Arama Sonuçları..

Toplam 7 kayıt bulundu.
Şamanizm Nedir ?  Şamanizmin Tarihi

Şamanizm Nedir ? Şamanizmin Tarihi

Şamanizm (şamanlar tarafından "deneyim" olarak ifade edilir), varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği.Günümüzde yenilenerek tekrar uygulanmaya başlanan şekline ise Neo-Şamanizm denir.Farklı GörüşlerŞamanizm'in başlangıçta Batılılar'ca çoktanrılı bir ana etken, Şamanizm hakkında yeterince bilgisi olmayan ilk Batılı gezginlerin Şamanizm hakkında Batı'ya aktardıkları yüzeysel bilgilerden kaynaklanmıştır. Her şeyden önce, Asya Şamanizmi'nde Şamanizmin tanımında bilim insanları aynı fikirde değildir, bu hem şamanizmin içinde barındırdığı farklı yön ve öğelerden hem de şamanizmin çok farklı coğrafyalarda, aynı temelde ama çok farklı şekillerde var olmasından kaynaklanmaktadır.Büyük çoğunluğu eski Sovyet bilim insanları olan bir kesim (Mikaylovskiy, Haruzin, Potapov, Alekseev gibi) Şamanlığı Türklerin orijinal dini kabul ederken, aralarında Mircea Elide, Jean Paul Roux, V. Jochelson, V. Bogoras, Hikmet Tanyu, Osman Turan, İbrahim Kafesoğlu'nun da bulunduğu bilim insanı ve yazarlar ise şamanlığı bir din değil Kuzey Asya topluluklarının dini duygularını içeren ve öteki alem varlıklarına hükmeden bir tür kült olarak görmektedirler.“Şaman, Anglosakson terminolojisinde anlatılmak istendiği gibi hekim-büyücü olmadığı gibi, şüphesiz tek şifa verici kişi de değildir. Kelimenin günlük anlamında bir büyücü değildir ve bu kelimeyle tanımlanması Şamanizme hiçbir zaman sahip olmadığı bir nitelik vermek pahasına onu bulunmaması gereken bir yere oturtmuştur…” “Zaten Şaman, tamamen hayata dönük ve olumlu eylemler gerçekleştirmek isteyen kişiliğiyle hiçbir zaman kara büyüye alet olmaz ve hiçbir zaman kötülük yapmaz; sahip olduğu yetkilerini kendi kişisel hizmetinde ve kendi savunması amacıyla bile kullanmaz. Kabile reisi veya hükümdarlarla anlaşmazlığa düştüğünde kendi etkisinden yararlanabilir, ancak hiçbir şekilde görünmez gücüne başvurmaz; ona karşı koyacak herhangi bir gücü yokmuşcasına ve hayatını kaybetmek pahasına maddi gücün kendisini yenmesine seyirci kalır.” “Şaman, gücünün kökeni ister kalıtım ister görünmeyenin armağanı olan bir yetenek veya uzun bir acemilik dönemi ya da ‘yetki sağlama isteği’ olsun, amacına, genellikle inzivada veya diğer büyük ustaların yanında gerçekleştirilen sabırlı bir yetişme dönemi geçirmeden ulaşmayı umamaz. Ne olursa olsun, güçten düşürücü şekilde gerçekleşen ve sonuçta kendisini bitkin halde yere düşürecek olan bir deneyim için bütün olanaklarını toplamaya çalışmalıdır. Evrenin yollarını katetmeye çağrılan şaman, yolunu kaybetmemek için bu yolları mümkün olan en iyi şekilde tanımalıdır; kendisini izleyen varlıklarla devamlı olarak karşı karşıya gelme olasılığı nedeniyle onların geleneklerini, dillerini ve âdetlerini öğrenmiş olması gerekir; belirli hedeflere yönelmesi nedeniyle bu hedeflere nasıl varacağını bilmelidir. Gerek geçtiği yollarda, gerek karşılaştığı varlıklarla elde etmek istediği sonuçlara erişebilmesi için şamanın kendisine yararlı olacak araçları tanımaya ihtiyacı vardır. Bunlar, yeryüzünün herhangi bir seyyahı için söz konusu olduğu gibi, gerçekleştirilecek işe, öngörülen zorluklara ve her kişinin kendine özgü olanaklarına bağlı olarak son derece çeşitli olabilirler.” TarihEskiçağ ve Orta Çağ’daki çok yaygın olan sihirlerden farkı, onların kişisel olmalarına karşılık, şamanlığın başta Orta Asya ve Kuzey Asya halkları olmak üzere, Tunguzlar’da, Moğollar’da, Mançular’da, Laponlar’da, Eskimolar’da, Vogullar’da, Ontiyaklar’da, Samoyedler’de, Kafkaslar’da, Hindistan’da, Çin’de, Japonya’da, Endonezya’da, Malezya’da, Polinezya’da, Avustralya’da, Büyük Okyanus’un diğer adalarında, Alaska’da, Grönland ve İzlanda’da, Kuzey Amerika’da, Guyana’da, Amazon bölgesinde ve Afrika’nın birçok yerinde (ufak tefek ayrılıklar bir yana) temel ilkeler değişmemek koşuluyla az ya da çok kalabalık cemaat’ın bulunmasıdır. Şamanlığın ne zaman ortaya çıktığı, ne gibi değişiklikler geçirdiği kesin olarak bilinmemektedir.Şamanizm' in köken olarak anaerkil dönemde ortaya çıktığı tahmin edilmektedir, şaman sözcüğü için dört farklı görüş öne sürülmektedir ;1.Şaman kavramı, Hindistan’daki Pali dilinde ruhlardan esinlenen kişi anlamına gelen "samana" sözcüğünden türemiştir,2.Şaman kavramının kaynağı, Sanskritçe’de budacı rahip anlamına gelen samana sözcüğüdür,3.Şaman kavramı, Mançu dilinde oynayan zıplayan, bir iş görürken sürekli olarak hareket eden anlamındaki saman kavramından gelir.4.Tunguz kökenlidir. Yuçen (veya Yutşen, Curşet, Vu-şe) dilinde "şan-man" büyücü demektir.Bölgesel FarklarSon araştırmalar şamanlığın Türkler’e özgü olmayıp bütün Asya’ya yayıldığını (Samoyedler’den Endonezya adalarına kadar) göstermektedir ki, araştırmacılar, artık Amerika Kızılderilileri'ni de Şamanizm kapsamında ele almaktadırlar. Nitekim Mircea Eliade Şamanizm adlı kitabında Asya’nın şaman topluluklarında, Amerika Kızılderilileri'nde ve Okyanusya yerlilerinde sayısız unsurun ortak olduğunu ortaya koymuştur.AvrupaŞamanlık Avrupa'da ilk çağ devirlerinden beri yaygındı ve farklı Töton kabileleri ve Fin-Baltık halkları arasında Demir Çağı boyuncu uygulanmıştı. Hristiyanlığın doğuşuyla birlikte şamanlık yok olmaya yüz tutmuş, özellikle şehirlerde oldukça kaybolmuş ve fakat kırsal kesimlerde şamanlıktan kalma adetler Hristiyan olan halklar arasında yaşamaya devam etmiştir.SibiryaSibirya klasik şamanizmin anavatanı kabul edilmektedir. Bölgedeki Ural, Altay, Paleosibiryalı halklar özellikle de avcı-toplayıcı gruplar modern dönemlere kadar şamanistik uygulamalarda bulunmaya devam etmişlerdir.EskimoDoğu Sibirya'dan Kuzey Kanada'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada yaşayan Eskimo gruplarının şamanist uygulama ve inançlara sahip oldukları kaydedilmiştir.Amazon BölgesiAmazon Yağmur ormanlarında bazı yerli grupları şaman eylemlerinde bulunmaktadırlar. 20.yüzyılda Tukano şamanlığının zengin sembolizmi üzerine alan araştırmaları yapılmıştır...Amerika KıtalarıKuzey ve Güney Amerika kıtalarında yaşayan Yerlilerin tek bir evrensel Yerli Amerikan Dini veya manevi sisteminden bahsedilemeyecek denli çeşitli inançlara sahip oldukları bilinmektedir. Bununla birlikte yerel kültürlerin geleneksel şifacıları, mistikleri, otacıları (medicine people) bulunmakta ancak onlar halkları arasında şaman terimi yerine kendi yerel dillerindeki kelimelerle anılmaktadırlar. Söz konusu ruhsal liderler tipik asya şamanlığında olduğu gibi kabilenin karşılaştığı önemli olaylar veya kişisel rahatsızlıklara çare bulmak için ruhlar alemine uçabilmekte, trans haline girebilmekte ve ateş ve tütünden yararlanabilmektedirler.Şamanizm’de İnisiyasyonŞamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden geçirildikten sonra şaman olabilir. Asya Şamanist inisiyasyonlarında sırra (mister) erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “cehenneme iniş” deneyimi Sibirya ve Orta Asya’daki Şamanist Türkler’in (Yakutlar, Altaylılar vs.) geleneklerine göre, hami-rehber ruhlarca, yeraltı denilen öte-alemde veya spiritüel gök katlarında gerçekleştirilir. Bu deneyim, fiziksel olarak, genellikle, orman, kır, mağara gibi toplumdan uzak ve kutsal sayılan bir yerde gerçekleştirilir. Şaman (Kam) adayı önceden hazırlık eğitimini almış olsa da, sırra (mister) erme denilen bu deneyimi yaşamadan adayın şamanlığı resmîleşmez. Bu deneyimi ancak gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. (Hazırlık eğitimi, ancak, dalgınlık, olup bitene ilgisizlik, birtakım nöbetlere tutulma gibi ön belirtiler gösteren adaylar arasından, bir iç çağrısı alma ve mağaralarda haberci rüyalar görüp hami-rehber varlıklarıyla irtibata geçme gibi ilâhî “seçilme” belirtileri göstermiş olana verilir.) Davulu transa girmeyi kolaylaştıracak bir şekilde kullanmayı öğrenmiş aday, birtakım acı verici sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer. Şaman adayı birkaç gün süren bu deneyim boyunca, ruh ve beden bağları gevşemiş halde yatar. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak simgelenir. Sırra erme denilen bu süre zarfında, hami-rehber varlıkları şamanın ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek sırları, “gizli dil”, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnotik uykudan çıktığında, aday kendini birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.Şamanın trans deneyimi ve psişik yetenekleriŞaman’ın davul ve dans unsurlarıyla gerçekleşen, uçuş denilen transında posesyon hali söz konusu değildir. Yani trans halindeki şamanın hiçbir hal ve hareketi idrak ve iradesi dışında değildir. Şamanın transında, kendi başına yaptığı bir şuur deneyimi söz konusudur. Bununla birlikte şaman, gerekirse bir ruh ile –posede olmadan– bağlantı kurabilir. Bu, kimilerine göre, şuur ve kişiliğin kaybolmadığı gözlemlenen bir medyumluktur. Şamanın ruhsal yolculuğu, teozofik terimlerle, astral seyahat, akaşik okumalar, ruhlar âleminin yüksek bölgelerine nüfuz etme ve diğer ruhlarla posede olmadan bağlantı kurma gibi çeşitli yönlerde gelişir. Usta şamanların Demir-Kazık yıldızına kadar yükselebildikleri söylenir. Şifacılık, geleceği bilme, obsesyona uğramış insanları obsedörü kovarak obsesyondan kurtarma, çift bedenlenme (dedublüman), fasinatörlük ve büyü (maji)yapabilme şamanlarda sıkça rastlanan yeteneklerdir.Şamanizm’de üç âlemAsya Şamanizm’inde üç âlem söz konusudur: Yer, yeraltı, Gök. Fakat bunlar sembolik ifadelerdir. Yeraltı terimi Asya’nın kimi Şamanist geleneklerinde öte-alem anlamında kullanılır, kimi Şamanist geleneklerinde ise ölüm olayının akabinde yaşanılan kargaşa ve vicdani hesaplaşma dönemini ifade etmek üzere kullanılır. Dolayısıyla, bazı Şamanist geleneklerde yeraltı denildiğinde, genellikle öte-alemin titreşim düzeyi kaba ve yoğun ortamları söz konusudur. Yeraltı deyiminin bu anlamda kullanıldığı şamanist geleneklerde öte-alemin huzurlu ortamları ise “gölgeler diyarı” gibi başka ifadelerle belirtilmektedir. Yakut Türkleri, Çukçiler ve Yukagirler, insanın üç “can”ı olduğunu kabul ederler. Ölüm olayında biri mezarda kalır, biri “gölgeler diyarı”na iner, üçüncüsü ise Göğe çıkar. Ölüler, bir süre sonra, yeryüzünde tekrar doğabilirler. Uygurlar, inandıkları sürekli olarak tekrar doğma olgusuna “sansar” adını verirler.Asya Şamanizm’ine, özellikle Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerine göre, insanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Kutsal Gök’ten oluşan üç ortam, merkezlerinden geçen, direk ya da kazık denilen bir eksenle birbirine bağlanırlar. Bu eksen “Göğün göbeği” ile “Yer’in göbeği” arasında yer alır.Bu kavram Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerinde şöyle açıklanır: İnsanların yaşadığı Yer, ölülerin göçtüğü “yeraltı” (öte-âlem) ve spiritüel anlamdaki Gök’ten oluşan üç alem ya da ortam, merkezlerinden geçen bir eksenle birbirine bağlıdır. “Yer’in göbeği” ile “Göğün göbeği” arasındaki bu eksenin geçtiği, bu ortamların ortasındaki delikler ya da açıklıklar bir tür geçittir. Şamanlar, “uçuş” (trans deneyimi) sırasında bir ortamdan diğerine geçerken bu irtibat geçitlerinden yararlanırlar. Aynı şekilde, ölenler de öte-âleme bu yolla göçerler. Öte-âleme giden şamanlar oraya “Yer’in deliği” geçidinden geçerek gider, yine bu delikten ya da kapıdan dönerler. “Yer’in ekseni” kavramı Altay, Yakut ve Uygur geleneklerinin yanı sıra, Başkurt, Kırgız, Kalmuk, Çukçi, Buryat, Samoyet, Koryak, Moğol, Tibet, Fin, Lapon ve Estonya geleneklerinde da bulunur.Altay, Yakut ve Uygur Türkleri’nin geleneklerine göre, şamanın “Yeraltı”na inebilmesi veya “gökler”e çıkabilmesi için önce “Yer’in Ekseni”ne çıkması gerekir. “Yeraltı”na inmesi gereken Altay şamanı “uçuş” yolculuğunda önce “demir dağ”a (Temir taikşa) tırmanır. Yer’in Ekseni”ne çıkması işte bu sembolik “dağ”ı aşıp “Yerin Göbeği” denilen delikten girmesiyle mümkün olur.Şaman gölgeler diyarı’na giderken öncelikle “Yerin göbeği”ndeki bu delikten “Yer’in Ekseni”ne ulaşmak, sonra da “Yeraltı”nın cehennemi kısmından geçmek zorundadır. Ölen kimseler de bu yolculuğu yaparlar ki, bu yolculukta ölünün geçemediği takdirde azap çekmesinin söz konusu olduğu bir köprü’yle karşılaşılır.Kuzey ve Orta Asya Şamanizm’inde yeraltı âlemi 7 veya 9 katlıdır. Ölüm olayı ile beden terk edildikten sonra kimileri yeraltı katlarındaki ortamlara, kimileri ise Gök katlarındaki ortamlara giderler. Şaman da, trans deneyimi sırasında, yapacağı uygulamanın amacı ve türüne göre, ya yeraltı âlemine iner ya da Göğe çıkar. Örneğin, bir hastayı iyileştirmek için Göğe çıkması, fakat bir ölünün ruhuna eşlik etmek, hastanın ruhunu geri getirmek (ölmemesini sağlamak) veya yeryüzünü terk etmek istemeyen ölüleri ‘gölgeler diyarı’na götürmek için Yeraltı’na iner. Fakat herhangi bir nedenle Göğe çıkacak bir şamanın önce yeraltı denilen âleme inmesi gerekir. Yani hiç kimse “Yeraltı”na (öte-âlem) inmeden Göğe çıkamaz.

http://www.ulkemiz.com/samanizm-nedir-samanizmin-tarihi

Gözlem nedir ? Nasıl Yapılır ?

Gözlem nedir ? Nasıl Yapılır ?

Gözlem nedir? Herhangi bir olayı, o olay sırasında herhangi varlığı, o varlık üzerinde belli bir amaç ile planlı olarak inceleme yapmaya gözlem yapmak diyoruz. Gözlem, bilimsel amaçlara uygun planlı ve dikkatli bir algıdır. Bakmak ve seyretmekle gözlem birbirinden çok farklıdır. Gözlemin yararlarını şöyle sıralayabiliriz: a. Kişide araştırma, inceleme alışkanlığı kazandırır. b. Kişileri daha dikkatli yapar. c. Gözlem yoluyla elde edilen bilgiler daha kalıcıdır. d. Gözlemde kişi daha bilinçli çalışır. e. Gözlem, öğrencinin planlı çalışmasını sağlar. f. Gözlem, öğrencinin etkin olmasını gerektirir.   Kelime anlamıyla gözlem; Bir nesnenin, olayın ya da bir gerçeğin, niteliklerini bilmek amacıyla,dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, °müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, °müşahede. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların nedenlerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı ya da yapıtı yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi. Bir gökcismini ya da olayını çıplak gözle ya da bir araç yardımıyla izleyerek, görülen değerleri saptama işlemidir Gözlem, insanın bütün dikkatini bir araya toplayarak bütün ayrıntıları inceden inceye gözetlemesini gerektirir. Beceri, sabır ve alışkanlık isteyen bir iştir. Gözlem yapan kimse, birçok gözlemden sonra ne gibi düzenlilikler çıktı? Bunlar nelerdir diye kendi kendine sorar. Eğer bazen düzenliliklere rastlarsa bunları yeni gözlemlerinde de kontrol eder. Düzenliliklerin araştırılması, gözlem ve anlatımın kaçınılmaz bir devamıdır. Gözlem sırasında toplanan bilgilerin kolaylıkla gözden geçirilmesi için kendi içinde sınıflandırılır. Fen bilgisi derslerinde sınıflandırma önemli bir rol oynar. Gözlemler sırasında soyutlamaya gidilir. Gözlem yoluyla pek çok şey öğrenebilirsiniz. Genellikle herkes kendini iyi bir gözlemci görür. 2) Gözlem çeşitleri: a) Uzun süreli gözlem: Geceleyin aynı saatte ay’ın gökyüzünde bulunduğu yeri gözleme, bir tohumun çimlenip, büyüyüp çiçek açıncaya kadar geçen bütün aşamalarını gözlemek uzun süreli gözleme örnektir. b) Kısa süreli gözlem: Bir müzenin, hayvanat bahçesinin, fabrikanın, inşaatın gezilip gözlenmesi kısa süreli gözleme örnektir. c) Ani gözlem: Bir rastlantı sonucu yapılan gözlemdir. Bir yangının başlayıp söndürülmesi, bir trafik kazası ani gözleme örnektir. d) Araçlı gözlem: Bir yardımcı araç kullanılarak yapılan gözlemdir. Büyüteçle kumaş ve çeşitli eşyanın gözlenmesi, mikroskop altında eşyanın, soğan zarının, amiplerin gözlenmesi, dürbün ile gökyüzünün gözlenmesi araçlı gözleme örnektir. 3) Gözlemin zamanı a) Konunun işlenmesinden önce yapılan gözlemler: Bu konu ile ilgili bir film olabilir. Konu işlenmeden önce film gösterilir ve gözlenir. Eskimoların yaşamı ile ilgili bir filmin gözlenmesi gibi. Böylece konu hakkında dikkat çekilmiş olur. b) Konu işlenirken yapılan gözlem: Okullarımızda en çok başvurulan gözlem çeşididir. Sınıfa bir içeceğin getirilip gözlenmesi, bir tavşanın, kedinin gözlenmesi gibi. c) Konunun işlenmesinden sonra yapılan gözlem: Canlı varlıklar konusu işlendikten sonra hayvanat bahçesinde yapılan gözlem gibi. Aynı şekilde beslenme konusu işlendikten sonra fırında, konserve fabrikasında yapılan gözlem gibi. 4) Gözlemin yeri Gözlem yapılacak yer, genellikle varlıkların ve olayların doğal durumda bulunduğu yerlerdir. Yapı malzemelerinin gözlenmesi en iyi şekilde bir inşaatın yapıldığı yerde olabilir. 5) Gözlemde yardımcı araçlar: a) Duyu organlarımızın gücünü artıran araçlar: Görme duyumuzun gücünü artırmak için büyüteç, mikroskop, işitme duyumuzun gücünü artırmak için doktorların kullandığı dinleme aleti gibi araçlar kullanırız. b) Duyu organlarımızın yanılmasını önlemek: Uzunluk ölçmede metre, mikrometre, kompas, ağırlık ölçmede: Terazi, sıcaklık ölçmede termometre gibi araçlar kullanırız. c) Bizim yerimize gözlem yapan araçlar: Meteoroloji gözlemleri için kullanılan; barometre, termometre, higrometre gibi araçlar, depremlerin şiddetini, yerini saptamak için sismograf gibi araçlar kullanılır. Bunlar bizim yerimize gözlem yaparlar. Sonuçlarını bize bildirirler. 6) Gözlem nasıl yapılır? a. Gözleme başlamadan önce bir gözlem planı yapılır. b) Gözlem yapılırken öğrencilerin duyu organları iyice çalışmalıdır. Miyop olan bir öğrenci olayları iyi göremeyebilir. Ağır işiten bir çocuk açıklamaları izleyemez. c) Öğrenciler psikolojik olarak gözleme hazır olmalıdır. d) Gözlemden bütün öğrencilerin aynı derecede yararlanmaları sağlanmalıdır

http://www.ulkemiz.com/gozlem-nedir-nasil-yapilir-

Reşit Galip Kimdir

Reşit Galip Kimdir

Rodos’ta dünyaya gelen Reşit Galip ilköğrenimini özel dersler alarak tamamlamış bir süre de Alliance lsraelite’ devam etmişti.

http://www.ulkemiz.com/resit-galip-kimdir

Çekik Gözlü Olmanın Sebebi Nedir?

Çekik Gözlü Olmanın Sebebi Nedir?

Dünyamızda birçok coğrafyada çekik gözlü insanlar yaşamaktadır.Çekik gözlü dediğimizde aklımıza ilk olarak Çinliler gelmektedir.

http://www.ulkemiz.com/cekik-gozlu-olmanin-sebebi-nedir

Balık Yağı Prostat Kanserine Mi Neden Oluyor?

Balık Yağı Prostat Kanserine Mi Neden Oluyor?

Ulusal Kanser Enstitüsü Dergisi’nin Temmuz 2013 sayısında yayınlanan son araştırmaya göre, omega-3 yağ asitlerinden zengin gıdalar tüketen erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski daha yüksektir.

http://www.ulkemiz.com/balik-yagi-prostat-kanserine-mi-neden-oluyor

Kuzey Kutbunun Keşfi

Kuzey Kutbunun Keşfi

Yirminci yüzyıla kadar kutuplar, varılamayan bir hedefti ve iki kutbunda keşfi ancak yirminci yüzyılda mümkün oldu. Yıllarca kutupları keşfetmek için birçok teşebbüs gerçekleşti ancak hepsi başarısızlıkla sonuçlandı.

http://www.ulkemiz.com/kuzey-kutbunun-kesfi

<b class=red>Eskimolar</b> ve Özellikleri Hakkında Bilgi

Eskimolar ve Özellikleri Hakkında Bilgi

Kutuplar ve soğuk havalardan bahsedilirken akla ilk gelen evsiz ve barınaksız insanların bu soğuklarda ne yaptıklarını düşünürüz. Peki kutuplarda yaşayan Eskimoların soğuk kış koşulları ile nasıl mücadele etiklerini hiç düşündünüzmü?

http://www.ulkemiz.com/eskimolar-ve-ozellikleri-hakkinda-bilgi

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0