Arama Sonuçları..

Toplam 7599 kayıt bulundu.
Kansere Neden Olan Tümörler

Kansere Neden Olan Tümörler

Genel olarak dokulardaki hücre veya hücre guruplarının kontrol mekanizmasından çıkıp normal olmayan şekilde çoğalmasıyla oluşan herhangi bir şişliğe, daha sıklıkla kullanılan ifadeyle, iyi (selim) ya da kötü huylu (habis) neoplazi dokusuna denir. TDK’daki tanı ise; hücrenin aşırı çoğalmasıyla dokularda oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru. Neoplaziye tümör denmesinin nedeni, bulunduğu dokuda kendisini şişkinlik veya ur olarak gösteriyor olmasıdır.Normal bir organizmada hücre çoğalması belirli bir doku veya organın meydana getirilmesine ve onarılmasına kadar devam eder. Ancak tümörlü dokularda hücreler, kontrol mekanizması dışına çıkarak, hızlı mitoz bölünmeyle, sınırsız ve düzensiz bir şekilde, ihtiyaç dışında çoğalırlar. Tümörlü hücreler arasında hiçbir benzerlik olmayıp, hücreler arasında herhangi bir bağ bulunmamaktadır. Bu şekilde gelişen hücreler belirli bir anlam ifade etmeyerek geliştikleri dokunun görevini yerine getirememektedir. 17. yüzyıldan itibaren hücrelerin mikroskopla incelenmesiyle, tümörler hakkında daha kapsamlı bilgiler edinilmeye başlanştır. Değişik doku ve organlarda görülen tümörlerin, büyüme hızları, yayılma şekilleri farklılık gösterdiğinden, uygulanan tedavi yöntemlerinde de farklılık olmaktadır.Tümör bütün doku ve organlarda meydana gelebilir. İyi ve kötü huylu olarak ayrılmakta olup, kötü huylu olanlara kanser denilmektedir. Tümör, bulunduğu bölgeden dolaşıma katılarak başka doku ve organlara odaklanıyorsa, buna kötü huylu tümör denir. Vücutta belirli doku ve/veya organda görülen tümör ileri aşamada vücudun diğer doku ve/veya organlarına yayılma ihtimali bulunmaktadır. Bu olaya metastaz denilmektedir. Yayılma, kan dolaşı ve lenf yoluyla olmaktadır. Metastazlar, akciğer, karaciğer ve lenf bezlerinde daha çok görülmektedir. Kötü huylu tümörler bulunduğu bölgeden, kapsülleriyle birlikte tamamen çıkarılsa da tekrar nüksederek yeniden aynı yerde gelişirler.İyi huylu tümörler, kötü huyluya dönüşme ihtimali de söz konusudur. İyi huylu tümörlerin, ne zaman kötü huyluya dönüşeceği konusunda bir şey söylenemese de, iyi huylu tümörlerin hangi çeşitlerinin kötü huyluya dönüşme meyillerinin yüksek olduğu belirtilebilmektedir.İnsan vücudunda tümörün ortaya çıkmasında genetik yapı ve çevresel etkenler küçük paya sahiptir. Bunların dışında yaşam tarzı önemli bir paya sahiptir. Çünkü; sigara, alkol kullanmak, aşırı kilolu olmak gibi değiştirme olanağı insanın kendi elinde olan etkenler, insanın yapısında pasif halde bulunan tümör hücrelerini aktif hale getirmektedir. Bu nedenle, aşağıda maddeler halinde sıralanan konularda dikkatli olunursa tümörün ortaya çıkma riski bir nebze olsun azaltılabilir;brain-tumor-symptoms-headache* Sigara kullanmamak,* Sağlıklı bir vücut ağırlığını korumak,* Alkol kullanmamak,* Sağlıklı ve dengeli bir diyet,* Aktif olmak,* HPV gibi belirli bazı enfeksiyonlardan korunmak,* Güneşten korunmak,* Tüketilen gıda maddelerinin içeriği hakkında bilinçli ve dikkatli olmak,* İş yerinde kimyasallar ile çalışılıyorsa, daha dikkatli ve titiz davranmak.Kaynakça: www.wikipedia.orgYazar: Çiğdem Aydınhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/kansere-neden-olan-tumorler

Ağaçların Yaşı Nasıl Hesaplanır ?

Ağaçların Yaşı Nasıl Hesaplanır ?

Ağaçların yaşı ve yaşamları boyunca ne gibi badirelerden geçtiği, otopsi yöntemiyle belirlenebilmektedir. Bu otopsi işlemi, insanlara yapılan otopsi gibi düşünülebilir. Tek farkı, ağaçların hayatı gövdelerinde yer alan halkalara kaydedilir. Bu halkalar okunarak, ağaçlar hakkındaki bilgiler elde edilir. Bu olayla uğraşan bilim dalına ise, Dendroknoloji adı verilmektedir.  Ağaçların kök, gövde vedalarında çeşitli halkalar meydana gelmektedir. Bu halkalar ağacın var olduğundan beri ağaçta yer alır ve daire şeklindedir. Ağaçta yer alan bu halkalar sayesinde ağacın yangına, çığa, şiddetli rüzgara ya da böcek istilasına uğrayıp uğramadığı anlaşılabilmektedir. Daha da ilginci ise bu tür olaylar yaşandıysa, bu olayların hangi yıllarda gerçekleştiği bile bu halkalar sayesinde öğrenilebilir. Daire biçimindeki halkalar, ağacın sürekli kaydını tutan bir bellek gibi düşünülebilir. Ağaçların enine kesitinde yer alan halkalar sayesinde, ağaçların büyüme miktarları, yaş, odun tipi, budanıp budanmadığı, yara alıp almadığı, çatlaklar, hayvanların vermiş olduğu zararlar, zararların kapatılma biçimleri, reçine kanalları gibi bilgiler çok kesin bir biçimde elde edilebilmektedir.Ağaçların Yaşını Belirleyen Yıllık HalkalarAğaçlarda oluşan halkalar, bağlı bulundukları mevsim şartlarıyla doğrudan alakalıdır. Mevsimsel farklılıkların yer aldığı bölgelerde, büyüme sürekli değildir. Bu bölgelerdeki büyüme eylemi, ilkbaharda hızlı bir şekilde olurken, yaz mevsiminde bu hız azalır. Böylece büyüme hızı farkı meydana gelir. Hızlı büyümede odun halkaları açık renkli oluşurken, yaz mevsiminde bu halkalar koyu renkli oluşmaktadır. Yani ağaçta bir açık, bir koyu renkli halka bulunur. Bu halkalara yıllık halkalar adı verilir ve bir yıllık büyümeyi ifade ederler. Yıllık halkaların sayısı ise, ağacın yaşını verir.Yıllık Halkalar Sayesinde Belirlenen Diğer ÖzelliklerYıllık halkalar, öncelikle ağaçların yaşını belirlemek için kullanılır. Fakat bu yıllık halkalardan, daha birçok bilgi elde edilebilmektedir. Yıllık halkalardan;*Geçmişte meydana gelmiş olan erozyon hızının belirlenmesi*Geçmişte yaşanş iklim değişiklikleri*Arkeolojik kalıntıları tarihleme*Önemli orman yangınlarının tarihini belirleme Bu tür bilgilerin elde edilebilmesi, doğa olayların ağaçlara bir şekilde etki etmesi yoluyla olmaktadır.Doğa olaylarının ağaçlara etkileri, yıllık halkaların şekil değiştirmesine yol açar. Her olay, bu halkalara değişik şekillerde etki eder ve bu etkiler bu bilgilerin elde edilmesini sağlar.İklim Olaylarının Tarihlendirilmesi: Ağaçlar, yıllara göre değişen sıcaklık ve yağış değerlerinden oldukça etkilenmektedir. Bu değişimler, yıllık halkalardaki aralıkları değiştirir.Çığ Olayların Tarihlendirilmesi: Çığ gibi doğa olaylarında yuvarlanan kayalar, ağaçlara çarparak yara meydana getirir. Çığ nedeniyle oluşan yaralar, daha sonradan yıllık halkalarda izler bırakır. Ağaçta meydana gelen yara kapatılmaya çalışılır ve odun üretilir. Sonra yaradan alınan kama şeklindeki bir kesitten alınan halkalar sayılarak, çığın meydana geldiği tarih belirlenmiş olur.Volkanik Olayların Tarihlendirilmesi İşlemi: Volkanik patlamalar sonucunda akan lavlar ağaçların kömürleşmesine neden olmaktadır. Bu olayda, ağaç gövdelerindeki yıllık halkalarda dar kesitler meydana gelir. Bu dar halkalar, volkan patlamalarının kanıtı olarak değerlendirilir.Depremlerin Tarihlendirilmesi:  Ağaç halkalarından deprem ve tarihlerinin belirlenmesi, oldukça güç ve zordur. Bunu uygulamak için, deprem bölgesinde yer alan ağaçların incelenmesi gerekir. Depremler, yıllık halkalarında çok ani daralmalar meydana getirmektedir. Bu daralmanın nedeni ise, deprem sırasında oluşan hidrolojik olaylardır.Arkeolojik Tarihlendirme İşlemi: Bu işlem, bazı arkeolojik yapıların tarihlendirilmesinde kullanılan bir işlemdir. Anadolu’da antik ve tarihi kentlerde oldukça kullanılmaktadır. Bu tür belirlemeler genellikle kesilmiş ağaçlar aracılığıyla olmaktadır. Fakat, ağaçlar kesilmeden de ağaç halkalarından bilgiler elde edilebilmektedir.Yaşayan Ağacın Yaşının BelirlenmesiYaşayan canlı haldeki ağacın yaşı da, artık belirlenebilmektedir. Bu belirleme işlemi, Artım Burgusu adı verilen bir alet aracılığıyla gerçekleşir. Bu alet daha çok, orman mühendislerinin işine yaramaktadır. Artım Burgusu adı verilen alet, ağacın 1.30 metre yüksekliğindeki gövdeye sokulmaktadır. Bu işlemin ardından, bir yaş halkası çubuğu alet yardıyla dışarı çıkarılır. Bu çubuk, ağacın yıllık halkalarının çok kolay ve rahat bir şekilde sayılmasına olanak sağlamaktadır. Bu işlem kısaca böyle gerçekleşmektedir. İşlemde daha birçok teknik ayrıntı bulunmaktadır. Dünya üzerinde yaşı sayılan en yaşlı ağaç, Kaliforniya bölgesinde yetişmiş olan bir çam ağacıdır. Ve bu ağaç, tam 4900 yaşındadır. Fakat bu ağaç,  şu anda yaşamamaktadır.Yazar: Erdoğan GÜLKaynak: http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/agaclarin-yasi-nasil-hesaplanir

Telefonunuz İçin Popüler Müzik Uygulamaları

Telefonunuz İçin Popüler Müzik Uygulamaları

Müzikseverler her zaman yeni ve trend müziklerin takipçisi olurlar. Birçoğumuz en sevdiğimiz müzikleri akıllı telefonlarızda taşırız. Ama eğer her zaman dinlediğiniz eski müziklerden sıkıldıysanız, bu yeni akıllı telefon uygulamaları tam size göre! *Soundrop : Soundrop progra sayesinde, belirli bir türün en popüler şarkılarından oluşan bir liste ve odalara ulaşmanız mümkündür. Aynı müzik listelerinden ve çeşitlerinden oluşan bu odalara arkadaşlarınızı davet edebilir, sizinle aynı müzik zevkine sahip insanlarla tanışabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.soundrop.android iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundrop.fm/id490113863?mt=8   *Pandora : En popüler müzik keşif uygulamalarından biri olan Pandora, size kendi hesabınıza giriş yaparak kişiselleştirilmiş radyo istasyonları oluşturmanıza izin verir. Bu istasyonları web, TV, ya da yolda dinleyebilirsiniz. Pandora’da çok nadir bulunan müzik kayıtlarını da bulabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.pandora.android iOS için : https://itunes.apple.com/en/app/pandora-radio/id284035177?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/872/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/pandora/de2df279-485d-49bb-b53e-3f6a2a9401c1 *Songza : Songza uygulaması kendi moduna, yaşına, belirli bir etkinliğe veya ruh haline göre dinlenicek şarkı listelerine ulaşmanızı sağlar. Sadece hoşunuza giden başlığı bulunan listeyi seçin ve dinlemeye başlayın. “The Music Concierge” özelliği ile anınıza uygun müziği bulur. Bu listeleri Facebook, Twitter gibi sosyal ağlar üzerinden paylaşmanıza olanak verir. Ücretsizdir. iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/songza/id453111583?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/21872020/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/songza/94fcd6ff-dd5a-4978-832b-f35a3a1c0914 *Soundwave : Bu müzik keşif uygulaması, sevdiğiniz müzik listelerini anında paylaşmanıza olanak sağlar. Sevdiğiniz şarkıları elle yüklemenize gerek yoktur. Soundwave otomatik olarak en sevdiğiniz müzikleri eşitler(syncs) ve dünya genelinde arkadaşlarınızla paylaşmanızı sağlar. “Müzik Map” özelliği ile, sadece belirli bir bölgedeki popüler şarkıları bulabilirsiniz. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=me.soundwave.soundwave iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundwave-music-discovery/id623353909?mt=8 *Spotify : Spotify uygulamasını kullanmanız için, herhangi bir üyelik girişi yapmanız gerekmez. Size anında dinleyebileceğiniz milyonlarca şarkıya erişim yapmanızı sağlar. Eğer radyoda sevdiğiniz bir müzik çalıyorsa, tek bir tık ile bunu kaydetmenize olanak sağlar. Premium Üyelik ise size çevrimdışı olarak müziklerinizi dinlemenize olanak tanır. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.spotify.mobile.android.ui&hl=en iOS için : https://itunes.apple.com/en/app/spotify/id324684580?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/118611/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/spotify/10f2995d-1f82-4203-b7fa-46ddbd07a6e6 *Shazam : Günümüzün en popüler müzik uygulamalarından biri olan Shazam, dinlediğiniz müziği tanır ve ona benzer türdeki şarkıları önerir. iTunes üzerinden bu şarkıları satın almanıza, Youtube üzerinden dinlemenize olanak sağlar. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.shazam.android iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/shazam/id284993459?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/933/?countrycode=US&countrycode=TR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/shazam/2f8d5271-2b81-e011-986b-78e7d1fa76f8 *Deezer : Deezer müzik uygulaması size tema tabanlı yada sanatçı bazlı radyo kanallarına ulaşabilirsiniz. Eğer bilgisayarınızda muhteşem bir müzik koleksiyonunuz varsa, bunu hesabınıza yükleyebilirsiniz. Premium üyelik ile çevrimdışıyken de müzikerinizi dinlemenize olanak sağlar. Ücretsizdir. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=deezer.android.app iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/deezer/id292738169?mt=8 Blackberry için : http://appworld.blackberry.com/webstore/content/4624/?countrycode=US&countrycode=FR&lang=en Windows Phone için : http://www.windowsphone.com/en-us/store/app/deezer/abf78126-7301-e011-9264-00237de2db9e *Twitter #Music : Bu uygulama sadece iTunes için mevcuttur. Çeşitli tweetler ile önerilen şarkıları dinleyebilirsiniz. Yeni sanatçılar tarafından oluşturulan müzik parçalarını da bu uygulamayı kullanarak dinleyebilirsiniz. Eğer iTunes yoksa, siz de Spotify üzerinden bu parçaları dinleyebilirsiniz. Ücretsizdir. iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/twitter-music/id625541612?mt=8 *SoundHound : Dinlediğiniz müziği tanır ve sizin için kategorize eder. Bu şarkıları çevrimiçi satın alabilir, şarkı sözlerini okuyabilirsiniz. Eğer şarkıyı rıldansanız bile, uygulama otomatik olarak hangi şarkı olduğunu algılayacaktır. Android için ücretsiz, iOS için 6.99 dolardır. Android için : https://play.google.com/store/apps/details?id=com.melodis.midomiMusicIdentifier.freemium iOS için : https://itunes.apple.com/us/app/soundhound/id284972998?mt=8 Yeni müzikleri keşfetmek için size birçok uygulama yardımcı olabilir. Sosyal ağ sitelerinde en sevdiğiniz parçaları paylaşabilir ve arkadaşlarınıza da bu şarkıları dinletebilirsiniz. Kaynakça: http://www.buzzle.com/articles/best-apps-to-discover-new-music.html Yazar: Tülay Arsoy http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/telefonunuz-icin-populer-muzik-uygulamalari

Mehmed Vahdeddin (1918 - 1922)

Mehmed Vahdeddin (1918 - 1922)

Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü. Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu için serbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultan İkinci Abdülhamid, saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi, ona hep değer verdi ve onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat yaşadı. Sultan Mehmed Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakştı. Az konuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkat kesilirdi. Sultan Mehmed Reşad, padişah olduğu zaman, yaş bakından Sultan Mehmed Vahdeddin'den daha büyük olan Sultan Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht idi. Yusuf İzzeddin'in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi. Veliaht olarak bulunduğu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında Mustafa Kemal de bulunudu. Sultan Mehmed Reşad'ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padişah oldu.

http://www.ulkemiz.com/mehmed-vahdeddin

Prof.Dr. Bahtiye MURSALOĞLU

Prof.Dr. Bahtiye MURSALOĞLU

1918'de Bolu'da doğan Bahtiye Hoca Hanımefendi (o zamanki adıyla Bahtiye KOLLU), ilk ve orta öğrenimi burada tamamladıktan sonra 1935'te Ankara’daki Yüksek Ziraat Enstitüsü’ne başladı. Hem ruhu, hem de bedeni spora çok yatkındı ama teniste Türkiye Şampiyonlukları alacağını, Türk sporunun en başarılı kadın sporcularından biri olacağını o yıllarda aklının ucundan bile geçiremiyordu.Ankara’da spor yapma olanakları kısıtlıydı. Ancak, Yüksek Ziraat Enstitüsü farklı bir okuldu. Eğitim sırasında, spor kültürüne, sporun bir yaşam tarzı olmasına büyük önem veriliyordu. 1933 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldığında, öğretim üyelerinin tümünü Alman profesörler oluşturuyordu. Okulda son derece disiplinli bir eğitim uygulanıyordu. Spor etkinlikleri, doğrudan doğruya rektörlüğe bağlı bir “Beden Terbiyesi Enstitüsü” tarafından yönetilmekteydi. Sporla ilgili derslerin çoğu, Alman Rektör Herbert Riedel tarafından veriliyordu. 4 yıl boyunca, haftada en az iki saat spor derslerine ve uygulamalarına katılmak gerekiyordu. Bu derslerden geçer not alamayanlara diploma verilmiyordu.Bahtiye hanım, hem derslerinde, hem de spor etkinliklerinde okul standartlarının üzerinde başarılar gösteriyordu. İlkbaharla birlikte tenis oynuyor, ata biniyor, kış aylarında ise kapalı kort olmadığı için kış sporları yapıyordu. Bahtiye hanım, okuldaki Alman hocalarla tenis oynayarak vuruşlarını geliştiriyor ve Almanya’dan getirttiği kitaplardan da teorik bilgiler ediniyordu. İstanbul Erenköy Kız Lisesi’nde Fransızca öğrenen Bahtiye hanım, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde de Almanca ve İngilizce öğreniyordu.Bahtiye hanıma, ablalarının ve kardeşinin de yardıyla tenis kıyafetleri dikildi. Bu arada, okuldan arkadaşı Rauf bey ile evlenen Bahtiye hanım, Musluoğlu soyadını aldı. Bu soyadı ile ünlenecek Bahtiye Musluoğlu ve eşinin en büyük zevkleri, boş zamanlarında birlikte spor yapmaktı. Musluoğlu, tenis oynadığı yıllarda, Ankara’da rakipsizdi. Çoğu kez, antrenmanlarını bile erkek tenisçiler ile yapıyordu. 1939 yılında Yüksek Ziraat Enstitüsü’nden mezun olan Bahtiye hanım, tenis turnuvalarına daha çok zaman ayırmaya başladı. İlk başarısını da 1941 yılında Ankara Bölge birincisi olarak aldı. Bahtiye Musluoğlu, 12 yılda 10 kez Ankara birincisi oldu. Karışık çiftlerde ise , Fehmi Kızıl, Celasin Lüy, Vedat Abut, Şefik Fenmen, Suat Baykurt, Engin Balaş ve Erol Bolel ile 9 yılda toplam 8 kez birincilik kupası aldı. Türkiye şampiyonalarında ise durum farklıydı.1940’lı yılların başından itibaren, kadınlarda tenisin yenilmez ismi Mualla Gorodetzky idi. Bahtiye Musluoğlu, Türkiye Birinciliğinde yıllarca Mualla Gorodetsky ile final mücadelesi yaptı. 1947 yılına kadar, Türkiye Birincisi Gorodetzky idi.Musluoğlu, ilk Türkiye Birinciliği’ni, 1948 yılında kazandı. Erkeklerde, Türkiye Birinciliği’nin Fehmi Kızıl, Şefik Fenmen, Enes Talay, Suzan Gürel ve Nazmi Bari arasında el değiştirdiği yıllarda, kadınlar şampiyonluğunda Bahtiye Musluoğlu rakipsizdi. Musluoğlu, 5 Türkiye Birinciliğinden ikisini, finalde Gorodetzky’i, diğerlerinde Gönül Erk, İfakat Mergen ve G. Gönenç’i yenerek elde etti. Bahtiye Musluoğlu, Türkiye Birinciliğinde karışık çiftlerde de 4 şampiyonluk kazandı. 1948 ve 1950 yıllarında Enes Talay ile, 1951’de Suat Baykurt ile, 1952’de de Engin Balaş ile şampiyon oldular. Turnuvalara, 1947 yılından itibaren, doktor unvanını alan bir akademisyen olarak katılan Musluoğlu, İstanbul Enternasyonal Tenis Turnuvası’nda şampiyon olan ilk Türk tenisçi olma başarısını gösterdi. Bahtiye Musluoğlu, 1947 yılında, teklerde şampiyon olurken, karışık çiftlerde de sır’lı Coen ile birinci oldu. Musluoğlu’nun, İstanbul’da tanınş İngiliz oyuncular Curry ve Scott’u, İtalyan Manfred’i yenişi, popülaritesini arttırdı.Bahtiye hanım, yalnız teniste değil, kayakta da Türkiye Birinciliklerine imza attı. Binicilik, atıcılık, buz pateni, hokey, yaptığı sporlardandı. Musluoğlu, 13 yıl süren ilk evliliğinden sonra, 1953 yılında ikinci evliliğini yaptı ve sonra da tenise veda etti. Rıfat Mursaloğlu ile yaptığı ikinci evliliğinden bir kız çocuğu olan Bahtiye hanım, 1965 yılında Fen Fakültesi’nde profesör oldu. 1953 yılından sonra akademik çalışmalarına ağırlık veren Mursaloğlu, çeşitli idari görevlerde bulundu, çeşitli projelerde çalıştı. Bahtiye Mursaloğlu, akademik çalışmalarının yanı sıra, Musluoğlu soyadıyla Türk Spor Tarihi’nin unutulmazları arasında yer alarak 1999 yılında hayata veda etti. İngilizce, Almanca ve Fransızca bilen Bahtiye Mursaloğlu, bir çocuk (Prof.Dr. Burçin Erol-Hacettepe Üniv.) annesidir. Merhum Prof.Dr. Salih DOĞRAMACI (Ondokuz Mayıs Üniv.), merhum Prof.Dr. Metin AKTAŞ (Gazi Üniv.), merhum Doç.Dr. Neşet ŞİMŞEK (Selçuk Üniv.) ve emekli Prof.Dr. Erkut KIVANÇ (Ankara Üniv.), yetiştirdiği öğrencilerinden bazılarıdır. İdari Görevler 1967-69 Ankara Üniversitesi Senato üyeliği 1972-85 Türkiye Tabiatý Koruma Derneği Bilim Kurulu Üyeliği 1976-82 Fırat Üniversitesi,Fen Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği ve Biyoloji Bölümü Başkanlığı 1978-85 International Theriological Congress Yürütme Kurulu Danışman Üyeliği 1982-85 Ankara Üniversitesi,Fen Fakültesi Fakülte Kurul Üyeliği, Yönetim Kurulu Üyeliği, Biyoloji Bölüm Baþkanlığı Biyoloji Redaksiyon Komitesi Başkanlığı Ankara Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyeliği Üye Olduğu Dernekler Ankara Dağcılık, Kayak ve Kış sporları İhtisas Kulübü ve Derneği 1944 Kurucu üyelerinden idi. Mammalogical Society of USA Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Türk Biyoloji Derneği Yayınlar/Publications 1947 “Körfare ile Köstebek nasıl ayırt edilir” Çiftçi Mecuması 27:86-88. 1948 “Körfare ile savaş” Çiftçi Mecuması 30: 174-76. 1955 “Ankara çevresindeki körfarelerin biyolojisi ve bunlarla savaþ usulleri” I-III 116 Ankara Üniv Basımevi. 1957 “Untersuchungen über Biologie von Messer semirufus Andr. var. concolar Em. Aus Könersammelnden Ameisen. “Comm. Fac. Sci. Univ. Ankara Ser. C, 8: 8-94. 1958 “Küçük karaciğer [kelebeği] Dicrocoeloum dendrtiom’unun hayati devresindeki son ara konakçı karıncalar” Türk Biol Derg 8:77-79. 1961 “A Syntype of Peromyscus Maniculatus Nebrascensis (Coues). The Biological Society of Washington, . 74:101-104 May 19. ABD 1961 “Geoeraphic variation in the Harvest Mouse, Reithrodontomys megalotis on the Central Great Plains and in adjacent Regions” Univ of Kansas Publ. 14;9-27 ABD. 1963 “Tavşan derilerinin hazırlanmasında yeni bir metod” Sydney Anderson J. Mamm 42:409-10 B. Mursaloğlu (Çeviri) Bit. Kor. Bült 3:68-70. 1964 “Occurance of the Monk Seal on the Turkish Coasts” J Mammal 45: 316-18. May 20. 1964 “Türkiye’nin azalan memeli hayvanları” Türk Biol Derg 14:65-70. 1964 “Körfare Spalax kapanları” Bit Kor Bült 4: 7-17. 1964 “Statistical significance of secondary sexual variation in Citellus citellus (Mammalia:Rodentia) and a new subspecies of Citellus fron Turkey”, Comm Fac Sci Univ Ankara Ser. C. 9:252-273. 1964 “Memeli hayvanlar baş iskeletlerinin temizleme metodlarında karşılaştırmalı denemeler” Bit Kor Bült 4:116-19. 1965 “Bilimsel araştırmalar için omurgalı numunelerinin toplanması ve hazırlanması” Ankara Üniv Basımevi Hall, E.R. Collecting and preparing study specimens,1962 Mayýs 21 Çeviri. 1965 “Geographic variation in Citellus citellus (Mammalia Rodentia) in Turkey Comm Fac Sci Univ Ankara ser C 10: 78-109 Ağustos 15. 1968 “Türkiye Araptavşanları, Allactaga’nın sistematik revizyonu” TUBITAK II. Bilim Kongresi Tebliğ Özetleri s:54. 1970 “Türkiye’de Yaban Hayatı” Türk Tabiat Korum Cem Yay No. 16:1-16. 1971 “Türkiye memeli faunasında yeni kayıtlar” TUBITAK III. Bilim Kongresi Tebliğ Özetleri S 1. 1973 “Türkiye’de Yaban Hayatı ve Sorunları” Türk Tabiat Kor Dern Yay 13: 33-37. 1973 “Türkiye’nin Yabani Memelileri” TUBITAK IV. Bilim Kongresi Tebliğ Özetleri s:1-10. 1973 “New Records for Turkish Rodents (Mammalia) Comm Fac Sci Univ Ankara Ser C. 17:213-19. 1975 “Türkiye Susıçanları (Arvicola) Coğrafik variasyonları” TUBİTAK V. Bilim Kongresi Tebliğleri s.353-68. Ankara. 1977 “Türkiye Spalax’larýnda (Mammalia: Rodentia) Sistematik Problemler” TUBİTAK VI. Bilim Kongresi Tebliğleri s: 83-92. 1978 “The Taxanomic status and distribution of Spalax (Rodentia) in Turkey” II. International Theriological Congress Abstract. Bruno, Çekoslovakya. 1980 “Kıyılarızdaki fokların Monachus monachus bugünkü durumları” TUBITAK VII. Kongre Tebliğleri 1981 “The recent status and distribution of Turkish Furbeares” Worldwide Furbearer Conference Proc. I:86-94 ABD. 1981 “Türkiye’de Sumaymunu Myocastor coypus kürkü işletmeciliği” Biyol. Kong. Tebliğ Özetl Atatürk Üniv Fen Fak Yay s:1. 1981 “Ayı balığında, Monachus monachus, yavru-ana ve çevre ilişkileri” I. Ulusal Deniz ve Tatlısu Araştırmaları Kong Bildiri Özetleri s:40. 1982 “Türkiye Deniz Memelileri” TUBITAK Bilim Kongresi VII: 241-44. 1984 “The Mediterranean seals” Newspot Turkish Digest p.8 Ankara 20 April. 1984 “Monk Seal Conservation in Turkey”WWF Monthly Report 97-100, May. 1984 “The Survival of Mediterranean Monk Seal, Monachus monachus, pup on the Turkish coast” Proc of the II. International Conference 5-6 October. La Rochelle, France Suppl. pp. 41-47 1984 “Ege kıyılarındaki son Akdeniz Foklarının Monachus monachus, yaşama şansları "Ege Denizi ve civarı kıyılarını koruma Simpozyumu 28-29 Kasım İzmir. 1986 “Pup-mother environmental relations in the Mediterranean Monk Seal, Monachus monachus (Herman 1779) on Turkish coasts” 3rd International Congress, Helsinki, Abstr. 267. 1988. How to Save the Monk Seal, Commun. Fac. Sci. Univ. Ankara, Series C. Vol.6, pp.227-233. 1992. Biology and Distribution of the Mediterranean Monk Seal Monachus monachus on Turkish Coasts, Council of Europe Conservation of the Mediterranean Monk Seal, Technical and Scientific Aspects. Antalya, Turkey. May 1991, pp. 54-57. KAYNAK: bahtiye-mursaloglu.blogspot.com/2010/03/...er-fahra-akaler.html Fotoğraf: Cem Orkun KIRAÇ Türkiye'de Biyolojik Çeşitlilik

http://www.ulkemiz.com/prof-dr-bahtiye-mursaloglu

Barış Manço Kimdir

Barış Manço Kimdir

Mehmet Barış Manço (2 Ocak 1943; Üsküdar, İstanbul - 1 Şubat 1999; Kadıköy, İstanbul), Türk şarkıcı, besteci, söz yazarı ve TV progra yapımcısı. Türkiye'de rock müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucuları arasında sayılır. Müziğe başlangıcı Galatasaray Lisesi'nde oldu. Yüksek öğrenimini Belçika Kraliyet Akademisi'nde tamamladı. Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Arapça, Bulgarca, Flemenkçe, Almanca , Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca ve Yunanca olarak yorumlandı. Hazırladığı televizyon prograyla Dünya'nın pek çok ülkesine gitmiş, bu nedenle "Barış Çelebi" olarak adlandırılştır. Barış Manço 1991 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı Unvanı'na layık görüldü.Devlet konservatuarı klasik Türk sanat müziği hocası, sanatçısı ve yazar Rikkat Uyanık ve Hakkı Manço çiftinin ikinci çocuğu olan Mehmet Barış Manço 2 Ocak 1943 tarihinde Üsküdar Zeynep Kâmil Hastanesi'nde doğdu. II. Dünya Savaşı yıllarında doğduğu için ailesi Mehmet Barış adını verdi. Oğlu Doğukan Manço katıldığı bir söyleşi de "Babam 1943'te İstanbul'da doğdu ve Türkiye'de ilk Barış ismini aldı, esasında isim babası. Barış ismi, 1941'de dünya savaşlarının ardından barışa duyulan özlemden doğdu. Amcam da 41 doğumludur, savaşın başlangıç tarihi. Ancak 1941 yılında baban hiç görmediği amcası Yusuf vefat etmiş, lakabı Tosun Yusuf imiş. Bunun verdiği hüzünle Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço koymuşlar adını. Babam ilkokula başladığı zaman da Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço'yu nüfus kaydından sildiriyorlar sadece Mehmet Barış Manço ismi kalıyor" açıklamasıyla babasının Türkiye'de ilk Barış isimli kişi olduğunu ve adının Tosun Yusuf Mehmet Barış Manço olduğunu söylemiştir. Dört çocuklu ailede Savaş, İnci ve Oktay adlarında üç kardeşi vardı. Konservatuardaki çalışması sırasında Zeki Müren'in de hocalığını yapan Rikkat Uyanık daha sonraları Barış Manço'yla beraber televizyon programlarına da katıldı, şarkı söyledi. Aile kökenleri İstanbul'un fethinden sonra Konya'dan Selanik'e göç etmiş ve savaş yıllarındaki zorluklar nedeniyle I. Dünya Savaşı sırasında İstanbul'a göç etmişti. Üç yaşındayken anne babasının ayrılığından sonra Barış Manço, babası ile yaşamaya başladı. Babasıyla birlikte sık ev değiştirdi ve Cihangir'de, Üsküdar'da, Kadıköy'de ve kısa bir süre için Ankara'da yaşadı. İlkokula abisi Savaş ve ailenin en küçük ferdi olan kız kardeşi İnci'nin de okuduğu Kadıköy Gazi Mustafa Kemâl İlkokulu'nda başladı. 4. sınıfı Ankara Maarif Koleji'nde okudu ve ilkokulu Kadıköy'deki başladığı okulda tamamladı. Yatılı olarak Galatasaray Lisesi'nin orta bölümüne devam etti. 1957'de amatör olarak müzikle ilgilenmeye başladı. 4 Mayıs 1959'da babasının ölümü üzerine Galatasaray Lisesi'nden ayrılarak, eğitimini Şişli Terakki Lisesi'nde tamamladı.1957'de amatör olarak müzikle ilgilenmeye başlayan Manço, 1958 yılında ilk grubu Kafadarlar grubunu kurdu. Ortaokul yıllarında kurulan bu grup rock'n roll coverları yaparken, Barış Manço'da ilk bestesi Dream Girl'ü bu dönemlerde yaptı ve Ankara'da küçük bir müzik ödülünün de sahibi oldu. İkinci grubu Harmoniler'de yine Galatasaray Lisesi'ndeki arkadaşları vardı. 1959'da Galatasaray Lisesi konferans salonunda ilk konserini verdi.Barış Manço ve Harmonilerin ilk 45'likleri Grafson şirketinden 1962 yılında yayınlandı. Barış Manço, Harmoniler ile 3 tane 45'lik yaptı. Bu 45'likler 1962 yılında yayınlanan Twistin Usa / The Jet ile Do The The Twist / Let's Twist Again ve 1963 yılında yayınlanan Çıt Çıt Twist / Dream Girl idi. Manço, liseyi bitirdikten sonra Türkiye'den ayrılıp Belçika'da öğrenim hayatını sürdürmek isteyince Harmoniler dağıldı.Barış Manço, 1963 yılının Eylül ayında Belçika Kraliyet Akademisi'nde yüksek öğrenim görmek için Türkiye'den ayrıldı ve Belçika'ya gitmeden önce karayoluyla bir kamyonla Fransa'nın başkenti Paris'e giderek daha önce konuştuğu ünlü Fransız şarkıcı Henri Salvador'la buluştu. Henri Salvador Barış Manço'nun Fransızcasını ve fazla kilosu nedeniyle dış görünüşünü yetersiz buldu ve anlaşma yapamayan Manço, Belçika'daki abisi Savaş Manço'nun yanına gitti. Belçika Kraliyet Akademisi'nde resim, grafik ve iç mimarlık eğitimi görürken bir yandan da garsonluk, otomobil bakıcılığı işlerinde çalıştı. Bu sırada Belçikalı şair André Soulac ile tanıştı. Soulac sayesinde Fransızcasını ilerletti ve yaptığı besteleri değerlendirme imkânı buldu. Soulac, Manço'nun bestelerine söz yazdı.1964'te müzik hayatına devam etmek isteyen Barış Manço Rigolo plak şirketiyle anlaşarak "Jacques Danjean Orkestrası" ile beraber çalışmaya başladı. Twist'ten Rock and Roll'a dönen Barış Manço'nun kayıt şartları da iyileşmiş oldu. 1964'ün Eylül ayında dört şarkılık Fransızca iki EP çıkardı. ilk EP'de Baby Sitter ve Quelle Peste, diğer EP'de Jenny Jenny ve Un auire amour que toi şarkıları yer aldı. Plakların başarısı sonucu Fransız radyosunda yayınlanan "Salut les copins" adlı pop müzik içerikli bir programa konuk oldu. Bu EP Türkiye'ye geldiğinde radyocular Manço'yu Fransız bir sanatçı olarak düşünüp sundular.12 Ocak 1965'te Fransa'da, Paris'in dünyaca ünlü en eski konser salonu Olympia'da Salvatore Adamo ve France Gall'den önce sahne alarak kendi bestesi olan Babysitter'ı daha sonra Jenny Jenny, Quelle Peste, Un autre Amour que toi ve Je veux savior adlı Fransızca ve ingilizce şarkılarını söyledi. Manço'nun sahne performansı Henri Salvador tarafından tebrik edildi. Aynı yıl Liège'de "Golden Rollers" adlı bir grupla konser verdi. 1966'da ise bir festivalde "The Folk 4" grubu ile Türk müziğinden örnekler sergileyerek dikkat çekti. Ancak Fransız bir müzisyenin Barış Manço'nun aksanını beğenmediği için onun plağının çalınmasını yasaklaması Barış Manço'yu derinden etkiledi ve Avrupa kariyerini sona erdiren nedenlerden biri oldu. Aynı yıl "L'Alba" adlı bir grup Barış Manço ve André Soulac tarafından yazılan ilk parçayı seslendirdi.1966'da Olympia'daki konser sırasında vahşi kedi anlana gelen "Les Mistigris" adlı Belçikalı grupla tanıştı ve onlarla çalmaya başladı. Grupla beraber Fransa, Belçika, Çekoslovakya, Belçika, Almanya ve İsveç'te konser verdi. Sahibinin Sesi şirketiyle anlaşan Barış Manço, Les Mistigris ile birlikte 1966 yılında II Arrivera / Une Fille ve Aman Avcı Vurma Beni / Bien Fait Pour Toi 45'liklerini çıkardı. 1967'de Hollanda'da geçirdiği bir kaza yüzünden dudağında bir yarık oldu ve bıyık bırakmaya başladı.1967 yılının yaz aylarında yine Les Mistigris ile Türkiye'ye gelen Manço As Klüpte de bir konser verdi. Manço'nun Les Mistigris ile yaptığı son kayıtlar, 1967 sonlarına doğru bir EP'de toplanarak piyasaya sürüldü. Bu EP'de sonradan Kol Düğmeleri olarak bilinecek olan ve Manço'nun ilk Türkçe bestesi Bizim Gibi'nin yanı sıra Big Boss Man, Seher Vakti, Good Golly Miss Molly adlı şarkılar yer alıyordu. Ancak vize problemleri, yasal sorunlar ile uğraştıkları için Barış Manço ve Les Mistigris'in yolları ayrıldı. Türkiye'deki ilk psychedelic rock şarkıları Manço ve Les Mistigris grubuna aittir.Barış Manço Les Mistigris ile ayrıldıktan sonra 1968 başında Kaygısızlar grubu ile çalışmaya başladı. Genç gitaristler Mazhar Alanson, Fuat Güner, baterist Ali Serdar ve bas gitarist Mithat Danışan'dan oluşan grup daha önceden kendi konserlerini veren genç bir gruptu. Barış Manço'nun Kaygısızlar ile birleşmesi üzerine İngilizce olan parçalar eski haliyle bırakılmak üzere Türkçe eserler Kaygısızlar eşliğinde yeniden kaydedilerek yayınlanacaktı. Barış Manço'nun Sayan'dan çıkardığı bu ilk plakta Bizim Gibi adlı şarkı Kol Düğmeleri olarak yeniden kaydedilecekti.Barış Manço ve Kaygısızlar'ın Sayan'dan çıkardığı, Kol Düğmeleri / Big Boss Man / Seher Vakti / Good Golly Miss Molly parçalarını içeren bu ilk plak 1968'de yayınlayıp oldukça geniş bir popülarite elde etti. Manço'nun Liege kentinde eğitimine devam etmesi nedeniyle yaz aylarında bir araya gelebilen topluluk üçüncü 45'likleri Bebek / Keep Lookin'le birlikte psychedelic öğeleri Anadolu'nun mistizmiyle birleştirerek vermeye başladılar. Günümüzde yaygın algılanışı manevi değerlere zarar vermeyen bir popülist olan Manço, 68 yılında şarlatan, ukala bir beatnik olarak lanse ediliyordu. Barış Manço ise Kaygısızlar'la "Trip / Karanlıklar İçinde", "Kirpiklerin Ok Ok Eyle / Ağlama Değmez Hayat", "Kağızman / Anadolu", ve Paris'te doldurulan "Flower of Love / Boğaziçi" plaklarını yaptı. Psychedelic tınıların içerisine serpiştirdiği doğu müziğiyle kendine özgü bir east & west soundu oluşturdu. Aralıklarla plak çıkaran grup hem Anadolu temalarına, hem de doğu motiflerine yakınlığı ile bilinen yavaş yavaş yükselmekte olan psychedelic müzik akından etkilendi. Barış Manço'nun Kaygısızlar ile yaptığı 45'liklerden Ağlama Değmez Hayat 1969 yılında 50.000'in üstünde satış yaparak Manço'ya ilk altın plağını kazandırdı. Manço, 1969 Haziran'ında Belçika Kraliyet Akademisi'ni birincilikle bitirdi ve İstanbul'a nişanlısı ile döndü.1969 yılı sonunda Kaygısızlar ile yollarını ayıran Manço. 1970 yılı itibariyle psychedelic rock'tan tipik anadolu pop sularına açıldığı bir yıl oldu. Kaygısızlar olmadan girdiği bu yeni yılda Barış Manço, Türkiye'de "...Ve" diye bilinen yurtdışında ise"Etc" adıyla lanse ettiği yeni bir grupla çalışmaya başlaştı. Bu grup ile "Derule / Küçük Bir Gece Müziği" adlı plağı kaydeden Manço, bu grupla Türkiye'de Akdeniz ve Karadeniz bölgesini kapsayan bir turneye çıkştır.1970 yılının Kasım ayında, o güne kadar Batı enstrümanlarını kullanan Manço, Dağlar Dağları yayınladı. Barış Manço'nun gitarı ve Kemençe sanatçısı Cüneyd Orhon'un kemençesi ile kaydedilen şarkı, Barış Manço'nun sadece rock ile sınırlı kalmayan kendi müzik tarzının başlangıcıdır. 700.000'den fazla satan Dağlar Dağlar plağı Manço'ya kariyerindeki tek Platin Plak Ödülü'nü kazandırdı. Sayan Plak tarafından verilen ödülü sinema oyuncusu Öztürk Serengil, İstanbul Fitaş sinemasında Manço'nun bir konseri sırasında takdim etti.Dağlar Dağlar'ın başarısı ile Türk müziği piyasasında büyük ses getiren Barış Manço, 1970'te Türkiye'de ender görülen bir işe imza atıp zaten ünlü olan Moğollar ile güçlerini birleştirme kararı aldı. Çünkü iki grubun da hedefi, Türk müziği ile Avrupa'da ün kazanmaktı. Manço, o zamana kadar Batı etkisinde, Moğollar ise Anadolu pop tarzında müzik yapıyordu. Manço, bu konuyla ilgili bir röportajında şunları söylemiştir: "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum. Yepyeni bir grup olduk. Adız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarızın daha iyi olması için, sesimizi bütün Dünya'ya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık." Manchomongol adlı grubun ilk Türkiye konseri ise 1971 Nisan'ında Manço'nun Platin Plak ödül töreninde gerçekleşti. Mayıs ayına kadar olan süreçte Barış Manço Moğollar ile "İşte Hendek İşte Deve", "Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle" ve "Binboğanın Kızı"'nı kaydettiler. "İşte Hendek İşte Deve", de tıpkı Dağlar Dağlar gibi büyük beğeni topladı ve adını Barış Manço klasikleri arasına yazdırdı. Çıktıkları Anadolu turnesinin Kütahya ayağında Manço'ya göre uzun saçları yüzünden tehdit edildikten sonra tur otobüslerine dinamitle saldırı düzenlendi. Konserin hemen sonrasında meydana gelen patlamada kimse yara almadı. 1971'de kabakulak olan Barış Manço'nun hastalığının da etkisiyle Fransa'da çalışan bu grup, dört ay değişik yerlerde konserler verdikten sonra oradan ayrıldı. Manchomongol 1971'in Haziran ayında gruptaki anlaşmazlıklar ve Barış Manço'nun sağlık sorunları nedeniyle dağıldı.1971 ve 1972 yılları Barış Manço'nun birçok sanatçı ile çalışarak Kurtalan Ekspres'i kurma çalışmalarıyla geçti. 1971 yılında, 1969 Türkiye Güzellik Kraliçesi Azra Balkan ile nişanlandı. Nişan 1972'nin Mayıs ayında ayrılmalarıyla sonuçlandı. 1972'de Kıbrıs'a giderken asker kaçağı olarak yakalandı ve Belçika Kraliyet Akademisi diploması sayesinde yedek subaylık hakkı kazandı. Askerlik öncesi, 1972 yılı Şubat ayında, adını İstanbul'dan Güneydoğu'ya giden trenden alan Kurtalan Ekspres'i kuran Manço, 1972 Mayıs'ında grupla stüdyoya girerek "Ölüm Allah'ın Emri" ve "Gamzedeyim Deva Bulmam" adlı şarkıları kaydetti. Manço, Engin Yörükoğlu, Celal Güven, Özkan Uğur, Nur Moray ve Ohannes Kemer'in oluşturduğu orkestra ile Anadolu'da konserler verdi. Bu grupla kaydettiği Ölüm Allah'ın Emri ve Gamzedeyim Deva Bulmam şarkılarının yer aldığı ilk plağı 1972 yılının başında yayımladıktan sonra Barış Manço askere gitti. Türküola tarafından yayımlanan Barış Manço ve Kurtalan Ekspresin ilk plağı "Ölüm Allah'ın Emri-Gamzedeyim Deva Bulmam" adlı plakta Kurtalan Ekspres kadrosu şu şekildeydi; Ohannes Kemer (yaylı tambur, gitar), Nur Moray(davul), Engin Yörükoğlu(davul), Celal Güven(perküsyon), Özkan Uğur(bass), Nezih Cihanoğlu(gitar). 1972 yılının Mayıs ayı sonunda ise grup, veda konserini vererek Manço'yu askere uğurladı. Kurtalan Ekspres ise dağılmayacağını ve Manço'nun askerden dönmesini bekleyeceğini açıkladı.1972 yılının Nisan ayında altı ay süren Polatlı Topçu ve Füze Okul Komutanlığı’nda yedek subay öğrenciliğine başladı. Daha sonra topçu batarya takım komutanı asteğmen olarak bir yıl Edremit'te askerliğini yaptı. Bıyıklarını ve saçlarını kesen Manço, bundan sonra hep bıyıklı ve uzun saçlı olacaktı. Askerliği sırasında rahatsızlanması üzerine getirildiği Ankara Gülhane Askerî Tıp Akademisi Hastanesi'nde fistül ameliyatı oldu. Polatlı'da ve Edremit'te orduevlerinde konserler verdi. Terhisine az bir süre kala Harbiye Orduevi'ne atandı. 19 ay 26 gün askerlik yapan Manço, bu sürede orduevi dışında sahne almadı.Barış Manço, eğitim dönemi biter bitmez konser ortandan uzak kalsa da plak ile dinleyiciye ulaşma yollarını denedi. Kurtalan Ekspres ile "Küheylan" ve "Lambaya Püf De" adlı şarkıları kaydederek uzaktan çekilmiş peruklu fotoğrafının bulunduğu bir zarfla piyasaya sürdü. Şubat 1973'te yayınlanş olan Küheylan, Manço'nun isminin sağcıya çıkmasına neden olan ilk eserdi. Parçada geçen Aslıhan, Neslihan, özümüze dönelim gibi sözler Orta Asya özlemi olarak algılanştır. Bu plağı 1973 yılının Ağustos ayında yayınlanan, Manço'nun askerliğinin sonlarında tamamlaş olduğu Hey Koca Topçu/Genç Osman plağı takip etti. Genç Osman'ın da bir serhat türküsü olması Manço'nun ülkücü olarak eleştirilmesine neden olacaktı.Askerlik sonrası ilk konserini Ankara Dedeman Sineması'nda verdi. Askerlik sonrasında ilk defa bir gazinoda sahne almaya başladı. Ancak Ankara'daki Lunapark Gazinosu'nda sadece dört gün sahne aldı ve işi bıraktı. İşi bırakmasıyla ilgili "Programlarızı çeşitli şekillerde kısıtlamak istediler, kabul etmeyip çıktık" açıklamasını yaptı. İlk video klibini yine bu dönemde Hey Koca Topçu parçası için çekti. Bu klipte Kurtalan Ekspres üyeleri Yeniçeri ve Mehter kıyafetleriyle, Barış Manço ise Mülâzim-i Evvel Barış Efendi olarak asker kıyafetiyle göründü. 70'lerin ortalarına doğru Cem Karaca solun Barış Manço ise sağın sembolü olarak görülüyordu. Ancak konserlerinde kendisine bozkurt işareti yapanlara biz sadece sizin için gelmedik buradaki herkes için geldik diyerek Hey Koca topçuyu istek yapanları sol yumruğunu havaya kaldırarak protesto edecekti.Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1974 yılı içerisinde "Nazar Eyle-Gülme Ha Gülme" adlı 45'liklerini kaydetti. Bu iki çalışma, hikayesi, sözü ve müziği Barış Manço tarafından yazılan Baykoca Destanı adlı bir konsept çalışmadan alınma şarkılar olmakla birlikte ilk etapta 45'lik olarak yayınlanmak zorunda kalındı. Daha sonra Nazar Eyle adlı çalışma, Baykoca Destanı'ndan çıkartıldı. Öte yandan Destan, Manço'nun etc. grubuyla yıllar önce kaydettiği "Gelinlik Kızların Dansı" gibi temalarla zenginleştirilerek 1975 sonlarına doğru bambaşka bir şekil alacaktı. Manço, o sene Hey Dergisi tarafından yılın erkek şarkıcısı seçildi. 1974 yılında Avusturalya turnesine çıkan Barış Manço ve Kurtalan Ekspres'in orada verdiği konserlerin kaydedilerek kaset olarak yayınlanması tasarısı hiçbir zaman gerçekleşmedi. Aynı yıl 27 Haziran'da İnönü Stadı'nda düzenlenen "Hey Müzik Festivali-74" kapsanda sahne aldı.1975 yılında Barış Manço'nun Kurtalan Ekspres ile birlikte hazırlamakta olduğu ilk uzunçalarına lokomotif olarak çıkarılan, bir yüzü askerde yazdığı "Ben Bilirim Ben Bilirim" bir yüzü ise gelmekte olan uzunçaların isim parçası olan enstrümantal "2023"’ten oluşan 45'lik yayınlandı. Aynı yıl bir yıllık bir çalışmanın ardından kariyerinin ilk uzunçaları olan 2023ü yayımladı. Manço'nun daha önceki psyhedelic rock ya da yakın dönemdeki Anadolu kökenli şarkılarından çok farklı olarak progressive rock denecek bir tarza sahip beş parçadan oluşan 13 dakikalık Baykoca Destanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılına yazılş senfonik bir eser olan 10 dakikalık "Kayaların Oğlu" ile "2023" ikilisi gibi epik eserlere sahip sıra dışı bir albüm olarak sanatçının diskografisinde yer aldı. Bu dönemde Barış Manço, kariyerinin tek sinema filmi Baba Bizi Eversene'de oynadı.1975 yılında Kurtalan Ekspreste Özkan Uğur'un gruptan ayrılması üzerine 1976'da eski Bunalımlar ve Erkin Koray elemanı Ahmet Güvenç gruba katıldı. Kurtalan'ın yeni klavyecisi ise Dadaşlar'dan gruba geçen Kılıç Danışman idi. O sene Barış Manço ve Kurtalan Ekspres, "Barış Manço'nun Yeni Plağı" adıyla bir 45'lik yayımladı. 45'liğin bir yüzünde "Rezil Dede", diğer yüzünde ise "Vur Ha Vur" yer almaktaydı. Rezil Dede" adlı parça, "Çay Elinden Öteye" adlı bildik Karadeniz türküsünün Barış Manço'nun esprili sözleriyle bir rock-komediye çevrilmiş haliydi. Vur Ha Vur ise "2023" uzunçalarının epik parçası Baykoca Destanı'ndan bir bölüm olan şarkının funk ve jazz-rock tınılı yeni bir düzenlemeyle elden geçirilmiş haliydi.1976'nın Mart ayında dünya çapında bir firma olan CBS ile anlaşan Manço, Baris Mancho ismiyle lanse edileceği ve Avrupa pazarına yönelik olarak tamamen İngilizce şarkılardan oluşacak olan proje için 1976 yılının sonuna kadar Kurtalan Ekspres ve 30 kadar Belçikalı müzisyen ile 4 bayan vokalistten oluşan Georges Hayes Orchestra'nın eşliğinde dönem teknolojisinin tüm olanaklarını kullanan bir stüdyoda Belçika'da çalıştı. 2 milyon tl'ye mal olan ve 1976 yılının sonlarına doğru Baris Mancho adıyla Avrupa'nın birçok yerinde satışa sunulan uzunçalar, Romanya ve Fas gibi doğu ülkelerinde liste başı olsa bile genel olarak beklediği başarıyı yakalayamadı. Albüm Türkiye'de ise 1977 yılının başında Nick the Chopper olarak yayınlandı ve büyük başarı elde etti.1977 yılında Barış Manço ve Kurtalan Ekspres'in 1972-1975 arasında 45'lik olarak yayınlanş plaklarındaki şarkılardan oluşan Sakla Samanı Gelir Zamanı yayımlandı. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1977'de 45 günlük bir Anadolu turnesine çıktı. Turnenin Balıkesir ayağında konser ekibi saldırıya uğradı ve grup üyelerinden Oktay Aldoğan ve Caner Bora yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Bu olaya rağmen turne devam etti ve tamamlandı. Aynı yıl CBS firmasının desteğiyle Londra'da Rainbow Tiyatrosu'nda Kurtalan Ekspres ile birlikte konser vererek İngilizce ve Türkçe şarkılarını seslendirdi. Konserden sonra karaciğer enfeksiyonu geçirdi ve karın boşluğunda bağırsağına yapışık bir tümör nedeniyle Belçika'da ameliyat oldu.Bir süredir sağlık problemleri nedeniyle müzikten uzak kalş olan Manço, 1978 yılının Haziran ayında Türkiye'ye dönerek yeni plağını hazırlamaya başladı. 1975'te tanıştığı Lâle Çağlar ile 18 Temmuz 1978 tarihinde evlendi. Ohannes Kemer'in gruptan ayrılmasından sonra Kurtalan Ekspres'e Bahadır Akkuzu gitarist olarak girdi. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1978 sonuna doğru yayınlanan Yeni Bir Gün adındaki yeni uzunçalarlarının tanıtım konserini 1978 yılının Aralık ayında Şan Sineması'nda verdikleri konser ile gerçekleştirdi. Barış Manço, albümde yer alan şarkılardan "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" ve "Aynalı Kemer İnce Bele"'yi 31 Aralık 1978 yılbaşı günü TRT'de seslendirdi. Barış Manço ve Kurtalan Ekspres 1979 yılı içerisinde TRT'de İzzet Öz'ün hazırladığı "Sihirli Lamba" adlı müzik prograna da iki kez konuk olup albüm parçalarını tanıtşlardır. Programda gösterilmek üzere bazı parçalara klip de çekilmiştir. "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa", "Bir Selam Sana", "Ne Ola Yar Ola", "Yeni Bir Gün" parçaları bunlardan bazılarıdır.Yeni Bir Gün, Barış Manço'nun uluslararası kariyer anlandaki savaşı sırasında ihmal ettiği Türkiye cephesine dönüşünü ve yerini sağlamlaştırmasını sağlaştır. Manço, pek çok röportajında bu dönemi yeniden doğuş ve ustalığa geçiş olarak nitelendirmiştir. 1979 yılnda Cem Karaca'nın Türkiye'de etkinliğini yitirmeye başlaması da Manço'nun yeniden doğuşunu hızlandıran önemli bir faktördü. Barış Manço, bu albümle progresif rock'ın Türkiye'deki en iyi örneklerinden birini verdi. Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, Aynalı Kemer gibi parçalar Barış Manço'nun halk deyişlerini kullanıp Türk müziğini, progressive müzikle başarıyla harmanlayarak bestelediği ve bu dönemde hit olan şarkılarındandır. Barış Manço, 1979 yılında Yeni Bir Gün adlı şarkısı ile Altın Kelebek Ödüllerinde yılın erkek sanatçısı unvanını kazandı. Bu şarkı ile ayrıca yılın bestecisi, yılın albümü ve yılın düzenlemesi ödüllerini de alırken Kurtalan Ekspres de yılın grubu ödülünü kazandı. 1979'da çıktığı Anadolu turnesinin tüm gelirini sağır ve dilsiz çocukların eğitimi ve tedavisi için bağışladı. Aynı yıl Hollanda, Belçika, İngiltere, Almanya'da ve Kıbrıs'ta Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin 5. Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri kapsanda Lefkoşa ve Magosa'da konserler verdi. Belçika'daki konserden dönerken 24 Ağustos 1979 tarihinde Edirne'de aracının lastiği patladı ve bir otomobille çarpıştı. Kazada bel kemiği çatlayan Manço, boynunda boyunluk belinde çelik korse ile dolaşmak zorunda kaldığından uzun süre sahnelerden uzak kaldı.1980 yılında Manço ilk kez başka bir sanatçıya beste verdi. Barış Manço’nun sipariş üzerine bizzat Nazan Şoray için yaptığı ve kaydında yine Kurtalan Ekspresin çaldığı ve 45lik olarak yayınlanan "Hal Hal" yılın şarkısı ödülünü kazanırken Nazan Şoray'a da altın plak kazandırdı. Manço o sene Bulgaristan Altın Orfe Müzik Festivali'ne katıldı ve Nick The Chopper ve Ben Bir Şarkıyım şarkılarıyla festivalde Bulgar şarkılarını en iyi yorumlayan şarkıcı dalında birinci seçildi.1980 yılının Eylül ayında Barış Manço sanat yaşandaki 20. yılını "20. Sanat Yılı Disco Manço"yu yaparak taçlandırdı. Kasetin Almanya'daki Türk işçileri eliyle Türkiye'de korsanının çıkarılması ise Türkiye'de bu albümün plaklaştırılmaması için bahane oldu. Bu albüm kaset formatında Yeni Bir Gün uzunçalarından şarkılarla desteklenmiş, yeni kayıt olarak Eğri Büğrü ve Barış Manço'nun eski şarkılarının potbori olarak stüdyo ortanda Kurtalan Ekspres ile birlikte yeniden kaydedilmiş ve seslendirilmiş hali yer almaktadır. Manço, Kurtalan Ekspres'le beraber 8 Ekim'de Emek Sineması'nda ve 9 Ekim'da Suadiye Atlantik Sineması'nda olmak üzere "Özlenen Randevu" adıyla İstanbul'da iki konser verdi. 1980 Ekim'inde ise daha önce Nazan Şoray tarafından plak yapılş olan Hal Hal arka yüzünde önce Disko Manço'da yer alan Eğri Büğrü ile birlikte 45 lik olarak yayınlandı. Bu plak 45lik olarak yayımlanan son Barış Manço & Kurtalan Ekspres plağıydı. Gerek Nazan Şoray yorumu gerek Barış Manço yorumu ile büyük ilgi gören şarkı 80lerin en popüler şarkıları arasında yer almasının yanı sıra bu takının Barış Manço ile özdeşleşmesini sağlayacaktı. 19 Mayıs 1981'de Barış ve Lâle Manço çiftinin ilk çocukları Doğukan Hazar Manço, Belçika'nın Liège şehrinde doğdu.Barış Manço 1981 yılının sonunda "Sözüm Meclisten Dışarı" albümünü yayınladı. Albümde yer alan "Arkadaşım Eşek" bir anda küçük büyük herkesin beğenisini kazandı. Fakat albümdeki 9 şarkıdan 6 tanesi TRT denetleme kuruluna takıldı. O tarihe kadar hemen hemen her şarkısı denetleme kurulundan geçen Barış Manço bu sefer TRT denetleme kurulundan sadece "Arkadaşım Eşek", "Şehrazat" ve "Dönence"'nin geçmesi üzerine 4 Kasım 1981 tarihinde albümdeki diğer şarkıların da radyoda ve tv de yayınlanabilmesi için TRT genel müdürü Macit Akman'ı ziyaret ederek albümün denetim kurlu tarafından tekrar değerlendirilmesini rica etti.Manço 1982 yılında iki kez TRT'de İzzet Öz'ün hazırladığı Teleskop prograna katılarak, "Arkadaşım Eşek", "Şehrazat", "Dönence", "Ali Yazar Veli Bozar" ve "Hal Hal" şarkılarını seslendirdi. Arkadaşım Eşek ile birlikte "Ali Yazar Veli Bozar" gibi halk deyişlerine yer veren alışılagelmiş Barış Manço hitlerinin yanı sıra en başarılı Türk progressive rock şarkılarından biri olarak kabul gören "Dönence" ve Manço'nun günümüzde Dağlar Dağlar'dan sonra en popüler şarkısı olarak kabul edilen "Gülpembe"'nin yer aldığı Sözüm Meclisten Dışarı albümü ile birlikte Barış Manço 80'li yıllar boyunca devam edecek olan popülerliğinin doruk noktasına ulaştı. 1982 yılında önce Anadolu turnesi, daha sonra da Amerika konserleri ile büyük başarı elde etti. Manço, bu dönemde yurt dışında birçok TV prograna konuk olarak katıldı, birçok ülkede konserler verdi. 28-29 Ekim 1982 tarihlerinde Almanya, Avusturya, İsviçre, Belçika ve Hollanda'da televizyon programlarına katıldı. Altın Kelebek ödüllerinde Türk pop müziği dalında 1982 yılının en iyi erkek sanatçısı seçilen Barış Manço 1983 Eurovision Şarkı Yarışması'nın TRT tarafından yapılan Türkiye elemelerine Kazma adlı şarkısıyla katıldı. Barış Manço favori olarak gösterilse de jüri tarafından ön elemede elendi ve "Aslında benim jürim elli milyondur. Esas kararı onlar verecektir. Döneceğim ve parçayı plak yapacağım. O zaman her şey ortaya çıkacak" açıklamasını yaptı.Barış Manço, 1983 yılının Temmuz ayında Estağfurullah... Ne Haddimize! albümünü yayınladı. Manço, bu albümle "Halil İbrahim Sofrası" ve "Kazma" gibi ahlaki sözler içeren şarkılarla zorlu bir dönem yaşayan Türk halkının sözcüsü oldu. Sanatçının 60'lı yıllarda önce Les Mistigris ile "Bizim Gibi" adıyla, daha sonrada Kaygısızlar ile kaydetmiş olduğu "Kol Düğmeleri", bu albümde Kurtalan Ekspres ile birlikte kaydedilen yeni düzenlemesiyle yer alıp büyük beğeni toplaştır. 1984 Altın Kelebek ödüllerinde altıncı kez yılın erkek sanatçısı seçilen Manço, 1984 yılının Temmuz ayında ikinci oğlu Batıkan Zorbey Manço'nun doğumu ile ikinci kez baba olma sevincini yaşadı. 1985 tarihinde yayınlanan 24 Ayar albümü ile birlikte Barış Manço'nun soundu değişmeye başlaştır. Synthesiser ve elektronik ritm ağırlıklı bir tarza sahip albüm, dönemin dünyada oldukça rağbet gören tarzları elekronik pop, synht pop ve new wave etkileşimiyle dikkat çekse de Türkiye'de o yılların en rağbet gören müziği taverna ve arabesk'ten de bir o kadar uzak durmaktaydı. Kurtalan Ekspres, o sırada askerde olan Bahadır Akkuzu dışında, Manço'nun 60'lı yıllardan arkadaşı ve Belçika'lı eski bir progresif rock grubu olan Recreation'ın lideri Jean Jacques Falaise ile birlikte bu albümde de Mançoya eşlik etmiştir. Jacques Falaise'in Kurtalan Ekspres'e farklı ve uyumlu bir sound anlayışı getirdiği bu albüm ustaca yazılş sözler itibarıyla mutasavvıf bir üslubun benimsendiği "Dört Kapı" çocukların favorisi "Bugün Bayram", "Söyle Zalim Sultan" ve "Gibi Gibi" şarkılarıyla dikkat çekmeyi başardı. Manço'nun diğer albümlerinde de rastladığız epik eserlerden biri de bu albümde bulunmaktadır. "Lahburger" adı altındaki parça batılılık ve doğululuk konusuna damga vurur. Manço, aynı yıl bir ameliyat geçirdi. Karın boşluğunda bulunan üç tane tümör başarılı bir ameliyat ile alınır.Barış Manço, 1986 yılı sonunda Değmesin Yağlı Boya albümünü yayınladı. 24 Ayar albümü ile başlayan müzikal değişim bu albüm ile kendini daha da belli etmekteydi ve Manço'nun grup müziğinden uzaklaştığı görülmekteydi. Şarkıların düzenlemeleri Garo Mafyan tarafından yapılan albüm, 80'lerin ruhuna uygun olarak elektronik pop efektleriyle süslenmiş bir albümdü. Manço bu dönemden itibaren şarkılarına çektiği video klipler ile bu alanda birçok sanatçıya öncü olmuştu. Manço, Değmesin Yağlı Boya albümünden birçok şarkısını kliplendirdi. Video klibi ile büyük ilgi gören "Süper Babaanne" ve adını Barış Manço klasikleri arasına yazdıran "Unutamadım" büyük ilgi gördü. Barış Manço, gelişen kayıt teknolojileri nedeniyle Kurtalan Ekspres'i albüm kayıtlarından çekmeyi düşünse de Kurtalan Ekspres ismini sahnede yaşatmaya devam etti. Ancak Caner Bora, Celal Güven ve Ahmet Güvenç'in(1991 yılında geri döndü) Kurtalan Ekspres'ten ayrılmaları ile grup klasik yapısını büyük ölçüde kaybetti. 1988 yılında, bir önceki albümde Barış Manço'nun müziğine giren Garo Mafyan'ı, Hüseyin Cebeci'nin yanı sıra klavyede Ufuk Yıldırım ve vokalistler Özlem Yüksek ve Yeşim Vatan takip etti. Kurtalan Ekspres'ten Bahadır Akkuzu'nun süpervisorlüğünü üstlendiği ve bu kadronun ürünü olan 1988 tarihli Sahibinden İhtiyaçtan ve 1989 tarihli Darısı Başınıza albümleri ile bu albümlerde yer alan "Domates Biber Patlıcan", "Kara Sevda", "Can Bedenden Çıkmayınca ve "Nane Limon Kabuğu" gibi hitler döneme damgasını vurdu. Barış Manço daha önceden ülkemizde öncüsü olduğu video klip çalışmalarına bu dönemde hız vermiştir. Sahibinden İhtiyaçtan ve Darısı Başınıza albümlerindeki bütün şarkılara klip çeken Manço eski hitlerinide kliplendirmeyi ihmal etmemiştir. Barış Manço, 1989 yılında Sezen Aksu ile birlikte yılın en başarılı pop müzik sanatçısı seçildi.1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence progra olarak başlayan "7'den 77'ye" adlı televizyon progra, 1998 yılının Haziran ayında 378. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekoru kırdı. “Ekvatordan Kutuplara” isimli progranda ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti. Ayrıca “4 × 21 Doludizgin” adında bir talk-show progranın yapımcılığını yaptı.2 Ocak 1975 tarihli Baba Bizi Eversene, sanatçının tek sinema filmidir. Barış Manço bu filmde başrol oynaş ve filmin müziklerini Kurtalan Ekspres ile beraber yapşlardır. Sinan Çetin'in yönettiği 1985 yılı yapı 14 Numara adlı filmin müziklerini yine Kurtalan Ekspres'le, 1982 yılı yapı Çiçek Abbas filminin müziklerini de Cahit Berkay'la beraber yaptı. 1963 yılında Yeni Sabah Gazetesi'nde Sami Sibemol takma adıyla müzik içerikli yazılar yazdı. 1993 yılında Milliyet Gazetesi'nde Oku Bakiim başlığıyla konularını günlük hayattan alan köşe yazısı yazmaya başladı ve 1995 yılına kadar yazmaya devam etti. Ölümünden önce müzik hayatının 40 yılını kitap haline getirmeyi planlıyordu.1998 yılında turizm sektörüne girerek Muğla'nın Bodrum ilçesi Akyarlar köyünde Club Manço adında devre tatil ve otelden oluşan 600 kişi kapasiteli bir tatil köyü açtı. Tesisin açılışını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapştır.31 Ocak 1999 gece saat 23:30 civarında İstanbul'un Moda semtindeki evinde kalp krizi geçirdi ve kaldırıldığı Siyami Ersek Göğüs-Kalp-Damar Cerrahisi Hastanesi'nde aynı gece saat 01:30'da hayatını kaybetti. Daha önce 1983 yılında bir kalp spaz geçirmişti. 1991 yılında Devlet sanatçısı ünvanı aldığından dolayı  cenazesi için devlet töreni düzenlendi. Bu töreni, TRT, KANAL D, KANAL 6 canlı olarak kesintisiz yayınladı.  STV ve STAR televizyonları Manço Köşk'ten sevenlerinin düşüncelerini gün boyunca aralıksız paylaştı. Ayrıca STAR TV vefatın hemen öncesinde çekilen bir roportaj yayınladı. 3 Şubat 1999 tarihinde üzerinde Galatasaray bayrağı da bulunan Türk bayrağına sarılı naaşı Atatürk Kültür Merkezi'ne getirilerek tören düzenlendi, akabinde Levent Camisi'nde cenaze namazı kılındı ve Kanlıca'daki Mihrimah Sultan Mezarlığı'nda toprağa verildi. Mezarına "Gesi Bağları" yorumundan ötürü Kayseri'nin Gesi beldesinden getirilen toprak da kondu. Ölümünün duyulmasının ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve bazı siyasetçiler başsağlığı mesajı yayınladılar.     « Ayrıca sanatçı olduğumu da iddia etmiyorum. Ben öldükten sonra torunlarım ansiklopedilerde Barış Manço'yu "sanatçı" diye okurlarsa, galiba sanatçı olduğum da tescil edilmiş olacak. Geleceğe ne bıraktığınız önemli. Yoksa insan yaşarken kendi kendine "Ben sanatçıyım" dememeli. »    (Bir röportajı sırasındaki sözü)Barış Manço ölmeden önce müzik hayatının 40 yılını anlatan 40. yıl şarkısını bestelemişti. Ancak sözlerini yazamadan hayatını kaybetti. Bu şarkının da bulunduğu Mançoloji 1999 yılında yayımlandı ve 2,6 milyon satarak o yılın en çok satan albümü oldu. Daha sonra 2002 yılında Yüreğimdeki Barış Şarkıları adında bir anma albümü yayınlandı. 2006 yılında Barış Manço'nun anısını sürdürmek için "Barış Manço Rock Derneği" kuruldu.Manço'nun ölümüyle Kurtalan Ekspres yeni albüm çalışması yapmayarak yaklaşık iki yıl boyunca Barış Manço için düzenlenen birçok anma konserine katıldı. Önemli bir solisti kaybeden grup, 2003'ün Ekim ayında ilk solo albümü olan 3552'yi çıkardı.

http://www.ulkemiz.com/baris-manco-kimdir

Orhan Pamuk Kimdir

Orhan Pamuk Kimdir

Ferit Orhan Pamuk (Doğum tarihi 7 Haziran 1952, İstanbul), Türk yazar. Birçok başka edebiyat ödülünün yanı sıra 2006 yılında Nobel Ödülünü kazanarak bu ödülü alan en genç iki kişiden biri olmuştur. Kitapları altş dile çevrildi, yüzü aşkın ülkede yayımlandı ve 11 milyon baskı yaptı. 2006 yılında TIME dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçilen Pamuk, Nobel ödülünü alan ilk ve tek Türk'tür .Bir süre Taraf gazetesinde yazarlık da yapştır.Orhan Pamuk yazarlığa 1974 yılında başladı. 1979 yılında ilk romanı olan "Karanlık ve Işık" ile katıldığı Milliyet Roman Yarışmasında birincilik ödülünü Mehmet Eroğlu ile paylaştı. Bu romanı 1982 yılında Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yayımlandı. 1983 yılında bu kitapla Orhan Kemal Roman Ödülüne layık görüldü.Pamuk'un daha sonra yazdığı kitaplar da çok sayıda ödül kazandı. İkinci romanı olan Sessiz Ev 1984 yılında Madaralı Roman Ödülünü kazandı. Bu romanın Fransızca tercümesi de 1991 yılında Prix de la Découverte Européenne ödülüne hak kazandı. 1985 yılında yayımlanan tarihi romanı Beyaz Kale ile 1990 yılında ABD'de Independent Award for Foreign Fiction ödülünü kazandı ve yurt dışında tanınmaya başlandı. Orhan Pamuk, 2002 yılında yayımlanan Kar kitabını, Türkiye'nin etnik ve politik meseleleri üzerine kurulu bir politik roman olarak tanımlamaktadır. Kar romanı Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi 10 kitabından biri" olarak gösterilmiştir. Yıllar geçtikçe Orhan Pamuk'un Türkiye dışındaki ünü artmaya devam etti. 1998 yılında yayımlanan Benim Adım Kırzı 24 dile çevrildi ve 2003 yılında İrlanda'nın ünlü International IMPAC Dublin Literary Award ödülünü kazandı.Romanlarının dışında, yazılarından ve söyleşilerinden seçmelerin ve bir hikâyesinin yer aldığı Öteki Renkler (1999) ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz adlı filmin senaryosu (1992) vardır. Bu senaryo, 1990 yılında yayımladığı Kara Kitap romanındaki bir bölümden yola çıkılarak yazılştır.Orhan Pamuk ABD'de yayımlanan Time dergisinin 8 Mayıs 2006 tarihli sayısının "Time 100: Dünyazı Biçimlendiren Kişiler" başlıklı kapak yazısında tanıtılan 100 kişiden biri oldu. 2007 Mayıs'ında yapılan 60. Cannes Film Festivali'nde jüri üyeliği yapştır.Orhan Pamuk 12 Ekim 2006 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak Nobel Ödülü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tarihe geçmiştir. Akademi'nin 12 Ekim 2006 günü saat 14:00 civarında yayınladığı,“     2006 Nobel Edebiyat Ödülü 'Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan' Orhan Pamuk'a verilmiştir.     ”şeklindeki basın bildirisiyle Nobel Edebiyat Ödülü'nün Orhan Pamuk'a verildiği resmen açıklandı. Pamuk 7 Aralık 2006'da, İsveç Akademisi'nde Baban Bavulu başlığı altında hazırladığı Nobel konuşmasını Türkçe yaptı, Türkçe bilmeyen izleyiciler ellerindeki çeviri metinden konuşmayı takip etti, birçok televizyon kanalı konuşmasını canlı yayınladı. Orhan Pamuk ödülünü 10 Aralık 2006 günü Stockholm Konser Salonu'nda düzenlenen ödül töreninde İsveç kralı XVI. Carl Gustaf'ın elinden aldı.Orhan Pamuk'un romancılığı postmodern roman kategorisinde değerlendirilmektedir. Eleştirmen Yıldız Ecevit Orhan Pamuk'u Okumak adlı kitabında onun avangard romancılığını değerlendirmektedir. Özellikle Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırzı'dan yola çıkarak bize kendisini ve olayların gelişimini anlatır. Aynı şekilde edebiyat tarihçisi Jale Parla da Don Kişot'tan Günümüze Roman adlı kapsamlı yapıtında, Benim Adım Kırzı'dan hareketle Orhan Pamuk'un eserlerini karşılaştırmalı edebiyat bağlanda irdeler. Parla'ya göre Pamuk, Türk romanının aldığı önemli dönemeçlerin sahibi olan bir yazardır. Doğu-Batı sorunsalıyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardan biridir.[kaynak belirtilmeli] Pamuk, bu sorunsalı kültürel ve felsefi içerimleriyle edebiyatına taşış, özellikle Kara Kitap'ta bu tema bağlanda önemli, çok katmanlı bir edebi metin örneği sergilemiştir.Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması değişik tepkilerle karşılaştı. Ödülün Pamuk'a Türkiye tarihi ile ilgili demeçleri dolayısıyla verildiği iddiasında bulunuldu. Orhan Pamuk Nobel ödülünü almadan on ay önce 19 Aralık 2005 Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan Erol Manisalı'nın "Orhan Pamuk Nobel'i Garantiledi" başlıklı yazısı Pamuk'un ödülü almasının ardından popülerleşti ve Orhan Pamuk'un Nobeli hakkındaki olumsuz eleştiriler bu yönde gelişti. TRT'de Banu Avar'ın hazırlayıp sunduğu "Sınırlar Arasında" adlı belgeselin Pamuk'un Nobel ödülünü almasından bir gün sonra yayımlanan bölümünde Pamuk, Nobel ödülleri ve İsveç ile ilgili olumsuz eleştiriler yer aldı. Demirtaş Ceyhun hazırladığı imza metninde Orhan Pamuk'un kitaplarını "Amerikan patentli postmodern romanlar olarak" adlandırş ve "Nobel ödülünün Pamuk'a verilmiş bir ücret" olduğunu söylemiştir. Basında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Orhan Pamuk'u kutlamadığına dikkat çekildi. Ödüle yabancı basından olumsuz eleştiriler de gelmiş, ödülün siyasi sebeplerden dolayı verildiği belirtilmiştir.Orhan Pamuk'un eserlerinde Atatürk hakkında kullandığı üslup ve yazıları da kimi eleştirilere uğradı.Bir kısım edebiyatçı Orhan Pamuk'un eserlerindeki bazı bölümlerin diğer yazarlara ait başka eserlerden fazlasıyla esinlendiğini savunmakta, özellikle bazı romanlarındaki belli kısımların diğer kitaplardan neredeyse tamamen alıntı olduğunu öne sürmektedir. Hürriyet Gazetesi yazarı Murat Bardakçı 26 Mayıs 2002 tarihinde belgeleri ile yazarı sahtecilik ve intihal ile suçlaştır. Murat Bardakçı'ya göre Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırzı romanı, hikâyesi ve anlatım şekli ile Amerikalı yazar Norman Mailer'in Ancient Evenings adlı romanının bir kopyasıdır. Ayrıca suçlamalara göre Orhan Pamuk'un Beyaz Kale adlı romanı Mehmet Fuat Carım'ın Kanuni Devrinde İstanbul isimli eserinden birebir pasajlar içermektedir. Orhan Pamuk günümüze dek bu konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmaştır.Orhan Pamuk'un Sri Lanka'da düzenlenecek olan Edebiyat Festivaline katılması Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (Reporters sans frontières) tarafından eleştirildi. Örgüt Orhan Pamuk'u ve festivale katılmak isteyen diğer edebiyatçıları Sri Lanka'daki baskıları meşru hale getirmekle suçladı.azar Orhan Pamuk, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" açıklamasında bulununca hakkında TCK'nın 301. maddesinden ‘Türklüğe hakaret’ davası açıldı.16 Aralık 2005'de ilk duruşması yapılan Pamuk davası Adalet Bakanlığı'ndan beklenen yazı gelmediği için 7 Şubat 2006 tarihine ertelendi. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, bu tür davalar için Adalet Bakanlığı'nın yazılı izninin gerektiğini belirterek izin verilip verilmediğinin sorulması için bakanlığa yazı yazılmasına karar verdi ve duruşmayı da 7 Şubat 2006'ya erteledi. Duruşmanın ertelenmesi kararına AB yetkililerinden tepkiler geldi. Dava günü Şişli Adliyesi önündeki Pamuk ve yabancı yetkililere yönelik protesto gösterileri, Türkiye ve dünya basınında önemli yer tuttu.AB - Türkiye Karma Parlamento Eş Başkanı Joost Lagendijk, "hükümet, parlamentoya değişiklik yasası getirebilir. Yapılacak şey budur. Türkiye'nin imajına büyük bir zarar vermiştir. Avrupa'da kötü bir imaj doğmuştur. Ünlü bir yazar hakkında dava açarsanız, dışarıda milliyetçiler bu yazarı dövmek için arabasına saldırırsa, burada ciddi bir sorun vardır" dedi.AP Türkiye Raportörü Camiel Eurlings de, hükümetin yazar Orhan Pamuk davasını düşürmesi gerektiğini belirterek, hükümet reform taahhüdüne sadık kalmalı şeklinde konuştu.Türkiye ile AB arasında ciddi gerilime neden olan Orhan Pamuk’un hakkındaki dava 22 Ocak 2006 tarihinde düştü.Adalet Bakanlığı, Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda, Yeni Ceza Yasası gereği izin yetkisi olmadığını hatırlatarak, Pamuk'un yargılanması için Adalet Bakanlığı’nın izin verdiğine ilişkin belge bulunmadığını bildirdi. Mahkeme bu gerekçeyle davanın düşmesine karar verdi.

http://www.ulkemiz.com/orhan-pamuk-kimdir

Zincirli Sam al Antik Kenti

Zincirli Sam al Antik Kenti

Geç Hitit krallıklarından biri bügün Islahiye olarak bildiğimiz ilçenin Zincirli köyü sınırları içinde varlığını sürdürmüş olan Sam’al krallığıdır. Hitit İmparatorluğu’nun M.Ö. 12. yüzyıl başlarında yıkılmasından sonra, kurulan Geç Hitit Krallarından biri olan Sam’al ve merkezi olan Zincirli, M.Ö. 920’de Aramiler’in egemenliği altına girmiş, daha sonra M.Ö. 743’te Asur’a bağlı bir devlet haline gelmiş , M.Ö. 725’te de topraklarına katılştır. Zincirli’de 1888-1890-1891, 1892, 1894 ve 1902 yıllarında, özellikle, Kral Humann, Felix Von Luschan ve Robert Koldewey yönetiminde kazılar yapılştır. Burada çıkan eserlerin bazıları yurtdışına çıkarılştır. Kazılarda Zincirli kentinin sarayları, önemli yapıların yer aldığı akropolisi ve dış surları ortaya çıkartılş, kentin ilk kez, M.Ö. 1300 yıllarında surlarla çevrildiği anlaşılştır. Kent alanının merkezinde yer alan yükseltinin üzerinde, bir kale kurulmuş, kalenin içinde ise bir saray inşaa edilmiştir. Daha sonra, M.Ö. 10-9. yüzyıllar arasında, iki yeni saray daha yapılş ve kentin etrafında yer alan çember biçimindeki sur, M.Ö. 7. yüzyılda, ilkine koşut ikinci bir duvarla takviye edilmiştir. M.Ö. 900-700 yılları arasında Zincirliyi yöneten krallar arasında Kilamuva ve Barrakab zamanında kente, geniş çapta bayındırlık faaliyetlerinde bulundukları, ele geçen bu eserlerden anlaşılmaktadır. Zincirli-Sam’al da, M.Ö. 9. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, saray yapılarında Arami Sanatı’nın egemen olduğu izlenmektedir. Bu eserlerin en eski örnekleri; Kral Kilamuva’ya (M.Ö. 832-810) ait, hükümdarın rölyefi ve Arami Yazıtları, bazalt ortostat ve aynı kralı oğlu veya bir saraylı ile betimleyen küçük boyda bazalt steldir. Sanat tarihi açısından son derece önemli bu iki özgün eser, Berlin’dedir. Kral Barrakab’ın egemen olduğu yıllarda, sitadel/iç kale’nin saray yapılarında; heykel, kabartma ve kaideler ile başlıkları daha çok stilize bitkisel motiflerle bezemeli sütunların yer aldığı görülmektedir. Bunların içinde birbirini tamamlayan iki ortostat İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi’nde, geri kalanlar ise Berlin Müzesi’nde bulunmaktadır. Kazı çalışmaları sırasında birçok heykelin yanı sıra, özellikle, kabartmalarla süslü çok sayıda stel ve ortostat ortaya çıkartıldı. Bu eserler, M.Ö. 9-7. yüzyıllar arasındaki Geç Hitit sanatının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. B.Zafer Öztaptık http://www.anadolugezirehberi.com

http://www.ulkemiz.com/zincirli-sam-al-antik-kenti

Alabanda Tiyatrosu

Alabanda Tiyatrosu

İl: Aydın İlçe: Çine Yakınları Köy: Araphisar köyü Bölge: Karia Bölgesi Antik Tiyatroları Oturum: 38 Sıra Kapasitesi: Yaklaşıl 6200 kişi Açıklama: İki kademeli tiyatroda gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yıllara ait değişiklikler çok belirgindir. Orkestra kenarına izleyici güvenliği için yüksek örülen duvar yüzünden izleyici koyağında toplanan suların sorun yarattığını, ışınsal merdiveni sonradan su toplama kanalı gibi kullanıp, orkestra alanına akıtma gibi iğreti çözümler görülmektedir. İkinci kademeye girişleri sağlayan tonozlu geçitler sağlamdır. Yamaca yaslanş,180 dereceyi aşan izleyici koyağının dış çevre destek duvarları özenli taş işçiliğine sahiptir. Birçok kez onarım görmüş tiyatronun son hali Roma döneminin özelliklerini yansıtır. Yamaca 30 derece eğimle yaslanş tiyatronun orkestra yarıçapı 45 ayaktır. Orkestra çapından hareketle sahne binasının yüksekliği yaklaşık 59,4 ayak olmalıdır.. İzleyici koyağının yönü kuzeybatıya bakar. Sahne binasının birinci kat taş döşemesinin sol bölümü ayaktadır. Son kazılarla bu bölümde ortaya çıkartılan birinci kat döşeme örneği başka tiyatrolar açısından önemlidir. Oturma sıralarının taşları özellikle ikinci kademede kaybolmuştur. Tiyatro her iki kademede de 19’şar oturma sıralıdır. Birinci kademede toplam 6 ışınsal yol vardır. İkinci kademedeki ışınsal merdiven sayısı 11 olması gerekirken sekizinin yeri belirgindir. Işınsal merdivenlerin kenarında aslanpençesi süslemeleri vardır. Alabanda tiyatrosu yerinde yapılan ölçüme göre yaklaşık 6.200 kişiliktir.     Fotoğraflar: Yaşar Yılmaz Kaynak: http://www.mimarlikmuzesi.org  

http://www.ulkemiz.com/alabanda-tiyatrosu

Kuş Gözlemciliği

Kuş gözlemciliği doğayı kuşların dünyasından tanımayı sağlayan bir gözlem sporudur. Türkiye'deki toplam kuş türlerinin sayısı Avrupa'nın tamanda bulunan kuş türleri kadardır.Ülkemizin kuşlar açısından zengin olmasının en önemli nedenleri, zengin sulak alanlara sahip olması ve kuş göç yolları üzerinde bulunmasıdır. Türkiye'de kuş gözlemciliği son yıllarda dünyadaki gelişmelere paralel olarak hızla yayılmaktadır.Nasıl YapılırKuşlara yeterince yaklaşmak mümkün olmadığı için dürbün, yakın gözlem yapmayı sağlayan en temel araçtır. Açık alanlarda, uzak mesafelerde bu amaca yönelik olarak yapılş olan teleskoplar da çok yararlı olurlar. Gözlem süresince kayıt tutmaya yarayan bir not defteri unutulmamalıdır. Ayrıca kuş türlerinin bulunduğu bir rehber kitap almak yararlı olacaktır.Gözlem sırasında uyulması gereken bir takım kurallar vardır. Bunların başında kuşları rahatsız etmemek gelir. Yuvalama alanlarına girmemek, yumurta veya yuva malzemesi almamak gerekir. Gözlem sonunda bölgede herhangi bir eşya bırakılmamalıdır.Önemli Kuş Alanları (öka) ProjesiKuşların yaşamları boyunca bulundukları alanların sayısı sonsuzdur. Dolayısıyla tüm bu alanların etkili bir şekilde korunabilmesi imkansızdır. Önemli Kuş Alanları (ÖKA) yaklaşında, korunmaları ve iyi yönetilmeleri durumunda, kuşların ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına en verimli katkıyı sağlayacak öncelikli alanlar belirlenir. ÖKA, 1989 yılında Uluslararası Kuşları Koruma Konseyi tarafından başlatılan ve dünyanın birçok ülkesinde yürütülen bir projedir. Doğal Hayatı Koruma Derneği başlangıcından itibaren projenin Türkiye bölümü için gerekli çalışmaları başlatş, 1997 yılında ÖKA kitabını yayınlaştır. Halen yeni değerlendirme çalışmaları yapan dernek bir taraftan da izleme çalışmalarını sürdürmektedir.1990 yılında başlayan Türkiye'nin Önemli Kuş Alanları Projesi, Türkiye'deki kuşlar açısından önem taşıyan alanların, -kamuoyu bilinci oluşturma, lobi etkinlikleri ve kampanyalarla- korunmasını, alanlardaki gelişmelerin sürekli izlenmesini ve yeni ÖKA'ların belirlenmesini amaçlamaktadır.Ülkemizde bu proje ve bu projeye yönelik envanter çalışması Doğal Hayatı Koruma Derneği koordinatörlüğünde yürütülmüştürKUŞ GÖZLEM HAVZALARI# Meriç Havzası# Marmara Havzası# Susurluk Havzası# Kuzey Ege Havzası# Gediz Havzası# Küçük Menderes Havzası# Büyük Menderes Havzası# Batı Akdeniz Havzası# Burdur Kapalı Havzası# Antalya Havzası# Akarçay Kapalı Havzası# Sakarya Havzası# Batı Karadeniz Havzası# Kızılırmak Havzası# Yeşilırmak Havzası# Doğu Karadeniz ve Çoruh Havzaları# Konya Kapalı Havzası# Doğu Akdeniz Havzası# Seyhan ve Ceyhan Havzaları# Asi Havzaları# Fırat Havzası# Aras Havzası# Van Kapalı Havzası# Dicle Havzası

http://www.ulkemiz.com/kus-gozlemciligi


AĞRI DAĞI MİLLİ PARKI

AĞRI DAĞI MİLLİ PARKI

İli : AĞRI Adı : AĞRI DAĞI MİLLİ PARKI Kuruluşu : 2004 Alanı : 87.380 ha. Konumu : Ağrı ve Iğdır ili sınırları içerisinde yer almaktadır. Ulaşım : Doğubeyazıt – Gürbulak ilçesi devlet karayolu ve Iğdır İli Nahçıvan sınır kapısı arasındaki devlet karayolu ile Milli Parka ulaşılabilir. Kaynak Değerleri :           2002 yılının uluslararası düzeyde “Dağlar Yılı” olarak kutlanması ve Türkiye’nin kutlama etkinlikleri çerçevesinde önemli bir dağı milli park statüsüne kavuşturma taahhüdü bulunması nedeniyle Ağrı Dağının öncelikle milli park ilan edilmesine yönelik çalışmalar 2002 yılı aralık ayında başlatılştır. 2003 yılı itibariyle 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu gereği ilgili Bakanlıkların görüşüne sunulan öneri alana başlangıçta Milli Savunma Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olumsuz görüş vermişlerdir. Ancak adı geçen Bakanlık yetkilileri ile 2003 ve 2004 yıllarında karşılıklı görüşülerek mutabakata varılş ve 2004 yılı Ekim ayında Milli Park teklifi Bakanlar Kurulu’na sunulmuş ve 17 Kasım 2004 tarih ve 25643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak Milli Park ilan edilmiştir.           Ağrı Dağı Milli Parkı Büyük ve Küçük Ağrı Dağları, Meteor Çukuru ve Nuh’un gemisinin bulunduğu alanlar olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Ağrı ve Iğdır illeri sınırları içerisinde kalan Milli Parkın toplam alanı 87380 ha’dır.           Ağrı Dağı, 5137 m yüksekliği ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek noktası olması yanında zirvesinde de ülkemizin en büyük buzulu bulunmaktadır. Ağrı Dağının bulunduğu coğrafyada paleolitik çağdan günümüze dek birçok medeniyet yaşaştır. Hurriler, Urartular, Kutlar, Hun’lar, Araplar, Selçuklu’lar, İlhanlı’lar, Harzemşahlar, Timuroğulları, Safaviler, Çıldıroğulları, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve sonrasında 1514’de Çaldıran zaferi ile Osmanlılar yerleşmiştir.           Ayrıca insanlık tarihinde Ağrı Dağı, Nuh’un gemisinin tufandan sonra indiği yer olarak bilinmektedir. Dünyada Alaska’daki meteor çukurundan sonra ikinci büyük göktaşı çukuru da milli park sınırları içerisindedir. Flora ve fauna bakından da oldukça zengin olan alandaki önemli türler şu şekildedir.           Flora : Ardıç, Andıç, Gürgen, Huş, Kafkas Üçgülü, Kırzı Üçgül, Aküçgül, Yabani Fiğ, Yabani Yonca, Kılçıksız Brom, Tilki Kuyruğu, Koyun yumağı, Yabani Arpa, Yabani Buğday, Yabani Çavdar.           Fauna : Ur Keklik, Kaya Kekliği, Çil Keklik, Yaban Koyunu, Çengel boynuzlu Dağ Keçisi, Tilki, Kurt, Tavşan, Vaşak, Yaban Domuzu, Akbaba, Kartal, Şahin, Doğan, Engerek Yılanı, Alabalık, Sazan bulunmaktadır. Ayrıca yakın bir zamanda Anadolu Parsı’nın görüldüğü söylenmektedir. İrtibat :           Çevre ve Orman Bakanlığı          Ağrı Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 472 2163121          Ağrı DKMP Şube Müdürlüğü : 0 472 2157372          Iğdır Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 476 2260764          Iğdır DKMP Şube Müdürlüğü : 0 476 2276413

http://www.ulkemiz.com/agri-dagi-milli-parki

Athena Bilgelik  ve Savaş Tanrısı

Athena Bilgelik ve Savaş Tanrısı

Athena, Yunan mitolojisinde zeka, sanat, strateji, ilham ve barış tanrıçasıdır. Roma mitolojisinde Minerva diye anılır. Babası Tanrıların başı Zeus, annesi ise Zeus'un ilk karısı olan hikmet tanrıçası Metis' tir. Sembolleri, kalkan, zrak, zeytin dalı ve baykuştur. zrak savaşı, zeytin dalı barışı, gök gözlü baykuş da bilgeliği temsil eder. Athena, Atina kentinin baş tanrıçası ve koruyucusudur, kent ismini de ondan alştır. Athena ve sembolize ettiği karakterler birçok kültürde benzer formlarda bulunur. Athena ayrıca Troya savaşında Akhaların yardına koşup tahta atın yapılmasına yardım etmiştir. Athena özel bir kalkan taşır. Bu kalkan Aegis olarak isimlendirilmiştir. Kalkanın üzerinde, değişik süslemelerle birlikte Medusa'nın başının resmi bulunur. Bu kalkanın önünde en güçlü ordular bile bozguna uğrar. Zeus'un en sevdiği kızı olduğu için Zeus'un yıldırımlarını da bir tek o kullanabilir. Gigantlar arasındaki karşıtı Enceladus'dur. Temel özellikleri kentle ilgili olan Athena birçok bakımdan Kır Tanrıçası Artemis'in karşıtıdır. Athena'nın Yuna uygarlığı öncesinden gelen bir tanrıça olduğu ve daha sonra Yunanlarca benimsendiği sanılır. Ama Yunan ekonomisi, Minos uygarlığından farklı olarak önemli ölçüde askerî temele dayandığı için, Athena başlangıçtaki evcil işlevlerini korumakla birlikte giderek bir Savaş Tanrıçası'na dönüşmüştür. Savaşın, kaba güç yönünü simgeleyen Ares yerine strateji ve zeka yönünü temsil eden Athena, bu açıdan Ares'ten ayrılır. Ayrıca bir el sanatlarını da temsil eden bir tanrıça olarak trompet, flüt, çömlek, tırk, saban, gemi ve savaşta kullanılan at arabası onun icatlarındandır. Tanrıça Athena; Herkül, Perseus, Odysseus gibi birçok kahramana da yardım etmiştir. Savaş strateji ve bilgelik tanrıçası olması nedeniyle babası Zeus'un savaş zırhlarını emanet ettiği tek tanrıçadır.Ayrıca destanlarda da Zeus'un sevdiği çocuğu olarak geçer. Tanrıça Metis hamile kalınca, Zeus doğacak çocuk erkek kendisini devirir diye, tanrıçayı hamile iken yutar. Zeus'un kafasında bir yumru şeklinde büyüyen Athena oradan kalkanlı ve zırhlı bir şekilde çıkar. Zeka tanrıçası olan Athena, bu özelliğini annesi bilgelik, hikmet tanrıçası Metis'den alştır. Doğum sahnesi ise şöyle anlatılır: Athena Zeus'un başından doğarken Baş tanrı Zeus Metis'i yutmuş, yani kendi içine atş ve onu kendisinin bir parçası yapştı. Zeki Zeus, Metis'i uzun süre kafasının içinde taşıdı. Ondan kurtulma zamanı gelip çatınca demir ve ateş tanrısı Hephaistos'u çağırdı. "Hephaistos" dedi. "Başım çatlayacakş gibi ağrıyor, artık dayanayorum. Alnıma hızla keskin baltanı vur. Korkma sen emrimi yerine getir, ben başıma ne geleceğinin biliyorum. ''. Hephaistos baş tanrıya karşı gelmeye cesaret edemedi ve baltasını Zeus'un alnına indirdi. o anda yarılan yerden zafer çığlıkları atan güzel bir kız çıktı ve dans etmeye başladı. Tepeden tırnağa kadar silahlı idi. Başında altın bir miğfer kıvılcımlar saçıyordu. Parlak bir zırh bütün vücudunu kaplaştı. Elinde ise yepyeni bir zrağı sallıyordu. Bu hali gören bütün ölmezler hayret ettiler, şaşırdılar. Güneş bile onu görüce ne yapacağını unuttu, atlarının dizginlerini çekti, arabasını göğün boşluğunda bekletti. Büyük Olimpos Dağı bu yeni Tanrıça'nın doğuşu ile sarsıldı. Toprak'tan müthiş bir gürültü çıktı. Denizler kabarmaya dalgalar coşmaya başladı. "Ve Zeus çıkardı bir gün kendi kafasından Çakır gözlü yaman Athena'yı, O dünyayı birbirine katan tanrıçayı, O hiç yorulmadan orduları yöneten, O cenk ve savaş bağrışmalarından hoşlanan, Yüceler yücesi sayılan tanrıçayı." Tanrıça bakire kalıp hiç çocuğu olmasa da, çocuğu yerine koyduğu Erikhthonios ile ilgili hikâye şöyledir: Tanrı Hephaistos, bir gün Athena'ya karşı olan hislerine yenik düşer ve tanrıça Athena'yı kovalamaya başlar. Koşarken boşalan Hephaistos'un menileri tanrıçanın bacağına gelir. Tanrıça bunları silip toprağa atar ve bu ilişkiden yılan bacaklı Erikhthonios doğar. Athena'da onun yetiştirilmesine yardım eder. Mitoloji Atina Akropolis'i ve dev Athena heykeli Athena ve Poseidon Atina Şehrinin Kuruluşu Atina şehri yeni kurulmaktadır ve şehrin tanrısı kim olacağı söz konusu olur. Bütün Olimpos tanrıları bir araya gelirler. Çeşitli yarışmalar sonucunda iki tanrı kalır. Bu iki tanrı Poseidon ile Athenadır. Jüri tanrılar bu şehre en büyük hediyeyi verecek olanı şehrin tanrısı seçeceklerini belirtirler. İlk olarak kendinden emin Poseidon öne çıkar. Üç başlı zrağını yere vurur ve yer yarılarak bir at ortaya çıkar(bazı kaynaklara göre ise kayaya vurur ve su pınarı fışkırır). Poseidon atı herkese göstererek "Bu evcil bir attır, insanı yorulmadan istediği her yere götürür, onun yüklerini taşır." der. Bütün tanrılar büyülenmiştir bu hayvan karşısında. Athena ise küçük bir gülücük atar ve ünlü zrağını yere saplar. zrağın saplandığı yerden bir filiz çıkar ve büyür büyür çok güzel bir zeytin ağacı olur. "Bu da zeytin ağacıdır. Meyvesi olan zeytinin saymakla bitmeyen özellikleri vardır. Zeytini insanlar yiyebilirler, yemeklerine katabilirler. Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar. Yemeklere dökerler, çok güzel lezzetler elde ederler. Aynı zamanda bozulmaz, ve bozulmasını istemedikleri yiyecekleri saklarlar. Ve böyle faydaları daha da sayılabilir." der zeki tanrıça. Bütün tanrılar bakakalştır bu ağaca. Hepsi tebrik eder Athena'yı, artık şehir ona aittir. Şehrin ismine de Atina denecektir bundan sonra. İlk başta köylerden oluşan Atina zamanla önemli bir hal alır. Poseidon ise, belki de bir tanrıçaya yenilmekten, tüm siniriyle üç başlı zrağını dağa fırlatır. Dağa saplanır zrak, hala zrağın izinin orda olduğu söylenir. Ayrıca Athena'nın o meşhur ağacının da Atina'daki akropoliste portikonun yanında duran zeytin ağacı olduğuna inanılır. Diğerleri     Üç Güzeller Efsanesi'nde Paris'e 'En Güzeline' yazılı altın elmayı kendisine vermesi karşılığında büyük bir bilgelik ve savaşta yenilmezliği vaad eder.     Arakne'yi Tanrıça Athena'dan daha üstün bir dokuma yeteneğine sahip olduğunu iddia ettiği için örümceğe çevirir.     Medusa'yı kendi tapınağında Poseidon ile beraber olduğu için baktığını taşa çeviren, yılan saçlı çirkin bir yaratığa çevirir. Daha sonra da Medusa'yı öldürmek üzere yola çıkan Perseus'a yardım eder.     Assos, Athena Tapınağı     Odysseus'u Truva savaşı'ndan sonra eve dönüş yolcuğunda korur ve çabalarının boşa gitmesini önler, ona yardım eder. Athena Parthenos: Bakire Athena Athena'nın hiç yoldaşı, sevdiği olmaştır. İşte bu yüzden Athena Parthenos yani "Bakire Athena" olarak da anılır. Atina'daki ünlü Parthenon Tapınağı da ismini buradan alır. Bu Athena'nın sadece bakireliği ile ilgili bir gözlem değildir, fakat O'nun cinsel mütevaziliğin ve tanrısal gizemin daimi koruyucusu olduğu rolünün bir doğrulamasıdır. Üstlendiği bu rol Athena hakkında birçok hikâyenin de doğmasına yol açştır. Marinus'un anlattığına göre Hristiyanlar Parthenon'dan Athena'nın heykelini kaldırır. Ardından Proclus'a ki kendisi fanatik derecede Athena'ya düşkündür; rüyasında bir Atinalı kadının O'nunla yaşamak istediğini söylediğini bize anlatştır. Yalnızca bir kere bir tanrıyla birlikte olduğu ve bu birleşmeden yarı tanrı iki (ikiz) kızının olduğu söylenmektedir. Ancak ne kızlarının ne de daha sonradan evlendiği tanrının kim olduğu bilinmemektedir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Athena

http://www.ulkemiz.com/athena-bilgelik-ve-savas-tanrisi

Bubi Kayak Merkezi

Bubi Kayak Merkezi

Tesiste kayak için en uygun sezon Aralık-Nisan ayları. Alpin çayırlarla kaplı merkezde, kayak mevsiminde kar yüksekliği 1-2 metreyi bulmakta. Ağrı İl Özel İdare Müdürlüğü'ne ait bir kayak evinin bulunduğu tesiste, 60 kişilik bir kafeterya yer alıyor. Kayak merkezinde uzunluğu 1227 metre olan 600 kişi/saat kapasiteli teleski hizmet vermekte.

http://www.ulkemiz.com/bubi-kayak-merkezi

Mesudiye Savaş Gemisi Batığı

Mesudiye Savaş Gemisi Batığı

BATIK KONUMU :N40°07.098'-E26°23.248' 10-12 m ile 28 m. arasındaki derinlikte Kpz-Sarısığlık arası İsmi: Mesudiye Kızağa konulması: 1874 Denize indirme: 1875 Akıbet: 13 Aralık 1914'te İngiliz denizaltısı B11 tarafından batırıldı.  1875 yılında İstanbul'a gelen gemi modern teknolojide silahlarla donatılş, donanmaya meraklı padişahın gözbebeği olmuştu, ama 1876'da Abdülaziz'in devrilmesinde de gemi büyük rol oynadı.Zırhlı, 1903 yılında, bakım onarım için, İtalya'nın Cenova kentindeki Ansaldo tersanelerine yolladı.Hızı 17 mile çıkarıldı ve topları büyük ölçüde elden geçirildi.Önemli ateş gücüne sahip olması nedeniyle I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale'de karadaki istihkâmlara yardımcı olması için yüzer tabya olarak kullanılmak istendi ve Sarısığılar mevkiinde sığ suda demirlendi.Ama savaşın hemen başında, 13 Aralık 1914 günü teğmen Norman Douglas Holbrook emrindeki B11 denizaltısı tarafından batırıldı. 598 kişilik mürettebatından 10 subay ve 15 er şehit olmuştur. 10-12 metrelerdeki enkazına (gemi sökümünden sonra geriye kalan kalıntılarına) dalınarak sualtı film çekimi yapılştır. Bu gemiden sağ kurtarılan denizcilerle Boğaz'ın iki yakasında denizatlılara karşı ilk savunma-gözetleme hattı oluşturulmuştur.

http://www.ulkemiz.com/mesudiye-savas-gemisi-batigi

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

Adres: Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörlüğü PK:67100 İncivez/ZONGULDAK Telefon: 0372 257 40 10 Web: www.karaelmas.edu.tr/ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi(ZKÜ),11 Temmuz 1992 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3837 sayılı Kanunla Zonguldak'ta "Zonguldak Karaelmas Üniversitesi" adı ile kurularak 1 Ocak 1993 tarihinde tüzel kişilik kazanştır. Batı Karadeniz havzasındaki maden kömürünün yeterli teknik bilgiye sahip elemanlarca işletilebilmesi amacıyla Zonguldak'ta 1924 yılında bir Maden Mühendisi Mektebi kurulmuş ancak bir süre sonra kapatılarak yerine Maden Meslek ve Başçavuşları Okulu açılştır. 1949 yılında Maden Teknik Okulu haline dönüştürülen bu kuruluş 1961 yılında İstanbul'a taşınştır. Daha sonra 1962 yılında çıkarılan 165 sayılı "Zonguldak'ta yeni bir teknik okul açılması hakkındaki yasa" ile çalışmalar yeniden başlaş, bina inşaatları devam ederken bu teknik okul 1184 Sayılı Yasa ile Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi haline dönüştürülmüştür. 1184 Sayılı Yasaya göre Maden, Makina, Elektrik ve İnşaat Bölümlerini kapsayan akademi, 1981 yılında çıkarılan 41 sayılı kanun hakkında kararname ile Maden ve Makina Mühendisliği Bölümlerinden oluşan Mühendislik Fakültesi haline getirilmiş ve Zonguldak Mühendislik Fakültesi adı ile 20.07.1982 tarihinde Hacettepe Üniversitesi'ne bağlanştır. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nin 3837 sayılı yasa ile kurulması üzerine yeni fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulları açılştır. Batı Karadeniz Bölgesinde etkin bir yörede kurulmuş olan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Zonguldak ili ve çevre ilçelerinde halen işlerlik kazandırılş 7 fakülte, 3 enstitü, 3 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu, 1 devlet konservatuvarından oluşan yapısıyla eğitim ve öğretimini sürdürmektedir. Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu Denizcilik İşletmeleri Yönetimi (Yüksekokul) Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hekimliği Ereğli Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği İlköğretim Matematik Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sınıf Öğretmenliği Sınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Zihin Engelliler Öğretmenliği Zihin Engelliler Öğretmenliği(İkinci Öğretim) İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji(İkinci Öğretim) Biyoloji Kimya(İkinci Öğretim) Kimya Matematik(İkinci Öğretim) Matematik İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri İktisat(İkinci Öğretim) İktisat İşletme(İkinci Öğretim) İşletme Maliye(İkinci Öğretim) Maliye Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik (Fakülte) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Elektrik-Elektronik Mühendisliği İnşaat Mühendisliği Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Maden Mühendisliği Makine Mühendisliği Makine Mühendisliği(İkinci Öğretim) Çevre Mühendisliği(İkinci Öğretim) Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İkinci Öğretim) İnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim) Jeoloji Mühendisliği Tıp Fakültesi Tıp Zonguldak Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik (Yüksekokul) Fen-Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Türk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim) Türk Dili ve Edebiyatı

http://www.ulkemiz.com/zonguldak-karaelmas-universitesi

Aya Fotini Kilisesi

1922 yılı büyük yangınından önce, Frenk Caddesi’nin Mahmudiye (Yaladika) adını taşıyan bölümünde bulunan Ortodoks Rum Kilisesi. 1658 yılında deniz kıyısında inşa edilen Aya Fotini, 1688 depremde yıkıldıktan sonra 1690 da yeniden yapılır. İlerleyen yıllarda Metropolit olur ve İzmir’de yaşayan Rumların sembolü haline gelir. Zamanla kıyının doldurulması sonucu içeride kalan kilisenin Hazreti İsa’nın ölüm yaşıyla bağlantılı olarak 33 metre yüksekliğinde olan çan kulesi 1856 da dikilir. İzmir’in en yüksek binası olması nedeniyle İzmir Rumlarının övünç kaynağı olan çan kulesine 1892 de büyük bir saat eklenmiştir.Adres: 1374 Sokak No.24 Alsancak

http://www.ulkemiz.com/aya-fotini-kilisesi

Kozan Karasis Kalesi

Kozan Karasis Kalesi

Çukurova'daki kaleler zincirini önemli bir halkasını oluşturur. Kozan Barajı'nın hemen kuzey kesiminde yer alan kale, ilçe merkezine kara yoluyla yaklaşık 17 Km. uzaklıktadır. Kaleyi inşa edenlerin Selefkoslar (Selefkiler) olduğu bilinmektedir. Milattan önce 333 yıllarında Büyük İskender'in eline geçen Kozan, O'nun ölümünden sonra da Selefkosların idaresine girmiştir. (Selefkos, Büyük İskender'in Komutanlarından biridir.) Helenistik döneme ait kale askeri garnizon olarak kullanılştır. Kale, ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/kozan-karasis-kalesi

Kapuzbaşı Şelaleleri

Kapuzbaşı Şelaleleri

Adana'nın Aladağ İlçesi'ne 45 km. uzaklıkta bulunan Kapuzbaşı Şelalesi dünyada dağ ortasından patlayan en yüksek ve debisi fazla olan bu şelaleler arasındadır. Kapuz arasında sıralı halde 12 tane olup sadece 5-6 tanesi kendini gösteren bu şelalelerin diğerleri kayalardan dökülen molozlar arasında sıkıştığından yüzeysel olarak patlar. 1955 yılından önce Karsantı Nahiye iken Karaisalı ilçesine bağlı 3 köyümüzün sınırları içerisinde yer alır.(Büyükçakır, Kapuzbaşı ve Barazama) O zamanlar bu köylere yol olmadığı için şimdiki Aladağ İlçemizden ayrılarak Kayseri'nin Yahyalı İlçesine bağlanştır. Bu ilçeye uzaklığı ise 75 km'dir. Şimdi ise Aladağ İlçesine daha önce orman yolu yapılş olup ulaşım sağlanmaktadır. Akdeniz Bölgesinde yaşayan insanlarızın bu doğa harikalarını görmesi için önce Aladağ ilçesine, sonra Kapuzbaşı şelalelerine gitmeleri için ise en kısa yol olarak bu güzergâhı takip etmelerinde yarar vardır. Ayrıca Adana'zın en yüksek rakına sahip olan (2000 m.) Acıman Yaylası ve yeşilin her tonunun bulunduğu Pos Ormanlarını gezmek, görmek, bitkiler üzerinde araştırma yapmak, şifalı sulardan yararlanmak mümkündür. Tarih severler için Acıman'da bulunan Roma Mezarları ve kalıntıları görmeye değer tarihi yapılardır. Dağ ve doğa yürüyüşü yapmak için en doğal ortamlar mevcuttur. Rafting severler için Zamantı Suyu biçilmiş bir kaftandır.

http://www.ulkemiz.com/kapuzbasi-selaleleri

Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulubu

Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulubu

Merhaba Arkadaşlar,   Bu yıl kulubumuzun 10. kuruluş yıldonümünü kutlayacagiz. 10 yilimiza girdigimiz su gunlerde yeni 2 Temsilciligimiz ve 2 yeni Subemiz ile Mutlu Yillar diyoruz.   Gectigimiz hafta Eskisehir ve Igdir Temsilciliklerimiz aramiza katildilar ve Zirve Ailesinde yerlerini aldilar. Kendilerine hosgeldiniz diyor ve zirve tadinda birliktelik diliyoruz. Bir muddetdir Temsilcilik olarak faaliyetlerini basari ile surduren Selcuk ve Marmaris ise Sube oldular. Ilk kogrelerini onumuzdeki gunlerde yapiyorlar. Her iki subemize de basarilarinin devamini diliyoruz.   10 yil once Izmir'de kurulup, bugun Tekirdag'dan Igdir'a, Gaziantep'den Bursa'ya  yurdun dort bir yanina yayilan kulubumuze olan teveccuh her gecen gun artan ilgi ile buyuyor. Yakinda yeni Sube ve Temsilciliklerin mujdesini vermeye devam edecegiz. Onemli suprizlerimiz var...   10 yil etkinliklerimizi bir yılı kapsayacak sekilde hazirliyoruz. 16 Ocak Cumartesi gunu toplanacak Genisletilmis Genel Merkez Yonetim Kurulu toplantisindan sonra sizler ile paylasacagiz.   Sitemizde ise guncellemeler yaptik, yeni donem programlarimiz yuklendi. Yazarlarimiza ait tum yazilar yenilendi. Bu ay Konuk Yazar kosesi actik ve Sevgili Sener Karten'in hazirladigi Kanyoning yazisi kosemizde yer aldi.   Uye aidatlarimizda indirime gidildi ve 2009 da 10 tl olan aidatlarimiz 5.-tl ye cekildi.   2010 yilina bir dolu yenilik ve hazirliklar ile girdik. Kurulusumuzun 10. yilini cosku ile kutlarken, Ekim ayinda UIAA' ya da uyelik hakkini alarak kutlamalarimizi taclandirmak, ulkemiz dagciligini Dunya'ya daha iyi tanitmak, yabanci dagcilar ile karsilikli isbirligini gelistirmek hedefimiz olacak.   Kulubumuzun bu gunlere gelmesinde emegi gecen tum yoneticilerimize sukranlarimi sunuyorum. Aramizdan ayrilarak ebediyete intikal edenleri saygi ile aniyorum. Buyuk zirve ailesini hep birlikte kurduk ve bu gunlere getirdik hepinize minnettarim. Bundan sonra da sizler ile cok daha buyuk isler yapacagiz insallah.   10 kurulus yilimizin basta kulubumuzun bu gunlere gelmesinde katkilari buyuk olan yonetim kadromuz olmak uzere, uyelerimiz, zirve dostlari ve tüm dagcılık camiaz için hayirli ve uğurlu olmasını temenni ediyor, selam, sevgi ve saygılar sunuyorum.                        Orhan Kozan Zirve Dağcılık ve Doğa Sporları Kulubu Genel Baskanı Genel Başkan :ORHAN KOZAN Tel: 0532.762 73 65 ( cep ) - 0232.311 12 71 (iş) - eposta: orhan_kozan@yahoo.com  genel_merkez@zirvedagcilik.net Genel Merkez : Kıbrıs Şehitleri Caddesi Can Yücel Sokağı ( 1452 sok ) No:2/2 Alsancak / IZMIR Kulüp Tel : 0/232/464 09 53 (Haftaiçi günlerde 15.-20.00 arası açıktır ) http://www.zirvedagcilik.net

http://www.ulkemiz.com/zirve-dagcilik-ve-doga-sporlari-kulubu

Yörük Ali Efe Müzesi

Yörük Ali Efe Müzesi

Milli Kahraman Yörük Ali Efe’nin İzmir’den dönüşünden ölümüne kadar yaşadığı Yenipazar ilçe merkezindeki evi 1980’li yıllarda çıkan yangında tamamen yanştır. 1995 yılında Aydın Valiliğince Kültür Bakanlığına yapılan öneri kabul görmüş, Yörük Ali Efe’nin mirasçıları evin müze yapılması koşulu ile evi Kültür Bakanlığına bağışlaşlardır. Tahsis işlemleri 1999 yılında tamamlanştır. Evin aslına uygun restorasyonu ve bahçe tanzim çalışmaları sonucu teşhire hazır hale getirilmiştir. Bunun üzerine teşhir çalışmalarına başlanştır. Yörük Ali Efe’nin kullandığı şahsi eşyaları varisleri tarafından müzeye bağışlanştır. Aydın Müzesi Etnografya seksiyonundan devredilen eserlerin yanı sıra, Aydın Müzesi Kıymet Takdir Komisyonu’nca piyasadan alınan ve vatandaşların bağışladığı malzemelerle yapılan teşhir çalışmaları kısa sürede tamamlanştır. Yörük Ali Efe’nin Muslukuyu Mezarlığı’ndaki mezarı Bakanlar Kurulu’nun 29.08.2000 tarih ve 2000/1252 sayılı kararı ile müze bahçesindeki yerine taşınştır. Yörük Ali Evi Müzesi Aydın Müzesi Müdürlüğü bağlı bir birim olarak, 8 Haziran 2001 tarihinde Kültür Bakanı Sayın M.İstemihan TALAY tarafından ziyarete açılştır.

http://www.ulkemiz.com/yoruk-ali-efe-muzesi

Yunus Dalış Okulu ve Sualtı Hizmetleri ANTALYA

Yunus Dalış Okulu ve Sualtı Hizmetleri ANTALYA

Dalış okulumuz A grubu seyahat acentesi olup Turizm Bakanlığı onaylı yeterlilik belgesine sahiptir.    Malzeme ve donanım kalitesi Türkiye'de 4–5 dalış okulunda bulunabilecek türden yapılandırılştır. Kaliteli donanım insan hayatı için bir güvence olup yatırım maliyetini %200 arttıran önemli bir unsurdur. Ekipman olarak dünyanın tanınş markalarıyla, konusunda deneyimli sanayi dalgıçları ve bu konularda faaliyet göstermek için gerekli, yetki, donanım ve tecrübemiz ile gerek sualtındaki çözüm arayışlarınızda gerekse dalış sporunun güzelliğini keşfetmenizde,23 yıldır Konyaaltı Beachpark'ta sizlere hizmet vermekteyiz.Yunus Diving'in amacı küresel ölçülerde çağdas ve bilimsel metotlar ile modern teknolojiyi kullanarak sualtındaki gereksinimlerinizde, altyapı, bilgi ve yılların deneyimi ile müsteri memnuniyeti odaklı çözümler sunmaktır.Bu amacı gerçeklestirmek için; kurulusun bugün gelmis olduğu seviyeyi daha da asarak bilimsel mükemmelliği ölçü olarak alıp "KÜRESEL GÜÇ, BÖLGESEL ÖZEN" ilkesini siar edinmis bir eğitim kurumu olmayı amaç edinmistir. Yunus Diving, eğitimde, araştırma ve geliştirme modelini benimsemektedir. Bu itibarla Gerek sualtı işlerinizin en uygun ve akılcı maliyetlerle  çözüme ulaşması ve dalış okulu  eğitim bölümünde kursiyerlerini bir yıldız balıkadamdan başlayarak üç yıldız eğitmen ve rehber balıkadam olmaya kadar varan süreçte, daima çağdaş ve modern teknolojinin nimetleri ile destekleyip teşvik etmektedir.Yunus Diving faaliyet hayatı boyunca, insan sevgisi ile dolu uzman eğitmenleri ve onların yetiştirdiği en iyi öğrencileri bünyesinde istihdam ederek, bugüne kadar olduğu gibi, Ülkemizde en mükemmel ve güvenilir dalış okulları sıralamasında ilk olmak ve Sualtı sanayi çalışmalarında en iyi sualtı hizmeti veren kurumlardan biri  olarak anılmayı amaçlamaktadır. Tel: 0 242 238 44 86 Fax: 0 242 237 61 08 Gsm: 0 541 608 58 63 - 0 554 589 03 62 Adres: Konyaaltı Beachpark Üst Geçit No:5-6 Antalya Mail: info@yunusdiving.com   http://www.yunusdiving.com

http://www.ulkemiz.com/yunus-dalis-okulu-ve-sualti-hizmetleri-antalya

İSOFF – İstanbul Off-Road Kulübü

İSOFF – İstanbul Off-Road Kulübü

İstanbul Off-Road Kulübü 1993 yılında kuruldu. Amacızı hem motorsporlarını hem de doğayı seven insanları yani off-road’cuları bir araya toplamak, 4x4 yarışlar, geziler, eğitimler düzenlemek, Türkiye’de off-road sporunun gelişimi ve tanınması için yeni projeler üretmek olarak belirledik.   İlk aktivitemiz Bolu Ekspedisyonu oldu. Uzun bir 4x4 konvoy halinde 1 hafta hiç şehir görmeden dağlarda ve yaylalarda dolaştık. Sonra da 4x4 yarışlarına el attık.   1988 yılından bu yana 4x4 yarışları düzensiz olarak ve uzun aralarla yapılıyordu. 1994 yılında İSOFF olarak ilk kez 6 ayaklık bir 4x4 yarış takvimi ortaya koyduk. Kurallar ve etap tiplerini belirledik. Sonraki senelerde de off-road yarışları düzenli bir takvim halinde organize edilmeye devam etti.   Yarışlar dışında her sene Türkiye’nin farklı yerlerine ekspedisyonlar düzenledik. Kaçkarlar, Toroslar, Batı Ege, İç Anadolu’da o zaman dek gidilmemiş parkurlar üzerinde konvoy halinde ilerledik. Tuzgölünde, Konya çölünde, Toroslar arasında daha tekerlek izi olmayan kanyonlarda yol aldık. Hafta sonları İstanbul çevresinde kamplara kaçtık. Günübirlik off-road gezileri yaptık.   Farklı yerlerde ağaç diktik, adıza ormanlar oluşturduk. 4x4 bilgimizi ve ekip halinde hareket edebilme yeteneğimizi zor zamanlarda yardım için kullandık.   Yeni başlayan 4x4 kulüplerini cesaretlendirdik, birlikte yarışlar, geziler, eğitimler organize ettik.   Off-road adına yeni ve cesur projeler yarattık. 2000 yılında Türkiye Off-Road Oyunları’na başladık. Annelere yasak olan Ba-Ço kamplarını düzenleyip, babaları çocukları ile beraber ilk kamp deneyimine hazırlaması için cesaretlendirdik. 2003 yılında Goodyear Wrangler Cup olarak ilk ikili kalkış off-road yarışlarını organize ettik. 2011 yılında ise İSOFF Challenge adıyla tamamen yeni bir off-road yarış türüne start verdik, F1 sistemi ile off-road parkurlarını melezledik. İlk kez ortaya çıkardığız, kuralları ve detayları için aylarca uğraştığız bu yeni organizasyonları, başka kulüplerin de devam ettirmesini destekledik.   İlk başladığızda etrafızda kimse yoktu. Şimdi tüm Türkiye’de 20 off-road kulübü var ve bu sayı giderek artıyor. Off-road kulüplerindeki, yarışlarındaki, seyircisindeki artış, ilk kuruluş amacız doğrultusunda doğru işler yaptığızı gösteriyor.   Daha hala başındayız –henüz 18 yaşındayız- ve yeni projelerle yola devam ediyoruz.

http://www.ulkemiz.com/isoff-istanbul-off-road-kulubu

YILDIZ SARAYI

YILDIZ SARAYI

Beşiktaş, Ortaköy ve Balmumcu arasında, Boğaziçi’ne egemen bir konumda 500.000 m2lik bir alanı kaplayan Yıldız, yerleşim tarihi Bizans dönemine dek inen bir koruluktur. İstanbul’un fethinden sonra “Kazancıoğlu Bahçesi” adıyla anılan bu koruluk, büyük bir olasılıkla Sultan I. Ahmed (1603-1617) döneminde, Padişah’ın “Hasbahçe”leri arasına katılştır. Sultan IV. Murad (1623-1640) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi gören bu çevre; III. Selim’in, annesi Mihrişah Valide Sultan için “Yıldız” adıyla yaptırdığı bir köşkten dolayı bu ad ile anılmaya başlanştır. Sultan II. Mahmud (1808-1839), Sultan Abdülmecid (1839-1861) ve Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemlerinde eklenen köşk ve kasırlarla gelişen buradaki yapılar topluluğu; Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) döneminde yapılan binalarla Yıldız Sarayı adını alarak, İmparatorluğun Eski Saray, Topkapı Sarayı ve Dolmabahçe Sarayı’ndan sonra dördüncü yönetim merkezi olmuştur. Yıldız Sarayı’nın bir parçası olan ve adını Fransızca “dağ evi” anlana gelen “chalet” sözcüğünden alan Şale Köşkü, 19. yüzyıl Osmanlı mimarlığının en ilgi çekici yapılarından biridir. Köşk yüksek duvarlarla çevrili bir bahçe içinde ve farklı tarihlerde birbirine bitişik olarak yapılan üç yapıdan oluşmaktadır. Köşkün birinci bölümü 1880’de yapılştır. 1889 yılında Sarkis Balyan’a yaptırılan ek bina ile köşk genişletilerek oda ve salonlar eklenmiştir. Merasim Köşkü adıyla tanınan ve İtalyan Mimar D’Aranco’nun yaptığı üçüncü bölümün ise, 1898 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir. Son iki bölüm, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’a gelişlerinde konaklaması için yapılştır ve bu özelliğiyle Şale, Yıldız Sarayı yapılar grubu içinde bir “devlet konukevi” niteliği taşımaktadır. Köşk, bodrumuyla birlikte üç katlı, ahşap ve kâgir olarak yapılştır. Osmanlı konut geleneğinin, yapıları Harem ve Selamlık olarak düzenleyen bölümlemesi bu yapıda görülmemektedir. Dış dünyaya yedi kapıyla ve ahşap panjurlu pencerelerle açılan Şale’nin katları arasındaki bağlantıyı biri mermer, ikisi ahşap zarif merdivenler sağlamaktadır. Yapının en dikkat çekici mekânı, zemini duvardan duvara yaklaşık 406 m2lik tek parça Hereke halısıyla kaplı, tavanı altın yaldızlı panolarla süslenmiş, görkemli Tören Salonu’dur. Bu salonda, Sultan II. Abdülhamid döneminde muayede törenlerinin de yapıldığı bilinmektedir. Çırağan Sarayı’ndan getirilmiş sedef kakmalı kapılarından ötürü “Sedefli Salon” olarak da bilinen yemek salonunun mobilyaları, Sultan II. Abdülhamid tarafından Yıldız Sarayı bünyesindeki Tamirhâne-i Hümâyûn’da yapılştır. Osmanlı beğenisini yansıtan yemek salonu dışında, köşkün tefrişinde Avrupa beğenisi egemendir. Şale’nin dekorasyonunda dikkat çeken unsurlardan biri de, büyük boyutlu İsveç yapı Rörstrand çini sobalarıdır. Yıldız Sarayı’nı oluşturan yapılar grubu içinde Istabl-ı Âmire-i Ferhân olarak anılan has ahırların bir bölümünde ve manej binaları restorasyonları tamamlanarak yeniden işlevlendirilmiştir. Yapılardan birinde Klasik Türk Sanatları Merkezi yer almaktadır. Manej binası ise yapılan başvurular ve verilen izinler çerçevesinde kongre ve seminerlere tahsis edilebilen bir konferans salonu haline getirilmiştir. İLETİŞİM BİLGİLERİAdres :Yıldız Parkı İçi Beşiktaş 34349Tel: (0212) 259 45 70

http://www.ulkemiz.com/yildiz-sarayi

Tabiyat Tarihi Müzesi Fotoğrafları

Tabiyat Tarihi Müzesi Fotoğrafları

MTA Genel Müdürlüğü'nün kuruluşundan bugüne kadar yapılmakta olan jeolojik, mineralojik, paleontolojik, araştırma ve çalışmaların yanı sıra, fakültelerimizin yerbilimleri ile ilgili bölümlerinin yapş / yapmakta olduğu bilimsel ve teknik araştırmalar sonucu toplanan materyallerden 10.000 adedi teşhirde sergilenmekte ve 75.000 adedi depolarızda muhafaza edilmektedir. Bu haliyle MTA Tabiat Tarihi Müzesi, yerbilimlerinin tüm evrelerine ait her türdeki materyalin saklandığı, korunduğu, bunların içindeki en seçkin örneklerin uluslar arası standartlara uygun, bilimsel ve eğitsel şekilde sergilendiği bir müzedir. Fotoğraflar : Yavuz Aydın

http://www.ulkemiz.com/tabiyat-tarihi-muzesi-fotograflari

Kanser Biyoİşaretlerini Tespit Edebilen Teknoloji

Kanser Biyoİşaretlerini Tespit Edebilen Teknoloji

Nano Letters dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada, Wake Forest Baptist Medical Center’dan araştırmacılar; nükleik asitleri hastalık işaretleri olarak tespit edebilecek yeni bir teknoloji geliştirmeyi başardı. Araştırmacılar bu gelişmeyi çok güçlü bir potansiyel taşıyan başlangıç olarak niteliyorlar, çünkü bu metot ile kanserden ebola virüsüne kadar birçok hastalığı hastaya, hastanın sağlıklı dokularına veya derisine zarar vermeden teşhis etmek ve tanı koymak mümkün olacak.

http://www.ulkemiz.com/kanser-biyoisaretlerini-tespit-edebilen-teknoloji

Alaçatı Neresidir?

Alaçatı Neresidir?

Ülkemizin en güzel illerden biri olan İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı olarak bilinen bir mahalle olan Alaçatı, Ege Denizi’ne kıyısı olması ile birlikte en çok turist çeken bölgelerden de bir tanesidir. Bölgede bulunan tarihi taş evleri ve rüzgar sörfüne göre elverişli olarak plajları bulunan Alaçatı’nın yaklaşık olarak nüfusu 8.401 kişi olarak belirlenmiştir. Özellikle son yıllarda taş evleri ile dikkat çeken Alaçatı bölgesi, 704 kilometrekarelik alanı ile bünyesinde pek çok eğlence mekanlarını ve otelleri barındırmaktadır. Yine özellikle Ege bölgesinin en önemli tatil beldelerinden biri olarak bilinen Alaçatı, yaz mevsimde en çok yabancı turistleri ağırlayan belde olarak da adını yazdırştır.Alaçatı’nın Ünlü Mekanları ve Bölgeleri Eski Rumlar zamanından bu yana bağcılık ve şarapçılık yapı ile adını dünyaya duyuran İzmir’in gözde beldelerinden Alaçatı, günümüzde ise turizmi ve farklı özellikteki butik otelleri ile göz doldurmaktadır. Turistlerin en çok merak sardığı rüzgar sörfü ile de dikkat çeken Alaçatı, popülerliğini de buradan kazanmaktadır.Adeta bir simge haline gelmiş olan Alaçatı evleri, farklı mimari yapıları ile Alaçatı beldesinde en çok tercih edilen yapılardan birisidir. Rumlar zamanından bu yana da gelmiş olan Alaçatı evlerinin büyük bir çoğunluğu son dönemde yapılştır.Çeşme’nin gözde mekanı olan Alaçatı’nın bir simgesi haline gelen Yel Değirmenlerinin büyük bir kıs turizme katkı sağlamak adına sürekli olarak restore edilmekte ve farklı mekanlar haline getirilerek hizmete sunulmaktadır.Alaçatı beldesinin adeta kalbi olarak sayılan yerlerden biri olan Alaçatı meydanı, turistlerin gezip görmek için uğradıkları mekanlardan bir tanesidir. Alaçatı Meydanı’nın yanı sıra belde de bulunan Hacı Memiş Ağa Cami, Dutlu Kahve ve çok sayıda plajları her yıl binlerce turistin ilgi odağı olmaktadır.Kaynakça:Kaynakça; http://alacati.neredekal.com/gezilecek-yerler-tarihi-mekanlar/Yazar: Ensar Türkoğluhttp://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/alacati-neresidir-1

Benim Oğlum Bir Eroinman

Benim Oğlum Bir Eroinman

Her eroinmanın arkasında bir aile vardır, bazen de yalnızca bir anne… Evelyne gibi. O, hayalinde mutlu bir çocuk yetiştirdiğini görüyor ya da öyle umuyordu ama hayat onun karşısına asla başınıza gelmesini istemeyeceğiniz bir sorun çıkardı. Oğlunun uyuşturucu bağımlılığı, hem kendisinin hem de onun hayatını cehenneme çevirmişti. Ellerinden kayıp giden yalnızca oğlu değil, sıkı sıkıya tutunduğu umutlarıydı. Bir annenin on beş yıl boyunca uyuşturucu kullanan oğlunun gözlerinin önünde nasıl eridiğini tüm samimiyetiyle anlattığı kelimesi kelimesine gerçek, duygu dünyanızı alt üst edecek bir hikaye.  (Tanıtım Bülteninden)

http://www.ulkemiz.com/benim-oglum-bir-eroinman

El-Nino Nedir

El-Nino Nedir

El Nino Güney Salınımları, küresel bir okyanus-atmosfer olayıdır. El Nino ve La Nina, Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı atmosferik olayların genel adı olarak kullanılmaktadır. İsimler İspanyolca "oğlan çocuğu" veya "velet" ve "küçük kız" anlana gelmektedir. "Çocuk", İsa'yı simgelemektedir, çünkü El Niño Güney Amerika'nın batı kıyılarında Noel zamanında etkili olur.El Niño ve La Niña'nın güney yarımküredeki etkileri çok büyüktür. Bu etkiler ilk olarak 1923'te Sir Gilbert Thomas Walker tarafından tanımlanştır. El Niño'nun atmosferik imzası olan Güney Salınımları, Tahiti ve Darwin bölgelerindeki aylık veya mevsimsel hava basıncı değişimleridir. Eylül 2006 itibarıyla El Niño aktif durumdadır.

http://www.ulkemiz.com/el-nino-nedir

Aşık Fotonları Uzay-Zaman Ayıra<b class=red>mı</b>yor

Aşık Fotonları Uzay-Zaman Ayırayor

İşte size hayal edilebilecek en küçük ölçekte bir aşk hikayesi: Dolaşıklık. Bu durumda bulunan parçacıklar birbirleriyle içsel olarak öyle bir bağlantı içindedirler ki, aralarındaki uzaklık ne olursa olsun, birini etkileyen herhangi bir değişiklik diğeri üzerinde de eşzamanlı bir etki yaratır. Dolaşıklık da dahil olmak üzere, pek çok doğaüstü gibi görünen olayın sürekli olarak gerçekleşmekte olduğu parçacıklar düzeyindeki evrenin incelenmesi kuantum mekaniğinin alanındadır. Bu en küçük ölçekte, parçacıkların bazı özellikleri bütünüyle olasılıksaldır. Diğer bir deyişle, gerçekleşene dek hiçbir şeyin kesinliği yoktur. Bell Teoremi’nin Sınanması Albert Einstein kuantum mekaniği yasalarının gerçekliği tanımladığına pek inanyordu. O ve kendisi gibi düşünen diğer bilimciler işin içinde kuantum sistemlerin öngörülemez olmasını sağlayan gizli değişkenler olduğunu ileri sürdüler. Ancak 1964 yılında yayımladığı makalesinde John Bell şu düşünceyi ortaya koydu: Söz konusu gizli değişkenleri içeren herhangi bir fiziksel gerçeklik modeli, bir parçacığın diğeri üzerinde anlık etki yaratmasını da izinli kılmak zorundadır. Einstein enformasyonun ışıktan daha hızlı ilerleyemeyeceğini kanıtlaş olsa da, Bell’e göre parçacıklar çok uzak mesafelerdeyken bile birbirlerini etkileyebilirlerdi. Bilimciler Bell’in teoremini modern fiziğin önemli dayanaklarından biri kabul ediyor. Teoremi kanıtlamak amacıyla çok sayıda deney yapılş olmasına rağmen, yakın zamana kadar Bell’e gereken eksiksiz ve uygun bir sınama yapılamaştı. 2015 yılında bu konuya ilişkin üç ayrı çalışma yayımlandı ve hepsi de kuantum mekaniğinin öngörüleri ile uyumluydu. Yayımlanan makalelerden birinin baş yazarı olan Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü’nden (NIST) Krister Shalm şöyle anlatıyor: “En heyecan verici yanı, bir anlamda deneysel felsefe yapıyor oluşumuz. İnsanlar hep dünyanın nasıl işlediği hakkında belli beklentiler içinde oldu. Sonra kuantum mekaniği çıkageldiğinde, işlerin bekledikleri gibi yürümediğini gördüler.” ‘Alis ile Bob’ Kuantum Mekaniğini Nasıl Sınadı? “Bizim makalemiz ve geçen yıl yayımlanan diğer iki makale Bell’in haklı olduğunu gösterdi: Gizli değişkenler içeren bir evren modeli, dolaşık parçacıkların herhangi bir uzaklıktan birbirlerini etkilemesine izin vermek zorunda,” diyor Francesco Marsili. Kendisi NASA’da çalışıyor ve Shalm ile aynı araştırma ekibinde yer alıyor. Makaleleri geçtiğimiz yıl Physical Review Letters dergisinde şu akıl karıştırıcı başlıkla yayımlanştı: “Yerel Gerçekçiliğin Güçlü Kaçamaksız Sınaması.” NIST laboratuvarında gerçekleştirilen deneyi anlamaza yardımcı olacak bir benzeşim kuralım: A ve B dolaşık iki foton olsun. A fotonu Alis’e, B fotonu da Bob’a gönderilsin. Alis ile Bob arasındaki uzaklık da 185 metre olsun. Alis ve Bob fotonlarını dürtüp kurcalayarak her türlü yolla özelliklerini öğrenmeye çalışıyorlar. İkisi de fotonlarını nasıl ölçeceklerine birbirleriyle konuşmadan ve rastgele sayı üretecinden çıkan sayılar doğrultusunda rastgele karar veriyor. Alis ile Bob notlarını karşılaştırdıklarında, yaptıkları bağımsız deneylerin sonuçlarının bağlaşık olduğunu görüp şaşırıyorlar. Çok uzaklardayken bile, dolaşık foton çiftinden birini ölçmenin, diğer fotonun özelliklerini etkilediğini anlıyorlar. “Sanki Alis ile Bob fotonları birbirinden ayırmaya çalışş, ama fotonların aşkı sürmüş gibi,” diyor Shalm. Dolaşık fotonlar uzayda ayrı düşseler bile tek bir sistem gibi davranmaya devam eder. Alis ve Bob, yapılan deneydeki foton dedektörlerini temsil ediyor. Deneyi çok sayıda başka aşık yani dolaşık fotonla yineliyorlar ve her seferinde aynı görüngü ile karşılaşıyorlar. Tabi gerçekte bu dedektörler insan değil, süperiletken nano kablolu tekil foton dedektörleri (SNSPD [İng. superconducting nanowire single photon detector]). SNSPD dedektörler süperiletken duruma gelene dek, yani elektriksel dirençlerini kaybedinceye kadar soğutulmuş metal şeritlerdir. Şerite çarpan bir foton, şeritin bir anlığına normal metale dönüşmesine neden olur. Dolayısıyla şeritin direnci sıfırdan sonlu bir değere fırlar. Dirençteki bu değişim sayesinde araştırmacılar olayı kaydeder. Deneyi laboratuvarda gerçekleştirirken en büyük güçlük, fotonları dedektörlere gönderirken optik fiberlerde kaybolmalarının önüne geçmektir. NASA’nın JPL laboratuvarı ve NIST bu amaçla SNSPD dedektörlerini dünya rekoru kıran bir performansta üretti ve %90’dan yüksek bir verim elde etti. Fotonun varış zamanındaki belirsizlik düşürüldü. SNPSD olmadan böyle bir deney gerçekleştirilemezdi. Bu Neden Yararlı? Deney tasarının kriptografide kullanılma olanağı bulunuyor. Rastgele sayı üreteci kullandığı için bu yöntem bilgiyi ve iletişimi güvenli kılacaktır. “Evren hakkında bize çok derin bilgiler veren deney düzeneğimiz, aynı zamanda bilgiyi güvenli tutmanın gerektiği uygulamalarda da kullanılabilir,” diyor Shalm. Kriptografi bu araştırmanın tek potansiyeli uygulaması değil. Kullanılanlara benzer dedektörler, uzayın derinliklerinde optik haberleşme için de işe yarayabilir. Sinyal varış zamanı hususunda verimi yüksek, belirsizliği düşük olduğu için bu dedektörler optik izgedeki (spektrumdaki) ışık atımları ile bilgi iletimi için çok uygun. “Güneş sisteminde gezinen uzay araçları ile iletişim için şu anda Derin Uzay Ağı (İng. Deep Space Network) kullanılıyor. Bu ağ enformasyonu radyo sinyali olarak kodluyor. Optik iletişim kullanabilirsek ağin veri hızını 10 ila 100 kat arttırabiliriz,” diye ekliyor Marsili. Einstein’ın dediği gibi enformasyonun ışıktan hızlı ilerleyemeyeceğini, ancak optik iletişim araştırmaları ile gönderilen veri miktarının yükseltilebileceğini belirten Marsili, deneylerinde kullandıkları dedektörlerin bu açıdan önemini vurguluyor.   Kaynak: NASA, “Particles in Love: Quantum Mechanics Explored in New Study”< http://www.nasa.gov/feature/jpl/particles-in-love-quantum-mechanics-explored-in-new-study > Sevkan Uzel http://bilimfili.com/asik-fotonlari-uzay-zaman-ayiramiyor/

http://www.ulkemiz.com/asik-fotonlari-uzay-zaman-ayiramiyor

7. Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu Karabük’te Yapılıyor

7. Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu Karabük’te Yapılıyor

Bu yıl yedincisi gerçekleştirilecek olan Uluslararası Arkeoloji Öğrencileri Sempozyumu Karabük Üniversitesi tarafından düzenleniyor.

http://www.ulkemiz.com/7-uluslararasi-arkeoloji-ogrencileri-sempozyumu-karabukte-yapiliyor

Adım Adım Fotoğraf Makinesi Satın Alma Rehberi

Adım Adım Fotoğraf Makinesi Satın Alma Rehberi

Fotoğraf makinesi almak aslında otomobil almaya benzer biraz. Bir fotoğraf makinesi almaya karar verdiğinizde önünüze yüzlerce seçenek çıkıyor. Hele bir de Dslr bir makine almaya karar verdiyseniz işiniz daha da zorlaşıyor.

http://www.ulkemiz.com/adim-adim-fotograf-makinesi-satin-alma-rehberi

7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri

7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri

27 Nisan 2016 - 30 Nisan 2016 Sheraton Otel ve Kongre Merkezi Acente:  Valör Web valor@valor.com.trman   Değerli Meslektaşlarım, Kongre Düzenleme Kurulu olarak sizleri, Türk Pediatrik Dermatoloji Derneği ve Hacettepe Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı'nın birlikte 27-30 Nisan 2016 tarihleri arasında başkentimiz Ankara'da düzenleyeceği "7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri”ne davet etmekten mutluluk duyuyoruz. Amacız, daha önceki benzer etkinliklerin her birinde ükseltilen başarı çıtasını daha da yukarı taşımaktır. Bu amaçla, alanlarında uzman olan çok değerli ulusal ve uluslararası bilim insanlarının konferans ve sunumları ile bilimsel düzeyi yüksek bir toplantı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. En büyük dileğimiz pediatrik dermatoloji alanındaki son gelişmelerin konuşulup tartışılacağı bu platformda hem dermatoloji hem de pediatri uzman ve uzmanlık öğrencilerinin bilgilerinin güncellenmesi ve bu toplantıdan edindikleri bilgilerin günlük pratiklerinde yer bulmasıdır. Siz değerli meslektaşlarız için özenle ve titizlikle hazırlandığız toplantız sizlerin katılı ve desteği ile çok daha ileri düzeyde bir etkinlik olacaktır. “7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri” ne sizleri davet etmekten onur duyuyor, sevgi ve saygılarızı sunuyoruz. Düzenleme Kurulu adına, Prof. Dr. Ayşen Karaduman Kongre Başkanı

http://www.ulkemiz.com/7-ulusal-pediatrik-dermatoloji-gunleri-1

Bayat Ekmekle Omlet Yapı<b class=red>mı</b>

Bayat Ekmekle Omlet Yapı

Bayat ekmeklerden yapabileceginiz bir omlet. Tarifiyse şöyle bayat ekmekleri küçük küçük doğrayın. Içine biber maydanoz karabiber tuz isterseniz domates ekleyin. Üzerine istediğiniz kadar yumurta kırıp karıştırın. Muffin kalıplarına yarısı dolacak kadar koyun. Silikon muffin kalıpları olursa daha iyi olur pisince çıkartırken zorlanmazsınız şekilleride bozulmaz.Önceden 200 derecede ısıtılş fırında pişirin.    Afiyet olsun Tarifella

http://www.ulkemiz.com/bayat-ekmekle-omlet-yapimi

Mantarlı Patates Kavurma

Mantarlı Patates Kavurma

Malzemeler PatatesMantarYeşil biberDomatesYumurtaKarabiberTuzYapılışıMalzemelerin hepsini istediginiz miktarda doğrayıp hazırlayın. Tavaya biraz sıvıyağ koyun patatesleri biraz kavurun ve mantarlari ilave edin mantarlarda kavrulunca diger malzemeleri de ekleyin. Son olarak ortaya yumurtayi kirin pisirin.Afiyet olsun

http://www.ulkemiz.com/mantarli-patates-kavurma


Ülkemiz ve Dünya - NÜFUS Konusu (Sosyal Bilgiler Konu Anlatı<b class=red>mı</b>)

Ülkemiz ve Dünya - NÜFUS Konusu (Sosyal Bilgiler Konu Anlatı)

6. sınıf sosyal bilgiler konularından bugün "Nüfus"u derinlemesine işleyeceğiz. Nüfusun dağılışını etkileyen faktörler, seyrek nüfuslu yerler, yoğun nüfuslu yerler bu videoda öğreneceğiniz konulardır. Ülkemiz ve Dünya ünitesini bu videoyla pekiştireceksiniz. İyi seyirler.

http://www.ulkemiz.com/ulkemiz-ve-dunya-nufus-konusu-sosyal-bilgiler-konu-anlatimi

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Karbonhidrat Nedir, Hangi Gıdalarda Bulunur?

Beslenme insanların en temel gereksinimidir. Bu gereksinimin karşılanması ile hayati fonksiyonları yerine getirebilmek mümkün olur.

http://www.ulkemiz.com/karbonhidrat-nedir-hangi-gidalarda-bulunur

Uluslararası Türk Dünyası 3. Bilim ve Kültür Şenliği

Uluslararası Türk Dünyası 3. Bilim ve Kültür Şenliği

Şanlıurfa Valiliği ve M.E.B. tarafından düzenlenecek bu etkinliğe 4-5-6-7 ve 8. sınıflarda okuyan Türk Dünyası’ndaki öğrenciler katılacaktır.

http://www.ulkemiz.com/uluslararasi-turk-dunyasi-3-bilim-ve-kultur-senligi

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016, Ankara

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016, Ankara

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016 tarihleri arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Amfisinde  gerçekleştirilecektir. Kongre prograna buradan ulaşabilirsiniz. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi, yapı sektörü ile çevre, tasarım, üretim, kullanım, koruma, denetim yönetim, güvenlik ve yıkım süreçleri arasındaki ilişkilerin tartışıldığı; sorun ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı bir ortam sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Ülkemizde ulusal ölçekte bir yapı kongresi ilk defa 3-7 Mayıs 1948 tarihleri arasında “Birinci Türk Yapı Kongresi” adı ile Bayındırlık Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Meslek topluluğumuzun o tarihteki örgütü “Türk Yüksek Mimarlar Birliği” kongreye geniş destek ve katılım sağlaştır. Beş gün süren bu kongre, Cumhuriyet sonrası mimarlığın kuruluşu ve kurumsallaşması sürecinde birçok mesleki konunun çok yönlü ele alındığı ve paylaşıldığı önemli bir etkinlik olmuştur. Bu tür etkinliklerin sürekliliğini sağlamak amacıyla Mimarlar Odası Ankara Şubesi “yapı kongre”lerini bir gelenek haline getirme kararı alştır. Bu kararı takiben 2. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi’ni 3-5 Haziran 2015 tarihleri arasında Ankara’da düzenlemiştir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin evsahipliğini yaptığı ikinci kongreye toplam 18 farklı şehirden 37 bildiri ile katılım sağlanştır. Ülkemizde yapı sektörüyle ilişkili birçok konuda çok hızlı değişim ve gelişim söz konusudur. Tüm bu gelişmeler de dikkate alınarak, yapı sektörünün güncel sorunlarının gündeme getirilmesi ve çözümler üzerinde ortak tartışmaların yapılabilmesi önemlidir. Bu kongrenin, yapı ve çevre bilimleri, yapım ve malzeme teknolojileri, mimarlık, mühendislik ve bilişim sahalarıyla ilgili birçok disiplinden meslek insanlarını, araştırmacıları, uzmanları, uygulayıcıları, üreticileri, öğrencileri ve kullanıcıları bir araya getirmesi hedeflenmiştir. Bu alanlarda edinilen birikimin ve deneyimin ortak bir platformda paylaşılması ve tartışmaların yapılması, bu platforma katılan herkes için yararlı olmaktadır. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, mesleki eğitimi ön plana alarak mimarlık mesleği ile ilgili meslek gruplarının hızla gelişen bu orta takip edebilmeleri ve ortama katkıda bulunabilmeleri için “3. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi”ni düzenlemektedir. Ankara’da 24-25-26 Kasım 2016 tarihleri arasında yapılacak olan üçüncü kongrenin ana teması, Türkiye’de ve dünyada güncel birçok sorunu ve gelişmeleri içeren “Teknik Tasarım, Güvenlik ve Erişilebilirlik” olarak belirlenmiştir. Yapı sektörüyle ilişkili tüm yapı üretimi, kullanı ve koruması gibi süreçleri tartışma ortana dâhil edebilmek ve ilerleyebilmek amacıyla aşağıdaki alanlar altında belirlenmiş konu başlıkları üzerinde durulacaktır: - Yapı ve Yapım Teknolojileri, Yapı Malzemeleri - Yapı ve Çevre İlişkisi, Yapı ve Çevre Güvenliği - Herkes için Erişilebilirlik - Tarihi Yapı ve Çevre, Restorasyon ve Koruma - Yapı Denetimi, Proje ve Yapım Yönetimi Bu alanlar doğrultusunda; Yapı malzemeleri: teknik ve çevresel performansları Yapım teknikleri ve uygulama detaylar Alternatif yapı malzemeleri ve sistemleri Yapı denetimi ve güvenlik: sorun analizi ve takibi, yapısal analizler ve yapılarda deprem güvenliği, yangın güvenliği, risk analizi vb. Çevresel kontrol: yapılarda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanı, mimari akustik, mekansal aydınlatma, işlevsel sistemler vb. Kültürel mirasın korunması Yapı yönetimi:  tasarı, proje üretimi, yapı ve kullanı, maliyet analizleri, kullanıcı güvenliği ve sağlığı Yapım-bilgi teknoloji ilişkileri Yapılı çevre ve erişilebilirlik, mekânsal sorunlar, çözüm önerileri, teknik standartlar konularını içeren çalışmaların aktarıldığı ve tartışıldığı bir paylaşım, etkileşim ve eğitim orta hazırlanmaktadır. Bu kapsamda, farklı disiplinlerden görüşlerin ve çalışmaların bu kongreye katılımları önemsenmektedir.

http://www.ulkemiz.com/3-ulusal-yapi-kongresi-25-26-kasim-2016-ankara

Elektrikli Araçlar Zirvesi İTÜ’de

Elektrikli Araçlar Zirvesi İTÜ’de

İTÜ Elektrik Mühendisliği Kulübü olarak bu yıl 1 ARALIK 2016 tarihinde ilkini düzenleyeceğimiz ELEKTRİKLİ ARAÇLAR ZİRVESİ İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde. İTÜ Elektrik Mühendisliği Kulübü olarak etkinliğimiz ulusal çapta olup ve etkinliğimizin başlıca amaçlarını şu şekilde sıralayabiliriz: ● Elektrikli ve hibrit araç teknolojileri konusunda farkındalık yaratmak, ● Elektrikli araçlar konusunda ülkemizdeki ve diğer ülkelerdeki durumu karşılaştırma fırsatı yaratmak, ● Sektördeki son durumu akademik ve sektörel açıdan incelemek, ● Akademisyen, yatırımcı, öğrenci, bürokrat ve şirket yetkililerini bir etkinlikte buluşturmak, ● Sektör içerisindeki iletişimi güçlendirmek, ● Enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması konusuna dikkat çekmek. Etkinliğimiz herkese açıktır. Sizleri de arazda görmekten mutluluk duyacağız. Kayıt ve detaylı bilgi için tıklayın.

http://www.ulkemiz.com/elektrikli-araclar-zirvesi-itude

Coca-Cola Şirketini Kim Kurdu

Coca-Cola Şirketini Kim Kurdu

1892 yılında Asa Candler The Coca-Cola Company şirketini kurdu ve ürünü geliştirmek için çaba sarf etmeye başladı. 12 Mart 1894 tarihinde Coca-Cola ilk kez şişede satılmaya başlandı.

http://www.ulkemiz.com/coca-cola-sirketini-kim-kurdu

Olta Balıkçılığında Oltaya Canlı Takılan Yemler

Olta Balıkçılığında Oltaya Canlı Takılan Yemler

YengeçÇipura avında çok değerli bir olta yemidir. Tırnak boyunda olanları tercih edilir. Yengeç yavruları, diz boyu derinlikteki ve otluk yerlerde kepçe gezdirilerek yengeç toplanır. Yengeç yavrusu toplama gece yapılır ise daha verimli olur. Bol olarak bulundukları yerlerde geceleri su üzerindeki otlar üzerine çıkarlar. Buralarda el feneri ile gezilir ise ışıkta parladıklarından kolayca görülür, el ile istenen miktarda toplanabilir. Toplanan yengeçler, içerisinde ıslak sünger bulunan bir kapta 1–2 hafta canlı olarak tutulabilirler. Sadece her gün süngerin deniz suyu ile sıkılıp temizlenmesi yararlı olur. Yengeç oltaya takılır iken canlı kalacak şekilde alt kabuktan takılmalıdır. Eğer sünger 1 gün tuzlu, diğer gün tatlı su ile ıslatılır ve sıkılır ise yengecin daha uzun yaşadığı ve kabuğunun biraz yumuşadığı görülecektir. Kabuğu yumuşak olan yengeçli iğne ile balık daha kolay yakalanır. TekeKaridese benzeyen küçük deniz canlılarına teke adı verilir. Ülkemiz denizlerinde bu gruba giren bir kaç tür mevcuttur. Otlu yerlerde kepçeler ile toplanırlar. Teke, mamun gibi yumuşak yemlerdendir. Bu nedenle oltaya takıldığında küçük balıklarca kolayca parçalanabilir. Sonbaharda lüfer avında değerli bir yemdir. Ayrıca her türlü dip balığı avında da kullanılabilir. Canlı olarak kullanılması tercih edilir. Tatlı sularda yaşayan türleri ile yılan ve levrek balığı avında yararlı olur. Denizlerde toplanması pek bol olarak yapılamadığından daha çok avcılar tarafından bizzat toplanılarak kullanılmaktadır. Bazı ülkelerde okyanuslardan çok bol olarak toplanan küçük boy karides türleri, küçük paketler hâlinde dondurularak saklanır ve olta avcılarınca pek çok balık avında olta yemi olarak kullanılır. MamunDeniz balıkları avında çok değerli bir olta yemidir. Canlı olarak kullanılır. Paragat ile balık avında oltaya takıldıktan sonra bir süre kurutularak iğneden kolayca çıkması veya alınması önlenmeye çalışılır. Mamunun canlısı 3–4 cm uzunlukta ve küçük istakoz görünümündedir. Bu canlı l m kadar derinlikteki kumlu humuslu topraklarda, özellikle dalyan alanlarında fazla miktarda ürer. Bu canlıyı toplayanlar, denizde 8–10 m2 alanı ağ ile çevirirler ve ağları kargılar ile zemine tuttururlar. Sonra bu alan içinde ayakları ile gezinirler. Mamunlar toprağın sıkıştırılması sonucu zeminden ayrılır. Bu şekilde çıkan canlılar kepçeler ile toplanarak üretim sağlanır ve aynı gün canlı olarak satılırlar. Çipura ve mercan avında çok kullanılan bir yemdir. Kuyruğu karidese benzeyen mamunu iğneye takmak için ilk önce iğne, kuyruğunun bitiminden saplanır, ardından kuyruğun iç gövdesinden geçirilerek kafa bölgesine kadar devam edilir. İğnede canlı kalabilmesi için kafa bölgesine iğne saplanmaması gerekir. KaridesKarides etobur balıklar tarafından çok sevilen bir yemdir. Özellikle iri levrek, trança, mercan, lokoz, orfoz gibi balıkların avında çok değerli bir yemdir. Ülkemiz denizlerinde birçok karides türü vardır. Bunların bir kıs iri , bir kıs ise çanlı karidesi denilen daha küçük türlerdir. Küçük yavru karideslerden çeşitli balık türü avında yararlanılabilir. Balık Yavruları (Çime)Balık avcılığında kullanılan (küçük balıklara) yemlere çime adı verilir. Sazangiller dâhil bu yavrular canlı kullanılır. Bu balıkları nehir, akan küçük dere ağızları ve kıyı yerlerde kepçeler ile yakalamak mümkündür. Deniz balıkları avında küçük cüsseli tatlı su balıkları da bu amaçla kullanılabilir. Ayrıca değersiz kabul edilen balıklardan da aynı amaçla yararlanmak mümkündür. Denizlerde levrek balığı avcılığında canlı kaya balığı ile başarılı avcılık yapılabilmektedir. Toprak SolucanıToprak solucanları özellikle tatlı su balıkları avında en çok yararlanılan bir yemdir. Nehir kenarlarındaki veya çeşme yakınlarındaki ıslak yerlerden her mevsimde bol olarak temin edilebilir. Topraktan çıkarılması da oldukça kolaydır. Kürek ile çıkarılan rutubetli toprak karıştırılır ise bol olarak elde edildiği görülür. Toplanan solucanlar, ıslak toprak ile birküçük torba içinde tutulur ise uzun süre saklanabilir. Toprak solucanları sazan türleri, yılan balığı vs. gibi her türlü tatlı su balıkları avında kullanılır. Canlı olarak kullanılması her balık tarafından çabucak fark edilmesini sağlar. KurtKüçük boy dip balıkları ve kefal avında kullanılan bir yemdir. Ayrıca istavrit, kupes, izmarit gibi küçük cüsseli balık için çok kullanılır. Her türlü balık tarafından sevilerek yenilir. Denizlerde bataklık yerlerde ve özellikle organik maddelerin bol olduğu yerlerde yoğun miktarda bulunur. Deniz marulu denilen bitki ile pazarlanarak rutubetli bir ortamda tutulmaları sağlanır. Rutubetsiz ve sıcak ortamlarda çok çabuk ölürler ve vücutlarındaki suyu sürekli kaybederek kısa sürede işe yaramayacak bir hâle gelirler. Çekirge ve Çeşitli Su BöcekleriÖzellikle alabalık avında alabalıkların bulunduğu su ve çevrede yaşayan çekirge ve çeşitli böceklerden yem olarak yararlanılır. Özellikle kıyılarda bulunan küçük çekirgeleri yem olarak kullanmak mümkündür. Aynı yerlerde taşlar altına bakmak suretiyle çeşitli su böcekleri toplanabilir. Diğer BalıklarPek çok balık türü, kendilerinden daha büyük diğer tür balıkların avında yem olarak kullanılabilirler. Örneğin orkinos avında kefal, palamut hatta torik; kılıç balığı avında uskumru, kolyoz veya iri istavrit; sağrit avında sinagritlerin yemeye alışkın olduğu çeşitli dip balıkları; mercan avında, sardalye veya gümüş balıkları; torik ve palamut oltasında istavrit,uskumru sardalye veya hamsi; lüfer takına yine sardalye veya hamsi gibi küçük balıklar takılarak av yapılabilir. http://www.megep.meb.gov.tr

http://www.ulkemiz.com/olta-balikciliginda-oltaya-canli-takilan-yemler

Afrika Menekşesi Nedir ve Özellikleri Nelerdir?

Afrika Menekşesi Nedir ve Özellikleri Nelerdir?

Afrika Menekşesi gerek bakım kolaylığı gerekse görünüşü ve özellikleri bakından çokça kişi tarafından tercih edilen, yetiştirilen popüler bir süs çiçeğidir.

http://www.ulkemiz.com/afrika-meneksesi-nedir-ve-ozellikleri-nelerdir

Antibiyotik Direnci Daha Karmaşık Hale Geldi

Antibiyotik Direnci Daha Karmaşık Hale Geldi

Video kayıtlarının zaman bazlı fotoğrafları. Yeşil floresan proteini ile etiketlenmiş olan Staphylococcus bakterileri, kloramfenikol antibiyotiği için bir direnç geni ifade eder.

http://www.ulkemiz.com/antibiyotik-direnci-daha-karmasik-hale-geldi

Leylandi Özellikleri ve Yetiştiriciliği ( Cupressocyparis x leylandii )

Leylandi Özellikleri ve Yetiştiriciliği ( Cupressocyparis x leylandii )

Leyland selvi, sadece leylandii olarak adlandırılan Cupressus x leylandii, başta hedge ve taraklar olmak üzere bahçecilikte çokça kullanılan, hızla büyüyen, kozalaklı, yaprak dökmeyen bir ağaçtır. Nispeten zayıf kültür bölgelerinde bile, bitkilerin 16 yılda 15 metreye (49 fit) yükseldiği bilinmektedir.

http://www.ulkemiz.com/leylandi-ozellikleri-ve-yetistiriciligi-cupressocyparis-x-leylandii-

Kazdağları Yaban Mantarları Eğitim Festivali

Kazdağları Yaban Mantarları Eğitim Festivali

Etkinlik halka açıktır, herhangi bir ücret talebimiz yok. Katılım koşullarız da yok, ancak Kazdağlarına da iştirak edilecekse arazi çalışmasına uygun kıyafetlerle gelinmesi olabilir.

http://www.ulkemiz.com/kazdaglari-yaban-mantarlari-egitim-festivali

Başbakan Yıldırım  “Bu ülke eğitimli insanların, eğitimli gençlerin omuzlarında yükselecek”

Başbakan Yıldırım “Bu ülke eğitimli insanların, eğitimli gençlerin omuzlarında yükselecek”

Başbakan Binali Yıldırım, Gülhane Külliyesi'nde düzenlenen Sağlık Bilimleri Üniversitesi Akademik Yılı Açılışı ve Fahri Doktora Tevdi Töreni'nde konuştu.

http://www.ulkemiz.com/basbakan-yildirim-bu-ulke-egitimli-insanlarin-egitimli-genclerin-omuzlarinda-yukselecek

ABA

Saygıdeğer, saygıya layık kişi. Bazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlanda da kullanılmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/aba

Hamamboğazı Kaplıcası Uşak

Hamamboğazı Kaplıcası Uşak

Hamamboğazı Kaplıcası : Banaz İlçesi Hamamboğazı kaplıcaları Çevre ve Orman Bakanlığı’nın 22.06.2004 tarih ve 262 sayılı olurları ile Kültür ve Turizm Bakanlığı adına 49 yıl süreyle tahsis edilerek, Bakanlar Kurulunun 22.10.2004 tarih ve 2004/8328 sayılı kararları ile Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. Kaplıca 40 lt/sn. debiye sahiptir. 60 derece sıcaklıktadır. Kişibaşına günlük su tüketimi 700 lt.olarak kabul edilen kaplıca, günde 12.000 kişiye hizmet verebilecek kapasitedir. Bunların % 75’i tesislerde konaklayacağı varsayımla en az 300 nitelikli yatağa ihtiyaç duyulacaktır. Geri kalan, günübirlik kullanıma ayrılştır. Özellikleri : Fiziko-kimyasal ile bakteriyolojik analizleri yapılş, sağlık yönünden çok yararlı olduğu görülmüştür. Mide, Karaciğer, Bağırsak ve özellikle kronik dejeneratif romatizmal hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.

http://www.ulkemiz.com/hamambogazi-kaplicasi-usak

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0