Arama Sonuçları..

Toplam 343 kayıt bulundu.
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

Zonguldak Karaelmas Üniversitesi

Adres: Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörlüğü PK:67100 İncivez/ZONGULDAK Telefon: 0372 257 40 10 Web: www.karaelmas.edu.tr/ Zonguldak Karaelmas Üniversitesi(ZKÜ),11 Temmuz 1992 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 3837 sayılı Kanunla Zonguldak'ta "Zonguldak Karaelmas Üniversitesi" adı ile kurularak 1 Ocak 1993 tarihinde tüzel kişilik kazanmıştır. Batı Karadeniz havzasındaki maden kömürünün yeterli teknik bilgiye sahip elemanlarca işletilebilmesi amacıyla Zonguldak'ta 1924 yılında bir Maden Mühendisi Mektebi kurulmuş ancak bir süre sonra kapatılarak yerine Maden Meslek ve Başçavuşları Okulu açılmıştır. 1949 yılında Maden Teknik Okulu haline dönüştürülen bu kuruluş 1961 yılında İstanbul'a taşınmıştır. Daha sonra 1962 yılında çıkarılan 165 sayılı "Zonguldak'ta yeni bir teknik okul açılması hakkındaki yasa" ile çalışmalar yeniden başlamış, bina inşaatları devam ederken bu teknik okul 1184 Sayılı Yasa ile Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi haline dönüştürülmüştür. 1184 Sayılı Yasaya göre Maden, Makina, Elektrik ve İnşaat Bölümlerini kapsayan akademi, 1981 yılında çıkarılan 41 sayılı kanun hakkında kararname ile Maden ve Makina Mühendisliği Bölümlerinden oluşan Mühendislik Fakültesi haline getirilmiş ve Zonguldak Mühendislik Fakültesi adı ile 20.07.1982 tarihinde Hacettepe Üniversitesi'ne bağlanmıştır. Zonguldak Karaelmas Üniversitesi'nin 3837 sayılı yasa ile kurulması üzerine yeni fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokulları açılmıştır. Batı Karadeniz Bölgesinde etkin bir yörede kurulmuş olan Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Zonguldak ili ve çevre ilçelerinde halen işlerlik kazandırılmış 7 fakülte, 3 enstitü, 3 yüksekokul, 6 meslek yüksekokulu, 1 devlet konservatuvarından oluşan yapısıyla eğitim ve öğretimini sürdürmektedir. Deniz İşletmeciliği ve Yönetimi Yüksekokulu Denizcilik İşletmeleri Yönetimi (Yüksekokul) Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hekimliği Ereğli Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği İlköğretim Matematik Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği Okul Öncesi Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sınıf Öğretmenliği Sınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği Türkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim) Zihin Engelliler Öğretmenliği Zihin Engelliler Öğretmenliği(İkinci Öğretim) İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji(İkinci Öğretim) Biyoloji Kimya(İkinci Öğretim) Kimya Matematik(İkinci Öğretim) Matematik İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri İktisat(İkinci Öğretim) İktisat İşletme(İkinci Öğretim) İşletme Maliye(İkinci Öğretim) Maliye Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik (Fakülte) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Elektrik-Elektronik Mühendisliği İnşaat Mühendisliği Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Maden Mühendisliği Makine Mühendisliği Makine Mühendisliği(İkinci Öğretim) Çevre Mühendisliği(İkinci Öğretim) Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İkinci Öğretim) İnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim) Jeoloji Mühendisliği Tıp Fakültesi Tıp Zonguldak Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik (Yüksekokul) Fen-Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Türk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim) Türk Dili ve Edebiyatı

http://www.ulkemiz.com/zonguldak-karaelmas-universitesi

7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri

7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri

27 Nisan 2016 - 30 Nisan 2016 Sheraton Otel ve Kongre Merkezi Acente:  Valör Web valor@valor.com.trman   Değerli Meslektaşlarım, Kongre Düzenleme Kurulu olarak sizleri, Türk Pediatrik Dermatoloji Derneği ve Hacettepe Üniversitesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı'nın birlikte 27-30 Nisan 2016 tarihleri arasında başkentimiz Ankara'da düzenleyeceği "7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri”ne davet etmekten mutluluk duyuyoruz. Amacımız, daha önceki benzer etkinliklerin her birinde ükseltilen başarı çıtasını daha da yukarı taşımaktır. Bu amaçla, alanlarında uzman olan çok değerli ulusal ve uluslararası bilim insanlarının konferans ve sunumları ile bilimsel düzeyi yüksek bir toplantı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. En büyük dileğimiz pediatrik dermatoloji alanındaki son gelişmelerin konuşulup tartışılacağı bu platformda hem dermatoloji hem de pediatri uzman ve uzmanlık öğrencilerinin bilgilerinin güncellenmesi ve bu toplantıdan edindikleri bilgilerin günlük pratiklerinde yer bulmasıdır. Siz değerli meslektaşlarımız için özenle ve titizlikle hazırlandığımız toplantımız sizlerin katılımı ve desteği ile çok daha ileri düzeyde bir etkinlik olacaktır. “7. Ulusal Pediatrik Dermatoloji Günleri” ne sizleri davet etmekten onur duyuyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz. Düzenleme Kurulu adına, Prof. Dr. Ayşen Karaduman Kongre Başkanı

http://www.ulkemiz.com/7-ulusal-pediatrik-dermatoloji-gunleri-1

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016, Ankara

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016, Ankara

3. Ulusal Yapı Kongresi 25-26 Kasım 2016 tarihleri arasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Amfisinde  gerçekleştirilecektir. Kongre programına buradan ulaşabilirsiniz. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi, yapı sektörü ile çevre, tasarım, üretim, kullanım, koruma, denetim yönetim, güvenlik ve yıkım süreçleri arasındaki ilişkilerin tartışıldığı; sorun ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı bir ortam sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Ülkemizde ulusal ölçekte bir yapı kongresi ilk defa 3-7 Mayıs 1948 tarihleri arasında “Birinci Türk Yapı Kongresi” adı ile Bayındırlık Bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Meslek topluluğumuzun o tarihteki örgütü “Türk Yüksek Mimarlar Birliği” kongreye geniş destek ve katılım sağlamıştır. Beş gün süren bu kongre, Cumhuriyet sonrası mimarlığın kuruluşu ve kurumsallaşması sürecinde birçok mesleki konunun çok yönlü ele alındığı ve paylaşıldığı önemli bir etkinlik olmuştur. Bu tür etkinliklerin sürekliliğini sağlamak amacıyla Mimarlar Odası Ankara Şubesi “yapı kongre”lerini bir gelenek haline getirme kararı almıştır. Bu kararı takiben 2. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi’ni 3-5 Haziran 2015 tarihleri arasında Ankara’da düzenlemiştir. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nin evsahipliğini yaptığı ikinci kongreye toplam 18 farklı şehirden 37 bildiri ile katılım sağlanmıştır. Ülkemizde yapı sektörüyle ilişkili birçok konuda çok hızlı değişim ve gelişim söz konusudur. Tüm bu gelişmeler de dikkate alınarak, yapı sektörünün güncel sorunlarının gündeme getirilmesi ve çözümler üzerinde ortak tartışmaların yapılabilmesi önemlidir. Bu kongrenin, yapı ve çevre bilimleri, yapım ve malzeme teknolojileri, mimarlık, mühendislik ve bilişim sahalarıyla ilgili birçok disiplinden meslek insanlarını, araştırmacıları, uzmanları, uygulayıcıları, üreticileri, öğrencileri ve kullanıcıları bir araya getirmesi hedeflenmiştir. Bu alanlarda edinilen birikimin ve deneyimin ortak bir platformda paylaşılması ve tartışmaların yapılması, bu platforma katılan herkes için yararlı olmaktadır. Mimarlar Odası Ankara Şubesi, mesleki eğitimi ön plana alarak mimarlık mesleği ile ilgili meslek gruplarının hızla gelişen bu ortamı takip edebilmeleri ve ortama katkıda bulunabilmeleri için “3. Ulusal Yapı Kongresi ve Sergisi”ni düzenlemektedir. Ankara’da 24-25-26 Kasım 2016 tarihleri arasında yapılacak olan üçüncü kongrenin ana teması, Türkiye’de ve dünyada güncel birçok sorunu ve gelişmeleri içeren “Teknik Tasarım, Güvenlik ve Erişilebilirlik” olarak belirlenmiştir. Yapı sektörüyle ilişkili tüm yapı üretimi, kullanımı ve koruması gibi süreçleri tartışma ortamına dâhil edebilmek ve ilerleyebilmek amacıyla aşağıdaki alanlar altında belirlenmiş konu başlıkları üzerinde durulacaktır: - Yapı ve Yapım Teknolojileri, Yapı Malzemeleri - Yapı ve Çevre İlişkisi, Yapı ve Çevre Güvenliği - Herkes için Erişilebilirlik - Tarihi Yapı ve Çevre, Restorasyon ve Koruma - Yapı Denetimi, Proje ve Yapım Yönetimi Bu alanlar doğrultusunda; Yapı malzemeleri: teknik ve çevresel performansları Yapım teknikleri ve uygulama detaylar Alternatif yapı malzemeleri ve sistemleri Yapı denetimi ve güvenlik: sorun analizi ve takibi, yapısal analizler ve yapılarda deprem güvenliği, yangın güvenliği, risk analizi vb. Çevresel kontrol: yapılarda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, mimari akustik, mekansal aydınlatma, işlevsel sistemler vb. Kültürel mirasın korunması Yapı yönetimi:  tasarımı, proje üretimi, yapımı ve kullanımı, maliyet analizleri, kullanıcı güvenliği ve sağlığı Yapım-bilgi teknoloji ilişkileri Yapılı çevre ve erişilebilirlik, mekânsal sorunlar, çözüm önerileri, teknik standartlar konularını içeren çalışmaların aktarıldığı ve tartışıldığı bir paylaşım, etkileşim ve eğitim ortamı hazırlanmaktadır. Bu kapsamda, farklı disiplinlerden görüşlerin ve çalışmaların bu kongreye katılımları önemsenmektedir.

http://www.ulkemiz.com/3-ulusal-yapi-kongresi-25-26-kasim-2016-ankara

Antibiyotik Direnci Daha Karmaşık Hale Geldi

Antibiyotik Direnci Daha Karmaşık Hale Geldi

Video kayıtlarının zaman bazlı fotoğrafları. Yeşil floresan proteini ile etiketlenmiş olan Staphylococcus bakterileri, kloramfenikol antibiyotiği için bir direnç geni ifade eder.

http://www.ulkemiz.com/antibiyotik-direnci-daha-karmasik-hale-geldi

Kazdağları Yaban Mantarları Eğitim Festivali

Kazdağları Yaban Mantarları Eğitim Festivali

Etkinlik halka açıktır, herhangi bir ücret talebimiz yok. Katılım koşullarımız da yok, ancak Kazdağlarına da iştirak edilecekse arazi çalışmasına uygun kıyafetlerle gelinmesi olabilir.

http://www.ulkemiz.com/kazdaglari-yaban-mantarlari-egitim-festivali

MESMAP-3 Sempozyumu

MESMAP-3 Sempozyumu

Düzenleyen :    (Akdeniz Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Derneği (ATABDER), Güneydoğu Avrupa Ülkeleri Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Derneği (AMAPSEEC), Hindistan Eczacılık Öğreticileri Birliği (APTI), Resmi Ulaşım Sponsoru Türk Hava Yolları (THY), Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı) nın destekleri ile Gazimagosa, Kıbrıs’ta düzenlemecektir. Yer : K.K.T.C Tarih : 13 – 16 Nisan 2017 Kongre Merkezi :  Merit Park Otel Organizatör : Puzzle Travel Agency Web Sitesi : http://www.mesmap.org/ Değerli Meslektaşım, Bildiğiniz üzere; Bilimsel Toplantı Organizasyonları bilgi paylaşımlarının ötesinde ülkelerin üst düzeyde tanıtımında oldukça önemli bir yere sahiptir. Bizler akademisyenler olarak yıl boyunca dünyanın farklı iklimlerinde birçok ülkedeki bilimsel toplantılara katılarak hem ülkemizi tanıtıyor hem de farklı kültürel zenginliklerini yerinde görerek çevremize aktarıyoruz. Yurtdışındaki bilimsel toplantılarda ülkemizin tanıtımı konusunda üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışmanın yanında, zaman zaman farklı ülkelerdeki meslektaşlarımızın da ülkemizi ve kültürümüzü yerinde görmesi ve tanıması konusunda aktiviteler yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Bu kapsamda, MESMAP-1 (Mediterranean Symposium on Medicinal and Aromatic Plants – Akdeniz Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Sempozyumu) Sempozyum serilerine, Doğu Akdeniz Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nin ev sahipliğinde Kaya Artemis Otel’de, 35 farklı ülkeden yaklaşık 300 bilim insanının katılımı ile 17-20 Nisan 2013 tarihlerinde Gazimagosa (K.K.T.C.)’da başlangıç yapmıştık. MESMAP-2013 Sempozyumu, uluslararası bilim çevrelerince olumlu karşılanmış, toplantı bildirilerinin telif hakları İngiltere merkezli “CABI Abstracts” tarafından yayınlanmak üzere talepte bulunulmuştur. Ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan toplantıların başarı ile en güzel şekilde sonuçlanmasında; şüphesiz ki, toplantılara katılarak birikimlerini paylaşan değerli bilim insanlarının büyük rolü bulunmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/mesmap-3-sempozyumu

II. Abdülhamid (1876 - 1909)

II. Abdülhamid (1876 - 1909)

Sultan İkinci Abdülhamid, 21 Eylül 1842 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Tir-i Müjgan Kadın Efendi'dir. Annesi Çerkezdir. Sultan İkinci Abdülhamid çok küçük yaşta iken annesini kaybettiği için öksüz büyüdü ve onu üvey annesi Piristu Kadın yetiştirdi. Çocukluğunda çok zayıf bir bünyeye sahip olan Sultan İkinci Abdülhamid sık sık hasta olurdu. Babasının padişahlığı sırasında bu durumu yüzünden özel ilgi gördü. Çok hoşgörülü bir ortamda büyüdü. Kültür derslerinin yanında musiki dersleri aldı ve piyano çalmayı öğrendi. Bekârlığı sırasında çok serbest bir hayat yaşayan Sultan İkinci Abdülhamid, evlendikten sonra tüm boş zamanını ailesiyle, çocuklarıyla geçirmeye başladı. Sultan İkinci Abdülhamid, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti'ni uyguladığı politikalarla 33 yıl ayakta tutmayı başarmış bir padişahtır. Hayırsever ve cömert bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid, sıradan bir vatandaş gibi yaşardı. Yunan seferi sırasında, kendisine hazinede yeterli para bulunmadığı söylenince, atalarından kalma şahsî servetinden masrafları karşılamış, bunu devletten geri almamıştı. Boş vakitlerini marangozhanede geçirir, harika eşyalar yapar, bunları sattırır ve parasını fakire fukaraya dağıttırırdı. Son derece şefkatli bir insan olan Sultan İkinci Abdülhamid'in kendisini öldürmek isteyenleri bağışlaması, dünya siyaset tarihinde ender rastlanan bir olaydır. Sultan İkinci Abdülhamid, kültüre önem vermiş ve eğitim konusunda hizmet verecek birçok mekân yaptırmıştır. Güzel Sanatlar Akademisi, Ticaret ve Ziraat Okulları kuran Sultan İkinci Abdülhamid, ilk ve orta dereceli okullar, dilsiz ve kör okulları, kız meslek okulları da yaptırmıştır. Vilâyetlere liseler, kazalara ortaokullar kurmuş, ilkokulları köylere kadar ulaştırmıştır. İstanbul'da Şişli Etfal Hastahanesi'ni ve Dârülaceze'yi kendi şahsi parasıyla yaptırdı. Hamidiye adı verilen içme suyunu borularla İstanbul'a getirtti. Karayollarını Anadolu içlerine kadar uzatan Sultan İkinci Abdülhamid, Bağdat'a ve Medine'ye kadar da demiryolları döşetmiştir. Büyük şehirlere atlı tramvay hatları yaptırmıştır.

http://www.ulkemiz.com/ii-abdulhamid-1876-1909

Finans ve Yazılım Günleri, Yıldız Teknik Üniversitesinde

Finans ve Yazılım Günleri, Yıldız Teknik Üniversitesinde

Yıldız Teknik Üniversitesi’nin en yüksek katılımcısına sahip kariyer etkinliği olan ve Kalite ve Verimlilik Kulübü tarafından düzenlenen Finans ve Yazılım Günleri bu yıl da iki dev sektörün en iyilerini öğrencilerle buluşturuyor.

http://www.ulkemiz.com/finans-ve-yazilim-gunleri-yildiz-teknik-universitesinde

ULUSAL MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE BİYOTEKNOLOJİ KONGRESİ

ULUSAL MOLEKÜLER BİYOLOJİ VE BİYOTEKNOLOJİ KONGRESİ

Saygıdeğer Meslektaşlarım, Moleküler biyoloji ve biyoteknoloji’nin güncel uygulamaları ülkemizde akademik ve ekonomik alanlarda her gün daha fazla önem kazanmaktadır. Moleküler biyoloji, genetik ve biyoteknoloji alanındaki güncel teknik gelişmeleri yakından izlemek ve paylaşmak bu alanlardaki akademik çalışmalarda kalite ve verimliliği de etkileyecektir. Belirli bilimsel disiplinlerdeki güncel gelişmelerin akademik camia tarafından paylaşılması, uygulama alanları için yeni ürünlerin geliştirilmesi ve bu alanlardaki sorunların çözümü için geniş katılımlı kongre organizasyonları oldukça faydalı olmaktadır. Bu nedenle bugüne kadar başarılı bir şekilde organize edilen “Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresi’nin” beşincisinin de organize edilmesine karar verilmiştir. “V Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinin” 18-21 Temmuz 2016 tarihinde Konya’da Dedeman otelinde yapılmasına karar verilmiştir. Kongre yerinin seçiminde Ağustos 2015’de Afyonkarahisar’da başarı ile gerçekleştirilen IV. Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinde kongre yerine ulaşım, konaklama ve kongre zamanlaması gibi konularda katılımcılar tarafından ifade edilen görüş ve öneriler dikkate alınmıştır. Siz değerli akademisyenleri ve öğrencilerimizi moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanındaki araştırma sonuçlarınızı “V Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinde” sunmaya davet ediyoruz. V. Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinin organizasyonu da daha önce olduğu gibi Nobel Bilim ve Araştırma Merkezi tarafından gerçekleştirilecek olup, ev sahipliğini Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü yapacaktır. Bu şekildeki uygulamalar bilimsel kongrelerin organizasyonlarında sıklıkla görülmekte olup Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinin kurumsallaşması ve kesintisiz olarak devam etmesini de sağlamaktadır. Daha önceki Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongrelerinde olduğu gibi “V Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinde” sunulan araştırmalar da şayet yazarlar tarafından istenilirse gerekli değerlendirmelerden sonra “Journal of Applied Biological Science” (JABS) veya “Biyoloji Bilimleri Araştırma Dergisinde” (BİBAD) hızlı bir şekilde makale olarak da yayımlanacaktır. Katılımcılar tarafından yeterli talep geldiği takdirde kongrede sunulacak olan poster ve tebliğ özetlerinin “Journal of Applied Biological Science” dergisinde Kongre özel sayısı olarak yayımlanması da planlanmaktadır. V Ulusal Moleküler Biyoloji ve Biyoteknoloji Kongresinde davetli konuşmacılar, poster ve sözlü sunumlara ek olarak siz değerli katılımcılar tarafında gelen önerilere göre belirli alanlarda paneller ve moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanında yaygın olarak kullanılan teknikler için de kısa atölye veya çalıştayların yapılması da düşünülmektedir. Kongre konuları da oldukça geniş kapsamlı olup bu konuların belirlenmesinde moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanındaki güncel eğilimler ve yenilikler de dikkate alınmıştır ve kongre resmi web sayfasında (http://www.biyoloji.gen.tr) verilmiştir. Poster ve sözlü sunumlara ek olarak davetli konuşmacı olarak kongrede yer almasını istediğiniz akademisyenleri ve organize etmeyi düşündüğünüz kısa panel ve atölye konularını da kongre düzenleme kuruluna iletebilirsiniz. Moleküler biyoloji ve biyoteknoloji alanında çalışan bütün meslektaşlarımızı ve geleceğimiz olan değerli öğrencilerimizi Konya’da ağırlamaktan onur duyacağımızı özellikle belirtmek istiyoruz. Katkı ve katılımınız dileği ile…, Prof. Dr. Sezai TÜRKEL                  Prof. Dr. Mehmet KARATAŞ Kongre Başkanı                                 Düzenleme Kurulu  Başkanı http://www.biyoloji.gen.tr/

http://www.ulkemiz.com/ulusal-molekuler-biyoloji-ve-biyoteknoloji-kongresi

3. ULUSAL ÇEVRE KONGRESİ

3. ULUSAL ÇEVRE KONGRESİ

Çok Kıymetli Katılımcılar,Yerelden bölgesele, bölgeselden evrensele canlı ve cansızlar açısından çok büyük tehdit unsuru oluşturan çevre sorunlarının dünya ölçeğinde tartışılmasını hedefleyen Ulusal Çevre Kongresi“Turizm ve Çevre” ana teması ile Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Marmaris Turizm Meslek Yüksekokulu işbirliğiyle 30 Temmuz – 2 Ağustos 2016 tarihleri arasında Marmaris’te düzenlenecektir.Kirleticilerin ekosistemler üzerindeki tahribatı ve canlılar üzerindeki potansiyel risklerine, sınırsızca tahrip edilen geriye dönüşsüz bir biçimde yok olan çevrenin vazgeçilmez öğelerinin tespitine ve çevrenin korunmasına yönelik farklı ve alternatif çözüm odaklı analiz ve çalışmaların kongre kapsamında değerlendirilmesinin toplam çevre kalitesine ve sağlıklı ortamlara katkısı kaçınılmaz olacaktır.Yaşanılabilir ve sürdürülebilir bir dünya hedefi, bilgi üretme ve paylaşma konusunun en önemli aktörleri olan bilim adamları, kamu ve özel sektör ile sivil toplum kuruluşlarının bir arada olması ile gerçekleşebilir.Doğal, kültürel ve tarihi mirası ile yeşilin ve mavinin tüm tonlarını içerisinde saklayan Türkiye’nin cennet köşelerinden biri olan Marmaris’te, üretilen bilgilerin dünya ekosisteminin hizmetine ikram etmek üzere buluşmak dileğiyle, saygılarımızı sunarız.Prof. Dr. Arzu ÇİÇEKKongre Başkanıwww.cevrekongresi.gen.tr

http://www.ulkemiz.com/3-ulusal-cevre-kongresi

9. Uludağ Dermatokozmetoloji Günleri

9. Uludağ Dermatokozmetoloji Günleri

Yer : Bursa Tarih : 09 – 12 Mart 2017 Düzenleyen :  Dermatokozmetoloji Derneği ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Kongre Merkezi :Karinna Hotel Organizatör : Burkon Turizm Web Sitesi : http://dermatokozmetoloji.org Sayın Meslektaşlarımız, Dermatokozmetoloji Derneği ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı işbirliğinde, 09-12 Mart 2017 tarihleri arasında, Uludağ Karinna Otel'de dokuzuncusu düzenlenecek olan  “Uludağ Dermatokozmetoloji Günleri“ ne  sizleri davet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Dernek olarak, Dermatoloji Uzmanlık eğitim programında yer alması gerektiğine inandığımız “Deri bakımı ve kozmetik işlemler” konusunda ilk uygulamalı kursları 2000 yılında düzenlemiştik. Sadece Deri ve Zührevi Hastalıkları uzmanlık öğrencileri ile uzmanlara yönelik olan, sınırlı sayıda katılımcıya yer verebildiğimiz toplantılarımız, meslektaşlarımızın yoğun ilgisi ile büyüdü, gelişti.  Bu toplantıda yeni başlayanlar için temel dermatokozmetolojik uygulamalar yanında, konusunda deneyimli meslektaşlarımızın algoritmik kombine tedavi yaklaşımları da yer bulacaktır. Sizleri uygulamalı kursların ağırlıklı olduğu sempozyumumuzda konuk etmekten büyük onur duyacağız.  Beyaz cennet Uludağ’da değerli katılımlarınızla bilimsel yönden doyurucu bir toplantı geçirmek umuduyla en iyi dileklerimizle saygılarımızı sunarız.  Prof.Dr. Şükran Tunalı    Eş Başkan Prof.Dr. Hayriye Sarıcaoğlu Eş Başkan  

http://www.ulkemiz.com/9-uludag-dermatokozmetoloji-gunleri

Biyosidal 2016 – 3.BİYOSİDAL KONGRESİ ULUSLARARASI KATILIMLI

Yer : AntalyaTarih : 22 – 25 Kasım 2016Düzenleyen :  Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği işbirliği, Çukurova Üniversitesi ve Ege ÜniversitesiKongre Merkezi : Maritim Pine Beach HotelOrganizatör : FTS TURİZM KONGRE ORGANİZASYON HİZMETLERİWeb Sitesi : http://www.biyosidal2016.org/DAVET.BİYOSİDAL ÜRÜNLERİN BUGÜNÜ VE GELECEĞİ?Değerli Katılımcılar,3. Uluslararası Biyosidal Kongresi, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Biyosidal İş ve Çevre Sağlığı Derneği işbirliği, Çukurova Üniversitesi ve Ege Üniversitesi’nin desteği ile birlikte 22-25 Kasım 2016 tarihleri arasında Antalya Maritim Pine Beach Hotel’de düzenlenecektir.9 – 13 Kasım 2015 tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Katılımlı 2. Ulusal Biyosidal Kongresi başarı ile tamamlanmıştır. Kongremize yurtiçinden 125 ve yurtdışından 11 olmak üzere toplam 136 konuşmacı, 165 akademisyen, 73 öğrenci, 133 belediye çalışanı, 285 sağlık çalışanı, 28 hastane temsilcisi, 407 özel sektör temsilcisi, 360 kurs katılımcısı ile toplam 1587 kişi katılım sağlamıştır. Kongre boyunca 21 oturum, 3 konferans, 2 uydu sempozyumu ve 2 panel düzenlenmiştir.Ülkemizde biyosidal alanında en kapsamlı katılım ile gerçekleşen kongrenin biyosidal ürünlere ilişkin üretim, pazarlama ve uygulama anlamında kamu ve özel sektör olmak üzere herkes adına amacına ulaşmış olduğunu görmenin gururunu yaşıyoruz. Standartlarımızı artırarak bu yıl da geçmiş yıllarda yaptığımız kongrelerden bir basamak daha önde ve daha başarılı bir kongre yapmayı planlamaktayız. Sizlerden aldığımız güçle, giderek artan azim ve kararlılığımız ile yolumuza devam ediyoruz.Kongremizi Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA), Chemical Watch, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve Avrupa Zararlı Yönetimi Dernekler Konfederasyonu (CEPA) gibi uluslararası arenada büyük rol oynayan birçok kurum ve kuruluş desteklemektedir. Bu yıl uluslararası katılımın daha da artmasını planladığımız kongremizde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Kimyasallar Ajansı’nın ( ECHA) rolü, Biyosidal Ürünlerin Global Kayıtlandırılmasında Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) rolü, Avrupa Birliği piyasasındaki mevcut biyosidal ürünler ve kullanımları: Fırsatlar ve zorluklar, Biyosidal ürünlerde sürdürülebilirlik ve risk değerlendirmesi, biyosidal ürünlerde maksimum kalıntı limitleri, biyosidal endüstrisinin bugünü ve geleceği, biyosidal mevzuatının etkileri ve satıcılar için çözümler, biyosidal ürünlerin günlük hayatta kullanımı, biyosidal ürünlerin küçük ve orta büyüklükteki işletmelere (KOBİ) etkisi, endokrin bozucular konusunda Avrupa Birliği’nde yaşanan gelişmeler ve BPR’da ara ürünler gibi başlıca konular tartışılacaktır.Bu konulara ek olarak biyosidal ürünlerin kullanımında başlıca paydaşlardan biri olan yerel yönetimlerin haşere kontrolünde biyosidal ürün yönetmeliği, satın alma süreçleri, haşere kontrolü uygulamalarında yaşanan sorun ve çözüm önerileri ve benzeri birçok konu, hastanelerin biyosidal ürün alım süreçleri, sağlık personeli ve hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları ve mesleki risklere karşı korunması konusunda gerekli önlemlerin alınması ve çalışan personelin yeterince bilinçlendirilmesi önem arz etmekte olup; bu konuda Üretici Firmalar, Kullanıcılar Akademisyenler ve THSK Çevre Sağlığı Dairesi çalışanları ile birlikte Biyosidal ürünlerin kullanımı hakkında bilgi sahibi olabileceklerdir.Avrupa Birliği üyesi ülkelerin yetkili otoriteleri, üniversiteler, hastaneler, belediyeler, yurt içi ve yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımı ile 22-25 Kasım 2016 tarihleri arasında Antalya Maritim Pine Beach Hotel’de düzenlenecek olan 3. Uluslararası Biyosidal Kongresi’nde sizleri aramızda görmeyi umuyor, değerli katkı ve katılımlarınızı bekliyoruz.Saygılarımla,Prof. Dr. İrfan ŞENCANTürkiye Halk Sağlığı Kurumu BaşkanıKongre Başkanı

http://www.ulkemiz.com/biyosidal-2016-3-biyosidal-kongresi-uluslararasi-katilimli

3.Ulusal ( Uluslararası Katılımlı) Biyologlar Kongresi

16 Nisan 2016DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KONGRE MERKEZİDeğerli Meslektaşlarımız,Biyologlar Dayanışma Derneği olarak 3.Ulusal (Uluslararası Katılımlı) Biyologlar Kongresi’ni düzenliyor olmanın gurur ve sevincini yaşıyoruz.Her geçen gün Biyologlar açısından daha kritik hale gelen düzenlemelere karşı gösterilmesi gereken duruşu sergilemek için Biyologlar Odasının kurulması ihtiyacına dikkat çekmek,  karşılaştığımız sorunların çözüme kavuşması ve biyolojinin hak ettiği yere gelmesi için farkındalık yaratmak amacını güttüğümüz ve bu yıl 3.sü gerçekleştirilecek kongremizi "Dünya’nın Kalbi Biyoloji" temasıyla 16 Nisan 2016 tarihinde sizlerin de katkılarınızla gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu büyük organizasyonda sizleri de yanımızda görmekten onur duyacağız.Kongremize bilimsel katkıda bulunan ve biyolojinin çeşitli dallarındaki gelişmeleri bize aktaran değerli öğretim üyesi hocalarımız, farklı kurumlarda ve özel sektörde çalışan meslektaşlarımız ve kongremize katılarak genç enerjileriyle sinerjimize katılacak  öğrencilerimizle bu ortamı paylaşmak istiyoruz.Yeni yaklaşımların  gözlenmesi, biyolog olarak yaşadığımız sorunlara çözüm bulunması ve  meslektaşlarımızı bir araya getirme, birlik ve beraberliğin sağlanması açısından kongrelerin rolü çok önemlidir. Bu sene üçüncüsünü düzenlediğimiz kongremizde her sene artan sayıda katılımcının olması bizi daha çok heyecanlandırmakta ve sorumluluğumuzu arttırmaktadır.Gün boyu devam edecek olan oturumlarla Dünyanın kalbi olan Biyoloji'nin önemini vurgulayacak, sizlerin de değerli katkılarınızla Biyologların sesini en gür tonda haykıracağız.Mesleğimizin saygınlığının, etki gücünün, ülkemize katkılarının bu işbirliği ile güçleneceği ve bu alanın önemini vurgulamak için bir fırsat yaratacağını biliyor, bu nedenle Yaşamın Olduğu Her Yerde Biyologların Varolması Gerektiği" farkındalığının doğduğu Ankara’ya tüm meslektaşlarımızı bekliyoruz.       16 Nisan 2016 tarihinde Ankara’da yapılacak 3. Ulusal (Uluslararası Katılımlı) Biyologlar  Kongresi’nde buluşmak dileklerimizle…Saygılarımızla,Düzenleme Kurulu AdınaBiyologlar Dayanışma DerneğiKongre Sekreterliği

http://www.ulkemiz.com/3-ulusal-uluslararasi-katilimli-biyologlar-kongresi

4. Çocuk Dostları Kongresini

4. Çocuk Dostları Kongresini

4. Çocuk Dostları KongresiniÇocuk Dostları Kongresi 2016Yer : İstanbulTarih : 24 – 26 Mart 2016Düzenleyen : Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi – Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi – İstanbul Çocuk Dostları GrubuKongre Merkezi :  Harbiye Askeri Müze ve Kongre MerkeziOrganizatör :  FİGÜR KONGRE VE ORGANİZASYON SERVİSLERİ A.ŞWeb Sitesi : http://www.cocukdostlari.orgDAVET.Değerli Meslektaşlarımız,Türkiye’nin ilk Çocuk Hastanesi ve 117 yıldır tüm ülkemize hizmet veren köklü çınarımız, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanemiz ve Türkiye’nin önemli miraslarından olan, geçmişi 1550’li yıllara uzanan Haseki Hürrem Sultan’ın talimatı ile yaptırılmış Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanemiz adına siz değerli meslektaşlarımız ile birlikte gelenekselleşen “ 4. Çocuk Dostları Kongresini ” duyurmaktan büyük bir gurur, mutluluk ve heyecan duymaktayız.Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde düzenlenen ilk 3 kongre Pediatri camiasının yoğun katılım ve desteği ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiş, bu durum İstanbul ili Kamu Hastaneleri bünyesindeki Eğitim ve Araştırma Hastaneleri Çocuk Kliniklerinin bütünselliğini sağlama fikrini doğurmuştur.Kongrenin ülkemizin yalnızca sağlık alanına odaklı ilk devlet üniversitesi olma özelliğini taşıyan Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin çatısı altında toplanması kongrenin akademik kurulunda yer alan hocalarımız için ayrı bir heyecan ve gurur vesilesi olacaktır. Bu hususiyetin sağlanmasında büyük desteğini gördüğümüz Türkiye Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü değerli hocamız Prof. Dr. Cevdet Erdöl’e şükranlarımızı sunarız.Oluşturulan bilimsel birlikteliğin yaygınlaştırılması ile hem Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin kurumsal kimliklerinin geliştirilmesi hem de Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniklerinin akademisyen ve sağlık çalışanlarının birbiri ile olan ilişkilerinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu hedefin başka bir önemli yanı ise Sağlık Bakanlığımız ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi arasında imzalanan “Afiliasyon protokolü”nün misyonuna uygun bir projeksiyon getirecek olmasıdır.2016 yılında sizlerin desteği ile gerçekleştirilecek olan 4. Çocuk Dostları Kongresini, Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesinin birlikte düzenlemesi bu düşüncenin ilk adımı ve ilk meyvesi olarak görmekteyiz.Kongremizde ağırlıklı olarak güncel genel pediatri konuları ile aile hekimlerine yönelik çocuk sağlığı konuları işlenecektir. Bu yıl kongremizde, çocuk sağlığını çağdaş koşullarda ileriye taşıma yolunda birlikte çalıştığımız hemşirelerimize yönelik olarak Pediatri Hemşirelik esasları ve uygulamalarına önemli oranda yer ayırmayı düşünmekteyiz.Kongremiz bünyesinde düzenlenecek kurslar ile pediatri alanında bilinmesi gereken önemli temel taşları gözden geçirilecek ve konusunda tecrübeli hocalarımızca bilgilerimizi yeniden toparlama ve yeniliklere hakim olma imkanı sağlanacaktır. Kültür, tarih ve doğal güzellikleri açısından Türkiye’nin ve dünyanın tartışmasız en güzel şehri olan İstanbul’da bilimsellik konusunda tatmin olacağınız başarılı kongremizi katılımlarınızla onurlandırmanızı temenni ederiz.Geleceğimiz çocuklarımız için “ Hep Destek Tam Destek ” felsefesini bizlerle paylaşacak tüm çocuk dostlarımızı kongremize bekliyoruz.Kongre Düzenleme Komitesi

http://www.ulkemiz.com/4-cocuk-dostlari-kongresini

Toprak Ana günü’ 10 Aralık’ta Foça’da kutlanacak

Toprak Ana günü’ 10 Aralık’ta Foça’da kutlanacak

FOÇA’DA ‘TOPRAK ANA GÜNÜ’ KUTLAMASI Slow Food Foça Zeytindalı Birliği öncülüğünde, Foça Belediyesi ve Halim Foçalı Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi işbirliğiyle, 10 Aralık 2016 Cumartesi günü ‘Toprak Ana’ kutlaması yapılacaktır. Balıkçı Kahvesi ve Foça Mutfak Atölyesi’nde düzenlenen Toprak Ana Günü ‘Terra Madre Day’ etkinliğine tüm halkımız davetlidir. Program: *Foça’nın geleneksel tatları *Slow Food nedir? *Biyoçeşitlilik ve baklagillerin önemi Konuşmacılar: Gıda Mühendisi Petek Ataman, Yazar-Araştırmacı Nedim Atilla, Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Dr. Füsun Tezcan Yer: Foça Balıkçı Kahvesi ve Foça Mutfak Atölyesi - Saat: 11.00-16.00 ‘Toprak Ana Günü’ kutlaması Toprak Ana Günü’nde, Uluslararası Slow Food Hareketi önderliğinde, 2009 yılından bu yana her Aralık ayında, dünyada ve ülkemizde de çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Doğayı, toprağı ve çiftçiyi baş tacı eden bir düşüncenin sonucu ortaya çıkan ‘Toprak Ana Günü’ etkinliği, küresel boyutta ancak sadece yerel imkânlar ve farklılıklarla kutlanıyor. Bu kapsamda, gıda toplulukları ile üretim geleneklerinin çeşitliliğinin görünürlüğünü sağlamak, gelecek nesillere daha sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak amacıyla yöresel lezzetlere ilişkin öğretiler paylaşılıyor ve Toprak Ana’ya teşekkür ediliyor.

http://www.ulkemiz.com/toprak-ana-gunu-10-aralikta-focada-kutlanacak

1. Hematolojik İmmünoloji Kongresi

1. Hematolojik İmmünoloji KongresiYer : Girne / K.K.T.C.Tarih : 24-26.MART.2016Düzenleyen : Hematolojik İmmünoloji DerneğiKongre Merkezi : Elexus Resort OtelOrganizatör : Fortuna EventsWeb Sitesi : http://www.hidkongre.org/index.htmlDAVET.Değerli Meslektaşım;Tıbbi ve teknolojik gelişmelerin inanılmaz hızlarla yol aldığı, değişim ve yeniliklerin baş döndürücü şekilde insan hayatına yansıdığı bir çağda yaşamaktayız. Böyle bir zamanda tıp biliminin temsilcileri ve uygulayıcıları olan bizler hızla akıp giden zamanın sunduğu yenilikleri hastalarımıza sunma sorumluluğunu taşıyor olmanın yanında, insanoğlunun bilimsel havuzuna da önemli katkılar yapmakla sorumluyuz.Dünyanın dengesine binlerce yıldır şekil ve yön veren bir milletin bilim adamları olarak kendi alanımızda evrensel ölçekte çalışmalara ve projelere imza atma zorunluluğumuz olduğunu düşünmekteyiz. Bu zorunluluk batı toplumlarının ulaşmış olduğu bilimsel düzeye katkı veren ülkeler arasında ön sıralarda olamayışımız ve üretkenlik anlamında da ‘bilimsel kısırlık’ yaşıyor olmamız nedeniyle çok daha önem kazanmıştır.Bu nedenle; özellikle akademik camiada tüm dünyanın kabul ettiği prestijli ve bilimsel hayata yön veren işlerin içerisinde olmak, üretkenliğin ön planda olduğu ve teşvik edilerek ödüllendirildiği çalışmalar yaparak kalıcı ve değerli eserler üretmek bugünden sonra artık çok daha fazla sayıda akademisyenin ciddiye alması gerektiği bir gerçek haline gelmiştir.Ülkemizde bu asil görevi yerine getiren birçok önemli ve değerli akademisyen kişiler ve kurumsal organizasyonlar vardır. Bununla beraber; bu alanda yapılacak daha çok işler olduğunu düşünmekteyiz. ‘Hematolojik İmmünoloji Derneği’ olarak ülkemizin akademik ve bilimsel arşivine evrensel eserler ve yayınlar kazandırmak, dünyaya bu alanda yön veren güçler arasında olabilme amacıyla çalışmak ve toplum ile akademik camiada farkındalık oluşturmak derneğin temel hedefi olacaktır. Sanırız ki sadece bu şekilde kalıcı ve etkin bir güç olarak sadece ulusal ölçekte değil aynı zamanda dünya ölçeğinde yer bulabilecektir Türk Hematolojisi.İşte bu hedeflerle; hematolojinin günden güne değeri artan ve gelecekteki tedavi seçenekleri içerisinde yıldızı en çok parlayacak alanların başında gelen immünoterapinin hematolojideki yerini ve önemini sunmak, bilimsel farkındalık ve öncülük açısında sorumluluk alarak hematoloji dünyadasındaki gelişmelerden meslektaşlarımızı ve ülke insanımızı haberdar etmek ve tüm bu süreçlerin sonunda bilimsel ve akademik yayınlarla söz sahibi olmak bizleri biraraya getiren en önemli başlıklardır.24-26 Mart 2016’da Kıbrıs’ta düzenleyeceğimiz ilk kongremizde; birinci gününde hematolojini önemli alanlarından olan ‘Flow Sitometri’ konusunu işliyor olacağız. Hem temel prensipler hem de gerçek vaka örnekleri ile interaktif tartışma ortamında pratik yapmış olacağız.2. günde ise; güncel kanser immünoterapisinin hedefleri ve klinikteki uygulama alanları ile yeni geliştirilen ilaçlardan söz edilecektir.Bütün meslektaşlarımız ve sektörün tüm aktörleri ile birlikte olmayı umduğumuz bu değerli kongrenin ülkemizde bilimsel ve sosyal anlamda yepyeni ufuklar açması dileğiyle..Saygılarımızla..Doç. Dr. Serdar ŞıvgınGenel SekreterProf. Dr. Osman İlhami ÖzcebeBaşkan

http://www.ulkemiz.com/1-hematolojik-immunoloji-kongresi

Nabi Kimdir? Hayatı, Sanatı, Eserleri

Nabi Kimdir? Hayatı, Sanatı, Eserleri

Nâbî, 17. yüzyıl Türk Edebiyatı’nın tanınmış şairlerinden biridir.Hakimiz mevlididir hazret-i İbrahim’inNabiya rast makamında Ruhâviyiz bizYukarıdaki beyite bakarak şairin Urfa’da (o zamanlardaki adı Ruhâ) doğduğunu söleyebiliriz. Doğum yılı 1642 dir. Nâbî’nin asıl adı Yusuf’tur. Adının Yusuf olduğunu da şu beyitinden anlıyoruz:Keminen Yusuf-ı Nabiyi ahbab ü ekaribleŞefaat ya Habiballah şefaat ya Resulallah. Nâbî’nin Urfa’daki hayatı ve gençlik dönemi hakkında pek bilgi bulunmamaktadır. Bulunan az bilgi de, iyi bir eğitim aldığı ve Yusuf Kalfa adındaki bir şeyhin müridi olduğundan ibarettir. Yusuf Kalfa, Nâbî’nin şiir yeteneğini farketmiş ve sanatını ilerletmesi için onu İstanbul’a göndermiştir.Nâbî’nin babasının adı Seyyid Mustafa’dır. Ve soyu Şeyh Ahmed-i Nakşibendi’ye kadar uzanır. Nâbî’nin İstanbul’a gelişi IV.Mehmet’in padişahlığı zamanlarına denk gelir. Nâbî İstanbul’a varır varmaz hemen önemli paşalara şiirler yazmış, yardım taleplerinde bulunmuştur. Hatta Musahib Paşa’ya yazdığı şu şiir şairin içinde bulunduğu ruh halini görmemizi sağlar:Gurbet-i ihtiyar edip na-çar Eyledim himmet ile terk-i diyar…Böyle şiirlerle Muhasip Paşanın dikkatini çeken şair divan katipliğine kadar yükselir. Daha sonraları IV. Mehmed’in de dikkatini çeken şair sık sık padişahın huzuruna davet edilir hatta padişahın av gezmelerine iştirak eder. Devlet büyüklerinin takdirini iyice kazanan Nâbî, Kameniçe kalesinin fethi ile sonuçlanan Lehistan seferine de katılır. Fetih üzerine yazdığı;Tarihini felekde melek yazdı Nabiya Düşdü Kameniçe hısnına nur-ı Muhammedîbeyiti kale kapısına yazılmıştır.Zaman içinde Muhasip Paşaya kethüda olan şair yaptığı hac yolculuğunu anlattığı Tuhfet’ül Harameyn adlı ünlü eserini bu sıralarda yazmıştır. Muhasip Paşanın kaptan-ı deryalığa atanması üzerine onunla beraber Mora’ya gitmiştir. Anlaşılacağı gibi şair Muhasip Paşadan çok yardım görmüştür ve ona çok bağlıdır. Bu bağlılığını;Muhasip Mustafa Paşa’nın olsun devlet ü efzun Ne gördükse onun lütfuyla gördük dar-ı dünyada.beyitiyle ifade eder.Daha sonra Muhasip Paşa vefat edince Nâbî İstanbul’da duramaz ve Haleb’e gider. Burada evlenip aile kurarak devletin yardımlarıyla rahat bir yaşam sürer. Şair bu dönemden sonra çok az şiir yazmıştır:. II. Mustafa’nın tahta çıkmasıyla ona bir kaside yazar ayrıca vezir olan dostlarının tebrik için şiirler yazar. Gerek bu durgunluğu, gerekse devletin yüksek makamlarındaki dostlarının azalması Nâbî’ye sıkıntılar yaşatır. Maaşı kesilir, devletin verdiği ev elinden alınır. Fakat daha sonra Baltacı Mehmed Paşanın yardımıyla maaşını ve evini geri alır. Ayrıca yine Baltacı sayesinde 20 yıl uzak kaldığı İstanbul’a geri döner. Nâbî’nin İstanbul’a dönüşü diğer şairler tarafından çok olumlu karşılanır. Bu durum Nâbî’nin o dönem diğer şairler tarafından otorite olarak kabul edildiğini, sevilip saygı duyulduğunu gösterir. Hatta Sabît’in:“Geldi bir kadri büyük zat-ı mübarek mihman” sözlerinı içeren kasidede bu hayranlığın boyutlarını görebiliriz.Şair geri kalan ömrünü İstanbul’da geçirmiş, burada yaşlanmış ve dönem şairlerinin eserlerinde anlattıklarına göre 1712 yılında vefat etmiştir.Sanatı:Nâbî, Hikemi tarzın öncüsüdür. Hikemi tarz, hakimene söyleyişe önem veren, öğüt ve bilgi vermeyi ilke edinen, amacı okuyucuyu aydınlatmak, okuyucuya yol göstermek şiir anlayışıdır. Edebiyatımızda bu tarz Nâbî ekolü olarak da geçer. Nâbî, eşya ve eşya ve varlığı sürekli hakimane bir üslupla inceler. Prof.Dr. Mine Mengi’ye göre; “Nâbî’nin ekol sahibi oluşu, onun düşünmeye ve düşündürmeye ağırlık veren sanat anlayışıyla ilgilidir.” Nâbî’nin bu hikemi tarz şiir anlayışının oluşmasında yaşadığı dönem koşullarının etkisi vardır. Abdülkadir Karahan bu konuyu şöyle açıklar:“Denilebilir ki Nâbî, çağının huzursuzluk ve kararsızlıktan, hükümet yönetiminden başlayarak çeşitli meslek erbabı arasında yaygınlaşan zulüm, hile, yalan, rüşvet, mal ve menala aşırı rağbet, riyakarlık, her işe menfaate bağlılık gibi kötü huyların toplumu kemirmesi karşısında: fikir ve hikmetin gölgesinde rahat ve dağdağasız yaşamak iç arzusuyla dolu bir şahsiyettir.”Nâbî, Türkçe Divanının önsüzünde şiirlerini henüz “tamamlanmamış” olarak belirtir. Bu durumu Nâbî’nin kendi el yazması orijinal Divan nüshasında görülür. O nüshaya baktığımızda şairin şiirleri üzerinde düzeltmeler, eklemeler yaptığını görürüz.Nâbî şiirlerinde anlama çok önem verir. Onun şiirlerinde “mana” kelimesi sık sık geçer. Nâbî’ye göre; “şiirde ince manalar kullanılmalıdır.” Ona göre şiirdeki manalar işitilmemiş, söylenmemiş, taze olmalıdır.Bazı gazellerinde sade dil taraftarı olduğunu açıklayan Nâbî’nin eserlerine genel olarak bakıldığında farklı farklı dil özellikleri görülür. Divanındaki gazel ve kasidelerinde yer yer sade dil görülse de, Nâbî’nin fazla kullanılmayan, işitilmeyen, sözlük sayfaları arasında unutulmuş, dolayısıyla sade olmayan kelimeler kullanma taraftarlığı birbiriyle çelişir ve genel olarak Nâbî “sade dil” anlayışını pek uygulayamamıştır. Fakat şu da unutulmamalıdır ki Nâbî, Türkçe’ye büyük bir hayranlık duyar. Şair uzun süre Halep’te yaşamasına ve Arapça’ya çok iyi hakim olmasına rağmen Türkçe’yi daima Arapça’dan üstün tutar.Nâbî’nin şiirlerindeki bir başka önemli husus da, onun redifli gazelleridir. Nâbî, sıklıkla redifleri “gazel”, “suhan”, “mana”, “zahir”, “nazenin”, “dil-nişin” redifli gazeller yazmıştır.  Eserleri:Nâbî”nin 6 sı manzum (şiir), 4’ü mensur (nesir, düz yazı) olmak üzere toplam 10 eseri vardır.Manzum Eserleri:* Hayri-name (oğlu Hayri’ye yazdığı öğütler içeren eser) * Tercüme-i Hadis-i Erbain (hadis tercümesi) * Hayrabat (bir hikaye) * Sûr-name (şehzade Mustafa ve Ahmed’in sünnetleri vesilesiyle yazılmış, onların sünnet törenini anlatır) * Farsça Divan * Türkçe DivanMensur Eserleri:* Fetih-name-i Kamaniçe (Kamaniçe’nin fethini anlatır) * Tuhfet’ül Harameyn (Hac yolculuğunu anlatır) * Zeyl-i Siyer-i Veysi (Veysi’nin yarım kalmış siyerini tamamlamak için yazmıştır) (siyer: Hz. Muhammed’in hayatını anlatan eser) * Münşeat (Nâbî’nin mektuplarından oluşur) Son olarak Nâbî’nin bir kaç şiirini paylaşalım; Birdevle içün çarha temennâdan usandık, bir vasl içün ağyâra mudârâdan usandık!Hicran çekerek zevk-i mülâkat-ı unuttuk, mahmur olarak lezzet-i sahbadan usandık!Düştük kat-ı çoktan heves-i devlete amma, ol dâiye-i dağdağa fermâdan usandık!Dil gamla dahi dest-ü giribandan usanmaz, bir yâr içün ağyâr ile gavgadan usandık!Nabi ile ol âfetin ahvâlini nakl et, efsane-i Mecnûn ile Leylâdan usandık!* * *Bana devranın âzarı kemâzar olduğumdandırSipihrin vaz’-i mahemvarı hemvar olduğumdandırGubar âsâ beni böyle lekedhâr ettiği çerhınNigâh-i itibar-i yârde hâr olduğumdandırReh-i kûyünden özke rah görmez çeşnı-i hunpaşımDücar olmak o mest-i naze naçar olduğumdandırEdüp küstahlık ol pence-i hurşide el sunmakMeta’-i arzuye germbazar olduğumdandırBenim asudebal-i kayd-i pervaz olduğum Nabî Sikenc-i zülf-i dildare griftar olduğumdandır* * *Bu GiryeyeBu giryeye ey dide-i pürnem ne verürler Bu cusiş-i bîhudeye bilmem ne verürlerEşgim kızıl oldukta o şuh etmedi rağbet Ey ceşm nükudun olıcak kem ne verürlerEsbab-i huzuru giderüp sen ne kalursun Bilmem bu girancalığa ey gam ne verürlerBin raks edersen de yine def gibi cana Tâ etmeyicek kametini ham ne verürlerDil farz edelim layık-i ihsan imiş amma Halî olıcak kise-i âlem ne verürlerArz eyleme bîhude yere zahmını ey dil Yok hokka-i eyyamda merhem ne verürlerYok fethe medet niyyet ederlerse de Nabî Gencine-i ikbal mutalsem ne verürler* * *Yazar: Gazanfer TUFAN Kaynak: http://www.bilgiustam.com

http://www.ulkemiz.com/nabi-kimdir-hayati-sanati-eserleri

Uşak Üniversitesi

Uşak Üniversitesi

Adres: Uşak Üniversitesi Rektörlüğü 1 Eylül Kampüsü 64200 UŞAKTelefon: 0276 263 44 10Web: www.usak.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Kuruluş Tarihi: 17 Mart 2006 Rektörü: Prof. Dr. Sait ÇELİK Uşak Üniversitesinin Bir Eylül Merkez Yeleşkesi, il merkezine 7 km uzaklıktadır. Bu yerleşkede Rektörlük, Eğitim, Mühendislik, Fen-Edebiyat Fakülteleri bulunur. Halit Ziya Yerleşkesinde, Uşak Üniversitesi M.Y.O yer alır. Ayrıca şehir merkezinde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Sağlık Yüksek Okulu bulunur. Karahallı, Banaz, Ulubey, Eşme, Sivaslı ilçelerinde de birer meslek yüksek okulu bulunmaktadır.Toplam öğrenci sayısı: 10.070 Toplam akademik personel sayısı: 362 Eğitim FakültesiFen Bilgisi ÖğretmenliğiFen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İlköğretim Matematik Öğretmenliğiİlköğretim Matematik Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sınıf ÖğretmenliğiSınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sosyal Bilgiler ÖğretmenliğiSosyal Bilgiler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Türkçe ÖğretmenliğiTürkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen-Edebiyat FakültesiCoğrafya(İkinci Öğretim)CoğrafyaMatematik(İkinci Öğretim)MatematikTarih(İkinci Öğretim)TarihTürk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Türk Dili ve Edebiyatıİktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİktisatİşletme(İkinci Öğretim)İşletmeKamu Yönetimi(İkinci Öğretim)Kamu YönetimiMaliye(İkinci Öğretim)MaliyeMühendislik FakültesiKimya MühendisliğiMakine Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine MühendisliğiTekstil Mühendisliği(İkinci Öğretim)Tekstil MühendisliğiSağlık YüksekokuluHemşirelik (Yüksekokul)

http://www.ulkemiz.com/usak-universitesi

Hephaistos Demircilik ve Ateş Tanrısı

Hephaistos Demircilik ve Ateş Tanrısı

Hephaistos, Yunan mitolojisinde Zeus ile Hera'nın oğlu, Afrodit'in eşi. Tanrılar ve kahramanlar için demircilik zanaatıyla uğraşarak silahlar ve zırhlar üreten ateşler tanrısı.Hephaistos, zanaatkarlar tarafından Athena ile birlikte mesleklerin piri ve koruyucusu olarak kabul edilen bir ateş tanrısıdır. Tarımı, uygarlığı ve şehir hayatını korur. Anadolu kökenli tanrılardan biri olan Hephaistos, özellikle sönmüş bir yanardağ olarak saygı görmüş, sonraları yanardağların içinde çalıştığına inanılmaya başlamıştır. Gigantlar arasındaki karşıtı Mimas'dırZeus'la Hera'nın oğlu olarak bilinmesine rağmen, Zeus'un annesi Rheia, hamileyken kendisinden daha güçlü bir çocuk doğurmasından korkup onu yutması ve bunun sonucunda da Athena'yı başından doğurmasına karşılık Hera'nın da Hephaistos'u tek başına doğurduğu da söylenmektedir.Hephaistos, tanrıların en çirkinidir. İki ayağı da topaldır. Homeros'un İlyada'sında bunun sebebi iki şekilde açıklanır. Birinciye göre babası Zeus, Hera ile kavga ederken Hephaistos annesinin tarafını tutmuş, buna kızan Zeus oğlunu Lemnos (Limni) adasına fırlatmış ve Hephaistos bu yüzden sakat kalmıştır. İkinci efsaneye göre Hephaistos sakat doğmuş, bu durumdan utanan annesi onu Olympos'tan aşağı fırlatmış ve Hephaistos'u nereidler ve Thetis büyütmüştür. Hephaistos'la Hera hiçbir zaman birbirlerini sevmemişlerdir. Yunan mitolojisinde ise Hera, Hephaistos'u kendi başına oluşturmuş ve doğurmuştur. Fakat bebeği ayaklarını topal kendisinin çirkin olduğunu görünce ve bütün Tanrılar onla alay edince, Hephaistos'u Olimpos Dağı'ndan atmıştır.Tanrıların arasında en çirkin olan olmasına rağmen, hem onlar hem de insanlar arasında en sevilen tanrıdır. Olimpos'taki görkemli saraylar onun elinden çıkmıştır. Tanrılar ve kahramanlar için en güzel silahları yapmıştır. Eros'un okları ve yayları, Afrodit'in ünlü göz kamaştırıcı kemeri, Dionysos'un eşi Ariadne'nin tacı, Hades'in görünmezlik miğferi, Truva Kralı Laomedon'un büyülü üzüm bağı, Ares ve Afrodit'in kızı yasak aşkından olan Harmonia'ya düğün hediyesi olarak yaptığı lanetli gerdanlık, Zeus'un emriyle insanları cezalandırmak için gönderilen ilk kadın Pandora da onun eseridir. Hephaistos ayrıca birçok otomat da yapmıştır. Girit adası'nı koruyan bronz dev Talos, kendisine yardımcı olmaları için ürettiği, hareket edebilen, güzel birer kadın görünümündeki bir çift heykel, Prometheus'a işkence etmeleri için bronzdan yapılmış Kafkas Kartalı, Apollon tapınağı için altından yapılmış, şarkı söyleyen sihirli kız korosu bunlardan bir kaçıdır. Hephaistos, İlyada'da Kharis (zerafet, neşe ve sevinci temsil eden tanrıçalardan biri) ile evlidir.Hephaistos Tapınağı, AtinaHephaistos hakkında anlatılan bir mitte de Hephaistos'un Olimpos'a çıkma hikâyesi şöyle anlatılır; Hephaistos annesi için muhteşem bir taht yaptırmıştı. O aralar Hera Hephaistos'un hayatta olduğunu bilmiyordu. Hephaistos ona bu tahtı verirken saygılarını sunarak üzerine "sevgili annem Hera'ya- oğlu Hephaistos'tan" diye yazdı ve annesine kendisini tanıttı. Hera o gün bu tahtta yedi içti ve gülüştü. Kalkmaya çalışırken demirlerin elini ve ayağını kıskıvrak tuttuğunu gördü. Giden tanrılara seslendi. Bazı tanrılar onu duydu ve yanına geldi ve olanları görünce Zeus'a haber verdiler. Sonra şarap tanrısı Dionysos, Hephaistos'un yanına gitti ve onu sarhoş edip geri getirdi. Zeus ona Hera'yı kurtarmasını emretti. Hephaistos annesini affetti. Sabah uyandığı zaman kendini Olimpos'ta buldu. Artık o da Olimpos'taki bir tanrıydı. Zeus onun isteğini kabul etmişti. Daha sonra Afrodit'le evlendi. Bu Hephaistos'un ikinci isteğiydi. Böylece tanrılar yine eski huzuruna kavuştular. Ancak Afrodit, onu Etna Dağı'na çalışmaya gittiğinde zamanlar Ares ile aldatır. Güneş Tanrısı Helios'un bu durumu görüp haber vermesi üzerine Hephaistos bir düzenek hazırlar ve bunu yataklarına yerleştirir. Ares ve Afrodit tekrar birlikte olduklarında düzenek çalışarak ikiliyi zincirler. Hephaistos diğer tanrıları toplayarak ikiliyi rezil eder ve adalet ister. Poseidon Hephaistos'u ikna ederek Ares'e zina cezasını ödetir. Sonrasında Hephaistos, Afrodit'i iade edip başlık parasını geri ister. https://tr.wikipedia.org/wiki/Hephaistos

http://www.ulkemiz.com/hephaistos-demircilik-ve-ates-tanrisi

Kocaeli Üniversitesi 2. Biyoloji Öğrenci Kongresi

Kocaeli Üniversitesi 2. Biyoloji Öğrenci Kongresi

Yer : KocaeliTarih : 10-12.MART.2016Düzenleyen : Kocaeli ÜniversitesiKongre Merkezi : Kocaeli Üniv. Prof.Dr. Baki KOMŞUOĞLU Kültür ve Kongre MerkeziOrganizatör :Web Sitesi : http://koubiyolojik.com/Sevgili Öğrenciler,Biyoloji Öğrenci Kongresini yeniden Kocaeli Üniversitesi’nde düzenleyecek olmanın gurur ve heyecanı içindeyiz. Kocaeli’de 10-12 Mart 2016 tarihleri arasında Ulusal Katılımlı olarak gerçekleştireceğimiz 2.Biyoloji Öğrenci Kongresi’ne sizleri davet etmekten büyük onur ve mutluluk duymaktayız. Kongrenin amacı her geçen gün daha önemli hale gelen Biyolojik Bilimler konularında çalışma yapan meslektaşları bir araya getirerek öğrencilerin bilgi ve düşüncelerini zenginleştirmek, ortaya çıkan yeni bilgi ve gelişmeleri paylaşmak, yeni ve güncel konuların aktarılacağı bir program oluşturmaktır. Kongremizin bilimsel düzeyinin korunmasını yanında, sosyal ve kültürel açıdan da zengin ve doyurucu olabilmesi için çaba göstermekteyiz. 10-12 Mart 2016 tarihleri arasında Kocaeli’de yapılacak 2.Biyoloji Öğrenci Kongresi’nde buluşmak dileklerimizle.Kongre Düzenleme Kurulu Adına,Prof.Dr.Fazıl ÖZENBölüm Başkanı

http://www.ulkemiz.com/kocaeli-universitesi-2-biyoloji-ogrenci-kongresi

9. Ulusal Artroplasti Kongresi

9. Ulusal Artroplasti Kongresi

9. Ulusal Artroplasti KongresiYer : Antalya / BelekTarih : 31.MART-3.NİSAN.2016Düzenleyen : Kalça Diz Artroplasti DerneğiKongre Merkezi : Gloria Kongre MerkeziOrganizatör : Valör TurizmWeb Sitesi : http://www.artroplasti2016.org/Değerli Meslektaşlarım,Kalça Diz Artroplasti Derneği olarak 31 Mart – 03 Nisan 2016 tarihleri arasında Antalya’da Gloria Kongre Merkezinde gerçekleştireceğimiz 9. Ulusal Artroplasti Kongresinin bilimsel programını sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduğumu belirtmek isterim.İlk olarak bu toplantıya bilimsel anlamda destek verecek 80 meslektaşıma özel teşekkür etmek istiyorum. Artroplastiye gönül vermiş olmaları yanısıra bilgi ve becerilerini katılımcılarla paylaşmak istemeleri gerçekten son derece önemlidir.İki günün sonunda katılımcılarda kazanılması hedeflenen bilgi ve beceriler;-Kalça ve diz osteoartritinin tedavi seçeneklerinden biri olan artroplastinin gerek primer gerekse revizyonlarının temel prensiplerini kavramak,-Karşılaşılan komplikasyonları önleme ve tedavi seçeneklerini kavramak,-Hızlı iyileşme protokollerini sıralayabilmek,-Katılan herkesin uygulama alışkanlıklarını kendi tercihleri ile karşılaştırabilmek,-Primer ve revizyon artroplasti ile ilgili cerrahi teknikleri kavrayabilmek,-Femoraasetabular sıkışma ve femur başı avasküler nekrozunun sebeplerini, tanı yöntemlerini ve tedavi seçeneklerini kavramak.Ayrıca bu kongre sırasında daha öncede duyurduğumuz gibi sözlü bildiri oturumları da yapılacaktır. 20 Ekim 2015 de online olarak başlayan bildiri gönderimi 01 Şubat 2016 da bitecektir. Bildiri özeti gönderim sistemine www.artroplasti2016.org adresinden ulaşabilirsiniz. Özellikle iyi bir artroplasti cerrahi olmak isteyen genç meslektaşlarımızın kongremizde sunum yapmaları bizleri ayrıca mutlu edecektir.Kongremizle ile ilgili tüm bilgilere ve de bilimsel programın detaylarına www.artroplasti2016.org adresinden de erişebilirsiniz.31 Mart-03 Nisan 2016’da Antalya’da görüşmek dileğiyle saygılarımı sunarım.Prof. Dr. Bülent ErdemliKalça Diz Artroplasti Derneği Başkanı

http://www.ulkemiz.com/9-ulusal-artroplasti-kongresi

Vezirköprü Alternatif Doğa Sporları ve Offroad Kulübü Derneği

Vezirköprü Alternatif Doğa Sporları ve Offroad Kulübü Derneği

Vezirköprü Alternatif Doğa Sporları ve Offroad Kulübü Derneği 08/07/2010 tarihinde  dokuz kişi ile kurulmuş bir dernektir. Şu an itibari ile 30 üyesi bulunan 01.02.2012 tarihi itibari ile de Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü tarafından TESCİL edilmiş,resmi olarak ‘’Kulüp Tescil Belgesini’’ almış bir spor kulübüdür. Araç sayısını ve teknik ekipmanını yenileyen Veziroff , üyelerine dernek içi eğitimler vermeye başlayarak üyelerinin beceri ve yeteneklerini ön plana çıkartarak profesyonel bir spor kulübü olma yolunda ilerlemektedir. İlkesi ‘Doğaya Saygı Yaşayana Saygı’ olan Veziroff sadece bir gezi kulübü  anlayışında  değildir. Üzerine düşen toplumsal görevlerini de yerine getirmeye çalışmaktadır. Topluma ve bireye yönelik kurumlarla ve derneklerle dirsek teması kuran Veziroff  kendine verilen vazifeyi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmaktadır. 23 Nisan 2011 Tarihinde  Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nun Samsun İl Temsilciliği girişimleri sonucu açılan Eğitim Seminerine Dernek üyelerimiz tarafından ve yine derneğimizin organizasyonu sonucu İlçemizde bulunan Vezirköprü Meslek Yüksek Okulu Çocuk Gelişimi Programı öğrencilerinin de katılımı sağlanmıştır. Seminerde motor sporlarında gözetmen, hakem olma gibi konularda bilgiler verildi ve  D sınıfı Lisanslı Gözetmen olma hakkı kazanmışlardır. Doğal afetlerde gönüllülük esasına dayalı olarak her an hazırda bekleyen kulüp üyelerimiz  ayrıca Amatör Telsizci Unvanına sahiptir.  Profesyonel Doğa Sporları ve Offroad kulübü olarak ilçemiz Vezirköprü’nün tanıtılmasına katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yapılmıştır. Dernek olarak başlattığımız bu tanıtım çalışmalarının ilk meyvesi, 18 Aralık 2011 tarihinde Yaban TV İzci Programı’nın yaptığı Soğucak Köyü mevkii ve Şahin Kaya Kanyonun tanıtımına yönelik çekimler yapılıp yayınlanmıştır.İlçemizin ve Offroad sporunun tanıtımı çalışmalara devam edilmektedir. Vezirköprü Alternatif Doğa Sporları ve Offroad Kulübü Derneği 08/07/2010 tarihinde dokuz kişi ile kurulmuş bir dernektir. Şu an itibari ile 34 üyesi bulunan 01.02.2012 tarihi itibari ile de Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Genel Müdürlüğü tarafından TESCİL edilmiş,resmi olarak ‘’Kulüp Tescil Belgesini’’ almış bir spor kulübüdür. Vezirköprü Alternatif Doğa Sporları ve Offroad Kulübü Adres: Bedesten içi No:8 Vezirköprü/SAMSUN 55900Türkiye Başkan: Metin Yılmaz 0(505)-937 44 93  e-Mail: my@veziroff.org Başkan Yardımcısı: Bilal Altunay 0(507)-655 27 97 Kulüp e-Mail: iletisim@veziroff.org http://www.veziroff.org/

http://www.ulkemiz.com/vezirkopru-alternatif-doga-sporlari-ve-offroad-kulubu-dernegi

Bilgisayarlar Sizi İnsanlardan İyi Tanıyabilir mi?

Bilgisayarlar Sizi İnsanlardan İyi Tanıyabilir mi?

Onbinlerce gönüllünün katılımı ile yapılan yeni bir araştırmaya göre bilgisayarlar kişiliklerimizi tanımada ailelerimizden ve arkadaşlarımızda çok daha başarılı olabilir.Hem de sadece Facebook’ta bir kişinin neleri beğendiğini analiz ederek. Facebook beğenjilerinden yola çıkarak hazırlanan bir bilgisayar programı ile insan kişiliklerini beş tiple sınırlandırıp kardeşlerden annelerden ve hatta eşlerden çok daha isabetli tahminlere ulaşılabildiği iddia edildi.Araştırmayı yürüten Cambridge ve Stanford üniversitelerinden bilim insanları kişiliğin çok daha karmaşık olduğunu kabul etse de, sonuçların bilgisayarların insanları geçebileceğini ortaya koyduğunu düşünüyor. PNAS akademik dergisinde yayımlanan araştırma ilginç çıkarımlar da yapıyor.Buna göre İngiltere’nin ünlü dizisi Dr Who’nun Facebook fanları daha utangaç olmaya eğilimli iken, Türkiye’de de değişik formaltlarda yayınlanan realite şovu Big Brother’ın sevenleri ise muhafazakar ya da geleneksel oluyor.Dijital ayak izlerinden kişilik tahminineHali hazırda Facebook’taki beğen tuşu ile bir kişinin cinsel yöneliminden siyasi eğilimine kadar bir dizi özelliğinin çıkarılabileceğini söyleyen ekip, işi bir adım ileri götürmüş ve bilgisayarı insanın karşısına koyarak kimin daha iyi tahminde bulunabileceğine bakmış.Doktor Youyou Wu ve meslektaşları araştırmaya katılamaya gönüllü olan 70 bin 520 Facebook kullanıcısının verilerini bilgisayarları üzerinden kullanarak, Facebook’ta beğendikleri şeyleri beş ana kişilik özelliği ile ilişkilendiriliyor:UyumlulukDürüstlükDışa dönüklükAsabilikAçıklıkFacebook kullanıcılarından ayrıca bir kişilik testi yapmaları ve bu sırada aile ya da arkadaşlarından birini yanlarına alarak cevapların onlar tarafından da kontrol edilmesini istedi.Araştırmacılar daha sonra testlerin sonuçlarını bilgisayarın “beğen” tuşunun kullanıldığı yerlerden yaptığı çıkarımlarla karşılaştırdı.Yeterli sayıda beğeni verisine sahip olduklarında bilgisayarların insanların kendi yaptıkları testin sonucuna oldukça yakın çıkarsamalar yaptığı görüldü.Alınan sonuçlara göre, bilgisayar programı sadece 10 beğenilen şeyden yola çıkarak bir iş arkadaşından çok daha isabetli çıkarımlar yaptı.70 tanesini analiz eden makine ise iyi bir arkadaşa ya da ev arkadaşına rakip olabildi.150 tanesini kullandığında ise bilgisayar bir aile üyesini – eşler dışında – gölgede bırakabildi. Eşin tanıma kapasitesine yetişmesi için ise bilgisayarın 300 beğeniyi kullanması gerekiyor.Ortalama bir Facebook kullanıcısının 270 kez “beğen” tuşunu kullandığı düşünüldüğünde, Wu bu sayının bilgisayar için yeterli olduğunu söylüyor.Wu, arkadaş ya da meslektaşların kişileri genelde belirli durumlarda görüp tanıyabildiklerini, bilgisayarların ise çok geniş bir hafıza kapasitesi olduğunu ve çok sayıda ilgili veriyi toplayabildğini söylüyor.Wu “Bilgisayarlar tutarlı ve sistematik şekilde yargılarda bulunurken, insanlar önyargılı olabiliyor” diyor.http://www.gazeddakibris.com

http://www.ulkemiz.com/bilgisayarlar-sizi-insanlardan-iyi-taniyabilir-mi

Abiyogenez Hipotezi Nedir?

Abiyogenez Hipotezi Nedir?

Yunan filozofu Aristo canlıların, cansız maddelerden kendiliğinden meydana geldiğine inanıyordu. (Abiyogenez hipotezi) Bu hipoteze göre döllenmiş yumurta gibi bazı madde parçaları bir aktif öz taşır. Bu aktif öz şartlar uygun olduğunda bir canlı meydana gelir. Aristo’nun bu görüşü ortaçağda birçok bilim insanı tarafından kabul edilmiştir. Aristo’nun görüşleri önce F. Redi’nin daha sonradan Louis Pasteur’ün düzenledikleri kontrollü deneylerde çürütülmüştür.F. Redi “Böcek sayıları üzerinde deneyler” adlı eserinde abiyogenez hipotezinin geçersizliğini şöyle anlatmıştır.Doğa bilimlerinde abiyogenez, yaşamın kökeni sorusu, yeryüzünde yaşamın canlı olmayandan nasıl gelişebildiğinin araştırılmasıdır. Bilimsel uzlaşmaya göre abiyogenez günümüzün 4,4 milyar yıl öncesi ile 2,7 milyar yıl öncesi arasında meydana gelmiştir. Bu zaman aralığının başı olan 4,4 milyar yıl öncesi, su buharının sıvılaştığı zamandır. 2,7 milyar yıl öncesi ise, sabit karbon (12C ve 13C ), demir (56Fe, 57Fe, ve 58Fe) ve kükürt (32S, 33S, 34S, ve 36S) izotop oranlarının mineral ve çökeltilerin biyolojik kaynaklı olduğuna, biyolojik göstergelerin ise fotosenteze [ölü/kırık bağlantı] işaret ettiği zamandır. Bu konu aynı zamanda, Büyük Patlama'dan beri evrenin 13,7 milyar yıllık gelişimi sırasında gerçekleşmiş olabileceği düşünülen, güneş sistemi veya dünya dışından yaşamın kaynaklandığını öne süren panspermia ve dış kaynaklı (eksojen) kuramlarını da içermektedir.Yaşamın kökeni çalışmaları biyoloji ve insanın doğal dünyayı anlaması üzerinde çok büyük etkisi olmasına rağmen sınırlı bir araştırma alanıdır. Bu sahadaki ilerlemeler, araştırılan sorunun önemi yüzünden birçok insanın ilgisini çekse de genellikle yavaş ve aralıklıdır. Önerilen birçok kuram içinde demir-kükürt kuramı (önce metabolizma) ve RNA dünya hipotezi (önce genler) en çok rağbet görenlerdir.Abiyogenezin klasik anlayışı olan, günümüzde daha açık olarak kendiliğinden oluş olarak bilinen kavrama göre, karmaşık, canlı organizmalar organik maddelerin çürümesi ile meydana gelir; örnek vermek gerekirse fareler depolanmış tahıldan veya kurtçuklar kendiliğinden ette oluşur.Aristo'ya göre yaprak bitlerinin bitkilerin üstüne sinen nemden, pirelerin kokuşmuş maddelerden, farelerin kirli tahıldan, timsahların suyun derinliklerindeki çürümüş ağaç kütüklerinden meydana geldikleri su götürmez bir gerçekti. 17. yüzyılda bu iddialar sorgulanmaya başlandı; mesela Sir Thomas Browne'ın 1646’da yayımlanan Pesudoxia Epidemica'sı (Genel Kabul Gören Öğretilerin ve Gerçeklerin Sorgulanması alt başlıklı), yanlış inanışlara ve kabaca işlenen hatalara bir saldırıydı. Çıkarımları büyük oranda kabul görmedi; örneğin çağdaşı Alexander Ross şunları yazmıştı: “Bunu (kendiliğinden oluşu) sorgulamak, nedeni, algıyı ve deneyimi sorgulamaktır. Eğer şüphesi varsa bırakalım Mısır'a gitsin, orada yerliler için bir felaket olan Nil'in çamurundan doğan tarlalar dolusu fare bulacaktır." Akşemseddin (1389-1459) Maddet-ül Hayat'ta geçen "Hastalıkların insanlarda teker teker peyda olduğunu zannetmek yanlıştır. Hastalıklar insandan insana gözle görülmeyecek kadar küçük tohumlar vasıtasıyla geçer" cümlesi ile ilk mikrop teorilerinden birini ortaya atmıştır. Daha sonra 1546'da fizikçi Girolamo Fracastoro salgın hastalıkların canlı olmayabilecek çok küçük, görünmez parçacıklardan ve sporlardan kaynaklanabileceğini kuramsallaştırdı, ancak bu görüş yaygın kabul görmedi. Daha sonra Robert Hooke 1665’te bir mikroorganizmanın ilk çizimlerini yayımladı. Kendisi aynı zamanda mantar örneklerini gözlemlerken keşfettiği hücreyi adlandırmış olmasıyla kayda geçmiştir.1676'da Anton van Leeuwenhoek mikroorganizmaları keşfetti; yaptığı çizimlere göre bunların protozoa ve bakteriler olduğu düşünülmektedir. Bu mikroskobik dünyaya olan ilgiyi ateşledi.İlk adım 1688'de bir et parçasına sineklerin yumurtalarını bırakması engellendiğinde larvaların oluşamadığının kanıtlamasıyla İtalyan Francesco Redi tarafından atıldı. Redi, deneyinde ilk başta ağzı açık kavanozların içine et parçaları koydu. Daha sonra bir süre beklediğinde et parçalarının üzerinde larvaların oluştuğunu gördü. Daha sonra sekiz kavanozun içine et koydu ve dördünün ağzını kapattı ve diğer dördünü açık bırakarak bir deney yaptı. Deneyin sonucunda sadece ağzı açık olan kavanozların yani sineklerin yumurtalarını bırakabileceği kavanozların içinde kurtçukların oluştuğunu gördü. Redi'nin karşıtları yani abiyogenezi savunanlar ise dört kavanozun hava almadığı için larvaların oluşmadığını savundular. Redi, bunun üzerine o dört kavanozun ağzını sadece hava alabilecek kadar küçük gözenekleri bulunan bezlerle kapatıp deneyi tekrarladı ve yine larvaların oluşmadığını gözlemledi. Redi'nin bu deneyi biyogenez'i destekler nitelikte bir deney olmuştur. 17. yüzyıldan günümüze en azından bütün yüksek ve gözle görülür organizmalarda, daha önceki kendiliğinden oluş kanaatinin yanlış olduğu açık bir şekilde gösterilmiştir. Alternatif görüş Latince tabiriyle "omne vivum ex ovo" idi: Her canlı daha önce yaşayan bir canlıdan (bir yumurtadan) gelir.1768'de Lazzaro Spallanzani mikropların havadan geldiklerini ve kaynatılarak öldürülebileceklerini kanıtladı. Ancak 1861'de Louis Pasteur hücre kuramıni destekleyen dikkatlice planlanmış deneylerle bakteri ve mantarlar gibi organizmaların besleyici ortamlarda canlı olmayan maddelerden kendiliğinden üreyemeyeceğini kanıtladı, böylece hücre teorisini güçlendirdi. Charles Darwin19. yüzyılın ortalarında Pasteur ve diğer araştırmacılar canlıların cansız maddeden kendiliğinden üreyemeyeceğini kanıtlayınca, yaşamın doğal yollardan nasıl meydana geldiği sorusu ortaya çıktı.[kaynak belirtilmeli]Charles Darwin, 1 Şubat 1871'de Joseph Dalton Hooker’a yazdığı mektupta yaşamın ilk kıvılcımının “amonyak ve fosfor tuzları, güneş ışığı, sıcaklık, elektrik akımı vb. unsurların bulunduğu ılık bir su birikintisinde" oluşmuş olabileceğini, "böylece daha karmaşık değişimlere gidebilecek bir protein bileşiğinin kimyasal olarak oluşabileceğini” öne sürmüştür. Bu iddiasını şöyle açıklamaya devam etmiştir: “canlı organizmaların oluşumundan önceki bir olgu olarak artık tespit edilemeyecek şekilde günümüzde bu madde çoktan ortadan kalkmış veya sindirilmiştir.” Diğer bir deyişle yaşamın kökeninin ancak arınık (steril) laboratuvar ortamında araştırılabileceğini ifade ediyordu.Haldane ve Oparin1924'te Aleksandr Ivanovich Oparin, yaşamın evrimi için gerekli yapıların oluşmasında ihtiyaç duyulan organik moleküllerin sentezlenmesini atmosferde bulunan oksijenin engellediğini deneyle kanıtlayana kadar abiyogenez konusunda elle tutulur bir ilerleme kaydedilemedi. Oparin, Yeryüzünde Yaşamın Kökeni  isimli eserinde güneş ışığının etkisinde, oksijensiz bir atmosfer ortamında organik moleküllerden bir “ilkel çorba” oluşabileceğini iddia etti. Bunlar giderek daha karmaşık şekillerde bir araya gelip nihayet bir koaservat damlacığının içinde çözünmüş olabilirlerdi. Bu damlalar diğer damlalarla kaynaşarak "büyümüş" ve kardeş damlalara bölünerek "üremiş" olabilirdi. Böylece "hücre bütünlüğünü" sağlayan unsurları içeren ilkel bir metabolizma içeren damlacıklar varlıklarını sürdürmüş, diğerleri de yok olmuş olabilirdi. Günümüzdeki birçok yaşam kökeni kuramı Oparin’in düşüncelerini başlangıç noktası olarak alır. Aynı tarihlerde J.B.S. Haldane de –şimdiki okyanuslardan çok farklı olan- yaşam öncesi okyanusların, yaşamın yapı taşları olan organik bileşikleri içeren “sıcak derişik çorbalar” oluşturmuş olabileceklerini öne sürdü. Bu düşünce, biyopoyez veya biyopoez (canlıların canlı olmayan ama kendi kendini üreten maddelerden oluşması işlemi) olarak adlandırılmıştır.Dünyanın Oluşumundaki Şartlar Morse ve MacKenzie, okyanusların dünya oluştuktan 200 milyon yıl kadar sonra, yüksek sıcaklık (100 °C) indirgeyici bir ortamda meydana gelmiş olabileceğini ve o dönemde 5,8 olan doğal pH'nin hızla nötralleşmekte olduğunu öne sürdüler. Bu iddia Wilde tarafından desteklenmektedir, Batı Avustralya’daki Narryer Dağı’nda değişime uğramış kuvarsitteki zirkon kristallerinin daha önceleri 4,1–4,2 milyar yaşında olduğu sanılırken Wilde bunların yaşını 4.404 milyar yaşında olduğunu göstermiştir.Kuvarsit Bu şu anlama gelmektedir: Okyanuslar ve kıtasal kabuk Dünya’nın oluşumunu takip eden 150 milyon yıl içinde oluştu. Buna rağmen Hadean döneminin iklimi yaşamın oluşması için uygun değildi. Bu dönemde çapı 500 kilometreyi bulan büyüklükteki cisimlerin sık sık dünyaya çarpması muhtemeldi, böyle bir çarpmadan birkaç ay sonra okyanus tamamen buharlaşıp, su buharı ve kaya tozları dünyayı çepeçevre saran bulutlanmaya neden olmuş olabilir. Birkaç aydan sonra bulutların yüksekliği azalmaya başlamış ancak bulut seviyesi sonraki bin yıl boyunca yüksek kalmış olabilir. Daha sonraki iki bin yıl içinde yağmurlar yavaşça bulutların yüksekliğini düşürdüğünden çarpma olayından ancak 3000 yıl sonra okyanuslar orijinal derinliklerine ulaşmıştır. Ay ve iç gezegenleri (Merkür, Mars ve muhtemelen Dünya ve Venüs) 3,8 milyar yıl ile 4,1 milyar yıl arasında çiçek bozuğu gibi yüzeylere sahip hale getiren Geç Dönem Ağır Bombardıman, eğer o zamana kadar yeryüzünde yaşam meydana gelmişse büyük olasılıkla onu ortadan kaldırmıştır.Çarpma sonucu meydana gelen yıkıcı çevresel hasarlar arasındaki zaman aralıklarının, kendi kendini üreten proto-organizmaların oluşumu için gereken süreden daha uzun olması gerektiği göz önüne alınırsa, yaşamın kendi kendine oluşabileceği dönem farklı ortamlar için hesaplanabilir. Maher ve Stephenson’un çalışması eğer derin denizde hidrotermal ortam yaşamın kökeni için uygun bir ortam sağlamışsa, abiyogenez 4 ila 4,2 milyar yıl önce meydana gelmiş olabilir. Eğer yeryüzünün yüzeyinde olmuşsa abiyogenez 3,7 ila 4 milyar yıl önce meydana gelmiş olabilir.Başka bir araştırma yaşam için daha serin bir başlangıç önermektedir. Stanley Lloyd Miller tarafından yapılan araştırma, sentezlenmek için adenin ve guanin'in suyun donma sıcaklığı, ancak sitozin ve urasil’in kaynama sıcaklıklarına ihtiyaç duyduğunu göstermiştir. AdeninAraştırmasına dayanarak yaşamın kökeninin dondurucu soğuğa ve patlayan meteoritlere ihtiyaç duyduğunu iddia etmiştir.[21]. 1972 – 1997 arasında Antarktika’da buzda bırakılan amonyak ve siyanürün yedi değişik amino asit ve 11 tip nükleobaz oluşturduğu bulunmuştur. Hauke Twins ise donma koşullarında tek iplikli bir RNA zincirinin kalıp olarak kullanılarak 400 baz uzunluğunda yeni bir RNA moleküllünün oluştuğunu göstermiştir. Bu yeni RNA ipliği büyüdükçe kalıp molekülüne bağlanmaktadır. Bu kadar düşük sıcaklıkta bu tepkimelerin sıra dışı hızının açıklaması ötektik donmadır. Buz kristali oluşurken, saf halde kalır: yalnızca su molkülleri büyüyen kristale katılır, tuz veya siyanür gibi katışıklar ise dışlanır. Bu katışık maddeler buz içindeki mikroskopik sıvı ceplerde birikir ve bu birikme moleküllerin daha sık birbirleriyle çarpışmasına neden olur.Yaşamın erken dönemde belirmesinin kanıtı Batı Grönland’daki Isua süper kabuk kemerinde ve yakınındaki Akilia Adası’ndaki benzer oluşumlarda bulunmaktadır. Kaya oluşumlarına giren karbonun δ13C değeri yaklaşık -5'dir, oysa canlıların 12C'yi tercihli kullanımı nedeniyle biokütlenin δ13C değeri -20 ile -30 arasındadır. Bu izotopik parmak izleri çökeltilerde saklanmıştır ve Mojzis bu tekniği kullanarak yeryüzünde yaşamın yaklaşık olarak 3.85 milyar yıl önce başlamış olduğunu kanıtlamıştır. Lazcano ve Miller (1994) yaşamın evrimleşme hızının orta okyanustaki denizaltı sıcak su kaynakları ekseninde suyun devinimiyla belirlendiğini iddia etmektedir. Bir devinim 10 milyon yıl sürmektedir, böylece üretilen herhangi bir organik bileşik 300 °C’yi geçen sıcaklıklarla ya değişime uğramış ya da imha olmuştur. DNA ve proteinli, 100 kilobaz genomlu ilkel bir heterotroftan 7000 genli flamentöz bir siyanobakteriye evrimleşmesi için 7 milyon yıla ihtiyaç olduğunu tahmin edilmektedir.Günümüzdeki modellerYaşamın kökeni için standart bir model yoktur. Ancak günümüzdeki modellerin çoğu, aşağıda kabaca ortaya çıkma sırasında göre sıralanmış, yaşam için gerekli moleküler ve hücresel unsurların keşiflerine dayandırılmıştır:Fenilalanin temel amino asitlerden biridir1.Makul canlılık öncesi şartlar, amino asitler gibi yaşamın temel basit moleküllerinin (monomerlerinin) oluşmasını sağlar. Bu Miller-Urey deneyi ile 1953'te Stanley Lloyd Miller ve Harold Clayton Urey tarafından gösterilmiştir.2.Uygun bir uzunlukta fosfolipidler hücre duvarının temel bir bileşeni olan çift katlı lipit katmanını kendiliğinden oluşturabilir.3.Nükleotidlerin polimerizasyonu ile oluşan rastgele RNA molekülleri kendi kendini üreten ribozimlerin oluşmasına neden olmuş olabilir. (RNA dünya hipotezi)4.Katalitik etkililik ve çeşitlilik için doğal seçim baskısı, peptidil transfer katalileyebilen (ve dolayıyla küçük proteinlerin oluşturabilen) ribozimler meydana getirebilir, çünkü oligonükleotitler RNA ile birleşip daha iyi katalizürler oluştururlar. Böylece ilk ribozom meydana gelir ve protein sentezi daha yaygınlaşır.5.Proteinler katalitik yetenek açısından ribozimlerle rekabet ederek geçmişlerdir ve dolayısıyla dominant biopolimer olmuşlardır. Nükleik asitler başlıca genom kullanımına sınırlanmışlardır.Temel biyomoleküllerin kaynağı daha kesinleşmemiş olmakla beraber, yukarıdaki 2. ve 3. adımların önemi ve sıralması kadar tartışmalı değildir. Yaşamın kaynaklandığı düşünülen temel kimyasal maddeler şunlardır:1.Metan (CH4),2.Amonyak (NH3),3.Su (H2O),4.Hidrojen sülfür (H2S),5.Karbon dioksit (CO2) veya karbonmonoksit (CO), ve6.Fosfat (PO43-).Moleküler oksijen (O2) ve ozon (O3) ya çok azdı veya yoktu.2008 yılı itibarıyla yaşamın gerekli özelliklerini taşıyacak temel bileşikleri kullanarak henüz hiç kimse bir "proto hücre" oluşturabilmiş değildir ("tabandan başlayan yaklaşım"). Bu yönde bir belirti olmayınca açıklamalardaki ayrıntıları eksik kalmaktadır. Ancak, bazı araştırmacılar, mesela Steen Rasmussen Los Alamos Ulusal Laboratuarı'nda ve Jack Szostak Harvard Üniversitesi'nde bu konuda çalışmalarını sürdürmekteler. Diğer araştırmacılar ise "tepeden inme yaklaşım"ın daha verimli olduğunu öne sürmüşlerdir. Craig Venter ve Genom Araştırma Enstitüsü'ndeki bir grubun bu yaklaşım ile mevcut prokaryotların gen sayısını gittikçe azaltmaktalar, böylece yaşam için en az sayıda gereksinimleri belirlemeye çalışmaktalar. Biyolog John Desmond Bernal, bu işlem için Biyopoez terimini geliştirmiş ve yaşamın kökenini açıklamada belirlenebilecek belli sayıda tanımlı "aşama" olduğunu iddia etmektedir:Aşama 1: Biyolojik monomerlerin oluşumuAşama 2: Biyolojik polimerlerin oluşumuAşama 3: Moleküllerin hücreye evrimiBernal, Darwinci evrimin çok önceden, 1. ve 2. aşamalar arasında başlamış olabileceğini öne sürmüştür.Organik moleküllerin kökeniDünyanın oluşumunda organik moleküllerin üç adet kökeni vardı:1.diğer enerji kaynakları (ultraviyole ışığı veya elektrik boşalmaları gibi) aracılığıyla organik sentez (örnek:Miller'ın deneyleri).2.dünyadışı nesneler (ör: karbon kondirit);3.ani şoklardan kaynaklanan organik sentezlerBu kaynaklara dair son zamanlarda yapılan tahminlerde dünyanın erken dönemine ait atmosfer ortamında, 3,5 milyar yıldan önceki zamanda meydana gelen ağır bombardıman sonucu meydana gelen organik madde miktarının diğerleri ile kıyaslanınca çok daha fazla olduğu iddia edilmektedir.Miller deneyleri (İlkel Çorba Kuramı)Ayrıca bakınız: Miller deneyi1953'te profesör Harold Urey ve asistanı Stanley Lloyd Miller bir deneyle, organik moleküllerin dünyanın oluşum döneminde inorganik maddelerden kendiliğinden oluşabileceğini gösterdi. Günümüzde çok ünlü olan bu deney temel organik monomerlerin oluşumunu sağlamak için ileri derecede indirgenmiş moleküllerden oluşmuş bir gaz karışımı - metan, amonyak ve hidrojen- kullanmıştı.Ancak Miller-Urey deneyindeki gaz karışımının dünyanın ilk dönemlerindeki atmosferi ne kadar yansıttığı tartışmalı bir konudur. Diğer daha az indirgenmiş gazlar daha düşük bir birikim ve çeşitlilik göstermektedir. Önceleri yaşam öncesi atmosferde önemli miktarda oksijen olduğu tahmin ediliyordu bu da organik moleküllerin oluşumunu engellerdi; ancak hâlen bunun öyle olmadığı konusunda fikir birliği vardır. Bakınız Oksijen Felaketi.Basit organik moleküller elbette tam anlamıyla işlevsel kendi kendini üreten bir yaşam formundan daha çok uzaktı. Ancak yaşam öncesi hiçbir oluşumun olmadığı bir ortamda bunlar bir araya gelip ve kimyasal evrim ("çorba teorisi") için zengin bir ortamın oluşturmuş olabilirler. Diğer taraftan bu şartlar altında cansız maddelerden oluşan monomerler sayesinde üst düzey polimerlerin kendiliğinden oluşumu basit bir süreç değildir. Deneylerde, yaşamın oluşumu için gerekli temel organik monomerlerin yanı sıra polimerlerin oluşumunu engelleyecek bileşikler de oluşmuştur.Bu teorinin çözümsüz bıraktığı en önemli sorunun, “bir proto hücre oluşturmak için yoğun etkileşim içindeyken görece olarak basit organik yapı bloklarının nasıl polimerize olduğu ve daha karmaşık yapılar oluşturdukları” olduğu söylenebilir. Mesela sulu ortamda oligomerlerin/polimerlerin kendi bileşenleri olan monomerlere hidrolizi, tek monomerlerin polimerlere yoğunlaşmasına tercih edilecektir. Aynı zamanda Miller deneyi amino asitlerle tepkimeye girecek veya peptid zincirini kıracak birçok ürün ortaya çıkarmaktadır.Derin deniz sıcak su kaynağı teorisi Derin deniz sıcak su kaynağıDünyada yaşamın kökenine dair derin deniz sıcak su kaynağı teorisi, gezegeni çevreleyen ay veya gezegenlerin çekim kuvveti gibi mekanizmalar nedeniyle ısınan, kimyasal açıdan zengin sıvıların deniz tabanından yükselmesiyle yaşamın başlamış olabileceğini iddia etmektedir. Sıcak su kaynağından gelen hidrojen sülfit ve hidrojen ile karbon dioksit gibi indirgenmiş gazlar ile uygun bir oksitleyici arasındaki redoks reaksiyonları (tepkimeleri) sonunda kimyasal enerji elde edilebilir.Fox deneyleri1950'lerde ve 1960'larda Sidney W. Fox, dünyanın ilk oluşum zamanındaki muhtemel koşullar altında peptit yapılarının kendiliğinden oluşumu üzerinde çalıştı. Amino asitlerin kendiliğinden küçük peptitler oluşturabileceğini gösterdi. Bu amino asitler ve küçük peptitler mikroküreler olarak adlandırılan kapalı küresel yapılar oluşturmuş olabilirdi.Eigen hipotezi1970'lerin başında yaşamın kökeni sorunu için Max Planck Biyofizik Kimya Enstitüsü'nden (Max Planck Institut für biophysikalische Chemie) Manfred Eigen ve Peter Schuster konuya eğildiler. Yaşam öncesi çorbada moleküler kaos ve kendi kendini üreten hiper daire arasındaki geçiş süreçlerini incelediler.Bir hiper dairede, bilgi bir depolama sistemi (muhtemelen RNA) bir enzim üretir, bu da başka bir bilgi sisteminin olşumunu katalizler, bu işlem birçok kere tekrarlandıktan sonra en sonuncu ürün ilk bilgi sisteminin oluşumunu sağlar. Matematiksel olarak hiper dairelerin, doğal seçim ekseninde bir çeşit Darwinci evrime uğrayan quasispecies'ler (Türkçede türümsü öneriliyor) meydana getirebileceğini göstermişlerdir. Hiper daire teorisine önemli bir destek, RNA’nın bazı durumlarda kendi kimyasal tepkimelerini katalizleyebilme yeteneğine sahip olan ribozimler oluşturabilmesinin keşfedilmesiyle geldi. Ancak bu tepkimeler (uzun bir RNA molekülünün daha kısalaştığı) kendi kendine kısaltmalarla ve herhangi bir yararlı proteini kodlama yeteneğinden yoksun daha nadir küçük eklemelerle sınırlıdır. Hiper daire teorisini zayıflatan bir diğer nokta, söz konusu RNA moleküllerinin nükleotit gibi biyokimyasallara gerek duyacağı, Miller-Urey deneyinin gerçekleştiği şartlarda ise bu kompleks moleküllerin oluşmadığıdır.Wächtershäuser’ın hipoteziİçinden çıkılmaz bir soruna dönen polimerizasyon problemine getirilen yanıtlardan birisi ise 1980'lerde Günter Wächtershäuser’ın demir-kükürt kuramı oldu. Bu teoriye göre teorisyen (biyo)kimyasal patikaların yaşamın evriminin temeli olduğunu öne sürdü. Bugünün basit gaz bileşiklerinden organik yapı bloklarının sentezi için alternatif yollar sağlayan en eski reaksiyonlardan bugünün biyokimyasına kadar götüren tutarlı bir sistem sundu.Dış enerji kaynaklarına (yıldırım veya mor ötesi ışınlara) ihtiyaç duyan klasik Miller deneylerinin aksine "Wächtershäuser sistemleri" kendi içinden enerji kaynaklarını içermektedir: demir sülfürleri ve diğer mineraller (örneğin pirit). Bu metal sülfürlerin redoks reaksiyonlarından ortaya çıkan enerji sadece organik moleküllerin sentezi için değil, aynı zamanda oligomerlerin ve polimerlerin sentezi için de müsaittir.Yapılan deneyde az bir miktar dipeptid (%0,4 ten % 12,4’e kadar) ve az bir miktar tripeptid (%0.10) üretildi. Ancak yazarlar aynı zamanda şu notu eklediler: “aynı benzer koşullar altında dipeptitler hızlıca hidrolize edildi (suyla kesime uğradılar)”Radyoaktif sahil teorisiWashington Üniversitesi, Seattle'dan Zachary Adam şimdikinden çok daha yakında olan bir aydan kaynaklanan gelgitlerin uranyumun radyoaktif taneciklerinin ve diğer radyoaktif elementlerin o zaman varolan kıyılarda suların üst seviyelerinde yoğunlaşmasına neden olabileceğini, bunların buralarda yaşamı oluşturan yapı blokları üretmiş olabileceğini iddia etmektedir. Astrobiyoloji dergisinin cilt 7 sayfa 852'deki bilgisayar modellemesine göre, benzer radyoaktif maddelerin Gabon'da Oklo uranyum maden yatağında belirlendiği gibi benzer şekilde kendi kendini sürdüren nükleer reaksiyonlar gösterebilmektedir. Bu tip radyoaktif sahil kumu, sudaki asetonitrilden amino asit ve şeker gibi organik moleküller üretmeye yetecek enerji sağlamaktadır. Aynı zamanda radyoaktif monazit, kum tanecikleri arasındaki ortama çözünür fosfat salarak onun biyolojik olarak "erişilebilir" kılar. Böylece amino asitler, şekerler ve çözünür fosfatlar eş zamanlı olarak bu teoriye göre üretilebilirler. Radyoaktif aktinitler organik-metalik komplekslerin (karmaşıkların) içinde yer almış olabilir. Bu kompleksler yaşam süreçlerinin erken katalizörleri olmuş olabilir.Aberdeen Üniversitesi'nden John Parnell, böylesi bir sürecin ıslak kayalık herhangi bir gezegenin ilk dönemlerinde yaşamın potasının bir parçasını oluşturabileceğini düşünmektedir; yeter ki radyoaktif mineralleri yüzeye çıkaran kıtasal levha hareketleri sistemini üretecek kadar büyük olsun bu gezegen. Dünyanın ilk oluşum dönemlerinde gezegenin küçük "levhacıktan" oluştuğu düşünüldüğü için bu durum bu süreçler için uygun bir ortam mevcuttu.HomokiraliteAyrıca bakınız: HomokiraliteKimyasal evrimdeki bazı süreçler homokiralitenin kaynağını oluşturduğu düşünülmelidir; örnek vermek gerekirse canlı organizmalarda tüm yapı blokları benzer özelliklere sahiptir: sol elli amino asitler, sağ elli nükleik asit şekerleri riboz ve deoksiriboz ve kiral fosfogliseritler. Kiral moleküller sentezlenebilir ancak bir kiral kaynak veya bir kiral katalist olmazsa iki enantiyomer eşit oranda oluşur. Buna rasemik karışım denir. Clark, homokiralitenin uzayda başlamış olabileceğini ileri sürmüştür, çünkü Murchison göktaşındaki amino asitler üzerinde yapılan araştırmalar, L-alaninin D formundan iki kat daha fazla ve L-glutamik asidin de D formundan 3 kat daha sık bulunmuştur. Gezegenin oluşum döneminde etrafını saran halkanın içinde polarize ışığın bir enantiomeri yok edecek güce sahip olduğu öne sürülmektedir. Noyes Beta bozunumunun rasemik bir karışımda D-lösinin parçaladığını ve dünyanın erken devrelerinde çokca bulunan 14C’ün bunun nedeni olabileceğini gösterdi. Robert M. Hazen, değişik kiral kristal yüzeylerin makro moleküllere dönüşen kiral monomer birimlerinin olası yoğunlaşması ve bir araya gelmesi için kümeleşme ve sentez mekanları olabildiğini bildirmektedir. Bir kez oluştuktan sonra doğal seleksiyon kiralite lehine olacaktır. Şekerler sağ ellilik özelliği gösterirken amino asitler sol ellilik özelliği gösterdiğinden, göktaşlarında bulunan organik bileşiklerde yapılan çalışmalar kiralitenin abiyojenik sentezin bir karakteristiği olduğunu düşündürtmektedir.Kendi kendine organize olma ve kopyalamaKendi kendine organize olma ve kendini kopyalama özellikleri sıklıkla canlı sistemlerinin tanımlayıcı özelliği olarak olarak düşünülür; ancak uygun koşullarda benzer özellikleri gösteren birçok abiyotik (cansız) molekül örnekleri vardır. Mesela Martin ve Russel bulunduğu çevreden hücre zarları ile fiziksel olarak kompartımanlaşmasının ve kendi içinde bulunan redox reaksiyonlarının (tepkimelerinin) kendi kendine organize olmasının canlı varlıkların en korunmuş nitelikleri olduğunu göstermekte ve dolayısıyla bu niteliklere sahip olan inorganik maddelerin yaşamın en yakın atası olduğunu tartışmaktadırlar.Organik moleküllerden protocel'lere (ata hücrelere)"Basit organik moleküller nasıl bir proto-hücre (ön hücre) oluşturabilir?" sorusu büyük oranda yanıtsızdır ancak birçok hipotez vardır. Bazıları ("önce genler diyenler) nükleik asitlerin erkenden ortaya çıktıklarını öne sürerken , diğerleri (önce metabolizma diyenler) biyokimyasal reaksiyon ve yolların evrimini başlangıç olarak ileri sürmektedir. Son zamanlarda her ikisini birleştiren hibrid modelleri öne çıkaran eğilimler söz konusudur."Önce Genler" Modelleri: RNA dünya hipoteziAyrıca bakınız: RNA dünya hipoteziRNA dünya hipotezi, kendiliğinden oluşan göreceli kısa RNA moleküllerinin kendi kopyalanmalarını katalizleme yeteneğine sahip olmuş olabileceğini ileri sürmektedir. Bu oluşumun olasılığını tahmin etmek güçtür. Bu oluşum ile ilgili çeşitli teoriler öne sürülmüştür. İlk hücre membranları kendiliğinden, proteinoitlerden oluşmuş olabilir. Proteinoitler amino asit çözeltileri (solüsyonları) ısıtıldığında oluşan protein benzeri moleküllerdir, bunlar sulu çözeltide doğru konsantrasyonda bulunduklarında bunların kapalı zar (membran) kompartımanlarına benzer mikroküreler oluştururular. Diğer olasılıklar kilde veya pirit kayaların yüzeyinde meydana gelen kimyasal reaksiyon sistemlerini içermektedir. Dünyanın oluşumunda RNA'nın önemli bir ol oynadığını destekleyen unsurlar,1.Onun hem bilgi depolama hem de (bir ribozim olarak) kimyasal reaksiyon katalizleme yeteneği,2.Modern organizmalarda (DNA biçiminde) genetik bilginin ifadesi ve muhafazasında bir araç olarak sahip olduğu önemli roller;3.Dünyanın ilk oluşumundaki şartlara yakın şartlar altında onu oluşturan bileşiklerin (nükleotitlerin) kolayca kimyasal sentezinin olabilmesidir.Diğerlerini kopyalayacak görece kısa RNA molekülleri laboratuvar ortamında üretilebilmiştir.Araştırmacılar sitozin ve urasilden nükleotidlerin abiyojenik sentezinin çok zor olduğunu dikkati çekmişlerdir. Sitozin 100 °C'de 19 günlük, donmuş suda ise 17.000 senelik bir yarı ömre sahiptir. Larralde ve arkadaşları "ribozun genelde kabul görmüş prebiyotik sentezi olan formoz reaksiyonu, herhangi bir seçicilik olmaksızın pek çok şeker tipi üretmektedir" demektedir. ve şu sonuca varmaktadırlar: "sonuçlar ilk genetik materyalin omurgasının riboz ve diğer şekerleri, dengesiz yapılarından dolayı, içermediğini düşündürmekteir." RNA'daki riboz ve fosforik asidin ester bağı hidrolize olmaya eğilimli olarak bilinmektedir.Bu hipotezin biraz farklı bir biçimine göre, ilk kendi kendini üreten molekül PNA, TNA veya GNA gibi bir nükleik asit tipiydi, bu daha sonra RNA ile yer değiştirdi."Önce Metabolizma" modelleri: demir-kükürt kuramı ve diğerleriBirçok model bir "çıplak gen"in kendini kopyaladığı düşüncesini reddetmekte ve sonradan RNA kopyalamasının ortaya çıkışı için bir ortam sağlayabilecek ilkel bir metabolizmanın meydana gelmesi gerektiğini varsaymaktadır.Bu düşüncenin ilk ortaya konuluşlarından birisi 1924'te Aleksandr Ivanovich Oparin'in, DNA yapısının keşfinin evveline dayanan, kendi kendini kopyalayan vezikül kavramıdır. 1980'lerde ve 1990'lardaki en son geliştirmeler ise Günter Wächtershäuser'in demir-kükürt kuramı ve Christian de Duve'ün tiyoesterlere dayanan modelleridir. Genler olmaksızın bir metabolizmanın ortaya çıkışı konusunda daha soyut ve teorik iddialar 1980lerin başında Freeman Dyson tarafından ortaya konan bir matematiksel model ve bu on yılın sonuna doğru tartışılan Stuart Kauffman'ın toplu otokatalitik kümeler kavramıdır.Ne var ki, Günter Wächtershäuser tarafından ileri sürülen, indirgeyici sitrik asit döngüsü gibi kapalı bir metabolik döngününün kendiliğinden oluşabileceği iddiası kanıtlanamamış durumdadır. Son yirmi yıldır yaşamın kökeni konusundaki çalışmalara liderlik etmiş Leslie Orgel'e göre bu iddianın kanıtsız kalacağını düşünmek için yeterli gerekçe var. "Kendi kendini Organize eden Biyokimyasal Çevrimler" başlıklı bir makalede  Orgel şu cümle ile kendi iddiasının açıklamasını özetlemektedir: "Halen indirgeyici sitrik asit döngüsü gibi çok adımlı bir döngünün FeS/FeS2'in veya benzer başka bir mineralin yüzeyinde kendi kendini organize etmesini beklemek için bir neden yoktur." Yaşamın başlangıcında başka tip bir metabolik yolun takip edilmiş olması muhtemeldir. Mesela, indirgeyici bir sitrik asit döngüsü yerine (bugün doğada karbon dioksit sabitlemesinin dört yönteminden biri olan) "açık" asetil CoA yolu, bir metal sülfür yüzey üzerinde kendi kendine organize olma fikriyle daha uyumlu olacaktır. Bu seçeneğin anahtar enzimi olan karbon monoksit dehidrojenaz/asetil KoA sentaz, reaksiyon merkezlerindeki karışık nikel-demir-kükürt öbekleri bulundurur ve tek bir adımda (asetil-tiyol'ün modern bir biçimi olarak kabul edilebilecek olan) asetil KoA'nın oluşumunu katalizler.Kabarcık teorisiSahilde sonlanan dalgalar kabarcıklardan oluşan kırılgan bir köpük oluşturur. Okyanus boyunca esen rüzgarların sahilde biriken ağaç dal parçaları gibi nesneleri kıyıya doğru sürükleme özellikleri vardır. Organik moleküllerin benzer şekilde sahillerde birikmesi olasıdır. Sığ kıyı suları, ayrıca daha sonra buharlaşma yoluyla molekülleri daha da yoğunlaştırabilecek şekilde ılıktır. Başlıca sudan oluşan kabarcıklar kolayca patlamasına karşın, amfifil bulunduran sudada oluşan kabarcıklar çok daha dayanıklıdır, önemli denemeleri gerçekleştirmek için daha fazla zamana sahiptir.Amfifililer, hidrofobik bir molekülün bir veya her iki ucunda hidrofilik bir başı olan yağlı bileşklerdir. Bazı amfifiler suda kendiliğinden zarlar oluşturmaya eğilimlidir. Küre şeklinde kapalı bir zar su içerir ve günümüzdeki hücre zarının hipotetik olarak öncüsüdür. Eğer bir protein gelip ana kabarcığın bütünlüğünü artırıyorsa, bu durum o kabarcığa bir üstünlük sağlamakta ve doğal seçilimin bekleme listesinde o en üst sıraya yerleştirilmiş olur. Kabarcıkların patlaması sonucunda deneyin sonuçlarını çevrelerine saçmaları ilkel bir üreme olarak düşünülebilir. Ortama yeterince doğru eleman dağıtıldığında ilk prokaryot, ökaryot ve çok hücreli organizmalar yaşamaya başlamış olabilir.Benzer şekilde, mikro küre olarak adlandırılan protein benzeri moleküllerden oluşturulan kabarcıklar, doğru şartlar altında kendiliklerinden oluşacaktır. Ancak hücre zarları muhtemelen amino asit bileşiklerinin öncülleri değildir, çünkü hücre zarları başlıca lipitlerden oluşur. (Abiyogenez ile ilişkili zar küre tipleri için bakınız protobiontlar, misel, koaservat.)Fernando ve Rowe tarafından geliştirilen son bir model enzimatik olmayan otokatalitik metabolizmaların proto-hücrelerin içine alınmasının, daha evvelki modellerin metabolizmasına has yan reaksiyon sorununun önünü almak için bir çözüm olmuş olabileceğini önermektedir.Diğer modellerOtokatalizİngiliz etolog Richard Dawkins 2004'te yayınlanan Ataların Hikayesi isimli kitabında yaşamın kökeni için olası bir açıklama olarak oto katalizleme hakkında yazdı. Otokatalistler kendilerinin oluşumunu katalizleyen maddelerdir ve dolayısıyla basit bir molekül koplayıcısı olma özelliğine sahiptirler. Kitabında Dawkins, Kaliforniya'da Scripps Araştırma Enstitüsünde Julius Rebek ve meslektaşları tarafından yapılan, otokatalist amino adenozin triasit ester (AATE) ile amino adenozin ve pentaflorofenil esteri birleştirdiği deneylere değinir. Deneydeki bir sistem kendi sentezlerini katalizleyen AATE'nin türevlerini içermekteydi. Bu deney, otokatalistlerin kalıtsallık göstererek bir topluluk içinde birbirleriyle rekabet edebilecekleri olasılığını göstermiş oldu; bu sistem doğal seçimin ilkel bir biçimi olarak yorumlanabilir.Kil teorisiGlasgow Üniversitesi'nden Dr A.Graham Cairns-Smith 1985’te kile dayanarak yaşamın kökenini açıklayan bir model ortaya koydu ve Richard Dawkins de dahil olmak üzere başka birçok bilim insanı tarafından akla yatkın bir açıklama olarak kabul edildi.Kil Teorisi karmaşık organik moleküllerin daha önceden var olan, inorganik bir kopyalama tabanı –çözelti içinde silikat kristalleri- üzerinden aşamalı olarak geliştiğini öne sürmektedir. Farklı tip kil kristal yüzeyleri organik moleküllere farklı seçici baskılar uygulayarak onların karmaşıklaşmasını sağlamış olabilir, belli bir aşamadan sonra bu moleküllerin kendilerin kopyalama yeteneği silikat “çıkış noktalarından” bağımsız olarak devam edebilir hale gelmiş olabilir.Cairns-Smith kimyasal evrimin diğer modellerinin sıkı bir eleştirmenidir. Ancak kendisi, kendi modelinin de diğer modeller gibi yetersizlikleri olduğunu kabul etmektedir (Horgan 1991).2007’de Kahr ve arkadaşları potasyum hidrojen ftalat kristalleri kullanarak kristallerin bilgi aktarma aracı olarak kullanılabileceği fikrini inceleyen deneylerini duyurdular. Deneyde, kusurları olan “ana” kristaller kesildiler ve çözeltiden “yavru” kristalleri büyütmek için tohum olarak kullanıldılar. Araştırmacılar, daha sonra kristal sistemi içinde kusur dağılımlarını incelediler ve ana kristallerdeki kusurların “yavrularında” da aynen tekrarlandığını tespit ettiler. Yavru kristallerin fazladan birçok kusuru daha vardı. Gen tarzı bir davranışta ek kusurların “çocuklarda” daha az olmalıdır; bu nedenle Kahr kristallerin “bir nesilden sonrakine mesaj depolama ve aktarmada yeterince yetkin olmadığı” olmadığı sonucuna varmıştır. ".Gold'un "Derin Sıcak Biyosfer Modeli"1990'ların sonuna doğru nanob olarak adlandırılan, derin kayalarda bulunan, bakteriden daha küçük ama DNA içeren ipliksi yapılar keşfedildi. Bu keşif 1970'lerde Thomas Gold tarafından savunulan ve yaşamın dünyanın yüzeyinde değil kilometrelerce altında meydana geldiğini öne süren teori ile ilişkilendirildi Günümüzde mikrobiyal yaşamın Yeryüzünün sığ derinliklerinde (yüzeyden itibaren beş kilometre) başlıca aşırı şartlara dayanıklı arkelerden oluştuğu genel kabul görmüştür; bakteriler yaşamak için yüzeye daha yakın ortamlarda yaşamaktadır. Güneş Sistemimiz içerisinde başka bir cismin yüzeyinin altında mikrobiyal yaşamın keşfinin bu teoriye inanılırlık sağlayacağı iddia edilmektedir. Thomas Gold organik bir madde birikintisi içinde gelişen yaşamın orada bulunan bütün besini tüketip yok olacağından dolayı, varlığını sürdürebilmesi için aynı zamanda derin, ulaşılamaz bir kaynaktan besin sızıntısı olması gerektiğini savunmuştur. Gold’un teorisine göre besin akışı Dünyanın mantosundan ilk başta varolan metan çıkışına bağlıdır. Derinlerde bulunan ve tortulardaki karbon bileşiklerinden uzakta olan mikropların besin temini için daha geleneksel açıklamalara ise, bu organizmaların su ve kayalardaki (indirgenmiş) demir bileşikleri arasındaki etkileşim sonucu ortaya çıkan hidrojenden yararlandığıdır."İlkel" dünyadışı yaşamDünyada başlayan bir abiogenez düşüncesine alternatif oluşturacak bir hipotez ilkel yaşamın dünyanın dışında oluşmuş olabileceğidir; uzayda veya yakın bir gezegende (Mars). (Eksogenez olarak adlandırılan bu kuram ile panspermia kavramları ilişkilidir ama eşanlamlı değidir.). Bu teoriyi savunanlardan birisi de Francis Crick'di.Organik bileşikler uzayda göreceli olarak yaygındır, özellikle uçucu maddelerin güneş ısısıyla buharlaştığı dış güneş bölgesinde. Kuyruklu yıldızların dışı koyu bir malzeme ile kaplıdır, bu katran benzeri maddenin, basit karbon bileşiklerinin ultraviyole ışınımı ile tepkimesi ile oluşan karmaşık organik malzeme olduğu düşünülmektedir. Bir kuyruklu yıldız yağmurunun bu içerikteki önemli miktarda karmaşık organik molekülleri dünyaya getirmiş olabileceği tahmin edilmektedir.Yukardaki hipotezle ilişkili ama ona alternatif bir diğer hipotez, yaşamın Mars'ta oluştuğudur. Bu hipoteze göre dünyanın soğumasıyla üzerinde yaşamın belirmesi arasında geçen zaman çok kısadır ve bu, prebiyotik evrim için açıkça çok kısadır. Daha küçük boyutundan dolayı Mars Dünya'dan birkaç milyon yıl önce soğumuş, Dünya'nın hâlâ çok sıcakken orada prebiyotik süreçlere olanak kılmıştır. Daha sonra, Mars’a asteroit ve kuyrukluyıldız çarpmalarıyla savrulan kabuk malzemesi ile birlikte yaşam Dünya'ya taşınmıştır. Bu arada Mars hızla soğumaya devam etti ve sonuçta evrimın ve hatta yaşamın devamı için uygunsuz hale geldi (Mars, volkanik faaliyetlerinden dolayı atmosferini kaybetmiştir); Dünya da Mars ile benzer bir kaderi paylaşmaktadır ama o yönde yavaş ilerlemektedir.Bu hipotezlerin her ikisi de yaşamın ilk nasıl başladığına dair soruyu yanıtsız bırakıyor, sadece soruyu başka bir gezegen ya da kuyrukluyıldıza kaydırıyor. Ancak ilkel yaşamın Dünya dışı bir kaynağı olduğu tezinin avantajı, yaşamın bulunduğu her gezegende oluşmak zorunda olmaması, bunu yerine tek bir yerde oluşup daha sonra kuyruklu yıldızlar veya göktaşları aracılığıyla diğer yıldız sistemlerine ulaşabildiğini savunmasıdır. Bu yaklaşımın mantıklılığını destekleyecek kanıt yetersizdir ancak son yıllarda Antartika’da bulunan göktaşları üzerinde yapılan araştırmalarda ve ekstremofil mikroorganizmalarla ilgili incelemlerde bu varsayım için destek bulunmaya başlamıştır. Ek bir destek ise enerji kaynağı ışınetkinlik  olan bir bakteriyal ekosistemin bulunmasıyla geldi.Yakın bir tarihte Jason Dworkin tarafından düzenlenen bir deneyde, dünyadışı ortamın şartlarını taklit ederek, donmuş su, metanol, amonyak ve karbon monoksidi ultraviyole ışığına tabi tutulmuştur. Bu bileşim suya daldırıldığında, çok sayıda organik madde ortaya çıktı, bunlar kendi kendine organize olup kabarcıklar meydana getirdiler. Dworkin bu kabarcıkların hücre zarlarına benzediğini, yaşamın kimyasının içine alan ve onu yoğunlaştıran, onu dış dünyadan ayıran bir duvar oluşturduğunu düşünmektedir.Bu deneylerde üretilen kabarcıklar 10 ila 40 mikrometre veya yaklaşık alyuvar boyutunda idi. Dikkat çekici bir biçimde kabarcıklar ultraviyole ışığına tutulduğunda floresan ışıma gösteriyordu. Ultraviyoleyi emmesi ve onu bu yolla görünebilir ışığa çevirmesi ilkel hücreye enerji sağlamanın yollarından biri olarak düşünüldü. Eğer bu tip kabarcıklar yaşamın kökeni için bir rol oynadıysa, floresans ilkel fotosentez için bir öncü olmuş olabilirdi. Bu tip bir floresan ışıma aynı zamanda UV radyasyonu tarafından meydana getirilebilecek herhangi bir zararı da güneş koruma etkeni gibi işlev görerek ortadan kaldırmış olabilir. Böylesi bir koruma işlevi ilkel dünyada yaşam için hayati önem taşımış olmalıdır, çünkü güneşin en zararlı ultraviyole ışınlarını kesen ozon tabakası, fotosenteze bağlı yaşam oksijen üretmeye başlayıncaya kadar oluşamamıştır.Lipit DünyasıKendini kendini ilk kopyalayan nesnenin bir lipit olduğunu savunan bir teori de mevcuttur. Fosfolipitler su içinde çalkalandıklarında iki katlı tabakalar oluştururular, aynen hücre zarlarında olduğu gibi. Bu moleküller ilkel dünyada yoktular ancak diğer amfililik uzun zincir moleküller de zar oluşturmaktadır. Dahası bu cisimler ek lipitlerin eklenmesiyle büyüyebilirler ve aşırı genişleme sonucunda kendiliğinden ikiye bölünebilirler; iki "yavru" cisimde aynı boyut ve lipit bileşimind korunacaktır. Bu teorideki ana fikir, lipit yapılarının moleküler bileşiminin bilgi depolama için bir başlangıç aşaması olduğu ve evrim sonucunda bilgiyi daha uygun bir şekilde depolayabilen RNA veya DNA gibi polimer yapıların belirdiğidir. Henüz Lipit Dünyası teorisini destekleyecek herhangi bir biyokimyasal mekanizma ortaya konamamıştır.Polifosfat DünyasıAbiogeneszin birçok senaryosundaki sorun amino asitlerle peptitler arasındaki termodinamik dengenin peptitlerin aleyhinde olmasıdır. Teorilerde eksik olan, polimerizasyonu teşvik edecek bir güçtür. Bu sorunun çözümü polifosfatların özelliklerinde olabilir. Polifosfatlar sıradan monofosfat iyonlarının PO4−3 ultraviyole ışınlarıyla polimerizasyonu sonucu oluşur. Polifosfatlar aminoasitlerin peptitlere polimerize olmasına neden olur. İlkel okyanuslar üzerinde yeterince bol miktarda ultraviyole ışını olmalıdır. Anahtar sorun kalsiyumun fosfta ile tepkiyerek çözünmez kalsiyum fosfat (apatit) oluşturmasıdır, dolayısıyla serbest kalsiyum iyonlarını çözeltiden uzak tutacak makul bir mekanizmanın bulunması gerekmektedir.Polisiklik Aromatik Hidrokarbon DünyasıKarmaşık moleküllerin diğer kaynakları öne sürülmüştür, Dünya dışı yıldız sistemleri ve yıldızlararası kaynaklar dahil olmak üzere. Mesela, tayf çözümlemelerinden, organik moleküllerin kuyruklu yıldızlarda ve göktaşlarında bulunduğu bilinmektedir. 2004’te bir grup araştırmacı bir nebulada polisiklik aromatik hidrokarbonların izini belirledi. Bunlar bu güne kadar uzayda bulunan en karmaşık moleküllerdir. RNA Dünyası'nın oluşumunda PAH’ların kullanılığı PAH Dünya Hipotezi’nde önerilmiştir. Spitzer Uzay Teleskobu yakın bir tarihte güneşe benzer bir şekilde oluşmakta olan HH 46-IR isimli bir yıldız tespit etti. Yıldızı çevreleyen diskte, siyanür bileşikleri, hidrokarbonlar ve karbon monoksit içeren geniş bir molekül yelpazesi bulunmaktadır. PAH'lerin uzayda geniş bir alana dağıldıkları teyid olmuştur; PAH'ler dünyadan 12 milyon ışık yılı uzakta galaksi M81'in yüzeyinde de bulunmuştur.Çoklu başlangıçDünyanın tarihinin başlarında farklı yaşam biçimleri yaklaşık eş zamanlı olarak belirmiş olabilir. Diğer yaşam biçimler ya yok olmuş, kendi farklı biyokimyalarıyla farklı fosiller bırakmış olabilir, ya ekstremofiller olarak varlıklarını sürdürüyor olabilir, ya da mevcut yaşam ağacının organizmalarına benzemelerinden dolayı fark edilmeden basitçe yaşıyor olabilirler. Mesela Hartman birkaç teoriyi bir araya getirmektedir;İlk organizmalar karbon dioksit sabitleyerek oksalik ve diğer dikarboksilik asitleri oluşturan, kendini kopyalayan demir zengini killerdi. Bu kendini kopyalayan kil sistemi ve onların metabolik fenotipi daha sonra sıcak su kaynaklarının kükürt zengini bölgelerine evrimleşerek azot sabitleme yeteneğini kazandı. Bu evrimleşen sisteme en sonunda fosfat katılması, nükleotit ve fosfolipitlerin sentezine olanak sağladı. Eğer biyo-sentez biopoezin evrelerini tekrarlıyorsa o zaman amino asitlerin sentezi pürin ve pirimidin bazlarının sentezinden önce gelmiştir. Amino asit tiyoesterlerinin polipeptitlere polimerizasyonu da, amino asit esterlerinin polinükleotitler tarafından yönlendirilmiş polimerizasyonundan önce meydana gelmiştir.Kaynaklar- Brooks, J; Shaw, G. (1973). Origins and Development of Living Systems.. Academic Press. ss. 359. ISBN 0-12-135740-6.-De Duve, Christian (Jan 1996). Vital Dust: The Origin and Evolution of Life on Earth. Basic Books. ISBN 0-465-09045-1.-Fernando CT, Rowe, J (2007). "Natural selection in chemical evolution.". Journal of Theoretical Biology 247: 152–67.-Horgan, J (1991). "In the beginning". Scientific American 264: 100–109.-Huber, C. and Wächterhäuser, G., (1998). "Peptides by activation of amino acids with CO on (Ni,Fe)S surfaces: implications for the origin of life". Science 281: 670–672.-Martin, W. and Russell M.J. (2002). "On the origins of cells: a hypothesis for the evolutionary transitions from abiotic geochemistry to chemoautotrophic prokaryotes, and from prokaryotes to nucleated cells". Philosophical Transactions of the -Royal Society: Biological sciences 358: 59–85.Russell MJ, Hall AJ, Cairns-Smith AG, Braterman PS (1988). "Submarine hot springs and the origin of life". Nature 336: 117.-Schopf, J. W.; et al. (2002). "Laser-Raman imagery of Earth's earliest fossils". Nature 416: 73–76. doi:10.1038/416073a. PMID 11882894.-Maynard Smith, John; Szathmary, Eors (2000-03-16). The Origins of Life: From the Birth of Life to the Origin of Language. Oxford Paperbacks. ISBN 0-19-286209-X.-Hazen, Robert M. (Dec 2005). [http://newton.nap.edu/books/0309094321/html Genesis: The Scientific Quest for Life's Origins]. Joseph Henry Press. ISBN 0-309-09432-1.-Morowitz, Harold J. (1992) "Beginnings of Cellular Life: Metabolism Recapitulates Biogenesis". Yale University Press. ISBN 0-300-05483-1-http://publishing.royalsociety.org/cell-evolution Dedicated issue of Philosophical Transactions B on Major Steps in Cell Evolution freely available.]-http://publishing.royalsociety.org/emergence-of-life Dedicated issue of Philosophical Transactions B on the Emergence of Life on the Early Earth freely available.]-Luisi, Pier L. (2006). [http://www.cambridge.org/catalogue/catalogue.asp?isbn=9780521821179 Emergence of Life: From Chemical Origins to Synthetic Biology]. Cambridge University Press. ISBN 0-521-82117-7.

http://www.ulkemiz.com/abiyogenez-hipotezi-nedir

Gebelik, Doğum ve Lohusalık Kongresi, 2-4 Aralık 2016, Ankara

Gebelik, Doğum ve Lohusalık Kongresi, 2-4 Aralık 2016, Ankara

Tarih: 02 Ara 2016 - 04 Ara 2016 Lokasyon: The Green Park Hotel Şehir: Ankara Web Sitesi: www.korukdg2016.org Uzmanlık alanımız ve hekimlik uygulamalarımızda önemli bir yer tutan doğum, şimdiye kadar bizler tarafından gebelik kadar ilgi görmemiştir. Yaklaşık 30 yıllık meslek hayatım süresince ülkemizde doğum, yer ve yöntem olarak değişikliğe uğramıştır. Ev ve ebe destekli doğumdan, hastane ve doktor eliyle doğuma doğru hızlıca bir geçiş olmuştur. Elbette ki anne ve bebek sağlığı açısından bu değişim ciddi katkı sağlamıştır. Öte yandan sezaryen endikasyonları ve oranları tüm dünyada artmakla birlikte, ülkemizde tartışılacak kadar artmıştır.Doğumda artan bu sezaryen tercihinin ekonomik yönünü bir hekim olarak hiç dile getirmeyeceğim ama sağlık açısından yarattığı toplam sonuçlar nedir, bilmiyoruz. Anneler, bebekler, gelecek nesiller ve neslin devamı bu süreçten nasıl etkilenecektir? Bütün bunların cevabını kesin olarak vermek mümkün olmadığı gibi ölçmekte kolay değildir. Bir hekim olarak bilimsel verilerin toplamına sadece anne bazında bakıldığında, vajinal yolla bir doğumun gerçekleşmesi kadın ve bebek için kazançlıdır. Bedensel bütünlüğü korunan, hızlıca toparlanan anne, hazır olduğunda dünyaya gelen ve annesini emen bir bebekten daha iyi bir ikili düşünülemez. Zaten doğum hekimliğinin veya doğuma yardım eden tüm sağlık ekibinin amacı da bu olmalıdır.Bu kongre boyunca şimdiye kadar hiçbir toplantıda dile getirmediğimiz veya çok az üzerinde durduğumuz konuları ele almayı planlıyoruz. Gebelik sadece anne adayının ve bebeğin sağlığının kontrol edildiği değil aynı zamanda kadının doğuma hazırlandığı bir dönemdir. Bu yüzden gebelikle başlayan süreçte annenin doğuma hazırlanması, doğum eylemi boyunca aldığı destekler ve tıbbi yaklaşımlar, bunların anne sağlığına, emzirmeye ve bebek sağlığına katkıları kongre boyunca ele alınacaktır.Ağırlıklı olarak doğum yönetimin konuşulacağı bu kongrenin bir diğer farkı, doğumu bir takım işi olarak düşündüğümüzde bu ekibin ayrılmaz parçaları olan hekimler, yenidoğancılar, ebeler ve hemşirelerin birlikte olacağı multidisipliner bir kongre olarak planlanmış olmasıdır. Bu takımı bir araya getirerek ülkemizde doğumu anneler, hekimler ve diğer sağlık çalışanları için nasıl güvenli ve konforlu hale getirebileceğimizi tartışmaya çalışacağız. Bu anlamda ilk kez yapılacak bir kongre olması da ayrıca heyecan vericidir.Doğum hekimi olarak çok önemli bir işi üstleniyoruz ve gelecek bireylerin dünyaya getirilme sorumluluğunu alıyoruz. Yaptığımız iş bizleri sorumluluk sahibi yaptığı gibi ayrıcalıklı da yapıyor.Bunun farkında olarak işimizi iyi duygular içinde yapmamız kendi eğitimimiz, ekibimizin eğitimi ve toplumun eğitiminden geçiyor. Bu kongrenin tüm bu amaçlara hizmet etmesi en büyük temennimizdir.Her köşesi ayrı güzel olan ülkemizde, kongremizi başkentimizde, Cumhuriyetin kuruluşundan beri en hızlı büyüyen kentimiz Ankara’da yapacağız. Aralık ayında hava soğuk olsa da, biz sizleri sıcak ve bilimsel açıdan tatmin edici bir ortamda ağırlamaya gayret edeceğiz.SaygılarımlaProf. Dr. Aydan ASYALI BİRİ Kongre Başkanı Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı BaşkanıÖzel Koru Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum BölümüRiskli Gebelikler Uzmanı (Perinatolog)Tıbbi Biyoloji ve Genetik Doktoru

http://www.ulkemiz.com/gebelik-dogum-ve-lohusalik-kongresi-2-4-aralik-2016-ankara

Sahne Fotoğrafçısı Olmak

Sahne Fotoğrafçısı Olmak

Bu güne değin fotoğraf konusunda çok şey yazıldı ve söylendi. Sergiler, paneller, seminerler, sempozyumlar yapıldı. Yeterli olmasa da fotoğraf albümleri yayınlandı.

http://www.ulkemiz.com/sahne-fotografcisi-olmak

1.Ulusal İnsan Mikrobiyotası ve Sağlığımıza Etkileri Kongresi

1.Ulusal İnsan Mikrobiyotası ve Sağlığımıza Etkileri Kongresi

Tarih: 08 Ara 2016 - 10 Ara 2016 Lokasyon: Swissotel Ankara Şehir: ANKARA Web Sitesi: www.mikrobiyota2016.org/ Değerli Meslektaşlarımız, Tıp ve teknolojideki ilerlemeler sağlıklı bir yaşamın  vücut, özellikle de bağırsak mikrobiotası ile çok yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Artık vücudumuzun içinde ve üzerinde 100 trilyon civarında bakteri, mantar, parazit vb mikrop, katrilyonlarca (= 10 24) virus taşıdığımızı bilmekteyiz.Bu mikropların ve virüslerin tümüne mikrobiota denilmektedir. Mikrobiota bazı araştırmacılar tarafından, yeni bir organ gibi de düşünülmektedir. Mikrobiotanın bakterilerden oluşan kısmıyla ilgil son yıllarda ayrıntılı çalışmalar yapılmıştır. ABD Ulusal Sağlık Enstitüsünün 2005 yılında başlattığı, çok merkezli “İnsan Mİkrobiota Projesi” sonuçlarının da bu yıl sonunda açıklanması beklenmektedir. Muhtemelen çok kısa süre içerisinde sonuçları bilimsel dergilerde yayınlanacaktır.Sağlıklı bir mikrobiotaya sahip olmanın tam olarak ne olduğu henüz bilinmemektedir. Ancak araştırmalar obezite, Tip II diyabet, astım, inflamatuar bağırsak hastalıkları, (IBS), nörodejeneratif ve otoimmün hastalıklar, psoriazis, bazı kanser türleri, metabolik sendrom ve kardiyovasküler hastalıklar  vb pek çok kronik hastalığın mikrobiotayla ilişkili olduğunu  göstermektedir.  Hastalıklara neden olan mikrobiota değişiklikleri çeşitli nedenlere bağlı olabilirse de sık ve gereksiz antibiyotik kullanımının, gelişen antibiyotik dirençli mikroorganizmaların patogenezdeki yeri,  yine son yıllarda yaygın kullanılan pre/probiyotiklerin  mikrobiota dolayısıyla immün sistem ve kronik hastalıklar üzerindeki etkileri  araştırılmaktadır.Doğum şeklinin, anne sütü almanın, diyetle alınan gıdaların da mikrobiota üzerindeki etkileri artık bilinmektedir.  Araştırmalar düşük yağ, yüksek lif içeren diyetten yüksek yağlı ve şekerli  batı tipi diyete geçen farelerde bağırsak  mikrobiotasının bir gün içerisinde bile  değiştiğini göstermektedir.  Bu sonuçlar sağlıklı bir mikrobiota için ne yemeli, ne yemememliyiz tartışmasını da beraberinde getirmektedir.Mikrobiotanın sağlık ve hastalıklardaki etkisi artık şekillenmekle birlikte,  cevabı aranan pek çok da soru bulunmaktadır.  Çok önemli olduğunu düşündüğümüz mikrobiotayla ilgili yeni bilgilerin, hem genel tebabet yapan hem de değişik  uzmanlık alanlarında çalışan meslektaşlarımıza  aktarılabilmesi için  YİSAV tarafından, 8-10 Aralık 2016 tarihinde , Ankara’da I.Ulusal Mikrobiota Kongresi düzenlenmektedir.  Bu kongrede mikrobiota konusunda  çok önemli çalışmaları olan, çok sayıdaki yabancı bilim adamından güncel gelişmeleri  de dinlemek fırsatı bulunabilecektir.  YISAV daha çok  üreme sağlığı , anne ve çocuk sağlığı ile ilgili, çoğu TC Sağlık Bakanlı ile birlikte yaptığı  projeler ve bilimsel toplantılarla tanınan, kar amacı olmayan bir sivil toplum kuruluşudur.  Kongrenin bilimsel  programı ,  her biri kendi alanında çok önemli  bir değer olan , değişik branşlardaki  akademisyen  meslektaşlarımızın oluşturduğu çok saygın bir  Bilimsel Kurul tarafından hazırlanmıştır. Sizleri bu önemli kongreye katılmaya, katkıda bulunmaya, siz ya da arkadaşlarınızı serbest sunumlar ve posterlerle çalışmalarınızı sergilemeye davet ediyoruz.Ankara’da 8-10 Aralık 2016 tarihlerinde, kongrede görüşmek üzere YİSAV ve Kongre Bilimsel Kurulu adına sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.Kongre Tarihi ve Yeri1.Ulusal İnsan Mikrobiyotası ve Sağlığımıza Etkileri Kongresi, 08 – 10 Aralık 2016 tarihleri arasında Ankara, Swissotel’de gerçekleştirilecektir.Kongre MerkeziSwissotel Ankara Jose Marti Cd (21. Sk.) No:2, 06550 ÇankayaTel: +90 312 409 30 00 (pbx)Kongre DiliKongrenin dili Türkçe’dir.Davet MektubuKayıt işlemini yaptıran tüm katılımcılara talep ederlerse davet mektubu gönderilecektir. Bu mektup sadece katılımcının kurumundan izin almasına yardımcı olmak amacını taşımaktadır.Yaka KartıTüm katılımcılar, refakatçiler ve firma temsilcileri kayıt masasından yaka kartlarını temin edebilirler. Kongre süresince tüm bilimsel ve sosyal aktivitelerde yaka kartı takılması gerekmektedir.Katılım SertifikasıKongreye kayıt yaptıran tüm katılımcılara katılım sertifikası verilecektir.Stand AlanlarıKongre süresince ilaç, tıbbi malzeme, cihaz ve kitap alanlarında ürün sahibi firmaların, ürünlerini sergileyebilmesi amacıyla geniş bir alan ayrılmıştır. Sergi alanlarına girişte kongre kaydı yaptırmış olma şartı aranmaktadır.ÖdemeÖdemeler TL ve Euro olarak yapılacak ve banka transferi yada kredi kartı ile gerçekleşecektir.Banka havalesinden doğacak masraflardan katılımcı sorumlu olacaktır. Ödemelerini TL olarak yapacak katılımcılar ödemenin yapıldığı günün Merkez Bankası Efektif Satış kuruna göre ödeme yapmaları gerekmektedir.İptal / İade ŞartlarıKongrenin iptal ve iade koşulları ile ilgili detaylı bilgi kayıt – konaklama sayfalarında belirtilmiş olup, bunların dışında bir uygulama sözkonusu olmayacaktır.

http://www.ulkemiz.com/1-ulusal-insan-mikrobiyotasi-ve-sagligimiza-etkileri-kongresi

Trakya Üniversitesi

Trakya Üniversitesi

Adres: Trakya Üniversitesi Rektörlüğü 2250-Karaağaç / EDİRNETelefon: 0284 223 42 10Web: www.trakya.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER 20 Temmuz 1982?de kuruluşunu tamamlayan Trakya Üniversitesi 8 fakültesi, 3 enstitüsü, 4 yüksekokulu, 7 meslek yüksekokulu, 1 konservatuvarı, 14 uygulama ve araştırma merkezi, 1 anaokulu, 4 bölümü ve 21 bin öğrencisi vardır. Trakya Üniversitesi Türkiye'nin Balkanlarla olan ilişkilerinin geliştirilmesinde bölge üniversitesi rolünü üstlenmiştir.Sadece bilimsel gelişmelerle değil; kültürel, sanatsal ve sportif başarılarla da adından söz ettiren Trakya Üniversitesi, Trakya Bölgesi?nde kara, su, toprak kirliliği başta olmak üzere çevre problemlerini araştırmak, kontrol etmek, çözüm önerileri üretmek amacı ile sanayi çevreleri, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, kamu kurum ve kuruluşları ile görüşmelerde bulunan ve Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı Projesini başarıyla tamamlayıp Çevre Bakanlığı?na sunan, Avrupa Konseyi 2004 Yılı Avrupa Müze Ödülü ile müzecilik anlamında çok ciddi adımlar atan ve ülkemizin tüm dünyada adının duyulmasında etkin rol oynayan bir üniversitedir; ayrıca Türkiye?de ilk defa öğrenci temsilciliği seçimi yapılan üç üniversiteden biridir. Araştırma Görevlisi ve Öğrenci Temsilciliği Sistemi ile seçilen öğrenciler ve araştırma görevlileri senato ve yönetim kurullarında öğrencilerin ve araştırma görevlilerinin fikirlerini ve isteklerini iletme olanağına sahiptir. Üniversitenin Tıp,Biyoloji ve Tarih Bölümleri yüksek standartlara sahiptir.Edebiyat FakültesiArkeolojiArnavutçaBoşnakçaMütercim-Tercümanlık(Bulgarca)Mütercim-Tercümanlık(İngilizce)Mütercim-Tercümanlık(Almanca)Sanat TarihiTarih(İkinci Öğretim)TarihTürk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Türk Dili ve EdebiyatıYunancaEğitim FakültesiAlmanca ÖğretmenliğiBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri ÖğretmenliğiFen Bilgisi ÖğretmenliğiFen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İngilizce Öğretmenliğiİngilizce Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Okul Öncesi ÖğretmenliğiOkul Öncesi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sınıf ÖğretmenliğiSınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sosyal Bilgiler ÖğretmenliğiSosyal Bilgiler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Türkçe ÖğretmenliğiZihin Engelliler ÖğretmenliğiZihin Engelliler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen FakültesiBiyolojiFizikKimya(İkinci Öğretim)KimyaMatematikİktisadi ve İdari Bilimler FakültesiÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri(İkinci Öğretim)Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriEkonometri(İkinci Öğretim)Ekonometriİktisat(İkinci Öğretim)İktisatİşletme(İkinci Öğretim)İşletmeKamu Yönetimi(İkinci Öğretim)Kamu YönetimiMaliye(İkinci Öğretim)MaliyeUluslararası İlişkiler(İkinci Öğretim)Uluslararası İlişkilerKeşan Yusuf Çapraz Uygulamalı Bilimler YüksekokuluBankacılık ve Sigortacılık (Yüksekokul)Bilgisayar Teknolojisi ve Bilişim Sistemleri (Yüksekokul)Gümrük İşletme (Yüksekokul)İşletme Bilgi Yönetimi (Yüksekokul)Uluslararası Ticaret (Yüksekokul)Mühendislik-Mimarlık FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İkinci Öğretim)Bilgisayar MühendisliğiGıda MühendisliğiMakine MühendisliğiMakine Mühendisliği(İkinci Öğretim)MimarlıkSağlık Bilimleri FakültesiBeslenme ve Diyetetik (Fakülte)Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Fakülte)Hemşirelik (Fakülte)Tıp FakültesiTıpUygulamalı Bilimler YüksekokuluBankacılık (Yüksekokul)Bankacılık (Yüksekokul)(İkinci Öğretim)Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik (Yüksekokul)Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik (Yüksekokul)(İkinci Öğretim)

http://www.ulkemiz.com/trakya-universitesi

6. İstanbul Üniversitesi Kadın Doğum Günleri

6. İstanbul Üniversitesi Kadın Doğum Günleri

Tarih: 09 Ara 2016 - 11 Ara 2016 Lokasyon: Harbiye Askeri Müze Şehir: İstanbul Web Sitesi: www.istanbulkadindogum2016.org Değerli Meslektaşlarımız,Türkiye’nin en köklü ve öncü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesinin iki tıp fakültesi, İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi olarak 2011 yılından bu yana siz değerli meslektaşlarımızın katılımı ile “Kadın Doğum Günlerini” düzenlemekteyiz.Gelenekselleşen İstanbul Üniversitesi Kadın Doğum Günleri’nin altıncısını 09 – 11 Aralık 2016 tarihleri arasında yapacağız. 09 Aralık’ta İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi kliniklerinde farklı konularda 8 interaktif kurs (Perinatoloji 1-2, Histeroskopi, Ürojinekoloji, Laparoskopi, Kolposkopi, İnfertilite 1-2) düzenleyeceğiz. Sınırlı sayıda katılım ile gerçekleşecek kurslarda pratiğe yönelik uygulamalar yapılacaktır. 10 ve 11 Aralık 2016’da Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesinde gerçekleştirilecek paneller ve interaktif programlarla da deneyimlerimizi aktarmak istiyoruz.Günümüzde diğer tıp alanlarında olduğu gibi Kadın Doğum alanında da çok hızlı gelişmelere şahit oluyoruz. Kadın Doğumun her biri ayrı birer disiplin olan bilim dallarında, güncel bilgilerle deneyim sahibi olan konuşmacılarımız, konularını meslektaşlarımızla paylaşacak ve tartışacaktır.Çalışma arkadaşlarımızı da ebe ve hemşirelere yönelik bir programla aramızda görmek istiyoruz. Spesifik çalışma alanlarında (endoskopi, onkoloji, ürojinekoloji, inferilite ve tüp bebek ve perinatoloji) deneyim kazanmış hemşire ve ebelerimiz konuları ile ilgili güncel bilgileri meslektaşları ile paylaşacakları bir bilimsel program gerçekleştirilecektir.Sizleri İstanbul Üniversitesi 6. Kadın Doğum Günleri toplantımıza davet ediyor ve toplantının yararlı olmasını diliyoruz.09-11 Aralık 2016’da bir araya gelmekten mutlu olacağız.Prof. Dr. Önay YALÇINKongre Başkanıİstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp FakültesiKadın Hastalıkları ve DoğumAnabilim Dalı BaşkanıProf. Dr. Altay GEZERKongre BaşkanıCerrahpaşa Tıp FakültesiKadın Hastalıkları ve DoğumAnabilim Dalı Başkanı

http://www.ulkemiz.com/6-istanbul-universitesi-kadin-dogum-gunleri

2. Endokrin Hastalıklar ve Genetik Sempozyumu, 23-25 Şubat 2017

2. Endokrin Hastalıklar ve Genetik Sempozyumu, 23-25 Şubat 2017

Tarih: 23 Şub 2017 - 25 Şub 2017 Lokasyon: SWİSS OTEL Şehir: İzmir Web Sitesi: www.endokringenetik.com Sayın meslektaşımız, Yaklaşık 2 yıl önce ilkini düzenlediğimiz ve hepinizin katkılarıyla  başarıyla gerçekleşen,  yoğun ilgi gören  ‘Endokrin Hastalıklar ve Genetik Sempozyumu’ nun  23-25  Şubat  2017 tarihlerinde  İkincisinin düzenleneceğini sizlere iletmek istiyoruz. Hastalıklarda disiplinler arası bilgi paylaşımının önemi, endokrin hastalıkların tanı ve yönetiminde genetik teknolojinin kullanımı her geçen gün artmaktadır. Bunu göz önünde bulundurarak; bu sempozyumda endokrin ve genetik alanında çalışan meslektaşlarımızı bir araya getirerek bu konuda bilgi ve beceri düzeyimizi arttırmayı hedefliyoruz. Geleneksel hale getirmeyi planladığımız bu toplantılarla her iki alanda çalışan bilim insanlarının dünyadaki son gelişmeleri izleyebileceği  ve tartışabileceği bir ortamın sağlanacağına inanıyoruz.  Sempozyum programımız,   zengin bir bilimsel içeriğe sahiptir. Tıbbi genetik, erişkin ve çocuk endokrinolojisi alanlarında  bir çok değerli uzman, bilgi ve deneyimlerini  bizlerle paylaşacaktır. Sizlerin kıymetli destekleriniz ile sempozyumda görmekten mutluluk duyacağız. Saygılarımızla… Başkanlar:    Prof. Dr. Ferda Özkınay, Prof. Dr. Şükran Darcan , Prof. Dr. Füsun Saygılı Organizasyon Sekreteryası MOTTO Turizm 1394 Sok. Mimarsinan Mah. No:13 Kat:1/4 Alsancak/ KONAK / İZMİR Tel :  (+90 232)  446 06 10 Fax: (+90 232)  446 07 11 e-mail: esin@motto.tc www.motto.tc

http://www.ulkemiz.com/2-endokrin-hastaliklar-ve-genetik-sempozyumu-23-25-subat-2017

Şırnak Üniversitesi

Şırnak Üniversitesi

Adres: Şırnak Üniversitesi Rektörlüğü 73000 ŞırnakTelefon: 0486 216 82 41Web: www.sirnak.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Şırnak Üniversitesi, 22 Mayıs 2008 tarihinde 5765 sayılı Kanun ile kurulmuştur. Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan İktisadî ve İdarî Bilimler fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile İlahiyat Fakültesinden, Dicle Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve Rektörlüğe bağlanan Şırnak Meslek Yüksekokulu ile Cizre Meslek Yüksekokulundan, Rektörlüğe bağlı olarak yeni kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşmaktadır. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİktisatİşletmeİktisat(İkinci Öğretim)İlahiyat Fakültesiİlahiyatİlahiyat(İkinci Öğretim)Mühendislik Fakültesiİnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim)İnşaat Mühendisliği

http://www.ulkemiz.com/sirnak-universitesi

Türk Romatoloji Kongresi 2017, 22 – 26 Mart 2017, Antalya

Türk Romatoloji Kongresi 2017, 22 – 26 Mart 2017, Antalya

Tarih: 22 Mar 2017 - 26 Mar 2017 Lokasyon: Regnum Carya Otel Şehir: Antalya Web Sitesi: turkrom2017.org Değerli meslektaşlarımız, Uluslararası Katılımlı Türk Romatoloji Kongresi 2017, Türkiye Romatizma Araştırma ve Savaş Derneği, İstanbul-Trakya Şubesi tarafından 22-26 Mart 2017 tarihleri arasında Regnum Carya Otel, Antalya’da düzenlenecektir. Ulusal kongreler içinde en önde gelen kongrelerden biri olan Ulusal Kongremizi, her zaman olduğu gibi, destek, katkı ve önerilerinizle “hep birlikte” hazırlıyoruz. Bilimsel yeniliklere, pratik klinik yaklaşımlara yer verilen, konusunda uzman yerli ve yabancı konuşmacıların yer aldığı, tüm meslektaşlarımızın yararlanacağı bir kongre olacağını umuyoruz. Sizleri bu yıl yepyeni bir otel ve kongre merkezinde ağırlayacağız. Özenle hazırlanan bilimsel programın yanı sıra tüm gün süren yoğun çalışma temposunun yorgunluğunu atmanız, uzun süredir göremediğiniz meslektaşlarınızla birlikte iyi vakit geçirmeniz için neşeli, samimi bir sosyal program düzenlemekteyiz. Antalya’nın güzel bahar havasında, yeni bir kongre merkezinde, yenilenen kongre programında, bilgilerimizi güncellemek, sorunlarımızı paylaşmak, beraber olabilmek ve gücümüzü birleştirmek için katılımınızı ve katkılarınızı bekliyor, sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz. Kongre Tarihi Kongre, 22 – 26 Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Kongre Merkezi Regnum Carya Otel, Antalya, Kongre merkezinin Antalya Havalimanı’na uzaklığı 27 km’dir. Kongre Ajandası Bildiri Gönderimi Başlangıç Tarihi  : 14 Ekim 2016 İndirimli Kayıtların Son Günleri : 23 Aralık 2016 Son Bildiri Gönderme Tarihi  : 2 Şubat 2017 Bildiri Sonuçlarının Açıklanması  : 10 Şubat 2017 Otel Giriş Tarihi  : 22 Mart 2017 Otel Çıkış Tarihi  : 26 Mart 2017 Bilimsel Program Başlangıç  : 22 Mart 2017 Bilimsel Program Bitiş  : 26 Mart 2017 Kongre Dili Kongre resmi dili Türkçe’ dir. Stand ve Sergi Alanları İlaç endüstrisi ve ilgili cihaz firmalarının katılımda bulunacağı stand ve sergi alanları, 22 – 26 Mart 2017 tarihleri arasında 08:00 – 19:00 saatleri arasında katılımcıların hizmetine açılacaktır. Yaka Kartı Tüm katılımcı ve refakatçilerin 22 – 26 Mart  2017 tarihleri arasında kongre merkezine girişte, bilimsel oturumlar ve öğle yemekleri sırasında, stand alanlarında ve diğer sosyal programlarda yaka kartlarını takmalarını güvenlik açısından önemle rica ederiz. Katılım Belgesi Katılım belgeleri, kayıt yaptıran tüm katılımcılara 26 Mart 2017 tarihinden itibaren kayıt masasından verilmeye başlanacaktır. Kredilendirme Kongre, Türk Tabibler Birliği (TTB) tarafından ‘Sürekli Tıp Eğitimi (STE)’ kredi puanı ile kredilendirilecektir. Organizasyon Sekreterliği Düzenleme Kurulu, GenX Kongre ve Organizasyon, Kongre Resmi Acentesi olarak belirlemiştir. Kongre çerçevesinde herhangi bir talebinizde GenX Kongre ve Organizasyon’a (turkrom2017@genx.com.tr ) başvurmanızı rica ederiz. İptaller Katılım iptali 23 Aralık 2016 tarihine kadar bildirildiği takdirde kayıt ücretinin %50’si iade edilir. Bu tarihten sonra yapılacak kayıt iptallerinde iade yapılmayacaktır. Konaklama ücretlerinde geri ödeme yapılmayacaktır. Tüm iadeler kongre bitiminden sonra yapılacaktır.

http://www.ulkemiz.com/turk-romatoloji-kongresi-2017-22-26-mart-2017-antalya

Kocaeli Doğa Sporları Kulübü (KODOSK)

Kocaeli Doğa Sporları Kulübü (KODOSK)

Kocaeli Doğa Sporları Kulübü (KODOSK) 2001 yılında İzmit’te Hakan Tanta’nın kurucu başkanlığında kurulmuştur. Üyelerimizin çoğunluğunu başta doktorlar olmak üzere , öğretim görevlileri ve çeşitli meslek gruplarından oluşmaktadır. Kuruluş tarihinden itibaren yoğun bir programla ilimizdeki ve çevresindeki kanyonlarda ve doğal parkurlarda günübirlik hiking trekking ve kamplar, Körfezi çevreleyen samanlı dağları içerisindeki yaylalar ve kanyonlarda sayısız etkinlikler düzenlemiştir.Çevremizdeki yoğun ilgi ve üye sayısındaki hızlı artış ile birlikte aktivitelerimize yenileri eklenmiştir.    Kocaeli’de bulunan yuvacık soğukpınar,serindere, menekşe yaylası, eski yayla, inönü yaylası, ercüve yaylası, maşukiye yanıkdere , kartepe parkurları gebze ballıkayalar sapanca soğucak yaylası , yalova erikli yaylası , çınarlı çenedere ve çenedağında sayısız kamplar ve doğa yürüyüşlerinin yanısıra , doğayı korumak ve temizlemek amaçlı bir çok çevreci aktivitede düzenlenmiştir.    Taktik strateji ve adrenalin içeren motivasyon, ekip çalışması gerektiren daha çok doğa içerisinde takımlar halinde oynanan paintball aktiviteside kulübümüz etkinlikleri arasına girmiştir. Başta Sapanca il ormanında ve diğer ormanlık bölgelerde oynadığımız bu oyun , ilerleyen zamanlarda kulübümüzün tüm ekipmanları satın almasıyla birlikte , Bahçecikte kurulan iki parkurla üyelerine hizmet vermeye başlamıştır. Arasıra doğa yürüyüşleriyle birleştirilen aktivitelerimiz , üyelerimizin kent ortamından uzaklaşarak haftasonu hoşça vakit geçirmelerini sağlamıştır.     Kayak sporunun üyelerimiz arasında yaygınlaştırılması ile ilgili Kurulduğumuz günden bugüne üç dört günlük ve haftalık olmak üzere ülkemizin muhtekif kayak merkezlerinde onlarca büyük kamp organize edilmiş, kayak kamplarımıza bugüne kadar yaklaşık bin'e yakýn kişi katılmış ve üyelerimizin çoğu kulübümüzde bulunan eğitmenlerimiz tarafından temel ve ileri kayak eğitimi alarak kentimizde kayağa olan ilgi artmıştır.Ayrıca üyelerimize uygun konaklama sınırsız telesiyej ve kayak malzemeleriyle birlikte eşsiz bir tatil olanağı sağlanmıştır.    Dağlarımızda ve başta Kartepe’de meydana gelebilecek kaybolma ve kazalar için kocaeli doğa sporları kulübü dağ arama kurtarma (KODOSK DAK)birimini kurduk .Arama Kurtarma ve Medikal ekibimiz her kayak sezonu boyunca uzman doktorlarýmýz ve teknik personelimizle kartepe kayak tesislerinde pistlerde meydana gelebilecek kazalara ve kaybolmalara karþý gönüllü olarak hizmet vermiştir ve vermektedir. Kentimizde faaliyete geçen Kartepe Kayak Merkezinin açılmasıyla Kayak Okulu Faaliyete başlamış , ilimizdeki yüzlerce öğrenci Türkiyenin en iyi Kayak antrenörlerinden ders alma imkanı bulmuşlardır. Kayak okulumuz baþarýlý organizasyonlarý ile kentimizde kayak sporunun ilerlemesine katký saðlamıştır Üyelerimizin uygun şartlarda yararlandıkları Kartepede, tarihinin ilk Kayak kupası tarafımızdan gerçekleştirilmiştir.     Daha çok nisan aylarında köprülü kanyon , melen çayı ve diğer parkurlarda üyelerimizin yüksek katılımıyla 2 gece 3 günlük rafting, kamp ve doğa yürüyüşünü içeren paket turlar düzenlenmiş,bu aktivetimizde üyelerimize öncelikle eğitim ve malzeme imkanı sağlanmıştır.Su altı tüplü dalış aktivetisinde kulübümüz bünyesinde dalıcı eğitimlerinin yanı sıra Türkiye’nin çeşitli dalış noktalarında dalışlar organize edilmiş, yaptığımız bu etkinlikler de üyelerimize anlaştığımız dalış merkezlerinden malzeme ve hiç dalmayanlarada gezinti dalışları için eğitimler sağlayarak onlarında su altı dünyasınındaki gizemli ortamla tanışmaları sağlanmıştır. Şu anda açmış olduğumuz DALIŞ OKULU’muz vasıtası ile bu deneyimlerimizi ilimizdeki diğer sualtı sporlarına gönül verenlerle paylaşıyoruz. Okulumuz Türkiye Sualtı Sporları Federasyonunun üyesi ve CMAS 1*,2*,3* dalıcı bröveleri ve 1*,2* eğitmen bröveleri vermeye yetkilidir.Ayrıca kulübümüze satın aldığımız 22 metrelik Gulet tipli eğitim Yat'ı bundan sonra tüm eğitim ve sosyal amaçlı projelerde denizlerdeki bayrağımız olacaktır.    Yaz başlarında etkinliklerimize peri bacalarıyla süslü gizemli Kapadokya’da , binicilik, dağ bisikleti ve doğa yürüyüşleri ile aktive edilmiş yeni bir aktivite eklenmiş ,bu aktivitemizde Ata yeni binecek olanlara temel binicilik eğitimleri verilmiştir.Bu arada üyelerimizde kapadokyanın muhteşem mekanlarında hem spor yapmış , hemde doğa ile içiçe olmanın keyfini yaşamışlardır.Ayrıca kulübümüzdeki dağ bisikletleri ile samanlı dağlarında çeşitli turlar yapılmıştır.     Her yıl yaz aylarında iki kamp halinde yaptığımız ve rutin hale gelen, Fransız açık hava sporları birliği (UCPA)’ya bağlı marmaris hisar önünde gerçekleştirdiğimiz rüzgar sörfü, katamaran, kano ve dağ bisikleti aktivitesi üyelerimiz arasında yoğun ilgi görmüş, Üyelerimiz burada bu sporların temel eğitimlerini alıp bir gün sonra kendi başlarına denize açılma imkanı bulmuşlardır.     Kulübümüzde bulunan arazi araçlarıyla zaman zaman jeep safariler ve off-road aktiviteleri düzenlenmiş, Kentimizin ormanlarla çevrili başka bir dünyasında macera ve adrenalini yaşama fırsatı bulunmuştur..Bu ilgi birçok üyemizin arazi araçlarına yönelmesini sebep olmuş , offroad ve safari aktivitelerinin sayıları çoğalmıştır. Ailelerin ve izmitlilerin seveceğini umduğumuz orienteering (harita ile yön bulma) sporunun eğitimlerini verilmiş, yarışmalar düzenlenmiştir.    Dağcılık federasyonunun eğitimlerine üyelerimizi göndererek , onları finans ve malzeme olarak destekledik. Çeşitli fuarlarda standlar kurduk. Doğa sporlarının ve doğa bilincinin tanıtılması ve yerleşmesi için çesitli sivil toplum örgütleri ve kurumlara seminerler verdik , onlarla birlikte ortak aktiviteler düzenledik.      Sivil Toplum örgütü olmanın bilinci ile her yıl depremin yıldönümü olan 17 ağustosta zirvede olacak şekilde “ Yaşadığımız 17 Ağustos Marmara depreminde kaybettiklerimizi anmak , bundan sonra yaşanacak olası doğal afetler öncesi halkımızı ve yetkilileri hazırlıklı olmak konusunda dikkatlerini çekmek ve topluma afet bilincini aşılamak amacı ile” Ağrı Dağına Zirve tırmanışları yapılmıştır ve yapılmayada devam edecektir. Ayrıca 12 kasım düzce depreminde yitirdiğdiklerimizin anısınada çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir.       Kartepenin bir an önce faaliyete geçebilmesi için geçmiş tarihlerde birçok aktivite düzenledik. Düzenlediğimiz Birinci kartepe kış sporları şenliği ile tesisler olmamasına rağmen insanların kayaklarını alarak zorlu şartlarda zirveye nasıl akın akın geldiklerini, kartepeye olan büyük ilgiyi gösterdik. Kamu oyu oluşturmak ve kartepenin kentle kucaklaşmasını sağlamak için şehrimizdeki diğer sivil toplum örgütleri ile KARTEPE PLATFORMU’nu oluşturduk. Kartepe için alternatif projeler oluşturduk , idarecilere ve kamu oyuna sunduk.      Amacımız kulübümüzü amacına uygun faaliyetlerle alanında söz sahibi olmasını sağlamak ve Üyelerimizle,kentimizde yaşayan ortak ve elit anlayışla , uyum içerisinde gülen gözlerle dolu bir kent ve sosyal bir ülkede yaşamak. Çukurbağ Mah. Bahariye cad. No 16 İZMİT/KOCAELİ  İzmit  Kocaeli  Türkiye  e-Posta:      kodosk@gmail.com     Telefon:      02623252142  Belgegeçer:      02623239795   http://www.kodosk.org.tr

http://www.ulkemiz.com/kocaeli-doga-sporlari-kulubu-kodosk

10. Ulusal Artroplasti Kongresi, Antalya

10. Ulusal Artroplasti Kongresi, Antalya

Tarih: 30 Mar 2017 - 02 Nis 2017 Lokasyon: Gloria Kongre Merkezi Şehir: Antalya Web Sitesi: www.artroplasti2017.org Değerli Meslektaşlarım, Kalça Diz Artroplasti Derneği’nin 30 Mart-02 Nisan 2017 tarihleri arasında Antalya Gloria Kongre Merkezinde düzenleyeceği 10.Ulusal Artroplasti Kongresi ile ilgili ilk bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. TOTBİD Eşgüdüm Kurulunun, ülkemizdeki toplantı trafiğinin yoğunluğu nedeniyle kabul edilen prensipleri gereği tüm alt branş derneklerinin ulusal toplantı takvimleri iki yılda bir düzenlenmek üzere karara bağlanmıştır. Kalça Diz Artroplasti Derneği olarak da bu aşamada önümüzdeki yıl yani 30 Mart-02 Nisan 2017 tarihinde düzenleyeceğimiz 10.Ulusal Artroplasti Kongresinden sonra ki 11.Ulusal Kongremiz 2019 yılında gerçekleştirilecektir. 2017 yılında düzenlenecek 10.Ulusal Kongremizde bir öncekin de olduğu gibi “iyi artroplasti cerrahı” olma yolunda ilerlemek isteyen ve de bu konuya emek veren herkesi bilimsel açıdan doyurucu aynı zamanda keyif alacağı bir bilimsel programı oluşturmaya çalışıyoruz. Katılımcıların olabildiğince interaktif, samimi bir ortamda tecrübeli duayenlerle birlikte tartışmalarını, cerrahi tekniklerini geliştirebilecekleri püf noktaları öğrenebilecekleri ve de ilginç bir o kadar da komplike vakaların nasıl çözülebildiğini görmelerini istiyoruz. Önümüzdeki günlerde bilimsel programını tüm detaylarıyla paylaşacağımız 10.Ulusal Artroplasti Kongresinde sizlerle buluşmak bizleri mutlu edecektir. Genel Bilgiler Kongre Tarihi 30 Mart -2 Nisan 2017Kongre Merkezi Gloria Kongre Merkezi – Antalya Kongre Dili Kongre dili Türkçe’dir. Kredilendirme Kongre Türk Tabipleri Birliği Sürekli Tıp Eğitimi (STE) Kredilendirme Kurulu tarafından kredilendirilecektir. Kayıt – Danışma Kayıt ve danışma masaları Gloria Kongre Merkezi’nde 30 Mart 2017 tarihinden itibaren kongre boyunca 08:00- 20:00 saatleri arasında açık olacaktır. Katılım Belgesi Kongreye katılan tüm katılımcılara kongre sonunda “Katılım Belgesi” verilecektir. Bildiriler Kongreye poster ve sözel bildiriler kabul edilecektir. Bildiri göndermek için son başvuru tarihi 1 Mart 2017’tir. Bildiriler www.artroplasti2017.org sitesinden on-line olarak gönderilecektir. Sağlık Bakanlığı’nın 23.10.2003 tarihli yönetmeliğinin 11.maddesi ve buna bağlı tanıtım ilkelerine kurallarına göre, (AIFD) firmalar bilimsel kongrelerde bildiri, yayın, poster gibi bilimsel çalışma sunumunda bulunanlar ve toplantılara eğitim amaçlı katılanlar dışındaki kişilerin katılım konusunda finansal katkıda bulunamazlar. Sağlık Sektörünün yüksek standartları koruma konusunda göstereceğiniz duyarlılık ve destek için teşekkür ederiz.

http://www.ulkemiz.com/10-ulusal-artroplasti-kongresi-antalya

Süleyman Demirel Üniversitesi

Süleyman Demirel Üniversitesi

Adres: Süleyman Demirel Üniversitesi 32260 Çünür IspartaTelefon: 0246 211 10 00Web: www.sdu.edu.tr/ FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Süleyman Demirel Üniversitesi, SDÜ, Isparta'da 11 Temmuz 1992 tarihinde ve 21281 sayılı Kanun ile kurulan devlet üniversitesi. Kurulma aşamasında adı Göller Bölgesi Üniversitesi olarak düşünülmüş daha sonra Ispartalı siyasetçi ve devlet adamı Süleyman Demirel'in adı verilmiştir. Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde tanınırlığını artan üniversitenin Doğu Kampüsünde yer alan Tıp Fakültesi'ni merhum iş adamı Dr. Üzeyir Garih yaptırmıştır. Kampüs, İstanbul yolu üzerindeki Çünür'de yolun iki tarafında Doğu Kampüsü ve Batı Kampüsü olarak ikiye ayrılmış durumdadır. Üniversitede 15 Fakülte, 2 yüksekokul, 5 enstitü, 17 adet meslek yüksekokulu bulunmaktadır.Diş Hekimliği FakültesiDiş HekimliğiEğirdir Su Ürünleri FakültesiSu Ürünleri MühendisliğiFen-Edebiyat FakültesiArkeolojiBiyoloji(İkinci Öğretim)BiyolojiCoğrafya(İkinci Öğretim)CoğrafyaFelsefe(İkinci Öğretim)FelsefeFizikİngiliz Dili ve EdebiyatıKimya(İkinci Öğretim)KimyaMatematik(İkinci Öğretim)MatematikSosyoloji(İkinci Öğretim)SosyolojiTarih(İkinci Öğretim)TarihTürk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Türk Dili ve EdebiyatıHukuk FakültesiHukukİktisadi ve İdari Bilimler FakültesiÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri(İkinci Öğretim)Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriEkonometriİktisat(İkinci Öğretim)İktisatİşletmeİşletme(İkinci Öğretim)Kamu Yönetimi(İkinci Öğretim)Kamu YönetimiMaliye(İkinci Öğretim)MaliyeSağlık Yönetimi (Fakülte)(İkinci Öğretim)Sağlık Yönetimi (Fakülte)Uluslararası İlişkiler(İkinci Öğretim)Uluslararası İlişkilerİlahiyat Fakültesiİlahiyatİlahiyat(İkinci Öğretim)Mühendislik-Mimarlık FakültesiBilgisayar MühendisliğiBilgisayar Mühendisliği(İkinci Öğretim)Çevre MühendisliğiÇevre Mühendisliği(İkinci Öğretim)Elektronik ve Haberleşme MühendisliğiElektronik ve Haberleşme Mühendisliği(İkinci Öğretim)Endüstri MühendisliğiGıda Mühendisliğiİnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim)İnşaat MühendisliğiJeofizik Mühendisliği(İkinci Öğretim)Jeofizik MühendisliğiJeoloji MühendisliğiJeoloji Mühendisliği(İkinci Öğretim)Maden MühendisliğiMaden Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine MühendisliğiMimarlıkŞehir ve Bölge PlanlamaTekstil Mühendisliği(İkinci Öğretim)Tekstil MühendisliğiBilgisayar Mühendisliği(Uzaktan Eğitim)Kimya MühendisliğiOtomotiv MühendisliğiOrman FakültesiOrman Endüstrisi MühendisliğiOrman Endüstrisi Mühendisliği(İkinci Öğretim)Orman Mühendisliği(İkinci Öğretim)Orman MühendisliğiPeyzaj MimarlığıSağlık Bilimleri FakültesiEbelik (Fakülte)Fizyoterapi ve Rehabilitasyon (Fakülte)Hemşirelik (Fakülte)Teknoloji FakültesiElektrik-Elektronik Mühendisliği (M.T.O.K.)Elektrik-Elektronik Mühendisliği (M.T.O.K.)(İkinci Öğretim)Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Teknoloji Fakültesi)Elektrik-Elektronik Mühendisliği (Teknoloji Fakültesi)(İkinci Öğretim)Enerji Sistemleri Mühendisliği (M.T.O.K.)Enerji Sistemleri Mühendisliği (M.T.O.K.)(İkinci Öğretim)Enerji Sistemleri Mühendisliği (Teknoloji Fakültesi)Enerji Sistemleri Mühendisliği (Teknoloji Fakültesi)(İkinci Öğretim)İmalat Mühendisliği (M.T.O.K.)İmalat Mühendisliği (M.T.O.K.)(İkinci Öğretim)İmalat Mühendisliği (Teknoloji Fakültesi)İmalat Mühendisliği (Teknoloji Fakültesi)(İkinci Öğretim)Tıp FakültesiTıpZiraat FakültesiBahçe BitkileriBitki KorumaTarım EkonomisiTarım MakineleriTarımsal Yapılar ve SulamaTarla BitkileriToprak Bilimi ve Bitki BeslemeZootekniTarımsal BiyoteknolojiEğitim Fakültesiİngilizce Öğretmenliği

http://www.ulkemiz.com/suleyman-demirel-universitesi

13. Ulusal Endoskopik Laparoskopik Cerrahi Kongresi, 19 – 23 Nisan 2017, Antalya

13. Ulusal Endoskopik Laparoskopik Cerrahi Kongresi, 19 – 23 Nisan 2017, Antalya

Tarih: 19 Nis 2017 - 23 Nis 2017 Lokasyon: Gloria Golf Resort Hotel Şehir: Belek / Antalya Web Sitesi: www.elcd2017.com Değerli Meslektaşlarımız, Kurulduğu 1992 yılından itibaren düzenlediği 100’ü aşkın kurs, bölgesel toplantı ve kongrelerle ülkemizde laparoskopik cerrahinin başlamasına, gelişmesine ve güncellenmesine hizmet eden derneğimizin gerçekleştireceği 13. Ulusal Endoskopik Laparoskopik Cerrahi Kongresi 19 – 23 Nisan 2017 tarihleri arasında Antalya’da yapılacaktır. Laparoskopik cerrahiyle ilgili temel bilgilerin gözden geçirileceği, güvenli laparoskopik cerrahi prensiplerinin vurgulanacağı ve modern tekniklerin tartışılacağı bu kongrenin amacı; meslektaşlarımızın laparoskopik cerrahi alanındaki bilgilerini güncellemek, yeniliklerin uygulamadaki yerlerini tartışmak ve laparoskopik ameliyatların daha güvenli olarak yapılmasını sağlamaktır. Kongremizin ilk gününde; laparoskopik kolorektal cerrahi, laparoskopik fıtık cerrrahisi ve laparoskopik bariatrik cerrahi olmak üzere 3 ayrı alanda kurs gerçekleştirilecektir. Kongre süresince; katılımcıların ilgi göstereceğine inandığımız konular, ulusal ve uluslararası deneyimli konuşmacıların katkılarıyla, çeşitli sunum yöntemlerinden yararlanılarak (konferans, panel, kaydedilmiş ameliyat yayını, video-forum, yandaş-karşıt görüş, yuvarlak masa, olgular üzerinde tartışma) işlenecektir. Sözlü ve video bildiri oturumları ile poster sunularının, izleyicilerin soru ve yorumlarıyla interaktif bir tartışma ortamında geçeceğini umuyoruz. Laparoskopik cerrahiye ilgi duyan ve uygulayan meslektaşlarımızı ve asistanlarımızı kongremize katılmaya davet eder, dernek yönetim kurulu adına sevgi ve saygılarımızı sunarız. Prof. Dr. Rasim Gençosmanoğlu Kongre Başkanı GENEL BİLGİLER Kongre Tarihi ve Yeri Kongre, 19 – 23 Nisan 2017 tarihlerinde Gloria Golf Resort Hotel – Belek / Antalya’ da gerçekleştirilecektir. Kongre Dili Kongre dili Türkçe’dir. İzinler Kongre katılımı için kurumlara verilmek üzere talep edilecek kongre davet yazıları Serenas Turizm aracılığı ile isteyen katılımcılara gönderilecektir. Bu tür davet yazıları sadece izin amacı ile kullanılabilir. Bu tür davet mektubu sahibi misafirlerin kayıt ve konaklama ücretleri kendilerine aittir. Katılım Sertifikası Tüm katılımcılar katılım sertifikalarını 22 Nisan 2017 tarihinde saat 12:00 itibariyle kongre merkezinde bulunan kiosklardan yaka kartlarının arkalarında yer alan barkodları okutarak alabileceklerdir. Sekreterya Hizmetleri Kongre merkezindeki sekreterya aracılığı ile müracaatlarınız cevaplandırılacaktır. Kongre öncesindeki sekreterya hizmeleri için lütfen Serenas Turizm ile irtibat kurunuz. Kredilendirme Kongrenin tüm oturumları Türk Tabipleri Birliği Sürekli Tıp Eğitimi Kredilendirme Kurulu tarafından kredilendirilecektir. Kayıt ve Danışma Masaları Kayıt ve danışma masaları Gloria Golf Resort Hotel’de 19 Nisan 2017 tarihinden itibaren çalışmaya başlayacaktır. Bu masalar 19 – 23 Nisan tarihleri arasında 07:00 – 22:00 saatleri arasında açık kalacaktır. İptaller 31 Ocak 2017 tarihinden sonra yapılacak kayıt ve konaklama iptallerinde iade yapılmayacaktır. Tüm iadeler kongre bitiminden sonra yapılacaktır. Önemli Tarihler: İndirimli Kayıt Son Ödeme Tarihi : 31 Ocak 2017 İndirimli Konaklama Son Ödeme Tarihi : 31 Ocak 2017

http://www.ulkemiz.com/13-ulusal-endoskopik-laparoskopik-cerrahi-kongresi-19-23-nisan-2017-antalya

22. Ulusal Kanser Kongresi, 19 – 23 Nisan 2017, Antalya

22. Ulusal Kanser Kongresi, 19 – 23 Nisan 2017, Antalya

Tarih: 19 Nis 2017 - 23 Nis 2017 Lokasyon: Regnum Carya Şehir: Antalya Web Sitesi: www.ukk2017.org Değerli Meslektaşlarımız; Onkoloji alanında en eski ve en çok katılımlı kongrelerden olan Ulusal Kanser Kongresi’nin (UKK) 22. sini Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Pediatrik Onkoloji Grubu Derneği ile birlikte 19 – 23 Nisan 2017 tarihinde Antalya’da düzenleyeceğiz. Günümüzde kanser ikinci sıklıkta ölüm nedeni olmakla birlikte erken tanı, kanser genetiğindeki gelişmeler ile kişisel tedavilerin gündeme gelmesi ve multidisipliner yaklaşımlarla doğru tedavilerin uygulanması sonucu erken evrelerde kür edilebilir, daha ileri evrelerde ise kronik hastalıklar grubuna girmiştir. Tedavide elde edilen bu iyi sonuçlar bir anda ortaya çıkmamış, teşhis ve tedavideki disiplinlerin ortak çalışma kültürünün başlaması, gelişmesi, verilen doğru kararların uygulanması, birikim ve deneyimlerin yoğunlaşması gibi bir sürecin sonunda elde edilmiştir. UKK, 2005 yılından beri üç derneğin ortak katılımı ile düzenlenmekte olup kanserin tanı ve tedavisine katkıda bulunan tüm disiplinlerin desteğinin sağlanmasıyla birlikte ulusal olarak en çok katılımcısı olan kongre olmuştur. Kongremize hekimlerimizin yanı sıra genetik uzmanları, hemşire, teknisyen, psikolog gibi günlük hayatımızda ekibin bütünlüğünü sağlayan ve başarısını arttıran disiplinlerin katılımı da artmaktadır. Bilimsel yeniliklerin yanı sıra sosyal sorunların da tartışılacağı kongremizde sosyal aktivitelerle de birlikteliğimizin her yönde güçleneceğini ümit ediyoruz. Ülkemizdeki en önemli bilimsel çalışmaların sözel, poster sunumu şeklinde yapılacağı kongremize katkılarınızı bekliyor, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği ve Türk Pediatri Onkoloji Grubu Derneği adına sizleri kongremize davet etmekten onur duyuyoruz. KONGRE TARİHİ VE YERİ 22. Ulusal Kanser Kongresi, 19 – 23 Nisan 2017 tarihlerinde Regnum Carya, Antalya’ da gerçekleştirilecektir. KONGRE DİLİ Kongre dili Türkçe’dir. Yabancı konuşmacıların olduğu oturumlar İngilizce olacaktır. YAKA KARTI Kongre süresince tüm bilimsel ve sosyal aktivitelerde yaka kartı bulundurulmalıdır. KONGRE KAYIT Kayıt masası 19 – 23 Nisan 2017 tarihlerinde 08:00 – 21:00 saatleri arasında açık olacaktır. Yaka kartı, kongre çantası, katılım belgesi ve toplantı dokümanlarını kayıt masasından alabilirsiniz. SEKRETERYA HİZMETLERİ Kongre merkezindeki danışma masası aracılığı ile sekretarya hizmetleriyle ilgili müracaatlarınız cevaplandırılacaktır. WEB SAYFASI Kongrenin resmi internet sayfası olan www.ukk2017.org’ dan kongre programı, kayıt koşulları, bildiri gönderme koşulları ve tarihiyle ilgili tüm bilgilere ulaşabilirsiniz. KATILIM BELGESİ Kongreye kayıt yaptıran tüm katılımcılara 22 Nisan 2017 tarihinde katılım belgeleri verilecektir. Katılım belgelerini kayıt masasından alabilirsiniz. KREDİLENDİRME Kongrenin tüm oturumları Türk Tabipler Birliği Sürekli Tıp Eğitimi Kredilendirme Kurulu tarafından kredilendirilecektir. DAVET MEKTUBU Kongre katılımı için kurumlara verilmek üzere talep edilecek olan kongre davet yazıları Kongre Sekreterliği aracılığı ile isteyen katılımcılara gönderilecektir. Fazla sayıda hekim istihdam eden kurumlara merkezi izin yazısı yazılacaktır. Bu tür davet yazıları sadece izin amacı ile kullanılabilir. Bu tür davet mektubu sahibi misafirlerin kayıt ve konaklama ücretleri kendilerine aittir. BİLDİRİLER Tüm bildiriler on-line bildiri sistemiyle web sayfası üzerinden toplanacaktır. ÖNEMLİ TARİHLER İndirimli kayıt ücreti tarihi: 14 Ekim 2016 İndirimli konaklama ücreti tarihi : 14 Ekim 2016 Son bildiri gönderim tarihi : 13 Ocak 2017  

http://www.ulkemiz.com/22-ulusal-kanser-kongresi-19-23-nisan-2017-antalya

26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, 25-29 Nisan 2017, Antalya

26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, 25-29 Nisan 2017, Antalya

Tarih: 25 Nis 2017 - 29 Nis 2017 Lokasyon: Maxx Royal Otel Şehir: Belek - Antalya Web Sitesi: www.ftr2017.org Değerli Meslektaşlarımız, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği adına 25-29 Nisan 2017 tarihleri arasında Antalya’da düzenleyeceğimiz 26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresinde sizleri ağırlamaktan onur ve mutluluk duyacağız. İnsan sağlığı günümüzdeki bilimsel ve teknolojideki gelişmelerle birlikte toplumların sosyoekonomik değişimleri ile dinamik bir süreç içinde yer almaktadır. Bizler, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon hekimleri olarak sağlık adına bireylerin içinde bulundukları ortamlara bağlı olarak ortaya çıkan aktivitelerdeki kısıtlılıkları veya günlük yaşama katılımdaki yetersizlikleri ile baş edebilmelerini, optimal fonksiyonlarının sağlanması ve yaşamlarını bağımsız sürdürebilmelerini hedefledik. Bu amaca ulaşabilmek için aldığımız temel eğitimi genel sağlık ve rehabilitatif yaklaşım alanındaki güncellediğimiz bilgilerimiz ışığında, zenginleşmiş pratiğimizle profesyonel hayatımızı en etkin biçimde hastalarımızın yararına sunmayı seçtik. 26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresinin teması, “Hastalıktan Sağlığa” olarak belirlenmiştir. Sağlığa geçiş kavramında rehabilitasyon vazgeçilmez bir basamaktır. 2017 yılında düzenleyeceğimiz kongremizin güncel bilgi paylaşımı ile bu paylaşımların sağlığa ulaşmada en önemli basamak olan rehabilitasyondaki gelişmeler adına kullanılabilmesine, yeni bilimsel çalışmalara katkıda bulunacak fikirler üretilmesine ve en verimli eğitimin modellerinin geliştirilmesine dayanak sağlayacak önemli bir kaynak olmasını ummaktayız. Bu kaynak sizlerin katılımı ile gelişecek ve hedefine ulaşacaktır. Bu hedefe yönelik olarak, kongremizde profesyonel ilgi alanlarımızdaki bilgilerimizi güncellemek, yeteneklerimizi geliştirmek, ulusal ve uluslararası koordinasyonu arttırarak beklentileri karşılamak üzere kapsamlı bir program tasarladık. Kongremizin ana konuları bu yıl ‘Kas İskelet Sistemi Hastalıklarında Güncellemeler’’, ‘‘Romatolojik Hastalıklarda Güncellemeler’’ ve “Rehabilitasyonda Güncellemeler’’ kongre sırasında düzenlenecek sempozyumların konuları ise ‘’Algoloji’’, ‘’Klinik Norofizyoloji’’ ve ‘’Geleneksel Tamamlayıcı ve Rejeneratif Tıp Yöntemleri’’ olarak seçildi. Ayrıca meslektaşlarımızın ilgi alanlarına göre tercih edebileceği panel veya kurslarla en güncel bilgilere ulaşabilmeleri amacıyla kongremiz süresince Çalışma gruplarımız düzenleyeceği paneller ve kurslarda da bilgi ve deneyimlerini bizlerle paylaşacaklardır. Bunun yanında alanda uzmanlık yapan meslektaşlarımızın özellikle ilgisini çekebileceğini düşündüğümüz, meslektaşlarımızın zor hastalarını da sorabilecekleri/tartışabilecekleri “Uzmanına Danış-Olgu Tartışması”, “Zor Olgular” oturumları planladık. Bu oturumlarda spesifik sorunlar ve cevabına yönelik özellikli olgular eşliğinde sık karşılaştığımız soruların yanıtlarını hep birlikte bulmaya çalışacağız. Ayrıca pratik hayatta yaşantımızın bir parçası olan “Sağlık Kurulu Raporları ve Düzenlenmesi”, “Genel Sağlık Sigortası ve Sorunlarımız” gibi alanlarda açık oturumlar planlamaktayız. Bilindiği gibi uzmanlık eğitimine devam eden meslektaşlarımızı bir araya getiren, birbirlerini tanımayı, deneyimlerini paylaşmayı ve eğitim standardizasyonunu hedefleyen Yaz ve Kış Okullarımız yılda iki kez uygulanmaktadır. Bu yıl Yaz Okulu programımızı kongremiz ile beraber yapmayı hedeflemekteyiz. Bu amaçla eğitim hastanelerimizin önerdikleri asistanlarımız kongre öncesi iki gün Yaz Okulumuza katılacak ve daha sonra devam eden kongremizde derneğimizin sponsorluğunda bilimsel aktivitelerden yararlanacaklardır. Hepimizin bildiği gibi, ulusal kongrelerimiz birçok farklı kurum ve kuruluşlarda çalışan meslektaşlarımızın bir araya gelerek hem bilimsel hem de sosyal paylaşımların gerçekleşmesi için önemli fırsatlardır. Kongremizde bilimsel programların yanı sıra ortak hazırlayacağımız sizlerin katılımı ile güçlenecek sosyal programlar da bu kongreyi unutulmaz yapacaktır. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon alanında bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak adına bir araya gelmeyi arzu ettiğimiz kongremizin camia olarak ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine de katkı sağlamasını arzu etmekteyiz. Kongre Tarihi Kongre, 25-29 Nisan 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Kongre Merkezi MAXX ROYAL OTEL ve KONGRE MERKEZİ İskele Mevkii, Belek – Antalya Tel: +90 242 710 29 10 Bildiri Gönderimi Kongre sırasında sunulacak çalışmaların özetleri sadece www.ftr2017.org adresindeki Online Bildiri Modülü kullanılarak gönderilebilecektir. Ulaşım Kongre merkezinin Antalya Havalimanı’na uzaklığı 35 km, 35 dakikadır. Stand ve Sergi Alanları İlaç endüstrisi ve ilgili cihaz firmalarının katılımda bulunacağı stand ve sergi alanları, 25-29 Nisan 2017 tarihleri arasında 09:00 – 19:00 saatleri arasında katılımcıların hizmetine açılacaktır. Davet Mektubu Kongreye katılım için bağlı bulundukları kurumlardan izin almaları gereken katılımcılara talepleri doğrultusunda davet mektubu gönderilecektir. Yaka Kartı Tüm katılımcılar ve refakatçilerin kongre merkezi, stand alanları ve sosyal aktivitelere katılabilmeleri için kendilerine kayıt esnasında verilmiş olan yaka kartlarını takmaları gerekmektedir. Katılım Belgesi Katılım belgeleri, kayıt yaptıran tüm katılımcılara 27 Nisan 2017 tarihinden itibaren kayıt masasından verilmeye başlanacaktır. Kredilendirme Kongre, Türk Tabibler Birliği (TTB) tarafından ‘Sürekli Tıp Eğitimi (STE)’ kredi puanı ile kredilendirilecektir.

http://www.ulkemiz.com/26-ulusal-fiziksel-tip-ve-rehabilitasyon-kongresi-25-29-nisan-2017-antalya

Selçuk Üniversitesi

Selçuk Üniversitesi

Adres: Adres bilgileri gelecektirTelefon: 0332 241 00 41Web: www.selcuk.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Konya'da üniversite açılması konusunun gündeme geldiği tarih 1955 yılıdır. Bu tarihte Konya'da üniversitenin kurulması için TBMM'de bir kanun tasarısı hazırlandı. Tasarı, Milletvekillerinin yarısından fazlası tarafından da imzalandı. Ancak tasarı talihsiz bir şekilde Milli Eğitim Komisyonu'ndan geçemedi. Bu tarihten 7 yıl sonra, 1962'de Konya, M.E.B.'e bağlı olarak açılan Selçuk Eğitim Enstitüsü veYüksek İslâm Enstitüsü ile üniversiteye sahip olma yolunda ilk ciddi adımını atmış oldu. Bu ilk adımın güçlendirilerek geliştirilmesi için1968 yılında Konya'da Üniversite'yi Kurma ve Yaşatma Derneği kuruldu. Nihayet duyulan yakın ilgi, gösterilen üstün gayret ve sarf edilen çabalar boşa gitmedi ve bugünkü Mühendislik-Mimarlık Fakültesi'nin nüvesini teşkil eden Mühendislik-Mimarlık Yüksekokulu kuruldu. Binası, dersanesi, personeli ve bütçesi olmadığı halde Üniversite'yi Kurma ve Yaşatma Derneği'nin gayretleri ile 1970-1971 eğitim-öğretim yılında çocuk esirgeme kurumuna ait bir binada (Gazi Lisesi yanı) hizmet vermeye başlayan bu yüksekokul, 5 Temmuz 1971 tarih ve 1418 sayılı kanunun 9. maddesine istinaden Konya Devlet Mimarlık Mühendislik Akademisi ünvanını aldı.Üniversitenin kuruluşuna hazırlık safhasını teşkil eden bu üç okuldan asıl üniversiteye geçiş ise, 1975 yılında gerçekleşti. 11 Nisan 1975 tarihinde yürürlüğe giren "4 üniversitenin kurulması ile ilgili" 1873 sayılı kanunla yurdumuzda dört üniversitenin kurulması öngörülmüş ve Selçuk Üniversitesi' de bu kanuna istinaden kurulmuştur. 1976-1977 eğitim-öğretim yılında Fen Fakültesi ve Edebiyat Fakültesi olmak üzere iki fakülte, 7 bölüm, 327 öğrenci ve 2 kadrolu öğretim üyesi ile faaliyete geçmiştir.Selçuk Üniversitesi için atılım yılı 1982 olmuştur. 20 Temmuz 1982 tarih ve 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile ilk etapta üniversitenin çekirdeğini oluşturan Fen ve Edebiyat Fakülteleri birleştirilerek Fen-Edebiyat Fakültesi'nin kurulmasına, Selçuk Yüksek Öğretmen Okulu'nun Eğitim Fakültesi'ne dönüştürülmesine, Konya Devlet Mühendislik-Mimarlık Akademisi'nin, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi'ne dönüştürülmesine, Konya Yüksek İslam Enstitüsü'nün İlâhiyat Fakültesi'ne dönüştürülmesine, Hukuk, Tıp, Ziraat ve Veteriner Fakültesi ile Sağlık, Fen ve Sosyal Bilimler Enstitüleri'nin kurulmasına, Yabancı Diller Yüksekokulu'nun kaldırılarak Konya Meslek Yüksekokulu'na dönüştürülmesine, Niğde'de Niğde Meslek Yüksekokulu'nun kurulmasına, Kız Sanat Yüksek Öğretmen Okulu'nun Kız Sanat Eğitim Yüksekokulu'na dönüştürülmesine, Niğde Eğitim Enstitüsü'nün Eğitim Yüksekokulu'na dönüştürülmesine karar verilmiştir. 41 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname ile bir anda 8 fakülte, 4 yüksekokul ve 3 enstitü seviyesine ulaşmıştır.Bugün ise Selçuk Üniversitesi 16 Fakülte, 1 Devlet Konservatuvarı, 1 Yabancı Diller Yüksekokulu, 3 Yüksekokul, 22 Meslek Yüksekokulu, 4 Enstitü, 19 Araştırma ve Uygulama Merkezi ve 85.000'in üzerindeki öğrenci sayısı ile Türkiye üniversiteleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır.Ahmet Keleşoğlu Eğitim FakültesiAlmanca ÖğretmenliğiAlmanca Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği(Ereğli)Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri ÖğretmenliğiBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Biyoloji ÖğretmenliğiCoğrafya ÖğretmenliğiFen Bilgisi ÖğretmenliğiFen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fizik Öğretmenliğiİlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliğiİlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İlköğretim Matematik Öğretmenliği(Ereğli)İlköğretim Matematik Öğretmenliğiİlköğretim Matematik Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İngilizce Öğretmenliğiİngilizce Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Kimya ÖğretmenliğiMatematik ÖğretmenliğiOkul Öncesi ÖğretmenliğiRehberlik ve Psikolojik Danışmanlık(İkinci Öğretim)Rehberlik ve Psikolojik DanışmanlıkSınıf ÖğretmenliğiSınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sosyal Bilgiler ÖğretmenliğiSosyal Bilgiler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Tarih ÖğretmenliğiTürk Dili ve Edebiyatı ÖğretmenliğiTürkçe Öğretmenliği(Ereğli)Türkçe ÖğretmenliğiTürkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Zihin Engelliler ÖğretmenliğiZihin Engelliler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Akşehir Kadir Yallagöz Sağlık YüksekokuluHemşirelik (Yüksekokul)(Akşehir Kadir Yallagöz)Beslenme ve Diyetetik (Yüksekokul)Diş Hekimliği FakültesiDiş HekimliğiEdebiyat FakültesiAlman Dili ve EdebiyatıAlman Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Arap Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Arap Dili ve EdebiyatıArkeolojiArkeoloji(İkinci Öğretim)Fransız Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Rus Dili ve EdebiyatıSanat Tarihi(İkinci Öğretim)Sanat TarihiSosyoloji(İkinci Öğretim)SosyolojiTarih(İkinci Öğretim)TarihTürk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Türk Dili ve EdebiyatıFen FakültesiBiyokimya(İngilizce)(UOLP-Montana State Bozeman)(%30 Burslu)Biyokimya(İngilizce)(UOLP-Montana State Bozeman)Biyoloji(İkinci Öğretim)BiyolojiFizikİstatistik(İkinci Öğretim)İstatistikKimya(İkinci Öğretim)KimyaMatematik(İkinci Öğretim)MatematikHukuk FakültesiHukuk(İkinci Öğretim)Hukukİktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİktisatİktisat(İkinci Öğretim)İşletmeİşletme(İkinci Öğretim)Kamu YönetimiKamu Yönetimi(İkinci Öğretim)Uluslararası İlişkilerUluslararası İlişkiler(İkinci Öğretim)İlahiyat Fakültesiİlahiyatİlahiyat(İkinci Öğretim)İletişim FakültesiGazetecilikGazetecilik(İkinci Öğretim)Halkla İlişkiler ve TanıtımHalkla İlişkiler ve Tanıtım(İkinci Öğretim)Radyo, Televizyon ve Sinema(İkinci Öğretim)Radyo, Televizyon ve SinemaReklamcılıkMeram Tıp FakültesiTıp(Meram)Mühendislik-Mimarlık FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İkinci Öğretim)Bilgisayar MühendisliğiÇevre Mühendisliği(İkinci Öğretim)Çevre MühendisliğiElektrik-Elektronik Mühendisliği(İkinci Öğretim)Elektrik-Elektronik MühendisliğiEndüstri MühendisliğiHarita MühendisliğiHarita Mühendisliği(İkinci Öğretim)İnşaat Mühendisliğiİnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim)Jeoloji MühendisliğiJeoloji Mühendisliği(İkinci Öğretim)Kimya MühendisliğiKimya Mühendisliği(İkinci Öğretim)Maden MühendisliğiMaden Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine MühendisliğiMakine Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine Mühendisliği(İngilizce)(UOLP-Montana State Bozeman)(%30 Burslu)Makine Mühendisliği(İngilizce)(UOLP-Montana State Bozeman)Metalurji ve Malzeme MühendisliğiMimarlıkŞehir ve Bölge PlanlamaSelçuklu Tıp FakültesiTıp(Selçuklu)Veteriner FakültesiVeterinerlikZiraat FakültesiBahçe BitkileriBitki KorumaGıda MühendisliğiTarım EkonomisiTarım MakineleriTarımsal Yapılar ve SulamaTarla BitkileriToprak Bilimi ve Bitki BeslemeZootekniSağlık Bilimleri FakültesiEbelik (Fakülte)Hemşirelik (Fakülte)Sağlık Yönetimi (Fakülte)(İkinci Öğretim)Sağlık Yönetimi (Fakülte)Sosyal Hizmet (Fakülte)Beyşehir Ali Akkanat İşletme Fakültesiİşletme(Beyşehir Ali Akkanat)(İkinci Öğretim)İşletme(Beyşehir Ali Akkanat)Beyşehir Ali Akkanat Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik YüksekokuluKonaklama İşletmeciliği (Yüksekokul)(Beyşehir Ali Akkanat)Konaklama İşletmeciliği (Yüksekokul)(Beyşehir Ali Akkanat)(İkinci Öğretim)Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik YüksekokuluKonaklama İşletmeciliği (Yüksekokulu)

http://www.ulkemiz.com/selcuk-universitesi

9. Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi, 26-30 Nisan 2017, Antalya

9. Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi, 26-30 Nisan 2017, Antalya

Tarih: 26 Nis 2017 - 30 Nis 2017 Lokasyon: Susesi Deluxe Hotel & Kongre Merkezi Şehir: Belek Antalya Web Sitesi: www.psikofarmakoloji2017.org Değerli Meslektaşlarımız, Psikofarmakoloji Derneği tarafından düzenlenen 9. Uluslararası Psikofarmakoloji Kongresi ve 5. Uluslararası Çocuk ve Ergen Psikofarmakolojisi Sempozyumu (9. UPK & 5. UÇEPS), 26-30 Nisan 2017 tarihleri arasında Belek, Susesi Otel’ de gerçekleştirilecektir. Psikofarmakoloji Derneği (PD), bölgenin coğrafi, tarihi ve kültürel merkezi olan Türkiye’de, psikofarmakoloji ve nörobilim alanında öncü bir profesyonel topluluktur. “Beyin Aklımızda” sloganı ile,  PD beyin işlevleri ve insan davranışlarını anlamadaki gelişmelerin tedavilere daha iyi  yansıtılması ve bu alandaki  toplumsal  bilincin geliştirilmesi çabalarına bir örnektir. Çünkü,  PD’nin temel amacı psikiyatrik hastalıkların bilimsel temelinin daha iyi anlaşılması için psikofarmakoloji ile diğer ilgili disiplinler arasında iletişim ve işbirliği kolaylaştırmaktır. Bu hedefe ulaşmak için; bilimsel toplantılar düzenlemekte, araştırma ve eğitimi ve  bilimsel dergiler ve kitapların yayınlanmasını teşvik etmektedir. Bu bilimsel toplantılardan en önemlilerinden birisi de Uluslararası Psikofarmakoloji Kongreleri ve   Uluslararası Çocuk ve Ergen Psikofarmakolojisi Sempozyumlarıdır. Bu kongrelerden  bu yılki 9. UPK & 5. UÇEPS  kongremizin   teması olarak “Beyni Daha İyi Anlamak için Bilginin Paylaşım” belirlendi. 9. UPK & 5. UÇEPS, seçkin yerel ve uluslararası konuşmacıların katkılarıyla, katılımcılar için psikofarmakoloji, biyolojik psikiyatri, nörobilim, nörogörüntüleme gibi konularda bilgilerini yenileme, güncelleştirme ve geliştirmeleri, ayrıca tüm psikiyatrik bozukluklar için bakım standartlarını geliştirmeleri için olağanüstü bir fırsat sunacaktır. 9. UPK & 5. UÇEPS, en yetkin ulusal ve uluslararası konuşmacılarla interaktif bir platform oluşturarak onların günlük pratikte karşılaşılan sorunlarla ilgili kendi çözüm önerilerini ve deneyimlerini paylaşmalarını, katılımcıların sorular sormasını teşvik ederek tedaviye dirençli olgularda yeni klinik verileri temel alarak özgün yaklaşımlar geliştirilmesine de aracılık edecektir. Ayrıca farmakolojik olmayan psikiyatrik tedaviler ve bunların yönetim standartları ile ilgili sunum ve tartışmalar düzenleyip, psikiyatrik tedavide entegrasyon konusuna katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Daha önceki kongrelerimizde olduğu gibi seçkin ulusal ve uluslararası bilimciler psikofarmakolojideki en son gelişmeleri konferanslar, paneller, ikili/ çoklu tartışmalar ve uydu sempozyumlar ile aktaracaklardır. Ayrıca değerli katılımcılarımız için çeşitli çalıştay, uzmanla buluşma toplantıları ve sertifika kursları düzenlenecektir. Sunum yapmak üzere kabul edilmiş bildiriler ise SCI-E (Science Citation Index-Expanded) ile indekslenen Klinik Psikofarmakoloji Bülteni özel sayısında yayınlanacaktır. Poster jürisi tarafından seçilecek olan 3 poster bildiriye ‘Psikofarmakoloji Derneği   Araştırma Teşvik Ödülleri’ verilecektir. Sizleri  9. UPK & 5. UÇEPS’na davet ederken; bir yandan kongrenin ufuk açan bilimsel programından yararlanmanızı, diğer yandan da antik kalıntılarıyla Antalya’mızın iki bin yılı aşan tarihinin yanında,  Expo 2016 Antalya Fuarı   gibi  postmodern güzelliklerini keşfetme fırsatınız olacağını mutlulukla belirtmek isteriz. Sizleri Türkiye’nin ve Akdeniz’in incisi Antalya’da karşılamayı bekliyoruz. Saygılarımızla, 9. UPK & 5. UÇEPS Düzenleme Kurulu Genel Bilgiler KONGRE TARİHLERİ 26 – 30 Nisan 2017 KONGRE MERKEZİ Susesi Deluxe Hotel & Kongre Merkezi Iskele Mevkii 04450 Belek Antalya, Belek, Serik, Antalya   KONGRE DİLİ Kongre resmi dilleri Türkçe ve İngilizce’dir. Kongre süresince ana salonlarda Türkçe-İngilizce ve İngilizce-Türkçe simultane çeviri yapılacaktır.   RESMİ DAVET MEKTUPLARI Kongre katılımı için kurumlara verilmek üzere talep edilecek kongre davet yazıları Kongre Sekreterliği aracılığı ile isteyen katılımcılara gönderilecektir. Bu tür davet yazıları sadece izin amacı ile kullanılabilir. Bu tür davet mektubu sahibi misafirlerin kayıt ve konaklama ücretleri kendilerine aittir.   ÖNEMLİ TARİHLER Online bildiri gönderimi başlangıç : 3 Ekim 2016 Bildiri gönderimi için son tarih : 20 Ocak 2017 Erken kayıtlar için son tarih : 3 Şubat 2017 Bildiri değerlendirme sonuçlarının ilan edilmesi : 17 February 2017 Tam metin gönderimi son tarih : 3 Mart 2017 SUNUMLAR Hazırlanacak olan posterler 70cm genişlik, 90 cm yükseklik ölçülerine göre hazırlanmalıdır. Sözlü sunumlar 10 dakikalık sunum süresine göre ayarlanmalıdır. Sunumun 8 dakikası sunum için ayrılacak olup, 2 dakikası tartışma için kullanılacaktır. * Sunumlar Psikofarmakoloji Derneği resmi dergisi Bulletin of Clinical Psychopharmacology’de kongre ek sayısı olarak yayınlanacaktır. KREDİLENDİRME Kongrenin tüm oturumları Türk Tabipler Birliği Sürekli Tıp Eğitimi Kurulunca kredilendirilecektir. KAYIT VE BİLGİ MASALARI Kongre merkezi Susesi Otel & Toplantı Merkezi’ndeki kayıt ve danışma masası ile Ela Otel’deki danışma masası 26 Nisan 2017 tarihinden itibaren çalışmaya başlayacaktır. Kayıt masamız 26 – 30 Nisan 2017 tarihleri arasında 07:00 – 21:00 saatleri arasında açık kalacaktır. İPTALLER Tüm kayıt iptalleri yazılı olarak Organizasyon Sekreteryası, Global Turizm’e yapılmalıdır. 3 Şubat 2017 tarihinden önce yapılacak iptallerde 100 Euro hizmet ücreti kesildikten sonra iade yapılacaktır. Bu tarihten sonra yapılacak iptallerde iade yapılmayacak olup, ancak isim değişikliği yapılabilecektir. Tüm konaklama iptalleri yazılı olarak Organizasyon Sekreteryası, Global Turizm’e yapılmalıdır. 3 Şubat 2017 tarihinden önce yapılacak iptallerde 1 gecelik konaklama ücreti düşüldükten sonra paket ücretinin kalan kısmı iade edilecektir. Bu tarihten sonra yapılacak iptal taleplerinde iade yapılmayacaktır. KATILIM SERTİFİKALARI Tüm katılımcılar katılım sertifikalarını 29 Nisan 2017 tarihinde saat 13:00 itibariyle kayıt masasından alabileceklerdir. TRANSFER HİZMETLERİ Transfer talebini Global Turizm’e bildiren tüm katılımcılar için havaalanı transfer hizmeti sağlanacaktır. Kongre giriş ve çıkış günlerindeki tek yön havaalanı-otel transfer ücreti 20 Euro + KDV olacaktır. Diğer günlerde talep edilecek havaalanı transferleri tek yön 45 Euro + KDV olarak uygulanacaktır. Lütfen özel talepleriniz ile ilgili Global Turizm ile iletişim kurunuz.   KİŞİSEL SİGORTA Organizasyon Kurulu kişisel yaralanma, hastalık ve diğer kazalar konusunda sorumluluk kabul etmemektedir. Katılımcıların kongre katılım süresince kişisel sağlık sigortalarını yaptırmaları önerilmektedir.   SPONSORLUK VE SERGİ ALANLARI Kongre bu alanda faaliyet gösteren firmalar için farklı tanıtım ve sponsorluk seçenekleri sunmaktadır. Stand ve diğer sponsorluk detayları ile ilgili bilgi almak ve talepleriniz ile ilgili görüşmek için lütfen Global Turizm ile temas kurunuz. icp-2017@globalturizm.com.tr  

http://www.ulkemiz.com/9-uluslararasi-psikofarmakoloji-kongresi-26-30-nisan-2017-antalya

XIII. Ege Tıp Genetik Çalıştayı, 4-5 Mayıs 2017, İzmir

XIII. Ege Tıp Genetik Çalıştayı, 4-5 Mayıs 2017, İzmir

Tarih: 04 May 2017 - 05 May 2017 Lokasyon: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi 20 Mayıs anfisi Şehir: İzmir Web Sitesi: sitogenetik.egegenetik.org Değerli meslektaşlarımız, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı olarak,  “XIII. Ege Tıp Genetik Çalıştayı” kapsamında “Sitogenetik Uygulamalar Çalıştayı”nın,  4-5 Mayıs 2017’de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Genetik Anabilim Dalı ve 20 Mayıs anfisinde düzenleneceğini sizlere iletmek istiyoruz. Giderek artan talepler üzerine, yeni teknolojilerin yanı sıra, Sitogenetik alanında da deneyimlerin paylaşıldığı bir Genetik çalıştayına gereksinim olduğu anlaşılmıştır. Amacımız, Sitogenetik ile ilgili temel bilgilerin iyi anlaşılmasının yanında, uygulama alanlarında gelişen yeniliklerin paylaşılacağı bir buluşmayı gerçekleştirmektir. Bu alanda çalışan deneyimli meslektaşlarımızla, bilgi ve deneyimlerini arttırmak isteyen meslektaşlarımızın bir araya gelerek, iletişimlerini geliştirmelerini hedefliyoruz. Temel bilgilerden farklı uygulamalardaki yeniliklere kadar uzanan çalıştay kapsamının, katılımcılar açısından tatminkar olacağını umuyoruz. Sizlerle Sitogenetik Uygulamalar Çalıştayında,  güzel bir İzmir baharında buluşmak üzere en iyi dileklerimizi sunarız. Saygılarımızla Prof. Dr. Özgür Çoğulu Doç. Dr. Haluk Akın

http://www.ulkemiz.com/xiii-ege-tip-genetik-calistayi-4-5-mayis-2017-izmir

Fotoğraf Eğitimi Üzerine

Fotoğraf Eğitimi Üzerine

İnsanoğlunun yeryüzü serüveni hep “yaparak öğrenme” şeklinde gelişmiştir. Buna “sınama yanılma” yöntemi de denir.

http://www.ulkemiz.com/fotograf-egitimi-uzerine

VIII. Ulusal Haseki Tıp Kongresi & VII. Haseki Hemşirelik Sempozyumu

VIII. Ulusal Haseki Tıp Kongresi & VII. Haseki Hemşirelik Sempozyumu

Tarih: 04 May 2017 - 07 May 2017 Lokasyon: Cornelia Diamond Resort, Belek Şehir: Antalya Web Sitesi: www.hasekigunleri2017.org Değerli Meslektaşlarımız,Sizleri bu yıl sekizincisini 4 – 7 Mayıs 2017 tarihleri arasında Cornelia Diamond Resort Belek, Antalya’da düzenleyeceğimiz Ulusal Haseki Tıp Kongresi’ne davet etmenin onur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Tarihçesi inşaasının tamamlandığı 1550 yılına dayanan, tarih boyunca ön planda bir sağlık merkezi olarak idame ettirilen ve 1994 yılından bu yana uzmanlık eğitimi veren bu köklü kurumun yılda bir kez düzenlediği bu kongre günlük klinik uygulamada çağı yakalamak ve ortak dil tesis etmek konusunda özellikle önemsenmektedir. Bu yıl kongre programımızda disiplinler arası işbirliğinin vurgulanacağı güncel yaklaşımların tartışılacağı panel, konferans ve oturumlar yapılması planlanmaktadır. Güncel ilgi çekici yenilikleri konuların uzmanlarından dinleyebileceğiniz bilimsel açıdan tatmin edici ve keyifli bir kongre olacağını düşünmekteyiz. Aynı zamanda kongremiz bünyesinde VII. Haseki Hemşirelik Sempozyumu yine güncel konuların uzmanlarınca tartışıldığı kaliteli bir bilimsel etkinlik olarak planlanmıştır. Köklü bir eğitim kurumu olması nedeniyle ülkemizin her yerinde kurumumuzdan eğitim almış nice meslektaşımız bulunmaktadır. Bu kongrenin sosyal paydasında aynı zamanda yıllar geçtikçe genişleyen bir ailenin fertlerini yeniden biraraya getirme duygusu mevcuttur. Bilimsel ve sosyal açıdan keyifli vakit geçireceğiniz ve kazanımlarla dolu olarak döneceğinizi düşündüğümüz kongremizde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyacağız. Saygılarımızla. Kongre Düzenleme ve Yönetim Kurulu adına Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Akıncı

http://www.ulkemiz.com/viii-ulusal-haseki-tip-kongresi-vii-haseki-hemsirelik-sempozyumu

4. Temel Hemşirelik Bakımı Kongresi, 25-27 Mayıs 2017, Bodrum

4. Temel Hemşirelik Bakımı Kongresi, 25-27 Mayıs 2017, Bodrum

Tarih: 25 May 2017 - 27 May 2017 Lokasyon: Kefaluka Resort Otel Şehir: Bodrum Web Sitesi: www.thbk2016.org Bakım, yalnızca hemşireliğe özgü olmayan, ancak hemşireliğin varoluş nedeni ve hemşirelik ile birlikte profesyonel bir nitelik kazanan, fiziksel, psikolojik, sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik, öznel ve etik boyutları olan bir kavram ve olgudur. Bakım kavramının hemşirelik için anlam ve önemini ortaya çıkarmak, bakım kalitesini etkileyen kültürel, sosyal, siyasal, ekonomik ve örgütsel / kurumsal faktörleri tartışabilmek ve hemşirelik uygulamalarında karşılaşılan bakım sorunlarının çözümlenmesine yönelik stratejiler geliştirmek amacıyla 2010 yılından bu yana her iki yılda bir olmak üzere Temel Hemşirelik Bakım Kongreleri düzenlenmektedir. Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Esasları Anabilim Dalı olarak 4. Temel Hemşirelik Bakımı Kongresi’nin uluslararası katılımlı olarak 25-27 Mayıs 2017 tarihinde Bodrum Kefaluka Otelde düzenleneceğini duyurmaktan onur duyuyoruz. Kongre teması “Hemşireliğin Sesi: Bakım” olarak belirlenmiştir. Kongre bilimsel programında bakım ve profesyonellik, sağlık politikaları ve bakım, çalışma yaşamının bakıma etkileri, teknolojinin bakıma yansımaları, hemşirelik bilişimi, hemşirelik bakımı ve yasal düzenlemeler, hemşirelik eğitimi, araştırmaları ve bakım ve hemşirelik bakımı ve liderlik konularında alanında uzman konuşmacıların konferansları, panel, sözel ve poster bildiri oturumları yer alacaktır. Bakıma profesyonel katkılarımızı paylaşmak ve ortak sesimizi bakımla ilgili tüm kişi ve kuruluşlara duyurabilmek dileğiyle kongre düzenleme kurulu adına saygılarımı sunarım. Prof. Dr. Leyla Dinç Kongre Başkanı Kongre Yeri Kefaluka Resort Otel Toplantı Dili Kongre dili Türkçe olup yabancı meslektaşlarımızın konuşmaları için İngilizce/Türkçe, eş zamanlı çeviri hizmeti verilecektir. Bilimsel Program Konferans, panel, sözel ve poster bildiri sunumlarını içerecektir. Sosyal Program Tüm katılımcıların katılabileceği Hoşgeldiniz Kokteyli, Kapanış Partisi ve yarım gün rehberli Bodrum Kalesi ve Bodrum beldesi gezisi düzenlenecektir. Sosyal program detayları kayıtlı katılımcılara email yolu ve kongre web sayfası üzerinden bildirilecektir. Katılım Sertifikası Kongre ve kurs katılım sertifikaları 27 Mayıs 2017 tarihinde kongre kayıt masasından alınabilecektir. Stand ve Sergi Kongreye stand ve/veya sponsorluk başvurusu ile katılmak isteyen kuruluşlar Alp Reyal Turizm organizasyon yetkilisi ile bağlantıya geçebilirler. Sergi alanı 25-27 Mayıs 2017 tarihlerinde 08:00 – 19:00 saatleri arasında fuaye alanında açık olacaktır.

http://www.ulkemiz.com/4-temel-hemsirelik-bakimi-kongresi-25-27-mayis-2017-bodrum

Rize Üniversitesi

Rize Üniversitesi

Adres: Rize Üniversitesi Rektörlüğü Milli Piyango Eğitim Kampüsü 53100 / RİZETelefon: 0464 223 6126Web: www.rize.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Rize Üniversitesi 17 Mart 2006 tarihinde ve 26111 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 15 yeni üniversite kurulmasına ilişkin Kanunla kurulmuştur.Rize Üniversitesi kuruluşunda Karadeniz Teknik Üniversitesi'ne bağlı iken kendisine devredilen Fen-Edebiyat, Su Ürünleri, İlahiyat, Eğitim Fakülteleri ile Fındıklı Meslek, Rize Meslek Yüksek Okullarıyla birlikte Tıp Fakültesi, Ardeşen Meslek Yüksekokulu, Sağlık Meslek Yüksekokulu ve Fen, Sosyal ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinden oluşmaktadır. Mevcut yapısıyla Rize Üniversitesi Fen ve Sosyal Bilimler ağırlıklı bir üniversite durumundadır.Mühendislik ve Teknik Bilimler açısından da yeni fakültelerle geliştirilmesi planlanmaktadır. Diğer taraftan yasal olarak kurulmuş Tıp Fakültesinin tam donanımlı olarak kurulması Hastanesinin oluşturulması gerekmektedir.İyi bir altyapı oluşturmak adına Rektörlük binası, Fen ? Edebiyat ve Su Ürünleri Fakülteleri ek derslik binaları ve Rize Meslek Yüksekokulu İktisadi Programlar ek bina ve yeni fakülte ve yüksekokul binaları projelendirilmiştir.Eğitim FakültesiFen Bilgisi ÖğretmenliğiFen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliğiİlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İlköğretim Matematik Öğretmenliğiİlköğretim Matematik Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sınıf ÖğretmenliğiSınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sosyal Bilgiler ÖğretmenliğiSosyal Bilgiler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen-Edebiyat FakültesiBiyolojiFizikKimyaMatematikTarihTürk Dili ve EdebiyatıMatematik(İkinci Öğretim)İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİşletme(İkinci Öğretim)İşletmeİktisat(İkinci Öğretim)İktisatİlahiyat Fakültesiİlahiyatİlahiyat(İkinci Öğretim)Su Ürünleri FakültesiSu Ürünleri MühendisliğiTıp FakültesiTıpTurgut Kıran Denizcilik YüksekokuluDeniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği (Yüksekokul)Sağlık YüksekokuluHemşirelik (Yüksekokul)

http://www.ulkemiz.com/rize-universitesi

Pamukkale Üniversitesi

Pamukkale Üniversitesi

Adres: Kınıklı Kampüsü 20020/DENİZLİTelefon: 0258 296 20 00Web: www.pau.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Pamukkale Üniversitesi, 1992 yılında Denizli'de kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir.1992 yılına kadar Dokuz Eylül Üniversitesi'ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Denizli Mühendislik Fakültesi, Eğitim Yüksekokulu ve Denizli Tıp Fakültesi ile kurulan Üniversite, bugün altı fakülte, üç enstitü, beş yüksekokul, sekiz meslek yüksekokulu ile faaliyetlerini sürdürmektedir.Genç yaşına rağmen hızla gelişerek, Eylül 2009 itibariyle, 32000 öğrenci, 1500'ü akademik olmak üzere 2700 çalışana ulaşmıştır.Pamukkale Üniversitesi Kınıklı Kampüsü toplam alanı 2500 dönüm(2.500.000 metrekare) olmaktadır. 2000-2006 yılları arasında yeni bir kampüste, Kınıklı kampüsünde yapılanmaya ağırlık vermiştir. Tüm fakültelerin ve sosyal tesislerin bir araya toplanacağı bir alan olarak düşünülen Kınıklı kampüsünde çok hızlı bir altyapı çalışması süreci yaşanmaktadır. 2006-2007 yılında hizmete giren; Teknik Eğitim-Mühendislik Fakülteleri, Fen-Edebiyat Fakültesi Ek Binaları,İktisadi ve İdari Bilimler Ek binları, Rektörlük,Eğitim Fakültesi yeni Binası, Kütüphane, Yemekhane, Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu(Spor Merkezi) binaları ve Olimpik Yüzme havuzunu da içeren modern spor kompleksi(Sauna,Fin Hamamı,Türk Hamamı,Restaurant,Tırmanma Duvarı,Eğitim Havuzu,Olimpik Yüzme Havuzu,Squash) açık spor tesisleri,konukevi,cafe-restaurant,gece ışıklandırmalı-tribünlü-sentetik çim ve tantan pistli olimpik futbol stadyumu ile 12.000 m²'lik yeni hastane bloklarının oluşturduğu toplam kapalı alan 70.000 m²'yi geçmektedir.Pamukkale Üniversitesinin toplam kapalı alanı yeni ilaveler ile 200.000 m²'ye ulaşmıştır.Pamukkale Üniversitesinde akademik ve idari personelin sayı ve niteliğinin artması, yukarıda bahsedilen yeni mekânlar ile modern eğitim-öğretim ve hizmet ortamlarının yaratılması sayesinde araştırma ve eğitim-öğretim standardının önde gelen Üniversitelere ulaştırılması sağlanmıştır.Modern bir kütüphanesi vardır..Bu arada 2008 yılı itibariyle;45000 adet kitap,63 adet online veri tabanı,48000 adet elektronik dergi,37000 adet elektronik kitap,12 adet cd-rom veri tabanı,2 adet dvd-rom tabanı,750 başlıklı dergi ve 1350 adet tez bulunmaktadır. Bilimsel alt yapının gelişmesine paralel olarak Uluslararası Atıf endeksince taranan dergilerde yayımlanan makale sayısı 1991 yılında 41 iken 2004' de 145' e, 2005' de 227' ye ve 2006 yılının ilk 6 ayında 173'e yükselmiştir. Bilimsel etkinlikler de bu gelişmelere paralel olarak artmış, hemen her hafta en az bir etkinliğin düzenlendiği Üniversitemizde 2005-2006 Akademik Yılında gerçekleştirilen bilimsel toplantısayısı150, konuşmacı sayısı ise 5.000' i aşmıştır. Uluslararası öğrenci ve öğretim elemanı değişimlerine önem verilmiş, Sokrates-Erasmus programları kapsamında 7 Avrupa'nın önde gelen üniversitelerinde sürdürülen 30 program ile işbirliği anlaşmaları imzalanmıştır.Denizli Sağlık YüksekokuluHemşirelik (Yüksekokul)Eğitim FakültesiBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri ÖğretmenliğiBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen Bilgisi ÖğretmenliğiFen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İlköğretim Matematik Öğretmenliğiİlköğretim Matematik Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İngilizce ÖğretmenliğiOkul Öncesi ÖğretmenliğiOkul Öncesi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık(İkinci Öğretim)Rehberlik ve Psikolojik DanışmanlıkSınıf ÖğretmenliğiSınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sosyal Bilgiler ÖğretmenliğiSosyal Bilgiler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Türkçe ÖğretmenliğiTürkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen-Edebiyat FakültesiArkeoloji(İkinci Öğretim)ArkeolojiBiyolojiBiyoloji(İkinci Öğretim)Felsefe(İkinci Öğretim)FelsefeFizikFransız Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Kimya(İkinci Öğretim)KimyaMatematik(İkinci Öğretim)MatematikSanat TarihiSosyoloji(İkinci Öğretim)SosyolojiTarih(İkinci Öğretim)TarihTürk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Türk Dili ve EdebiyatıFizik Tedavi ve Rehabilitasyon YüksekokuluFizyoterapi ve Rehabilitasyon (Yüksekokul)İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri(İkinci Öğretim)Ekonometriİktisatİktisat(İkinci Öğretim)İktisat(İngilizce)İktisat(İngilizce)(İkinci Öğretim)İşletmeİşletme(İngilizce)İşletme(İkinci Öğretim)MaliyeMaliye(İkinci Öğretim)Siyaset Bilimi ve Kamu YönetimiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi(İkinci Öğretim)Uluslararası Ticaret ve FinansmanUluslararası Ticaret ve Finansman(İkinci Öğretim)Mühendislik FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İngilizce)Çevre MühendisliğiElektrik-Elektronik MühendisliğiElektrik-Elektronik Mühendisliği(İkinci Öğretim)Endüstri MühendisliğiGıda MühendisliğiGıda Mühendisliği(İkinci Öğretim)İnşaat Mühendisliğiİnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim)Jeoloji MühendisliğiJeoloji Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine MühendisliğiMakine Mühendisliği(İkinci Öğretim)Tekstil MühendisliğiTıp FakültesiTıpTurizm İşletmeciliği ve Otelcilik YüksekokuluKonaklama İşletmeciliği (Yüksekokul)Yiyecek-İçecek İşletmeciliği (Yüksekokul)

http://www.ulkemiz.com/pamukkale-universitesi

Recep Tayyip Erdogan Üniversitesi

Recep Tayyip Erdogan Üniversitesi

Adresi: Recep Tayyip Erdogan Üniversitesi Zihni Derin Yerleşkesi - Fener Mahallesi 53100 Merkez/RİZE Web Sitesi : http://erdogan.edu.tr/ Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, 17 Mart 2006 tarih ve 26111 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 15 yeni üniversite kurulmasına ilişkin 5467 sayılı Kanunla Rize Üniversitesi adıyla kurulmuş olup, 11 Nisan 2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi adını almıştır. Rize Üniversitesi kuruluşunda KTÜ'ye bağlı iken kendisine devredilen Su Ürünleri, İlahiyat, Fen-Edebiyat, Eğitim Fakülteleri ile Fındıklı ve Rize Meslek Yüksek Okullarıyla (Teknik Bilimler Meslek ve Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu olarak ikiye ayrılmıştır.) birlikte Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi, Ardeşen Turizm Fakültesi, Turgut Kıran Denizcilik Yüksekokulu, Sağlık Yüksekokulu, Güneysu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu, Yabancı Diller Yüksekokulu, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Fındıklı Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu ile Ardeşen Meslek Yüksekokulu, Pazar Meslek Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu, Adalet Meslek Yüksek Okulu ve Fen, Sosyal ve Sağlık Bilimleri Enstitülerinden oluşmaktadır. Üniversitemiz mevcut haliyle 3 Enstitü, 12 Fakülte, 6 Yüksekokul, 7 Meslek Yüksekokulu, 7 Araştırma ve Uygulama Merkezi ve Rektörlüğe bağlı 6 bölüm olmak üzere 41 akademik birimden oluşmaktadır.Mevcut yapısıyla Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen ve Sağlık Bilimleri ağırlıklı bir üniversite durumundadır.

http://www.ulkemiz.com/recep-tayyip-erdogan-universitesi

Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi

Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi

Somut Olmayan Miras Müzesi 23 Eylül 2005 tarihinde Gazi Üniversitesi Rektörlük Kampüsü Merkez Kütüphanesi içerisinde Prof Dr. Kadri Yamaç (G.Ü eski rektörü), UNICEF Türkiye Temsilcisi Talât S. Halman, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mustafa Büyük tarafından Gazi Üniversitesi Türk Halkbilimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (THBMER) bünyesinde açılmıştır. Müze 2 iki salondan oluşmaktadır. Müzenin envanterinde 1500'ü obje olmak üzere yaklaşık 4000 eser bulunmaktadır.Müzenin Bölümleri    Askere uğurlama    Evlenme Gelenekleri    Doğum Öncesi    Doğum Sonrası    Ekmek Yapımı    Hayvancılık    Tarım ve Hayvancılık    2008 UNESCO K.Mahmut Yılı    Kırklama    Geleneksel Meslekler    Nasrettin Hoca    SOKU    Ölçü Tartı Araç Gereçleri    Mutfak    Sünnet    Süt Ürünleri    TarımİletişimGazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültür Miras Müzesi Gazi Üniversitesi Rektörlük yerleşkesi Merkez Kütüphane 4. katında bulunmaktadır. Müze hafta içi 09.00–17.00 saatleri arasında müzecilik eğitimi almış, deneyimli Türk Halkbilimi Yüksek Lisans öğrencileri eşliğinde gezilebilmektedir. Müze, birinci ve dördüncü sınıfta halkbilimi müzeciliği dersi alan öğrencilerin uygulamalı çalışmalarda bulunabilecekleri bir laboratuvar görevini de görmektedir.

http://www.ulkemiz.com/gazi-universitesi-somut-olmayan-kulturel-miras-muzesi

Özyeğin Üniversitesi

Özyeğin Üniversitesi

Adres: Kuşbakışı Cad. No:2 34662 Altunizade Üsküdar İstanbulTelefon: 0216 559 20 00Web: www.ozyegin.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından kurulan Özyeğin Üniversitesi, yaşamla iç içe, yenilikçi, yaratıcı ve girişimci bir öğrenim merkezi olarak topluma hizmet vermeyi amaçlamaktadır. Özyeğin Üniversitesi, Türkiye ortamında olduğu kadar bölgesel ve küresel ölçekte de geçerli olacak yaratıcı, özgün, faydalı ve uygulanabilir bilgi üretmeyi ve üretilen bilginin uygulamaya geçirilmesi sürecinde aktif bir rol oynamayı hedeflemektedir. Öğrenim programlarını, yükselen mesleklerde derinlemesine bilgi sahibi, yabancı dile hakim, iletişim ve bilgi teknolojileri kullanımında yetkin ve uygulama becerisi olan gençler yetiştirmeye yönelik şekillendiren Özyeğin Üniversitesi, bireysel sorumluluk alabilen, ilkelerine bağlı, sonuç odaklı, teorik bilgi ve uygulama deneyimine sahip, sürekli öğrenmeyi ilke edinen mezunları sayesinde sahip olduğu vizyonu gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİşletme(İngilizce)(%50 Burslu)İşletme(İngilizce)(Tam Burslu)Bankacılık ve Finans (Fakülte)(İngilizce)(Tam Burslu)Bankacılık ve Finans (Fakülte)(İngilizce)(%50 Burslu)Girişimcilik(İngilizce)(Tam Burslu)İşletme(İngilizce)(%25 Burslu)Mühendislik FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Endüstri Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Endüstri Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Makine Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Makine Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Endüstri Mühendisliği(İngilizce)(%25 Burslu)Uygulamalı Bilimler YüksekokuluOtel Yöneticiliği (Yüksekokul)(İngilizce)(%50 Burslu)Otel Yöneticiliği (Yüksekokul)(İngilizce)(Tam Burslu)Otel Yöneticiliği (Yüksekokul)(İngilizce)(%25 Burslu)Hukuk FakültesiHukuk(%50 Burslu)Hukuk(Tam Burslu)Hukuk(%25 Burslu)Fen-Edebiyat FakültesiPsikoloji(İngilizce)(%50 Burslu)Psikoloji(İngilizce)(Tam Burslu)Psikoloji(İngilizce)(%25 Burslu)Sivil Havacılık YüksekokuluSivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği (Yüksekokul)(İngilizce)(Tam Burslu)Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği (Yüksekokul)(İngilizce)(%50 Burslu)Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği (Yüksekokul)(İngilizce)(%25 Burslu)

http://www.ulkemiz.com/ozyegin-universitesi

Belgesel Fotoğrafçılığı Nedir

Belgesel Fotoğrafçılığı Nedir

Fotoğraf çekme edimi kimine göre hobi, kimine göre meslek, kimisi için sanat ya da iletişim aracı, yani bir dil…

http://www.ulkemiz.com/belgesel-fotografciligi-nedir

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0