takındı ve diğer Iphone modelleriyle hemen hemen aynı bir tasarımla kullanıcı karşısına çıktı. Böylelikle Apple birçok teknoloji tutkununu hüsrana uğratmış oldu. Yepyeni bir Iphone deneyimi yaşamak beklentisinde olan kullanıcılar maalesef bu deneyimi pek yaşayamadılar.Tasarım olarak pek bir değişikliğe gidilmeyip klasik Iphone tasarımı uygulanmış olsa da, Yeni Iphone 5 aslında modern bir klasik. Zira yeni Iphone 5′ te, dediğimiz gibi evrimsel olmasa da bazı değişikliklere gidilmiş. Bunlardan şüphesiz ki en bariz olanı yeni Iphone 5’in daha uzun olarak tasarlanmış olması gösterilebilir. Yeni Iphone 5’in uzunluğu 123.8 mm ve selefi olan Iphone modellerine göre oldukça uzun. Ancak yeni Iphone 5’in en yakın rakibi -hatta tek rakibi de diyebiliriz- Samsung Galaxy SIII(http://www.bilgiustam.com/samsung-galaxy-siii-ve-ozellikleri/)’den daha küçük kaldığını da hatırlatalım. Bundan dolayıdır ki Iphone 5’i tek elle kullanmak çokta zorlayıcı değil. Yeni Iphone 5’e boy attırılmış olsa da genişlik konusunda bir değişikliğe gidilmemiş. Tek elle ve sadece sağ veya sol elin başparmağıyla telefonun bütün ekranın kullanabilmesi sayesinde Iphone 5 için ergonomik demek yanlış olmaz. 58,6 mm olarak belirlenen eniyle birlikte Iphone 5, önceki Iphone 4 modellerinden farksız.Yeni Iphone 5’in kasasında da önceki versiyonlarda olduğu gibi yine  alüminyum tercih edilmiş. Alüminyum akıllı telefonda metalik bir his uyandırmasının yanı sıra sağlamlık konusunda da oldukça başarılı bir madde. Çeşitli sektörlerde de kullanılan alüminyum özellikle otomotiv sektöründe oldukça yoğun kullanılmakta. Çok sağlam ve de oldukça da hafif olması sayesinde alüminyum, hem çok hafif hem de güvenli araçlar tasarlamayı mümkün hale getiriyor. İşte bundan dolayıdır ki Apple da Iphone modellerinde alüminyumu etkin bir şekilde kullanıyor. Yeni Iphone 5′ te ultra hafif olmayı aslında bu maddeyle sağlamış bulunuyor. Alüminyumun hem güçlü hem de hafif olması sayesinde hem darbelere karşı iyi bir savunma sağlanmış oluyor hem de ultra hafif bir telefon kasası elde edilebiliyor.Yeni Iphone 5′ in ağırlık ve kalınlık oranları da oldukça ilgi çekici. Bu yönden Iphone 5 için ultra hafif ve ince tanımını yapmak haksızlık olmaz. Güçlü rakiplerine nazaran daha küçük bir boyuta sahip olmasına rağmen ağırlık ve kalınlık oranlarıyla Iphone 5 rakiplerine oldukça büyük bir fark atıyor. Yeni Iphone 5’in ağırlığı sadece 112 gram(3,95 ons). Piyasada bu ağırlık değerine sahip akıllı cihaz bulmak oldukça zor. Bu değere yakın olanlar ise çoğunlukla giriş seviyesi akıllı telefonlar oluyor. Ayrıca bu değerle birlikte Iphone 5, en hafif Iphone modeli olma özelliğine de sahip.Diğer yandan Iphone 5 kalınlık değeriyle de oldukça iyi bir performans sergiliyor. Cihaz sadece 7,6 mm’ lik bir kalınlığa sahip ve bu kalınlık değeriyle birlikte Iphone 5, rakipleriyle arasına oldukça büyük bir fark açıyor.Bu çok iyi değerlerle birlikte Iphone 5 radikal düzenlemelere sahip bir klasik konumunda bulunuyor. Fakat yeni Iphone 5 için her şey olumlu değil. Yeni cihazın bazı özellikleri bazen sadece teori de kalıyor. Evet; Iphone 5′ in birçok iyi değerlerine rağmen yine de pürüzleri bulunuyor. Aslında buna sorunlar yerine sorun diyebilirdik ama yeni Iphone 5′ in yamulma soruna beraberinde birçok sorunu da getirebiliyor. Evet! yanlış okumadınız yeni Iphone 5 yamuluyor. Yapılan çeşitli testler sonucu yeni Iphone 5′ in diğer akıllı cihazlara göre daha çabuk yamulduğu belirlendi.  Böylelikle bu yen cihazında da görünmeyen bir pürüz yapmış oldu. ”Madalyonun İki Yüzü”Yeni Iphone 5 yeni bir çehreye bürünmüş olarak gelmedi fakat yine de Iphone hayranları bu yeni cihazı bağırlarına basmakta bir tereddüt görmediler. Tüm dezavantajlarına rağmen yeni cihaz her şeye rağmen piyasada çok iyi tutunabildi. Vaat ettiği donanımsal yapısıyla birlikte Iphone 5, çoğu telefonun önüne geçebiliyor. Hatta tozunu yutturuyor demek yanlış olmaz. Fakat yeni Iphone 5′ in ortaya çıkarılmış olan yamulma sorunu yine de kullanıcıları oldukça tedirgin edebilmekte.Apple markası iyi satış rakamlarına rağmen vaat ettiklerini gerçekleştirememesinden dolayı popülerliğinin her geçen yitiriyor. Buna yeni Iphone 5′ in yamulma sorunu da eklenince iş oldukça ciddiye binmekte. Apple markasının alüminyum kasa kullanması ve böylece hem güvenlik hemde hafiflik sağlama vaadi maalesef yeni model Iphone 5′ te tutmamış gözüküyor. Bunun sebebi ise yanlış ‘maya’ nın kullanılmış olması. Zira önceki Iphone modellerinde de alüminyum kasa kullanılmış ve oldukça iyi sonuçlar alınmıştı. Fakat yeni Iphone 5’in kasası alüminyumdan değil alüminyum alaşımdan üretilmiş ve bu da yeni cihazın kolayca yamulmasına neden oluyor. Daha hafif, daha ince, daha küçük yapıda bir Iphone olmasına rağmen Iphone 5 kasa donanımı olarak bariz şekilde kötü.  Aşağıdaki videodan da izleyebileceğiniz gibi yeni Iphone 5′ te de maalesef Apple  vaat ettiklerini pek yerine getirememiş.Yeni Iphone 5 iddialı bir  kasa şekline ve oldukça iyi değerlerine rağmen kasa donanımı konusunda çok başarılı değil. Eğer 10 üzerinden bir değerlendirme yaparsak, yeni Iphone 5 ancak 7 puan alabilir. Iphone gibi bir cihaza böyle düşük bir puanlamayı yapmamızı en çok etkileyen neden, Apple markasının yeni materyalleri kullanırken -alüminyum alaşım gibi- dikkatsiz davranmış olmasıdır.Yeni Iphone 5 maalesef kasa donanımı konusunda çok iyi bir performans gösteremiyor. Ancak buna rağmen ağırlık ve kalınlık değerleri konusunda Iphone 5′ in eline su dökülemez.Evet, yeni Iphone 5’in kasa durumu genel olarak böyle; isterseniz şimdi Apple markasının alamet-i farikalarından biri olan ve yeni Iphone 5’te de sunulan ekranın özelliklerine bir bakalım.“Muhteşem Bir Görüntü Kalitesi: Retina Ekran”Retina ekran teknolojisi Apple markasının Iphone modelleri dışında Ipad, İpod Touch ve diğer bazı ürünlerinde kullandığı mükemmel bir özelliktir. Mükemmellik cümlesi nesnel olmaktan uzak olsa da retina ekranın özellikleri bilimsel olarak da kanıtlanmış. Nasıl mı dersiniz, yazımızı okumaya devam edin.Apple markasının geliştirmiş olduğu retina teknolojisi sayesinde akıllı cihazların görüntü kalitesi çok net ve 1080 piksel yani başka bir deyişle HD (High Definition) seviyesine ulaşıyor. Peki bu nasıl oluyor? Retina ekran bulunan bir cihazın ekranı diğer ekranlardan ayıran özellik nedir? peki diğer akıllı cihaz üreticilerinin de böyle teknolojileri bulunuyor mu? Dilerseniz hepsini tek tek cevaplayalım.Öncelikle Retina Ekran teknolojisini kısaca anlatalım: Retina Ekranın kalitesini bir örnekle anlatmaya çalışalım. 2000’li yıllara damgasını vuran bir telefon vardır; Nokia 3310. Nokia 3310 bir zamanlar çok fenomendi ancak şimdi ki telefonlarla karşılaştırıldığında basit bir hesap makinesi gibi muamele görüyor. Şimdi Nokia 3310′ un ekranını gözünüzün önüne getirin. Ekrana gözünüzü fazla yaklaştırmaya gerek bile kalmadan ekranın piksellerini görebilirsiniz. Şimdi de gözünüzün önüne öyle bir şey getirin ki çıplak gözle göremeyeceğiniz sadece mikroskopla piksellerini görebileceğiniz bir ekran getirin. İşte o ekran Retina ekran’dır. Retina ekranın ‘dillere destan’ özelliği işte burada yatmakta. Retina ekran insan gözünün algılayamayacağı kadar yoğun bir piksel sayısına sahip.Yapılan araştırmalar sonucunda çıplak insan gözünün 300 piksel yoğunluktan fazlasını algılayamadığı ortaya çıkmış. Apple Retina ekran teknolojisi ise 326 piksel sayısına sahip. Yani insan gözünün görebileceğinden daha fazla bir yoğunluk söz konusu. Hal böyle olunca Apple markalı ürünlerin kıskanılacak ölçüde yüksek çözünürlükte olması ve yüksek satış rakamları elde etmesi de kaçınılmaz oluyor. İkinci sorumuzun cevabı ise evet.Diğer akıllı cihaz üreticileri de kendilerine has ekran teknolojileri üzerinde çalışmaktalar. Bunlardan ikisini örnek vermek gerekirse; Samsung ve HTC. Samsung markası çoğu akıllı cihazında Super AMOLED adı verilen özel bir ekran kullanıyor. Bu ekran da tıpkı Retina ekran gibi yüksek çözünürlük sunmakta. Diğer üretici HTC markasını örnek vermemizin sebebi dünyanın ilk 1280-1024 piksel kalitesinde görüntü verebilen ilk cihazı üretmiş olması. Bu akıllı cihazın adı ise HTC Butterfly.Retina ekran konusunda yeterli bilgiyi verdiğimizi umar ve son bir uyarı da bulunmak isteriz. Bilindiği üzere yüksek standartlar yüksek bedeller gerektirir. Retina ekran veya diğer örneklerini verdiğimiz ekran teknolojileri gibi yüksek çözünürlük sunan ekranlar daha fazla enerji tüketmekteler. Eğer bir film veya video izlemiyorsanız cihazınızın gerekli ayarlar bölümünden ekran aydınlatmasını düşük seviyeye indirmenizi tavsiye ederiz. Böylelikle cihazınızın batarya ömrünü arttırmış olursunuz.Ayrıca yeni Iphone 5’te kullanılan özel bir kaplama sayesinde ekran yağ tutmuyor. Bazı durumlarda can sıkıcı olabilen bu durum da parmağınızı ekran üzerinde uzun süre tuttuğunuz zaman gerçekleşiyor ve bir bezle silmeniz gerekebiliyor. Bu sorunu yaşatmaması yeni Iphone 5 için artı bir değer oluyor.İsterseniz artık cihazımızın yazılım konusunda ne tür artı veya eksileri bulunduğuna da bir bakalım. Ayrıca cihazın kamerası ile ilgili bilgileri de bu kısımda vereceğiz.“İki Kat Hız: A6 Çip”Apple Iphone 5’te kullanılan A6 adı verilen çip çok tatminkar gözükmeyen fakat yine de yapılan testler sonucu birçok rakibini geride bırakan 1Ghz hızında çalışıyor. Çoğu rakibi 1,2Ghz hızın üzerinde çipler kullanmayı uygun görse de Apple, A6 çip ile iddialı bir duruşa sahip. Fakat yapılan çip testleri sonucu Apple mühendislerinin iyi iş çıkardıkları ve yeni çipin görece düşük hızına rağmen zeki mimarisinden dolayı hızlı olduğu keşfedilmiş. Yeni A6 çipi A5 çipine göre de iki kat daha hızlı işlem yapabilme yeteneğine sahip. Apple markası hem kendisini geliştirmeyi hem de rakiplerine karşı fire vermemeyi iyi şekilde becerebiliyor. Yeni A6 çipi hızlı olmasının yanında düşük güç tüketimiyle geliyor. iOS işletim sistemiyle entegre olarak çalışması sağlanan çipin böylece daha az enerjiye gereksinim duyması sağlanmış. Yeni Iphone 5’in RAM kapasitesi de oldukça yeterli. Iphone 5, 1 GB 1066 Mhz oranına sahip bir RAM kapasitesiyle beraber gelmekte. Bu da daha hızlı bir şekilde uygulama ve oyunlar oynanabilmesine olanak sağlayan bir diğer unsur. Yeni Iphone 5’te de iOS 6 işletim sistemi kullanılmakta.Genel olarak tatminkar olan değerlerine rağmen dozajı aşmanız halinde işletim sistemi batarya konusunda sürpriz yaşatabilir. Bu yüzden fazla hız meraklısı olmamaya dikkat etmekte fayda bulunuyor.  Öte yandan çok daha fonksiyonel hale getirilmiş olan iOS 6 sayesinde Iphone 5’te işlem yapmak daha zevkli ve de daha verimli hale geliyor.Gelişmiş Bluetooth 4.0 gibi teknolojilerle de gelen yeni Iphone 5 bağlantı konusunda oldukça zengin. HSPA, HSPA+ ve DC-HSDPA, 802.11n kablosuz iletişim gibi bağlantılara olanak sağlayan yeni Iphone 5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri de 150 Mbps hıza ulaşabilen Wi-Fi bağlantısı. Wi-Fi bağlantısının oldukça hızlı olmasının yanında şunu da unutmamak gerekir ki, altyapı gereği ülkemizde böyle bir hıza ulaşmak pekte kolay olmayacaktır. Bunun yanında ülkemizde henüz tam olarak gelişmemiş bir teknoloji olan 4G bağlantısı da yeni Iphone 5’te standart olarak sunulmakta.“8 MP iSight Kamera”Yeni Iphone 5’te önceki modellerde olduğu 8 Mp görüntü kalitesinde bir iSight kamera kullanılmış. Yüz tanıma, panorama ve kızılötesi filtre gibi iddialı özellikleri bulunan iSight kamera her ne kadar özellik bakımından aynı kalmış olsa da selefine oranla daha hızlı çekim yapabilme kabiliyetine sahip. Bu bakımdan Iphone 5’in iSight kamerası önceki Iphone kameralarına binaen bir adım önde bulunuyor. Ancak, Iphone 4’te ƒ/2.8 diyafram oranı sunulmuş olmasına rağmen Iphone 5’in diyafram oranı 2,4 olarak belirlenmiş. Bunun nedeni de batarya ömrünü uzatmak veya bellek kapasitesini tasarruflu kullanmak da olabilir. Zira diyafram oranı ne kadar artarsa o kadar fazla alan derin olarak çekilebilmekte. Ayrı olarak Iphone 5’in ön tarafında 720 piksel HD video çekebilme özelliğine sahip bir kamera da bulunuyor. 1,2 MP görüntü özelliğine sahip bu kamera sayesinde FaceTime (Görüntülü Arama) daha net olarak gerçekleştirilebiliyor.iSight kamera konusunda değineceğimiz son nokta ise gelişmiş video stabilizasyonu. Bazı akıllı cihazlarda da kullanılan bu özellik sayesinde video çekimi esnasında olaşabilecek herhangi bir sarsıntı engelleniyor. Bu sayede herhangi bir fotoğraf veya bir video çekildiğinde el titremesi ve çevre unsurlarının etkisi de en aza indirgenmiş oluyor.“3 Boyutlu Harita”Yeni Iphone 5’te kullanılan harita sadece klasik yol görüntüsü sunan haritalardan oldukça faklı. Yol göstergeleri de oldukça net kolayca okunabilen harita 3 Boyutlu gezinim imkanı  sunmakta. Bu 3 Boyut imkanı sayesinde o bölgede bulunan bina ve çeşitli benzer unsurlara bakabilmek mümkün. Yani bu da demek oluyor ki Apple haritası sayesinde kaybolmak neredeyse imkansız. Zira harita yollarını nasıl okuması gerektiğini bilmeyenler bile bu 3 Boyutlu harita sayesinde sadece görsel olarak bile yollarını bulabilecekler.BataryaAkıllı cihazlarda en önemli noktalardan biri olan batarya şüphesiz günümüz mobil cihazları için en zorlu kulvar. Hafiflik sunup az kullanım süresi sunmaması, uzun süre kullanmaya imkan verip ağır olmaması için akıllı cihaz üreticileri çok titiz bir terazi dengesi sağlamaktalar. Yeni Iphone 5’te bu dengede çok iyi olamasa bile fena sayılmayacak kullanım süresi sunmakta. Iphone 5’in bekleme süresi 225 saat (bu da yaklaşık 9 gün ediyor). Buna binaen Iphone 5, 10 saate kadar video oynatabilme süresine sahip. Yani ikişer saatlik olmak üzere 5 film izlenebilir. İnternet kullanımında ise cihaz 8 saatlik bir 3G, Wi-Fi üzerinden ise gayet tatmin edici bir rakam olan 10 saatlik kullanım sunuyor. Gayet tatmin edici kullanım süreleri sunan yeni Iphone 5’le ayrıca 40 saate kadar da müzik dinleyebilme imkanı bulunmakta.Yeni Iphone 5’in kutu açılışı ve yamulma sorunu ile ilgili videolar ve  Iphone Türkçe Siri tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.Bugüne kadar hakkında birçok teori öne sürülmüş ve bir çok konsept modeli  hazırlanmış olan ve en çok merak edilen telefon modellerinden biri olan Apple Iphone 5, artık ülkemizde de satışa sunulmuş bulunuyor.Yepyeni özellik ve donanımlarıyla beraber gelen yeni Iphone 5’in buna rağmen  dezavantajları da bulunmuyor değil. Bundan dolayı yeni Iphone 5 çoğu teknoloji çevrelerinden beklentiyi karşılayamadığı yönünde eleştiriler de almış bulunuyor. Yeni Iphone 5 çoğu teknoloji yazarı ve tüketicileri tarafından, “Yeni Ama Heyecan Verici Değil” diye tanımlanmakta. Ancak Apple yazılım açısından dersine iyi çalışmış.Yeni Iphone 5 de donanım özelliklerinin yanında yazılım özelliklerine de yoğunlaşılmış. İsterseniz şimdi Apple markasının bu yeni fenomeni, Iphone 5’te  donanım ve yazılım olarak ne gibi yenilikler ve değişiklikler yapıldığına yakından bakalım.Tasarım “Klasik ve Radikalliğin Buluştuğu Kasa”Yeni Iphone 5 tasarımı itibariyle tam bir ‘evrim’ geçirmiş değil. Bu bakımdan Apple Iphone ailesinin tasarım anlayışıyla, en yakın rakiplerinden Samsung Galaxy S ailesinin tasarım anlayışının birbirinden oldukça farklı olduğu rahatlıkla görülebilir. Zira Samsung markasının Galaxy S ailesinde uygulamakta olduğu  tasarım anlayışı oldukça faklı. Samsung akıllı telefonlarında ‘evrim’ den yana bir tavır takınırken Apple markası ise klasik tasarım şeklini yeni modellerinde de sürdürmeye devam ediyor. Nitekim yeni Iphone 5′ te uygulanan kasa şekli bir önceki Iphone modellerinin bir kopyası niteliğinde. Yeni Iphone 5′ e bakınca önceki model olan Iphone 4S’ in basınç altında kalıp pestili çıkarılmış bir formu gibi olduğu benzetmesini yapmak elde değil açıkçası.Yeni Iphone 5 hepsi değilse bile çoğu kullanıcı tarafından “hayal kırıklığı” olarak nitelendirildi. Zira çok uzun süredir deyim yerindeyse “Propagandası” yapılmış olan Iphone 5′ in farklı bir tasarım formu ile geleceği bekleniyordu. Hatta bazı kişiler tarafından bazı konsept Iphone 5 tasarımları da yapıldı.Ancak buna rağmen Apple klasikten yana bir tavır takındı ve diğer Iphone modelleriyle hemen hemen aynı bir tasarımla kullanıcı karşısına çıktı. Böylelikle Apple birçok teknoloji tutkununu hüsrana uğratmış oldu. Yepyeni bir Iphone deneyimi yaşamak beklentisinde olan kullanıcılar maalesef bu deneyimi pek yaşayamadılar.Tasarım olarak pek bir değişikliğe gidilmeyip klasik Iphone tasarımı uygulanmış olsa da, Yeni Iphone 5 aslında modern bir klasik. Zira yeni Iphone 5′ te, dediğimiz gibi evrimsel olmasa da bazı değişikliklere gidilmiş. Bunlardan şüphesiz ki en bariz olanı yeni Iphone 5’in daha uzun olarak tasarlanmış olması gösterilebilir. Yeni Iphone 5’in uzunluğu 123.8 mm ve selefi olan Iphone modellerine göre oldukça uzun. Ancak yeni Iphone 5’in en yakın rakibi -hatta tek rakibi de diyebiliriz- Samsung Galaxy SIII(http://www.bilgiustam.com/samsung-galaxy-siii-ve-ozellikleri/)’den daha küçük kaldığını da hatırlatalım. Bundan dolayıdır ki Iphone 5’i tek elle kullanmak çokta zorlayıcı değil. Yeni Iphone 5’e boy attırılmış olsa da genişlik konusunda bir değişikliğe gidilmemiş. Tek elle ve sadece sağ veya sol elin başparmağıyla telefonun bütün ekranın kullanabilmesi sayesinde Iphone 5 için ergonomik demek yanlış olmaz. 58,6 mm olarak belirlenen eniyle birlikte Iphone 5, önceki Iphone 4 modellerinden farksız.Yeni Iphone 5’in kasasında da önceki versiyonlarda olduğu gibi yine  alüminyum tercih edilmiş. Alüminyum akıllı telefonda metalik bir his uyandırmasının yanı sıra sağlamlık konusunda da oldukça başarılı bir madde. Çeşitli sektörlerde de kullanılan alüminyum özellikle otomotiv sektöründe oldukça yoğun kullanılmakta. Çok sağlam ve de oldukça da hafif olması sayesinde alüminyum, hem çok hafif hem de güvenli araçlar tasarlamayı mümkün hale getiriyor. İşte bundan dolayıdır ki Apple da Iphone modellerinde alüminyumu etkin bir şekilde kullanıyor. Yeni Iphone 5′ te ultra hafif olmayı aslında bu maddeyle sağlamış bulunuyor. Alüminyumun hem güçlü hem de hafif olması sayesinde hem darbelere karşı iyi bir savunma sağlanmış oluyor hem de ultra hafif bir telefon kasası elde edilebiliyor.Yeni Iphone 5′ in ağırlık ve kalınlık oranları da oldukça ilgi çekici. Bu yönden Iphone 5 için ultra hafif ve ince tanımını yapmak haksızlık olmaz. Güçlü rakiplerine nazaran daha küçük bir boyuta sahip olmasına rağmen ağırlık ve kalınlık oranlarıyla Iphone 5 rakiplerine oldukça büyük bir fark atıyor. Yeni Iphone 5’in ağırlığı sadece 112 gram(3,95 ons). Piyasada bu ağırlık değerine sahip akıllı cihaz bulmak oldukça zor. Bu değere yakın olanlar ise çoğunlukla giriş seviyesi akıllı telefonlar oluyor. Ayrıca bu değerle birlikte Iphone 5, en hafif Iphone modeli olma özelliğine de sahip.Diğer yandan Iphone 5 kalınlık değeriyle de oldukça iyi bir performans sergiliyor. Cihaz sadece 7,6 mm’ lik bir kalınlığa sahip ve bu kalınlık değeriyle birlikte Iphone 5, rakipleriyle arasına oldukça büyük bir fark açıyor.Bu çok iyi değerlerle birlikte Iphone 5 radikal düzenlemelere sahip bir klasik konumunda bulunuyor. Fakat yeni Iphone 5 için her şey olumlu değil. Yeni cihazın bazı özellikleri bazen sadece teori de kalıyor. Evet; Iphone 5′ in birçok iyi değerlerine rağmen yine de pürüzleri bulunuyor. Aslında buna sorunlar yerine sorun diyebilirdik ama yeni Iphone 5′ in yamulma soruna beraberinde birçok sorunu da getirebiliyor. Evet! yanlış okumadınız yeni Iphone 5 yamuluyor. Yapılan çeşitli testler sonucu yeni Iphone 5′ in diğer akıllı cihazlara göre daha çabuk yamulduğu belirlendi.  Böylelikle bu yen cihazında da görünmeyen bir pürüz yapmış oldu. ”Madalyonun İki Yüzü”Yeni Iphone 5 yeni bir çehreye bürünmüş olarak gelmedi fakat yine de Iphone hayranları bu yeni cihazı bağırlarına basmakta bir tereddüt görmediler. Tüm dezavantajlarına rağmen yeni cihaz her şeye rağmen piyasada çok iyi tutunabildi. Vaat ettiği donanımsal yapısıyla birlikte Iphone 5, çoğu telefonun önüne geçebiliyor. Hatta tozunu yutturuyor demek yanlış olmaz. Fakat yeni Iphone 5′ in ortaya çıkarılmış olan yamulma sorunu yine de kullanıcıları oldukça tedirgin edebilmekte.Apple markası iyi satış rakamlarına rağmen vaat ettiklerini gerçekleştirememesinden dolayı popülerliğinin her geçen yitiriyor. Buna yeni Iphone 5′ in yamulma sorunu da eklenince iş oldukça ciddiye binmekte. Apple markasının alüminyum kasa kullanması ve böylece hem güvenlik hemde hafiflik sağlama vaadi maalesef yeni model Iphone 5′ te tutmamış gözüküyor. Bunun sebebi ise yanlış ‘maya’ nın kullanılmış olması. Zira önceki Iphone modellerinde de alüminyum kasa kullanılmış ve oldukça iyi sonuçlar alınmıştı. Fakat yeni Iphone 5’in kasası alüminyumdan değil alüminyum alaşımdan üretilmiş ve bu da yeni cihazın kolayca yamulmasına neden oluyor. Daha hafif, daha ince, daha küçük yapıda bir Iphone olmasına rağmen Iphone 5 kasa donanımı olarak bariz şekilde kötü.  Aşağıdaki videodan da izleyebileceğiniz gibi yeni Iphone 5′ te de maalesef Apple  vaat ettiklerini pek yerine getirememiş.Yeni Iphone 5 iddialı bir  kasa şekline ve oldukça iyi değerlerine rağmen kasa donanımı konusunda çok başarılı değil. Eğer 10 üzerinden bir değerlendirme yaparsak, yeni Iphone 5 ancak 7 puan alabilir. Iphone gibi bir cihaza böyle düşük bir puanlamayı yapmamızı en çok etkileyen neden, Apple markasının yeni materyalleri kullanırken -alüminyum alaşım gibi- dikkatsiz davranmış olmasıdır.Yeni Iphone 5 maalesef kasa donanımı konusunda çok iyi bir performans gösteremiyor. Ancak buna rağmen ağırlık ve kalınlık değerleri konusunda Iphone 5′ in eline su dökülemez.Evet, yeni Iphone 5’in kasa durumu genel olarak böyle; isterseniz şimdi Apple markasının alamet-i farikalarından biri olan ve yeni Iphone 5’te de sunulan ekranın özelliklerine bir bakalım.“Muhteşem Bir Görüntü Kalitesi: Retina Ekran”Retina ekran teknolojisi Apple markasının Iphone modelleri dışında Ipad, İpod Touch ve diğer bazı ürünlerinde kullandığı mükemmel bir özelliktir. Mükemmellik cümlesi nesnel olmaktan uzak olsa da retina ekranın özellikleri bilimsel olarak da kanıtlanmış. Nasıl mı dersiniz, yazımızı okumaya devam edin.Apple markasının geliştirmiş olduğu retina teknolojisi sayesinde akıllı cihazların görüntü kalitesi çok net ve 1080 piksel yani başka bir deyişle HD (High Definition) seviyesine ulaşıyor. Peki bu nasıl oluyor? Retina ekran bulunan bir cihazın ekranı diğer ekranlardan ayıran özellik nedir? peki diğer akıllı cihaz üreticilerinin de böyle teknolojileri bulunuyor mu? Dilerseniz hepsini tek tek cevaplayalım.Öncelikle Retina Ekran teknolojisini kısaca anlatalım: Retina Ekranın kalitesini bir örnekle anlatmaya çalışalım. 2000’li yıllara damgasını vuran bir telefon vardır; Nokia 3310. Nokia 3310 bir zamanlar çok fenomendi ancak şimdi ki telefonlarla karşılaştırıldığında basit bir hesap makinesi gibi muamele görüyor. Şimdi Nokia 3310′ un ekranını gözünüzün önüne getirin. Ekrana gözünüzü fazla yaklaştırmaya gerek bile kalmadan ekranın piksellerini görebilirsiniz. Şimdi de gözünüzün önüne öyle bir şey getirin ki çıplak gözle göremeyeceğiniz sadece mikroskopla piksellerini görebileceğiniz bir ekran getirin. İşte o ekran Retina ekran’dır. Retina ekranın ‘dillere destan’ özelliği işte burada yatmakta. Retina ekran insan gözünün algılayamayacağı kadar yoğun bir piksel sayısına sahip.Yapılan araştırmalar sonucunda çıplak insan gözünün 300 piksel yoğunluktan fazlasını algılayamadığı ortaya çıkmış. Apple Retina ekran teknolojisi ise 326 piksel sayısına sahip. Yani insan gözünün görebileceğinden daha fazla bir yoğunluk söz konusu. Hal böyle olunca Apple markalı ürünlerin kıskanılacak ölçüde yüksek çözünürlükte olması ve yüksek satış rakamları elde etmesi de kaçınılmaz oluyor. İkinci sorumuzun cevabı ise evet.Diğer akıllı cihaz üreticileri de kendilerine has ekran teknolojileri üzerinde çalışmaktalar. Bunlardan ikisini örnek vermek gerekirse; Samsung ve HTC. Samsung markası çoğu akıllı cihazında Super AMOLED adı verilen özel bir ekran kullanıyor. Bu ekran da tıpkı Retina ekran gibi yüksek çözünürlük sunmakta. Diğer üretici HTC markasını örnek vermemizin sebebi dünyanın ilk 1280-1024 piksel kalitesinde görüntü verebilen ilk cihazı üretmiş olması. Bu akıllı cihazın adı ise HTC Butterfly.Retina ekran konusunda yeterli bilgiyi verdiğimizi umar ve son bir uyarı da bulunmak isteriz. Bilindiği üzere yüksek standartlar yüksek bedeller gerektirir. Retina ekran veya diğer örneklerini verdiğimiz ekran teknolojileri gibi yüksek çözünürlük sunan ekranlar daha fazla enerji tüketmekteler. Eğer bir film veya video izlemiyorsanız cihazınızın gerekli ayarlar bölümünden ekran aydınlatmasını düşük seviyeye indirmenizi tavsiye ederiz. Böylelikle cihazınızın batarya ömrünü arttırmış olursunuz.Ayrıca yeni Iphone 5’te kullanılan özel bir kaplama sayesinde ekran yağ tutmuyor. Bazı durumlarda can sıkıcı olabilen bu durum da parmağınızı ekran üzerinde uzun süre tuttuğunuz zaman gerçekleşiyor ve bir bezle silmeniz gerekebiliyor. Bu sorunu yaşatmaması yeni Iphone 5 için artı bir değer oluyor.İsterseniz artık cihazımızın yazılım konusunda ne tür artı veya eksileri bulunduğuna da bir bakalım. Ayrıca cihazın kamerası ile ilgili bilgileri de bu kısımda vereceğiz.“İki Kat Hız: A6 Çip”Apple Iphone 5’te kullanılan A6 adı verilen çip çok tatminkar gözükmeyen fakat yine de yapılan testler sonucu birçok rakibini geride bırakan 1Ghz hızında çalışıyor. Çoğu rakibi 1,2Ghz hızın üzerinde çipler kullanmayı uygun görse de Apple, A6 çip ile iddialı bir duruşa sahip. Fakat yapılan çip testleri sonucu Apple mühendislerinin iyi iş çıkardıkları ve yeni çipin görece düşük hızına rağmen zeki mimarisinden dolayı hızlı olduğu keşfedilmiş. Yeni A6 çipi A5 çipine göre de iki kat daha hızlı işlem yapabilme yeteneğine sahip. Apple markası hem kendisini geliştirmeyi hem de rakiplerine karşı fire vermemeyi iyi şekilde becerebiliyor. Yeni A6 çipi hızlı olmasının yanında düşük güç tüketimiyle geliyor. iOS işletim sistemiyle entegre olarak çalışması sağlanan çipin böylece daha az enerjiye gereksinim duyması sağlanmış. Yeni Iphone 5’in RAM kapasitesi de oldukça yeterli. Iphone 5, 1 GB 1066 Mhz oranına sahip bir RAM kapasitesiyle beraber gelmekte. Bu da daha hızlı bir şekilde uygulama ve oyunlar oynanabilmesine olanak sağlayan bir diğer unsur. Yeni Iphone 5’te de iOS 6 işletim sistemi kullanılmakta.Genel olarak tatminkar olan değerlerine rağmen dozajı aşmanız halinde işletim sistemi batarya konusunda sürpriz yaşatabilir. Bu yüzden fazla hız meraklısı olmamaya dikkat etmekte fayda bulunuyor.  Öte yandan çok daha fonksiyonel hale getirilmiş olan iOS 6 sayesinde Iphone 5’te işlem yapmak daha zevkli ve de daha verimli hale geliyor.Gelişmiş Bluetooth 4.0 gibi teknolojilerle de gelen yeni Iphone 5 bağlantı konusunda oldukça zengin. HSPA, HSPA+ ve DC-HSDPA, 802.11n kablosuz iletişim gibi bağlantılara olanak sağlayan yeni Iphone 5’in en dikkat çekici özelliklerinden biri de 150 Mbps hıza ulaşabilen Wi-Fi bağlantısı. Wi-Fi bağlantısının oldukça hızlı olmasının yanında şunu da unutmamak gerekir ki, altyapı gereği ülkemizde böyle bir hıza ulaşmak pekte kolay olmayacaktır. Bunun yanında ülkemizde henüz tam olarak gelişmemiş bir teknoloji olan 4G bağlantısı da yeni Iphone 5’te standart olarak sunulmakta.“8 MP iSight Kamera”Yeni Iphone 5’te önceki modellerde olduğu 8 Mp görüntü kalitesinde bir iSight kamera kullanılmış. Yüz tanıma, panorama ve kızılötesi filtre gibi iddialı özellikleri bulunan iSight kamera her ne kadar özellik bakımından aynı kalmış olsa da selefine oranla daha hızlı çekim yapabilme kabiliyetine sahip. Bu bakımdan Iphone 5’in iSight kamerası önceki Iphone kameralarına binaen bir adım önde bulunuyor. Ancak, Iphone 4’te ƒ/2.8 diyafram oranı sunulmuş olmasına rağmen Iphone 5’in diyafram oranı 2,4 olarak belirlenmiş. Bunun nedeni de batarya ömrünü uzatmak veya bellek kapasitesini tasarruflu kullanmak da olabilir. Zira diyafram oranı ne kadar artarsa o kadar fazla alan derin olarak çekilebilmekte. Ayrı olarak Iphone 5’in ön tarafında 720 piksel HD video çekebilme özelliğine sahip bir kamera da bulunuyor. 1,2 MP görüntü özelliğine sahip bu kamera sayesinde FaceTime (Görüntülü Arama) daha net olarak gerçekleştirilebiliyor.iSight kamera konusunda değineceğimiz son nokta ise gelişmiş video stabilizasyonu. Bazı akıllı cihazlarda da kullanılan bu özellik sayesinde video çekimi esnasında olaşabilecek herhangi bir sarsıntı engelleniyor. Bu sayede herhangi bir fotoğraf veya bir video çekildiğinde el titremesi ve çevre unsurlarının etkisi de en aza indirgenmiş oluyor.“3 Boyutlu Harita”Yeni Iphone 5’te kullanılan harita sadece klasik yol görüntüsü sunan haritalardan oldukça faklı. Yol göstergeleri de oldukça net kolayca okunabilen harita 3 Boyutlu gezinim imkanı  sunmakta. Bu 3 Boyut imkanı sayesinde o bölgede bulunan bina ve çeşitli benzer unsurlara bakabilmek mümkün. Yani bu da demek oluyor ki Apple haritası sayesinde kaybolmak neredeyse imkansız. Zira harita yollarını nasıl okuması gerektiğini bilmeyenler bile bu 3 Boyutlu harita sayesinde sadece görsel olarak bile yollarını bulabilecekler.BataryaAkıllı cihazlarda en önemli noktalardan biri olan batarya şüphesiz günümüz mobil cihazları için en zorlu kulvar. Hafiflik sunup az kullanım süresi sunmaması, uzun süre kullanmaya imkan verip ağır olmaması için akıllı cihaz üreticileri çok titiz bir terazi dengesi sağlamaktalar. Yeni Iphone 5’te bu dengede çok iyi olamasa bile fena sayılmayacak kullanım süresi sunmakta. Iphone 5’in bekleme süresi 225 saat (bu da yaklaşık 9 gün ediyor). Buna binaen Iphone 5, 10 saate kadar video oynatabilme süresine sahip. Yani ikişer saatlik olmak üzere 5 film izlenebilir. İnternet kullanımında ise cihaz 8 saatlik bir 3G, Wi-Fi üzerinden ise gayet tatmin edici bir rakam olan 10 saatlik kullanım sunuyor. Gayet tatmin edici kullanım süreleri sunan yeni Iphone 5’le ayrıca 40 saate kadar da müzik dinleyebilme imkanı bulunmakta.Yeni Iphone 5’in kutu açılışı ve yamulma sorunu ile ilgili videolar ve  Iphone Türkçe Siri tanıtım videosunu izleyebilirsiniz.Kaynakça:http://www.apple.com/tr/iphone/features/http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0Phone_5http://shiftdelete.net/iphone-5in-yamuldugu-ortaya-cikti-42022.htmlYazar: İsa Gürbüzhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/apple-iphone-5-ve-ozellikleri

Abdülaziz (1861 - 1876)

Abdülaziz (1861 - 1876)

Otuz ikinci Osmanli padisahidir. Babasi Sultan II. Mahmud, annesi buyuk hayir ve hasenatlar sahibi Pertevniyal Sultan’dir. 1861 yilinda tahta geçti. Saltanat muddeti 14 senedir. Zeki ve hamleli bir padisahdi. Kendisine kuçuk yastan itibaren gayet itinali bir tahsil yaptirilmisti. O’nun saltanatina tekaddum eden gunlerde "Tanzimat Fermani" ile bati taklidçiligi yolu açilmis ve bu istikamette atilan adimlar, halkin ruhunda devlete karsi ilk kuskunluk tohumlarini filizlendirmeye baslamisti. Sultan II. Mahmud ve halefi Sultan Abdulmecid, bu yolda yurumus, an’anevi ordu seklimiz olan yeniçeriligin ilgasindan cenazelerin bando-mizikayla kaldirilmasina kadar çesitli inkilab hareketleriyle devletin teb’asina yabancilasmasi ve ahkam-i ser’iyyeden uzaklasmaya baslamasi çigirini açmislardi. Halk kuskun; rical, bati aleminin kaydettigi terakki karsisinda saskin ve mutereddiddi. Islam’in dusmanlari ise, bati ile aramizda husule gelen mesafenin vebalini, muazzez Islam’a yuklemek için sinsi bir propaganda faaliyetine girismis bulunuyordu. O derecede ki, daha sonra sair Ziya Pasa bu keyfiyeti, su beyti ile en guzel bir surette ifade edecekti: "Islam imis devlete pabend-i terakki, Evvel yog idi isbu rivayet yeni çikti!.." Halbuki Avrupa’daki terakki, hiristiyanligin veya ona dayanan usul, erkan ve kulturun mahsulu degildi. Bu keyfiyet, Amerika’nin kesfi ve buradan buyuk bir bakir servet elde edilmesi, buharli geminin icadiyla Afrika’nin guneyindeki Umidburnu’ndan dolasilmasi ve bu suretle baharat, ipekli kumaslar gibi uzak sark mallarinin batiya intikaliyle ticaret yollarinin degismis bulunmasi ve bunun neticesinde Avrupa’da bir "sanayi inkilab"i vucuda gelmesi gibi busbutun baska ve sirf iktisadi olan sebeplerin eseriydi. Hal boyleyken, dusmanlarimiz iki alem arasindaki farki, yanlis bir te’vil, tefsir ve telkin ile bizi kendi orijinal (nev’i sahsina munhasir) dunya gorusumuzden, ictimai nizamimizdan ve pur-islami olan hayat uslubumuzdan uzaklastirmaya basladilar. Bu yanlis yolu, bize kasden dogru gosterip terakki için yegane çare imis gibi telkin ettiler. Bu telkin, basta devrin pasalari olmak uzere padisahlari bile te’siri altina alacak bir sumul kazandi. Diger taraftan 1826 yilinda yeniçeriligin ilgasiyla an’anevi ordu nizami bozuldugundan iki yil sonra Ruslar’in onbes bin kisi gibi cuz’i bir kuvvetle Edirne’ye sarkabilmeleri, 1829 yilinda Yunanistan’in kurulusu emr-i vakisi ile karsilasilmasi, 1832’de bir Osmanli valisi Kavalali Mehmed Ali Pasa’nin ordusunun Kutahya’ya kadar gelebilmesi ve asirlardan beri maglubiyet gormemis bir devletin bu durum karsisinda Rusya’dan yardim istemek mecburiyetinde kalmasi, milli gururu rencide etmis, vicdanlar rahatsiz olmustu. II. Mahmud, devrinin gailelerinden teessure kapilmis, verem olmustu. Ciliz, hastalikli ve bati kasisinda aciz bir padisahdi. Halefi Sultan Abdulmecid de ayni bati taklidçiligi yolunda yurumustu. Bunlarin arkasindan gelen Sultan Abdulaziz ise, cesur, hamleli, fikren ve ruhen saglam bir padisah olarak halkin ruhunda birikmis olan melali (huznu), kisa zamanda surura çevirmis, eski futuhat devirlerinin avdet edecegi umidlerinin belirmesine sebep olmustu. Pehlivan yapili vucudu da bu hissi takviye ediyordu. Gerçekten guresi tesvik eden, dusmanlarina karsi harbi goze almaktan çekinmeyen, bu maksadla ordu ve donanmayi dunyanin en ileri seviyesine çikarmaya çalisan Sultan Abdulaziz’in devri, Tanzimat’la baslayan yilginliktan milletçe silkinip dogrulma temayullerinin bir baslangici olmustu. O’nun faaliyetlerinin ana hedefi Tanzimat’la açilmis bulunan batililasma hareketlerini akamete ugratarak, kendi milli ve dini huviyetine sadik kalmak ve bu yolda ilerlemekti. Lakin kendisine tekaddum eden yillarda bu kendinden kaçis, o hadde vasil olmustu ki, Napolyon Code-civili (Kod Sivil) denilen Fransiz medeni kanunu aynen tercume edilip alinarak, musluman teb’aya tatbik edilmesi gibi temayuller belirmisti. Sultan Abdulaziz, bu cinayet derecesinde vahim olan hareketi, devrinin buyuk alimi olan Ahmed Cevdet Pasa ile elele vererek Islam hukukundan yapilmis bir medeni kanun demek olan Mecelle-yi Ahkam-i Adliyye’yi kisaca "Mecelle" denilen buyuk kanun metnini ortaya çikararak onlemistir.Zamaninin butun silahlarini en iyi bir sekilde kullanmayi ogrenmis olan Sultan Abdulaziz, dedesi Yavuz Sultan Selim Han gibi olmaya çalisiyordu. Sultan Abdulmecid Han’in olumu uzerine 1861’de tahta çikmisti. Osmanli Devleti’nin durumu son derece karisik idi. Mali sikinti son haddindeydi. Karadag’da çikan isyan, Sirplar’la savasa yol açabilecek durumda idi. Avrupa devletleri bu hali firsat bilerek, aracilik tekliflerini arttiriyorlardi. Zira Sultan’in Tanzimat’tan vaz geçmesinden endise duyuyorlardi. Bu durumu fark eden Sultan, hemen bir hatt-i humayun çikardi. Fermanda soyle deniyordu: "Devletin maddi gucunun artirilmasi ve halkin hayat seviyesinin yukseltilmesinden baska maksadimiz yoktur. Devlet malinin telef edilmemesi ve israfdan korunmasi sarttir. Muslim ve gayr-i muslim ayird etmeksizin memleketimizde yasayan herkes, dinimizin emirleri çerçevesinde adaletle yonetilecek ve hepsi adalet onunde esit muamele gorecektir. Yuce devletimizin istiklalinin devam etmesi ve halkin refah içinde yasamasi, en buyuk gayemizdir. Cenab-i Hakk, Peyygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- hurmetine cumlemizi muvaffak eylesin!" Bu fermanla birlikte mevcud hukumetin de yerinde birakilmasi, batili devletlerin Tanzimat’la alakali endiselerini nisbeten ortadan kaldirdi. Sultan, israfa karsi, kendinden ve saraydan baslayarak tedbirler aldi. Devletin mali durumunu duzeltmeye basladi. Sultan Abdulaziz, butun dunyanin alakasini celbetmis bulunuyordu. Bundan dolayi, Fransa ve Ingiltere’ye davet edildi. 1867’de Dolmabahçe onunden Sultaniye yatina binerek yola çikti. Boylece Osmanli tarihinde yabanci ulkelere seyahat eden ilk padisah oldu. Koca Sultan, Paris’te buyuk bir torenle III. Napolyon tarafindan karsilandi. Serefine verilen yemekte yanina oturan III. Napolyon’un: "–Ekselans Hazretleri! Girit için en guzel çozum yolu olarak, adanin Yunanistan’a terkini dusunseniz!.." demesi uzerine Sultan celallendi. O diplomatik munasebetlerde zaaf gosterecek bir padisah degildi. Bundan dolayi, bu kendisini yoklama mahiyetindeki suale su cevabi verdi: "–Ekselans! Osmanli Devleti, yirmiyedi sene Girit için kan doktu. Her karis topragini sehid kanlari ile suladi. Ordumda tek bir asker, donanmamda tek bir sandal kalana kadar ecdad mirasini korumak mecburiyetindeyim..." Beklenmiyen bu siddet karsisinda III. Napolyon, ozur dilemek zorunda kaldi. Sultan, Ingiltere ve Fransa seyahatinden Istanbul’a muhtesem ve gayet basarili diplomatik zaferlerle donmustu. Istanbul’da da halkin coskun tezahurati ile karsilandi. Zira millet, O’nda yukselis devri padisahlarinin temayul ve dirayetini goruyor ve yeni zaferlerle devletin, bir kere daha silkinip sahlanacagini umuyordu. Sultan Abdulaziz, ecdadin devri ile kendi devri arasindaki kudret ve ihtisam farkini su sozleri ile ne guzel ifade etmistir: "Atalarimiz batiya at sirtinda futuhat için giderlerdi. Bizler ise, simdi tren ve vapurla, ancak diplomatik seyahat için gidebiliyoruz!" Abdulaziz Han, gayet dindarane ve intizamli bir hayat suren durust bir insandi. Hayati boyunca su yerine zemzem içecek kadar takva sahibi idi. Hatta Avrupa’ya seyahate gittigi zaman, abdest suyunu beraberinde goturdugu rivayet edilir. Muntazaman namaz kilar ve çok çok Kur’an-i Kerim okurdu. Caniyane bir surette katledildigi zaman odasindaki kuçuk masanin uzerinde "Sure-i Yusuf" açik oldugu halde bir Kur’an-i Kerim bulunmustu. O’nun mubarek kanlarinin bulastigi bu Kur’an-i Kerim, el’an Topkapi Sarayi’nda muhafaza edilmektedir. Birgun hasta yataginda baygin ve sararmis bir vaziyette yatarken Sultan Abdulaziz’e: "Medine-i Munevvere mucavirlerinden bir dilekçe var!" denildiginde yaverlerine: "–Derhal beni ayaga kaldiriniz! Harameyn’den gelen talebleri ayakta dinleyeyim! Allah Rasulu’ne komsu olanlarin talebleri, boyle ayak uzatilarak edebe mugayir bir sekilde dinlenmez!.." diyerek Medine’ye ve Hazret-i Peygamber’e olan muhabbetini guzel bir surette izhar etmistir. Her Medine-i Munevvere postasi geldiginde abdest tazeler, mektuplari «Bunlarda Medine-i Munevvere’nin tozu var!» diye opup alnina goturur, ondan sonra baskatibe uzatir ve «Aç, oku!» derdi. Yukarida arzedildigi gibi Abdulaziz Han tahta çiktigi zaman, batililarca adeta buyulenmis ve onlarin siyasi emellerine tabi bir hale gelmis bulunan ve kendilerine Jon Turk (Genç Turk) denilen insanlar elinde devletin içten çokertilme faaliyetinin had safhaya ulasdigi bir devredir. Bunlar -ekseriyetle- Fransa’da tahsil gormus ve orada hususi bir sekilde misyonerler tarafindan sinsice yetistirilmis, Istanbul’a kalbleri Fransiz, uniformalari Osmanli olarak donmus kimselerdi. Sanki devletin içinde garbin yeniçerileri olmuslardi. Memleket, disdan maddi istilaya ugrarken, içten de manevi bir tahribata maruzdu. Tanzimat Fermani ile misyonerlik faaliyetleri artmis, basta Ermeniler olmak uzere hiristiyan azinliklar ustundeki tahrikler çogalmisti. Mesela Harput bolgesinde altmisiki misyoner merkezi açilmis, yirmibir kilise yapilmisti. Kadin misyoner Maria A. West, "Romance of Mission"adli kitabinda: "Ermenilerin ruhuna girdik.. Hayatlarinda ihtilal yaptik!.." demektedir. Lisan ogretmek gayesi ile Anadolu’nun her tarafinda, aslinda birer misyonerlik karargahi olan birçok mektebler açilmisti. Bu faaliyetlerin en yogun goruldugu yabanci okullar arasinda Gaziantep’deki Antep, Merzifon’daki Anadolu ve Istanbul’daki Robert Koleji basta gelir. Bazilarina ise, hiç Turk talebe alinmamistir. Okul muduriyetlerine papazlar tayin edilmistir. Memleket bir kultur erozyonu ile karsi karsiya gelmisti. Abdulmecid Han devrinden kalan bu çokuntu, Abdulaziz Han’in direnmeleri ile asgariye inmis, neticede bu mukavemet, O’nun sehadet kanlarina burunmesine vesile olmustur. Sultan Abdulaziz Han, gayet ileri goruslu bir padisahdi. Belgrad, Istanbul, Bagdad ve Kahire’yi elimizde bulundurmadikça cihan siyasetinde buyuk bir rol oynayamayacagimizi soylerdi. Bu gorus, bilahare Almanlar’in emperyalist temayullerinin uyandigi sirada getirdikleri "yedi B" formulune benzemektedir. Almanlar, buyuk devlet olabilmek için Berlin’den Bomba’ya kadar "B" harfi ile baslayan yedi buyuk merkezin ele geçirilmesi luzumundan bahsetmislerdir. Sultan Abdulaziz Han’in siyasi emelleri içinde Turkistan bile vardi. Oraya el atmis, Iran ve Turkistan’da Turk unsurlar için Turkçe egitim yapan mekteblerin açilmasina amil olmustur. Donanmasinin Kizildeniz’deki bolumu, Endonezya’yi tenkile (ezmeye) giden Ingiliz donanmasinin onunu kesmis, O’nu geri donmeye mecbur birakmisti. Gerçekten de denizcilige o kadar ehemmiyet vermisti ki, O’nun zamaninda Fransiz gemilerinin Haliç tersanesinde muvaffakiyetle tamirinden dolayi III. Napolyon bir tesekkur mektubu gondermisti. Bu durum, Osmanli’nin hasta adam diye ifadelendirildigi bir devirde bile gosterdigi kudret ve muvaffakiyetin sahane bir misalidir. O boylece hala "devlet-i ebed-muddet" diye yad olunmaya layik bir devlet oldugunu gostermisti. Sultan Abdulaziz’in saltanat yillarinda, otuz sene muddetle Ruslar’a karsi sanli bir mucadele vermis ve nihayet teslim olmak zorunda kalmis bulunan Seyh Samil Hazretleri, hacc için Çar’dan izin almis ve Istanbul’u ziyarete gelmisti. Sultan, sarayda birçok hazirliklar yaptirmis, butun Istanbul’u buyuk bir sevinç kaplamisti. Herkes sahile toplanmisti. Rus vapuru Dolmabahçe onunde demirlediginde, Sultan Abdulaziz’in saltanat kayiklari, Imam Samil’i ve aile efradini saraya getirdiler. Abdulaziz Han, O’nu sarayin kapisinda karsiladi ve buyuk bir hurmetle: "–Babam kabrinden kalksaydi, ancak bu kadar sevinebilirdim!" diyerek bir çok iltifatlarda bulundu. HAINANE BIR SUIKAST Çesitli vesilelerle su-i halleri gorulmus, once azledilmis, sonra tekrar kendilerine mevki verilmis olan dort kisi; Huseyin Avni Pasa, Mithat Pasa, Mutercim Rusdu Pasa ile Hayrullah Efendi, padisaha ihtilal hazirligi yapiyorlardi. Huseyin Avni Pasa, 1871’de gorevinden azledilip rutbeleri sokulerek Isparta’ya gonderilmisti. Daha sonra da Mahmud Nedim Pasa tarafindan seraskerlikten de azledilmisti. Yapmak istediklerini «Kinim dinimdir!» diyerek ifade eden Huseyin Avni Pasa, Sultan’in hal’ edilmesi yaninda O’nu oldurmegi de dusunuyordu. Mithat Pasa ise, siyasi ve din kulturunden mahrum olarak yetismisti. Yanlis kararlarindan ve yolsuzluklarindan oturu sadrazamliktan azledilmisti. Hayal-perest olan Mithat Pasa’nin, birgun içki masasinda Osmanli hanedanini ortadan kaldirip sultan olacagini iddia ederek: "–Bunda ne var ki?! Al-i Osman olacagina biraz da Al-i Mithat olsun!.." dedigi rivayet olunmaktadir. Mutercim Rusdu Pasa, iki sefer sadarete, uç defa da seraskerlige getirilmesine ragmen su-i halinden dolayi azledilmisti. O da menfaatinin kesilmesi sebebi ile padisaha kin baglamisti. Hayrullah Efendi’ye gelince, Rusdu Pasa’nin himayesi ile getirildigi Seyhulislam’lik makamindan bir ay gibi kisa bir zamanda azledilmesi, onun da padisaha karsi kin baglamasina sebeb olmustu. Bu dortlu çete grubu, talebeleri kiskirtarak numayis yaptilar. Padisah, kan dokulmemesi için yine bunlari is basina geçirdi. Boylece ihtilalciler, istedikleri yere ulastilar. Is padisahi hal’ etmege kaldi. Ihtilal sabahi, Daru’s-seade Agasi Cevher Aga, padisahi uyandirmaga cesaret edemedi. Pertevniyal Valide Sultan’i uyandirdi. O da Sultan Abdulaziz Han’i uyandirdi. Yeni padisahin culus toplari atiliyordu. Abdulaziz Han annesine: "–Bunlar beni III. Selim’e mi dondurecekler? Ben bunu kimlerin yaptigini biliyorum..." diyerek ihtilalcileri saydi. Sonra dilinden: "Ben bu felaketi, otuz-kirk defa ru’yamda gordum.. Takdir-i ilahi boyle imis!" ifadeleri dokuldu. Sultan Abdulaziz Han, sagnak yagmuru altinda kayiklarla Topkapi Sarayi’na goturuldu. Sahsi serveti, hanimlarin kulaklarindaki kupelere kadar ihtilalciler tarafindan yagmalandi. III. Selim’in odasina goturuldu. Abdulaziz Han: "–Beni amcam gibi burada bitirmek istiyorlar!" dedi. Uç gun kuru tahta uzerinde aç ve susuz olarak birakildi. Islak elbiselerinin degistirilmesine dahi izin verilmedi. Daha sonra kendisi için ayrilan odaya geçirildi. Fakat Sultan Abdulaziz, V. Murad’a mektup yazarak Besiktas’taki Fer’iyye Sarayi’na naklini istedi. Arzusu yerine getirilerek Fer’iyye Sarayi’na nakledildi. Huseyin Avni Pasa, pehlivanlardan uç kisiyi Fer’iyye Sarayi’nda mahsus bahçivanlikla vazifelendirdi. 4 Haziran 1876 sabah sularinda odasina girdiler. Abdulaziz Han, bir muddet onlara karsi koydu. Cinayete intihar susu vermek için O’nun bileklerinin damarlarini kesen zorbalar, hiçbir sey yokmus gibi gizlice islerinin basina donduler. Valide Sultan, oglunun kanlar içinde yerde yattigini gorunce aglamaya basladi. Tertipledigi katlin neticesini almak için Huseyin Avni Pasa, saraya geldi. Yarali Sultan’i saray karakolunun kahve ocagina goturulmesini emretti. Henuz can çekisen Sultan’a doktor mudahelesini geciktirdi. Mazlum Sultan, caniler çetesi Huseyin Avni, Mithat ve Rusdu Pasalar’in gozleri onunde sehiden vefat etti.. Rahmetullahi Aleyh!.. Sultan Abdulaziz Han’in hunharca katli uzerine kizkardesi Adile Sultan’in yureginden su izdirapli misralar dokulmustur: Cihan matem tutup kan aglasin Abdulaziz Han’a Meded Allah, mubarek cismi boyandi kizil kana!.. Nasil hemsiresi bu Adile yanmaz o hakana, Ki kiydi bunca zalimler karindas-i cihan-bana... Hazret-i Peygamber -Sallallahu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz: "Halis insan, buyuk bir tehlike uzerindedir!" buyurmuslardir. Sultan Abdulaziz’in feci bir surette ortadan kaldirilmasi da, bu hadis-i serifte isaret edilen tehlike sebebiyle olmustur. Ancak bu olus, O’nun sahsindan ziyade milletin kaderiyle alakali bir ilahi takdirden baska turlu izah olunamaz. Zira Sultan Abdulaziz’in feci katli, milli tarihimizin en onemli bir donum noktasi olmustur. Gerçekten O’ndan sonra felaketlerin onu alinamamis, çokus, Sultan Abdulhamid’in dirayetli siyasetiyle bir muddet geciktirilmisse de, nihayet bu azametli devletin yikilmasi ve ulkemizde Islam’in gariblik doneminin baslamasi onlenememistir.

http://www.ulkemiz.com/abdulaziz

Paco de Lucía Kimdir ?

Paco de Lucía Kimdir ?

Asıl adı Francisco Sanchez Gomez olan ancak müzik dünyasının kendisini Paco de Lucia olarak bildiği ünlü müzisyen, İspanyol gitarist ve aynı zamanda da bestecidir. Flamenko müziği denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan Lucia, caz, funk, klasik müzik ve folk müzik alanları adına da eserler üretmiştir. Paco de Lucía, gerçek adıyla Francisco Sanchez Gomez (Doğum tarihi 21 Aralık 1947, Algeciras, Cádiz, İspanya -ö. 25 Şubat 2014, Cancún, Meksika) İspanyol gitarist ve bestecidir. Flamenko müziğinin en önemli gitaristlerinden biri olduğu kabul edilir. Lucía, caz, funk, klasik müzik ve yöresel müzik alanlarında da eserler vermiştir.Beş erkek kardeşin en küçüğü olarak İspanya'nın güney ucunda, Cádiz iline bağlı Algeciras'da dünyaya geldi. Müzisyen bir aileden geliyordu: Babası flamenko gitaristi Antonio Sánchez, abilerinden biri flamenko şarkıcısı Pepe de Lucía, diğeri flamenko gitaristi Ramón de Algeciras'dı. Paco de Lucía adını Portekizli annesi Lucía Gomes'in şerefine edindi.1958'de, onbir yaşında ilk defa radyoya (Radio Algeciras) çıktı. Bir yıl sonra prestijli Jerez flamenko yarışmasında özel ödül aldı. 1961'de dansçı José Greco'nun flamenko grubuyla turneye çıktı, çeşitli ülkelerde konserlere katıldı. New York'ta kendisini etkileyen müzisyenlerden gitarist Sabicas'la tanıştı. İspanya'ya döndükten sonra, 1964'te ailesiyle birlikte Madrid'e taşındı. Madrilenian gitaristi Ricardo Modrego ile üç albüm kaydetti: Dos guitarras flamencas, Dos guitarras flamencas en stereo, ve Doce canciones de Federico García Lorca para guitarra. 1966'da kardeşi Ramon ile birlikte üç albüm kaydetti. 1967'de ilk solo albümünü yayımladı: La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucía.1968 ile 1977 arasında dostu ve Yeni Flamenko müzisyeni Camarón de la Isla (Camaron) ile verimli bir işbirliği gerçekleştirdi. İkili birlikte on albüm doldurdu.De Lucía, 1970'lerin sonlarından itibaren caz fusion'a ilgi duymaya başladı. Al DiMeola'nın 1977'deki Elegant Gypsy albümünde yansıttığı bu tarz, saf flamenkocuların tepkisine yol açmadı.De Lucía, 1979'da, John McLaughlin ve Larry Coryell ile Gitar Üçlüsü kurdu ve kısa bir Avrupa turuna çıkarak Londra'da Royal Albert Hall'da Ruhların Buluşması adlı bir video kaydı yaptılar. İlerleyen zamanda Al Di Meola, Coryell'in yerini aldı. 1981'den itibaren bu üçlü üç albüm kaydetti. De Lucía'nın kardeşleri Ramón ve Pepe'nin de dahil olduğu kendi grubu, Paco de Lucía Sekstet de kendi çıkaracakları üç albümden ilkini aynı yıl yayımladı. De Lucía, kendi başına geleneksel ve modern flamenko stillerinde çeşitli albümler çıkardı. Geniş repertuarıyla yeni bir flamenko anlayışı yarattı, gitarın teknik ve müzikal sınırlarını aştı. 23 Mart 2007'de Cadiz Üniversitesi, de Lucía'nın müzikal ve kültürel katkılarını kendisine fahri doktora (Doktor Honoris Causa) payesi vererek ödüllendirdi.De Lucía'nın bir rasgueado ve picado ustası olduğu kabul edilir, klasik gitarı son derece hızlı kullanabilir.1991'de Joaquín Rodrigo'nun Concierto de Aranjuez 'ini yorumlaması istenene kadar de Lucía nota okumayı bilmemekteydi. De Lucía, daha sonra, Concierto'yu yorumlarken klasik gitarcıların önem verdiği tonal sadakatten ödün vererek ritmik doğruluğa önem verdiğini belirtti.Ayrıca Levent Yüksel tarafından seslendirilen, sözleri Sezen Aksu'ya ait olan "Tuana" isimli parça bir Paco de Lucia bestesidir.Paco de Lucía, 25 Şubat 2014 günü çocuklarıyla kumsalda oynarken geçirdiği kalp krizi sonucu 66 yaşında hayatını kaybetmiştir.Diskografi    Dos Guitarras Flamencas (1965) Ricardo Modrego ile    12 Canciones de García Lorca para Guitarra (1965) Ricardo Modrego ile    Dos Guitarras Flamencas en América Latina (1967) Ramón de Algeciras ile    La Fabulosa Guitarra de Paco de Lucía (1967)    Hispanoamérica (1969)    Fantasía Flamenca de Paco de Lucía (1969)    Recital de Guitarra (1971)    El Duende Flamenco de Paco de Lucía (1972)    Fuente y Caudal (1973)    En Vivo Desde el Teatro Real (1975)    Almoraima (1976)    Interpreta a Manuel de Falla (1978)    Castro Marín (1981) Larry Coryell ve John McLaughlin ile    Friday Night in San Francisco (1981) Al Di Meola ve John McLaughlin ile    Sólo Quiero Caminar (1981) The Paco de Lucía Sextet    Passion, Grace and Fire (1983) Al Di Meola ve John McLaughli ile    Live... One Summer Night (1984) The Paco de Lucía Sextet    Entre Dos Aguas (1986) derleme    Siroco (1987)    Live recordings (1987) George Dalaras ile    Zyryab (1990)    Concierto de Aranjuez (1991)    Live in América (1993) The Paco de Lucía Sextet    The Guitar Trio (1996) Al Di Meola ve John McLaughlin ile    Luzia (1998)    Cositas Buenas (2004)

http://www.ulkemiz.com/paco-de-luca-kimdir-


Turner sendromu nedir

Turner sendromu nedir

Turner sendromu; bir dişide eşey kromozomlarından birinin bulunmaması sonucu ortaya çıkan çeşitli semptomların tümüne verilen addır. Turner sendromluların fenotipi dişi olarak görülür fakat; eşey organları ve eşey hücreleri gelişmez. Kısır bireylerdir. Turner sendromlu bireylerde doğuştan böbrek rahatsızlıkları, kalp anomalileri, kistik higroma en çok görülen hastalıklardır. Belirtiler Kısa boyLimfodema el ve ayaklarda şişkinlikGöğüs kafesi farklılığı ve memeucu genişliğiDüşük saç bitişiDüşük kulak çizgisiKısırlıkAmenore (adet görmeme) Diğer belirtiler, dışa kıvrılan dirsek (kübitus valgus), perdeli boyun, yumuşak ve yukarı dönen tırnaklar, Simian çizgisi ve düşük gözkapaklarıdır. Turner sendromu bulguları kişiden kişiye farkılık gösterebilir. Sendromun adı 1940'larda hastalığı tanımlayan Henry Turner adında bir Oklahomalı endokrinolojist tarafından gelmektedir. Avrupa'da genellikle Ullrich-Turner sendromu ya da Bonnevie-Ulrich-Turner sendromu olarak kullanılmaktadır. 45,X'li karyotipi ik olarak yayımlayan Dr. Charles Ford (1959), Turner sendromunun cinsiyet kromozomlarını ilgilendiren bir eksikliğe bağlı olduğunu keşfetmiştir. X kromozomu taşımayan bir yumurta hücresinin X kromozomu taşıyan bir sperm ile döllenmesi sonucu ya da eşey kromozomu taşımayan bir spermin normal bir yumurta hücresini döllemesiyle meydana gelir. Eşey kromozomlarından biri dişide bulunmaz ya da yapısı bozulmuş durumdadır. 1/2000 canlı doğan dişi bebekte görülür. Karyotip 45,X ya da 45,XO olarak gösterilir ya da farklı genetik varyasyonları vardır. Bu kromozomal düzensizlik dört farklı yolla meydana gelebilir;Mayoz sırasında ayrılmama; eşey kromozomlarından her ikisinin de diğer gruba gitmiş olmasıyla yumurta ya da spermde X ya da Y kromozomunun bulunmaması. Karyotipi 45,X (ya da 45,X0) olarak gösterilir. Bu grup, Turner sendromu içinde %50'lik yer kaplar.Gelişme sırasında gametogenezde, X kromozomunun bir parçasını yitirip, diğer ucuna tutunarak halka şeklini almasıyla. Karyotip; 46, XrXp olarak gösterilir. (rXp; halka kromozomun bir parçasının kaybolduğunu gösterir.) Diğer türde ise, X kromozomunun iki uzun kolu birleşir, kısa kol kaybolmuştur. Bu izokromozom olarak adlandırılır. Turner sendromunda %30'luk yer kaplayan gruptur.Hücre bölünmesinin erken safhalarında, ayrılmama durumu bir X'in kaybolmasına yol açar. Bu tüm hücrelerde görülmez, bu yüzden mozaizm ortaya çıkar. Karyotip; 46, XX/45, X şeklindedir. Burada mozaizmin yoğunluğuna bağlı olarak hastalığın seyri değişir. Turner sendromunda %20 oranında görülen gruptur.Çok nadir olarak, embriyo normal X kromozomuna sahip ve küçük bir Y kromozomu taşıdığında da Turner sendromu bulguları görülür. Burada Y kromozomu fonksiyonel değildir ve bu yüzden kişi Turner sendromlu olarak dişi şeklinde gelişir. Tıpta, bu Swyer sendromu olarak bilinir. Turner sendromuna yol açan risk faktörleri henüz tam olarak bilinmemektedir. Ayrılmama durumu anne yaşıyla arttığında Down sendromu gibi hastalıklara yol açabilmekteyken, Turner sendromuna herhangi bir etkisi olmamaktadır. Tamamen sağlıklı bir aile de böyle bir çocuğa sahip olabilir. Yeni doğan her 2000 kız çocuğunun birinde Turner sendromu görülmektedir. Yaklaşık olarak Turner sendromlu gebeliklerin %98'i düşükle (spontan abortus) sonuçlanmaktadır. Amerika'da yapılan araştırmaya göre düşüklerin %10'u Turner sendromludur. Anlı doğumlardaki oranı; 1/2000'dir. Turner sendromu ön tanısı muayene bulgularının yanı sıra bazı hormonal testler ile konabilir. Ancak kesin tanı için kromozom analizi yapılır. Alınan kan örneği ile hücre kültürleri hazırlanır. Kromozomlar incelenerek karyotipleme yapılırarak tehşis konur. Turner Sendromu gebelikte tanınabilen bir hastalıktır. Bazen fetüs, ultrason bulguları ile de anormal olarak tanımlanabilir. (Kalp bozuklukları, böbrek anomalileri, kistik higroma, vs. gibi). Ultrasonografi, amniyosentez ve diğer bazı tanı yöntemleri ile Turner Sendromundan şüphelenilen gebeliklerde kesin tanı konur. Turner Sendromu saptanmışsa aileye ayrıntılı genetik danışmanlık verilerek gebeliğin sonlandırılması önerilir. Turner Sendromlu Kadınlar Çocuk Sahibi Olabilir mi? Turner sendromluların bir kısmında ergenlik dönemi başına kadar canlı kalmış az sayıda yumurta hücreleri mevcuttur. Ancak zamanla bu hücreler de hızla azalır. Bu sebeble Turner sendromlu bir kadının “tıbbi yardım” almaksızın çocuk sahibi olma ihtimali son derece düşüktür.  

http://www.ulkemiz.com/turner-sendromu-nedir

TÜRKİYE YAYILIŞ GÖSTEREN KUŞTÜRLERİ LİSTESİ

TAKIM : GAVIIFORMES (DALGIÇ KUŞLARI) 1. Familya : GAVIIDAE (DALGIÇKUŞUGİLLER) Gavia stellata (Pontoppidan, 1763) (Kızılgerdan Dalgıç) Gavia arctica (Linnaeus, 1758) (Karagerdanlı Dalgıç) Gavia immer (Brünnich, 1764) (Buz Dalgıcı) TAKIM : PODICIPEDIFORMES (YUMURTAPİÇLERİ) 2. Familya : PODICIPEDIDAE (YUMURTAPİÇİGİLLER) Tachybaptus ruficollis (Pallas, 1764) (Küçük batağan, Yumurtapiçi) Podiceps cristatus (Linnaeus, 1758) (Bahri) Podiceps grisegana (Boddaert, 1783) (Kızılboyunlu Batağan) Podiceps auritus (Linnaeus, 1758) (Kulaklı Batağan) Podiceps nigricollis (Brehm, 1831) (Karaboyunlu Batağan) TAKIM : PROCELLARIIFORMES (FIRTINA KUŞLARI) 3. Familya : PROCELLARIIDAE (YELKOVANKUŞUGİLLER) Colanectris diomedea (Scopoli,1769) (Boz Yelkovan) Puffinus yelkouan (Acerbi,1827) (Yelkovan) 4. Familya : HYDROBATIDAE (FIRTINAKUŞUGİLLER) Hydrobates pelagicus (Linnaeus, 1758) (Fırtına Kuşu) TAKIM : PELECANIFORMES (KÜREKAYAKLI KUŞLAR) 5. Familya : SULIDAE (SÜMSÜKKUŞLARI) Sula bassa (Linnaeus, 1758) (Sümsük Kuşu) 6. Familya : PHALACROCORACIDAE (KARABATAKGİLLER) Phalacrocorax carbo (Linnaeus, 1758) (Karabatak) Phalacrocorax aristotelis (Linnaeus, 1758) (Tepeli Karabatak) Phalacrocorax pygmeus (Pallas, 1773) (Küçük Karabatak) 7. Familya : ANHINGIDAE Anhinga melanogaster (Pennant, 1769) (Yılanboyun) 8. Familya : PELECANIDAE (PELİKANGİLLER) Pelecanus onocrotalus (Linnaeus, 1758) (Akpelikan) Pelecanus crispus (Brunch, 1832) (Tepeli Pelikan) TAKIM : CICONIIFORMES (LEYLEKSİLER) 9. Familya : ARDEIDAE (BALIKÇILLAR) Botaurus stellaris (Linnaeus, 1758) (Balaban) Ixobrychus minutus (Linnaeus, 1758) (Küçük Balaban) Nycticorax nycticorax (Linnaeus, 1758) (Gece Balıkçılı) Ardeola ralloides (Scolopoli, 1769) (Alaca Balıkçıl) Bubulcus ibis (Linnaeus, 1758) (Sığır Balıkçılıl) Egretta garzetta (Linnaeus, 1758) (Küçük Ak Balıkçıl) Egretta alba (Linnaeus, 1758) (Büyük Ak Balıkçıl) Ardea cirenea (Linnaeus, 1758) (Gri Balıkçıl) Ardea purpurea (Linnaeus, 1758) (Erguvani Balıkçıl) 10. Familya : CICONIIDAE (LEYLEKGİLLER) Mycteria ibis (Linnaeus, 1758) (Sarıgagalı Leylek) Ciconia nigra (Linnaeus, 1758) (Kara Leylek) Ciconia ciconia (Linnaeus, 1758) (Leylek) 11. Familya : THERESKIONITHIDAE (KELAYNAKGİLLER) Plegadis falcinellus (Linnaeus, 1758) (Çeltikçi) Geronticus eremitta (Linnaeus, 1758) (Kelaynak) Platalea leucorodia (Linnaeus, 1758) (Kaşıkçı) TAKIM : PHOENICOPTERIFORMES (FLAMİNGOLAR) 12. Familya : PHOENICOPTERIDAE (FLAMİNGOLAR) Phoenicopterus ruber (Linnaeus, 1758) (Flamingo) TAKIM : ANSERIFORMES (KAZSILAR) 13. Familya : ANATIDAE (ÖRDEKGİLLER) Cygnus olor (Gmelin, 1789) (Kuğu) Cygnus columbianus (Küçük Kuğu) Cygnus cygnus (Linnaeus, 1758) (Ötücü Kuğu) Anser fabalis (Latham, 1787) (Tarla Kazı) Anser albifrons (Scopoli, 1769) (Sakarca) Anser erythropus (Linnaeus, 1758) (Küçük Sakarca) Anser anser (Linnaeus, 1758) (Boz Kaz) Branta leucopsis (Bchstein, 1803) (Akyanaklı Kaz) Branta bernicla (Yosun Kazı) Branta ruficollis (Pallas, 1769) (Sibirya Kazı) Tadorna ferruginea (Pallas, 1764) (Angıt) Tadorna tadorna (Linnaeus, 1758) (Suna) Anas penelope (Linnaeus, 1758) (Fiyu) Anas strepera (Linnaeus, 1758) (Boz Ördek) Anas crecca (Linnaeus, 1758) (Çamurcun) Anas plathyrnchos (Linnaeus, 1758) (Yeşilbaş) Anas acuta (Linnaeus, 1758) (Kılkuyruk) Anas falcata (Büyük Çamurcun) Anas querquedula (Linnaeus, 1758) (Çıkrıkçın) Anas clypeata (Linnaeus, 1758) (Kaşıkgaga) Marmoronette (Anas) angustirostris (Yaz Ördeği) Netta rufina (Pallas, 1773) (Macar Ördeği) Aythya ferina (Linnaeus, 1758) (Elmabaş Patka) Aythya nyroca (Guldenstadt, 1760) (Pasbaş Patka) Aythya fuligula (Linnaeus, 1758) (Tepeli Patka) Aythya marila (Linnaeus, 1761) (Karabaş Patka) Somateria mollissima (Pufla Kazı) Clangula hyemalis (Telkuyruk) Melanitta nigra (Kara Ördek) Melanitta fusca (Linnaeus, 1758) (Kadife Ördek) Bucephula clangula (Linnaeus, 1758) (Altıngöz) Mergus albellus (Linnaeus, 1758) (Sütlabi) Mergus serrator (Linnaeus, 1758) (Tarakdiş) Mergus merganser (Linnaeus, 1758) (Büyük Tarakdiş) Oxyura leucocephala (Scopoli, 1769) (Dikkuyruk) TAKIM : FALCONIFORMES (YIRTICIKUŞLAR) 14. Familya : ACCIPITRIDAE (YIRTICIKUŞLAR) Pernis apivorus (Linnaeus, 1758) (Arı Şahini) Pernis ptilorhyncus Elanus caeruleus (Desfontaines, 1789) (Ak Çaylak) Milvus migrans (Boddaert, 1783) (Kara Çaylak) Milvus milvus (Linnaeus, 1758) (Kızıl Çaylak) Heliaeetus albicilla (Linnaeus, 1758) (Akkuyruklu Kartal ) Gypaetus barbatus (Linnaeus, 1758) (Sakallı Akbaba) Neophron percnopterus (Linnaeus, 1758) (Küçük Akbaba) Gyps fulvus (Hablizl, 1783) (Kızıl Akbaba) Aegypius monachus (Linnaeus, 1758) (Kara Akbaba) Circaetus gallicus (Gmelin, 1788) (Yılan Kartalı) Circus aeruginosus (Linnaeus, 1758) (Saz Delicesi) Circus cyaneus (Linnaeus, 1758) (Gökçe Delice) Circus macrourus (Gmelin, 1771) (Akçe Delice) Circus pygargus (Linnaeus, 1758) (Çayır Delicesi) Accipiter gentilis (Linnaeus, 1758) (Çayır Kuşu) Accipiter nisus (Linnaeus, 1758) (Atmaca) Accipiter birevipes (Severtzov, 1850) (Yoz Atmaca) Buteo buteo (Linnaeus, 1758) (Şahin) Buteo rufinus (Cretzschmar, 1827) (Kızıl Şahin) Buteo lagopus (Pontopiddan, 1763) (Paçalı Şahin) Aquila pomarina (Brehm, 1831) (Küçük Orman Kartalı) Aquila clagna (Pallas, 1811) (Büyük Orman Kartalı) Aquila nipalensis (Hodgson, 1833) (Bozkır Kartalı) Aquila heliaca (Savigny, 1809) (Şah Kartal) Aquila chrysaetos (Linnaeus, 1758) (Kaya Kartalı) Hieraaetus pennatus (Gmelin, 1788) (Küçük Kartal) Hieraaetus fasciatus (Vieillot, 1822) (Tavşancıl) Pandion heliaetus (Linnaeus, 1758) (Balık Kartalı) 15. Familya : FALCONIDAE (DOĞANGİLLER) Falco naumanni (Fleischer, 1818) (Küçük Kerkenez) Falco tinnuculus (Linnaeus, 1758) (Kerkenez) Falco vespertinus (Linnaeus, 1758) (Ala Doğan) Falco columbarius (Linnaeus, 1758) (Boz Doğan) Falco subbuteo (Linnaeus, 1758) (Delice Doğan) Falco eleonorae (Gene, 1839) (Ada Doğanı) Falco concolor (Temmnick, 1825) (Gri Doğan) Falco biarmicus (Temmnick, 1825) (Bıyıklı Doğan) Falco cherrug (Gray, 1834) (Ulu Doğan) Falco peregrinus (Tunstall, 1771) (Gök Doğan) TAKIM : GALLIFORMES (TAVUKLAR) 16. Familya : TETRAONIDAE (ÜRKEKLİKLER) Tettraogallus caspius (Gmelin, 1784) (Ürkeklik) Tettraogallus caucasicus (Kafkas kekliği) 17. Familya : PHASIANIDAE (TAVUKSULAR) Tetrao tetrix (Linnaeus, 1758) (Orman Horozu) Tetrao mlokosiewiczi (Dağ Horozu) Tetraogallus caspius (Ürkeklik) Alectoris chukar (Gray, 1830) (Keklik) Alectoris graeca (Kayakekliği, Taşkekliği) Ammoperdix griseogularis (Brandt, 1843) (Kum Kekliği) Francolinus francolinus (Linnaeus, 1758) (Turaç) Perdix perdix (Linnaeus, 1758) (Çil Keklik) Coturnix coturnix (Linnaeus, 1758) (Bıldırcın) Phasianus colchinus (Linnaeus, 1758) (Sülün) TAKIM : GRUIFORMES (TURNAMSILAR) 18. Familya : RALLIDAE (YELVEGİLLER) Rallus aquaticus (Linnaeus, 1758) (Su Kılavuzu) Porzana porzana (Linnaeus, 1758) (Benekli Sutavuğu) Porzana parva (Scopoli, 1769) (Bataklık Sutavuğu) Porzana pusilla (Pallas, 1776) (Küçük Sutavuğu) Crex crex (Linnaeus, 1758) (Bıldırcın Kılavuzu) Gallinula chloropus (Linnaeus, 1758) (Saztavuğu) Porphyrio porphyrio (Linnaeus, 1758) (Sazhorozu) Fulica atra (Linnaeus, 1758) (Sakarmeke) 19. Familya : GRUIDAE (TURNAGİLLER) Grus grus (Linnaeus, 1758) (Turna) Grus leucogeranus (Pallas, 1773) (Ak Turna, Rahibe Turnası) Anthropoides virgo (Linnaeus, 1758) (Telli Turna) 20. Familya : OTIDAE (TOYKUŞUGİLLER) Tetrax tetrax (Linnaeus, 1758) (Küçük Toy, Mezgeldek) Chlamydotis undutula (Jacquin, 1784) (Yakalı Toy) Otis tarda (Linnaeus, 1758) (Toy, Büyük Toy) TAKIM : CHARADIIFORMES (YAĞMURKUŞUGİLLER) 21. Familya : HAEMATOPODIDAE (DENİZ SAKSAĞANLARI) Haematopus ostralegus (Linnaeus, 1758) (Poyrazkuşu) 22. Familya : RECURVIROSTRIDAE (AVOZETKUŞUGİLLER) Himantopus himantopus (Linnaeus, 1758) (Uzunbacak) Recurvirostra avosetta (Linnaeus, 1758) (Kılıçgaga) 23. Familya : BURHINIDAE (KOCAGÖZGİLLER) Burhinus oedicnemus (Linnaeus, 1758) (Kocagöz, Çayırbalabanı) 24. Familya : GLARAELIDAE (BATAKLIK KIRLANGICIGİLLER) Cursorius cursor (Latham, 1787) (Çöl Koşarı, Koşar Sukuşu) Glareoala pratincola (Linnaeus, 1758) Glareola nordmanni (Fıscher, 1843) 25. Familya : CHARADRIIDAE (YAĞMURKUŞUGİLLER) Charadrius dubius (Scopoli, 1786) (Kolyeli Küçük Yağmurkuşu, Halkalı Küçük Cılıbıt) Charadrius hiaticula (Linnaeus, 1758) (Kolyeli Büyük Yağmurkuşu, Halkalı Cılıbıt) Charadrius alexandrinus (Linnaeus, 1758) (Akça Cılıbıt) Charadrius mongolus (Pallas, 1776) (Moğol Cılıbıtı) Charadrius leschenaultii (Büyük Cılıbıt, Çöl Yağmurkuşu) Charadrius asiaticus (Pallas, 1773) (Doğu Cılıbıtı, Asya Yağmurkuşu) Eudromias morinellus (Linnaeus, 1758) (Dağ Cılıbıtı, Dağ Yağmurkuşu) Pluvialis fulvus (Gmelin, 1789) (Küçük Altın Yağmurcun) Pluvialis dominica (Statius Müller, 1776) (Amerika Altın Yağmurcunu) Pluvialis apricaria (Linnaeus, 1758) (Altın Yağmurcun) Pluvialis squatarola (Linnaeus, 1758) (Gümüş Yağmurcun) Hoplopterus spinosus (Linnaeus, 1758) (Mahmuzlu Kızkuşu) Vanellus indicus (Büyükkızkuşu) Vanellus leucurus (Akkuyruklu Kızkuşu) Vanellus gregarius (Sürmeli Kızkuşu) Vanellus vanellus (Linnaeus, 1758) (Kızkuşu) Arenaria interpres (Linnaeus, 1758) (Taşçeviren) 26. Familya : SCOLOPACIDAE (ÇULLUKGİLLER) Calidris canutus (Linnaeus, 1758) (Büyük, Kumkuşu, Kırmızı Göğüslü Kumkuşu) Calidris alba (Pallas, 1764) (Ak Kumkuşu) Calidris minuta (Leisler, 1812) (Küçük Kumkuşu) Calidris temminckii (Leisler, 1812) (Sarıbacaklı Kumkuşu) Calidris ferrugina (Pontoppidan, 1763) (Kızıl Kumkuşu) Calidris alpina (Linnaeus, 1758) (Karakarınlı Kumkuşu) Limicola falcinellus (Pontoppidan, 1763) (Sürmeli Kumkuşu) Philomachus pugnax (Linnaeus, 1758) (Dövüşkenkuş) Lymnocryptes minimus (Brunnich, 1764) (Küçük Su Çulluğu) Gallinago gallinago (Linnaeus, 1758) (Su Çulluğu) Gallinago media (Latham, 1787) (Büyük Su Çulluğu) Limosa lapponica (Linnaeus, 1758) (Kıyı Çamur Çulluğu) Scolopax rusticola (Linnaeus, 1758) (Çulluk) Limosa limosa (Linnaeus, 1758) (Çamurçulluğu) Numenius phaeopus (Linnaeus, 1758) (Sürmeli Kervan Çulluğu) Nemenius teniurostris (Vielliot, 1817) (Küçük Kervan Çulluğu) Numenius arquata (Linnaeus, 1758) (Kervan Çulluğu) Tringa erythropus (Pallas, 1764) (Kara Kızılbacak) Tringa totanus (Linnaeus, 1758) (Kızılbacak) Tringa stagnatilis (Bechstein, 1803) (Bataklık Düdükçünü) Tringa nabularia (Gunnerus, 1767) (Yeşilbacak) Tringa ochropus (Linnaeus, 1758) (Yeşil Düdükçün) Tringa glareola (Linnaeus, 1758) (Orman Düdükçünü) Xenus cinereus (Sarıbacak) Actitis hypoleucos (Dere Düdükçünü) Actitis macularia (Benekli Düdükçün) Arenaria interpres (Linnaeus, 1758) (Taşçeviren) 27. Familya : PHALAROPIDAE (KUMKUŞUGİLLER) Phalaropus tricolor (Vielliot, 1819) (Büyük Deniz Düdükçünü) Phalaropus lobatus (Linnaeus, 1758) (Deniz Düdükçünü) Phalaropus flucarius (Linnaeus, 1758) (Kızıl Deniz Düdükçünü) 28. Familya : STERCORARIIDAE (YIRTICIMARTIGİLLER) Stercorarius pomarius (Temminck, 1815) (Kütkuyruklu Korsan Martı) Stercorarius parasiticus (Linnaeus, 1758) (Korsan Martı) Stercorarius longicaudus (Uzunkuyruklu Korsan Martı) Catharacta skua (Brunnich, 1764) Büyük Korsan Martı) 29. Familya : LARIDAE (MARTIGİLLER) Larus leucopthalmus (Kızıldeniz Martısı) Larus ichthyaetus (Pallas, 1773) (Büyük Karabaş Martı) Larus melanocephala (Temminck, 1820) (Akdeniz Martısı) Larus minutu (Pallas, 1776) (Küçük Martı) Larus ridibundus (Linnaeus, 1758) (Karabaş Martı) Larus genei (Breme, 1839) (İncegagalı Martı) Larus audouinii (Ada Martısı) Larus canus (Linnaeus, 1758) (Küçük Gümüş Martı) Larus fuscus (Linnaeus, 1758) (Karasırtlı Martı) Larus argentatus (Pontoppidan, 1763) (Kuzey Gümüş Martı) Larus cachinnans (Gümüş Martı) Larus armenicus (Doğu Martısı) Larus hyperboreus (Kutup Martısı) Larus marinus (Linnaeus, 1758) (Büyük Karasırtlı Martı) Rissa tridactyla (Linnaeus, 1758) (Karayaklı Martı) 30. Familya: STERNIDAE (DENİZKIRLANGICIGİLLER) Gelochelidon nilotica (Gmelin, 1789) (Gülen Sumru) Sterna caspia (Büyük Sumru) Sterna bengalensis (Tepeli Sumru) Sterna sandvicensis (Latham, 1787) (Karagagalı Sumru) Sterna hirundo (Linnaeus, 1758) (Sumru) Sterna paradisea (Pontopidan, 1763) (Kuzey Sumrusu) Sterna albifrons (Pallas, 1764) (Küçük Sumru) Chlidonias hybridus (Pallas, 1811) (Bıyıklı Sumru) Chlidonias niger (Linnaeus, 1758) (Kara Sumru) Chlidonias leucopterus (Temminck, 1815) (Akkanatlı Sumru) TAKIM : COLUMBIFORMES (GÜVERCİNLER) 31. Familya : PTEROCLIDAE (STEPTAVUKLARI) Pterocles senegallus (Benekli Bağırtlak) Pterocles orientalis (Linnaeus, 1758) (Bağırtlak) Pterocles alchata (Linnaeus, 1758) (Kılkuyruk Bağırtlak) Pterocles exustus (Kahverengi Karınlı Step Tavuğu) Syrrhaptes paradoxus (Pallas, 1773) (Falçatalı Bağırtlak) 32. Familya : COLUMBIDAE (GÜVERCİNGİLLER) Columba livia (Gmelin, 1789) (Kaya Güvercini) Columba oenas (Linnaeus, 1758) (Gökçe Güvercin) Columba palumbus (Linnaeus, 1758) (Tahtalı Güvercin) Streptopelia decaocta (Frivaldzsky, 1838) (Kumru) Streptopelia turtur (Linnaeus, 1758) (Üveyik) Streptopelia senegalensis (Linnaeus, 1758) (Küçük Kumru) TAKIM : PSITTACIFORMES (PAPAĞANLAR) 33. Familya : PSITTACIDAE (PAPAĞANGİLLER) Psittacula krameri (Yeşil Papağan) TAKIM : CUCULİFORMES (GUGUK KUŞLARI) 34. Familya : CUCULİDAE (GUGUK KUŞUGİLLER) Clamator glandarius (Linnaeus, 1758) (Tepeli Guguk) Cuculus canorus (Linnaeus, 1758) (Guguk) TAKIM : STRIGIFORMES (GECE YIRTICILARI) 35. Familya : TYTONIDAE (PEÇELİ BAYKUŞGİLLER) Tyto alba (Scopoli, 1769) (Peçeli Baykuş) 36. Familya : STRIGIDAE (BAYKUŞGİLLER) Otus brucei (Hume, 1873) (Çizgili İshakkuşu) Otus scops (Linnaeus, 1758) (İshakkuşu) Bubo bubo (Linnaeus, 1758) (Puhu) Ketupa zeylonensis (Gmelin, 1788) (Balık Baykuşu) Athene noctua (Scopoli, 1769) (Kukumav) Strix aluco (Linnaeus, 1758) (Alaca Baykuş) Asio otus (Linnaeus, 1758) (Kulaklı Orman Baykuşu) Asio flammeus (Pontoppidan, 1763) (Kır Baykuşu) Aegolius fuenerus (Paçalı Baykuş) TAKIM : CAPRIMULGIFORMES (ÇOBANALDATANLAR) 37. Familya : CAPRIMULGIDAE (ÇOBANALDATANGİLLER) Caprimulgus europaeus (Linnaeus, 1758) (Çobanaldatan) TAKIM : APODIFORMES (SAĞANLAR, EBABİLLER) 38. Familya : APODIDAE (SAĞANGİLLER, EBABİLGİLLER) Apus apus (Linnaeus, 1758) (Karasağan) Apus pallidus (Shelley, 1870) (Bozsağan) Apus melba (Linnaeus, 1758) (Akkarınlı Sağan) Apus affinis (Linnaeus, 1758) (Küçük Sağan) TAKIM : CORACIIFORMES (KUZGUN KUŞLARI) 39. Familya : ALCEDINIDAE (YALIÇAPKINIGİLLER) Halcyon smyrnensis (Linnaeus, 1758) (İzmir Yalıçapkını) Alcedo atthis (Linnaeus, 1758) (Yalıçapkını) Ceryle rudis (Linnaeus, 1758) (Alaca Yalıçapkını) 40. Familya : MEROPIDAE (ARIKUŞUGİLLER) Merops persicius (Yeşil Arıkuşu) Merops supercillosus (Pallas, 1773) (Arıkuşu) Merops apiaster (Linnaeus, 1758) (Arıkuşu) 41. Familya : CORACIIDAE (KUZGUNGİLLER) Coracias garrulus (Linnaeus, 1758) (Gökkuzgun) Coracias benghalensis (Linnaeus, 1758) (Hint gökkuzgunu) 42. Familya : UPUPIDAE (ÇAVUŞKUŞUGİLLER) Upupa epops (Linnaeus, 1758) (İbibik, Hüthüt) TAKIM : PICIFORMES (AĞAÇKAKANLAR) 43. Familya : PICIDAE (AĞAÇKAKANGİLLER) Jnnx torquilla (Linnaeus, 1758) (Boyun Çeviren) Picus canus (Gmelin, 1788) (Küçük Yeşil Ağaçkakan) Picus viridis (Linnaeus, 1758) (Yeşil Ağaçkakan) Dyrocopus martius (Linnaeus, 1758) (Kara Ağaçkakan) Dendrocopos major (Linnaeus, 1758) (Orman Alaca Ağaçkakanı) Dendrocopos syriacus (Hemprich, ve Ehrenberg, 1833) (Alaca Ağaçkakan) Dendrocopos medius (Linnaeus, 1758) (Ortanca Ağaçkakan) Dendrocopos leucotos (Bechstein, 1803) (Aksırtlı Ağaçkakan) Dendrocopos minor (Linnaeus, 1758) (Küçük Ağaçkakan) TAKIM : PASSERIFORMES (ÖTÜCÜKUŞLAR) 44. Familya : ALAUDIDAE (TARLAKUŞUGİLLER) Ammomanes deserti (Linhtenstein, 1803) (Çöl Toygarı) Melanocorypha calandra (Linnaeus, 1758) (Boğmaklı Toygar) Melanocorypha bimaculata (Menetriies, 1832) (Küçük Boğmaklı Toygar) Melanocorypha leucoptera (Pallas, 1811) (Akkanatlı Toygar) Melanocorypha yeltoniensis (Forster, 1768) (Kara Toygar) Calandrella brachydactyla (Leisler, 1814) (Bozkır Toygarı) Calandrella rufescens (Vieillot, 1820) (Çorak Toygarı) Caladrella cheleensis (Asya Kısaparmaklı Toygarı) Galerida cristata (Linnaeus, 1758) (Tepeli Toygar) Lullula arborea (Linnaeus, 1758) (Orman Toygarı) Alauda arvensis (Linnaeus, 1758) (Tarlakuşu) Eremophila alpestris (Linnaeus, 1758) (Kulaklı Toygar) 45. Familya : HIRUNDINIDAE (KIRLANGIÇGİLLER) Riparia riparia (Linnaeus, 1758) (Kum Kırlagıcı) Hirundo rupestris (Scopoli, 1769) (Kaya Kırlangıcı) Hirundo rustica (Kır Kırlangıcı) Hırundo daurica (Linnaeus, 1758) (Kızıl Kırlangıç) Delichon urbica (Linnaeus, 1758) (Ev Kırlangıcı) 46. Familya : MOTACILLIDAE (KUYRUKSALLAYANGİLLER) Anthus novaeseelandiae (Mahmuzlu İncirkuşu) Anthus campestris (Linnaeus, 1758) (Kır İncirkuşu) Anthus trivialis (Linnaeus, 1758) (Linnaeus, 1758) Anthus pratensis (Linnaeus, 1758) (Linnaeus, 1758) Anthus hodgsoni (Richmond, 1907) (Yeşilsırtlı İncirkuşu) Anthus cervinus (Pallas, 1811) (Kızıl Gerdanlı İncirkuşu) Anthus spinoletta (Linnaeus, 1758) (Dağ İncirkuşu Habitat) Motacilla flava (Linnaeus, 1758) (Sarı Kuyruksallayan) Motacilla citreola (Pallas, 1776) (Sarıbaşlı Kuyruksallayan) Motacilla cinerea (Tunstall, 1771) (Dağ Kuyruksallayanı) Motacilla alba (Linnaeus, 1758) (Ak Kuyruksallayan) 47. Familya : PYCNONOTIDAE (GRİ BÜLBÜLGİLLER) Pycnonotus xanthopygos (Arap Bülbülü) 48. Familya : BOMBYCILLIDAE (İPEKKUYRUKLULAR) Bombycılla garrulus (Linnaeus, 1758) (İpekkuyruk) Hypocolius ampelinus (Tırtılyiyen) 49. Familya : CINCLIDAE (SU KARATAVUKLARI) Cınclus cınclus (Linnaeus, 1758) (Derekuşu) 50. Familya : TROGLODYTIDAE (ÇİTKUŞLARI) Trglodytes troglodytes (Linnaeus, 1758) (Çitkuşu) 51. Familya : PRUNELLIDAE (BOZBOĞAZGİLLER) Prunella modularis (Linnaeus, 1758) (Dağ Bülbülü) Prunella ocularis (Radde, 1884) (Sürmeli Dağbülbülü) Prunella collaris (Scopoli, 1769) (Büyük Dağbülbülü) 52. Familya : TURDIDAE (ARDIÇKUŞUGİLLER) Cercotrichas galactotes (Temminck, 1820) (Çalı Bülbülü) Erithacus rubecula (Linnaeus, 1758) (Kızılgerdan) Luscinia luscinia (Linnaeus, 1758) (Benekli Bülbül) Luscinia megarhynchos (Brehm, 1831) (Bülbül) Luscinia svecica (Linnaeus, 1758) (Buğdaycıl) Irania gutturalis (Guerin - Meneville, 1843) (Taş Bülbülü) Phoenicurus ochruros (Gmelin, 1789) (Kara Kızılkuyruk) Phoenicurus phoenicurus (Linnaeus, 1758) (Kızılkuyruk) Saxicola rubertra (Linnaeus, 1758) (Çayır Taşkuşu) Saxicola torquata (Linnaeus, 1758) (Taşkuşu) Oenanthe isabellina (Temminck, 1829) (Bozkuyrukkakan) Oenanthe oenanthe (Linnaeus, 1758) (Kuyrukkakan) Oenanthe pleschenka (Lepechin, 1770) (Alaca Kuyrukkakan) Oenanthe hispanica (Linnaeus, 1758) (Karakulaklı Kuyrukkakan) Oenanthe deserti (Çöl Kuyrukkakanı) Oenanthe finschii (Heuglin, 1869) (Aksırtlı Kuyrukkakan) Oenanthe xanthoprymna (Hemprich ve Ehremberg, 1833) (Kızılca Kuyrukkakan) Oenanthe lugens (Lichtenstein, 1823) (Karasırtlı Kuyrukkakan) Oenanthe leucophyga (C.L. Brehm, 1831) (Aktepeli Kara Kuyrukkakan) Monticola saxatilis (Linnaeus, 1758) (Taşkızılı) Monticola solitarius (Linnaeus, 1758) (Gökardıç) Turdus torquatus (Linnaeus, 1758) (Boğmaklı Ardıç) Turdus merula (Linnaeus, 1758) (Karatavuk) Turdus pilaris (Tarla Ardıcı) Turdus philomelos (C.L. Brehm, 1831) (Öter Ardıç) Turdus iliacus (Linnaeus, 1758) (Kızıl Ardıç) Turdus viscivorus (Linnaeus, 1758) (Ökse Ardıcı) 53. Familya : SYLVIDAE (ÖTLEĞENGİLLER) Cettia cetti (Temmick, 1820) (Kamış Bülbülü) Cisticola juncidis (Rafinesque, 1810) (Yelpaze Kuyruk) Prinia gracilis (Lichtenstein, 1823) (Dikkuyruklu Ötleğen) Locustella naevia (Boddaert, 1783) (Çekirge Kamışçını) Locustella fluviatilis (Wolf, 1810) (Ağaç Kamışçını) Locustella luscinioides (Savi, 1824) (Bataklık Kamışçını) Accephalus melanopagon (Temmick, 1823) (Bıyıklı Kamışçın) Acrocephalus paludicola (Vieillot, 1817) (Sarı Kamışçın) Acrocephalus schenobaenus (Linnaeus, 1758) (Kındıra Kamışçını) Acrocephalus agricola (Jerdon, 1845) (Doğu Kamışçını) Acrocephalus dumetorum (Blyth, 1849) (Kuzey Kamışçını) Acrocephalus palustris (Bechstein, 1798) (Çalı Kamışçını) Acrocephalus scirpaceus (Hermann, 1804) (Sazbülbülü) Acrocephalus arundinaceus (Linnaeus, 1758) (Büyük Kamışçın) Hippolais pallida (Hembrich ve Ehrenberg, 1833) (Ak Mukallit) Hippolais caligata (Lichtenstein, 1823) (Küçük Mukallit) Hippolais languida (Hembrich ve Ehrenberg, 1833) (Dağ Mukallidi) Hippolais olivetorum (Strickland, 1837) (Büyük Mukallit) Hippolais icterina (Vieillot, 1817) (Sarı Mukallit) Hippolais polyglotta (Vieillot, 1817) (Kısakanatlı Sarı Mukallit) Sylvia cantillans (Pallas, 1764) (Bıyıklı Ötleğen) Sylvia mystacea (Menetries, 1832) (Pembe Göğüslü Ötleğen) Sylvia melanocaphala (Gmelin, 1789) (Maskeli Ötleğen) Sylvia melanothrax Tristram, 1872 (Pullu Ötleğen, Kıbrıs Ötleğeni) Sylvia rueppelli (Temminck, 1823) (Kara Boğazlı Ötleğen) Sylvia nana (Hembrich ve Ehrenberg, 1833) (Çöl Ötleğeni) Sylvia hortensis (Gmelin, 1788) (Akdeniz Gözlü Ötleğen) Sylvia nisoria (Bechstein, 1795) (Cizgili Ötleğen) Sylvia curruca (Linnaeus, 1758) (Küçük Akdeniz Gerdanlı Ötleğen) Sylvia communis (Latham, 1787) (Akdeniz Gerdanlı Ötleğen) Sylvia borin (Boddaert, 1783) (Boz Ötleğen) Sylvia atricapilla (Linnaeus, 1758) (Kara Başlı Ötleğen) Phylloscopus trochiloides (Sundevall, 1837) (Yeşil Çıvgın) Phylloscopus inornatus (Blyth, 1842) (Sarı Kaşlı Çıvgın) Phylloscopus humei Phylloscopus orientalis Phylloscopus sibilatrix (Bechstein, 1793) (Orman Çıvgını) Phylloscopus lorenzii Phylloscopus collybita (Çıvgın) Phylloscopus trochilus (Söğütbülbülü) Regulus regulus (Linnaeus, 1758) (Çalıkuşu) Regulus ignicapillus (Temminck, 1820) (Sürmeli Çalıkuşu) 54. Familya : MUSCICAPIDAE (SİNEKKAPANGİLLER) Muscicapa striata (Pallas, 1764) (Benekli Sinekkapan) Ficedula parva (Bechstein, 1794) (Küçük Sinekkapan) Ficedula semitorquata (Hombron, 1885) (Alaca Sinekkapan) Ficedula albicollis (Temmink, 1815) (Halkalı Sinekkapan, Kolyeli Sinekkapan) Ficedula hypoleuca (Pallas, 1764) (Kara Sinekkapan) 55. Familya : TİMALIIDAE (BIYIKLI BAŞTANKARALAR) Panurus biarmicus (Linnaeus, 1758) (Bıyıklı Baştankara) 56. Familya : AEGITHALIDAE (UZUN KUYRUKLU BAŞTANKARALAR) Aegithalos caudatus (Linnaeus, 1758) (Uzun Kuyruklu Baştankara) 57. Familya : PARIDAE (BAŞTANKARAGİLLER) Parus palusturis (Linnaeus, 1758) (Kayın Baştankarası) Parus lugubris (Temminck, 1820) (Akyanaklı Baştankara) Parus ater (Linnaeus, 1758) (Çam Baştankarası) Parus caeruleus (Linnaeus, 1758) (Mavi Baştankara) Parus major (Linnaeus, 1758) (Büyük Baştankara) 58. Familya : SITTIDAE (SIVACIKUŞUGİLLER) Sitta krueperi (Küçük Sıvacıkuşu) Sitta europea (Linnaeus, 1758) (Sıvacıkuşu) Sitta tephronata (Büyük Kaya Sıvacıkuşu) Sitta neumayer (Kaya Sıvacıkuşu) 59. Familya : TICHODRAMADIDAE (DUVAR TIRMAŞIKLARI) Tichodrama muraia (Linnaeus, 1758) (Duvar Tırmaşık Kuşu) 60. Familya : CERTHIIDAE (AĞAÇ TIRMAŞIKLARI) Certhia brachydactyla (Brehm, 1820) (Bahçe Tırmaşıkkuşu) Certhia familiaris (Linnaeus, 1758) (Orman Tımaşıkkuşu) 61. Familya : REMIZIDAE (ÇULHA KUŞLARI) Remiz pendulinus (Linnaeus, 1758) (Çulhakuşu) 62. Familya : ORIOLIDAE (SARIASMAGİLLER) Oriolus oriolus (Linnaeus, 1758) (Sarıasma) 63. Familya : LANIIDAE (ÖRÜMCEKKUŞUGİLLER, ÇEKİRGEKUŞUGİLLER) Lanius ısabellinus (Ehrenberg, 1833) (Kızılkuyruklu Örümcekkuşu) Lanius collurio (Linnaeus, 1758) (Kızılsırtlı Örümcekkuşu) Lanius schach (Linnaeus, 1758) (Uzunkuyruklu Örümcekkuşu) Lanius minor (Gmelin, 1788) (Karaalınlı Örümcekkuşu) Lanius excubitor (Linnaeus, 1758) (Büyük Örümcekkuşu) Lanius senator (Linnaeus, 1758) (Kızlbaşlı Örümcekkuşu) Lanius nubicus (Lichtenstein, 1823) (Alaca Örümcekkuşu) 64. Familya : CORVIDAE (KARGAGİLLER, KUZGUNGİLLER) Garrulus glandarius (Alakarga) Pica pica (Linnaeus, 1758) (Saksağan) Nucifraga caryocatactes (Linnaeus, 1758) (Köknar Kargası) Pyrrhocorax graculus (Linnaeus, 1758) (Sarıgagalı Dağkargası) Pyrrhocorax pyrrhocorax (Linnaeus, 1758) (Kızılgagalı Dağkargası) Corvus monedula (Linnaeus, 1758) (Küçük Karga) Corvus frugilegus (Linnaeus, 1758) (Ekin Kargası) Corvus corone (Linnaeus, 1758) (Leş Kargası) Corvus ruficollis (Lesson, 1833) (Çöl Kuzgunu) Corvus corax (Linnaeus, 1758) (Kuzgun) 65. Familya : STURNIDAE (SIĞIRCIKGİLLER) Sturnus vulgaris (Linnaeus, 1758) (Sığırcık) Sturnus roseus (Linnaeus, 1758) (Ala Sığırcık) Acridotheres tristis (Mayna) 66. Familya : PASSERIDAE (SERÇEGİLLER) Passer domesticus (Linnaeus, 1758) (Serçe) Passer hispaniolensis (Temmick, 1820) (Söğüt Serçesi) Passer moabiticus (Tristram, 1864) (Küçük Serçe) Passer montanus (Ağaç Serçesi) Carpospiza brachydactyla (Çöl Serçesi) Petronia xanthocollis (Burton, 1838) (Sarıboğazlı Serçe) Petronia petronia (Linnaeus, 1758) (Kaya Serçesi) Montifringilla nivalis (Linnaeus, 1758) (Kar Serçesi) 67. Familya : FRINGILLIDAE (İSPİNOZGİLLER) Fringilla coelebs (Linnaeus, 1758) (İspinoz) Fringilla montifringilla (Linnaeus, 1758) (Dağ İspinozu) Serinus pusillus (Pallas, 1811) (Kara İskete) Serinus serinus (Linnaeus, 1758) (Küçük İskete) Serinus citrinella (Alp İsketesi) Carduelis chloris (Linnaeus, 1758) (Florya) Carduelis carduelis (Linnaeus, 1758) (Saka) Carduelis spinus (Linnaeus, 1758) (Karabaşlı İskete) Carduelis cannabina (Linnaeus, 1758) (Ketenkuşu) Carduelis flavirostris (Linnaeus, 1758) (Sarıgagalı Ketenkuşu) Carduelis flammea (Linnaeus, 1758) (Kuzey Ketenkuşu) Loxia curvirostra (Linnaeus, 1758) (Çaprazgaga) Rhodopechys sanguinea (Gould, 1838) (Alamecek) Rhodospiza obsoleta (Lichtenstein, 1823) (Boz Alamecek) Bucanetes mongolicus (Lichtenstein, 1823) (Doğu Alameceği) Bucanetes githagineus (Lichtenstein, 1823) (Küçük Alamecek) Carpodacus erythrinus (Pallas, 1770) (Çütre) Carpodacus rubicilla (Guldenstandt, 1777) (Büyük Çütre) Pyrrhula pyrrhula (Linnaeus, 1758) (Şakrakkuşu) Coccothraustes coccothraustes (Linnaeus, 1758) (Kocabaş) 68. Familya : EMBERIZIDAE (KİRAZKUŞUGİLLER) Plectrophenax nivalis (Linnaeus, 1758) (Alaca Kirazkuşu) Emberiza leucocephalos (Gmelin, 1771) (Akbaşlı Kirazkuşu) Emberiza citrinella (Linnaeus, 1758) (Sarı Kirazkuşu) Emberiza cirlus (Linnaeus, 1758) (Bahçe Kirazkuşu) Emberiza cia (Linnaeus, 1758) (Kaya Kirazkuşu) Emberiza striolata (Lichtenstein, 1823) (Gribaşlı Kirazkuşu) Emberiza cineracea (C.L. Brehm, 1855) (Boz Kirazkuşu) Emberiza hortulana (Linnaeus, 1758) (Kirazkuşu) Emberiza buchanani (Blyth, 1844) (Doğu Kirazkuşu) Emberiza caesia (Cretzschmar, 1828) (Kızıl Kirazkuşu) Emberiza rustica (Pallas, 1776) (Akkaşlı Kirazkuşu) Emberiza pusilla (Pallas, 1776) (Küçük Kirazkuşu) Emberiza schoeniclus (Linnaeus, 1758) (Bataklık Kirazkuşu) Emberiza bruniceps (Brant, 1841) (Kızılbaşlı Kirazkuşu) Emberiza melanocephala (Scopoli, 1769) (Karabaşlı Kirazkuşu) Miliara calandra (Linnaeus, 1758) (Tarla Kirazkuşu)

http://www.ulkemiz.com/turkiye-yayilis-gosteren-kusturleri-listesi

TEKFUR SARAYI

TEKFUR SARAYI

Tekfur Sarayı, İstanbul'da bulunan Blakernai saray kompleksinden günümüze kalan tek saray. Yedi tepesi ayrı güzel İstanbul Şehrinin, Fatih İlçesi sınırları içerisinde kalan Edirnekapı Semti’nde; kara surlarına bitişik olarak inşa edilmiş, konum olarak Edirnekapı ve Eğrikapı arasında kalan kalın duvarlı saray “Tekfur Sarayı” olarak isimlendirilir. Tekfur Sarayı’nın ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiği konusunda net bir bilgi bulunmamaktadır. Bazı tarihi kaynaklarda, İsa’nın doğumundan sonra onuncu asırda Bizans İmparatoru Porfirogenetos emri ile yaptırıldığı ve arka kısmında bulunan büyük sarayın ek binası olduğu savunulmaktadır. Bu bilgiyi reddeden diğer tarihi kaynakların görüşü ise milattan sonra on üçüncü ve on dördüncü asırlarda “Blakhernai Sarayı” olarak bilinen sarayda yaşayan hizmetkarların ikamet etmesi için yapıldığı yönündedir. Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethedilmesinden sonra “Tekfur Sarayı”, on yedinci yüzyılın sonlarına kadar metruk şekilde kalmıştır. On yedinci asrın sonlarında ise Tekfur Sarayı’na hayvanat bahçesi kurulmuştur. İstanbul şehrine gezgin olarak gelen John Sanderson’un rivayetine göre ise kendinden kırk yıl evvel gelen Ogier Ghiselin de Busbecq, buradaki hayvanat bahçesinde bulunan zürafayı görmek istemiş fakat zürafa birkaç gün önce öldüğünden dolayı dünyada hiçbir ülkede göremediği bu canlıyı görmek ve merakını gidermek için zürafanın mezarını kazdırmak sureti ile merakını nihayetlendirmiştir. On sekizinci yüzyıl başlarında seramik atölyesi olarak kullanılan “Tekfur Sarayı”, on dokuzuncu yüzyıl ortalarından itibaren cam ve cam ürünleri imalathanesine dönüştürülmüştür. Dünyaca ünlü “kaşıkçı elması” ise “Tekfur Sarayı”nın çöplüğünde bulunmuştur. Günümüzde ise yeni tarihi olaylara şahitlik etmek amacı ile Tekfur Sarayı’ndaki arkeolojik kazılar sürmeye devam etmektedir

http://www.ulkemiz.com/tekfur-sarayi


Kayıp Stradivarius

Kayıp Stradivarius

Gizli bir bölmede tesadüfen bulunan kayıp bir Stradivarius... Ve onun her tınısında intikam için dönen acımasız bir hayalet... Ben Temple'ın günlüklerini çoktan yok etmiştim ama onların o kötü etkisini de zihnimden o kadar kolay silebilmeyi dilerdim. Eşsiz bir kemanı yaktığım için belki sanatı her şeyin üstünde tutanlar beni suçlayacaktır. Bu siteme katlanmaya razıyım. Gereksiz yere batıl inançlı olmamama ve Sör John Maltravers'ın zihnini teslim ettiği panteizme sempati duymamama rağmen o kemandan o kadar tiksindim ki ne Worth'de kalmasına ne da başkalarının eline geçmesine razı olabilirdim. Bayan Sophia bu konuda tamamen benimle aynı fikirdeydi. Bu, aptallar ve övüngenler dışında hiç kimsenin "hayaletli" odalarda uyumayı ya da iğrenç bir suçun anısıyla kirlenmiş bir evde yaşamayı istememesine yol açan o duyguya benziyordu.(Tanıtım Bülteninden)

http://www.ulkemiz.com/kayip-stradivarius

Biyosidal 2016 – 3.BİYOSİDAL KONGRESİ ULUSLARARASI KATILIMLI

Yer : AntalyaTarih : 22 – 25 Kasım 2016Düzenleyen :  Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği işbirliği, Çukurova Üniversitesi ve Ege ÜniversitesiKongre Merkezi : Maritim Pine Beach HotelOrganizatör : FTS TURİZM KONGRE ORGANİZASYON HİZMETLERİWeb Sitesi : http://www.biyosidal2016.org/DAVET.BİYOSİDAL ÜRÜNLERİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ?Değerli Katılımcılar,3. Uluslararası Biyosidal Kongresi, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği işbirliği, Çukurova Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nin desteği ile birlikte 22-25 Kasım 2016 tarihleri arasında Antalya Maritim Pine Beach Hotel’de düzenlenecektir.9 – 13 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Katılımlı 2. Ulusal Biyosidal Kongresi başarı ile tamamlanmıştır. Kongremize yurtiçinden 125 ve yurtdışından 11 olmak üzere toplam 136 konuşmacı, 165 akademisyen, 73 öğrenci, 133 belediye çalışanı, 285 sağlık çalışanı, 28 hastane temsilcisi, 407 özel sektör temsilcisi, 360 kurs katılımcısı ile toplam 1587 kişi katılım sağlamıştır. Kongre boyunca 21 oturum, 3 konferans, 2 uydu sempozyumu ve 2 panel düzenlenmiştir.Ülkemizde biyosidal alanında en kapsamlı katılım ile gerçekleşen kongrenin biyosidal ürünlere ilişkin üretim, pazarlama ve uygulama anlamında kamu ve özel sektör olmak üzere herkes adına amacına ulaşmış olduğunu görmenin gururunu yaşıyoruz. Standartlarımızı artırarak bu yıl da geçmiş yıllarda yaptığımız kongrelerden bir basamak daha önde ve daha başarılı bir kongre yapmayı planlamaktayız. Sizlerden aldığımız güçle, giderek artan azim ve kararlılığımız ile yolumuza devam ediyoruz.Kongremizi Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA), Chemical Watch, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Avrupa Zararlı Yönetimi Dernekler Konfederasyonu (CEPA) gibi uluslararası arenada büyük rol oynayan birçok kurum ve kuruluş desteklemektedir. Bu yıl uluslararası katılımın daha da artmasını planladığımız kongremizde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Kimyasallar Ajansı’nın ( ECHA) rolü, Biyosidal Ürünlerin Global Kayıtlandırılmasında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) rolü, Avrupa Birliği piyasasındaki mevcut biyosidal ürünler ve kullanımları: Fırsatlar ve zorluklar, Biyosidal ürünlerde sürdürülebilirlik ve risk değerlendirmesi, biyosidal ürünlerde maksimum kalıntı limitleri, biyosidal endüstrisinin bugünü ve geleceği, biyosidal mevzuatının etkileri ve satıcılar için çözümler, biyosidal ürünlerin günlük hayatta kullanımı, biyosidal ürünlerin küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) etkisi, endokrin bozucular konusunda Avrupa Birliği’nde yaşanan gelişmeler ve BPR’da ara ürünler gibi başlıca konular tartışılacaktır.Bu konulara ek olarak biyosidal ürünlerin kullanımında başlıca paydaşlardan biri olan yerel yönetimlerin haşere kontrolünde biyosidal ürün yönetmeliği, satın alma süreçleri, haşere kontrolü uygulamalarında yaşanan sorun ve çözüm önerileri ve benzeri birçok konu, hastanelerin biyosidal ürün alım süreçleri, sağlık personeli ve hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları ve mesleki risklere karşı korunması konusunda gerekli önlemlerin alınması ve çalışan personelin yeterince bilinçlendirilmesi önem arz etmekte olup; bu konuda Üretici Firmalar, Kullanıcılar Akademisyenler ve THSK Çevre Sağlığı Dairesi çalışanları ile birlikte Biyosidal ürünlerin kullanımı hakkında bilgi sahibi olabileceklerdir.Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yetkili otoriteleri, üniversiteler, hastaneler, belediyeler, yurt içi ve yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımı ile 22-25 Kasım 2016 tarihleri arasında Antalya Maritim Pine Beach Hotel’de düzenlenecek olan 3. Uluslararası Biyosidal Kongresi’nde sizleri aramızda görmeyi umuyor, değerli katkı ve katılımlarınızı bekliyoruz.Saygılarımla,Prof. Dr. İrfan ŞENCANTürkiye Halk Sağlığı Kurumu BaşkanıKongre Başkanı

http://www.ulkemiz.com/biyosidal-2016-3-biyosidal-kongresi-uluslararasi-katilimli

Kuş ve Doğa Fotoğrafçılığı

Fotoğrafik Donanım Fotoğrafa yeni başlayanlar için piyasadaki seçeneklerin fazlalığı büyük bir kaybolmuşluk ve şaşkınlık yaratabilir. Bu psikoloji içinde ve arkadaşlardan alınan duyumlarla bilinçsiz seçimler yapabiliriz. Ancak fotoğraf malzemelerinin pahalı olması yanlışlardan dönmeyi zorlaştırır. Bu yüzden seçimimizi bilinçli yapmak büyük önem taşır. Teknoloji süratle gelişmekte olduğundan, son yenilikleri içeren modelleri seçmekte yarar vardır. İyi fotoğraf çekmek için iyi bir fotoğrafçı oluncaya dek yüksek teknolojili malzemelerin sağladığı avantajlardan yararlanmak hayatı kolaylaştıracaktır. Analog Fotoğraf Makineleri Özellikle küçük boyutları, taşıma kolaylığı ve değiştirilebilir lens (objektif) sistemi yüzünden 35mm SLR kameralar (fotoğraf makineleri) doğa fotoğrafçılarının tercih sebebidir. Büyük format (6x6 cm gibi) kameralara oranla daha küçük ve hafif olan 35mm SLR kameralar kayalık alanlarda tırmanırken veya sulak alanlarda ilerlerken hareket yeteneğinizi sınırlamayacak ve sizi yormayacaktır. Diğer taraftan, çoğu zaman bu kameraların içinde bulunan sarma motorları, saniyede 4-5 kare film sararak örneğin bir kuşun kanat çırpma aşamalarını film üzerine ard arda kaydetmenize olanak sağlayacaktır. Gene bu özellik sayesinde uzaktan kumanda aygıtları kullanarak veya sehpa üzerinde (makineye el sürmeden) deklanşör kablosu ile çekim yapmak mümkün olacaktır. Fotoğrafta görülen EOS5 in sarma motoru ve ayna refleksi olağanüstü sessizdir. Kuşlar ve diğer hayvanlar sese karşı aşırı duyarlı olduklarından ilk kare çekimden sonra korkup kaçabilirler, bu açıdan kullanacağınız makinenin sessiz olması önem taşımaktadır. Otomatik netleme yapan (AF) makinalar, netleme hatalarınızı en aza indireceğinden bu tip kameraları seçmenizde fayda vardır. Dijital Fotograf Makineleri Dijital sistemleri tercih edenler için yukarıda tavsiye edilen 35 mm SLR analog kameraların eşdeğeri dijital SLR kameralardır. Dijital kameralar sizleri film ve banyo (tab) masraflarından kurtaracak, çektiğiniz fotografı anında görmenizi sağlayacak, beğenmediğiniz kareleri tekrar çekmenize olanak verecek, daha sonra bilgisayarınız başında çektiğiniz kareleri üzerinde bazı manipülasyonlar yapmanızı sağlayacaktır. Bu kameraların dezavantajı analog SLR lere oranla pahalı olmalarıdır. Ayrıca hafıza kartları da oldukça fiyatlıdır. Öte yandan mevcut AF lenslerinizi bu makinelerle de kullanabilirsiniz. Objektifler Kuş fotoğrafları için gerekli en gerekli lens uzun bir tele-objektifdir. Bu uzunluk en az 400mm olmalıdır. Bunun yanında 2x gücünde bir teleconverter (TC) lensinizin gücünü 800mm ye çıkaracaktır (400x2=800). Ancak unutulmaması gerekir ki TC ler görüntüyü yaklaştırma çarpanları oranında filme ulaşan ışığı azaltırlar. Örneğin 400mm f/2.8 bir lense 2x TC taktığınızda ışık iki durak azalır; yani artık 800 mm f/5.6 değerinde bir lensiniz var demektir. Fotoğrafta hem daha ucuz, hem de daha hafif olması nedeniyle tercih edilebilecek EF 400mm f/5.6 Canon lens görülmektedir. Bu lensler içinde bulunan yassı ultrasonik motorlar (USM) sessiz ve hızlı otomatik netleme için vazgeçilmez özelliklerdir. Canon serisi bazı lenslerde uygulanmaya başlayan titreşim engelleme sistemi (IS: Image Stabilizer) ışığın yeterli olmadığı ortamlarda iki durak değerinde avantaj sağlamakta; makinenin sallamasından doğan istenmeyen efektleri en aza indirmektedirler. IS teknolojisinin başarısına bakılırsa yakın gelecekte bu teknolojinin yaygınlaşacağını söyleyebiliriz. ***Aynı lensi dijital SLR kamerada kullanmanız halinde dijital makine içindeki çipin, 35mm film alanından küçük olması nedeniyle lensiniz 640mm (400x1.6) ye eşdeğer olacaktır. Önemli Not: Lenslerin "f" (diyafram) değeri yükseldikçe ışığın filme ulaşma süresi uzar, kuşlar genellikle sürekli olarak hareket halinde bulunduklarından, "f" değerinin yükselmesi kuş çekimleri için bir dezavantajdır. Bunun yanında böcek, kelebek ve çiçek çekimleri için 1:1 (doğal büyüklükte) çekim yapma imkanı veren 100mm makro bir lens ile manzara çekimleri için geniş açısı 24mm veya 28mm olan bir zoom lensin de çantanızda bulunması gerekmektedir. Alternatif Objektifler Konvansiyonel tele-objektiflerin ağır ve pahalı olması nedeniyle saha teleskoplarını bunlara alternatif olarak kullanmak mümkündür. Bir adaptör aracılığıyla kameranıza bağlayabileceğınız teleskop ile 800mm f/10.4 eşdeğerinde bir tele-objektif sağlamış olursunuz. Bunun yanı sıra, SLR kameralar için bağımsız objektif üreticilerinin sağladığı aynalı lensler, ucuz ve hafif olmaları nedeniyle tercih edilebilir. Bu tür lenslerde, bunların içinde bulunan toplayıcı ve yansıtıcı aynalardan kaynaklanan görüntü kayıpları ile özellikle su kenarlarında istenmeyen halkacıklar sorunu yaşanabilir, her şeye rağmen, bol ışıklı ortamlarda aynalı lenslerle iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Önemli Not: alternatif objektiflerin "f" değerleri yüksek ve sabittir. Filtreler Objektiflerinizi çizilmekten, tozdan, rezinden, yağdan korumak ve güneşin ultraviole ışınlarını kesmek için lenslerin çaplarına uygun UV veya skylight filtreleri devamlı üzerlerinde takılı bulundurmak gerekir. Ayrıca özellikle manzara fotoğrafı çekerken istenmeyen yansımaları ortadan kaldırmak ve arzu edilen renk ısısını elde etmek için polarize filtre vazgeçilmez bir eklentidir. Modern kameralarda ışık ölçüm (TTL) sistemlerin yanılmasını önlemek için dairesel (Circular-CPL) polarizerlerin seçilmesi lazımdır. Alternatif Dijital Fotoğraf Makineleri Fiyatları çok yüksek olan Dijital SLR makineleri yerine daha ucuz alternatif arayanlar için bu alanda kullanılabilecek en uygun dijital fotograf makinesi döner başlıklı Nikon Coolpix serisidir. Nikon Coolpix ler digiscoping olarak adlandırılan kuş fotograflama yöntemi için çok uygundur. Digiscoping yöntemi dijital bir fotograf makinesiyle bir saha teleskobunun kombinasyonundan oluşmaktadır. Bu yöntem kullanılarak örneğin 20x yakınlaştırma değeri olan bir saha teleskobuna 3x yakınlaştırma değerli bir dijital makine eklendiğinde 35 mm formatında 2800mm ye eşdeğer bir sistem kurulabilmektedir. Kamerayı sağ üstte görüldüğü gibi bir destek ünitesi yardımıyla veya bir adaptör kullanarak teleskopla birleştirmek veya kamerayı elle tutarak, okülere yaklaştırıp çekim yapmak mümkündür. Benzer şekilde dürbün-coolpix kombinasyonu da kullanılabilir. Netleme konusunda bolca egzersiz yapıldıktan sonra bu yöntemle çok başarılı fotograflar çekilebilir: Sehpa , döner başlık ve diğer sabitleyiciler Tele-objektif, teleskop veya makro lens kullanırken titreşimi önlemek ve net görüntü yakalayabilmek için sehpa kullanmak şarttır. Profesyoneller, manzara fotoğrafı çekerken dahi sehpa kullanırlar. Taşınma kolaylığı açısından hafif sehpa almayı düşünenler bunu hemen unutsunlar, zira hafif sehpalar arazide sıkça görülen rüzgarlardan hemen etkilenir, titreşimi kameraya yansıtır hatta rüzgar veya arazi eğiminden dolayı üzerindeki kıymetli teçhizatla birlikte devrilebilirler. Burada tavsiye edeceğim sehpa hafif olmayan, ayakları birbirinden bağlantısız, su ve özellikle çamurun ayak kanallarına dolmasına olanak vermeyen tiplerdir. Sehpa ayaklarının ve merkez dikitinin birbirlerinden bağımsız olarak hareket ettirilebilmesi sehpayı alçak seviyelerde kullanmaya (çiçek, böcek çekimlerinde gerekli) veya düz olmayan kayalık alanlarda, değişik açılarda farklı yükseltilere yerleştirmeye imkan verir. Öte yandan özellikle araba içinden kuşları çekmek için pencereye kelepçelenen aparatlar da büyük kolaylık sağlarlar, ancak bunlar kullanılırken titreşimi kesmek için arabanın motoru kapatılmalıdır. Bu aparatın takıldığı pencerenin üzerine bir perde geçirildiği takdirde arabalar kolaylıkla bir gözlem evine dönüştürülebilir. Diğer taraftan kullanılan sehpalar üzerinde yön değiştirmeye, ince ayar yapmaya, fotoğrafı çekilecek kuşu izlemeye yarayan bir döner başlık yerleştirmek gerekir. Bu konuda en başarılı modeller top kafalı döner başlıklardır. Flaş ve Aksesuarları Kuşları ve doğal yaşamı fotoğraflarken flaş genellikle güneş ışığına ek olarak ve yaprak-dal gölgelerini gidermek, gölgede duran objeyi aydınlatmak üzere yardımcı olarak kullanılır. Kullandığınız filmin ISO değeri yükseldikçe veya objektifte daha düşük "f" değeri kullanıldıkça flaşın etki alanı da artar. Seçeceğiniz flaş ünitelerinin, kameranız ile uyumlu olmasını öneririm, bunlar çoğu kez ön parlama ile çekim öncesi ölçüm yapma özelliğine sahip TTL flaş tipleridir. Flaş seçerken serinin en büyük GN* değerine sahip olan döner başlıklı modelleri tercih etmek yararlı olur. Kullandığınız kamera için üretilen orijinal flaşlara yardımcı olarak daha ucuz olan ve bağımsız firmalar tarafından üretilen flaşları ek olarak kullanabilirsiniz. Bu tip ek flaş üniteleri fotoselli algılayıcılar sayesinde kablo kullanmaya gerek kalmadan ana flaş ünitesi ile eşzamanlı olarak tetiklenebilirler. Diğer taraftan, tele-objektiflerle çalışırken flaş ışığının dağılmasını önleyerek huzmeyi daha uzağa iletmek için, yanda resmi görülene benzer yardımcı aparatlar kullanılabilir. Yakın çekimlerde ise makro lenslerin ağzına yerleştirilen daire şeklinde özel makro flaşların kullanımı fotoğraf kalitesini yükseltecektir. Not: GN=Guide Number= Rehber Numara flaşın gücünü belirler (ISO100 film için) örneğin 28GN bir flaş, f5.6 da 5 metreye kadar etkili olabilir 28/5=5.6 Uzaktan Kumanda ve Kızılötesi Tetikleme Aygıtları, Kablolu deklanşör Kuşlara veya diğer hayvanlara yaklaşmak kimi zaman olanaksız, kimi zaman ise sakıncalı olabilir (üreme dönemleri). Bu durumda gözden uzak uygun bir yerde konuşlanarak uzaktan kumanda ile veya kızıl ötesi tetikleme yöntemiyle çekim yapmak gereklidir. Uzaktan kumanda aygıtlarını elektronik ve mekanik olarak iki gurupta ele alabiliriz. Elektronik aygıt seçerken kamera üreticileri tarafından söz konusu makine için özel olarak üretilen modelleri kullanmak yerinde olur. Mekanik aparatlar ise uzun kablolu deklanşörler niteliğindedir ve hava basıncı ile çalışır.Bu tür aparatların etki alanları 5-15 metre arasındadır. Kimi profesyoneller, radyo frekansları çalışan ile daha uzun mesafelerde (50-100m) etkili alıcı-verici sistemleri de kullanmaktadır. Diğer taraftan fotoğraf çekerken hassas ayarların bozulmasını ve titreşimi engellemek için kablolu deklanşör kullanmak gereklidir. Aygıtları yerleştirirken kuşların etrafta bulunmadığı zamanlar tercih edilmelidir. Film Çektiğiniz fotoğrafların ticari değer ifade etmesi, bozulmadan uzun süre saklanması ve kolaylıkla arşivlenmesi açılarından pozitif (slayt-dia) film kullanmanızda yarar vardır. Filmin ISO (ışık hassasiyet) değeri yükseldikçe ışığa duyarlığı artar ancak gren seviyesi yükselip , renk tonları solgunlaşabilir (ISO 200-400) . Bu dezavantajlar yüzünden düşük grenli ve düşük ISO değerli filmler (50-100) kullanmakta fayda vardır. Ancak "f" değeri yüksek, ışığı geç geçiren (yavaş) lensler kullanırken yüksek ISO değerli filmler kullanmak kaçınılmaz gibidir. Diğer Yardımcı Malzemeler Fotoğraf Makinelerinizi boynunuzda taşımanız gerektiğinde boyuna ağırlık yüklemeyecek, geniş yüzeyli, ağırlığı yayan özel kamera kayışları kullanılmalıdır dar kayışlar, efor gerektiren etaplarda boyundaki damarlar ve ense omurları üzerindeki bası nedeniyle baş ağrısına yol açabilirler. Fotoğraf malzemelerini taşımak için konvansiyonel çantalar yerine mevcut sırt çantalarınızı kullanmanızı öneririm, objektif, kamera, vd.nin birbirine çarpmasını önlemek için yedek iç çamaşırı, t-shirt , polar şapka kullanabilir veya mevcut çantalarınız içindeki muflonlu seperatörleri bunların arasına yerleştirebilirsiniz. Piyasada sırt çantası şeklinde tasarlanmış kamera çantaları da vardır. Ancak ben içinde matara (su), güneşten koruyucu krem (kokusuz), su kenarına gidiliyorsa sivriler için sinek-kov spreyi, çakı, çakmak ve rehber kitap, not defteri ve kalem bulundurduğum çok fonksiyonlu sırt çantamı tercih ediyorum. Arıların ve diğer hayvanların dikkatini çekmemek için parfüm kullanmamanızı tavsiye ederim. Bakım Ürünleri Toz ve nem, makine ve objektiflerin düşmanıdır. Her yolculuktan sonra araç ve gereçlerinizin tozunu almak için yumuşak temizleme fırçası ve lekeleri gidermek için lens temizleme kağıtları bulundurmak gereklidir. Toz almak amacıyla satılan basınçlı hava spreylerini dikkatli kullanmak ve fotoğraf makinelerinin içine kesinlikle tutmamak gerekir, bu işlem makinenin elektronik perdesine zarar verebilir. Lens temizlemek için satılan solüsyonları mercek üzerinde yapışkan-inatçı lekeler oluşmadıkça önermiyorum, bu tip kimyasallar imalat sırasında mercekler üzerine uygulanmış bulunan kaplamalara zarar verebilir.

http://www.ulkemiz.com/kus-ve-doga-fotografciligi

Sümela Manastırı Fotoğrafları

Sümela Manastırı Fotoğrafları

Sümela Manastırı, Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere vadisi sınırları içerisinde yer alan (Antik Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Antik Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Rum Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela  veya Theotokos Sumela'dır. Fotoğraflar: Yavuz AYDIN

http://www.ulkemiz.com/sumela-manastiri-fotograflari

Atatürk ve İletişim

Atatürk ve İletişim

İlköğretim 7. Sınıfa giden değerli öğrenciler için hazırlamış olduğumuz görüntülü eğitim videolarımız ile derslerinde takviye ve başarıyı hedeflemelerini sağlamış durumdayız. 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Görüntülü Eğitim ile konuları çok kolay anlayacaksınız. Sınavlarınızda Sosyal Bilgiler dersinden çıkacak sorulara net cevaplar vereceksiniz.

http://www.ulkemiz.com/ataturk-ve-iletisim

Sandoz  İlaç kim kurdu ? Sektördeki yeri nedir

Sandoz İlaç kim kurdu ? Sektördeki yeri nedir

İlk olarak Basel’de Dr. Alfred Kern (1850 – 1893) ve Edouard Sandoz (1850 – 1893) tarafından Kern & Sandoz Kimya Şirketi kurulur.

http://www.ulkemiz.com/sandoz-ilac-kim-kurdu-sektordeki-yeri-nedir

Sony Xperia Z3 Detaylı İncelemesi

Sony Xperia Z3 Detaylı İncelemesi

Sony'nin merakla beklenen yeni amiral gemisi Sony Xperia Z3'ü en ince detaylarına inerek sizler için inceledik. İşte karşınızda detaylı Sony Xperia Z3 incelememiz.Sony’nin yeni amiral gemisi Xperia Z3, IFA 2014'te Berlin'de tanıtılmıştı. Biz de ürünü Berlin'de sizin için burada incelemiştik. Şimdi ise cihazı temin ettik ve detaylı bir şekilde Sony Xperia Z3'ü inceliyoruz. Sony Xperia Z3 incelememizle beraber bundan sonra incelemeleri biraz daha farklı bir şekilde sunuyoruz. Videomuzdaki performans test tablolarına ek olarak, sitemizde açtığımız içerikten de interaktif test tablolarına ulaşabileceksiniz. Sony’nin yeni amiral gemisi Xperia Z3, IFA 2014'te Berlin'de tanıtılmıştı. Biz de ürünü Berlin'de sizin için burada incelemiştik. Şimdi ise cihazı temin ettik ve detaylı bir şekilde Sony Xperia Z3'ü inceliyoruz. Sony Xperia Z3 incelememizle beraber bundan sonra incelemeleri biraz daha farklı bir şekilde sunuyoruz. Videomuzdaki performans test tablolarına ek olarak, sitemizde açtığımız içerikten de interaktif test tablolarına ulaşabileceksiniz.Sony Xperia Z2 ile Z3 arasındaki dikkat çeken farklarTeknik özellikler ve görünüm olarak Xperia Z2'ye benzeyen Xperia Z3, gücünü 2.5 GHz hızında çalışan Snapdragon 801 işlemcisinden alıyor. Aynı işlemci Z2'de 2.3 GHz hızında çalışıyordu. Adreno 330 grafik işlemci ve 3 GB RAM gibi özellikleriyle Z2 ile aynı olan Z3, ekran tarafında da benzerlik sunuyor. Farkı ise 600 nit parlaklık değeri bozuyor. Xperia Z3'ün ekran parlaklığı son derece etkili.EkranXperia Z3’ün ekran boyutunda bir değişiklik yapılmış değil. Cihaz öncülü Xperia Z2 gibi 1080p Full HD çözünürlüklü 5,2 inçlik bir ekran ile gelirken, ekranın kontrastının ve parlaklığının arttırılmasından dolayı özellikle günışığı altında daha rahat okunabilmesi ile Xperia Z2’den ayrılıyor. Ayrıca görüş açısı ve parlaklık değerleri Xperia Z2'den oldukça başarılı. Yani teknik detaylar belli olsa da, size sunduğu deneyim oldukça başarılı.Kasa ve renk seçenekleriKasada 11 gram hafifleyen ve 1 mm incelen Xperia Z3, 7.3 mm kalınlığa ve 163 gram ağırlığa sahip.Akıllı telefonun renk seçenekleri çoğaltılmış. Xperia Z’den beri siyah, beyaz ve mor renkler ile satışa sunulan Sony akıllı telefonlar, bu sefer daha da bir renklenmiş durumda. Akıllı telefon bakır, yeşil, siyah ve beyaz renklerdesatışa sunulacak.Kamera özellikleriSony, Xperia Z1'den Xperia Z3'e kadar kamera özelliklerinde ciddi bir revizyona gitmedi. Zaten G lens ve sektördeki en iddialı sensör kullanan Sony, bu kamerayı bir süre daha yenilemeyebilir. Fakat yazılımsal olarak kameraya eklemeler şarttı. Yani Sony'nin Xperia Z1 ve Z2'de yaşattığı kumlanma sorunu başta olmak üzere düşük gece çekim performansı, Z3 ile giderilmiş durumda.Cihazda 20.7 Megapiksel çözünürlüğünde 1/2.3 inçlik sensör bulunuyor. Xperia Z3, 12800 ISO değerlerine çıkabilmesiyle göz dolduruyor. Tabi bu ISO değerlerine ve HDR çekim yeteneklerini süper otomatik çekim modunda yapabiliyor. Manuel çekimde 20.7 Megapiksel değerinde HDR ve 800'den fazla yüksek ISO değerlerini kullanamıyorsunuz.Cihaz 2160p @ 30 FPS, 1080p @ 60 FPS, 720p @120 FPS video kaydı yapabiliyor. Ayrıca videoda da HDR yapılabiliyor. Ön kamera tarafında 2.2 Megapiksel çözünürlüğü tercih eden Sony, bu tarafta herhangi bir ek özellikten bahsetmedi.Suya dayanıklılıkXperia Z3 Sony’nin bu zamana kadar ürettiği suya en dayanıklı akıllı telefon olması ile dikkat çekiyor. Xperia Z3 IP68 sertifikasına sahip. BataryaXperia Z2'nin sevilen özelliklerinden olan 3200 mAh'lik batarya, cihazı inceltme ve hafifletme çalışmalarının kurbanı olmuş. Sony, biraz bataryadan kırparak cihazı daha inceltmeyi başarmış. Xperia Z3 3100 mAh batarya değerine sahip. Stamina modla beraber yoğun kullanmazsanız cihaz 2 gün pil ömrü sunabiliyor. Gayet güçlü bir pile sahip diyebiliriz.Sony Xperia Z3 Teknik Özellikler ve FiyatıEkran: 5.2 inç Full HD IPS + Triluminos, 600 nit parlaklıkEk Özellikler: IP68 sertifikasıyla suya ve toza karşı dayanıklılıkKalınlık/ Ağırlık: 7.3 mm / 152 gramİşlemci: 2.5 GHz Snapdragon 801Grafik İşlemci: Adreno 330RAM: 3 GBDepolama: 16 GB + microSDİşletim Sistemi: Android 4.4 KitKatAna Kamera: 20.7 Megapiksel / 1080p + 4K video kaydıÖn Kamera: 2.2 Megapiksel / 1080p video kaydıBatarya: 3100 mAh http://shiftdelete.net

http://www.ulkemiz.com/sony-xperia-z3-detayli-incelemesi

Yaşar Üniversitesi

Yaşar Üniversitesi

Adres: Üniversite Caddesi, No:35-37, Ağaçlı Yol, Bornova, İzmir PK. 35100Telefon: 0232 411 50 00Web: www.yasar.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Kuruluş Kararı  : Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı 1999 yılında Yaşar Üniversitesi adıyla bir üniversite kurma kararı aldı. Endüstriye olan katkısı ve öncülüğü ile bilinen Yaşar Topluluğu yine öncü niteliği taşımayı amaçlayan bir üniversite yaratmak için yola çıktı.Kuruluş Kanunu ve Kampus : Yaşar Üniversitesi, 29 Mart 2001 tarihinde TBMM'ce onaylanan 4633 sayılı kanun ile yasalaştı ve 2002-2003 akademik yılında kent içindeki Alsancak Kampusü'nde eğitime başladı. Alsancak kampüsünde hazırlık öğrencileri eğitim görmektedir. Selçuk Yaşar (Bornova/ Ağaçlıyol) kampüsünde lisans ve ön lisans eğitimleri verilmektedir.Stratejik Oryantasyon : Vizyon ve misyon tanımlamaları Yaşar Üniversitesi'nin, teknoloji ve bilimi entegre eden, fen ağırlıklı, dünyaya açılmış bir üniversite olabilmesi için "Yapılması Gerekenler Çalıştayı" gerçekleştirilerek, bir yol haritası belirlenmiş; yeni bölümler, yeni gereksinimler ve toplumdaki geleceğe ilişkin eğilimler saptanarak bir eylem planı oluşturulmuştur.Mühendislik FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İngilizce)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(%25 Burslu)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Endüstri Mühendisliği(İngilizce)Endüstri Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Endüstri Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Yazılım Mühendisliği(İngilizce)Yazılım Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Yazılım Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Yazılım Mühendisliği(İngilizce)(%25 Burslu)Sanat ve Tasarım FakültesiEndüstriyel Tasarım(İngilizce)Endüstriyel Tasarım(İngilizce)(%50 Burslu)Endüstriyel Tasarım(İngilizce)(Tam Burslu)Endüstriyel Tasarım(İngilizce)(%25 Burslu)Film Tasarımı(İngilizce)Film Tasarımı(İngilizce)(Tam Burslu)Film Tasarımı(İngilizce)(%50 Burslu)Film Tasarımı(İngilizce)(%25 Burslu)İletişim FakültesiGörsel İletişim Tasarımı(İngilizce)Görsel İletişim Tasarımı(İngilizce)(Tam Burslu)Görsel İletişim Tasarımı(İngilizce)(%50 Burslu)Görsel İletişim Tasarımı(İngilizce)(%25 Burslu)Halkla İlişkiler ve Reklamcılık (Fakülte)(İngilizce)Halkla İlişkiler ve Reklamcılık (Fakülte)(İngilizce)(%50 Burslu)Halkla İlişkiler ve Reklamcılık (Fakülte)(İngilizce)(Tam Burslu)Halkla İlişkiler ve Reklamcılık (Fakülte)(İngilizce)(%25 Burslu)Radyo, Televizyon ve Sinema(İngilizce)Radyo, Televizyon ve Sinema(İngilizce)(%50 Burslu)Radyo, Televizyon ve Sinema(İngilizce)(Tam Burslu)Radyo, Televizyon ve Sinema(İngilizce)(%25 Burslu)Hukuk FakültesiHukukHukuk(%50 Burslu)Hukuk(Tam Burslu)Mimarlık Fakültesiİç Mimarlık ve Çevre Tasarımı(İngilizce)İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı(İngilizce)(Tam Burslu)İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı(İngilizce)(%50 Burslu)İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı(İngilizce)(%25 Burslu)Mimarlık(İngilizce)Mimarlık(İngilizce)(%50 Burslu)Mimarlık(İngilizce)(Tam Burslu)İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİktisat(İngilizce)İktisat(İngilizce)(%50 Burslu)İktisat(İngilizce)(Tam Burslu)İktisat(İngilizce)(%25 Burslu)İşletme(İngilizce)İşletme(İngilizce)(%50 Burslu)İşletme(İngilizce)(Tam Burslu)İşletme(İngilizce)(%25 Burslu)Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği (Fakülte)(İngilizce)Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği (Fakülte)(İngilizce)(Tam Burslu)Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği (Fakülte)(İngilizce)(%50 Burslu)Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği (Fakülte)(İngilizce)(%25 Burslu)Turizm İşletmeciliği (Fakülte)(İngilizce)Turizm İşletmeciliği (Fakülte)(İngilizce)(%50 Burslu)Turizm İşletmeciliği (Fakülte)(İngilizce)(Tam Burslu)Turizm İşletmeciliği (Fakülte)(İngilizce)(%25 Burslu)Uluslararası İlişkiler(İngilizce)Uluslararası İlişkiler(İngilizce)(Tam Burslu)Uluslararası İlişkiler(İngilizce)(%50 Burslu)Uluslararası İlişkiler(İngilizce)(%25 Burslu)Uluslararası Lojistik Yönetimi(İngilizce)Uluslararası Lojistik Yönetimi(İngilizce)(%50 Burslu)Uluslararası Lojistik Yönetimi(İngilizce)(Tam Burslu)Uluslararası Ticaret ve Finansman(İngilizce)Uluslararası Ticaret ve Finansman(İngilizce)(%50 Burslu)Uluslararası Ticaret ve Finansman(İngilizce)(Tam Burslu)Fen-Edebiyat Fakültesiİngiliz Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatı(%50 Burslu)İngiliz Dili ve Edebiyatı(Tam Burslu)İngiliz Dili ve Edebiyatı(%25 Burslu)Matematik(İngilizce)(%50 Burslu)Matematik(İngilizce)(Tam Burslu)Matematik(İngilizce)(%25 Burslu)Mütercim-Tercümanlık(İngilizce)Mütercim-Tercümanlık(İngilizce)(%50 Burslu)Mütercim-Tercümanlık(İngilizce)(Tam Burslu)Mütercim-Tercümanlık(İngilizce)(%25 Burslu)

http://www.ulkemiz.com/yasar-universitesi

Akropolis Nerededir ?

Akropolis Nerededir ?

Akropolis Atina şehri; ortasında boy gösteren, tepesi dümdüz olan sarp bir kayalığa verilen addır. Konumuna bakılarak Eski Yunan dilinde sözcük yukarı kent anlamına gelmektedir. Eski tarihlerde Akropolis’de Eski Yunanlılar otururdu ve buradan çevre köylere hakim olurdu. Akropolis, eskiden gerçek bir kale gibiydi. Kale olmasının yanında bir de din merkeziydi. Bir ara Persler burayı ele geçirmiş ve Akropolisi büyük bir şekilde tahrip etmişti ancak M.Ö 450 yıllarında Perikles öncülüğünde yeniden onarılıp düzeltildi. Eski Yunanlılar, yeni bir yere yerleşecekleri zaman, savunma kolaylığı olsun diye, daima çevresindeki topraklardan daha yüksek, sarp kenarlı yerleri seçerlerdi. Zamanla şehir tepeden eteklerine yayılırdı. Bu tepeye «yukarı şehir» anlamına «akropolis» denirdi. Şehirler kuvvetlenmeye başlayınca akropolislere tapınak yapmak adet oldu. Bugün Akropolis diye tanınan yer Atina Akropolisi’dir. Şehrin içinde 270 metre kadar yükseklikte bir tepedir. Tepenin üstü 310 metre uzunlukta, 140 metre genişliktedir ve hemen hemen tamamen düzdür. İlk yerleşenler buranın etrafını surlarla çevirerek kale haline getirmişler, çok daha sonraları Atina Akropolisini Yunan mimarlık sanatının en güzel eserleri süslemiştir.Akropolis’teki başlıca yapı Parthenon, Erekhtheion, Nike tapınağı, Propyleia (giriş kapısı) dır.Parthenon: Akropolis’in altın çağı ünlü devlet adamı Perikles’le başlar. Önceleri siyasetle uğraşmaktan göz açamıyan Perikles, M. Ö. 447 yılında, bir tapınak yapılmasını emretti. Heykeltıraş Pheidias’ı bu işle görevlendirdi. Pheidias aynı yıl Iktinus, Mnesikles ve Kallikrates adındaki mimar yardımcılarıyla işe başladı. Dört sanatkar Atina’nın en güzel mimarlık eserini yaratmak istiyor, belki binlerce yıl sonra bile görenlerin hayran olacağı bir eser yapmaya çalışıyordu.Parthenon’un açılışı M. Ö. 438 yılında yapıldı. Gerçekten, tapınağın nisbetleri öylesine güzeldi ki, mimarlar yüzyıllar boyunca o nispetleri kendilerine örnek aldılar. Boyu 75, eni 33, yüksekliği de 21,5 metre kadardır.Tapınağın içinde gene Pheidias’ın şaheseri olan Athena Parthenos heykeli vardı. Boyu 13 metre kadar olan bu heykelin sağ elinde iki metre kadar boyunda zafer tanrıçası Nike’nin heykeli bulunuyordu. Heykelin vücut kısımları fildişinden, elbisesi som altından yapılmıştı. Parthenon, Dor mimarlık tarzının en güzel örneğidir.Erekhtheion: M. Ö. 420-393 yılları arasında yapılan tapınak adını Atinalı Kral Erekhteus’tan almıştır. Erekhteus, tapınağın odalarından birini kendi ibadetine ayırmıştı. Tapınakta diğer tanrılar ve kahramanlar için de özel yerler vardı. 12 metreye 20 metre kadar bir alan üzerine yapılan Erekhtheion İyon tarzının en güzel örneklerinden biridir.Nike Tapınağı: Akropolis’teki tapınakların en küçüğüdür. M. Ö. 426 yılında yapılmıştır. Kabartma heykelleriyle tanınmıştır. Eskiden odalarının birinde zekâ ve sanat tanrıçası Athena’nın heykeli bulunuyordu.Propyleia: Akropolis’in batısında, şahane bir giriş kapısıdır. M. Ö. 437-432 yıllarında mimar Mnesikles tarafından yapılmıştır. Propyleia, yapılışından 2.200 yıl sonra Berlin’deki Brandenburg Kapısına ilham kaynağı olacak kadar güzel bîr eserdi.Akropolis’in hemen dışında Dionysos Tiyatrosu ile hatip Herodes Atticus’un yaptırdığı Odeion vardır.Akropolis en parlak devrini Roma zamanında yaşamış, sonraları birçok istilalara sahne olmuştur. Bizanslılar V. yüzyılda paha biçilmez birçok heykeli İstanbul’a taşımışlar, 1458 yılında da Akropolis Türkler tarafından zaptedilmiştir.1645 te Propyleia’ya düşen yıldırım, içine saklanan barutun patlamasına sebep olmuştur. O tarihten beri bu güzel eser harabe halindedir. 1687 yılında Parthenon da buna benzer bir akibete uğramıştır. Venediklilerin kuşatması sırasında, Türkler Parthenon’a barut depo etmiş bulunuyordu. Bir düşman teğmeni bunu bile bile Parthenon’u bombalamış ve bu büyük sanat eserinin infilak ederek bugünkü hale gelmesine sebep olmuştur. Olay sırasında 300 kişi ölmüştür.XVIII. ve XIX. yüzyıllarda yabancı koleksiyon meraklıları en kıymetli heykelleri Batı memleketlerine taşıdılar. Bugün Akropolis’in hazine değerindeki heykellerinden çoğu British Museum (Londra) dadır. Bunları İngiltere’nin o zamanki Türkiye elçisi Lord Elgin, aldığı özel bir fermanla, götürmüş, eserler kendi adı verilen bir salona konmuştur. Paris’teki Louvre Müzesinde ve diğer bazı Avrupa müzelerinde de Akropolis’ten götürülmüş eserler vardır.XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Akropolis onarılmıştır. 1878 de bir Akropolis müzesi kurulmuş, birçok kıymetli eserler buraya konmuştur. Ayrıca Erekhtheion ve Propyleia da kısmen tamir görmüş, Parthenon’un bazı sütunları düzeltilmiştir. www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/akropolis-nerededir-

4. Çocuk Dostları Kongresini

4. Çocuk Dostları Kongresini

4. Çocuk Dostları KongresiniÇocuk Dostları Kongresi 2016Yer : İstanbulTarih : 24 – 26 Mart 2016Düzenleyen : Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi – Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi – İstanbul Çocuk Dostları GrubuKongre Merkezi :  Harbiye Askeri Müze ve Kongre MerkeziOrganizatör :  FİGÜR KONGRE VE ORGANİZASYON SERVİSLERİ A.ŞWeb Sitesi : http://www.cocukdostlari.orgDAVET.Değerli Meslektaşlarımız,Türkiye’nin ilk Çocuk Hastanesi ve 117 yıldır tüm ülkemize hizmet veren köklü çınarımız, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanemiz ve Türkiye’nin önemli miraslarından olan, geçmişi 1550’li yıllara uzanan Haseki Hürrem Sultan’ın talimatı ile yaptırılmış Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanemiz adına siz değerli meslektaşlarımız ile birlikte gelenekselleşen “ 4. Çocuk Dostları Kongresini ” duyurmaktan büyük bir gurur, mutluluk ve heyecan duymaktayız.Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde düzenlenen ilk 3 kongre Pediatri camiasının yoğun katılım ve desteği ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş, bu durum İstanbul ili Kamu Hastaneleri bünyesindeki Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Çocuk Kliniklerinin bütünselliğini sağlama fikrini doğurmuştur.Kongrenin ülkemizin yalnızca sağlık alanına odaklı ilk devlet üniversitesi olma özelliğini taşıyan Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin çatısı altında toplanması kongrenin akademik kurulunda yer alan hocalarımız için ayrı bir heyecan ve gurur vesilesi olacaktır. Bu hususiyetin sağlanmasında büyük desteğini gördüğümüz Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü değerli hocamız Prof. Dr. Cevdet Erdöl’e şükranlarımızı sunarız.Oluşturulan bilimsel birlikteliğin yaygınlaştırılması ile hem Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin kurumsal kimliklerinin geliştirilmesi hem de Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniklerinin akademisyen ve sağlık çalışanlarının birbiri ile olan ilişkilerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefin başka bir önemli yanı ise Sağlık Bakanlığımız ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi arasında imzalanan “Afiliasyon protokolü”nün misyonuna uygun bir projeksiyon getirecek olmasıdır.2016 yılında sizlerin desteği ile gerçekleştirilecek olan 4. Çocuk Dostları Kongresini, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin birlikte düzenlemesi bu düşüncenin ilk adımı ve ilk meyvesi olarak görmekteyiz.Kongremizde ağırlıklı olarak güncel genel pediatri konuları ile aile hekimlerine yönelik çocuk sağlığı konuları işlenecektir. Bu yıl kongremizde, çocuk sağlığını çağdaş koşullarda ileriye taşıma yolunda birlikte çalıştığımız hemşirelerimize yönelik olarak Pediatri Hemşirelik esasları ve uygulamalarına önemli oranda yer ayırmayı düşünmekteyiz.Kongremiz bünyesinde düzenlenecek kurslar ile pediatri alanında bilinmesi gereken önemli temel taşları gözden geçirilecek ve konusunda tecrübeli hocalarımızca bilgilerimizi yeniden toparlama ve yeniliklere hakim olma imkanı sağlanacaktır. Kültür, tarih ve doğal güzellikleri açısından Türkiye’nin ve dünyanın tartışmasız en güzel şehri olan İstanbul’da bilimsellik konusunda tatmin olacağınız başarılı kongremizi katılımlarınızla onurlandırmanızı temenni ederiz.Geleceğimiz çocuklarımız için “ Hep Destek Tam Destek ” felsefesini bizlerle paylaşacak tüm çocuk dostlarımızı kongremize bekliyoruz.Kongre Düzenleme Komitesi

http://www.ulkemiz.com/4-cocuk-dostlari-kongresini

Etkili Flaş Nasıl Kullanılır?

Etkili Flaş Nasıl Kullanılır?

Kompakt veya DSLR olsun flaş kullanımı birçok güzel karenin ortaya çıkmasını sağlar. Flaş kullanımı çok fazla tavsiye edilmese de gerekli olduğu durumlarda flaş kullanımından kaçınılmamalıdır

http://www.ulkemiz.com/etkili-flas-nasil-kullanilir

Kitle İletişim Araçları

Kitle İletişim Araçları

7.Sınıf Sosyal Bilgiler Kitle İletişim Araçlarıİlköğretim 7. Sınıfa giden değerli öğrenciler için hazırlamış olduğumuz görüntülü eğitim videolarımız ile derslerinde takviye ve başarıyı hedeflemelerini sağlamış durumdayız. 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Görüntülü Eğitim ile konuları çok kolay anlayacaksınız. Sınavlarınızda Sosyal Bilgiler dersinden çıkacak sorulara net cevaplar vereceksiniz.

http://www.ulkemiz.com/kitle-iletisim-araclari

Turşunuz Bol Olsun...

Turşunuz Bol Olsun...

Lahanayı ne kadar süre saklayabilirsiniz? Ya havucu, biberi, patlıcanı? Soğuk bir ortamda en fazla 10 gün. Ama turşusunu kurarsanız aylarca saklamanız mümkün.

http://www.ulkemiz.com/tursunuz-bol-olsun-

Fuzuli Kimdir ?

Fuzuli Kimdir ?

Türk Edebiyatı, lehçe özellikleri göz önünde tutularak üç kısımda incelenir; Çağatay Edebiyatı, Anadolu Edebiyatı ve Azeri Edebiyatı. Fuzûlî, Azeri Edebiyatına mensup bir şairdir. Fakat Fuzûlî her ne kadar Azeri Edebiyatına mensup olsa da, ünü sınırlarını aşmış, tüm dünya tarafından tanınan bir şair olmuştur.Fuzûlî, 16. yüzyılda yaşamış bir şairdir. Fuzûlî’nin asıl adı mehmed ya da mehemmed’dir. Babasının adı Molla Süleyman’dır. Fuzûlî’nin adı kaynaklarda Fuzûlî Mehmed (Mehemmed) bin Süleyman olarak geçer. Bunların dışında Fuzûlî’nin doğum-ölüm yeri, tarihi hakkında bilinenler sınırlıdır. Riyazi Tezkiresi’ndeki “Çün hak-i Kerbelast Fuzûlî makam-ı men” cümleye dayanılarak Fuzûlî’nin Kerbela’lı olduğu söylenmiştir. Müverrih Ali, Künhü’l ahbar adlı eserinde Fuzûlî’nin Bağdat’lı olduğunu söyler. Hasan Çelebi ve Sadıki de tezkirelerinde Fuzûlî’nin Hille’li olduğunu söylerler. Sonuç olarak Fuzûlî’nin doğum yeri tam olarak bilinmese de Kerbela-Bağdat-Orta Doğu civarlarında olduğu anlaşılır.Fuzûlî, eski bir Oğuz aşireti olan Bayat boyundandır. Ve Fuzûlî’nin Farsça Divan’ının öz sözünde belirttiğine göre ana dili Türkçe’dir. Fuzûlî’nin ne derecede bir öğrenim yaptığı tam olarak bilinmese de, Türkçe Divan’ının ön sözünde belirttiği üzere küçük yaşta okula başladığı, önce aşıkane şiirler yazdığı, sonra bunları sığ bulup bilime yöneldiğini, tüm bilimleri öğrenip şiirlerine temel olarak bilimi oturttuğunu ve şiirlerindeki ustalığı göz önünde tutarsak Fuzûlî’nin çok iyi bir eğitim aldığını anlarız. Fuzûlî, çocuk yaşta şiirler yazmaya başlamıştır ve ilk yazdığı şiirler aşıkane şiirlerdir. Daha sonra Fuzûlî kendi şiirlerine baktığında bu tamamen maddi aşka yönelmiş şiirleri beğenmemiş ve kendi deyimiyle hepsini yırtıp atmıştır. Daha sonra Fuzûlî ilim tahsiline yönelmiş, bütün akli ve nakli ilimleri öğrenmiş, şiirlerini bu doğrultuda şekillendirmiştir. Kaynakların Fuzûlî’yi Mevlana diye anmalarından ve eserlerinden de Fuzûlî’nin alim bir şair olduğu anlaşılmaktadır.Fuzûlî, tüm ömrünü Hille-Kerbela-Necef-Bağdat arasında çok dar bir bölgede geçirmiştir. Bunu Türkçe Divan’ının ön sözünde şöyle açıklamıştır; “Menşe’ ve mebde’im Irak-ı Arab olup, tamami-i ömrümde gayrı memleketlerde bulunmadığıma….” Fuzûlî’nin yaşadığı topraklar o devirde Osmanlı ve İran orduları tarafından pek çok kez alınmış, elden ele geçmiş, pek çok savaş görmüştür. Bu karışık devirde Fuzûlî’nin bir koruyucu bulamadan (o devirde iyi ve tanınmış şairler, padişahlar, devlet büyükleri vs tarafından korunup kollanırlardı) yoksulluk içinde bir ömür sürdüğünü hem kendi eserlerinden hem de başka kaynaklardan anlıyoruz. Hatta bazı kaynaklarda Fuzûlî’nin türbe bekçiliği yaptığından, geçimini bununla sağlamaya çalıştığından söz edilir.Kanuni Sultan Süleyman’ın Bağdat’ı aldığı sıralarda Fuzûlî’nin biraz rahata kavuşmuş olduğu söylenebilir. Bu arada şair, padişaha “Geldi burc-ı evliyaya padişah-ı namdar” dizesinin bulunduğu kasideyi sunmuştur. Bununla kalmayıp padişaha birkaç kaside daha, İbrahim Paşa ve çeşitli devlet büyüklerine de kasideler, gazeller sunmuştur. Bu kasidelerin karşılığı olarak devlet büyüklerinden, özellikle bir çok kaside yazdığı Ayas Paşa’dan yardım gördüğü anlaşılıyor. Fuzûlî’nin, Hayali Beg ve Yahya Beg gibi tanınmış şairlerle tanışması da bu sefer sırasında olmuştur. Hatta Hayali Beg ve Yahya Beg Fuzûlî’yi Leyla ve Mecnun’u yazmasında teşvik etmişlerdir.Fuzûlî’nin devlet büyüklerine sunduğu bu kadar kasideye karşlık Osmanlı’dan yeteri kadar ilgi görmediği, hayatını güvence altına alamadığı da açıktır. Hatta kendisine vakıf gelirlerinden bağlanan 9 akçe maaşını alamamış ve bunun üstüne Nişancı Celalzade’ye o ünlü “selam verdim, rüşvet değildür deyü almadılar…” beyitli Şikayetname’yi yazmıştır.Fuzûlî ister isen izdiyad-ı rütbe-i fazlDiyar-ı Rumı gözet terk- baki-i Bağdat etBu beyitlerden anladığımız üzere Fuzûlî çektiği geçim sıkıntısı sebebiyle Anadolu şairlerinin gördükleri saygı ve yaşadıkları rahat hayata imrendiği, vatanı olan Bağdat’ı bırakıp Osmanlı ülkesine gitmek istediğini anlıyoruz. Fuzûlî her ne kadar bunun için uğraşsa da hatta şehzade Bayezid’e mektuplar yazıp kendisini yanına aldırtmaya çalışsa da bunda başarılı olamamıştır.Fuzûlî, devrin çeşitli şairlerinin tezkirelerinde “Göçdi Fuzûlî” tamlamasıyla verdikleri parçalara bakarak Fuzûlî’nin 1556 yılı civarlarında öldüğünü anlıyoruz.Fuzûlî, “boş, gereksiz” anlamına gelen bu mahlası niye aldığını Türkçe Divanında açıklamıştır. Fuzûlî önceleri daha güzel mahlaslar almış ve bu mahlaslarla güzel şiirler yazmıştır. Fakat bu mahlasların bir çok şair tarafından da benimsenip kullanılmasından ve ortaya bir karışıklık çıkmasından korkmuş ve kendisine kimsenin beğenip almayacağı Fuzûlî mahlasını almıştır.Fuzûlî, alim bir şairdir. Arap, Fars ve Türk dillerini ve bu dilin edebiyatını çok iyi öğrenmiştir. Zamanının bütün geçerli ilimlerini okumuş, bilgi sahibi olmuştur. Türkçe Divan’ının mukaddimesinde şiir hakkındaki düşüncelerini açıklarken şöyle demiştir: ” ilimsiz şiir esası (temeli) olmayan bir divar (duvar) gibidir. Esassız divar gayette bi-itibar olur (yıkılır)”. Gençliğinde aşk şiirleri yazdığını, ama sonradan gençlik hevesiyle yazılmış bu şiirlerin uzun ömürlü olamayacaklarını ve şiirin ilimle beslenmesi gerektiğini anlayarak ilime yöneldiğini anlatır.Fuzûlî cahilliği asla bağışlamaz. Yine Türkçe Divan’ının mukaddimesinde üç türlü insandan yakınır. birincisi cahil katipleri ikincisi kötü şiir okuyanları üçüncüsü şair geçinenler.Fuzûlî hemen hemen doğrudan hiçbir şairin etkisi altında kalmamıştır. Üstün ve yetenekli bir şairdir. Kendisinin de dediği gibi doğduğu çevreden çıkmamış, başka şairlerle pek fazla etkileşim kurmamıştır. Fakat bununla birlikte, Fuzûlî’nin her üç edebiyatı (Arap, Fars, Türk) da takip ettiği bellidir. Her şair gibi onun da beğendiği şairler vardır. Mesela Habibi Fuzûlî’nin beğendiği bir şairdir. Keza Necati Beg’de öyle. Fakat daha önce dediğim gibi Fuzûlî hiç bir şairden doğrudan etkilenmeyecek kadar üstün bir şairdir.Fuzûlî’nin bu kadar üstün olmasının sebebi ne? Fuzûlî’yi diğer şairlerden farklı kılan ne? Bunları anlamak için Fuzûlî’nin şiirlerinin özelliklerine bakmalıyız. Fuzûlî’nin şiir özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;1) Fuzûlî, her şeyden önce bir aşk şairidir. Tüm şiirlerinde aşkını anlatmıştır. Bu aşk, maddi aşktan başlayarak ilahi aşka doğru gider. Fuzûlî’de aşkın böyle beşeri aşktan yavaş yavaş sıyrılıp ilahi aşka gittiğini en güzel Leyla ve Mecnun mesnevisinde görürüz. Leyla ile Mecnun’un aşkları okulda maddi aşk olarak başlar ve sonunda ilahi aşka dönüşür. Fuzûlî’nin aşkına konu olan sevgili, somut olarak kendini belli etmez.Tasavvuf, Fuzûlî’nin şiirlerinde çok önemli bir unsurdur fakat Fuzûlî’de tasavvuf bir gaye değildir. Fuzûlî, tasavvufu sanat yönünden görmüştür. İlk amaç sanattır, tasavvuf bu sanatın içinde eritilmiştir. Yani Fuzûlî’nin şiirlerinde tasavvuf açıkta değil, şiirin derinliklerine gizlenmiştir. Bu durum Fuzûlî’nin eserlerinde benzersiz, girift bir yapı oluşturur. Anlaşılması için okuyucunun hazırlıklı olması gerekir.2) Fuzûlî bir ızdırap şairidir. Aşkı hep hüzün, keder, acı yönüyle görür. Kavuşmayı, neşeyi, mutluluğu istemez. Acı çekmekten hoşlanır. Fuzûlî’ye göre çekilen acılar insanı olgunlaştırır. Bu durumun, yani Fuzûlî’nin bir ızdırap şairi olmasının nedeni, yaşadığı çevre ve hayat koşullarıdır. Fuzûlî’nin bu ızdırap yönü sayesinde, Türk Edebiyatında bir çok kez yazılan Leyla ve Mecnun hikayesin, en mükemmel şekilde Fuzûlî yazmıştır. Çünkü eserin konusu Fuzûlî’ye oldukça uygundur.3) Mazmun bulmak ve kullanmadaki ustalığı, Fuzûlî’yi diğer şairlerden ayırır. Fuzûlî’nin bu konudaki ustalığı, mazmunları şiirinde bir hasırın telleri gibi örülmüş ve iç içe geçmiş girift bir yapıda kullanmasıdır. Fuzûlî’nin şiirlerine baktığımızda anladığımız bir ilk anlam vardır. Bunu çoğu kişi ilk bakışında anlar ve beğenir. Fakat şiirlerde bir de derinlere inildikçe anlaşılan, üzerine düşüldükçe idrak edilen başka anlamlar da vardır ki bu anlamları bulabilmek için konuya hakim olmak, belli bir bilgi birikimine sahip olmak gerekir. Yani her bilgi ve kültür düzeyindeki insan Fuzûlî’yi kendi seviyesine göre anlar ve sever. Herkes Fuzûlî’nin şiirlerinden kendine göre bir anlam çıkartabilir. İşte bu Fuzûlî nin şiirlerine benzersiz ve değerli kılar.4) Fuzûlî’nin şiirlerindeki dil içten ve samimidir. Lirizm yüksektir. Fuzûlî’nin şiirleri anlam bakımından kusursuzdur fakat beyitlere ilk baktığımızda sanki üzerinde hiç düşünmeden, o anda aklına geldiği gibi söylenmiş gibi hissederiz. Bu sanata sehl-i mümteni denir.Her büyük şair gibi Fuzûlî’nin de kendi devrinde ve daha sonra yaşayan şairler üzerinde şüphesiz ki büyük etkileri olmuştur. Şiirleri çok geniş kesimlere yayılmış, okunmuş ve benimsenmiştir. Çoğu şair kendi örnek olarak Fuzûlî’yi almış ve onun şiirlerine nazireler yazmıştır. Fuzûlî hiç şüphesiz ki geçmişten beri şairlerin ve şiir tutkunlarının en büyük üstadlarından biri olmuş, okunmuş ve sevilmiştir.Son olarak Fuzûlî’nin bir kaç şiirine örnek verelim:Hansı gülşen gülbüni serv-i hıramanunca var Hansı gülbün üzre gonce la’l-i handanunca var(Hangi gül bahçesinin gül fidanı senin salınan selvi boyun kadar uzundur? Hangi gül fidanındaki gonca senin gülen dudaklarına benzer)Hansı gülzar içre bir gül açılur hüsnün kimi Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür-efşanunca var(Hangi gül bahçesinde senin yüzün gibi bir gül açılır? Hangi gül yaprağı senin inci saçan kırmızı dudağın gibidir?)Hansı bağun var bir nahli kadün tek bar-ver Hansı nahlün hasılı sib-i zenahdanunca var(Hangi bağın senin boyun gibi meyveli bir fidanı var? Hangi fidanın meyvesi senin çenenin elmasına benzer?)Hansı huni sen kimi cellada olmuşdur esir Hansı celladun kılıcı nevk-i müjganunca var(Hangi idam mahkumu senin gibi bir cellada tutsak olmuştur? Hangi celladın kılıcı senin kirpiklerinin ucu gibi sivri ve keskindir?)Hansı bezm olmış münevver bir kadün tek şem’den Hansı şem’ün şu’lesi ruhsar-ı tabanunca var(Hangi toplantı senin boyun gibi bir mumla aydınlanmıştır? Hangi mumun ışığı senin parlak yanağın gibidir?)Hansı yerde tapılur nisbet sana bir genc-i hüsn Hansı gencün ejderi zülf-i perişanunca var(Sana benzeyen bir hazine nerede bulunur? Hangi hazineyi bekleyen ejderha senin dağınık saçlarına benzer.)Hansı gülşen-i bülbülin derler Fuzuli sen kimi Hansı bülbül nalesi feryad-u efganunca var(Fuzuli, hangi gülbahçesinin bülbülünün sana benzediğini söylerler? Hangi bülbülün iniltisi senin haykırışın gibidir?* * * *Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mıFelekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mıKamu bîmârına cânân deva-yı derd eder ihsan Niçün kılmaz bana derman beni bîmar sanmaz mıŞeb-i hicran yanar cânım döker kan çeşm-i giryânım Uyarır halkı efgânım kara bahtım uyanmaz mıGûl-i ruhsârına karşu gözümden kanlu akar su Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mıGâmım pinhan tutardım ben dedîler yâre kıl rûşen Desem ol bî-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mıDeğildim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil Beni tan eyleyen gafîl seni görgeç utanmaz mıFuzûlî rind-i şeydâdır hemîşe halka rüsvâdır Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mıDiğer önemli eserleri ise şunlardır:-Arapça Divanı-Farsça Divanı-Türkçe Divanı-Şikayetname-Leyla vü Mecnun-Hadikatü’s Süeada-Hef-Cam-Su KasidesiYazar: Gazanfer TUFANKaynak: http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/fuzuli-kimdir-

Taşoda Konağı (ETNOĞRAFYA MÜZESİ)

Taşoda Konağı (ETNOĞRAFYA MÜZESİ)

Burdur Merkez Pazar Mahallesindedir.17.yy’dan kalma Osmanlı sivil mimarlık örneklerindendir. Kınalı Aşiretinden Emin Bey tarafından yaptırılmıştır. Kültür Bakanlığınca 1988 yılında restorasyonu bitirilmiştir. Bina iki katlıdır. Birinci kat taş, ikinci kat kerpiç ve ahşap yapı malzemesiyle inşa edilmiştir. Özellikle Baş Odanın doğu duvarı ve altındaki sivri kemerli , iki yanı açık olan ahır kısmı kesme köfeki taşındandır. Ev, bahçenin batı kısmına yerleştirilmiştir. İkinci kata çıkışı sağlayan merdiven sahanlığının altı, aynı zamanda çeşmedir. Kesme taş bloklardan yapılan bu çeşme,bugün de kullanılmaktadır. Evin zemin katında sivri kemerli ahırdan başka, iki büyük,bir de küçük oda vardır.      Ahşap korkuluklu merdivenle önce ikinci kattaki sofaya çıkılır. Dikdörtgen biçimdeki sofanın güney ve batı cephesi oyunca odalar sıralanır. Kuzey tarafında ise bir köşkü bulunur. Bu sofa,çıtalarla oluşturulmuş kafesler ile dışa kapatılmıştır. Sofanın çatı kısmı, ahşap çıtalarla çakma tekniğinde yapılmış olup, çıtalar ve çıtalar arasındaki büyüklü küçüklü üçgenler; mavi ,kırmızı ve yeşil renklerle boyanmıştır. Sofanın kuzey tarafında BAŞ ODA yer almaktadır.      Baş oda, bol pencerelerle ışıklandırılmıştır. Ahşap yüklük, dolap, davlumbaz, tavan ve pencere pervazlarının kalem işi altın-gümüş varak kaplı süslemeleriyle yapının en göz alıcı odasıdır. Kuzey yönde tabandan yükseltilmiş seki, odayı ikiye ayırdığı gibi, tavanı da ikiye bölmektedir. Bu ayırma, sofadaki gibi duvarlara bitişik yükselen, üzerleri kalem işi, enine zikzak motiflerle süslü, alt ve üst kısımları kum saati biçimli-oymalı, beş yüzlü sütunçelerdir. Bu sütunçelerin aynısı, tavana da yatay olarak yapılmıştır. Odanın girişinde  yüklük boyunca zeminden alçaltılmış, dar bir pabuçluk yer alır. Odanın ışıklandırılması iki yönden, iki sıralı pencerelerle sağlanmaktadır. Bunların içindeki vitray pencereler, odaya ayrı bir güzellik vermektedir. Alt sıradaki pencerelerin dış kısımları demir lokmalı parmaklıklı, düz ahşap kepenklidir. İç kısımlarındaki pervazlar kalem işi çiçek motifli ve altın varak kaplı harflerle Osmanlıca olarak yazılmış, birer mısralık, konağı ve sahibini öven yazılar bulunmaktadır.      Binanın, Baş Odadan başka, sofaya açılan dört odası daha vardır. Bu odaların sofaya açılan ahşap kapaklı pencereleri, sofadan odalara ışık girmesini sağlamaktadır      Bitişiğindeki  oda bir kapı ile Baş Odaya geçişlidir. Güney Cephede alçı şerbetlikle, ahşap tavan işlemesiyle geleneksel Türk evi karakterini yansıtan ikinci bir baş oda vardır.      Taşoda Konağı Kültür ve Turizm Bakanlığının sağladığı imkanlarla Burdur Valiliği kullanımına verilmiştir. Bakanlık ve Burdur Müzesi elemanlarının çalışmaları ile Burdur Müzesi kolleksiyonundan devredilen etnoğrafik eserlerin binanın baş oda ve diğer bölümlerinde sergilenmesi ile Etnoğrafya Müzesi olarak düzenlenmiş ve 11/06/2005 tarihinde hizmete sunulmuştur.

http://www.ulkemiz.com/tasoda-konagi-etnografya-muzesi

İğne deliği kamera nasıl yapılır?

İğne deliği kamera nasıl yapılır?

Teknoloji ne kadar ilerlese de fotoğrafın icadından bugüne fotoğrafın temel yapısında hiç bir değişim olmamıştır. O meşhur karanlık kutu hala aynı karanlık kutu.

http://www.ulkemiz.com/igne-deligi-kamera-nasil-yapilir

I. Abdülhamid (1774 - 1789)

I. Abdülhamid (1774 - 1789)

Sultan Birinci Abdülhamid, 20 Mart 1725 tarihinde, İstanbul'da doğdu. Babası Üçüncü Ahmed, annesi Rabia Şermi Sultandır. Annesi ona kuvvetli bir tahsil yaptırdı. Zamanındaki mevcut tarihlerin hepsini gözden geçirdi. Hat sanatı ile de meşgul oldu. Merhametli, nazik ve saf bir insan olarak tanınıyordu. Saltanatı süresince birçok ıslahat ve imar hareketlerinde bulundu. Devlet işleriyle daima yakından ilgilendi. Her sorun hakkında fikir ve görüşlerini vezirlerine bildirirdi. Yetenekli vezirler atamaya çalıştı. Halka karşı daima şefkatli ve ılımlı davrandı. Sultan Birinci Abdülhamid henüz tahta geçmişti ki, kendisinden cülûs bahşişi istendiğini duydu. Kaşlarını çatıp sertleşen Sultan Birinci Abdülhamid şöyle dedi: "Hazinede bahşiş yoktur, bundan böyle cülus bahşişi verilmeye! Asker evlâtlarımıza fermanımız duyurula!". Askerler bir parça söylendilerse de, işi daha fazla ileriye götürmeden dağıldılar. Sultan Birinci Abdülhamid, siyasî ve askerî ıslahatlara girişti. Avrupaî tarzda mektepler açtı. Yeniçeri ocağına ve donanmaya yeni bir çehre kazandırmaya çalıştı. Sürat Topçuları Ocağı'nı kurdurdu, Yeniçerilerin sayımını yaptırdı ve gereksiz yere fazla para alanları tespit ettirdi. Bu faaliyetleri yürüten Sadrazam Halil Hamid Paşa, menfaatleri bozulanlar tarafından padişaha şikâyet edildi. Halil Hamid Paşa, yaptığı tüm olumlu çalışmalara rağmen, bu konuda yanıltılan Sultan Birinci Abdülhamid'in emriyle idam edildi. Sultan Birinci Abdülhamid, bütün başarısızlıklara rağmen Osmanlı padişahları arasında iyi niyeti ve gayreti ile anıldı. 1782 yılı yazında İstanbul'da çıkan yangında itfaiye işlerini bizzat kendisi yürütmesi sonucu halkın sevgi ve takdirini de kazanmıştı. Dindarlığı ve iyiliği sebebiyle halkın "velî" olarak gördüğü Sultan Birinci Abdülhamid, onbeş yıl iki ay onyedi gün süren saltanattan sonra, 1789 yılı Nisan ayında 64 yaşında vefat etti. Cenazesi Bahçekapı'da kendi yaptırdığı türbesine defnedildi. Erkek Çocukları : Dördüncü Mustafa, İkinci Mahmud, Murad, Nusret, Mehmed, Ahmed, Süleyman. Kız Çocukları : Esma, Emine, Rabia, Saliha, Alimşah, Dürrüşehvar, Fatma, Melikşah, Hibetullah Zekiye.

http://www.ulkemiz.com/i-abdulhamid-1774-1789

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0