Arama Sonuçları..

Toplam 41 kayıt bulundu.
Ülker Bisküvi Sanayi A.Ş kim kurdu ? Sektördeki yeri nedir ?

Ülker Bisküvi Sanayi A.Ş kim kurdu ? Sektördeki yeri nedir ?

Ülker, Ülker Bisküvi Sanayi A.Ş adıyla Sabri Ülker ve Asım Ülker tarafından 22 Şubat 1944'te kurulmuş gıda üreticisi şirket. Ülker ürünlerini 110 ülkeye ihraç etmektedir.

http://www.ulkemiz.com/ulker-biskuvi-sanayi-a-s-kim-kurdu-sektordeki-yeri-nedir-

26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, 25-29 Nisan 2017, Antalya

26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi, 25-29 Nisan 2017, Antalya

Tarih: 25 Nis 2017 - 29 Nis 2017 Lokasyon: Maxx Royal Otel Şehir: Belek - Antalya Web Sitesi: www.ftr2017.org Değerli Meslektaşlarımız, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği adına 25-29 Nisan 2017 tarihleri arasında Antalya’da düzenleyeceğimiz 26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresinde sizleri ağırlamaktan onur ve mutluluk duyacağız. İnsan sağlığı günümüzdeki bilimsel ve teknolojideki gelişmelerle birlikte toplumların sosyoekonomik değişimleri ile dinamik bir süreç içinde yer almaktadır. Bizler, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon hekimleri olarak sağlık adına bireylerin içinde bulundukları ortamlara bağlı olarak ortaya çıkan aktivitelerdeki kısıtlılıkları veya günlük yaşama katılımdaki yetersizlikleri ile baş edebilmelerini, optimal fonksiyonlarının sağlanması ve yaşamlarını bağımsız sürdürebilmelerini hedefledik. Bu amaca ulaşabilmek için aldığımız temel eğitimi genel sağlık ve rehabilitatif yaklaşım alanındaki güncellediğimiz bilgilerimiz ışığında, zenginleşmiş pratiğimizle profesyonel hayatımızı en etkin biçimde hastalarımızın yararına sunmayı seçtik. 26. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresinin teması, “Hastalıktan Sağlığa” olarak belirlenmiştir. Sağlığa geçiş kavramında rehabilitasyon vazgeçilmez bir basamaktır. 2017 yılında düzenleyeceğimiz kongremizin güncel bilgi paylaşımı ile bu paylaşımların sağlığa ulaşmada en önemli basamak olan rehabilitasyondaki gelişmeler adına kullanılabilmesine, yeni bilimsel çalışmalara katkıda bulunacak fikirler üretilmesine ve en verimli eğitimin modellerinin geliştirilmesine dayanak sağlayacak önemli bir kaynak olmasını ummaktayız. Bu kaynak sizlerin katılımı ile gelişecek ve hedefine ulaşacaktır. Bu hedefe yönelik olarak, kongremizde profesyonel ilgi alanlarımızdaki bilgilerimizi güncellemek, yeteneklerimizi geliştirmek, ulusal ve uluslararası koordinasyonu arttırarak beklentileri karşılamak üzere kapsamlı bir program tasarladık. Kongremizin ana konuları bu yıl ‘Kas İskelet Sistemi Hastalıklarında Güncellemeler’’, ‘‘Romatolojik Hastalıklarda Güncellemeler’’ ve “Rehabilitasyonda Güncellemeler’’ kongre sırasında düzenlenecek sempozyumların konuları ise ‘’Algoloji’’, ‘’Klinik Norofizyoloji’’ ve ‘’Geleneksel Tamamlayıcı ve Rejeneratif Tıp Yöntemleri’’ olarak seçildi. Ayrıca meslektaşlarımızın ilgi alanlarına göre tercih edebileceği panel veya kurslarla en güncel bilgilere ulaşabilmeleri amacıyla kongremiz süresince Çalışma gruplarımız düzenleyeceği paneller ve kurslarda da bilgi ve deneyimlerini bizlerle paylaşacaklardır. Bunun yanında alanda uzmanlık yapan meslektaşlarımızın özellikle ilgisini çekebileceğini düşündüğümüz, meslektaşlarımızın zor hastalarını da sorabilecekleri/tartışabilecekleri “Uzmanına Danış-Olgu Tartışması”, “Zor Olgular” oturumları planladık. Bu oturumlarda spesifik sorunlar ve cevabına yönelik özellikli olgular eşliğinde sık karşılaştığımız soruların yanıtlarını hep birlikte bulmaya çalışacağız. Ayrıca pratik hayatta yaşantımızın bir parçası olan “Sağlık Kurulu Raporları ve Düzenlenmesi”, “Genel Sağlık Sigortası ve Sorunlarımız” gibi alanlarda açık oturumlar planlamaktayız. Bilindiği gibi uzmanlık eğitimine devam eden meslektaşlarımızı bir araya getiren, birbirlerini tanımayı, deneyimlerini paylaşmayı ve eğitim standardizasyonunu hedefleyen Yaz ve Kış Okullarımız yılda iki kez uygulanmaktadır. Bu yıl Yaz Okulu programımızı kongremiz ile beraber yapmayı hedeflemekteyiz. Bu amaçla eğitim hastanelerimizin önerdikleri asistanlarımız kongre öncesi iki gün Yaz Okulumuza katılacak ve daha sonra devam eden kongremizde derneğimizin sponsorluğunda bilimsel aktivitelerden yararlanacaklardır. Hepimizin bildiği gibi, ulusal kongrelerimiz birçok farklı kurum ve kuruluşlarda çalışan meslektaşlarımızın bir araya gelerek hem bilimsel hem de sosyal paylaşımların gerçekleşmesi için önemli fırsatlardır. Kongremizde bilimsel programların yanı sıra ortak hazırlayacağımız sizlerin katılımı ile güçlenecek sosyal programlar da bu kongreyi unutulmaz yapacaktır. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon alanında bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak adına bir araya gelmeyi arzu ettiğimiz kongremizin camia olarak ihtiyaç duyduğumuz birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine de katkı sağlamasını arzu etmekteyiz. Kongre Tarihi Kongre, 25-29 Nisan 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. Kongre Merkezi MAXX ROYAL OTEL ve KONGRE MERKEZİ İskele Mevkii, Belek – Antalya Tel: +90 242 710 29 10 Bildiri Gönderimi Kongre sırasında sunulacak çalışmaların özetleri sadece www.ftr2017.org adresindeki Online Bildiri Modülü kullanılarak gönderilebilecektir. Ulaşım Kongre merkezinin Antalya Havalimanı’na uzaklığı 35 km, 35 dakikadır. Stand ve Sergi Alanları İlaç endüstrisi ve ilgili cihaz firmalarının katılımda bulunacağı stand ve sergi alanları, 25-29 Nisan 2017 tarihleri arasında 09:00 – 19:00 saatleri arasında katılımcıların hizmetine açılacaktır. Davet Mektubu Kongreye katılım için bağlı bulundukları kurumlardan izin almaları gereken katılımcılara talepleri doğrultusunda davet mektubu gönderilecektir. Yaka Kartı Tüm katılımcılar ve refakatçilerin kongre merkezi, stand alanları ve sosyal aktivitelere katılabilmeleri için kendilerine kayıt esnasında verilmiş olan yaka kartlarını takmaları gerekmektedir. Katılım Belgesi Katılım belgeleri, kayıt yaptıran tüm katılımcılara 27 Nisan 2017 tarihinden itibaren kayıt masasından verilmeye başlanacaktır. Kredilendirme Kongre, Türk Tabibler Birliği (TTB) tarafından ‘Sürekli Tıp Eğitimi (STE)’ kredi puanı ile kredilendirilecektir.

http://www.ulkemiz.com/26-ulusal-fiziksel-tip-ve-rehabilitasyon-kongresi-25-29-nisan-2017-antalya

Pamukkale Üniversitesi

Pamukkale Üniversitesi

Adres: Kınıklı Kampüsü 20020/DENİZLİTelefon: 0258 296 20 00Web: www.pau.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Pamukkale Üniversitesi, 1992 yılında Denizli'de kurulmuş olan bir devlet üniversitesidir.1992 yılına kadar Dokuz Eylül Üniversitesi'ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Denizli Mühendislik Fakültesi, Eğitim Yüksekokulu ve Denizli Tıp Fakültesi ile kurulan Üniversite, bugün altı fakülte, üç enstitü, beş yüksekokul, sekiz meslek yüksekokulu ile faaliyetlerini sürdürmektedir.Genç yaşına rağmen hızla gelişerek, Eylül 2009 itibariyle, 32000 öğrenci, 1500'ü akademik olmak üzere 2700 çalışana ulaşmıştır.Pamukkale Üniversitesi Kınıklı Kampüsü toplam alanı 2500 dönüm(2.500.000 metrekare) olmaktadır. 2000-2006 yılları arasında yeni bir kampüste, Kınıklı kampüsünde yapılanmaya ağırlık vermiştir. Tüm fakültelerin ve sosyal tesislerin bir araya toplanacağı bir alan olarak düşünülen Kınıklı kampüsünde çok hızlı bir altyapı çalışması süreci yaşanmaktadır. 2006-2007 yılında hizmete giren; Teknik Eğitim-Mühendislik Fakülteleri, Fen-Edebiyat Fakültesi Ek Binaları,İktisadi ve İdari Bilimler Ek binları, Rektörlük,Eğitim Fakültesi yeni Binası, Kütüphane, Yemekhane, Spor Bilimleri ve Teknolojisi Yüksekokulu(Spor Merkezi) binaları ve Olimpik Yüzme havuzunu da içeren modern spor kompleksi(Sauna,Fin Hamamı,Türk Hamamı,Restaurant,Tırmanma Duvarı,Eğitim Havuzu,Olimpik Yüzme Havuzu,Squash) açık spor tesisleri,konukevi,cafe-restaurant,gece ışıklandırmalı-tribünlü-sentetik çim ve tantan pistli olimpik futbol stadyumu ile 12.000 m²'lik yeni hastane bloklarının oluşturduğu toplam kapalı alan 70.000 m²'yi geçmektedir.Pamukkale Üniversitesinin toplam kapalı alanı yeni ilaveler ile 200.000 m²'ye ulaşmıştır.Pamukkale Üniversitesinde akademik ve idari personelin sayı ve niteliğinin artması, yukarıda bahsedilen yeni mekânlar ile modern eğitim-öğretim ve hizmet ortamlarının yaratılması sayesinde araştırma ve eğitim-öğretim standardının önde gelen Üniversitelere ulaştırılması sağlanmıştır.Modern bir kütüphanesi vardır..Bu arada 2008 yılı itibariyle;45000 adet kitap,63 adet online veri tabanı,48000 adet elektronik dergi,37000 adet elektronik kitap,12 adet cd-rom veri tabanı,2 adet dvd-rom tabanı,750 başlıklı dergi ve 1350 adet tez bulunmaktadır. Bilimsel alt yapının gelişmesine paralel olarak Uluslararası Atıf endeksince taranan dergilerde yayımlanan makale sayısı 1991 yılında 41 iken 2004' de 145' e, 2005' de 227' ye ve 2006 yılının ilk 6 ayında 173'e yükselmiştir. Bilimsel etkinlikler de bu gelişmelere paralel olarak artmış, hemen her hafta en az bir etkinliğin düzenlendiği Üniversitemizde 2005-2006 Akademik Yılında gerçekleştirilen bilimsel toplantısayısı150, konuşmacı sayısı ise 5.000' i aşmıştır. Uluslararası öğrenci ve öğretim elemanı değişimlerine önem verilmiş, Sokrates-Erasmus programları kapsamında 7 Avrupa'nın önde gelen üniversitelerinde sürdürülen 30 program ile işbirliği anlaşmaları imzalanmıştır.Denizli Sağlık YüksekokuluHemşirelik (Yüksekokul)Eğitim FakültesiBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri ÖğretmenliğiBilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen Bilgisi ÖğretmenliğiFen Bilgisi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İlköğretim Matematik Öğretmenliğiİlköğretim Matematik Öğretmenliği(İkinci Öğretim)İngilizce ÖğretmenliğiOkul Öncesi ÖğretmenliğiOkul Öncesi Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık(İkinci Öğretim)Rehberlik ve Psikolojik DanışmanlıkSınıf ÖğretmenliğiSınıf Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Sosyal Bilgiler ÖğretmenliğiSosyal Bilgiler Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Türkçe ÖğretmenliğiTürkçe Öğretmenliği(İkinci Öğretim)Fen-Edebiyat FakültesiArkeoloji(İkinci Öğretim)ArkeolojiBiyolojiBiyoloji(İkinci Öğretim)Felsefe(İkinci Öğretim)FelsefeFizikFransız Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatıİngiliz Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Kimya(İkinci Öğretim)KimyaMatematik(İkinci Öğretim)MatematikSanat TarihiSosyoloji(İkinci Öğretim)SosyolojiTarih(İkinci Öğretim)TarihTürk Dili ve Edebiyatı(İkinci Öğretim)Türk Dili ve EdebiyatıFizik Tedavi ve Rehabilitasyon YüksekokuluFizyoterapi ve Rehabilitasyon (Yüksekokul)İktisadi ve İdari Bilimler FakültesiÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileriÇalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri(İkinci Öğretim)Ekonometriİktisatİktisat(İkinci Öğretim)İktisat(İngilizce)İktisat(İngilizce)(İkinci Öğretim)İşletmeİşletme(İngilizce)İşletme(İkinci Öğretim)MaliyeMaliye(İkinci Öğretim)Siyaset Bilimi ve Kamu YönetimiSiyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi(İkinci Öğretim)Uluslararası Ticaret ve FinansmanUluslararası Ticaret ve Finansman(İkinci Öğretim)Mühendislik FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İngilizce)Çevre MühendisliğiElektrik-Elektronik MühendisliğiElektrik-Elektronik Mühendisliği(İkinci Öğretim)Endüstri MühendisliğiGıda MühendisliğiGıda Mühendisliği(İkinci Öğretim)İnşaat Mühendisliğiİnşaat Mühendisliği(İkinci Öğretim)Jeoloji MühendisliğiJeoloji Mühendisliği(İkinci Öğretim)Makine MühendisliğiMakine Mühendisliği(İkinci Öğretim)Tekstil MühendisliğiTıp FakültesiTıpTurizm İşletmeciliği ve Otelcilik YüksekokuluKonaklama İşletmeciliği (Yüksekokul)Yiyecek-İçecek İşletmeciliği (Yüksekokul)

http://www.ulkemiz.com/pamukkale-universitesi

Canon EOS 600D Özellikleri

Canon EOS 600D Özellikleri

Sınıfında lider 18 megapiksel çözünürlük, kullanıcı dostu tasarım ve EOS ailesine ait tüm lensler ve aksesuarlar elinizin altındayken, EOS 600D hiçbir şeyin fotoğrafçılığınızı gölgelemesine izin vermez. 18 megapiksel CMOS sensörü Otomatik Akıllı Sahne modu Full-HD EOS Video Ekran üzerindeki Özellik Rehberi 3,7 kare/saniyeye kadar sürekli çekim Geniş alanlı 9 noktalı AF 1.040.000 noktalı değişken açılı 7,7 cm (3,0 inç) ekran Basic+ ve Yaratıcı Filtreler Yerleşik kablosuz flaş kontrolü Temel Özellikler 18 megapiksel CMOS Temel alanda çekimlerinize kolayca göz atın Düşük ışıkta harika çekimler Sahnenizi otomatik olarak analiz edip en iyi ayarları seçin Tüm ışık koşullarında görüntülerin doğru şekilde pozlanmasını sağlayın Yaratıcı kadrajlama seçenekleri için AF noktası seçimi Sürekli çekim Güçlü DIGIC işleme Yaratıcı kadrajlama seçenekleri için hareket ettirilebilen ekran Net görüntüleme için büyük ve parlak ekran Muhteşem 1080p filmler İlgi çekici filmleri kolayca oluşturun Görüntülerinize yaratıcı efektler uygulayın Temel alanda çekimlerinize kolayca göz atın Öğrenmenize yardımcı olacak fotoğraf makinesi içinde kılavuz Speedlite’larınızı fotoğraf makinenizden uzaktan kontrol edin EOS Sistemiyle deneysel çalışmalar yapın Detaylı Özellikler 18 MP APS-C CMOS sensor APS-C şekilli, 18 megapiksel CMOS sensörü ayrıntı ve netlik sahibi görüntüler yakalamanızı sağlar. Bu yüksek çözünürlük, daha geniş yazdırma boyutları ve resimlerden kırpılan parçalarının farklı düzenlemelerde kullanılabilmesini sağlar. ISO 100-6400 hassaslık ISO 12.800’e yükseltilebilen 100-6400 değerinde ISO aralığı, düşük ışık koşullarında, flaş kullanımına gerek kalmadan, yüksek kaliteli çekimleri tripotsuz yapabilmenizi sağlar. 14 bit görüntü işleme Canon EOS 600D gücünü üst düzey renk oluşumu, sorunsuz ton geçişleri ve sıkı gürültü kontrolü sağlayan 14 bit DIGIC 4 görüntü işlemcisinden alır. Otomatik Akıllı Sahne modu Otomatik Akıllı Sahne her kareyi detaylı bir biçimde inceler ve her zaman doğru ayarları seçerek sizin asıl önemli olan fotoğrafçılığınıza odaklanmanızı sağlar. Ekran üzerindeki Özellik Rehberi EOS 600D’nin Özellik Rehberi fotoğraf makinesi işlevlerinin çoğu ile ilgili açıklama sağlar ve bu işlevlerin nasıl kullanılacağı ile ilgili öneriler sunar. Full-HD EOS Video Kare hızı, pozlama ve sesi manuel olarak kontrol ederek Full-HD video çekin. Video Görüntüsü teknolojisi 2, 4 veya 8 saniyelik kısa çekimlerin, profesyonel olarak düzenlenmiş gibi görülen bir video dosyasında birleştirilmesini sağlar. Video Dijital Zoom, 3-10x büyütme sunar. 9 noktalı geniş alanlı AF ve iFCL ölçümü Merkezde olmayan nesneler için dahi hızlı, hassas odaklama sağlayan, bir adet merkezi çapraz tip sensörü de içeren, çerçeve üzerinde dağılmış dokuz AF noktası. 63 bölgeli iFCL ölçümü her defada hassas pozlama sağlar. 1.040.000 noktalı değişken açılı 7,7 cm (3,0 inç) ekran Yüksek netlik için 1.040.000 nokta içeren, 7,7 cm (3,0 inç) 3:2 Clear View LCD ekran ile özel açılardan çekim yapın. Basic+ Basic+ teknolojisi fotoğrafçıların temel otomatik ayarları ışık koşullarına veya ortama göre özelleştirmelerini sağlar. Yaratıcı Filtre Efektleri Yaratıcı Filtre Efektleri Raw ve JPEG dosyalarına çekimden sonra uygulanabilir: Oyuncak kamera, Yumuşak Odak, Minyatür Etkisi, Taneli Siyah Beyaz ve Balık Gözü simülasyonları. Yerleşik kablosuz flaş kontrolü Entegre kablosuz Speedlite flaş kumandası ve Easy Wireless teknolojisi, fazladan aksesuar gerektirmeden makineden ayrı TTL flaş sağlar. Tüm EF ve EF-S lensler ile kullanabilirsiniz EOS 600D tüm sistem tarafından desteklenir: flaş lambaları, uzak deklanşörler ve tüm dünyada profesyonel fotoğrafçıların güvenini kazanmış 60’tan fazla lens. Sensör Type 22,3 x 14,9 mm CMOS Effective Pixels Yaklaşık 18,0 megapiksel Total Pixels Yaklaşık 18,7 megapiksel Aspect Ratio 3:2 Low-Pass Filter Yerleşik/Sabit Sensor Cleaning EOS entegre toz temizleme sistemi Colour Filter Type Ana Renk Resim işlemcisi   Type DIGIC 4 Lens   Lens Mount EF/EF-S Focal Length 1,6x lensin odak uzaklığına eşdeğer Fokus   Type CMOS sensörlü TTL-CT-SIR AF System/ Points 9 AF noktası (merkezde f/5,6 çapraz tip, f/2,8’de ekstra hassasiyet) AF Working Range EV -0,5 – 18 (23 °C ve ISO100’de) AF Modes AI Focus Tek Çekim AI Servo AF Point Selection Otomatik seçim, Manuel seçim Selected AF Point Display Vizörde süperempoze (LCD ekranda belirtilir) Predictive AF Evet, 10 m¹’ye kadar AF Lock Tek Çekim AF modunda deklanşöre yarıya kadar basıldığında kilitlenir AF Assist Beam Yerleşik flaşı aralıklı çaktırma veya isteğe bağlı adanmış bir Speedlite flaş tarafından üretilir Manual Focus Lens üzerinden seçilir; Canlı Görüş Modu’nda varsayılan değer AF Microadjustment Yok EXPOSURE CONTROL   Metering Modes 63 alanlı SPC ile TTL tam diyafram ölçümü (1) Değerlendirmeli ölçüm (tüm AF noktalarıyla bağlantılı olarak) (2) Merkezde kısmi ölçüm (vizörün yaklaşık %9’unda) (3) Nokta ölçüm (vizörün merkezde yaklaşık %4’ünde) (4) Merkez ağırlıklı ortalama ölçümü Metering Range EV 1-20 (50 mm f/1,4 lensle ISO 100’le 23 °C ‘de) AE Lock Otomatik: Odak yakalandığında, değerlendirmeli ölçüm pozlamasıyla Tek Çekim AF modunda. Manuel: Yaratıcı alan modlarında AE kilit düğmesiyle Exposure Compensation 1/3 veya 1/2 kademeli olarak +/-5 EV (AEB ile birlikte kullanılabilir). AEB 1/2 veya 1/3 kademeli olarak 3 Çekim +/-2 EV ISO Sensitivity* OTOMATİK(100-6400), 100-6400 aralığı 1 kademeli olarak H (yaklaşık 12800) aralığına genişletilebilir Çekim   Type Elektronik kontrollü odak düzlemi deklanşör Speed 30-1/4000 saniye (1/2 veya 1/3 kademeli), Ampul (Toplam enstantane hızı aralığı. Kullanılabilir aralık çekim moduna göre değişir) Beyaz Dengesi   Type Görüntü sensörüyle otomatik beyaz dengesi Settings AWB, Gün Işığı, Gölge, Bulutlu, Tungsten, Beyaz Floresan ışık, Flaş, Özel. Beyaz dengesi telafisi: 1. Mavi/Amber +/-9 2. Macenta/Yeşil +/-9 Custom White Balance Evet, 1 ayar kaydedilebilir WB Bracketing Tek kademeli +/-3 seviye Deklanşöre her basışta odaklanan 3 resim. Seçilebilir Mavi/Amber sapma veya Macenta/Yeşil sapma Vizör   Type Pentamirror Coverage (Vertical/Horizontal) Yaklaşık 95% Magnification Yaklaşık 0,85x¹ Eyepoint Yaklaşık 19 mm (göz merceği lensinin merkezinden) Dioptre Correction -3 m ila +1 m-1 (diopter) Focusing Screen Sabit Mirror Hızlı geri dönüşlü yarım ayna (Aktarım: yansıtma oranı 40:60, EF600 mm f/4 veya daha kısa lensle ayna kesilmesi olmaz) Viewfinder Information AF bilgileri: AF noktaları, odak onay ışığı Pozlama bilgileri: Enstantane hızı, diyafram değeri, ISO hızı (her zaman gösterilir), AE kilidi, pozlama düzeyi/telafisi, nokta ölçüm dairesi, pozlama uyarısı, AEB Flaş bilgileri: Flaş hazır, yüksek hızda senkronizasyon, FE kilidi, flaş pozlama telafisi, kırmızı göz düzeltme lambası Görüntü bilgileri: Açık ton önceliği (D+), monokrom çekim, maksimum patlama (1 haneli gösterim), Beyaz dengesi düzeltme, SD kart bilgileri Depth of Field Preview Evet, Alan Derinliği önizleme düğmesiyle Eyepiece Shutter Askıda LCD Ekran   Type Değişken açılı 7,7cm (3,0 inç) 3:2 Clear View LCD, yaklaşık 1.040.000 nokta Coverage Yaklaşık 100% Viewing Angle (Horizontally/Vertically) Yaklaşık 170° Coating Dual Parlama Azaltma, kirlenme önleme Brightness Adjustment Yedi düzeyden birine ayarlanabilir Display Options (1) Hızlı Kontrol Ekranı (2) Kamera ayarları FLASH   Built-in Flash GN (ISO 100, meters) 13 Built-in Flash Coverage 17 mm odak uzaklığına kadar (35 mm eşdeğeri: 27 mm) Built-in Flash Recycle Time Yaklaşık 3 saniye Modes Otomatik, Manuel flaş, Entegre Speedlite Transmitter Red-Eye Reduction Var – kırmızı göz düzeltme lambasıyla X-Sync 1/200 saniye Flash Exposure Compensation 1/2 veya 1/3 kademeli olarak +/- 2EV Flash Exposure Bracketing Evet, uyumlu Harici Flaşla Flash Exposure Lock Var Second Curtain Synchronisation Var HotShoe/ PC Terminal Evet/ – External Flash Compatibility EX serisi Speedlite flaşlarla E-TTL II, kablosuz çoklu flaş desteği External Flash Control Kamera menü ekranından SHOOTING   Modes Otomatik Akıllı Sahne, Flaşsız, Yaratıcı Otomatik, Portre, Manzara, Yakın Çekim, Spor, Gece Portresi, Film, Programlı AE, Enstantane öncelikli AE, Diyafram öncelikli AE, Manuel, A-DEP Picture Styles Otomatik, Standart, Portre, Manzara, Doğal, Aslına Sadık, Siyah Beyaz, Kullanıcı Tanımlı (x3) Colour Space sRGB ve Adobe RGB Image Processing Açık Ton Önceliği Otomatik Işık Optimizasyonu (4 ayar) Uzak pozlama parazit azaltma Yüksek ISO hızı parazit azaltma (4 ayar) Lens çevresi aydınlatmasını Otomatik Düzeltme Temel+ (Ortam seçimine göre çekim, Işıklandırma ya da sahne tipine göre çekim) Yaratıcı filtreler (Grenli B/W, Yumuşak odak, Oyuncak kamera, Minyatür etkisi, Balık gözü) – yalnızca izleme sırasında Drive Modes Tek, Sürekli, Otomatik Zamanlayıcı (2s, 10s + uzaktan, 10s + sürekli çekimler 2-10) Continuous Shooting Maks. Yaklaşık 3,7 kare/sn yaklaşık 34 JPEG görüntü¹³, 6 görüntü RAW²³ LIVE VIEW MODU   Type Görüntü sensörlü elektronik vizör Coverage Yaklaşık %99 (yatay ve dikey) Frame Rate 30 kare/sn Focusing Manuel Odak (Ekranda herhangi bir noktada görüntüyü 5x veya 10x büyütür) Otomatik Odak: Hızlı modu, Canlı modu Metering Görüntü sensörlü gerçek zamanlı değerlendirmeli ölçüm Etkin ölçüm zamanı değiştirilebilir Display Options Izgara üst üste, Histogram Dosya Tipi   Still Image Type JPEG: İyi, Normal (Exif 2.30 uyumlu) / Fotoğraf Makinesi Dosya sistemi (2.0) için tasarım kuralı, RAW: RAW (14 bit, Canon orijinal RAW 2. sürüm), Digital Print Order Format [DPOF] Sürüm 1.1 uyumlu RAW+JPEG Simultaneous Recording Evet, RAW + Büyük JPEG Image Size JPEG 3:2: (L) 5184×3456, (M) 3456×2304, (S1) 2592×1728, (S2) 1920×1280, (S3) 720×480 JPEG 4:3: (L) 4608×3456, (M) 3072×2304, (S1) 2304×1728, (S2) 1696×1280, (S3) 640×480 JPEG 16:9: (L) 5184×2912, (M) 3456×1944, (S1) 2592×1456 (S2) 1920×1080, (S3) 720×400 JPEG 1:1: (L) 3456×3456, (M) 2304×2304, (S1) 1728×1728, (S2) 1280×1280, (S3) 480×480 RAW: (RAW) 5184×3456 Movie Type MOV (Video: H.264, Ses: Doğrusal PCM) Movie Size 1920 x 1080 (29,97, 25, 23,976 kare/sn) 1280 x 720 (59,94, 50 kare/sn) 640 x 480 (30, 25 kare/sn) Movie Length Maks süre 29 dk 59 sn, Maks dosya boyutu 4 GB Folders Yeni klasörler manuel oluşturulabilir ve seçilebilir File Numbering (1) Ardışık numaralandırma (2) Otomatik sıfırlama (3) Manuel sıfırlama Diğer Özellikler   Custom Functions 34 ayarla 11 Özel İşlev Metadata Tag Kullanıcı telif hakkı bilgileri (kamerada ayarlanabilir) Görüntü puanlama (0-5 yıldız) Intelligent Orientation Sensor Var Playback Zoom 1,5x – 10x, 15’lik adımlarla Display Formats (1) Bilgili tek resim (2 seviye) (2) Tek resim (3) 4 resimli dizin (4) 9 resimli dizin (5) Atlamalı Görüntü Slide Show Görüntü seçimi: Tüm görüntüler, Tarihe göre, Klasöre göre, Filmler, Fotoğraflar. Oynatma zamanı: 1/2/3/5 saniye Tekrarlama: Açık/Kapalı Histogram Parlaklık: Evet RGB: Evet Highlight Alert Var Image Erase/Protection Silme: Tek görüntü, Klasördeki tüm görüntüler, İşaretlenen görüntüler, korumasız görüntüler Koruma: Bir seferde tek görüntü silme koruması Menu Categories (1) Çekim menüsü (x4) (2) Oynatma menüsü (x2) (3) Ayar menüsü (x3) (4) Menüm Menu Languages 25 Dil İngilizce, Almanca, Fransızca, Flamanca, Danca, Portekizce, Fince, İtalyanca, Norveççe, İsveççe, İspanyolca, Yunanca, Rusça, Lehçe, Çekçe, Macarca, Rumence, Ukraynaca, Türkçe, Arapça, Tayca, Basitleştirilmiş Çince, Geleneksel Çince, Korece ve Japonca Firmware Update Kullanıcı tarafından güncelleştirilebilir Bağlantı   Computer Yüksek Hızlı USB Other Video çıkışı (PAL/ NTSC) (USB bağlantı noktasına entegre), HDMI mini çıkışı (HDMI-CEC uyumlu), Harici mikrofon (3,5 mm Stereo mini jak) Direk baskı   Canon Printers PictBridge destekli Canon Kompakt Foto Yazıcılar ve PIXMA Yazıcılar PictBridge Var Depolama   Type SD kart, SDHC kart veya SDXC kart Destek Sistemleri   PC & Macintosh Windows XP – SP3 / Vista – SP1 ve SP2 ( Starter Edition hariç) / 7 ( Starter Edition hariç) OS X v10.5-10.6 (Intel işlemci gerekir) Yazılım   Browsing & Printing ZoomBrowser EX / ImageBrowser Image Processing Digital Photo Professional Other PhotoStitch, EOS Yardımcı Programı (inc. Uzaktan Çekim), Resim Stili Düzenleyicisi Güç   Batteries 1 adet Şarjlı Li-iyon Pil LP-E8 Battery Life Yaklaşık 440 (23 °C ‘de, AE %50 FE %50)¹ Yaklaşık 400 (0 °C’de, AE %50 FE %50) Battery Indicator 4 düzey Power Saving 30 saniye ya da 1, 2, 4, 8 veya 15 dakika sonra güç kapanır Power Supply & Battery Chargers AC Adaptör Kiti ACK-E8, Pil Şarj Cihazı LC-E8, LC-E8E Fiziksel Ayrıntılar   Body Materials Paslanmaz Çelik ve iletken fiberli polikarbonat reçine Operating Environment 0 – 40 °C, %85 veya daha az nem Dimensions (WxHxD) 133,1 x 99,5 x 79,7 mm Weight (Body Only) Yaklaşık 570 g (CIPA test standardı, pil ve hafıza kartı dahil) Aksesuarlar   Viewfinder Eyecup Ef, Lastik Çerçeve Ef’li E serisi Diopter Ayarlı Lens, Göz Parçası Uzatıcı EP-EX15II, Açı Bulucu C Case Yarı Sert Kılıf EH19-L Wireless File Transmitter Eye-Fi kartlarıyla uyumlu Lenses Tüm EF ve EF-S lensler Flash Canon Speedlite flaşlar (220EX, 270EX, 270EX II, 320EX, 420EX, 430EX, 430EX II, 550EX, 580EX, 580EX II, Macro-Ring-Lite, MR-14EX, Macro Twin Lite MT-24EX, Speedlite Transmitter ST-E2) Battery Grip BG-E8 Remote Controller/ Switch Uzaktan Düğme RS-60E3, Uzaktan Kumanda RC-6 Other El Askısı E2   http://www.birkarefotograf.com/canon-eos-600d-ozellikleri/

http://www.ulkemiz.com/canon-eos-600d-ozellikleri

Kto Karatay Üniversitesi

Kto Karatay Üniversitesi

Adres: Vali İzzetbey Cad., Karatay Medresesi Karşısı, Kemaliye Sok. No: 7 42030 Karatay-KonyaTelefon: 444 1251Web: www.karatay.edu.tr/FAKÜLTE VE BÖLÜMLER Konya asayiş bakımından Türkiye'nin en güvenli büyükşehirlerinden birisidir. Selçuklu'nun başkentliğini yapmış bir kültür ve sanat açık müzesi konumundadır. Ulaşım kolay, ucuz ve barınma imkanları fazladır. Karatay Üniversitesi, Konya ilinin Karatay ilçesinde kurulan bir vakıf üniversitesidir. Konya Adalet Sarayı yakınında, Mevlana Müzesi ve Mevlana Kültür Merkezi'ne oldukça yakın olup şehir merkezindedir. Açıldığında Konya'nın ikinci üniversitesi olmuştur. KTO Karatay Üniversitesi, Konya Ticaret Odası Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından kurulmuş olup; arkasında sanayici ve ticaret kesiminin gücü mevcuttur. Üniversitemiz ismini laleyi Anadolu'ya kazandıran Selçuklular tarafından 1251 yılında yaptırılmış ilk Üniversite niteliğinde olan Karatay Medresesi'nden ve 1881 yılında kurulmuş olan Konya Ticaret Odası (KTO)'ndan almıştır. Son derece titiz çalışmalar sonucu hazırlanan Üniversitemiz logosu tarihimize vurgu yapmaktadır. Reel sektörün, esnafın, sanayicinin ve dolayısıyla halkın eğitimde paydaş olarak algılandığı üniversitemizde temel hedeflerimiz kar amacı gütmeden sanayi ve ticaret kesimi başta olmak üzere tüm kesimlerle işbirliği içinde sorunlara çözüm getirmek, yoğun uygulamalı eğitimle en az bir lisan bilen, nitelikli, piyasayı tanıyan ve iş bulma kaygısı olmayan mezunlar vermektir. Misyonumuzu yerine getirmek için öğretim üyesi kadromuzu büyük çoğunluğu yurtdışı tecrübesi olan nitelikli öğretim üyelerinden oluşturduk. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Mühendislik Fakültesi'nin Bilgisayar (60), Elektrik-Elektronik (60) ve Mekatronik Bölümleri (60), Hukuk Fakültesi (100) ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin İşletme (100) ve Uluslararası Ticaret Bölümlerine (100) olmak üzere toplam 480 öğrenci alınacaktır. Mühendislik Fakültesi lisans programlarının eğitim dili tümüyle İngilizcedir. Hukuk Fakültesi dışında tüm lisans programlarımızda İngilizce hazırlık okutulacaktır (Hazırlık sınıfında eğitim materyalleri ve kitaplar ile bir adet dizüstü bilgisayar ücretsizdir). Hukuk Fakültesi'nde doğrudan birinci sınıfa başlanacaktır. Hukuk Fakültemiz bir Adalet Sarayı'na en yakın Hukuk Fakültesi olma niteliğindedir. Öğrencilerimiz uygulamalı olarak eğitimlerini bu yolla kolayca yürütecektir. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslar arası Ticaret Bölümü ihracatımız açısından son derece önemlidir. Üniversitemiz Sürekli Eğitim Merkezi aracılığıyla Konya ve bölgede ihracata büyük ağırlık vererek ihracat yapmayı hem öğrencilerimize hem de henüz yapmayan şirketlerimize öğretme yolunda önemli adımlar atılacaktır. Üniversitemiz nitelikli öğretim üyesi kadrosuyla gençlerimizi iş bulma kaygısı taşımayacak şekilde gelişmiş ülkeler standardında yetiştirecek, sanayi ve ticareti, kültür ve sanatla üniversitede aynı çatı altında birleştirecektir. Her lisans programı kontenjanının %20'si oranında burslu öğrencimiz olacaktır. Özellikle derece yapan öğrencilerimize üniversitemizi tercih etmeleri halinde 2.500 TL`ye kadar burs verilecektir. Üniversitemize kayıt yaptıran her öğrenciye dizüstü bilgisayar verilecektir. Mühendislik FakültesiBilgisayar Mühendisliği(İngilizce)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Bilgisayar Mühendisliği(İngilizce)(%25 Burslu)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)4Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Elektrik-Elektronik Mühendisliği(İngilizce)(%25 Burslu)4Makine MühendisliğiMakine Mühendisliği(Tam Burslu)Makine Mühendisliği(%50 Burslu)Makine Mühendisliği(%25 Burslu)Mekatronik Mühendisliği(İngilizce)Mekatronik Mühendisliği(İngilizce)(%50 Burslu)Mekatronik Mühendisliği(İngilizce)(Tam Burslu)Mekatronik Mühendisliği(İngilizce)(%25 Burslu)Hukuk FakültesiHukukHukuk(%50 Burslu)Hukuk(Tam Burslu)İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesiİşletmeİşletme(%50 Burslu)İşletme(Tam Burslu)İşletme(%25 Burslu)Uluslararası Ticaret (Fakülte)Uluslararası Ticaret (Fakülte)(%50 Burslu)Uluslararası Ticaret (Fakülte)(Tam Burslu)Uluslararası Ticaret (Fakülte)(%25 Burslu)

http://www.ulkemiz.com/kto-karatay-universitesi

T-155 Fırtına Obüsü

T-155 Fırtına Obüsü

"T-155 Fırtına" obüsü Türkiye'nin ürettiği bir Kundağı Motorlu Topçu Silah Sistemidir. Üzerine monte edilmiş 12 adet hidro-pnömatik süspansiyon ünitesi ve tekerlerinden oluşan gelişmiş süspansiyon sistemi sayesinde engebeli arazi dahil her türlü arazide rahatça harekat icra edebilmektedir. Güç Ağırlik oranı 21bg/t olan Fırtına`nın harekatlarını uzun süreli destekleyebilir. ADOP-2000 sistemine sayısal olarak entegre edilmiş olan Fırtına, sahip olduğu Aselsan ürünü 9600 serisi frekans atlamalı sayısal telsizler vasıtasıyla emniyetli, güvenilir, esnek, süratli, mobil, beka kabiliyeti yüksek, elektronik harp korumalı etkin bir ses ve veri haberleşmesinin tesisine ve atış esaslarının süratle takibine imkân tanımaktadır. Obüsteki muharebe sistemleri Fırtına Atış Kontrol Sisteminin hesapladığı atış komutlarını alma ve gönderme yeteneğine sahiptir. Fırtına hareket halindeyken 30sn. içinde atış görevine hazır olabilmekte ve ilk 15sn. içinde ani atış (darbe) olmak üzere 8 atımlık bir atış görevini bir dakika içinde tamamlaybilmektedir. Obüs atış görevinin tamamlanmasına müteakip 30sn. içinde mevzisini terk edebilmektedir. Obüs, sahip olduğu içeriden komuta edilebilen otomatik namlu yol kilit sistemi vasıtasıyla, kısa sürede mevzi değiştirebilmekte ve böylece düşmanın karşı ateşine maruz kalma riskini minimum düzeye indirmektedir. Fırtına`nın Aselsan tarafından geliştirilen özgün atış kontrol sistemi dört ana bölümden oluşmaktadır    Ataletsel Seyrüsefer Sistemi (Inertial Navigation System)    Atış Kontrol Bilgisayar    Otomatik Namlu Yönlendirme Sistemi    İlk Hız Ölçme RadarıObüs Ataletsel Seyrüsefer Sistemi sayesinde tevcih hattı istikamet açısını 0,3 milyem, mevzi koordinatlarını 17,5m ve mevzi rakımını 10m doğrulukla tespit edebilmektedir. Obüs ayrıca, mevcut sistemlerin aksine, tevcih herekli nişan dairesi, nişan çubuğu, ´vb. alet ve avadanlığa ihtiyaç duyulmadan çok kısa bir süre zarfında mevzilenebilmektedir. En önemli özelliği; 8-25 km arası mesafelere yapılan atışlarda farklı namlu açılarından art arda atılan üç merminin, hedefe aynı anda ulaşması ile üç adet obüsün atış gücünü tek başına karşılayabilmesidir.Silah SistemiNato standardı her cins 155mm obüs mühimmatını kullanabilen Fırtına, 48 adet silah payı kıt`a yükü mühimmata sahiptir. Elektrikle çalışan ve elektonik olarak kontrol edilen otomatik mermi doldurma sistemi sayesinde obüs; ani atış için 15 saniyede 3 atım ve sürekli atış için dakikada 2 atım gereçekleştirebilmektedir. Obüs, 52 çap uzunluğunda, monoblok olarak imal edilen ve 23Lt`lik yanma odası hacmine sahip bir namlu ile donatılmış olup halihazırda MKE tesislerinde üretilmektedir.Mühimmat    M107 (HE): 18 km    M549A1 (RAP/HE): 30 km    ERFB/BB: +40 kmGeliştirme programı155mm M-44T ve M-52T kundağı motorlu obüs modernnizasyon programlarından alınan dersler ışığında, Türk Kara Kuvvetleri Topçu Birlikleri'nin taktik ve teknik kulanım konseptleri ve geleceğin muharebe sahası ateş destek ihtiyaçları dikkate alınarak 1995 yılında T-155 Fırtına Modern Obüs Geliştirme Programına başlanmıştır. Program kapsamında tasarım ve prototip üretim çalışmalarına Kara Kuvvetleri Teknik ve Proje Yönetim Daire Başkanlığı silah ve Mühimmat Şube Müdürlüğü Proje Yönetiminde 1995 yılında başlanan ve azami menzili 30 km olan 155mm/39 kalibre namluya sahip ilk prototip 1997 yılında üretilmiş, ancak daha uzun menzil ihtiyacı neticesinde yeni obüsün 155/52 kalibre silah sistemine sahip olması kararlaştırılmıştır. Kara Kuvvetleri ihtiyacına yönelik olarak 40 km menzilli, 155mm/52 kalibre silah sistemine sahip ikinci prototip obüsün üretimine 2000 yılı içerisinde başlanmıştır. Obüsün gövdeve kule tasarımları ve analizleri modern tasarım programları kullanılarak tamamen bilgisayar ortaminda yapılmıştır. Prototip obüsün gövde, kule ve süspansiyon sistemlerinin üretimi Eylül 2000`de yurtdışından tedarik edilen komponentlerin entegrasyonu ise Aralık 2000`de tamamlanmıştır. Prototip üretim çalışmaları sırasında Türkiye yeni obüste Almanya üretimi PzH 2000 obüsünün alt sistemlerini kullanmayı planlamış, ancak Alman Federal Güvenlik Konseyi`nin PzH 2000 obüsünün alt sistemlerinin satışına yönelik ihracat lisansını onaylamaması üzerine, söz konusu sistemler Güney Kore'li Samsung Techwin şirketinden tedarik edilmiştir. Prototip obüs, Tek Top-tek Batarya Konsepti`ne uygun olarak at ve gözle(shoot and scoot) prensibine göre tasarlanmıştır.Temmuz 2001 de bazi altsistemlerin (otomatik yükleyici, komple 155mm/52 kalibre silah sistemi) tedarikine yönelik olarak Güney Kore ile Türkiye arasında bir kontrat imzalanmıştır. Halihazırda güç paketi dışında kalan tüm alt sistemler Türkiye'de üretilmektedir.

http://www.ulkemiz.com/t-155-firtina-obusu

Heckler & Koch G36

Heckler & Koch G36

H&K G36, (H&K G36 veya H&K 36 olarak da bilinir) gövdesi polimer bazlı malzemelerden üretilmiştir, oldukça hafif, katlanabilir dipçikli, Heckler & Koch firması tarafından üretilen 3. nesil bir piyade tüfeğidir. İlk prototipi 4.6 mm olup, (bu kalibre H&K MP7'den sadece 6 mm. kovan büyüklüğüne sahiptir.) günümüzde kullanılan modelleri 5.56x45 mm. NATO standardı S885 mermi kullanır.Askeri versiyonu 600 metreye kadar etkilidir. G36 günümüzde Alman Silahlı Kuvvetleri ve dünya çapındaki birtakım özel timler dışında yüksek fiyatı sebebiyle çok kullanılan bir silah değildir. Hem sağ, hem de sol elle kullanılabilir. G36'nın bir özelliği daha ise demir gez ve arpacığı olmayıp hazır bir görüntüyü üç kat büyüten optik nişangâh standart olmasıdır. Standart 30 fişeklik şarjör yerine 100 fişeklik tambur şarjör ile kullanılabilir.İsteğe göre dürbünün hemen üstüne bir aimpoint yerleştirilebilir. Finlandiya, İspanya, Malezya, Portekiz ve Tayland gibi ülkelerin özel kuvvetlerinde kullanılır. Ayrıca silahın altına AG36 40 mm bomba atar takılabilmektedir.Soğuk Savaş'ın sona ermesi ve iki Almanya'nın birleşmesiyle birlikte Alman hükumeti bir çıkmazla başbaşa kaldı. Nitekim silahlı kuvvetlerde HK G11 ve HK G41 tüfeklerinin kullanılımına son verilmiş, elde sadece G3 ler kalmıştır. Etkili bir silah olmasına rağmen hem 7.62 mm NATO mühimmat kullanıyor olması,( ki o dönemde NATO ülkeleri 5.56 mm NATO mühimmata geçiyorlardı), hem de ağır, hantal ve kaba olması nedeniyle yeni nesil bir piyade tüfeği arayışına gidildi.Bu durumla karşı karşıya kalan Alman hükumetinin karşısında 3 seçenek bulunmaktaydı: Ya demode olmuş G3 lerin kullanımına devam edecekti, ya Doğu Almanya'nın kullanmakta olduğu ve önemli bir stoğa sahip olduğu AK-74 lerin kullanımına geçecekti, ancak bu silahlar NATO standartı muhimmat kullanmıyordu ya da tamamıyla yeni bir silah üretecekti ki bu sonuncu seçenek tercih edildi.Amaç modern ve makul maliyetli bir silah üretmekti. Zira HK G11'in yüksek maaliyeti bir ders olmuştu. Silahın oluşumunda var olan birçok silah modelinden esinlenildi. Mesela, şarjörlerin tasarlanmasında SIG 550 den etkilendiği görülmektedir.G36'nın modelleriÜç modeli vardır.    G36: Askeri versiyonu. Sadece Alman ordusu tarafından kullanılır. G36'nın en uzun namlulu modelidir. Ön el kundağındaki 6 delikten tanınabilir. Yarım otomatik ve tam otomatik atış modlarına sahiptir.    G36 KE: KE'nin açılımı "Kurz Export"tur. "Kurz", Almanca kısa, "Export" İngilizce ihraç demektir. Aynen ismi gibi G36 KE Amerika'ya lisanslı ihraç edilen daha kısa bir modeldir. Ön el kundağında 4 delik bulunur. Namlusu da bağlantılı olarak daha kısadır.    G36C: Serinin en kısa modelidir. "C" Carbine'ın kısaltılmışıdır. Carbine ilk defa 1872'de çıkan ve kısa tüfekler için kullanılan bir terimdir. Ön el kundağında sadece 2 delik bulunur ve dipçiğide kısa mesafe atışta rahatlık için kısaltılmıştır. G36C diğer iki modelin aksine hazır dürbünle değil, ray üzerinde gez ve arpacıkla standart gelir. Taşıma kolu alçaltılmıştır ve modifiye edilmeye (lazer, dürbün v.b.) çok açık bir silahtır. Tercihe göre geleneksel G36 dürbünü de takılabilir.    SL8-1: Serinin siviller için üretilmiş modelidir. Bunda da G36C gibi optik nişangah yerine ray üzerinde gez ve arpacıklıdır. Ancak istenirse üzerine optik nişangah takılabilir. 5.56 x 45mm NATO mermisinin sivil hali olan .223 Remington mermisi kullanır. Genellikle atıcılık veya avcılık için kullanılır.Bakınız: Heckler & Koch SL8

http://www.ulkemiz.com/heckler-koch-g36

Otomobil Alırken Dikkat Edilecek Hususlar

Otomobil Alırken Dikkat Edilecek Hususlar

Araç kullanımının yaygınlaşması ve araba çeşitlerinin artması sebebiyle, otomobil ticareti de hız kazanmıştır. Sürekli olarak sanayide vakit geçiren, arabanın her parçasından anlayan kişiler haricinde, bilgi düzeyi ortalama ve yaşam standardı normal seviyede olan tüm potansiyel müşterilerin, yeni bir araba satın alırken, özellikle dikkat ettiği bazı noktalar bulunmaktadır. Öyle ki, bu etmenlerden herhangi biri, tüketiciyi olumlu şekilde etkileyemezse, araba alımından bile vazgeçilebilmektedir. Peki, kabaca derlemek gerekirse, nedir bu etmenler?*Yakıt Tüketim Oranı; Benzin ve türevlerinin oldukça pahalı olduğu ülkemizde, benzinli araçların 100 kilometre mesafede ortalama kaç litre benzin tükettiği, tüketicilerin bakacağı ilk durum olmaktadır. Bu şekilde, bir depo benzin ile kaç kilometre gideceğini de hesaplayan tüketici, toplamda bir aylık kullanımı sonunda arabasının ne kadar yakıt gideri olacağını da öngörmeye çalışacaktır. Benzine alternatif olarak, dizel arabalar düşünülebilmektedir. Çünkü dizel arabalar, yakıt olarak daha az masraf açmaktadır ancak; dizel arabaların fiyatları da bu özelliklerinden dolayı benzinli araçlara göre pahalıdır. Yakıt konusundaki son çare ise, LPG’’li araçlardır. Benzinli arabalara takılabilen sıralı sisteme sahip LPG tertibatı, arabayı gaz ile götürecektir ve masraf da doğal olarak azalacaktır. Türkiye’de LPG’li araç piyasası, oldukça hareketli ve caziptir.*Aracın Fiyatı; Her alışverişte olduğu gibi, araba alım ve satımında da, kafalarda beliren hedef fiyatın etkili bir karar etmeni olması kaçınılmazdır. “Devir ekonomi devri” sözünden yola çıkarak, araba alacak olan potansiyel müşteriler, kendilerine göre bir bütçe belirlemektedirler. Bu nedenle de, bütçeye göre ister 5.000 liraya x marka, ister 36.000 liraya y marka, ister 100.000 liraya z marka araçlar görücüye çıkabilmektedirler.*Araç Güvenliği; Arabada bulunan hava yastıkları, yerleri, sayıları, fren sistemleri, virajlarda arabayı dengede tutan yol güvenliği sistemleri, hız sabitleyici, çarpışma test sonuçları gibi bir takım donanımsal malzeme ve veriler, aracı alacak olan müşterinin baktığı ilk özelliklerden bir kaçıdır. Zira güvenlik duygusu, insanlar için çok önemli bir özelliktir. Bunlara ek olarak, araçta mobilizer tipinde güvenlik önlemlerinin olması da, bir başka güvenlik faktörüdür.*Aracın Geçmişi (Eğer 2. el ise); Sıfır araçlar için böyle bir sıkıntı olmasa da, ikinci el araba alınırken arabanın geçmişte yaptığı kazaları, değişen ya da boyanan parçaları, çizikleri gibi durumlar da önemli etmenler arasında yerini almaktadır.Marka Güvenilirliği; Ticarette güven ve markaların önemi, araba alım ve satımında da oldukça önemlidir. Hiç adını duymadığı, etrafında görmediği markaları doğal olarak tercih etmeyen potansiyel müşteriler, daha bilinen ve yıllardır yollarda görmeye alışık olduğu otomobil markalarını almak için piyasa araştırması yapmaktadırlar. Aynı zamanda da, kimi müşterilerde oluşan marka takıntısı, hayat boyunca aynı markanın arabalarını kullanacağını da yer yer işaret etmektedir.Yedek Parça ve Servis Yaygınlığı; Her araba alıcısı, başına bir kaza gelebileceğini, ya da arabasının bakıma ihtiyaç duyabileceğini düşünerek hareket etmek zorundadır. Bu duygu ve düşünce de, ister istemez yedek parçaların bulunup bulunamayacağı ya da bakım işlerinin güvenilir bayilerde yaptırılıp yaptırılamayacağı konusunu gündeme getirmektedir. Herhangi bir aksilik sonrası, arabasının parçalarını orijinal parçalarla değiştirmek isteyen kullanıcı, mecburen yaygın kullanılan veya güvenilir bayileri olan bir markaya yönelecektir.*Motor Hacmi, Teknik Özellikler ve İç Mekanizmalar; Araba alacak potansiyel müşteri, ister performans araçları için, ister ekonomik araçlar için olsun, motor durumuna bakmak zorundadır. Ufak motorlu ve düşük beygirli araçlarla hız yapamayacağını bilen bir alıcı, isteğine göre diğer seçeneklere yönelecektir. Bunun yanı sıra, motorun markası, kullanılan akünün markası, motor bölümünde kullanılan malzemeler ve her türlü materyal de, müşteriye araba konusunda fikir verecektir. Tüm bunlara ek olarak, aracın çekiş gücü, yol tutuşu, lastik markaları ve bagaj hacmi de diğer önemli özellikler arasındadır.Konfor; Aracın konforu, kullanım rahatlığı, koltuk kaplamaları, iç hacmi, dijital ya da manuel klima sistemi, seyahat keyfi, ön konsolun göze hitap etmesi ve vücudu yormaması gibi etmenler, hem arabada yolculuk edenler için, hem de şoför için çok önemli özelliklerdir. Bilhassa şehir içinde sürekli araba kullanan, ya da uzun mesafeye sıklıkla giden kullanıcılar, konfor ve rahatlık kısmına büyük önem vermektedirler.Görsellik; İnsanoğlunun bir türlü aşamadığı beğenilme ve takdir edilme dürtüsü, yeri geldiğinde araba seçimindeki en önemli özellik olmaktadır. Öyle ki, sokaklarda frenleri tutmayan ancak modifiyeleri yapılmış birçok araç görülebilmektedir. Güvenliği bile önemsemeyip, arabanın rengini ve stilini önemsemek, bu etmenin ne kadar önemli olduğu hakkında da fikir vermektedir. Ancak bu durum, araç güvenliği sağlandıktan sonra gayet kabul edilebilir bir durumdur. Belki de hayat boyu biriktirdiği parasını arabasına yatıracak olan potansiyel müşteri, gözüne hoş gelen renklerde, beğendiği stilde ve istediği efektlerde bir arabaya sahip olmak isteyecektir.Aracın Tipi; Aracın tek kapılı ve hacim olarak dar olması, genç ve yalnız kişiler için tercih edilebilir olsa da, kalabalık ailelerce sık sık kullanılacak olan araçların 5 kapı olarak tercih edildiği de ayrı bir gerçektir. Yük taşıyacak olanların bagaj kısmına verdiği önem, hatta kasalı araçların yoğun olarak bundan dolayı tercih edilmesi de araç tipinin öneminden ileri gelmektedir. Müşteriler, çok doğal ve normal olarak, kullanım amaçlarına göre araç seçeceklerdir. Bu bağlamda da, tüm diğer etmenlerin yanı sıra, araç tipi oldukça önemli hale gelmektedir.Yukarıda sayılan etmenler haricinde, yine bazı faktörler de araba alımı ve satımı sırasında devreye girecektir. Tüm bu özellikler, her ne kadar genel olarak görünse de, aslında öznel olarak da nitelendirilebilmektedir.Kaynakça:http://forum.donanimhaber.com/m_16929984/tm.htmhttp://www.bilgiustam.comYazar: Baran Akçok

http://www.ulkemiz.com/otomobil-alirken-dikkat-edilecek-hususlar

Alüminyum Elementinin Özellikleri

Alüminyum (veya aluminyum, Simgesi Al). Gümüş renkte sünek bir metaldir. Atom numarası 13 tür. Doğada genellikle boksit cevheri halinde bulunur ve oksidasyona karşı üstün direnci ile tanınır. Bu direncin temelinde pasivasyon özelliği yatar. Endüstrinin pek çok kolunda milyonlarca farklı ürünün yapımında kullanılmakta olup dünya ekonomisi içinde çok önemli bir yeri vardır. Alüminyumdan üretilmiş yapısal bileşenler uzay ve havacılık sanayii için vazgeçilmezdir. Hafiflik ve yüksek dayanım özellikleri gerektiren taşımacılık ve inşaat sanayiinde geniş kullanım alanı bulur.Alüminyum,yumuşak ve hafif bir metal olup mat gümüşümsü renktedir. Bu renk, havaya maruz kaldığında üzerinde oluşan ince oksit tabakasından ileri gelir. Alüminyum, zehirleyici ve manyetik değildir. Kıvılcım çıkarmaz. Saf alüminyumun çekme dayanımı yaklaşık 49 megapascal (MPa) iken alaşımlandırıldığında bu değer 700 MPa'a çıkar. Yoğunluğu, çeliğin veya bakırın yaklaşık üçte biri kadardır. Kolaylıkla dövülebilir, makinede işlenebilir ve dökülebilir. Çok üstün korozyon özelliklerine sahip olması, üzerinde oluşan oksit tabakasının koruyucu olmasındandır. Elektrik iletkenliği %64,94 IACS'dir (saf Al, 2 °C'de).Eski Yunanlar ve Romalılar, alüminyum(æljʊˈmɪniəm)un tuzlarını, boyaların renklerini sabitleştirmede ve kan durdurucu olarak kullanmışlardır. Alum günümüz tıbbında hala kan durdurucu ve damar büzücü olarak kullanılmaktadır.Friedrich Wöhler'in, alüminyumu, 1827'de, susuz alüminyum klorürü potasyum ile karıştırarak ayrıştıran ilk kişi olduğu bilinirse de metal, o tarihten iki sene kadar önce, Danimarkalı bir fizikçi ve kimyacı olan Hans Christian Øersted tarafından saf olmayan bir formda üretilmiştir. Dolayısıyla almanaklarda ve kimya literatüründe Øersted'in adı alüminyumu bulan kişi olarak geçer. Fransız Henri Saint-Claire Deville, 1846'da, Wöhler'in metodunu, daha pahalı olan potasyum yerine sodyum kullanarak geliştirmiştir.Amerikalı Charles Martin Hall 1886'da, alüminyumun elektrolitik bir işlemle eldesine ilişkin bir patent başvurusunda (patent no: 400655) bulunmuş, aynı yıl, Hall'un bu buluşundan tamamen habersiz olmak üzere Fransız Paul Héroult da aynı tekniği Avrupa'da geliştirmiştir. Bu nedenle iki bilim adamının adı verilen Hall-Heroult işlemi, günümüzde alüminyumun cevherinden eldesinde bütün dünyada kullanılan temel yöntemdir.ABD'deki Washington anıtının zirvesinin yapımında alüminyum kullanılması kararlaştırılmış ve o tarihte alüminyumun yaklaşık 30 gramının maliyeti bu projede çalışan bir işçinin yevmiyesinin iki katına eşdeğer olmuştur.Adolf Hitler'in yönetime gelişinden hemen sonraki yıllarda Almanya, alüminyum üretiminde dünya lideri olmuştur. Ancak 1942'de, ABD'de yeni hidroelektrik santral projelerinin (örneğin, Grand Coulee Barajı) devreye alınması, ABD'ye Nazi Almanya'sının başedemeyeceği bir üstünlük vermiştir. Bu üstünlük, dört yıl içinde 60 bin savaş uçağı yapmaya yetecek kadar alüminyum üretimi şeklinde ortaya çıkmıştırYerkabuğunda bol miktarda (%7,5-8,1) bulunmasına rağmen serbest halde çok nadir bulunur ve bu nedenle bir zamanlar altından bile daha kıymetli görülmüştür. Alüminyumun ticari olarak üretiminin tarihi 100 yıldan biraz fazladır.Alüminyum ilk keşfedildiği yıllarda cevherinden ayrıştırılması çok zor olan bir metal idi. Alüminyum rafine edilmesi en zor metallerden biridir. Bunun nedeni, çok hızlı oksitlenmesi, oluşan bu oksit tabakasının çok kararlı oluşu ve demirdeki pasın aksine yüzeyden sıyrılmayışıdır.Alüminyumun hurdalardan geri kazanımı, günümüz alüminyum endüstrisinin önemli bir bileşeni haline gelmiştir. Geri kazanım işlemi, metalin basitçe tekrar eritilmesi esasına dayanır, ki bu yöntem metalin cevherinden üretimine nazaran çok daha ekonomiktir. Alüminyum rafinasyonu çok yüksek miktarlarda elektrik enerjisi gerektirir, buna karşılık geri kazanım işlemi, üretiminde kulanılan enerjinin %5'ini harcar. Geri kazanım işlemi 1900'lü yılların başlarından beri uygulanmakta olup yeni değildir. 1960'lı yılların sonlarına kadar düşük profilli bir faaliyet olarak devam eden geri kazanım olgusu, bu tarihte içecek kutularının alüminyumdan yapılmaya başlanması ile gündeme daha yoğun şekilde gelmiştir. Diğer geri döndürülen alüminyum kaynakları arasında otomobil parçaları, pencere ve kapılar, cihazlar ve konteynerler sayılabilir.Alüminyum reaktif bir metal olup cevherinden (alüminyum oksit, Al2O3) kazanımı çok zordur. Örneğin, karbonla doğrudan redüksiyonu, alüminyum oksitin ergime sıcaklığı yaklaşık 2000 °C olduğundan ekonomik olmaktan uzaktır. Dolayısıyla, alüminyum elektroliz yöntemiyle kazanılır. Bu yöntemde alüminyum oksit, ergimiş kriyolit içinde çözündürülür ve daha sonra saf metale redüklenir. Bu yöntemde redüksiyon hücrelerinin çalışma sıcaklığı 950-980 °C civarındadır. Kriyolit, Grönland adasında bulunan doğal bir mineraldir fakat alüminyum üretimi için sentetik olarak yapılır. Kriyolit, alüminyum ve sodyumun florürlerinin bir karışımı olup formülü Na3AlF6 şeklindedir. Alüminyum oksit (beyaz toz), yaklaşık %30-40 demir içerdiği için kırmızı renkli olan boksitin rafinasyonu ile üretilir. Bu işlemin adı Bayer işlemidir ve daha önceleri kullanılmakta olan Deville işleminin yerini almıştır.Wöhler işleminin yerini alan elektroliz yönteminde her iki elektrot da karbondan yapılmıştır. Cevher bir kez ergimiş hale geldikten sonra iyonlar serbestçe dolaşmaya başlarlar. Negatif elektrotta (katot) gerçekleşen reaksiyon:    Al3+ + 3e- → Alolup alüminyum iyonunun elektron alarak redüklendiğini gösterir. Alüminyum metali daha sonra hücrenin tabanına sıvı halde çöker ve buradan sifonlanarak dışarı alınır.Öte yandan, pozitif elektrotta (anot) oksijen gazı oluşur:    2O2- → O2 + 4e-Anot karbonu bu oksijen ile oksitlenerek tükenir ve dolayısıyla düzenli aralıklarla yenilenmesi gerekir:    O2 + C → CO2Katotlar elektroliz işlemi sırasında, anotların tersine, tükenmezler çünkü katotta oksijen çıkışı olmaz. Katodun karbonu, hücre içinde sıvı alüminyum ile örtülmüş olduğu için korunmalıdır. Öte yandan katotlar, elektrokimyasal işlemler gereği erozyona uğrarlar. Elektrolizde uygulanan akıma bağlı olarak, hücelerin 5-10 yılda bir tümüyle yenilenmesi gerekir.Hall-Héroult işlemiyle alüminyum elektrolizi çok fazla elektrik enerjisi tüketirse de, alternatif yöntemler gerek ekonomik gerekse ekolojik olarak uygulanabilirlikten uzaktırlar. Dünya genelinde, ortalama spesifik enerji tüketimi, kg Al başına yaklaşık 15±0.5 kilowatt saat dir (52-56 MJ/kg). Modern tesislerde bu rakam yaklaşık 12.8 kW·h/kg (46.1 MJ/kg) civarındadır. Redüksiyon hattının taşıdığı elektrik akımı, eski teknolojilerde 100-200 kA iken bu değer, modern tesislerde 350 kA'e kadar çıkmış olup 500 kA'lik hücrelerde deneme çalışmaları yapıldığı bilinmektedir.Alüminyum üretim maliyetinin %20-40'ını, tesisin bulunduğu yere göre değişmek üzere, elektrik enerjisi oluşturmaktadır. Bu nedenle alüminyum üreticisi işletmeler, Güney Afrika, Yeni Zelanda'nın Güney Adası, Avustralya, Çin, Orta Doğu, Rusya, İzlanda, Kanada'da Quebec gibi elektrik enerjisinin bol ve ucuz olduğu bölgelere yakın olmak eğilimindedirler.Çin 2004 itibarıyla, alüminyum üretiminde dünya lideridir.Alüminyumun canlı hücreler üzerinde yararlı bir işleve sahip olduğu gözlemlenmemiştir. Bazı kişilerde, alüminyumun herhangi bir formundan kaynaklanabilen temas dermatiti (deri iltihabı), stiptik (kan durdurucu) veya ter önleyici ürünler kullanımıyla birlikte ortaya çıkan kaşıntılı kızarıklık, alüminyum tencerelerde pişen yemeklerin yenmesiyle ortaya çıkan sindirim bozuklukları ve besinlerin emiliminin durması, ve Rolaids, Amphojel, ve Maalox gibi antasit (asit giderici) ilaçların kullanımıyla ortaya çıkan kusma vb. gibi zehirlenme belirtileri şeklinde alerjik reaksiyonlar yaratabilir. Diğer kişilerde alüminyum, ağır metaller kadar zehirli olmasa da ve alüminyumdan yapılmış mutfak gereçleri kullanımının (yüksek korozyon direnci ve iyi ısı iletkenliği nedeniyle tercih edilir), genelde alüminyum zehirlenmesine yol açtığı kanıtlanmamış olsa da, yüksek dozlarda alındığında zehirlenme belirtileri gösterebilir. Alüminyum bileşikleri içeren antasitlerin aşırı dozda tüketimi ve alüminyum içeren ter önleyicilerin aşırı miktarda kullanımı zehirlenme nedeni olabilir. Alüminyumun Alzheimer hastalığına yol açtığı iddia edilmişse de o araştırma, tam tersine, Alzeimer hastalığının neden olduğu tahribatın, vücutta alüminyum birikimine yol açtığı şeklinde çürütülmüştür. Özetle, eğer alüminyum zehirlenmesi varsa bunun oldukça spesifik bir mekanizma ile gerçekleşmesi gerekir. Zira insanın yaşamı boyunca, toprakta doğal kil mineralinin içindeki alüminyum ile olan teması zaten yeterince yüksektir.Alüminyumun, onun hızla korozyona uğramasına neden olan bazı kimyasallarla temas etmesinden kaçınmak gerekir. Örneğin, bir parça alüminyumun yüzeyine damlatılan çok küçük bir miktar civa, koruyucu alüminyum oksit tabakasını kolayca deler ve birkaç saat içinde devasa yapı kirişleri bile önemli derecede zayıflayabilir. Bu nedenle, pek çok havayolu şirketi, uçakların yapısal iskeletinde alüminyum önemli bir yer tuttuğu için civalı termometrelere izin vermemektedir. Kimyasal YapısıOksidasyon kademesi 1    Alüminyum hidrojen atmosferi altında 1500 °C ye ısıtıldığında AlH üretilir.    Alüminyumun normal oksidi (Al2O3) silisyum ile 1800 °C de vakum altında ısıtıldığında Al2O üretilir.    Al2S3 ün alüminyum talaşları ile 1300 °C de vakum altında ısıtılması ile Al2S üretilir. Ancak hızlıca başlangıç maddelerine ayrışır. İki değerlikli selenyum da benzer şekilde yapılır.    Üç değerlikli halojenürleri, alüminyum ile ısıtıldıklarında -AlF- -AlCl- ve -AlBr- gaz fazında elde edilebilir.Oksidasyon kademesi 2    Alüminyum tozu oksijenle yandığında alüminyum alt-oksidinin (AlO) varlığı gösterilebilir.Oksidasyon kademesi 3    Fajans kuralı, basit bir üç değerlikli katyonun (Al3+) susuz tuzlarda veya Al2O3 gibi ikili bileşiklerde bulunamayacağını gösterir. Hidroksit zayıf bir bazdır ve karbonat gibi zayıf baz olan alüminyum tuzları hazırlanamaz. Nitrat gibi kuvvetli asit tuzları kararlı ve suda çözünürdürler. En az altı moleküllü hidratlar oluştururlar.    Alüminyum hidrür (AlH3)n, trimetil-alüminyum ve aşırı oksijen kullanarak üretilebilir. Havada patlayarak yanar. Alüminyum klorürün eter çözeltisi içinde lityum hidrürle muamelesi sonucu da üretilebilir. Ancak çözücüden ayrıştırılamaz.    Alüminyum karbür (Al4C3) elementlerin oluşturduğu karışımın 1000 °C nin üzerine ısıtılması ile üretilebilir. Açık sarı renkli kristallerinin kompleks bir kafes yapısı vardır ve su veya seyreltik asitle metan gazı verirler. Asetilit (Al2(C2)3), ısıtılmış alüminyum üzerinden asetilen geçirmek suretiyle üretilir.    Alüminyum nitrür (AlN), elementlerinden 800 °C de üretilebilir. Su ile hidrolize olarak amonyak ve alüminyum hidroksit verir.    Alüminyum fosfit (AlP), benzer şekilde yapılır ve fosfin vererek hidrolize olur.    Alüminyum oksit (Al2O3), doğada korundum olarak bulunur ve alüminyumun oksijenle yakılması veya hidroksit, nitrat veya sülfatının ısıtılmasıyla elde edilir. Kıymetli taş olarak sertliği elmas, bor nitrür ve karborundum'dan sonra gelir. Suda hemen hemen hiç çözünmez.    Alüminyum hidroksit, bir alüminyum tuzunun sulu çözeltisine amonyak ilavesi yoluyla jelatinimsi bir çökelek şeklinde elde edilebilir. Amfoteriktir; hem çok zayıf bir asit olup hem de alkalilerle alüminatlar yapar. Değişik kristal formlarında bulunur.    Alüminyum sülfür (Al2S3), alüminyum tozu üzerinden hidrojen sülfür geçirerek üretilebilir. Polimorfiktir.    Alüminyum florür (AlF3), hidroksitinin HF ile muamelesi sonucu veya elementlerinden üretilir. 1291 °C de ergimeksizin gaz fazına geçen dev bir molekül yapısına sahiptir. Çok inerttir. Diğer üç değerliürleri dimerik ve köprü benzeri yapıdadırlar.    Ampirik formülü AlR3 olan organo-metalik bileşikleri vardır ve dev yapılı moleküller değilse de en azından dimerik veya trimeriktirler. Organik sentez alanında (örneğin, trimetil alüminyum) kullanılırlar.    Alümino-hidrürler bilinen en elektro-pozitif yapılardır. İçlerinde en kullanışlı olan lityum alüminyum hidrür'dür (Li[AlH4]). Isıtıldığında lityum hidrür, alüminyum ve hidrojene parçalanır ve su ile hidrolize olur. Organik kimyada pek çok kullanım alanı vardır. Alümino-halojenürler de benzer yapıya sahiptirler.Kullanım alanlarıAlüminyum kolay soğuyup ısıyı emen bir metal olması nedeniyle soğutma sanayinde geniş bir yer bulur. Bakırdan daha ucuz olması ve daha çok bulunması, işlenmesinin kolay olması ve yumuşak olması nedeniyle birçok sektörde kullanılan bir metaldir.Alüminyum genel manada soğutucu yapımında, spot ışıklarda, mutfak gereçleri yapımında, hafiflik esas olan araçların yapımında (uçak, bisiklet, otomobil motorları, motosikletler vb.) kullanılır. Bunun yanında sanayide önemli bir madde olan alüminyum günlük hayatta her zaman karşımıza çıkan bir metaldir.İngilizce konuşulan ülkelerde, adının hem aluminium hem de aluminum şeklinde yazılması ve uygun tarzda okunması yaygındır. ABD'de aluminium pek bilinmemekte ve daha çok aluminum kullanılmaktadır. ABD'nin dışındaki diğer ülkelerde ise durum tam tersine olup aluminium şeklinde yazılış tarzı daha iyi bilinmektedir. Ancak Kanada'da her iki yazılış tarzı da yaygındır.İngilizcenin hakimiyeti dışındaki ülkelerde ise "ium" şeklindeki yazılış daha yaygındır. Hem Almanca hem de Fransızcada sözcük aluminium şeklindedir."International Union of Pure and Applied Chemistry" (IUPAC) organizasyonu 1990'da aluminium kullanımını, dünya standardı olarak onaylamıştır. Ancak üç yıl sonra aluminum sözcüğünü de kabul edilebilir bir terim olarak tasdik etmiştir.

http://www.ulkemiz.com/aluminyum-elementinin-ozellikleri

Platin Elemetinin Özellikleri

Platin, periyodik cetvelde Pt simgesi ile gösterilen kimyasal bir element olup atom numarası 78'dir. Ağır, dövülebilir, sünek, grimsi beyaz renkli, geçiş metalleri grubunda, kıymetli metallerdendir. Korozyona dayanıklı olup bazı bakır ve nikel cevherlerinde bulunur. Kuyumculukta, laboratuvar cihazlarında, elektrik kontaktlarında, diş hekimliğinde ve otomobil egzoz kontrol cihazlarında kullanılır.Platin saf hâldeyken gümüşümsü beyaz renklidir. Korozyona dayanıklıdır. Platin grubu metallerin altı üyesinin de (rutenyum, rodyum, paladyum, osmiyum, iridyum, ve platin) katalitik özellikleri çok üstündür. Bu nedenle platin, otomobillerin egzoz sistemlerindeki katalitik dönüştürücülerde ve bujilerin uçlarında kullanılır. Platin, yüksek aşınma ve kararma direncinden ötürü ideal bir hassas kuyumculuk metalidir. Platin altından daha kıymetlidir. Platin fiyatları, piyasadaki arz-talep dengesine göre değişmekle birlikte normalde altının iki mislidir. Dünya'da bilinen en değerli 2. maden olduğu bilinmektedir. 18. yüzyılda platinin nadir bulunur oluşu, Kral XV. Louis'nin onu, "krallara layık tek metal" olarak tanımlamasına neden olmuştur.Göze çarpan diğer özellikleri arasında; kimyasallara karşı direnç, çok üstün yüksek sıcaklık özellikleri, ve kararlı elektriksel özellikler sayılabilir. Platin havada hiçbir sıcaklıkta korozyona uğramaz, ancak siyanür, halojenler, kükürt, ve alkaliler tarafından korozyona uğratılır. Hidroklorik asit (HCl) ve nitrik asit (HNO3) içerisinde çözünmez fakat kral suyu (aqua regia) olarak bilinen karışımda kloro-platinik asit oluşturarak çözünür. Bilinen oksidasyon kademeleri +2, +3, ve +4'tür.Kullanım alanlarıLaboratuvar kaplarının, bozunmaya dayanıklı gereçlerin, tellerin ve ısıluçların yapımında, kuyumculukta, diş hekimliğinde ve elektrik kontaklarında kullanılır. Platin-kobalt alaşımları güçlü manyetik özellik gösterir. Platin rezistans telleri, çok yüksek sıcaklıklarda çalışan elektrikli fırınların yapımında kullanılır. Arabalarda hava kirliliğini önleyici donanımların yapımında, füzelerin uç konilerinin ve jet motorlarının ağızlıklarının kaplamasında, büyük gemilerin, denizaltı boru hatlarının ve çelik desteklerin katodik koruma sistemlerinde de platinden yararlanılır. Sülfürik asit eldesinde ve petrol ürünlerinin işlenmesinde katalizör olarak platin kullanılmaktadır. Platin dirençli termometreler, elektrolizde kullanılan elektrotlarda da yer alıyor.Platin bileşiklerininse daha da yaygın kullanım alanları bulunur. Örneğin sisplatin, karboplatin ve okzaliplatinin DNA yapısı arasına girme özelliklerinden dolayı kanser tedavisinde kemoterapi sırasında kullanılabiliyor. Hekza kloroplatin asitse fotoğrafçılık, aynalar, mürekkep, porselen renklendirmesi, çinkonun aşındırılmasında kullanmaktadır.Doğal hâlde bulunan platin ve platin alaşımlarının varlığı uzun zamandan beri bilinmektedir. Platin, Kristof Kolomb öncesi Amerikan yerlileri tarafından kullanılmışsa da Avrupalıların bu metalden ilk defa söz etmeleri 1557 yılına rastlar: bir İtalyan hümanisti olan Julius Sezar Skaliger (1484-1558), Panama ve Meksika arasındaki bir Orta Amerika madeninde bulunan bu gizemli metalden bahsederken onu, "şimdiye dek bilinen hiçbir İspanyol sanatıyla ergitilemeyen" olarak tanımlamıştır.İspanyollar metali ilk olarak Kolombiya'da bulduklarında ona "platina" veya "küçük gümüş" adını vermişlerdir. Platini gümüş cevherleri içerisinde istenmeyen bir empürite olarak görmüşler ve çoğunlukla da atmışlardır.Platin ilk olarak Antonio de Ulloa ve Don Jorge Juan y Santacilia adlı iki astronom tarafından keşfedilmiştir. Her ikisi de İspanya Kralı V. Felipe tarafından 1735-1745 arasında Peru'daki bir keşif gezisi için görevlendirilmişti. Ulloa, platina"yı, New Granada'da (Kolombiya) altınla birlikte bulunan ve işlenemeyen metal olarak tanımladı. Ulloa'nın gemisine dönüş yolculuğunda İngilizler tarafından el konuldu ve İngiltere'ye götürüldü. Kendisine iyi davranıldı, hatta Royal Society'ye üye bile yapıldı. Ancak bu bilinmeyen metalden bahsetmesi, hakkında yayın yapması 1748'e kadar yasaklandı. Oysa Charles Wood bu gelişmelerden bağımsız olarak 1741'de metali ayrıştırmıştı.Uzun yıllar boyunca uzunluk ölçüsü birimi "metre"nin tanımı, Sevr'deki (Fransa) Bureau International des Poids et Mesures'de bulunan platin-iridyum alaşımından yapılmış bir çubuk üzerindeki iki işaret arasındaki mesafe olarak tanımlanmıştır. Yine aynı şekilde platin-iridyum alaşımından yapılmış bir silindir de kilogram standardı olarak aynı yerde bulunmaktadır. Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Platin genellikle saf ya da iridyum ile alaşım halinde bulunur. Platin arsenik (sperilit minerali (PtAs2)), Kanada'daki Sudbury cevher yataklarında nikel cevherleriyle bir arada bulunan ana platin kaynağıdır. Daha nadir bulunan sülfürlü minerali kuperit ((Pt,Pd,Ni)S) ise platini, paladyum ve nikel ile birlikte içerir. Kuperit'e genellikle Transvaal'de (Güney Afrika) rastlanır.Platin daha çok diğer platin grubu metallerle (PGM) birlikte ve Witwatersrand (Güney Afrika), Kolombiya, Ontario, Ural Dağları, ve bazı batı Amerika eyaletlerindeki alüvyal plasiyer cevher yataklarında bulunur.Platin ticari anlamda Sudbury cevher yataklarındaki nikel cevherlerinin işlenmesi sırasında yan ürün olarak elde edilir. Bu cevherlerde platinin yalnızca 0,5 ppm (1 ppm = milyonda bir) mertebesinde bulunması bile platinin ne kadar kıymetli ve işlenmeye değer olduğunun bir göstergesidir.İzotoplarıPlatinin beş adet kararlı izotopu ve bir de yarılanma ömrü 6 milyar yıl olan radyo-izotopu vardır: Pt-190. Platinin başka radyo-izotopları da vardır ve bunlardan en kararsızı yarılanma ömrü 50 yıl olan Pt-193'tür. ÖnlemlerPlatin reaktif bir metal olmadığından herhangi bir sağlık problemi yaratmaz. Bazı platin kompleksleri (cis-platin), anti-tümör aktivitelerinden dolayı kemoterapi alanında kullanılmakta iseler de böbreklerde geri dönüşümü olmayan tahribata yol açarlar.

http://www.ulkemiz.com/platin-elemetinin-ozellikleri

Altın Elemetinin Özellikleri

Altın, kimyada Au (Latince Aurum dan (ışıldayan-parlayan)) sembolü ile gösterilen yumuşak, parlak sarı renkte kimyasal bir element. Altının parlak sarı rengi, asitlere karşı dayanıklılığı, doğada serbest halde bulunabilmesi ve kolay işlenebilmesi gibi özellikleri, insanların ilkçağlardan beri ilgisini çekmiştir.Altın, parlak sarı rengi ve ışıltısıyla göz alan çok ağır bir metaldir. Üstelik kolay kolay tepkimeye girmeyen çok kararlı bir element olduğu için havadan ve sudan etkilenmez. Bu yüzden hiçbir zaman paslanmaz, kararmaz ve donuklaşmaz. Bir başka özelliği de saf haldeyken çok yumuşak olmasıdır; bu nedenle kolayca dövülerek biçimlendirilebilir. Altın bütün bu özellikleriyle tarih boyunca en kıymetli metallerden sayılmıştır. Tarihte bilinen kayıtlara göre Mısır hükümdarları zamanında MÖ 3200 yıllarında, altın darphanelerde eşit boyda çubuklar halinde çekilerek para olarak kullanıldı. Au Latince Aurum kelimesinden gelmektedir.Peru'da MÖ 2000 yılına ait altın ziynet eşyaları kalıntılarına rastlanmış olup, Amerika kıtasındaki Aztekler ve İnkaların da altına tutkun oldukları bilinmektedir.Altına önem veren eski medeniyetler arasında; Yunanları, İranlıları, Makedonyalıları, Asurluları, Sümerleri ve Lidyalıları saymak yerinde olur.MÖ 550 yıllarında Lidya Kralı Krezos, altını para olarak (sikke) bastırmış ve altının para olarak basılması ile de ticaret artmıştır. Şehirler zenginleşmiş ve dünya yeni bir refah dönemine girmiştir.İskit ve Sarmatların (MÖ 1000) milli kahramanları konu alan altın toka yapımında ileri oldukları bilinmektedir. Dördüncü ve dokuzuncu yüzyıl aralarında ise altın kase, vazo işçiliğinde en güzel örnekleri vermişlerdir. Bu eserlerden bir kısmı New York, Morgan kolleksiyonunda teşhir edilmektedir.Türkler Müslümanlığı kabul ettikten sonra altından eşya yapımını azaltmışlardır. Altın eşyayı sadece süs olarak kullanmışlardır.Çıkarılan yerler: Mersin, Antakya, Niğde, Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve çevresidir. Dünyada ise Yeni Gine'de çıkartılır.Altın, dünyanın geniş bir bölümünde düşük konsantrasyonlarda bulunur. Yer küresinin tahminen 0,001 ppm (milyonda bir)ini teşkil eder. Kalaverit (Au2Te4), silvanit (Au2Ag2Te6) ve krennerit (Au8Te6) mineralleri olduğu gibi bakır ve kurşun minerallerinde de eser miktarları bulunabilir. Volkanik kuvarsların içinde, akarsuların kumlu yataklarında toz ve külçe halinde bulunur.2006 sonu itibari ile tarih boyunca çıkarılan altının 158,000 ton olduğu tahmin edilmektedir. Benzer bir görüş National Geographic dergisinin Ocak 2009 sayısında "Tüm tarih boyunca sadece 161.000 ton altın çıkarıldı, bu miktar iki olimpik havuzu doldurmaya ancak yetiyor." yorumu ile yer bulmuştur. Bahsedilen miktardaki altının hacmi kenarları 20,28 metre uzunlukta olan bir kübe eşittir. Eğer onsu 1000$'dan hesaplanırsa kübün değeri yaklaşık 5,2 trilyon dolar olacaktır. Elde edilişi CVT ile üretilmiş %99.99 saflıkta altın kristaliAltın cevherleri, “metalik altın ihtiva eden cevherler” ve “bileşikleri halinde altın ihtiva eden cevherler” olarak sınıflandırılır.Metalik altın içeren cevherlerden altın elde etmek için altın içeren küçük kuvars parçaları öğütme değirmenlerinde hamur haline getirilir. Bu hamur içinde altın tanecikleri kolloidal halde dağılır. Buradaki ürün malgama tekniği ile ayrıştırılır. Malgamalanmış hamurun konsantrasyonu arttırılarak çok seyreltik sodyum siyanür çözeltisiyle işlenir. Sodyum siyanür altın ile reaksiyona girerek kompleks bileşik meydana getirir:4 NaAu(CN)2 + 4 NaOH → 4 Au + 8 NaCN + 2 H2O + O2Kompleks bileşikteki altın metalik çinko ile çöktürülür:2 Na + 2 Au(CN)2 + Zn → 2 Au + Na2Zn(CN)4Bu çökeltideki altın ve gümüş dışındaki maddeler, Kal metoduyla alınır. Gümüş de nitrik ve sülfürik asit etkisiyle çözülerek geriye saf altın kalır. BileşikleriAltın bileşiklerinde +1 ve +3 değerlikli halde bulunur. Bütün bileşiklerinden kolayca metalik hale indirgenebilir.Altının, AuCl, Au2S, AuCN gibi +1 değerlikli bileşikleri sulu çözeltilerde kararsız olup, +3 değere yükseltgenir veya metalik hale indirgenir. Bununla beraber sodyum ve potasyum siyanür ile verdiği kompleks tuzlarının sulu çözeltileri hazırlanabilir ve endüstride özellikle kaplamacılıkta kullanılır.Organik tuzları da bilinmekte olup kararsızdırlar.Altının +3 değerlikli bileşikleri genellikle kararlıdır.AuCl3 su, alkol ve eterde çözünür, fotoğrafçılıkta ve kaplamada kullanılır.AuBr3 alkol ve eterde çözünür. Bazı kimyasal analizlerde kullanılır.Altın hidroksit, Au(OH)3, ışığa karşı hassas kahverengi bir tozdur. Suda çözünmez, hidroklorik asit ve diğer asitlerde çözünür. Yaldız yapımı ve kaplamacılıkta kullanılır.Altının organik bileşikleri genellikle dialkil tuzlarıdır. Bu tuzlar R2AuX şeklindedir. Burada R organik molekül X ise halojen, kükürt, azot veya oksijendir. Kullanılışı İşlemci bacakları altın alaşımı malzemeden yapılır. Elektronik malzemelerdeki geri dönüşümlerde, altın alaşımdan ayrılarak tekrar kullanacak hale getirilir. Bugüne kadar yeryüzünden çıkarılan bütün altının yarıdan fazlası hükümetlerin ve merkez bankalarının elindedir. Gerek her ülkede kâğıt para emisyonunun güvencesi olarak, gerek milletlerarası bir ödeme aracı olarak eskiden beri büyük önem taşıyan altın, metalle çalışan zanaatçıların gözünde de değerini korumaktadır. Kuyumculukta altının genellikle gümüşlü, palladyumlu, bakırlı veya platinli alaşımları çok kullanılır.Elektrik iletkenliği yüksek (gümüş ve bakırdan sonra) ve kolayca kimyasal tepkimeye girmeyen altın en çok elektrik ve elektronik sanayilerde bağlantıların, terminallerin, baskı devrelerinin, transistörlerin ve yarı iletken sistemlerin kaplanmasında kullanılır. Üstüne düşen kızılötesi ışınların yaklaşık yüzde 98’ini yansıtarak geri çevirebilen ince altın levhalar, uzay elbiselerinin başlığındaki göz deliklerinde zararlı ışınlardan korunmayı ve sun’i uyduların yüzeylerinde sıcaklığın denetlenebilmesini sağlar. Büyük büro binalarının pencerelerinde de gene ince levhalar halinde altın kullanılması, yalnız estetik açısından değil, bu yansıtıcı yüzeyin çevreyle ısı alış-verişini büyük ölçüde azaltmasından kaynaklanır. Lal camlara parlak kırmızı rengini veren, camsı kütlenin içinde kolloidal halinde dağılmış olan çok az miktardaki altındır.Ancak insanlar çoğunlukla takı ve süs eşyası içinde kullanır. AlaşımlarıAltının bazı özelliklerini (kullanış gayesine göre) değiştirmek için çeşitli alaşımları yapılır.Altın-gümüş alaşımları     %75 altın, %25 gümüş alaşımı yeşil renkte olup mücevher yapımında kullanılır.     %40 altın %60 gümüş alaşımı serttir.Altın-nikel alaşımıMücevher yapımında kullanılan beyaz altının esasını teşkil eder. Bu alaşımda %80 altın, %16 nikel, %3 çinko ve %1 bakır kullanılır.Altın-bakır alaşımıPara basımında yaygın olarak kullanılır. Kolayca işlenebilir.Altın-palladyum alaşımıKolayca işlenebilir. En fazla sertlik gösterenler %60-65 palladyum ihtiva edenlerdir. Düşük sıcaklıklardaki yüksek direnci sebebiyle potansiyometre yapımında kullanılır.Altın ayarıAltının kimyadaki saflığı “yüzde” ile, mücevhercilikteki saflığı ise “karat” veya “ayar” terimleriyle ifade edilir. Buna göre 24 ayar (veya karat) altın %100 saf altını, 22 ayar ise %91,6 saf altını ifade etmektedir. 22 ayar altının %8,4’ü diğer metaller ile tamamlanmıştır. Altına gümüşün ilavesi yeşilimsi, nikel ve platinin ilavesi beyaz, çinkonun ilavesi sarı, ve bakır ilavesi de bakır miktarına göre sarıdan kırmızıya kadar değişen renkler kazandırılabilir.%100 saf altın doğada bulunmayıp, en saf altın binde 999,9 saflıktadır. 18 ayar altın %75,14 ayar altın %58,5 oranında altın içerir. Tamamlayıcı metalin gümüş ağırlıklı olması durumunda kuyumculuk sektöründe yeşil altın denilen, halk arasında sarı altın denilen renk yakalanır. Tamamlayıcı metalin bakır ağırlıklı olması durumunda kırmızı altın denilen renk yakalanır. Beyaz altın ise beyaz renge yakın çeşitli metallerin tamamlayıcı olarak kullanılmasıyla ortaya çıkar. Beyaz altın, üretim sonunda kirli beyaz bir renge sahiptir, Rodyum kaplanmasıyla tam beyaz renge kavuşur.Altından yapılan heykel, kap, kacak, mücevher süsleme ve paraların hepsine verilen ad. Altın metallerin en yumuşağı ve en kolay biçimlendirilebilenidir. 10 g altın dövülerek 11 m²'lik ince bir levha veya çekilerek 570 m uzunluğunda ince bir tel elde edilebilir. En rahat çalışılabilen metal olarak kalemle işlenerek, kakılarak, dövülerek, oyularak, kabartılarak, dökülerek varak haline getirilip ahşap, metal, deri ve parşömen gibi başka eşyaları kaplamada da kullanılmıştır.Altın suyuKral suyu olarak da bilinir. Hacimce bir birim derişik nitrik asit ile üç birim derişik hidroklorik asitten oluşan karışımdan meydana gelir. Bu karışım altını çözebildiğinden altın suyu adı verilmiştir.Altın suyu (veya kral suyu), kimyasal çözme işlemlerinde bazı demir cevherlerini, fosfatlı kayaçları, curufları, nikel-krom alaşımlarını, antimonu, selenyumu ve civa, arsenik, kurşun ve kobalt sülfürleri, çözünürlüğü az olan sülfürleri çözmek için kullanılır.Altın Standardı Sistemi1 kg külçe altın.Standart para biriminin, belirli bir ağırlıkta altın olarak kabul edildiği veya para değerinin belli ağırlıkta altının değerine denk tutulduğu para sistemi. Ülke içinde altın standardının benimsenmesi, milletlerarası seviyede de altın standardının uygulanması sonucunu getirir. Altın standardında ya altın sikkeler kanuni olarak para dolaşımına girer veya kâğıt para, istendiğinde sabit bir fiyatla altına çevrilebilir.Hiçbir ülkede altın standardı uygulanmasa da milletlerarası seviyede altın standardı sistemi yürürlükte kalabilir. Bu durumda, ya altının kendisi veya sabit fiyat üzerinden altına çevrilebilen bir para birimi milletlerarası ödeme aracı olarak kullanılır. Bu sistemde, ülkeler arasındaki döviz kurları sabittir. Döviz kurları, altının bir ülkeden ötekine taşınma maliyetini aşarak sabit altın paritesinin üzerine çıkar veya altına düşerse, kurlar resmi seviyeye dönünceye kadar, ülkeden ülkeye büyük miktarlarda altın sikke ve külçe giriş veya çıkışı gerçekleşir.Altın standardı ilk defa 1821'de İngiltere'de kondu. Birçok devre geçirdikten sonra 1937'ye gelindiğinde tam altın standardını sürdüren hiçbir ülke kalmadı. II. Dünya Savaşı sonrasında, döviz kurlarının genellikle dolara veya altına göre ayarlandığı bir sisteme geçildi. 1958'de yeniden bir tür altın standardı sistemine dönüldü. Buna göre, önde gelen Avrupa ülkeleri milletlerarası ödemelerde kendi paralarının altına veya dolara serbestçe çevrilebilirliğini garanti ediyorlardı. Milli seviyede altın standardına dönüş ise hiç görülmedi.Altın tarih öncesi çağlardan beri değerli olduğu bilinmektedir. O ve ilk metal insanlar tarafından kullanılmış olabilir süsleme ve ritüeller için değerli oldu. Gibi erken olarak MÖ 2600 olan kral Tushratta Mitanni ve "daha fazla kir bol" Mısır olduğunu iddia altın, tarif gelen Mısır hiyeroglif. [21] Mısır ve özellikle Nubia onları büyük altın için alanlarda üretim yapmak için kaynaklar vardı tarihinin çok. Erken bilinen harita Torino Papirüsü Haritası olarak bilinir ve yerel jeoloji endikasyonları ile Nubia bir altın madeni birlikte planını gösteriyor. Ilkel çalışma yöntemleri Strabon tarafından açıklanan ve ateş-ayar bulunmaktadır. Büyük mayın da Kızıldeniz genelinde şu anda Suudi Arabistan olduğunu oluştu.Altın Post efsanesi, antik dünyada placer mevduat gelen tuzak altın tozu için fleeces kullanımı anlamlara gelebilir. Altın sık sık Eski Ahit'te, Genesis 2:11 ile Havilah () başlayan ve belirtilen Matta Yeni Ahit'in ilk bölümlerde magi ve hediyeler bulunmaktadır. Vahiy 21:21 The Book of kristal açık olarak sokaklarda "saf altından yapılmış, sahip olarak" Yeni Kudüs şehri tanımlar. Güney-doğu Karadeniz köşesinde onun altın ünlenmişti. Sömürü Midas bir zaman, ve bu altın muhtemelen MÖ 610 yılında Lidya, dünyanın ilk sikkeleri olduğu kurulmasında önemli olduğunu tarih söyleniyor. 6. veya 5. yüzyıl, Chu (devlet) Gönderen Ying Yuan sirküle, kare altın bir tür.Romalılar büyük ölçekli hidrolik madencilik yöntemleri kullanarak tarihinde İspanya özellikle MÖ 25 itibaren altın çıkarma ve Romanya'da MS 150 itibaren için yeni yöntemler geliştirdi. Bir onların en büyük mayın Las Medulas de León (İspanya), where yedi uzun su kemerleri bunların büyük bir alüvyon mevduat en yıkamak için etkin oldu. Transilvanya içinde Rosia Montana de mayınlar da çok büyük oldu ve çok yakın zamana kadar, hala opencast yöntemlerle mayınlı. Ayrıca İngiltere, Dolaucothi de placer ve sert-rock mevduat gibi küçük mevduat kullandı. Onlar kullanılan çeşitli yöntemler de Yaşlı Pliny tarafından Naturalis Historia ilk yüzyıl sonlarına doğru yaptığı yazılı ansiklopedi açıklanmıştır.Mali İmparatorluğu'nun Afrika'daki altın geniş tutarlar için eski dünya çapında ünlenmişti. Mansa Musa, imparatorluk (1312-1337) hükümdarı Mekke'ye onun büyük hac için eski dünya genelinde 1324 yılında ünlü oldu. O Kahire ile Temmuz 1324 yılında vefat ettiğinde, şüphelinin bir deve tren eşlik etti, insanların dahil binlerce ve yaklaşık yüz deve. O uzak olduğu için bir on yıl içinde Mısır'da fiyat depresyona çok fazla altın verdi.

http://www.ulkemiz.com/altin-elemetinin-ozellikleri

Saat nasıl çalışır

Saat nasıl çalışır

Mekanik saatler için bulunan mekanizma, ağırlığın asılı olduğu ipi ya da zinciri kısa aralıklarla tutan ve bırakan bir vargel düzenidir ve tüm modern saatlerin de ortak özelliğidir. Böylece, kısa aralıklarla duran ve inen bir ağırlık, saat mekanizmasını günün uzunluğuna ya da kısalığına bağlı olmaktan kurtarıyordu.Bu mekanizmanın en eski türü "kamalı" olarak biliniyor. Ucuna ağırlık bağlı iki yanından atlamalı olarak tırnaklarla donatılmış bir metal çubuk ve yatay olarak gidip gelen bir milden oluşan mekanizmada, her gidişte bir tırnak salıveren bir düzen oluşturulmuş ve milin ivmesi de dış ucuna takılmış bir ağırlıkla kontrol edilmiş. Ağırlık uzağa çekilince salınım hızlanıyor, yaklaştırılınca da yavaşlıyor. Böylece, başlangıçta dakikaların ve daha sonra da saniyelerin belirlenmesi mümkün olmuştur.Zamanın mekanik olarak ölçülmesi yönündeki ilk adımlar din adamlarından gelmiştir. Keşişler dua etmek için kesin saati bilmek zorundaydılar. İlk mekanik saatler, saati göstermek değil duyurmak üzere yapılmışlardı. Bu saatler birer ağırlığa bağlı olarak çalışıyorlardı ve belirli zaman aralıkları ile gonga vuran tokmaklarla donatılmışlardı. Daha önceki yüzyıllarda, eski saat sistemlerinin sesli birer uyarı vermesini sağlama çabaları olumlu sonuçlanmamıştı. Geçen süreyi ufak taş parçacıkları atarak ya da düdük öttürerek belirten karmaşık mekanizmalar üretilmişti.Güneş saati, su saati ve kum saati, değişik şekillerde süreyi göstermek amacına yönelikti. Mekanik saat ise manastır hayatında belli bir mekanik işlevi yerine getirmek, bir çekiç aracılığıyla ses üretmek ve böylece belirli zaman aralıklarını belirtmek amacını gütmekteydi. O dönemlerde saatlerin çan çalması gerektiğine inanılıyordu.Mekanik saatlerin içinde en ünlülerinden olan Giovanni di Dondi’nin tasarımı, ağırlıkla işleyen mekanizmaya bağlı sarkaç ve sekteli rakkas dişlisinden oluşuyordu ve saatte kadran bulunmuyordu.Gündüz saatlerinin gece saatlerine uymayan saat sistemi, 14. yüzyılda mekanik saatlerin yapılmasına kadar devam etmiştir. Günü eşit saatler halinde bölen ilk saat, Milano’daki Saint Gottard kilisesi saatidir. Yüzyılın ortasına doğru büyük Avrupa şehirlerinin kulelerinde mekanik saatler görülmeye başlanmış ve gittikçe yayılmıştır. Vargel düzeniyle çalışan bu saatler 300 yıl boyunca devam etmiştir.1500’lerde Nürnberg’de Peter Heinlein’ın zembereği bulmasıyla, büyük ağırlıklar kalkarak taşınabilir küçük saatler olanaklı kılınmıştır. İlk saatlerde kadran, akrep ve yelkovan bulunmuyordu. Okuma yazma oranının düşük olması, saatlere insanların bakıp anlayacağı yazılar koymak yerine çan sesleri konmasını gerektiriyordu. Süreyi görsel olarak göstermek için saatlere kadranı ilk olarak kullanan ve 1344’te 24 dilimlik saati yapan Dondi’dir.Saat gelişiminde atılan başka bir büyük adım da sarkacın bulunmasıdır. Kilisede papazı dinlerken kürsünün üzerinde sallanan lambanın salınım zamanının sabit olduğunu farkeden Galileo, sarkacın salınım periyodunun, ağırlığına ya da genişliğine değil, uzunluğuna bağlı olduğunu bulmuştur. Galileo, ölümüne yakın, sarkaçla çalışan bir saat tasarlasa da bunu gerçekleştirememiştir. İlk çalışan sarkaçlı saati 1656’da, Galileo’nun ölümünden 14 yıl sonra, Alman astronom Christian Huygens yapmıştır. Huygens’in saati önceleri günde bir dakikadan az hata veriyordu. İlk olarak sağlanan bu hassaslığı, Huygens çalışmalarıyla hatayı günde 10 saniyeye düşürerek, artırmıştır.Sarkacın bulunmasıyla ilk defa olarak saatlere dakika ve saniye kolları eklenmiştir.1670’lerin ortalarında Huygens’in balans yayını geliştirmesi taşınabilir saatlerin gerçek bir cep saati haline getirilebilmesini sağlamıştır. Yay mekanizmasının bulunması, zamanın hem karada hem de denizde aynı doğrulukta ölçülebilmesini sağlamıştır. Balans yayının geliştirilmesi ile gittikçe küçülen saatler cepte ya da kolda taşınabilmeye başlamış, ilk ucuz cep saatleri ABD’de üretilmiş, kol saatleri ise 1890’larda ortaya çıkmıştır. Başlangıçta sadece kadınların kullandığı kol saatleri, I. Dünya Savaşı sırasında erkekler arasında da yaygınlaşmıştır.Zamanı karada ve denizde aynı olarak ölçebilen bu yeni saatlerle zaman birimlerinin hassaslığı sorgulanmaya başlanmıştır. Bir saniyenin uzunluğu neydi? Basit bir hesapla saniye dakikanın 1/60’ı, dakika saatin 1/60’ı ve saat te günün 24’te biri olduğu için bir saniye ortalama güneş gününün 86 400’de biri olarak ortaya çıkar. 1820’de zaman aralıkları bu hesaba göre standardize edilmiştir.Kol saatinizin, duvardaki saatin, masa saatinizin nasıl çalıştığını hep merak etmişsinizdir. Günümüzde her ne kadar dijital elektronik saatler çok yaygın bir şekilde kullanılsa da, mekanik saatler her dönemde olduğu gibi, bu gün de insanların çok yaygın bir biçimde kullandığı saatler olmaya devam etmektedir. Mekanik saatler, dijital saatlere göre oldukça pahalı saatlerdir. Peki, saat nasıl çalışır?Saatin çalışma şekliMekanik saatlerde birbirine bağlı olarak çalışan beş ayrı çark bulunmaktadır. Kurulduğunda zembereği sıkıştırılmış olmaktadır. Bu kurgu boşaldıkça her sekiz saatte bir ilk çark tam bir devir yapmaktadır. Birinci çark, ikinci çarkın dönmesini sağlamaktadır. Bu ikinci çark birinci çarktan daha küçük olup, birinci çarkın sekizde biri kadar hızlıdır. Diğer bir deyişle ikinci çark 60 dakikada bir devir yapmaktadır. Dakika ve saat çubuğu direkt olarak bu çarka bağlıdır. Fakat saat kolu, başka bir çark tarafından kontrol edilmektedir ve her on iki saatte bir tam devir yapmaktadır. İkinci çark üçüncü çarkı, üçüncü çark ta dördüncü çarkı döndürmektedir. Beşinci çark ise, rakkas kolunun bir parçası olarak çalışır. Rakkas, bir yay, bir rakkas çarkı ve denge çarkından meydana gelmektedir. Rakkas kolunun görevi, zembereğin serbest bıraktığı enerjiyi ayarlamaktır. Denge çarkının üstünde bulunan yay, sarkaç görevini yerine getirmektedir. Bu yayın düzenli bir şekilde hareket etmesi de zaman aralıklarını ayarlamaktadır. Denge çarkı da rakkas çarkından iletilen itme hareketleriyle işlemektedir. Rakkas kolunun hareketi ise zemberek tarafından sağlanmaktadır. Denge çarkı hareket ettikçe yayı itmekte, yay da denge çarkını ters istikamette çekmektedir. Bunun sonucu olarak da denge çarkı ileri geri hareket etmeye başlar. Bu hareket esnasında, denge çarkının üstünde duran iğne veya dişlilerden bir tanesi, dişli rakkas çarkı üzerine bir dakika süreyle duran vurgu yapmaktadır. Denge çarkındaki dişli, rakkas kolu üzerindeki dişlilere uyarken rakkas çarkı da geri çekilmektedir. Bu geri çeklime işlemi yayı etkilemekte ve hareket eder durumda tutmaktadır.Rakkas çarkı, sonraki dişli tarafından durdurulana dek dönmektedir. Denge çarkının düzenli şekilde çalışması, rakkas çarkını her defasında bir dişliden diğerine geçebilecek kadar hareket ettirmektedir. Çark, her dişilden geçerken düzenli şekilde bir ses çıkarmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/saat-nasil-calisir

Kapitalizm Hakkında Merak Edilenler

Kapitalizm Hakkında Merak Edilenler

KAPİTALİZM NEDİR? Üretim araçlarının özel mülkiyetine ve bu araçların onlara sahip olmayan emekçiler tarafından işletilmesine dayanan bir insan toplumunun hukuksal statüsü; özel girişim ve piyasa serbestliğine dayanan üretim sistemi, esas olarak büyük çapta gelişmiş teknik sermayeye va mali sermayenin egemenliğine dayanan iktisadi sistem. Marxçı terminolojide, temel emekçilerin, üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar tarafından sömürülmesi yoluyla sistemli bir biçimde artı değer elde edilmesine bu artı değerin önemli bir bölümünün ek sermaye haline getirilerek yeni bir artı değere dönüştürülmesine dayanan iç çelişkilerden dolayı yıkılmaya mahkum siyasi, iktisadi ve toplumsal rejim. Verimlilik üzerine yoğunlaştığı için, sürekli gelişme ortamı yaratabilen, fakat, adalet kavramını yok saydığı içinde insanların tepkisini fazlasıyla çeken sistem. Kapitalizm, tanım özellikleri konusunda iki farklı yaklaşım vardır. Bunlardan birine göre kapitalizm üretimin kar amacıyla yapıldığı ve pazarda satıldığı ekonomik sistemin adıdır. Öteki tanımda ise kapitalizmin ücretli emeğe dayalı bir ekonomik sistem, bir üretim tarzı olduğu vurgulanır. Birinci tanımı savunanlara göre kar için üretim eski çağlardan beri vardır ama bu kapitalizmin eski çağlardan beri varolduğu anlamına gelmez. Çünkü o zamanlar kar amaçlı üretim mevcut üretim tarzının esasını oluşturmayan oldukça küçük bir bölümü idi. Kar amaçlı üretimin sistemin temelini oluşturabilmesi için mal, para, emek ve sermaye akımlarının olması gerekir. Bu serbestliğin sağlandığı bir düzenin ortaya çıkabilmesi için 15. yüzyılı beklemek gerekmiştir. Ancak 15. yüzyıl Avrupa'sında kapitalizm ortaya çıkabilmiştir. İkinci tanımı savunanlar ise kapitalizmin ayırt edici unsuru olarak ücretli emeğin varlığını göstermektedirler. Yani kapitalizmde, emeğinden başka satacak bir şeyi olmayanlar (işçiler) ücret karşılığında üretim araçları sahiplerinin bu araçlarını kullanarak üretimi gerçekleştirirler. Böyle bir sistem ancak 17. ve 18. yüzyılların Avrupa'sında ortaya çıkabilmiştir. Dikkat edilirse bu iki görüşün tanımları farklı unsurları vurgulamakla birlikte, kapitalizmin ortaya çıktığı yer ve zaman konusunda aralarında hayli yakınlık vardır. Kapitalizmin Avrupa'da, feodalizmin yıkılması sürecinde ortaya çıkmış olduğu konusunda anlaşmaktadırlar. KAPİTALİZMİN DOĞUŞU: 500yıl kadar önce Batı Avrupa'da ortaya çıktı. Kesin bir doğum tarihi koymak mümkün değil. Sanayi devrimi ile doğmuştur diyebiliriz. Çürüyen Avrupa feodalizminin içinde toprak sahibi sınıfın egemen olduğu bir toplumda değişim için bastıran güçlerin ittirmesiyle ekonomik bir sistem olarak büyüdü. Yeni kapitalist toplumun farkını sadece ticaret, olarak görmek doğru değil. Çünkü ticaret hep vardı. Kapitalizmin gelişimi için bir şey daha zorunluydu. Kar ve piyasa ilişkileri toplumsal yaşamın merkezine yerleşti ve üretim sürecinin kendisi rekabete dayalı sermaye yatırımları ve emeğin kar amacıyla istihdamı etrafında belirlenir hale geldi. Kapital (sermaye) sözcüğünün tanımladığı şey kapitalizmin merkezi olan yanıdır. 1500 yıllarında dünyanın birçok yerinde böylesi bir sistemin bazı unsurlarının yaşama geçmeye çalıştığını görüyoruz. Ancak ilk çıkışı Batı Avrupa'da gerçekleşti. Bunun bir nedeni bu bölgenin dünyanın daha geri kalmış ve Büyük Ortadoğu, Hindistan ve Çin İmparatorluklarına göre daha az denetim ve kontrol altında olmasıydı. Sanayi Devrimi sonrası, 18. yüzyılda kapitalizm tüm kapasitesiyle çalışmaya başladı. Dönüştürme gücü arttı ve hızlandı. Kapitalizm 20. yüzyıla kadar bütün dünyayı kuşattı, dokunmadık yer bırakmadı.KAPİTALİZMİN AMAÇLARI VE ÖZELLİKLERİ:Kapitalist rejimde iktisadi etkinliğin temel amacı kar elde etmektir. Ama kar elde etmenin karşılığında girişimin başarısızlığa uğraması tehlikesi vardır. Modern kapitalizmin ayırıcı özelliği, kar dışında ayırıcı belli bir güvenlik araması ve yeterince büyüdüğü zaman da güç sahibi olmak istemesidir. Klasik kapitalizm, merkezi olmayan bir ekonomi tipine tekabül eder. Bu tip ekonomide üretimle tüketim arasındaki iktisadi denge, en yüksek karı elde etmeye yönelik bir iktisadi hesaba göre hareket eden işletmelerle tüketicilerin, arz ve talep yasası tarafından yönetilen bir rekabet piyasasında, hiçbir kısaltmaya uğramayan özgür davranışlarından doğar. Bu sistemin temellerini oluşturan iktisadi mekanizmaların aksamasını önlemek amacıyla devletin ara sıra müdahalede bulunması gerekir. Başlangıçta kapitalizm esas olarak ticari bir nitelik taşıyordu ve çoğu kez kurallara bağlıydı. XIX. yüzyılda en önemli kişisi girişimci olan sınai ve liberal kapitalizm ortaya çıktı. XIX. yüzyıl sonlarından bu yana bireylerin yerini grupların aldığı görüldü. Anonim şirketler, üretim araçlarının büyük çapta merkezleşmesine yol açtı. Rekabeti sınırlamak amacıyla üreticiler arsında antlaşmalar yapıldı. Girişimci artık en önemli kişi olmaktan çıktı ve onun yerini maliyeci aldı. Böylece modern kapitalizm doğdu. Bu sistemin temel özellikleri şunlardır: a) Teknik sermayelerin önemi ve mali sermayenin egemenliği, b)Ücretlilerle işverenlerin, birbirleriyle mücadele eden güçlü sendikalar kurmaları.Merkezleşme, bütünleşme ve devlet müdahaleciliğinin derecesi ülkeden ülkeye değişmektedir. Bununla birlikte hemen her yerde, sınai, mali ve ticari bir kamu kesimi ortaya çıkmakta ve aynı zamanda, gelirlerin yeni bir dağılımını ya da hiç olmazsa, risklerin toplumca karşılanmasını (sosyal güvenlik) amaçlayan yöntemler geliştirilmektedir. Devlet iktisadi ve mali siyasetiyle, bir yandan iktisadi öznelerin kararından doğan anarşinin yarattığı dengesizlikleri düzeltmeye çalışırken, öte yandan da gelirlerin ilk dağılımından ileri gelen eşitsizlikleri piyasa aracılığıyla azaltmaya çalışmaktadır. Ancak güdülen amaçlardan oldukça farklı ve hatta bunlara taban tabana karşıt bazı sonuçlara ulaşıldığı da görülmektedir. Kapitalist ekonomilerin çoğunda, işletme gelirlerinin hemen yalnızca devletle (vergiler) bizzat işletmeler (özfinansman) arasında paylaşılması yönünde bir eğilim gözlenmekte, böylece ortaklara düşen pay gittikçe azalmaktadır. MARX VE KAPİTALİZM: Marx, 1849 yılında Londra'da ölene kadar tarihin, devindirici gücünü, işlerinden başka bir şeye sahip olmayanlar ve onları çalıştıranlar arasındaki uyuşmazlıklardan aldığını açıkladığı'Kapital'adlı eseri üzerine çalıştı. Marx kapitalizmi inceledi ve bir işçinin üretiminin, aldığı ücretten daha değerli olduğunu fark etti. Aralarında bulunan ve Marx'ın artıkdeğer olarak adlandırdığı fark, patronların daha çok üretmek için yeniden çalıştırdığı kardı. Burjuvazinin çıkar yarışı-kapitalizmin temeli-bir devrimde kapitalistlerinmezarcısı'olacak, daha kalabalık ve daha organize bir proletaryanın doğmasına neden oluyordu. Tarihin son çağında kapitalizmi, üretim araçları ortaklaşıldığından dolayı kardan herkesin yaralandığı komünizm izleyecekti. DARWİN VE KAPİTALİZM: Kapitalizm terimi, sermayenin egemenliğini öngören, serbest, sınırsız, mutlak ve toplumun bu kriterler içinde kıyasıya bir rekabet içinde olduğu ekonomik bir sistemi ifade eder.'Kapitalist toplum'ise, bireylerin son derece çetin ve acımasız bir şekilde birbirleriyle rekabet ettikleri bir arenadır.Bu, aynı Darwin'in tarifini yaptığı, sermayeye sahip olanların yaşayabildikleri, güçsüz ve zayıfların ise ezilerek yok oldukları, acımasızlığın hüküm sürdüğü bir arenadır. Kapitalizmin temelini oluşturan bu mantığa göre, her birey-bu bir insanda, bir şirkette, ulus da olabilir-yalnızca kendi gelişimi ve çıkarları için savaşmalıdır. Bu savaşta esas olan kriter üretimdir. En iyi üreticiler ayakta kalır, zayıflar ve yetersizler elenir, yoksullukla ezilenlerin'insan'oldukları gözönünde bulundurulmaz. Dikkate değer görülen ekonomik gelişme ve bu gelişmenin ürünü olan eşyadır. Dolayısıyla kapitalist zihniyet insanın yok olmasına, zorluk içinde yaşamasına karşı ahlaki sorumluluk duymaz. İşte bu, Darwinizm'in, toplumun ekonomik yönüne eksiksiz uyarlanmış halidir. Darwin'in prensiplerini sosyal yaşama tanıtan ve Sosyal Darwinizm'in başlıca temsilcilerinden Herbert Spencer'a göre ise, eğer bir insan fakirse bu onun hatasıdır; hiç kimse onun yükselmesi için yardım etmemelidir. Eğer bir insan zenginse, bunu ahlaksızlıkla kazanmış olsa bile bu, onun becerisidir. Bu nedenle, fakir biri ortadan silinirken zengin biri varlığını sürdürür. İşte bu görüş, günümüzde toplumların hemen hemen tamamına ait bir görüştür ve Darwinist-kapitalist ahlakın bir özeti niteliğindedir. KAPİTALİZMİN OLANAKLARI VE BUNLARDAN YARARLANABİLMEK: Kapitalizmde ücretli emek kullanarak kar etme olanakları bunu becerebilen herkese açıktır. Bu olanaklardan yaralanabilmek için bir aileye mensup olmak, devletten belli bir yetki almak, belli bir eğitimi görmüş olmak gerekmez.Gereken tek şey bunu becerebilmektir.Bu beceri, daha somut olarak ifade etmek gerekirse, üretim araçlarını satın alacak ya da yaratacak parayı ve/krediyi bulmak ve insanların kullanmak isteyecekleri bir mal ya da hizmeti üretmek anlamına gelmektedir. İşte bu özelliği kapitalizme, kendisinden önceki üretim tarzlarında bulunmayan bir dinamizmi sağlamıştır. Burada insanların kar peşinde koşması serbesttir ve bu öteki insanların istedikleri mal ve hizmetleri üretebilmelerine bağlıdır. Bu sayede kapitalizmle birlikte hızlı bir teknolojik gelişme ve refah artışı başlamıştır. Çok sayıda insanın, kar için bir üretim serbestliğinden yararlanmak üzere işe koyulması bunlar arasında rekabete yol açmıştır. Bir yandan rekabet, öte yandan yeni mal ve hizmetler yaratma güdüsü teknolojik gelişme hızını, eski çağlara kıyasla tasvvur edilemez boyutlara ulaştırmıştır. Kapitalizmin kendi gelişme süreci içnde ortaya çıkan bir başka olay da teknolojik gelişme hızını daha da arttırmıştır. Kapitalizmin başlangıç dönemlerinde kar önemli ölçüde ucuz emeğe dayanmaktaydı. Hem ücretler düşüktü, hem de çalışma süresi sınırlı değildi, kadın ve çocukların çalıştırılması da serbest idi. Daha sonraları çalışanların mücadeleleri sonucunda iş günü 8 saate indi, ücretlerde yükselme oldu. Bu kapitalistleri karları artırmak için ucuz emekten ziyade, emek verimliliğini arttırmaya, yani teknolojik yeniliklere yöneltti. Böylece teknolojik gelişme hızı daha da arttı. Kapitalizm başlangıç dönemlerinde, bir yandan hızlı teknolojik gelişme ve refah artışı yaratırken, bununla eş anlamlı olarak yoksulluğa da yol açtı. İşçiler düşük yaşam standartlarına ve zaman zaman yoğunlaşan işsizliğe katlanmak zorunda kaldılar. Ancak 19. yüzyıl sonlarından itibaren işsizlik azalmaya, işçilerin yaşam standardı da yükselmeye başladı. Fakat bu noktada başka bir yorum yaygınlık kazanmaya başladı. Kapitalizmin 20. yüzyılda Avrupa, ABD, Japonya gibi ülkelerde genel refah artışına yol açması bu sistemin bir yandan bazılarının refahını artırırken, çoğunluğun yoksulluğunu doğurduğu gerçeğini değiştirmemiştir.Çünkü yukarıda sayılan ülkelerdeki refah artışı bu ülkelerin kapitalist sistemin geri kalmış ülkelerini eşitsiz mübadele yoluyla sömürmesinin sonucudur. Dolayısıyla kapitalizmin refahını dayandırdığı yoksul kitleler eskiden Avrupa ve ABD'nin işçileri idi, bu gün ise Asya, Afrika ve Latin Amerika'nın yoksul halklarıdır. Buna karşı çıkanlar ise kapitalizmdeki refah artışının esas olarak teknolojik gelişmelerin neden olduğu emek verimliliği artışına ve bu artıştan çalışan kitlelerin de yararlanmasını sağlayan demokrasi olduğuna inanmaktadır. KAPİTALİST EKONOMİ NASIL İŞLER?İçinde yaşadığımız sistem zengini daha zengin, fakiri de daha fakir yapıyor. Dünyadaki üretim kapasitesi ve zenginlik artmasına rağmen sokaklarda yaşayan çocukların, işçilerin, yoksulların sayısı azalmıyor, aksine artıyor. Yani toplum olarak daha çok üretmemize karşın daha çok yoksullaşıyoruz. Bu gün toplam üretim 1960’lara göre 8 kat daha büyük. Ancak üretimdeki bu artış ne yazık ki çok adaletsiz paylaşılmakta. 1950’lerde dünya nüfusunun en zengin 20’lik kesimi toplam gelirin yüzde 30’unu alırken bu gün bu kesimin payı yüzde 60’ı geçti. Küçük bir azınlık gittikçe zenginleşirken çalışanlar daha fazla yoksullaşmakta, hayatlarımız bu adaletsizlik yüzünden daha da çekilmez hale gelmekte. İnsanlık bu kadar yüksek bir teknoloji ve zenginliğe sahipken hala her yıl yaklaşık 30 milyon kişi açlık nedeniyle ölüyor. Türkiye’de her 10 bin kişiye 1 sağlık ocağı düşerken 2 tank düşüyor. Bu işleyiş kapitalizmin doğasından kaynaklanmaktadır. Çünkü kapitalizmde öncelik insan değil kardır. Hiçbir girişimci şunları düşünerek fırın açmaz: ‘ Elimde epeyce bir sermaye var. Bari ben bu sermayeyi bir fırın açmak için kullanıyım.Böylece insanlar rahat rahat karnını doyurur. ‘ Yatırım yapacak bir girişimcinin kafasında öncelikle kar vardır. Şöyle düşünür: ‘ Elimdeki bu sermayeyi nasıl kullanırsam kar eder, daha fazla sermaye sahibi olurum? ‘ Girişimci, eğer ekmek üretmek kar getirecekse fırın açar, aksi halde açmaz. Ekmeğe ihtiyaç olup olmaması girişimcinin yatırım kararında belirleyici olmaz. Üretimde kar olgusunun varlığı kapitalist ekonominin tıkanmasına, sistemin insanların ihtiyaçlarına yanıt vermemesine neden olur. Kapitalizm Windows işletim sistemine çok benzer, başlıca amaçları hata vermek, diğer sistemleri yoketmek, sık sık kilitleni kriz yaratmaktır. Eninde sonunda mutlaka çökerek yenisiyle değiştirilerek hayatına devam edebilir. KAPİTALİST EKONOMİDE KRİZLER: Kapitalist ekonominin bir problemi de krizlerdir. Kapitalizmin krizleri de insanlık tarihindeki hiçbir ekonomik sistemde görülmemiş türden krizlerdir. Kapitalizm öncesinde de ekonomik krizler olurdu. Bunların ortak yanı üretim yetersizliğiydi. Kuraklık, sel vb nedenlerle üretim ihtiyacın altında gerçekleşir, bunun sonucundada insanlar açlık ve sefalete mahkum olurdu. Oysa kapitalizmin krizleri de olağanüstü, akıldışıydı. Kapitalizmde üretim yetersizliği değil, tam tersine aşırı üretim krizleri olmaktadır. Bu durumu çok iyi anlatan bir öyküyü aynen aktaralım: Kış ortasıdır. Ev soğuk. Küçük kız annesine ‘Neden sobayı yakmıyoruz? ‘ diye sorar. Anne, ‘Kömürümüz yok. ‘der. Küçük kız sormaya devam eder. ‘ Neden kömür almıyoruz? ‘ Annesi paraları olmadığını, çünkü babasının işten atıldığını anlatır. Küçük kız babasının neden işten atıldığını da merak eder. Anne yanıtlar: ‘Kızım baban bir madenci ve stoklarda çok kömür olduğu için artık babana ihtiyaç kalmamış. ‘ der. Öyküde anlatılanlar kapitalizmin krizlerine ayna tutuyor. Ürettiklerinin elinde kalacağı ve iflas edecekleri kabusu her kapitalistin uykusunu kaçırır. Kapitalistler bu nedenle ‘ istikrar ‘ için çırpınıp dururlar. Onlar için istikrar demek her şeyin aynen planladıkları gibi olması, böylece ürettiklerinin karlı biçimde satılabilmeleri, birbirini izleyen iflaslar yaşanmaması demektir. Oysa piyasa ekonomisinde istikrar istisnai bir durumdur. Marx kapitalist sistemde denge halinin mucizevi bir durum olduğunu söyler. Birbirinden bağımsız karar veren birbiriyle rekabet halinde ki yüzbinlerce girişimcinin hepsinin planlarının tutması neredeyse imkansızdır. Bu nedenle kapitalst sistem düzenli olarak kriz üretmektedir. Kapitalist ekonomi kurallarını kabul ederek bu krizlerden kaçmak bu güne değin mümkün olmamıştır. Kapitalist sitemin düzenli olarak krizlere girmesinin arkasında kar oranlarındaki düşme eğilimi vardır. İşçi sınıfı bedelini ödediği sürece kapitalist ekonominin aşamayacağı kriz yoktur. Kapitalizmin 1900’lerin başında sözcüleri yeni yüzyılın refah yüzyılı olacağını söylüyorlardı. Fakat 20. yüzyıl adaletsizliğin daha da arttığı, milyonlarca insanın açlıktan, savaştan ve kötü yaşam koşullarından öldüğü, doğal dengenin bozulduğu bir yüzyıl oldu. TARİHTEKİ KAPİTALİST KRİZLER: 1846-1848 durgunluğu, geniş ölçekli ilk kapitalist krizdir. 1840’lı yıllarda, demiryollarına duyulan hayranlık, şirketlerin etkinlikleri ve önemli ama riskli girişimler üzerine spekülasyonları da beraberinde getirdi. Kırsal kesimdeki kriz, kredi bulmanın güçleşmesi, büyük girişimleri doğrudan etkiledi. Demiryollarında karşılaşılan güçlükler, önce metalurji, daha sonra ise tüm endüstrileri kapsadı. Şehirlerde işsizlik yaygınlaştı. Bu dönemde, köylerde kasabalara göre daha çok yiyecek varsa da işini kaybetmek her türlü geliri kaybetmek ve sefalet anlamına geliyordu. Yardım büroları dolup taşıyordu ve sezonluk göçler kasabalara yöneldi. Suç oranı gibi, yabancı işçilere karşı hoşgörüsüzlük de arttı. Kriz, modern imalat atölyelerini etkilerken, zanaatçılara ve dükkan sahiplerine de zarar verdi. Halk hareketinin en etkili gücü yeni kapitalizmi ve 1840’lı yıllardaki fransız liberalizmini suçluyordu. Devrim patlak verdiği anda, ekonomik kriz zaten gerilemiş, ama sosyal düşünceler radikalleşmiş ve halk ve elit tabaka arasındaki çatışma serleşmişti. KAPİTALİST SİSTEMİN TEMEL SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ: Kapitalist sistemde temel ekonomik sorunların çözümü piyasa ve fiyat mekanizması aracılığıyla yapılır. Fiyat mekanizması tam olarak işlerse devletin müdahalesine gerek kalmadan temel ekonomik sorunlara çözüm bulunur. Piyasa ve fiyat mekanizmasının üç temel soruna nasıl çözüm getirdiğini kısaca ortaya koyalım: Tam Kullanım Sorunu: Bu sorun genelde çalışmak isteyenlerin bir kısmının iş bulamaması şeklinde ortaya çıkar. İşsizliğin olduğu bir ekonomide fiyat mekanizmasının tam işlemesi durumunda ücretler düşmeye başlayacaktır. İşverenler, ücretlerin düşmesi karşısında daha fazla işçi çalıştırmak isteyecekler ve neticede toplumda işsizlik kalmayacaktır. İşgücü ücretleri, ekonomideki tüm işsizler iş bulana kadar düşmeye devam eder. İşgücü dışındaki üretim faktörlerinin üretime katılmasında da aynı şey geçerli olacaktır. Etkin Kullanım Sorunu: Etkin kullanımla ilgili olan, hangi malların ne miktarda, nasıl ve kimler için üretileceği sorularının çözümü de yine düzgün işleyen fiyat mekanizmasıyla sağlanacaktır. Hangi malların ne miktarlarda üretileceğine karar verenler kar amacıyla hareket eden firmalardır. Firmalara yön gösteren kuvvet ise fiyat mekanizmasıdır. Tüketiciler belirli parasal gelirleriyle kendilerine en fazla fayda sağlayacak mal ve hizmetleri satın almak durumundadırlar. Tüketici davranışları fiyat mekanizması yardımıyla üreticilere yön verir. Tüketiciler tarafından talep edilen malların üretimine devam edilirken, talep edilmeyen malların üretimi ise azaltılır veya durdurulur. Mal ve hizmetler nasıl üretilecektir? Yani üretim faktörleri hangi oranlarda kullanılacaktır. Üretim faktörleri piyasasında fiyat mekanizmasının işlemesi sonucunda bu sorun da çözümlenir. Rasyonel hareket eden üretici maliyetini minimum düzeye indirecek faktör bileşimini seçer. Yani emeğin fiyatı sermayeden ucuzsa daha fazla sermaye kullanılır. Üretilen malların bölüşümü nasıl yapılacaktır? Yani üretilen mallar nasıl bölüştürülecektir? Üretim faktörleri, elde ettikleri ücret, faiz, rant, ve kar durumunda hangi üretim faktörünün geliri daha fazlaysa diğerlerine oranla piyasadan daha fazla mal ve hizmet satın alır. Yani bölüşüm, üretim faktörlerinin elde ettiği gelirlerin büyüklüğüne göre gerçekleştirilir. Ekonomik Büyüme ve Kalkınma Sorunu: Üretim kapasitesinin genişletilerek üretimin arttırılması, kar amacıyla üretimde bulunan girişimciler tarafından gerçekleştirilir. Daha fazla kar elde etme düşüncesinde olan girişimciler yeni teknolojileri kullanmak, üretim faktörlerinin verimliliklerini arttırmak suretiyle daha fazla mal ve hizmet üretimine yönelirler. Bu şekilde ekonomilerdeki büyüme ve kalkınma sorunu da çözülmüş olur.

http://www.ulkemiz.com/kapitalizm-hakkinda-merak-edilenler

Karl Marx Kimdir ?

Karl Marx Kimdir ?

19. yüzyılda yaşamış filozof, politik ekonomist ve devrimci. Marx'ın ekonomi alanındaki çalışmaları, günümüzde emeği, emek-sermaye ilişkisini ve bunları takip eden ekonomi düşüncesini kavramanın büyük bir kısmı için temel oluşturdu. Sosyoloji ve sosyal bilimleri başlatan isimlerdendir. En bilinenleri Komünist Manifesto(1848) ve Kapital (1867-1894) olmak üzere hayatı boyunca sayısız kitap yayımladı.Orta düzeyde zengin bir ailede, o tarihlerde Prusya'nın içinde yer alan Ren bölgesindeki Trier şehrinde doğan Marx, Genç Hegelcilerin felsefe düşünceleri ile ilgilendiği Bonn ve Berlin Üniversiteleri'nde öğrenim gördü. Çalışmalarından sonra Köln'de radikal bir gazetede yazmaya ve tarihsel materyalizm üzerinde çalışmaya başladı. 1843'te diğer radikal gazetelerde yazmaya başlayacağı ve kendisinin ömür boyu dostu ve çalışma arkadaşı olacağı Friedrich Engels ile tanışacağı Paris'e taşındı. 1849'da sürgüne gönderildi ve karısı ve çocukları ile beraber toplumsal ve ekonomik hareketler hakkında teorilerini yazacağı ve olgunlaştıracağı Londra'ya taşındı. Bu süre içerisinde sosyalizm için yapılan mücadelede yer aldı ve Birinci Enternasyonal'de önemli bir figür haline geldi. Marx'ın toplum, ekonomi ve siyaset hakkındaki teorileri -bir bütün olarak Marksizm - insan toplumlarının sınıf savaşımı-üretimi kontrol eden yönetici sınıf ile üretim için gereken emeği sağlayan mülksüz bir emekçi sınıf arasındaki çatışma- ile ilerlediğini iddia etmektedir. Marx, devletlerin yönetici sınıf tarafından idare edildiğini ve devletin ortak kamu çıkarı adına hareket eder gibi yapıp yönetici sınıfın çıkarları doğrultusunda yönetildiğini düşünmekte  ve daha önceki sosyoekonomik sistemler gibi kapitalizmin de kendi yıkımına ve yeni bir sistem olan sosyalizmin onun yerini almasına neden olacak iç gerilimler ürettiğini öngörmektedir. Kapitalizmin içinde burjuvazi ve proletarya arasındaki sınıf çelişkilerinin çalışan sınıfın siyasi zaferi ve bunun sonucu kurulacak sınıfsız bir toplum;komünizm:özgür üreticiler birliği tarafından yönetilen bir toplumun ortaya çıkacağını iddia etmektedir. Marx düşüncelerinin hayata geçmesi için etkin bir mücadele verdi; emekçi sınıfın kapitalizmin yıkılması ve sosyo ekonomik bir değişimin geçirilmesi için düzenli bir devrim hareketini yürütmek zorunda olduğunu savundu. Marx insanlık tarihindeki en etkileyici figürlerden biridir. Dünya çapında birçok entelektüel, işçi sendikaları ve siyasi parti onun temel çalışmalarından farklı biçimlerde etkilenmiştir.Çocukluğu ve İlk Eğitimi: 1818-1835Karl Marx 5 Mayıs 1818'te Heinrich Marx ve Henrietta Pressburg'un (1788-1863) dokuz çocuğunun üçüncüsü olarak dünyaya geldi. O yıllarda Prusya Krallığına ait olan Aşağı Ren Bölgesi içinde yer alan Trier'de doğdu.Yahudi olan anne tarafından dedesi Hollandalı bir hahamdı, baba tarafından şeceresi ise 1723 tarihinden itibaren büyükbabası Meier Halevi Marx tarafından üstlenilmesi ile Trier hahamlarından oluşmaktadır. Karl'ın babası, çocukken ki ismi Herschel, ailede seküler eğitim alan ilk çocuktu; avukat oldu ve ailesinin birkaç tane Moselle bağına sahip olması sayesinde görece refah içinde ve orta sınıf bir hayat standardında yaşadı.Oğlunun(Marx'ın) doğumundan hemen önce Herschel, antisemitik yasal baskılardan kurtulmak amacıyla Yidiş Herschel adının yerine Heinrich ismini alarak o sırada Almanya ve Prusya'da egemen olan protestan mezhebi olan Lütercilik'e girdi.Büyük oranda dini bir inancı olmayan Heinrich, Immanuel Kant ve Voltaire'e değer veren bir aydınlanmacıydı.Klasik bir liberal olarak daha sonra mutlak monarşi ile yönetilecek Prusya'da bir anayasa hazırlanması ve reformlar yapılması için yapılan çalışmalara destek verdi. 1815 yılında Heinrich Marx avukat olarak çalışmaya başladı; 1819 tarihinde ise ailesiyle Porta Nigra'da on odalı büyük bir eve taşındı. Hollandalı bir Yahudi olan karısı, Henrietta Pressburg, yarı-aydın bir insandı ve tüm zamanını ailesine ayırmak ve evinin temizliğinde aşırı titiz olmakla ifade edilen "yoğun bir anne sevgisi" ile yorulduğu ifade edilmektedir. Daha sonra Philips şirketini kuracak zengin bir aileye mensuptu:Anton ve Gerard Philips'ın büyük halası, Frits Philips'ın büyük büyük halasıydı. Marx'ın dayısı olan küçük erkek kardeşi Benjamin Philips (1830–1900), daha sonra Karl ve Jenny Marx'ın Londra'da sürgünde iken borçlarını ödemek için destek alacakları zengin bir banker ve sanayiciydi. Kocasının aksine Henrietta Yahudi dini inancına sadık kaldı.Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur. 1819 yılında ağabeyi Moritz ölünce dokuz çocuğun üçüncüsü olarak ailenin en büyük oğlu oldu. Küçük Karl 1824 Ağustos'unda Lütherci bir kilisede vaftiz edildi. Yaşayan kardeşleri, Sophie, Hermann, Henriette, Louise, Emilie ve Karoline de Lütherci olarak vaftiz edildiler. Karl Marx babası Heinrich Marx tarafından on üç yaşına kadar evde eğitildi; bu yaşında babasının bir arkadaşı olan Hugo Wyttenbach'in müdür olduğu okula kayıt edildi. Wyttenbach okulunda çok sayıda liberal hümanist öğretmen çalıştırdığı için yerel muhafazakar hükümetin kızgınlığını üstüne çekti. Bu durumun sonucu olarak 1832'de okul polis baskınına uğradı ve öğrencilere siyasi liberalizmi benimsemiş edebi eserlerin dağıtıldığı tespit edildi. Bu tür eserlerin dağıtılmasını kışkırtıcı bir eylem olarak görülmesi üzerine Marx okuldayken, yetkililer kurumda bazı düzenlemeler yaptı ve çok sayıda öğretmeni değiştirdi.Ekim 1835 tarihinde 17 yaşındayken Marx felsefe ve edebiyat öğrenmek ümidiyle Bonn Üniversitesi'ne gitti; ancak, babası pratik bir meslek olarak gördüğü hukuk okumasında ısrar etti.  "Akciğer zayıflığı" diye ifade edilebilecek bir durumdan dolayı Marx 18 yaşını bitirdiğinde askerlikten muaf tutuldu. Bonn Üniversitesi'nde iken Marx, polis tarafından takibe alınmış olan bir grup siyasi radikal tarafından kurulmuş Şairler Kulübüne katıldı. Marx bir dönem eş başkanlığını yaptığı Trier Taverna Kulübü İçiciler Derneğine(Landsmannschaft der Treveraner) de katıldı. Ek olarak Marx üniversitede kavgalara da karıştı; bazıları gerçekten ciddileşti: Ağustos 1836'daki üniversitedeki Prusya Güçleri grubundan birisi ile olan düellosu gibi. İlk dönem notları iyi olmasına rağmen notları daha sonra düştü; gelişen bu durum babasının onu daha oturmuş ve disiplinli Berlin Üniversitesi'ne göndermesine yol açtı.Hegelcilik ve İlk Eylemleri:1836-18431836 yaz ve sonbaharını Trier'de geçirdikten sonra Marx öğrenimi ve hayatı hakkında daha ciddi kararlar aldı. Marx'ı çocukluğundan beri tanıyan, yönetici Prusya sınıfından eğitimli bir barones olan Jenny von Westphalen ile nişanlandı. Marx ile beraber olmak için genç bir aristokrat ile yaptığı nişanı atmasının yanı sıra etnik ve sınıf kökenlerinin farklı olmasına bağlı olarak ilişkileri toplumsal olarak kabul edilemezdi; ancak Marx nişanlısının liberal bir aristokrat olan Ludwig von Westphalen ile arkadaş oldu ve daha sonra doktora tezini ona adadı. Ekim 1836'da Marx hukuk fakültesine kaydolmak için Berlin'e gitti ve Mittelstrasse'de bir oda kiraladı. Hukuk fakültesine kaydolmasına rağmen felsefeye hayrandı ve "felsefe olmaksızın hiç bir şeyin tamamlanamayacağını" düşündüğü için bu iki disiplini bir şekilde birleştirme yolu aradı. Marx Avrupa'da felsefe çevrelerinde yoğun bir şekilde tartışılan yeni ölmüş Alman filozof [[G. W. F. Hegel]'in düşünceleri ile ilgilenmeye başladı. Marx, Hegel'in düşüncelerini tartışan Doktor Kulübü (Doktorklub) isimli bir öğrenci grubuna katıldı ve onların aracılığıyla 1837 yılında Genç Hegelciler olarak bilinen radikal düşünürlerden oluşan bir grup ile tanıştı; grup, Ludwig Feuerbach ve Bruno Bauer'in etrafında Marx, Marx'ın yakın bir arkadaşlık geliştireceği Adolf Rutenberg ile bir araya geldiler. Marx gibi genç Hegelciler de Hegel'in metafizik öngörülerini eleştirirken sol bir perspektiften mevcut toplum, siyaset ve dini eleştirmek için Hegel'in diyalektik yöntemini geliştirdiler. Marx'ın babası Mayıs 1838'de öldü; bu aile için ciddi bir gelir kaybı anlamına da geliyordu. Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.1837 itibarıyla, Marx, hiç biri yaşarken yayımlanmamış olmasa da hem edebi hem de edebiyat dışı konularda yazıyordu; kısa bir roman;Akrep ve Felix, bir oyun, Oulanem, ve Jenny von Westphalen'e ithaf edilen bir dizi aşk şiiri. Marx bir süre sonra sadece belli bir konuya odaklanmak amacıyla, içinde İngilizce ve İtalyanca öğrenmek, sanat tarihi ve Latin klasiklerinin çevrilmesi de olan diğer ilgi alanları ile beraber edebiyattan vazgeçti. 1840'ta Bruno Bauer ile beraber Hegel'in Din Felsefesi eserini düzenlemeye başladı. Marx aynı tarihlerde 1841 tarihinde bitireceği Demokritos'çu ve Epikür'cü Doğa Felsefeleri Arasında Fark isimli doktora tezini yazmaya da başladı. Bu tez "Marx'ın felsefi bilginin teolojiye üstün olduğunu göstermek için ortaya koyduğu cesur ve özgün bir eser olarak" yorumlanmıştı: çalışma, özellikle Berlin Üniversitesi'nin muhafazakar profesörleri arasında ihtilafa neden oldu. Marx bunun üzerine tezini onu 1841 Nisan'ında doktora ile ödüllendirecek olan daha liberal Jena Üniversitesi'ne sunmaya karar verdi. Marx ve Bauer ateist oldukları için, Mart 1841'de Archiv des Atheismus (Ateist Arşiv) isimli bir yayın için planlar yapmaya başladılar, ancak bu çalışma her hangi bir eser ortaya çıkarmadı. Temmuz ayında Marx ve Bauer Berlin'den Bonn'a bir yolculuk yaptılar. Orada sarhoş olmaktan, kilisede kahkaha ile gülmeye ve şehirde eşek turu atmaya kadar skandal sayılabilecek herşeyi yaptılar.Marx akademik bir kariyer planlamasına rağmen hükümetin klasik liberalizme ve Genç Hegelciler'e karşı artan tepkisi nedeniyle bu seçeneğin önü tıkanmıştı. Sosyalizm hakkındaki ilk fikirlerini ve ekonomiye artan ilgisini yazacağı radikal bir gazete olan Rheinische Zeitung ("Rhineland News") gazetecilik yapmak üzere Marx 1842'de Köln'e gitti. Hem sağ kanat Avrupa hükümetlerini hem de liberal ve sosyalist hareketler içindeki çeşitli kişileri etkisiz ve üretkenlik karşıtı olmaları nedeniyle eleştirdi.Gazete, her baskıdan önce zararlı içerik açısından kontrol eden Prusya Sansür Kurulu'nun dikkatini çekti; Marx bu konuda şöyle yakınmıştı:"Gazetemiz öncelikle polisin denetiminden geçmek zorundaydı ve eğer polisin burnu Hristiyanlık veya Prusya aleyhine bir koku alırsa, gazetenin basılmasına izin verilmiyordu." Rheinische Zeitung, Rusya monarşisini çok sert biçimde eleştiren bir makale yayınlayınca Çar I. Nikolay gazetenin yasaklanmasını istedi; Prusya hükümeti 1843'de bu isteğe uydu.  Yedi yıllık nişanlılıktan sonra 19 Haziran 1843'de Marx, nişanlısı Jenny ile Kreuznach'da bir Protestan kilisesinde evlendi.Komünist dönem Paris:1843-1845Marx, Alman ve Fransız radikalleri bir araya getirmek için Alman sosyalist Arnold Ruge tarafından kurulan yeni radikal sol bir gazetenin Deutsch–Französische Jahrbücher (Alman-Fransız Yıllıkları)'nın eş editörü oldu. Gazete Paris, Fransa'da yayımlanıyor olması nedeniyle, Marx ve karısı Ekim 1843'te buraya taşındı. Vaneau Caddesi 23 numarada Ruge ve karısı ile kömünal bir yaşam sürmenin sonucunda şartları dayanılmaz buldular; kızları Jenny'nin 1844'te doğumu üzerine başka bir yere taşındılar. Hem Fransa hem de Almanya'dan yazarlar için bir cazibe merkezi olmayı amaçlayan Jahrbücher, bir yazar hariç sadece Alman yazarlar tarafından desteklendi; sürgün Rus anarşist komünist Mikhail Bakunin. Marx bu çalışmaya iki makalesini verdi: "Hegel'in Hak Felsefesinin Eleştirisine Katkıya Giriş" ve "Yahudi Sorunu Üzerine," ikinci makalesi onun proleteryanın devrimci bir güç olduğuna dair düşünceye girişini ve komünizmi daha çok sahiplendiğini göstermektedir. Sadece tek bir sayı yayımlanır, ancak görece olarak başarılı olmuştur, bunu da büyük ölçüde Heinrich Heine'ın Bavyera Kralı I. Ludwig hakkında yazdığı satir dizelerinin Alman devletleri tarafından yasaklanması ve ithal edilen nüshaların alıkonulmasına borçluydu; Ruge ne yazık ki diğer sayılar için para sağlamayı reddetti böylece Marx ile olan arkadaşlığı da sona ermiş oldu. Gazetenin çökmesinden sonra, Marx geride kalan sansürlenmemiş tek radikal Alman gazetesi için yazmaya başladı; Vorwärts (İleri!). Paris'te kurulu olan gazete, işçi ve sanatçılardan oluşan gizli bir ütopyacı sosyalist grup olan Adalet İçin Birlik tarafından destekleniyordu. Marx bazı toplantılarına katılsa da, gruba girmedi.  Vorwärts! gazetesinde, Marx, Avrupa'da etkili olan liberal ve diğer sosyalistleri eleştirirken kendisinin Hegel ve Feuerbach'ın görüşlerine bağlı olan diyalektik materyalizm hakkındaki düşüncelerini yeniden gözden geçirdi.28 Ağustos 1844'te, Marx, ömür boyu sürecek bir arkadaşlık kuracağı Alman sosyalist Friedrich Engels ile Café de la Régence'de tanıştı. Daha önce bir sefer 1842 yılında Marx'ın çıkardığı Rheinische Zeitung gazetesinin ofisinde karşılaşmışlardı.[68]Engels, Marx'ı, tarihteki son devrim için işçi sınıfının en uygun güç ve araç olduğunu ikna etmek için en son basılan eseri olan 1844 Yılında İngiltere'de İşçi Sınıfının Koşulları'nı gösterdi. Bu tanışmanın sonunda Marx ve Engels, Marx'ın eski arkadaşı Bruno Bauer'in felsefi düşünceleri ortak biçimde eleştirmeye başlamışlardı. Bu eleştirilerin sonucu ortaya çıkan eser Kutsal Aile, 1845 yılında yayımlandı. Bauer'i eleştirmesine rağmen, Marx, Genç Hegelciler Max Stirner ve Ludwig Feuerbach'ın görüşlerinden ileri derecede etkilenmişti, ancak sonunda Marx ve Engels, Feuerbachçı materyalizmin de üstesinden geldiler.Paris'te Vanneau caddesi 38 numarada oturduğu süre boyunca (Ekim 1843'ten Ocak 1845'e kadar) Marx yoğun biçimde siyasal iktisat: (Adam Smith, David Ricardo, James Mill vb.) Fransız sosyalistleri (özellikle Claude Henri de Saint Simon ve Charles Fourier) ve Fransa tarihi çalıştı. Siyasal iktisat Marx'ın ömrünün sonuna kadar sürdüreceği bir çalışma alanı ve üç ciltlik dev eseri Kapital'in hazırlanmasına neden oldu. Marksizm genel olarak üç büyük alandan etkilenmiştir - Hegel diyalektiği, Fransız ütopyacı sosyalizmi ve İngiliz iktisat bilimi. Marx'ın Hegel'in diyalektiği üzerindeki çalışmalarıyla beraber bu süre boyunca Paris'te yaptığı çalışmalar Marksizmin(ya da Marx'ın ifadesiyle siyasal iktisatın) tüm ana öğeleri 1844 sonbaharında ortaya çıkmıştı. Marx, her insan gibi günlük uğraşılardan ve bunlara ek olarak radikal bir gazetenin editörlüğünün gerekli kıldığı özel taleplerden ve günlerde her an bir halk devrimi olma ihtimalinden dolayı kendisinden beklenen siyasal parti çalışmalarını yönlendirme zorunluluğundan dolayı siyasal iktisat çalışmaktan uzaklaşsa da her zaman bu çalışmasına geri döndü. Marx "kapitalizmin iç işleyişini anlamak" için araştıyordu.Marksizmin genel hatları 1844'ün sonlarında Marx'ın zihninde oluşmuştu. O sırada dünya siyasal iktisadına dair Marksist düşüncenin bir çok unsuru detaylı olarak çalışılmıştı. Ne var ki Marx kafasındaki yeni ekonomik teoriyi daha da netleştirmek için kendisinin ekonomiye dair bütün görüşlerini kağıda dökme ihtiyacı vardı. BU dönemde Marx 1844 Elyazmaları isimli eserini yazdı. Bu çalışma sayısız konuyu içeriyordu;yabancılaşmış emek de dahil. Ancak, 1845 baharıyla birlikte kendisinin süregiden kapitalizm, sermaye ve siyasal ekonomi çalışması Marx'ı -bilimsel sosyalizm- diye adlandırılan dünyanın tamamen materyalist bir görüşle ele alınmasına ihtiyaç duyan yeni bir siyasal ekonomi teorisine doğru gittiği düşüncesine yönlendirdi.1844 Elyazmaları Nisan ve Ağustos 1844 tarihleri arasında yazıldı. Sonuçta Marx, bu eserin Ludwig Feuerbach'ın düşüncelerinden etkilenmiş olduğunu fark etti. Tarihsel materyalizm doğrultusunda Feuerbach felsefesinden bir kopuş yaşamaya ihtiyaç duyduğunu fark etti. Böylece bir yıl sonra, Nisan 1845'te, Paris'ten Brüksel'e taşındıktan sonra, 11 taneden oluşan Feuerbach Üzerine Tezler'ini yazdı. Feuerbach Üzerine Tezler özellikle 11.Tez ile bilinir: "Filozoflar bugüne kadar değişik yollarla sadece dünyayı yorumlamaya çalıştı; artık onu değiştirme zamanı geldi". Bu eserde Marx, materyalizmi çok fazla düşünceye esir olmak ile, idealizmi tamamen pratiği teoriğe indirgemekle, felsefeyi gerçek fiziksel etkinlik ve uygulamaların dışında kalmakla eleştirdi. Bu tarihsel materyalizme ilk göz kırpmasıydı, dünya düşüncelerle değil gerçek, fiziksel çalışma ve uygulamalarla değişiyordu. 1845'te, Prusya kralının ricası üzerine, Fransa hükümeti, İçişleri Bakanı François Guizot'nın bizzat Marx'ı Fransa'dan gitmesini istemesi ile, Vorwärts! gazetesi kapatıldı. Marx bunun üzerine Paris'ten Brüksel'e geçti.Brüksel: 1845–1847Fransa'da kalması istenmeyen, Almanya'ya gidemeyen Marx, 1845 Şubat ayında Belçika'da Brüksel'e iltica etmeye karar verdi. Ancak, Brüksel'de kalabilmesi için Marx'ın günlük politik konularla ilgili olarak hiç bir şey yayımlamama sözü vermesi gerekti. Brüksel'de, içlerinde Moses Hess, Karl Heinzen, ve Joseph Weydemeyer'in de olduğu diğer sürgün sosyalistlerle bir araya geldi ve en sonunda, Nisan 1845'te Marx'ın yanına gelmek için Almanya Barmen'den Brüksel'e geldi. O sırada giderek artan sayıda Adalet İçin Birlik grubu üyesi insan da Brüksel'de kendine bir yer arıyordu. Daha sonra İngiltere Manchester'den Engels'in uzun süredir arkadaşı olan Mary Burns Engels'le birlikte olmak için Brüksel'e geldi. 1845 Temmuz'unun ortasında Marx ve Engels İngiltere'de sosyalist bir hareket olan Çartizm (Chartism) liderlerini ziyaret etmek için Brüksel'den ayrılıp İngiltere'ye gittiler. Bu Marx'ın İngiltere'ye ilk seyahatiydi ve Engels bu seyahat için en uygun rehberdi. Engels Kasım 1842'den itibaren 1844 Ağustos'una kadar 2 yıl boyunca Manchester'da yaşamıştı. Engels İngilizce öğrenmekle kalmamış, Çartist liderlerle yakın bir ilişki geliştirmişti. Ayrıca, Engels bir çok Çartist ve sosyalist İngiliz gazetesi için muhabirlik yapıyordu. Marx, bu seyahati Londra ve Manchester'da farklı kütüphanelerde çalışma yapabileceği iktisat kaynaklarını incelemek için bir fırsat olark kullandı.Engels ile birlikte Marx kendisinin tarihsel materyalizm kavramını en iyi şekilde ifade ettiği düşünülen kitabı olan Alman İdeolojisini yazdı. Bu çalışmasında Marx, felsefi anlamda idealizmden beslenen hem Feuerbach, Bruno Bauer, Max Stirner ve geri kalan tüm Genç Hegelciler ile ve hem de Karl Grun ve diğer "doğru sosyalistlerle" bağlarını kopardı. Alman İdeolojisinde Marx ve Engels, tarihteki tek dönüşüm gücü olarak materyalizme dayanan kendi felsefelerini tamamladılar.Alman İdeolojisi mizahi satirik bir formda yazılmıştır. Ancak bu mizahi form bile bu eseri sansüre uğramaktan kurtaramadı. Diğer bir çok eseri gibi Alman İdeolojisi de Marx'ın yaşadığı süre içinde basılamadı ancak 1932 yılında basılabildi.Alman İdeolojisi tamamlandıktan sonra Marx, "bilimsel materyalist" felsefeden kaynaklanarak hareket eden gerçek bir "devrimci proleter bir mücadelenin" "teori ve taktiklerini" değerlendiren kendi pozisyonunu ortaya koymak amacıyla hazırladığı çalışmasına döndü. Bu çalışma ütopyacı sosyalistlerle Marx'ın kendi bilimsel sosyalist felsefesi arasında farkı ortaya koymayı amaçlıyordu. Ütopyacıların insanların belli bir zamanda sosyalist harekete katılması için ikna edilmesi gerektiğine inandıkları, insanların başka bir inanca geçmesi için insanın ikna edilmesi gerektiği yöntemiyle, sırada, Marx insanların bir çok durumda kendi ekonomik çıkarları doğrultusunda davranmaya eğilimli olduklarının farkındaydı. Bu nedenden dolayı, bir sınıfın en temel maddi çıkarına dönük bir büyük çağrı ile bir sınıfa (burada işçi sınıfı) yapılacak çağrı bir devrim yapmak ve toplumu değiştirmek için sınıfın büyük bir kısmını harekete geçirmek en iyi yol olacaktı. Bu cümle Marx'ın planladığı yeni kitabın yazılma amacıydı. Ne var ki el yazması hükümetin sansüründen geçmesi nedeniyle Marx kitabın adını Felsefenin sefaleti olarak belirledi (1847) ve bu ismi Fransız anarko-sosyalist Pierre-Joseph Proudhon'un yazdığı Sefaletin felsefesi (1840) isimli kitabında ifade edilen "küçük burjuva felsefesi" bir yanıt olmasını istediği için önerdi.Bu kitaplar Marx ve Engels'in en çok tanınan eserleri, o tarihten beri Komünist Manifesto olarak bilinen bir siyaset kitapçığı olan eserleri için bir altyapı oluşturdu. 1846 yılında Brüksel'de yaşarken Marx gizli radikal organizasyon Adalet İçin Birlik ile çalışmaya devam etti. Yukarıda da belirtildiği gibi Marx, Birlik'in bir işçi sınıfı devrimi meydana getirebilecek şekilde kitlesel bir hareket olarak Avrupa çapında işçi sınıfını hareket geçirmek için ihtiyaç duyulan çeşitte radikal bir organizasyon olduğunu düşündü. Ne var ki işçi sınıfını kitlesel bir hareket geçirmek için organize etmek gerekiyordu, Birlik, "gizli" veya "yeraltı" çalışmasına devam etmek ve görünürde siyasi bir parti olarak çalışmak zorundaydı. Birlik üyeleri bu yaklaşıma ikna oldular. Haziran 1847'de Adalet için Birlik kendi üyeleri ile doğrudan işçi sınıfını hedef alan yeni bir açık "yer üstü" yapılanması doğrultusunda yeniden organize oldu. Bu yeni açık siyasal topluluk Komünist Birlik olarak isimlendirildi. Marx ve Engels'in ikisi birden bu yeni yapının programının ve organizasyon ilkelerinin belirlenmesinde görev aldı.1847'nin sonlarında Marx ve Engels en ünlü çalışmaları olacak eseri yazmaya başladılar - Komünist Birlik için bir eylem programı. Aralık 1847 ile Ocak 1848 arasında Marx ve Engels tarafından birlikte yazılan Komünist Manifesto ilk olarak 21 Şubat 1848 tarihinde basıldı.[ Komünist Manifesto yeni Komünist Birlik'in ilkelerini ortaya koydu. Artık gizli bir topluluk olmadıkları için ilkelerini kamuya açık hale getirmek istediler. Kitapçığın açılış cümleleri Marksizmin temel düşüncesini ifade etmektedir: "Bugüne kadar mevcut toplumların tarihi sınıf savaşlarının tarihidir." Kitap Marx'ın, burjuva (zengin orta sınıf) ve proleterya (endüstriyel işçi sınıfı) arasında giderek büyüdüğünü iddia ettiği çıkar çatışmasının ortaya çıkardığı antagonizmaları incelemektedir. Buradan hareket eden Manifesto, Komünist Birlik'in o dönemdeki diğer sosyalist ve liberal siyasal partilerden farklı olarak kapitalist toplumu ortadan kaldırıp onun yerine sosyalist toplumu getirmek amacıyla proleteryanın çıkarları doğrultusunda hareket edeceğini ortaya koymaktadır.Aynı yılın sonuna doğru(1848), Avrupa 1848 Devrimleri olarak bilinen bir dizi protesto, ayaklanma ve genellikle şiddet dolu karışıklıklar yaşadı. Fransa'da, 1848 Fransa devrimi, monarşi yönetimini devirdi ve İkinci Fransa Cumhuriyeti'ni kurdu. Marx bu tür durumlarda maddi yardım sağlıyordu; o dönemde babasının ölümünden dolayı 6000 veya 5000 Frank gibi önemli bir yekünü olan mirasın üçte biri ile devrimci bir harekete geçmeyi düşünen Belçikalı işçileri silahlandırmak için harcadı. Bu iddialar gerçekleşmese bile, Belçika Adalet Bakanlığı onu tutuklamak üzere suçladı; yeni bir cumhuriyet hükümetine sahip olduğu için güvende olacağını düşündüğü Fransa'ya kaçmak zorunda kaldı. Köln:1848-1849Paris'e geçen Marx, Komünist Birlik'in merkezini buraya aldı ve orada yaşayan farklı Alman sosyalistlerle Alman İşçiler Kulübünü kurdu. Devrimin Almanya'ya sıçramasını umut ederek 1848 yılında Marx Almanya'daki Komünist Partinin Talepleri başlıklı bir el ilanı dağıttığı Köln'e geri döndü, bu bildiride Komünist Manifesto'da yer alan 10 maddeden sadece dört tanesini dile getirdi çünkü o dönemde Alman burjuvazisinin proleterya tarafından iktidardan indirmeden önce burjuvazinin Almanya'da güçlü feodalizmi ve monarşiyi iktidardan indirmesi gerektiğine inanıyordu. 1 Haziran tarihinde, Marx günlük bir gazete çıkarmaya başladı; Neue Rheinische Zeitung, gazetenin finansmanı babasında kalan mirastan arta kalan ile yapılıyordu. Kendi Marksist yorumu ile Avrupa'dan gelen haberlerin düzenlenmesi için Marx baş yazar ve baskın editoryal güç olarak yer alıyordu. Komünist Birlik'ten diğer üyelerin katkılarına rağmen Engels'in ifadesi ile gazete "Marx'ın küçük bir diktatörlüğü" olarak kaldı.Gazetenin editörü olarak Marx ve diğer devrimci sosyalistler düzenli olarak polis baskısına uğruyor ve Marx değişik nedenlerden dolayı kovuşturuluyor, her seferinde de aklanıyordu. Bu sırada Prusya'da demokratik parlamento düştü ve kral, IV. Friedrich Wilhelm, solcu ve diğer devrimci kişilerin ülkeyi terk etmesini sağlayacak düzenlemelere girişen yeni bir kabine oluşturdu. Sonuç olarak, Neue Rheinische Zeitungkapatıldı ve Marx 16 Mayıs tarihinde ülkeyi terk etme emri aldı. Marx Paris'e döndü, o sırada Paris'te de ciddi bir karşı devrim dalgası ve kolera salgını vardı ve kendisini bir tehdir olarak gören polis tarafından şehri terk etmesi istendi. O sırada dördüncü çocuklarına hamile olan karısı Jenny ile 1849 Ağustos'unda mülteci olarak Londra'ya gitti. Londra'daki YaşamıAğustos 1849'da ömrünün sonuna kadar kalacağı Londra'ya yerleşti. Dolayısıyla Komünist Birlik merkezi de Londra'ya taşınmış oldu. Ancak, 1849-1850 kışında, Komünist Birlik içinde August Willich ve Karl Schapper'in başını çektiği bir grup Komünist Birlik'in başını çekeceği acil bir ayaklanma talebinde bulundu. Willich ve Schapper bu şekilde ayaklanmanın ateşinin yakılmasının tüm Avrupa'ya yayılacak bir devrime yol açacağını savunuyordu. Marx ve Engels böylesine plansız bir ayaklanmanın Komünist Birlik için bir macera ve intihar olacağını savundu. Schapper/Willich hizbi tarafından tavsiye edilen böylesine bir ayaklanma kolaylıkla Avrupa hükümetlerinin polis ve silahlı güçleri tarafından bozguna uğratılabilirdi. Bu Marx'a göre Komünist Birlik için her şeyin sonu anlamına gelebilirdi. Marx, toplumdaki değişimlerin, 'bir avuç insanın' isteği ve çabasıyla bir gecede gerçekleşemeyeceğini savunuyordu. Tersine bu değişimler, toplumun bilimsel olarak ekonomik şartlarının incelenmesi ve toplumsal gelişimin farklı safhaları doğrultusunda devrime doğru hareket ettirilmesi ile sağlanıyordu. Gelişimin bu aşamasında (1850 yılı), 1848 yılında tüm Avrupa çapında yaşanan devrimlerin mağlup edilmesini takiben, Marx, özgür seçimler doğrultusunda anayasal bir cumhuriyet kurulması ve tüm erkeklere oy hakkı verilmesi gibi yönetim reformları talepleri konularında feodal aristokrasiyi yenmek için yükselen burjuvanın ilerlemeci öğeleri ile işçi sınıfının işbirliği yapması konusunda Komünist Birlik'in teşvik edici olması gerektiğini düşünüyordu. Diğer bir ifade ile işçi sınıfı işçi sınıfı ajandasını ve işçi sınıfı devrimini gerçekleştirmeden önce burjuva devriminin başarıya ulaşması konusunda burjuva ve demokratik güçlere katılmalıydı. Komünist Birlik'i ortadan kalkmasına neden olacak kadar bir mücadeleden sonra Marx'ın düşünceleri galip geldi ve bunun üzerine Willich/Schapper grubu Komünist Birlik'ten ayrıldı. Bu sırada Marx sosyalist Alman İşçilerinin Eğitim Derneği ile yoğun biçimde ilgilendi. Dernek toplantılarını Londra'nın merkezi bölgelerinden Soho'da yapıyordu. Bu organizasyon da Marx'ı ve Schapper/Willich'i takip edenler olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Konu başlıkları Komünist Birlik içindeki tartışma başlıklarının aynıydı. Marx, ne var ki, bu dernekte Schapper/Willich grubuna karşı olan mücadeleyi kaybetti ve 17 Eylül 1850, tarihinde dernekten istifa etti. New York Tribune İçin YazmasıLondra'da Marx kendisini tamamen işçi sınıfının devrim organizasyonu çalışmasına verdi. İlk yıllarında ailecek inanılmaz bir yoksulluk içinde yaşadılar. Ana gelir kaynağı, gelirini aile şirketinden elde eden Engels'in sağladığı paraydı. Daha sonra Marx ve Engels birlikte dünyada değişik ülkelerdeki 6 gazeteye yazmaya başladı: İngiltere, ABD,Prusya, Avusturya ve Güney Afrika. Marx'ın muhabirlik çalışmasının esas kısmını New York Daily Tribune gazetesinin Avrupa temsilcisi olarak yaptıkları meydana getirmiştir. İlk yıllarda Marx kendi gazetesi veya kendi felsefesine sempati duyan işverenlerin ona editörlüğünü yaptırdığı gazeteler aracılığı ile işçi sınıfından büyük kitlelerle iletişim kurabiliyordu. Ancak Londra'da kendi gazetesini kurma sermayesi yoktu ve bu işe sermaye yatıracak insanları bulamıyordu. Dolayısıyla Marx New York Tribune ve benzeri burjuva gazetelerine makalaleler yazarak kamuoyu ile iletişim kurmaya çalıştı. İlk başta Marx'ın makalelerini Wilhelm Pieper Almanca'dan İngilizce'ye çeviriyordu. Zaman içinde Marx tercümeye gerek duyulmayacak biçimde İngilizce makale yazmaya başladı.New York Daily Tribune New York şehrinde Horace Greeley tarafından Nisan 1841 tarihinde kurulmuştu. Marx'ın ana iletişim kişisi Charles Dana'ydı. Daha sonra, 1868'te, Charles Dana rakip bir gazete olan New York Sun da editör olmak üzere gazeteyi bırakacaktı. Ancak, gene de Charles Dana Tribune gazetesinin editör kadrosunda kalmaya devam etti.Tribune ile ilgili bir çok unsur gazeteyi Marx'ın Atlantik ötesinde sempatik bir kitleye ulaşmasına yardım etmesi bakımından mükemmel bir araç haline getiriyordu. Gazetenin maliyeti için fon bulması onun çok ucuz satılmasını sağlıyordu: 2 sent. Ayrıca ABD'deki işçi sınıfının çoğunluğu tarafından beğeniliyordu. 50.000 lik tirajı ile ABD'de en yaygın dağıtılan gazeteydi. Editöryal olarak, Tribune Greeley'nin kölelik karşıtı görüşlerini yansıtıyordu. Tüm bu özelliklerin yanı sıra gazetenin okurları işçi sınıfının ilerlemeci kesiminden gözüküyordu. Marx'ın New York Tribune için ilk makalesi İngiltere parlamento seçimleri hakkındaydı ve 21 Ağustos 1852 tarihinde gazetede yayınlandı.Marx New York Tribune gazetesinin Avrupa'da çalıştırdığı gazetecilerden biriydi. Ne var ki, 1850lerin sonunda yaşanan kölelik krizi ve 1861'de patlak veren Amerikan İç Savaşı, ABD kamuoyunun Avrupa ile ilgili konulara ilgisini azalttı. Bu nedenden dolayı Marx, çok erken tarihlerde kölelik krizi ve o zaman ki "devletler arası savaş" hakkında çok erken yazmaya başladı.Marx New York Daily Tribune gazetesi için gazetenin editöryal politikasının "ilerici" olduğunu düşündüğü sürece makaleler yazmaya devam etti. Ne var ki, the departure of Charles Dana'nın 1861'in sonlarında gazeteden ayrılması ve bunun doğal sonucu olarak yeni editörler kurulu yeni bir politika getirdi. Gazete artık tamamen "kölelik karşıtı" değildi. Kuzey ve Güney arasında Güney'in kölelik görüşlerine hak veren bir barış yapılmasını savunuyordu. Marx bu yeni politik pozisyona karşı çıktı bunun sonucu olarak 1863'te Tribune gazetesinden istifa etmeye zorlandı 1850-1857 arası düşünsel gelişim ve eserleriLouis Bonaparte'in 18 Brumaire'i1851 Aralık ayı ile 1852 Mart ayı arasında, Marx, zafer kazanan proleteryanın burjuva devletini yıkmak zorunda olduğu iddiasını desteklediği tarihsel materyalizm, sınıf mücadelesi ve proleterya diktatörlüğü kavramlarını daha geniş biçimde açıkladığı 1848 Fransız devrimi üzerine bir çalışma olan Louis Bonaparte'in 18 Brumaire'i isimli kitabını yazdı. Devrim ve Ekonomik kriz ilişkisi1850ler ve 1860lar aynı zamanda, bazı akademisyenlere göre idealist, Hegelci Genç Marx'ın sonradan daha bilimsel bir zihinle Olgun Marx'ın yazacağı eserlerine giden yolu katettiği yıllardır. Bu ayrım genellikle Yapısalcı Marksizm okulu tarafından dile getirilmekte, ve diğer akademisyenlerin böyle bir durumun varolduğuna katıldıkları anlamına gelmemektedir. 1848 ile 1849 yıllarındaki devrimler Marx ve Engels için büyük birer deneyim olmuştu. Her ikisi de 1848 devrimci ayaklanması gibi tarihsel olayların açıklanabilmesi için kendilerinin tarihin akışının ekonomik okumasının tek geçerli yol olduğundan emin oldular. 1848'den bir süre sonra Marx ve Engels yeni bir ekonomik çökme olmadan yeni bir devrimci ayaklanma olmayacağını düşünmeye başladılar. Toplumda yeni bir devrimci ayaklanma olması için bir ekonomik resesyonun gerekli olup olmadığı Marx ve diğer devrimciler tarafından sorgulanmaya başladı. Marx diğer devrimcileri maceraperetlikle suçladı çünkü onların bir toplumdaki mevcut durumun ekonomik gerçekliklerini dikkate almaksızın sadece devrimcilerin güçlü devrim arzuları ile oluşturacakları gergin hava ile devrimin olabileceğine dair bir inançları vardı.1852 yılında ABD'de yaşanan ekonomik çöküntü Marx ve Engels'e ABD'de bir devrimci ayaklanmanın çıkıp çıkmayacağını düşündürttü. Ancak ABD ekonomisi klasik bir devrim için çok gençti. Batı bölgesi her zaman başka ülkelerde ciddi sorunlara yol açabilecek kitlelerin sevk edilmesi için bir boşaltma vanası görevi gördü. O yıllarda ülkelerin ekonomileri henüz diğer ülkelerin sınırlarında olumsuz etkileri durdurabiliyordu. Ancak 1857 Paniği olarak bilinen büyük ekonomik kriz ABD'de de başlayıp tüm dünyayı sardı. 1857 Paniği ilk gerçek anlamda küresel ekonomik krizdi. Marx 1844 yılından beri on üç yıldır ara verdiği ekonomi çalışmalarına dünyada olup biteni çok daha derinlemesine anlayabileceğini düşünerek geri döndü.1857 sonrası çalışma ve eserleri GrundrisseArka arkaya yaşanan işçi devrim ve hareketlerinin başarısızlık ve hayal kırıklıkları nedeniyle, Marx kapitalizmi derinlemesine anlamaya karar verdi ve British Museum'in okuma odasında siyasal iktisatçıların eserleri ve iktisadi veriler üzerinde çalışmak ve yorumlamak çok uzun saat ve günler geçirdi. 1857 sonunda sermaye, özel mülkiyet, ücretli emek, devlet, dış ticaret ve dünya ticareti hakkında elinde 800 sayfa tutan bilgi notu ve kısa denemeleri olmuştu; bu notlar Siyasal İktisadın Eleştirisinin Ana Hatları adıyla 1939 yılına kadar basılana kadar gün yüzüne çıkmadı.Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı1859 yılında Marx Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı, isimli ilk ciddi iktisat çalışmasını yayınladı. Bu eserin, üç cilt olarak daha sonraki bir tarihte yayınlama niyetinde olduğu Kapital'in girişi olması amacındaydı. Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı kitabında, Marx, David Ricardo tarafından savunulduğu gibi emek değer teorisini kabullenmektedir, ancak Ricardo metalar ölçeğinde kullanım değeri ve değer arasında bir ayrım çizerken kullanım değeri ve değer arasındaki gerçek ilişkiyi hiç bir zaman tanımlayamadı. Marx'ın kitabında ortaya koyduğu kanıtlara dayalı mantık yürütme açık bir biçimde kullanım değeri ve ekonomik değer arasındaki gerçek ilişkiyi ortaya koydu. Aynı zamanda kapitalist ekonomide para döngüsü ve para için gerçekten bilimsel bir teori ortaya koydu. Bunlardan dolayı, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı yayınlandığında büyük bir heyecan dalgası yarattı. Kitap satışa çıkar çıkmaz çok hızlı biçimde tükendi.Artı-Değer TeorileriArtı-Değer Teorileri (Almanca: Theorien über den Mehrwert) Karl Marx, tarafından Ocak 1862 ve Temmuz 1863 tarihleri arasında oluşturulmuş el yazmalarından meydana gelmektedir. Kitap esas olarak 1750'lerden beri tartışılan Almanca Mehrwert (artı-değer) kavramı hakkındaki teorilerle ilgilenmekte, servet oluşumu hakkında İngiliz, Fransız ve Alman siyasal iktisatçıların özellikle David Ricardo ve Adam Smith'in görüşlerini eleştirel olarak incelemektedir. Artı-Değer Teorileri kitabı genellikle Kapital'in 4.cildi olarak kabul edilmekte ve iktisadi düşüncenin tarihinde ilk kapsamlı eserlerden biri olarak görülmektedir. Birinci Enternasyonel1864 yılında , Marx Uluslararası Emekçiler Birliği (diğer bilinen adıyla Birinci Enternasyonel)'e katıldı,[ ve yönetimine seçildi. Bu organizasyonda Marx, Mikhail Bakunin'in (1814–1876) başını çektiği anarşist kanat ile mücadele içindeydi. 1872'de gerçekleşen Birinci Enternasyonel'in 4.kongresi olan Lahey Kongresi'nde Bakunin'in Marx'ın fikirlerini "otoriter" olarak değerlendirmesiyle iki grup arasında büyük çekişmeler yaşanmış, sonunda Bakunin ve anti-otoriter çevreler kongreden ihraç edilmiştir. Mücadeleden Marx galip çıksa da, 1872 yılında Marx'ın da desteklediği biçimde örgüt merkezinin Londra'dan New York'a taşınma kararı Enternasyonel'in güç kaybetmesine neden olmuştur. Das Kapital 1.Cilt1867'de dev çalışması, kapitalist üretim sürecini analiz ettiği Kapital'in ilk cildi yayımlanır. İkinci ve üçüncü cildi üstünde çalışmalarını sürdürür ancak bu ciltler ölümünden sonra Engels tarafından yayımlanabilecektir. Burada Marx, Thomas Hodgskin'in düşüncelerinden etkilenerek geliştirdiği emek değer teorisini ayrıntılara inerek anlatmaktadır. Marx, Kapital'de birden çok kere Hodgskin'in "takdiri hakeden" dediği Sermayenin Talepleri Karşısında Emeğin Savunulması isimli eserinden alıntılar yaptığını yazmaktadır. Hatta Marx modern kapitalist üretim sürecinde emeğin yabancılaşmasını Hodgskin'in tanımladığını aktarmaktadır. "Bireysel emeğin artık doğal bir ödülü yok. Her emekçi bütünün sadece, tek başına anlamı yada kullanım alanı olmayan bir parçasını üretmekte ve emekçinin kendini kıyaslayabileceği ve 'bu benim üretimim, bunu kendime ayırıyorum' diyebileceği hiç bir şey ortada bulunmamaktadır." Kapital'in ilk cildinde Marx, kar oranının düşmesine ve endüstriyel kapitalizmin çöküşüne neden olacağını tartıştığı artı değer ve sömürü kavramlarını da anahatlarıyla ortaya koymaktadır. 1871'in sonbaharında Kapital'in Almanca birinci baskısı tamamen satılmış ve ikinci baskısına geçilmişti. Kapital'in Rus dilinde basımı için yoğun talep 27 Mart 1872'de kitabın Rusça 3000 kopya basılmasına neden oldu. Fransa'da İç SavaşFransa'da İç Savaş Karl Marx tarafından Enternasyonal'in genel kuruluna gönderilme amacıyla Nisan-Mayıs 1871'de yazılan kitaptır.Haziran 1871'de basılmış, 1872 yılında yaygın bir basımla birçok dile çevrilmiş Avrupa ve ABD`de yayımlanmıştır. Gotha Programı'nın EleştirisiMarx'ın sağlığı hayatının son on yılında gittikçe bozulmaya başladığı için önceki yıllarda gösterdiği üretkenliği sağlayamadı. 1875'te yayımlanan Gotha Programı'nın Eleştirisi devrim stratejisi, proletarya diktatörlüğü, kapitalizmden komünizme geçiş ve işçi sınıfı partisi konularını ele alır. Bu kitapta, "Herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinmesine göre" prensibinin komünist toplumun sloganı olması gerektiğini beyan eder.Ölümünden Sonra Basılan ve Düzenleme Yapılan Eserleri Kapital II ve III. CiltlerKapital'in ikinci ve üçüncü ciltleri Marx'ın ölene kadar üzerinde çalıştığı el yazmaları olarak kaldı. Her iki cilt Marx'ın ölümünden sonra Engels tarafından bastırıldı. Kapital II.Cilt Engels tarafından yayına hazırlanıp Temmuz 1893'te bastırıldı: Kapital II: Sermayenin Dolaşım Süreci. Kapital III:Cilt bir yıl sonra 1894 Ekim ayında bastırıldı: Kapital III.Cilt: Bir Bütün Olarak Kapitalist Üretim Süreci. Artı-değer TeorileriArtı-değer Teorileri, Marx ve Engels'in Ortak Eserleri nin 30, 31, 32 ve 33.ciltlerini oluşturan 1861-1863 İktisat El Yazmalarından ve Marx ve Engels'in Ortak Eserleri nin 34.cildini oluşturan 1861-1864 İktisat El Yazmaları ndan oluşturulmuştur. Artı-değer Teorileri ni meydana getiren 1861-1863 İktisat El Yazmaları nın esas metni Ortak Eserler in 30.cildinin son kısmını, 31.cildin, ve 32.cildin tamamını meydana getirmektedir.[205] Artı-değer Teorileri nin Almanca kısaltılmış bir baskısı 1905'te ve 1910'da yayımlanmıştır. Bu kısaltılmış baskı İngilizce'ye çevrilip 1951'de Londra'da basılmıştır. Artı-değer Teorileri nin kısaltılmamış tam baskısı 1963 ve 1971 yıllarında Kapital'in 4.cildi olarak Moskova'da basılmıştır. Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni8 Mart 1881 tarihli Vera Zasuliç'e gönderdiği mektupta, Marx, Rusya'nın gelişimin kapitalist aşamasını atlama ihtimalini ve mir tipi köylerdeki ortak toprak kullanımı temelinde komünizmi inşa etmesi tasarımını dile getirmektedir. Rusya'nın kırsal komününün Rusya'nın toplumsal yenilenmesinin dayanak noktası olduğunu kabul ederken Marx, kapitalist aşama olmaksızın doğrudan sosyalist aşamaya geçmesi için mir'in yönetilmesi sırasında "her taraftan bu yapıya saldıracak zararlı etkilerin öncelikle engellenmesinin gerektiği" konusunda uyarıda bulunmaktadır. Bu zararlı etkilerin engellenmesiyle Marx kırsal komünün kendiliğinden gelişiminin normal şartlarının gerçekleşebileceğini öngörmektedir. Ne var ki Vera Zasulich'e gönderilen aynı mektupta Marx "kapitalist sistemin özünde üreticinin üretim araçlarından tamamen ayrılmasının yattığına" işaret etmektedir. Mektubun bir bölümünde Marx antropolojiye olan ilgisinin her geçen gün artmasından bahsetmektedir; gelecekteki komünizmin bizim tarih öncesi geçmişimizin komünizmine daha üst bir düzeyde geri dönüş olacağı inancıyla bu bilim dalına ilgi duymaktaydı. Şöyle yazmıştır: "Çağımızın tarihsel eğilimi kapitalist üretimin en yüksek seviyesine ulaştığı Avrupa ve Amerika ülkelerinde ölümcül bunalımlarıdır; modern toplumun en arkaik tipte ortaklaşmacı üretim ve iş bölümünün daha üstün bir biçimine dönüşmesine neden olacak şekilde kendi yıkımına son verecek bir bunalım". Şunu da eklemiştir: "ilkel komünlerin canlılığı karşılaştırılmaz biçimde Samilerden, Yunanlılardan, Romalılardan vb diğer toplumdan daha üstündü, ziyadesiyle modern kapitalist toplumlardan da". Ölmeden önce, Marx Engels'e bu düşüncelerini yazmasını istedi, kitap 1884 yılında yayımlandı: Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni.Aile HayatıKarl Marx, bir Prusya baronunun eğitimli kızı Jenny von Westphalen ile evlendi. Marx ve Westphalen ailelerinin istememesi yüzünden bu beraberlik önceleri saklı kaldı, daha sonra çift 19 Haziran 1843 tarihinde evlendi.Aile, 1850'li yıllarını yokluk içerisinde Londra'nın Soho semtinde bulunan üç odalı bir evde geçirdi. Marx ve Jenny'nin bu yıllarda dört tane çocuğu oldu, daha sonra Jenny üç çocuk daha doğurmuştur, fakat yedi çocuktan sadece üç tanesi hayatta kalarak ergenliğe erişebildi (Bu 3 çocuktan 2'si ise olgunluk yaşlarında intihar etmiştir). Manchester'da aile işini yürütmekte olan Engels, bu yıllarda Marx'ın en büyük maddi destekçisi oldu. New York Daily Tribune'de muhabir olarak çalışan Marx, buradan da bir miktar para alıyordu. Aile, Jenny'e 1856 yılında kalan miras sayesinde gene Londra civarında görece sağlıklı bir yere taşındı. Marx hemen hemen bütün hayatını kıt kanaat geçirdi, yokluk peşini hiçbir zaman tam olarak bırakmadı.Marx'ın çocuklarının isimleri şunlardır: Jenny Caroline (Longuet; 1844–1883); Jenny Laura (Lafargue; 1846–1911); Edgar (1847–1855); Henry Edward Guy ("Guido"; 1849–1850); Jenny Eveline Frances ("Franziska"; 1851–1852); Jenny Julia Eleanor (1855–1898) ve Temmuz 1857'de henüz ismi konulmadan hayatını kaybeden bir bebek. http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Marx

http://www.ulkemiz.com/karl-marx-kimdir-

Meme Küçültme Estetiği Nedir ?

Meme Küçültme Estetiği Nedir ?

Birçok kadın büyük göğüslerinden dolayı şikayet eder ve meme küçültme ameliyatı için estetik uzmanlarına başvururlar. Aşırı derecede büyük ve sarkmış göğüsler kişiye rahatsızlık verir. Hem vücut ölçüsünden büyük olması nedeniyle estetik açıdan kötü bir görünüm sağlar hemde ağır olması ile diş duruş pozisyonunu bozar.Memem Küçültme Ameliyatında Yeni Göğüslerin TasarımıBeden ölçülerinize uygun büyüklükte, doğal şekle sahip simetrik meme elde etmektir. Hastaların çoğu kendi meme büyüklüğünü ya da olmasını istediği meme büyüklüğünü genellikle sütyen bedeni ölçüsü kullanarak ifade eder. Halbuki sütyen bedeni ölçüsü göğüs hizasındaki sırt çevresi ölçüsüdür. Bu ölçü sırtınız genişledikçe artar, bu yüzden meme büyüklüğünün gerçek ifadesi sayılmaz. Ancak unutmayın ki, beden genişliği her kişide farklı olacağı için herkesin bedenine uygun göğüs büyüklüğünün de standardı yoktur. Meme Küçültme EstetiğiEstetik cerrahinin gelişim süresi boyunca sayısı bilinmeyecek kadar çok estetik meme küçültme ameliyatı tekniği tanımlanmıştır. Bu teknikler, tanımlandığı zamanlarda uygulanmış, avantajları, dezavantajları tartılmış, avantajları ağır basanlar, üzerinde daha da çalışılarak geliştirilmiş, gelişim evrimi devam ederek günümüze kadar gelmiştir. Tanımlanan çok sayıdaki teknik, elene elene günümüzde artık belli başlı teknikler kullanılır hale gelmiştir. Estetik meme küçültme ameliyatı, tıbbi bilgiler çerçevesinde üç boyutlu geometrik bir tasarımın ameliyat aracılığıyla uygulanış biçimidir. Tasarımın mantığı, üç boyutlu yuvarlak hatlara sahip yapının üç boyutlu küçültülmesine dayanır. Bunu oluşturmak için “Meme başını istediğimiz yere getirerek göğsün neresinden ne kadar doku çıkarırsak istediğimiz şekli elde ederiz?” sorusunu soruyoruz. Bunun cevabına göre hangi tekniğin uygun olacağına karar verilir. Meme küçültme estetiği teknikleri, meme başının normalde olması gereken yere naklediliş yöntemine göre tanımlanır. Burada ameliyat tekniklerini, ameliyat izlerinin kalış şekline göre anlatacağım. Estetik meme küçültme ameliyatında, uygulanan her teknikte meme başının etrafında çember biçiminde ve buna ek olarak aşağıya meme alt kenarına kadar uzanan dikey bir çizgi şeklinde bir iz mutlaka olur. Bazı tekniklerde buna ek olarak memenin alt kenarı boyunca yatay bir iz daha olabilir. Hangi tekniğin uygulanacağına memenin büyüklüğü, meme küçültme miktarı ile sizin beklentileriniz dikkate alınarak karar verilir. Meme Küçültme Ameliyatı SonrasıMeme küçültme estetiği, genel anestezi altında yapılması gereken bir ameliyattır. Yaklaşık 3-4 saat sürer. Ameliyat olup bittikten 3-4 saat sonra ayağa kalkıp dolaşmaya başlayabilirsiniz. 1 veya en fazla 2 gün hastanede kalmanız gerekir. Ameliyattan sonra rahatsızlık verecek derecede ağrı olmayacaktır. Ameliyatın etkisinden dolayı göğüslerde şişlik (ödem) ve zaman zaman morarma olabilir, şişlik ve morarma olmuşsa, yaklaşık 10 gün içinde azalarak kaybolur. Ameliyattan 2-3 gün sonra banyo yapabilirsiniz. http://www.estetiktr.net

http://www.ulkemiz.com/meme-kucultme-estetigi-nedir-

Alerji testleri ve alerji nasıl tespit edilir

Alerji testleri ve alerji nasıl tespit edilir

En önemli adım gerçek alerjiyi, alerji gibi semptom veren durumlardan (intolerans, gıda zehirlenmesi, ilaç yan etkileri, v.s.) ayırt etmektir.

http://www.ulkemiz.com/alerji-testleri-ve-alerji-nasil-tespit-edilir

Atık Maddeler ve Çevreye Etkileri

Atık Maddeler ve Çevreye Etkileri

Nüfus artışı, yaşam standardının yükselmesi, şehirleşme, tüketim maddelerinin çeşitlenmesi gibi nedenlerle atık maddeler giderek artmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/atik-maddeler-ve-cevreye-etkileri

İlk Yardım ve İlk Yardımın Temel İlkeleri İlk Yardım ve İlk Yardımın Temel İlkeleri

İlk Yardım ve İlk Yardımın Temel İlkeleri İlk Yardım ve İlk Yardımın Temel İlkeleri

Acil durumlarda sağlık hizmetine yılın 365 günü ve günün 24 saati ihtiyacımız olabilir. Özelikle yaralanma vakalarının sık yaşandığı bu günlerde bu durum çok ama çok önem arz edebilmektedir.

http://www.ulkemiz.com/ilk-yardim-ve-ilk-yardimin-temel-ilkeleri-ilk-yardim-ve-ilk-yardimin-temel-ilkeleri

Yaşlı İnsanların Toplumdaki Yeri

Yaşlı İnsanların Toplumdaki Yeri

Endüstrileşmiş batılı ülkeler başta olmak üzere tüm dünyada yaşlı nüfus giderek artmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/yasli-insanlarin-toplumdaki-yeri

Milletler Arası Kuruluşlar ve Türkiye

Milletler Arası Kuruluşlar ve Türkiye

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER •    Birleşmiş Milletler Teşkilatı (B.M.) 1945’te 51 temsilci ülkeyle kurulmuştur. •    Kuruluşun merkezi New York’tadır. •    BM’nin 179 üyesi vardır. •    BM’ye üye olmayan ülkeler İsviçre, Nauru, Vatikan, Tanga, Monako, Tayvan, Andora’dır. •    Uluslararası barış ve güvenliğin korunması amacıyla kurulmuştur. Her türlü anlaşmazlığa adalet ve uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm aranır. İnsan hakları ve temel hürriyetlere saygı esas alınmıştır. •    BM amaçlarını yerine getirmek için; Genel Kurul, Vesayet Konseyi, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Uluslararası Adalet Divanı, Genel Sekreterlik organları kurulmuştur. Genel Kurul: Tüm üye ülkelerin temsilcisi yer alır. Tüm ülkelerin oy hakkı vardır. Kararlar 2/3 oy çokluğuna göre verilir. Vesayet Konseyi: Sömürge topraklarıyla ilgilenme amacıyla kurulmuştur. Günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. Güvenlik Konseyi: Beş daimi ülke (ABD, Fransa, İngiltere, Çin, Rusya) ve 10 geçici ülkeden oluşur. Veto hakkı bu 5 daimi ülkeye aittir. BM Güvenlik Konseyi çatışma bölgelerine gözlemci gönderir. Gerekirse “barış gücü” askerleriyle müdahalede bulunur. Ekonomik ve Sosyal Konsey: 3 yıllığına seçilen 54 ülkeden oluşur. Genel Kurul’a ekonomik ve sosyal konularda yardımcı olur. Uluslararası Adalet Divanı: Merkezi Hollanda’nın Lahey şehridir. 9 yıl için 15 üye seçilir. Devletler arası hukuki anlaşmalarda görüşlerini bildirir. Genel Sekreterlik: BM Teşkilatının en üst idari organıdır. UNESCO (Bilim ve Kültür örgütü), UNICEF (Çocuklara yardım fonu), FAO (Gıda ve Tarım örgütü), WHO (Dünya sağlık örgütü) ILO (Uluslararası çalışma örgütü) ve IMF (Dünya para fonu) BM teşkilatının yardımcı organlarıdır. Türkiye BM Teşkilatının kurucu üyesidir. Gerektiğinde asker göndermiştir. NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı) •    II. Dünya Savaşı sonrası Doğu Blok’u ülkelerinden Batı Avrupa ve Amerika’ya gelebilecek herhangi bir saldırıya karşı ABD, Belçika, Kanada, İngiltere, Fransa, Hollanda, Danimarka, İtalya, Norveç, İzlanda, Portekiz ve Lüksemburg tarafından 1949 yılında kurulmuştur. Türkiye “Yurtta sulh, cihanda sulh” prensibinden dolayı bu kuruluşa 18.02.1952 tarihinde üye olmuştur. 1990 yılında yeni Almanya Nato’ya üye olmuştur. •    Nato’nun amacı üye ülkelere savaşta destek olmaktadır. •    Nato itifakının en yüksek sivil organı Nato Konseyi, en yüksek askeri organı ise Askeri Komite’dir. •    Türkiye ABD’den sonra en güçlü orduya sahip Nato ülkesidir. Bu güne kadar Nato’ya karşı tüm sorumluklarını tam anlamıyla yerine getirmiştir. AVRUPA EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA TEŞKİLATI (OECD) 1947’de “Marshall Planı” adlı yardım planı ile II. Dünya savaşı sonrası savaştan zarar gören ülkeleri kalkındırmak için kurulmuştur. •    Finlandiya dışında tüm Avrupa ülkeleri ile Kanada, ABD, Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda teşkilata üye ülkelerdir. •    Türkiye OECD’ye 1948 yılında katılmıştır. •    OECD üye ülkelerde hayat standardını artırma, istihdamı artırma, büyüme hızını artırma, istikrarı sağlama konularında çalışmalarını yürütür. •    OECD her yıl çeşitli konularda ekonomik rapor ve istatistikler yayınlar. AVRUPA KONSEYİ •    Belçika, İngiltere, Fransa, Hollanda, İrlanda, İsveç, İtalya, Norveç ve Lüksemburg’un 5 Mayıs 1949’da kurduğu bir teşkilattır. •    Amacı, ekonomik, kültürel, hukuki, bilimsel, toplumsal alanda işbirliği yapmaktır. •    Başlıca organları; Bakanlar Komitesi, Danışma Meclisi, Sekreterlik, Avrupa İnsan Hakları Divanı’dır. •    Türkiye 1949 yılında Avrupa Konseyi’ne üye olmuştur. AVRUPA BİRLİĞİ (AB) •    Benelux ülkeleri (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) ile Almanya, İtalya, Fransa arasında 25.03.1957 yılında kurulmuştur. •    Ülkeler arasında paranın, iş gücünün, hizmetin, sermayenin serbest dolaşımını sağlamak amacıyla kurulmuştur. •    Günümüzde AB’ye üye sayısı 27’ye çıkmıştır. Bu ülkeler; Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Avusturya, Lüksemburg, Finlandiya, Çek Cumhuriyeti, Litvanya, Danimarka, Slovenya, Estonya, Slovakya, irlanda, Kıbrıs Rum Kesimi, Polonya, Macaristan, Belçika, Malta, İsveç, Portekiz, Letonya, Hollanda, Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’dır. •    AB ülkelerine ortak gümrük tarifesi kullanılır. Bu ülkelerde 1999 yılından bu yana “Euro” ortak para birimi olarak kullanılmaya başlamıştır. •    Başlıca organları: Avrupa Komisyonu, Bakanlar Konseyi, Avrupa Parlementosu ve Adalet Divanı’dır. •    Türkiye AB’ye girmek için ilk kez 1959 yılında müracaat etmişti. Türkiye’nin üyeliği üç aşamalı olarak kabul edilmiştir. Bunlar hazırlık dönemi, gümrük birliği ve son dönemdir. 1981 yılında Yunanistan’ın olumsuz tavırları AB – Türkiye ilişkilerini gerginleştirmiş ve ilişkilerin Konsey tarafından askıya alınmasına neden olmuştur. Türkiye’nin 1987’deki tam üyeliğinin görüşülmesi reddedildi. 1996’da Gümrük Birliği’ne giren Türkiye 1999 yılında AB’ye aday ülke olarak kabul edilmiştir. Günümüzde ise tam üyelik ön görüşmeleri sürmektedir. http://www.bilgiustam.com/milletler-arasi-kuruluslar-ve-turkiye/

http://www.ulkemiz.com/milletler-arasi-kuruluslar-ve-turkiye

Dondurulmuş Gıda Tüketiminin Faydaları-Zararları

Dondurulmuş Gıda Tüketiminin Faydaları-Zararları

Dondurma işleminde gıdaların koku, tat veya besin değerinde herhangi bir değişme olmadığından en iyi gıda saklama yöntemlerindendir.

http://www.ulkemiz.com/dondurulmus-gida-tuketiminin-faydalari-zararlari

Piramitlere Bilimsel Bir Bakış Açısı

Piramitlere Bilimsel Bir Bakış Açısı

Sohbet ortamlarında ve internet üzerinden yapılan bazı paylaşımlarda "Antik Yapılar" hakkında çeşitli bilgiler duyabilir ve okuyabilirsiniz.

http://www.ulkemiz.com/piramitlere-bilimsel-bir-bakis-acisi

Matbaacılık ve gelişim hakkında bilgi

Matbaacılık, metin ve görüntülerin genellikle kâğıt gibi yüzeyler üzerine basılarak çoğaltılma işidir.

http://www.ulkemiz.com/matbaacilik-ve-gelisim-hakkinda-bilgi

IQ Nelere Bağlıdır: Genler mi Çevre mi?

IQ Nelere Bağlıdır: Genler mi Çevre mi?

Yüzyıllar boyunca yaşamın gelişimsel faktörlerinin kaynağı hakkında tartışmalar sürmektedir. Uzun zamandır devam eden bu tartışmanın merkezinde iki önemli koşul bulunmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/iq-nelere-baglidir-genler-mi-cevre-mi

Elektronik Dil ve Zeytinyağında Bulunan Polifenollerin Belirlenmesi

Elektronik Dil ve Zeytinyağında Bulunan Polifenollerin Belirlenmesi

İnsanlarda bulunan tat alma duyusunu taklit ederek, gıdalardaki bileşenleri elektriksel yolla belirleyen cihaz elektronik dil olarak adlandırılmaktadır.

http://www.ulkemiz.com/elektronik-dil-ve-zeytinyaginda-bulunan-polifenollerin-belirlenmesi

Yeni lityum pillerle akıllı telefonların şarj ömrü ikiye katlanacak

Yeni lityum pillerle akıllı telefonların şarj ömrü ikiye katlanacak

SolidEnergy Systems’ın MIT (Massachusetts Institute of Technology) laboratuarlarında üretilen pili, diğerpillere göre iki kat daha fazla enerji depolayabiliyor.

http://www.ulkemiz.com/yeni-lityum-pillerle-akilli-telefonlarin-sarj-omru-ikiye-katlanacak

Adli bilişim laboratuvarı

Adli bilişim laboratuvarı

Adli bilişim laboratuarları, asgari olarak aşağıdaki şartları karşılamalıdır.

http://www.ulkemiz.com/adli-bilisim-laboratuvari

Sigma 24-35mm F2 DG HSM

Sigma 24-35mm F2 DG HSM

Art serisine özgü üst düzey optik kalite sunan bu objektifte 24mm, 28mm ve 35mm odak uzaklıkları bir araya getirilmiştir.

http://www.ulkemiz.com/sigma-24-35mm-f2-dg-hsm

ISO – ASA nedir?

ISO – ASA nedir?

İnternational Organization for Standardization’ yani ‘Uluslararası Standartlık Örgütü’nün kısaltmasıdır. Bizim anlayacağımız mana da ise ıso, kısaca ışığa duyarlılıktır.

http://www.ulkemiz.com/iso-asa-nedir

Arı Yetiştiriciliği

Arı Yetiştiriciliği

Arıcılık, Anadolu insanının bir geleneği olarak Ülkemizde çok eski dönemlerden beri yapıla gelmektedir. Çok eski bir geçmişe sahip olmasına karşın arıcılığın gelişmesi bilim ve teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak son yüzyıllarda olmuştur.

http://www.ulkemiz.com/ari-yetistiriciligi

Sözleşmeli Tarım Nedir ?

Sözleşmeli Tarım Nedir ?

Sözleşmeli tarım veya sözleşmeli çiftçilik, tarımsal üretim yapan çiftçilerle bunların ürünlerini satın alacak özel veya tüzel kişiler arasında “sözleşme”ye dayalı bir üretim şeklini ifade etmektedir.

http://www.ulkemiz.com/sozlesmeli-tarim-nedir-

Bretton Woods Anlaşması Ve Sistemi Nedir?

Bretton Woods Anlaşması Ve Sistemi Nedir?

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkeler dünya ticaretini serbestleştirecek, yıkılan ekonomilerin onarımını kolaylaştıracak uluslararası ticari ve mali sistemin kurulması amacıyla 1944 yılında ABD’nin New Hampshire’deki Bretton Woods kasabasında toplandılar.

http://www.ulkemiz.com/bretton-woods-anlasmasi-ve-sistemi-nedir

Evlilikte uyum nasıl yakalanır?

Evlilikte uyum nasıl yakalanır?

Evlilikte uyum hem çiftleri hem de çocukları etkileyen en önemli faktör. Evlilikteki uyum beraberinde mutluluğu ve evlilik doyumunu da getirir.

http://www.ulkemiz.com/evlilikte-uyum-nasil-yakalanir

Ekran Kartları Nasıl Çalışır?

Ekran Kartları Nasıl Çalışır?

Hemen hepimizin bilgisayar almaya kalktığımızda ilk seçtğimiz parçalardan biri de ekran kartıdır ama sadece işlemci, bellek ve sabit diske bakarak bilgisayar seçtiğimiz günlerin üzerinden o kadar da uzun yıllar geçmedi.

http://www.ulkemiz.com/ekran-kartlari-nasil-calisir


Biyologların Ulusal Meslek <b class=red>Standardı</b>

Biyologların Ulusal Meslek Standardı

26.01.2017 tarih ve 29960 sayılı (mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan (Mesleki Yeterlilik Kurumundan) “Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ” de Biyologların Ulusal Meslek Standardı yayımlanmıştır.

http://www.ulkemiz.com/biyologlarin-ulusal-meslek-standardi

Black Russian Terrier

Black Russian Terrier

Siyah Rus Terrieri iri bir köpektir. Güçlü sinirlere sahip bu nadir Rus ırkı dayanıklı ve sağlam yapılıdır. Güçlü, sakin ve dikkatlidir. Geniş ve uzun kafatası güçlü bir görünüm sergiler.

http://www.ulkemiz.com/black-russian-terrier

Doberman Pinscher Cinsi Köpekler

Doberman Pinscher Cinsi Köpekler

Doberman Pinscher, zarif, ancak adaleli ve çok güçlü bir köpektir. Güçlü ve derin göğüsü, kısa bir sırtı ve yine adaleli ve zarif bir boynu vardır.

http://www.ulkemiz.com/doberman-pinscher-cinsi-kopekler

Uyku Pozisyonuna Göre Kişilik Analizi

Uyku Pozisyonuna Göre Kişilik Analizi

Uyku üzerine sayısız araştırma yapılmıştır. Bu araştırmalardan biri de uyku pozisyonları ile ilgilidir. Bilim adamları yapılan araştırmalar sonucunda uyku pozisyonunun sadece insan sağlığı ile bağlantılı olmadığını, aynı zamanda insanların karakteriyle de bağlantılı olduğunu saptamışlardır.

http://www.ulkemiz.com/uyku-pozisyonuna-gore-kisilik-analizi

Omurilik ve Omurgayı Oluşturan Kemikler Nelerdir?

Omurilik ve Omurgayı Oluşturan Kemikler Nelerdir?

Omurga ve omurilik, sinir siteminin en önemli kısımlarından birisidir. Omurga bir sistem olarak kabul edilir ve toplamda 33 adet omur kemiğinin bir araya gelmesiyle oluşmuştur.

http://www.ulkemiz.com/omurilik-ve-omurgayi-olusturan-kemikler-nelerdir

Hız Koridoru Uygulaması Nedir ?

Hız Koridoru Uygulaması Nedir ?

Yaygın adıyla hız koridoru olarak bilinen uygulama, teknik ifadeyle’koridor hızı ihlal tespit sistemi’dir.

http://www.ulkemiz.com/hiz-koridoru-uygulamasi-nedir-

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0